Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 971
Taha Suresi Tefsiri 65-71. Ayetler
7.7.2018
1115 Okunma, 1 Yorum

TAHA SÛRESİ - 9. Hafta

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

قَالُوا يَامُوسَى إِمَّا أَنْ تُلْقِيَ وَإِمَّا أَنْ نَكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَلْقَى (65) قَالَ بَلْ أَلْقُوا فَإِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ يُخَيَّلُ إِلَيْهِ مِنْ سِحْرِهِمْ أَنَّهَا تَسْعَى (66) فَأَوْجَسَ فِي نَفْسِهِ خِيفَةً مُوسَى (67) قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنْتَ الْأَعْلَى (68) وَأَلْقِ مَا فِي يَمِينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُوا إِنَّمَا صَنَعُوا كَيْدُ سَاحِرٍ وَلَا يُفْلِحُ السَّاحِرُ حَيْثُ أَتَى (69) فَأُلْقِيَ السَّحَرَةُ سُجَّدًا قَالُوا آمَنَّا بِرَبِّ هَارُونَ وَمُوسَى (70) قَالَ آمَنْتُمْ لَهُ قَبْلَ أَنْ آذَنَ لَكُمْ إِنَّهُ لَكَبِيرُكُمُ الَّذِي عَلَّمَكُمُ السِّحْرَ فَلَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ مِنْ خِلَافٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ فِي جُذُوعِ النَّخْلِ وَلَتَعْلَمُنَّ أَيُّنَا أَشَدُّ عَذَابًا وَأَبْقَى (71)

 

***

 

قَالُوا يَامُوسَى

QAvLUv YAv MUvSAv (FaGaLUv YAv MUvSAv)

“‘Ey Musa’ dediler”

Arada sahne değişiyor. Yukarıda anlatılanlar oluyor. İnsanlar ziynet günü serbest görüşmelerin yapıldığı ortak meydana gelmişlerdir. Firavun devlet başkanıdır. Tebaası ikiye ayrılmıştır; biri resulleri desteklemektedir. Diğerleri ise buna karşıdırlar. Bunları eşit şartlarla karşılaştırmaktadır. Halkın ona itaat etmesi için Firavun bile bunu yapmak zorundadır.

Harun Reşit dünyanın en güçlü hükümdarından biri olarak kabul edilir. O der ki; ben halkıma pamuk ipliği ile bağlıyım, onlar gelirse ben çekerim, onlar çekerse ben giderim, ama ipliği koparmam.

Sultanlık bir sanattır, ipi koparmadan halkı istenen yere götürme sanatıdır.

Firavun bu sanatı kullanıyor. Kendisi konuşmuyor. Sahirler konuşuyor. ‘Ey Musa’ diyorlar. Firavuna sormuyorlar, doğrudan Musa’ya soruyorlar. Satranç veya dama oynayanlar bilirler. İlk hamle yapan daima avantajlıdır. Sahirler kendilerinden emin, ‘sen mi önce oynayacaksın’ diyorlar. Musa da yarışta önceliği onlara veriyor.

Bugünkü Sermaye yılanını ortaya koydu. Doların değerini yükseltti. Şimdi doları durdurma çabasındadır. Bundan sonra Dolar üzerine Altın, Demir, Buğday ve Toprak Bonolarla yürünecektir. Doları işte bunlar toptan yutacaklardır. Bu olacak ama ne zaman ve nasıl olacak, onu bilemiyorum.

Mısırlılar bunlardan daha cesur imişler.

Bunlar bize diyebilirler ki: Serbestsiniz, çıkarın bonolarınızı. Onlardan bir şey istemiyoruz. 300 milyon lira değerindeki bizim 200 senelik tapulu arazimizi bize versinler yeter. Orada kendi bucağımızı kurarız. Bucak içinde Dolar ve TL diye bir para birimi kalmaz diyoruz. Öyle değil mi? Bizim arazilerimizi bize versinler, gasp etmeye devam etmesinler. Şimdi saldırdıkları Gülen’e ise ne istediyse verdiler. Aslında Gülen’e vermiyorlardı, Gülen görüntülü sömürücü düşman Sermaye’ye veriyorlardı. 15 Temmuz’u onlar yaptı. Erbakan’a karşı da desteklediler. Allah’ın mekri böyledir.

Bugün siyasette merkez Ak Parti’dir. Dinde merkez de İslam’dır. İslam’ın merkezinde de Gülen oturmaktadır. Dünya sahte Müslümanları kahraman yapmış, onlarla savaşmaktadır. Gerçek Müslümanlar sahneye bile çıkamamaktadır.

إِمَّا أَنْ تُلْقِيَ

EimMAv EaN TuLQıYa (EimMAv EaN TaFGaLa)

“Sen ilka edeceksin”

إِمَّاşart edatını belirtmektedir. “إِنْ” şart edatı, أَنْ mastar harfidir.

Buradaki “مَا” soru edatıdır. İlka eden sen mi olacaksın yoksa biz mi anlamındadır. Yani şart ile soru birleşmiştir. İkisi şart olsun anlamındadır.

“İlka etmek” bırakarak yere uzatmak anlamında kullanılmaktadır. Aslında kavuşmak anlamındadır. İlka etmek koymak demektir. “لَقِيَ” buluşma anlamındadır. Halk buluşur, yanak yanağa gelirler. Sonra “lekiye” değmek anlamına gelmiştir. Daha sonra da yere uzatma anlamındadır.

وَإِمَّا أَنْ نَكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَلْقَى(65)

Va İmMAv EaN NaKUvNa EavVaLa MaN EaLQAv (Va EimMAv EaN NaFGaLa MaN EaFGaLa)

“Yoksa ilka edenlerin evveli biz olalım.”

Musa’nın ilkasında sen mi ilka edeceksin dendiği halde, kendilerinden bahsederken ilka edenlerin ilki ifadesini kullanmıştır. İkinci ifade değişmiştir. Birincisi mücmel geçilmiş ikincisinde açıklanmıştır. Tersi de yapılabilirdi. Yani إِمَّاأَنْ نُلْقِيَ وَإِمَّا أَنْ تَكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَلْقَى  olabilirdi.

Sahirler bu cümleyi söylerken ikincisini söylüyorlar. Yani kendi maharetlerini önce göstermek istiyorlar. Bunu yapmakla şunu demek istiyorlar. Biz sihrimizi göstermeliyiz. Bizim seviyemizde bir şey yapacaksan bizim öncelik hakkımız vardır, biz galibiz demektir. Siz bizden daha ileri bir şey göstereceksiniz ki biz mağlup olalım. Mekkede kadim olanın kıdemi üzerinde de terk olunur deniyor. Değişmek için delillere ihtiyaç vardır. Devam için delillere ihtiyaç yoktur.

Muhalefet partisinin iktidardaki partiden daha iyi olacağını göstermesi gerekir. Bu sebepledir ki Müslümanların Merkez Bankalarının banknotları ile bir şeyi başarmaları galibiyet getirmez. Aksine onların üstünlüğünü gösterir. Ak Partililerin ve Gülencilerin yaptığı hata budur. Mevcut dolarla doları yenmek istiyorlar. Oysa siz galip gelseniz bile dolar galip gelmiş olur, Semt bonosu değil.

Demek ki sahirler Musa’ya aynı zamanda yarışma kurallarını da öğretmektedirler.

Demokrat Parti’nin yaptığı hata bu idi, tek parti anayasası ile iktidara talip olmak! Onu yapan her halde senden daha iyi uygular. Bunun için askerler anayasayı değiştirdiler. Çok partili anayasa getirdiler. Hata ettiler. Getirdikleri anayasa yine onların anayasası idi. Aynısının ikinci modeli oldu.

Kenan Evren benzer hatayı yaptı. Onda bizim eksiğimiz vardır. Kurucu Meclis’i meşru saymadığımız için ilgilenmedik. Oysa Kurucu Meclis meşru idi. Meşru olmayan eski meclisin kapatılması idi.

Ak Parti de benzer hatayı yapmaya devam etmektedir.

 

YORUM

Bugünkü faizli işletmeler birer sihir kuruluşlarıdır. Karşılıksız para ile işletmelerini işletiyorlar. Bugün İslami faaliyet göstermek, kilise ve havra dâhil hatadadır. Karşılıksız sihir doları içinde varlıklarını sürdürüyorlar. Başarı şansları yoktur. Onlardan olmayanları ya satın alıyorlar ya susturuluyorlar ya kovuluyorlar ya da öldürüyorlar.

Makroda mücadele ile sahirler mağlup edilemez.

İlahi dinler halklarını ortaklık ekonomisinde eğitmelidirler. Onlara teavün şirketleri kurdurup örgütlemelidirler. Kur’an ve Tevrat’ın öğrettiği ortaklık ekonomisi ile Firavunun ordusuyla baş edebilirler. Firavuna Musa ordularla gitmedi, onların mahir olduğu sihir karşıtı ile gitti. Biz de onlara sahte dolar karşıtı bir para ile gidiyoruz. 50 senedir Akevler denemektedir. Bugün güçlenerek yeni hamle için hazırlanmaktadır.

Beşir Atalay ziyarete geldi, evde kimse olmadığı için bana ulaşmak için epey uğraşmışlar.

Bana “Allah’la aran nasıl?” dedi! Hiç beklemediğim bir soru! Cevap verdim: “Hamd ediyorum, ben O’ndan razıyım, ümit ederim ki O da benden razı olur.”

Gerçekten bizim nesil Allah’tan bir istediyse O on kadar verdi. Beşir Atalay Akevler’de avukatlık stajı yaparken şimdi nerelerde? Ak Parti’nin fiilen kurucusu Beşir Atalay’dır. Ona görevinin bitmediğini söyledim.

Allah benim istediğimin yüz mislini verdi diyebilirim. Ben yapmadığım halde sanki ben yapıyorum gibi bir durum oluştu. Bunun tek sebebi var, ben başladığım işi bırakmadım. Oysa benden daha çok katkıları olan, on misli veya yüz misli daha fazla katkıları olanlar bıraktılar, başka alanlarda çalışmayı tercih ettiler.

Evet, elimizde Bono yılanı var. Bir gün serbest yarış meydanında bırakacağız. Şimdilik onlara onların ilk atmalarını gözlüyoruz.

 

Öz Türkçe ile:

“Ya Musa, sen mi koyacaksın, yoksa koyanın ilki biz mi olacağız?”

Kur’an kelimeleri ile:

“Ya Musa, sen mi ilka edeceksin, yoksa ilka edenin ilki biz mi olacağız?”

 

QAvLUv YAv MUvSAv EinMAv EaN TUlQıYa Va EnMAv EaN NaKUvNa EavVaLa MaN EaLQAv

قَالُوا يَامُوسَى إِمَّا أَنْ تُلْقِيَ وَإِمَّا أَنْ نَكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَلْقَى (65)

 

***

 

قَالَ بَلْ أَلْقُوا

QAvLa BaL EaLQUv (FaGaLUv BaL EaFGaLUv)

“‘Siz ilka edin’diye kavletti”

Burada “بَلْ” gelmiştir. İlk ilka siz olun ama ben de ilka edeceğim demektedir. “بَلْ” kendisinden önce gelen cümleyi bozmaz. Yenisini söyler. Onu meskütun anh bırakır. Böylece yarış normal kurallarla başlamıştır.

Seçimde hile yapılmamıştır. Aydın’da bağımsız aday iken ‘ben içki içenleri temsil etmem, sigara içenleri temsil edemem, siz eğer bunları bırakma niyetinde iseniz bana oy veriniz, değilseniz oy vermeyiniz’ demiştim. Erdoğan’ın yapacağı da kanunlara göre adil bir seçim içinde başkanlığa talip olmaktır. Halk onu seçerse başkanlığa devam edip parti başkanlığını bırakacaktır, seçmezse sadece parti başkanı olacak ve daha büyük işler yapacağız diyecektir. Her ikisi de onun iyiliğine olacaktır.

Musa Allah’a teslimdir. Allah’ın emrini yerine getirmektedir. Eğer Allah’ın o hususta bir emri yoksa karşı tarafın isteğini yapar. Mademki Allah önce sen koy demedi, o halde karşı tarafın isteği de o yönde olduğundan, sorun şeklen anlaşılıyordu. Ona bırakıyor.

Biz müminler bu olsun diye hareket etmemeliyiz. Biz adımımızı atarız. Hangisi olursa hayırlısı odur. Yalova’da inşaat ortaklığını kurma kararı aldım. Para peyledim. Alırsak da iyi almazsak da iyidir dedim. İstiharem bu idi. Alırsak bu kadro ile çalışmaya devam edelim demiştim. Alamazsak tasfiyeye doğru gidelim dedik. Allah’a hamd olsun aldık da nereye doğru adım atacağımızı belirledik.

Kur’an’a inanan herkes kendisine düşeni yapmalı. Ondan sonra olacakların hayırlı olduğunu bilmelidir. Anayasa oylamasında evet çıktı, bunun hayrını göreceğiz.

فَإِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ

Fa EiÜAv XıBaLuHuM Va GıÖıyYuHuM (Fa EiZAv FiGYiLuHuM)

“Onların hablleri ve asaları”

حَبْل” ip demektir. “عَصَا” sopa demektir. Değneğin aslı degenektir yani dayanaktır. Türkçedeki bu değişmelerin kuralları bilinmiyor.

Kur’an Arapçasında bunlar tespit edilmiştir. Her şey kurallara göredir. Yalnız Kur’an dili için bu bilinmektedir. Arapça ile yarışacak bir dil mevcut değildir, bu Kur’an’ın mucizeliği sebebiyledir.

حَبْل” ip demektir. Yük için kullanılan ipe “حَبْل”, ondan uzun olan ipe de “tavl” denir. Kur’an’da 7 defa geçmekte, “حول” 25 defa geçmektedir. 32=2*2*2*2*2

ح hareketi, ب geçiti, ل belirliliği ifade eder. Çoğulu فِعَال vezninde “حِبَال”dir.

عصو sopa demektir, değnek anlamındadır.

ع etkiyi, ص dayanıklılığı, و beraberliği ifade eder.

Yılan oldu demiyor, hareket eden oldu diyor.

Yılan oldu demiyor. İpler ve sopalar hareket ediyordu. Kur’an’da sahirlerin yılan yaptıklarını söylemiyor. Sadece ip ve sopaların hareket ettiklerini söylüyordu. Hatta hareket ettiklerini de söylemiyor.

يُخَيَّلُ إِلَيْهِ

YuPayYaLu EiLaYHi (YuFGaLu EiLaYHi)

“Ona hayal ettirilir”

Kur’an ayetleri okunduğu zaman her ayette beklenmedik bir ifade görürsünüz. Burada “هُمْ” zamiri getirilmesi beklenirken “إِلَيْهِ” deniyor. Sadece Musa’nın gözünde öyle hayal ettirilmiştir. “Hayal” kelimesi üzerinde durmamız gerekir.  

خيل” gökte yağmursuz günlerde görünen bulutun adıdır. Dışarıdan baktığınız zaman orada birileri var sanırsınız. İçeriye girdiğinizde bir şey bulunmaz olur. Yağmur düştü dersiniz ama yağmaz. Hayal sürüsüdür. Bir tür kümedir.

Kur’an’da خيل 9 defa, خيط 3 defa geçer. 12=2*3*3

خ çöküşü harap olmayı, ي kolaylığı, ل birliği ifade eder.

İnsanın beynindeki tasarımlara hayal denmektedir. Onları gerçek kabul etmek hayal etmek demektir. Aynaya baktığınız zaman sizin oradaki görüntünüzü gerçek varlık sanmanız hayal etmektir.

Sopa ve ipleri yürümüyordu ama Musa onları yürür görmüştü.

مِنْ سِحْرِهِمْ

MiN SiXRiHiM (MiN FiGLiHiM)

“Sihirlerinden dolayı”

Burada “بِسِحْرِهِمْ” demiyor da “مِنْ سِحْرِهِمْ” diyor. İnsana hayal gösterme nasıl olur. Yani insan öyle görür. Ama herkes görmez, sadece sihrin etkisinde bırakılan kişi görür. Bir cismi nereye koyuyorsanız onu görüyorsunuz. Gerçekte onu değil ondan yansıyan ışığı görürsünüz. Gören gözünüz değil ruhunuzdur. Yani bir tür hayal görürsünüz. Cisim yerine ayna koyuyorsunuz, perde koyuyorsunuz, ekran koyuyorsunuz yine hayalleri görüyorsunuz. Size öyle tahayyül ettiriliyor.

Şimdi biraz daha ileri gidelim. Dışarıdan gelen ışık duyu organlarında elektrikî 0 ve 1’lere dönüşür ve beyne o ulaşmış olur. Eğer sinirlerin arasına birisi girse istediği 01’leri gönderir ve siz onları görürsünüz. Hayal olmuş olur. Beyinde özel devreler oluşturulur, o ruha sinyaller gönderebilir ve onları algılar, o da hayal olur.

İnsanın algı evrelerine nerelerde kimler girebilir. İnsan beyni devamlı elektromanyetik dalga yayınlamaktadır. Bu sayede beyin televizyon gibi onları algılayabilmektedir. O halde beyinler arası ilişkiler vardır. Bu ilişkiler doğrudan ilişkilerdir. Bir de siz bir şeyler yaparsınız, o farklı görür. İki boyutlu uzayda cisimleri üç boyutlu görme hayal oluşturma sanatıdır. Buna sihir denmektedir.

Siyasette bazı kişilerde üstün güç var olduğuna inanma bir sihirdir. İnsanlar eşit olduğu halde onu dev olarak görmesi tahayyuldur. Sahte doların etki edip de para olarak kabul edilmesi de sihir sayesinde mümkündür.

Burada “بِ” harfi kullanılmamıştır. Çünkü sebep sonuç oluşturmaz. Sihirde etki kesin değildir. Değişik kişilerde değişik derecede etki eder.

أَنَّهَا تَسْعَى(66)

EnNaHAv TaSGAv

“Onlar sa’yeder oldu.”

Gerçekten hareket eden yoktu ama Musa’nın gözünde hareket ediyormuş gibi gösterildi. Sa’y eden görüntüsüydü, kendisi değildi. Gerçekte değil görünüşte hareket ediyordu. Bir aynayı tutarsanız ve onu çevirirseniz görüntü hareket eder. Gerçekte hareket eden yok. Mısırlılar ise tekniğini geliştirmişlerdir.

سُعي el çatlamasıdır. Çalışırken elde meydana gelen izden dolayı çalışmak, çabalamak anlamı kazanmıştır.

Uçları ağaçlara bağlanarak bezden yapılmış gölgeliktir.

س mekânda diziyi, ع etkiyi, ي kolaylığı gösterir.

Amel etmek, fiil etmek, sa’y etmek ve meşy etmek dörtlüyü oluşturur. Seyahat, seyr de hareketliliktir. Sa’y etmek mekânda yol alma yerine durduğun yerde de bir iş yapmadır. Piyasanın canlanması da sa’ydır. Dolar hareketlendi deriz.

 

Öz Türkçe ile:

“Siz koyunuz deyince ipleri ve sopaları büyülerinden ona debelenir gösterildi.”

Kur’an kelimeleri ile:

“Siz ilka ediniz diye kavl edince hablleri ve asaları sihirlerinden ona sa’y eder hayal ettirilir oldu.”

 

QAvLa BaL EaLQUv Fa EiÜAv XiBAvLuHuM Va GaÖıyYuHuM YuPayYaLu EiLaYHi MiN SiPRiHiM EanNaHAv TaSGAv

قَالَ بَلْ أَلْقُوا فَإِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ يُخَيَّلُ إِلَيْهِ مِنْ سِحْرِهِمْ أَنَّهَا تَسْعَى (66)

 

***

 

فَأَوْجَسَ فِي نَفْسِهِ خِيفَةً مُوسَى(67)

Fa EaVCaSa Fİy NaFsİHIy PİyFaTan MUvSAy (FA EaFGaLa FIy FaGLiHIy FiGLaTan FuGLAv)

“Nefsinde Musa hiyfe îcas etti.”

Olayları Harun da takip ediyor ancak Kur’an tek başına Musa’dan bahsediyor.

Ortaklıkta sorumlu bir kişi olur. Görev birisine verilir. Karar alındıktan sonra her seferinde istişare edilmez. Ondan sorumlu olan kimse onun dediği olur. Ama gittiği zaman Allah’a tevekkül etmenin gereği burada da ifade edilmiş oluyor. Görevli kim ise yetkili de odur. Yetkili kim ise sorumlu olan da odur. Sorumlu kim ise hak sahibi olan da odur. Hukuk düzeninde kim amel ederse ücret onun hakkıdır. Askeri düzende ise sorumluluk ortak olduğu için savaşta elde edilenler onu elde edenlere verilmez. Savaş ortaklaşa yapılır ve elde edilen ganimet eşit olarak bölüştürülür. Burada bu sebeple Musa kelimesine vurgu yapmaktadır. Harun’un ismi zikredilmemiştir.

وجس hafifçe bozulan yemektir. Tadı, rengi veya kokusu katılığı bozulmaya başlar.

Türkçede bozuldu denir. Musa’nın benzinin rengidir.

وجس Kur’an’da 3 defa geçer, وجد 107 defa geçer. 110=2*5*11

و birliği, ج toplanmayı ve س mekânda diziyi ifade eder. Tehlikeli zamanlarda korkup canlıların bir araya gelip savunmaya geçmesi icastır.

“Hîfet” “Havf”ın fi’leten kalıbıdır. Masdar-ı binâ-i nevidir. Yani bir tür korkudur. Üç defa أَوْجَسَ ile geçmektedir. Birde izafet ile geçmektedir. مِنْ خِيفَتِهِ denmektedir.

Bizim varsayımlarımız vardır. Örnek olarak öldükten sonra dirilme varsayımı. Kur’an Allah’ın sözüdür varsayımı. Bazen içinize birden bir rüzgâr eser, ya değilse deriz. İşte o hifeyi icas etmedir. Bu hife eğer sizin davranışlarınıza etki etmiyorsa, örnek olarak namazı terk etmiyorsanız, içkiye başlamıyorsanız, imanınıza etki etmez.

Bazen ya Kur’an’ın dediği olmazsa, mesela Sermaye galip gelirse, “Adil Düzen” gelmezse gibi tereddütler içinizden geçebilmektedir. Musa’da olan bu kuşkunun olağan olduğunu Kur’an bize bu ayette bildiriyor. Bu durumlarda Kur’an’ın Musa’ya söylediklerini hatırlamamız ve ona göre azmimizi tazelememiz gerekir.

 

YORUM

Kur’an’a dayanarak okuyorsunuz. Faizli sistem Allah resulü ile hukuk düzenine savaş açmış diyor. Sonunda karşılıksız paranız bankada bitmeye başladığı zaman hıfe hissediyorsunuz. Oysa on milyar insan, trilyon trilyonlarca canlı her gün rızkını paylaşmaktadır. İstanbul sokaklarını dolaştığınız zaman gökdelenlerle dolduğunu görüyorsunuz. Buralardakilerin biri bile açlıktan ölmüyor.

Dolar yükseliyor diye paniğe kapılmak hifeyi icasdır. Kur’an’a inananlar bu ayetleri okuyarak kendilerini tedavi etmektedirler. Allah var, Kur’an Allah’ın kelamıdır. Kur’an’ın emirleri vardır. Kur’an düzeni gelecek ve biz öldükten sonra dirileceğiz.

 

Öz Türkçe ile:

“Musa kendisinde korku algıladı.”

Kur’an kelimeleri ile:

“Musa nefsinde hifeyi icas etti.”

 

Fa EaVCaSA FIy NaFSiHIy PIyFaTan MUvSAy

فَأَوْجَسَ فِي نَفْسِهِ خِيفَةً مُوسَى (67)

 

***

 

قُلْنَا لَا تَخَفْ

QuLNAv LAv TaPaF (uFGuLNAv La TaFGaL)

“Havf etme diye kavl ettik”

Akevler yöneticilerinin defalarca Devlet Güvenlik Mahkemelerinde ifadeleri alındı, diğer mahkemelere verildi. Hiç mahkûm olmadılar. Allah her seferinde onlara لَا تَخَفْ dedi ve asla suçları bulunmadı ve nankör olmadılar. Millî Görüş partileri defalarca kapatıldı, yöneticileri hapse kondular ama asla korkmadılar. Her seferinde yeni partilerini kurdular. İktidar partisini bile kapatmaya kalkıştılar ama kapatamadılar.

Allah yaşatmak istediği kimselere ‘havf etmeyin’ der, onlar da havf etmez ve çalışmalarına devam ederler.

Erdoğan korkmadı. Bu sebeple orada duruyor. Bugün de korkmuyor. Gitse bile korkmuyor, çünkü parti başkanlığı devam edecek ve daha iyi hizmetlere girecek.

إِنَّكَ أَنْتَ الْأَعْلَى (68)

EinNaKa EaNTa EaLEaGLAv (EinNaKa EaNTa eLEaFGaLa)

“Sen e’lasın.”

Güreşte üstün çıkacaksın. Kur’an düzeni üzerinde çalışanlar peygamberlerin kıssalarını okumalı ve değerlendirmelidirler. Başlarından nelerin geçtiğini görmelidirler. Kur’an yolunda cihada ona göre devam etmelidirler.

Kişi olarak şehit olabiliriz, asılabiliriz ama cemaat olarak mutlaka biz galip geleceğiz. 50 senelik çalışmalarımızda biz bunu çok açık bir şekilde gördük.

Sosyalizm tarih oldu. Sermaye din düşmanlığını bırakmak zorunda kaldı, ılımlı İslam çizgisine geldi. Türk siyasetinde ve iş hayatında inanmışların yeri seçmen bile değildi, işçi bile olamıyorlardı ama bugün onlardan başka seçilen yok.

CHP İslamlaşmıştır. HDP İslamlaşmıştır. MHP çoktan İslamlaşmıştı.

Kim kazandı? Kim galip geldi?

Şimdilik fikren galibiz. Henüz fiilen galip değiliz. Fiilen galip gelmenin de eşiğindeyiz. Semt bonolarını halka kabul ettirdiğimiz gün o bonolar sahte dolarları yutacak ve Sermaye’nin tekeli kırılacaktır. Bu İsrail oğullarının sonu olacaktır anlamında değildir. İsrail oğulları kıyamete kadar var olacaklar ve insanlığa hizmet edeceklerdir, ilimde ve ticarette örnek topluluk olacaklardır.

 

YORUM

Mustafa Kemal iyi bir mümin değildir ama İslamiyet’i iyi bilen bir komutandır. Aynı zamanda cesurdur. "Vazifeye atılmak için içinde bulunduğun ahval ve şeraiti düşünmeyeceksin" diyor. "Ya istiklal ya ölüm" diyor. Hata ettiği bir cümle vardır; “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur” diyor. Biz onu değiştirdik, elli sene önce değiştirdik, “Muhtaç olduğun kudret Kuvayı Milliyende mevcuttur” dedik. Kastettiğimiz millilik İbrahimî milliyetçiliktir.

Nitekim Papa’ya sordular, “Türkleri Avrupa Birliği’ne alalım mı?” dediler. “Alacağız, çünkü onlar da İbrahimî millettendir” dedi.

Bugün peygamber gelmeyecektir. Herkes kendisini peygamber ilan edebilir; ‘ben malımı ve canımı cennet karşılığı Allah’a sattım’ diyenler bugünün resulüdürler, peygamberlerin vârisleridirler, aynı göreve getirilmişlerdir ve aynı sorumluluğu taşırlar, aynı yetkilere sahiptirler.

Bu yalnız Kur’an ehli için söz konusu değildir. Bütün Âdemoğulları bu göreve ehildirler. Yeter ki mallarını ve canlarını cennet karşılığı Allah’a satsınlar.

 

Öz Türkçe ile:

“‘Korkma en üstün sensin’ dedik.”

Kur’an Arapçası ile:

“‘Havf etme a’lâ olan sensin’ diye kavl ettik.”

 

QuLNAv LAv TaPaF EinNaKa EaNTa eLEaGLAv

قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنْتَ الْأَعْلَى (68)

 

***

 

وَأَلْقِ مَا فِي يَمِينِكَ

Va EaLQı MAv Fİy YaMıNıKa (Va EaFGıL MAv FIy FaGıyLıKa)

“Yemininde olanı ilka et”

Asayı ilka etmiyor, yemininde olanı ilka ediyor. Sağ elinde olma önem kazanıyor. “الَّذِي فِي يَمِينِكَ” demiyor, “مَا فِي يَمِينِكَ” diyor. Sağ elinde olan bir şeyi genelleştiriyor.

Bugün sağ elinde olan şey nedir? Düşünmeliyiz...

Bugün insanlar değnek yerine çanta taşıyorlar, cep telefonu taşıyorlar. Herkesin cep telefonu olacaktır. Bunlar kişinin numarasını taşıyacak. Bu telefonla nerede olursa olsun bilinecektir. İnsan özgürce dolaşabilecektir ama dolaştığı yerlerde takip edilebilecektir. Kapılardan geçişler onunla bilinecektir. Ayrıca insanlar cep telefonu ile ona her zaman ulaşacaklardır. İnternet ve telefon bedava olacaktır.  Mevcut olan yazılı belgeler orada yer alacaktır. Haritalar yer alacaktır. İstediği insanla istediği gibi görüşecektir. Zaten bunlar bugün başlamıştır ve bu yapılmaktadır. Ayrıca herkesin 25 Genel Hizmet dayanışması olacaktır. Artık karşılıksız para yerine kaydi para kullanılacak, havaleler doğrudan telefonla yapılabilecektir. Bunun dışında herkes savunma silahını ve maskesini taşıyabilecektir. Elbisesi yalnız sıcaktan soğuktan korumayacak, bedeni de koruyacaktır.

تَلْقَفْ مَا صَنَعُوا

TaLQaF MAv ÖaNaGUv (TaFGaLu MAv FAGaLUv)

 “Sun’ ettiklerini lakf edecek”

Burada daالَّذِيصَنَعُواdenmemiş, “مَا صَنَعُوا” denmiş. Bankanın basılı paralarını, kağıt paraları, karşılığı olan paralar yani kaydi paralar lakf edecektir. Mısır medeniyetince Musa’nın başlattığı sihri yutma olayı bugün tamamlanmış olacaktır.

لقف sünger demektir. Emen, yutan anlamındadır. Kur’an’da 3 defa geçmektedir. Üçü de Musa’nın asasının yutması ile ilgilidir. Bir de لقم lokma vardır, ağızdan yutma anlamındadır. 4=2*2

Elde olanı yutması demek, gelen elektromanyetik dalgaları yutup bilgisayarda depo etmesi demektir. O gün sihir ışık görüntüleri ile yapılmış, eldeki sopa da bu ışık dalgalarını yutmuştur. Görüntü başkasına çevrilmiştir.

Bugün teknolojide en büyük sıkıntı bombaları taşıyan füzelerdir. Uzayda patlattığınız zaman bile yeryüzüne etki eder. O halde savunmayı öyle yapacağız ki patlamadan yutacak ve etkisiz hale getirecektir. Bunun üzerinde çalışılmaktadır. Gelecekte bunlar başarılacaktır. Girdikleri alan onları etkisiz hale getirecektir. Lazer ışınları kimyasını bozacaktır.

Saldırı silahları vardır. Savunma silahları vardır. Bu iki silah arasındaki yarış kıyamete kadar sürüp gidecektir. Bu sayede insanlık uygarlaşacaktır.

Savunma silahları asıldır, saldırı silahlarını daima yenmiş olacaklardır.

Bizim görüşümüz vardır. Türkiye 12 savunma ordusuna sahip olmalıdır. Türkiye’nin ve İran’ın atom bombasına ihtiyacı yoktur. Canlılar vücuttaki mikropları çevrelerinde evdekileri sarmalayarak hapseder, onlar faaliyet gösteremez hal alırlar. Vücut zayıfladığı zaman devreye girerler. Aşı zayıf mikropları vücuda almak ve akyuvarın mikropları lakf edecek tekniği ile etkisiz hale getirmesidir. Gelen güçlü mikropları bu sayede def ederler. Demek Lakf teknolojisi de belirtilmektedir.

إِنَّمَا صَنَعُوا كَيْدُ سَاحِرٍ

EnNaMAv ÖaNaGUv KaYDu SAvXıRın (EinNAMAv FaGaLUv FaGLu FAvGıLin)

“Sun’ ettikleri bir sahirin keydidir”

سَاحِرٍ” demek olanı olduğundan başka göstermek demektir.

Batı üniversiteler kurmuştur, insanlara olayları ters gösterme üniversiteleri. Batının temel sistemi kandırmaca ekseriyet sistemine, olayları çarpıtarak sunma sistemine dayanmaktadır.

Sahretmek olayı seyircilere olduğundan farklı göstermekle olur. Bugün resimlerde montaj vardır. Bizzat eklemelerin kendilerinin hepsi sihirdir. İki tarafı kendisi finanse eder, onları savaştırır ve kendisi işini yapar. Bunu yapma sihirdir.

Yargıyı zulüm merkezi yapmak için yargılamayı kırk sene sürdürecek şekilde düzenler, bunu adil karar için yapıyorum der, yargıyı yargı olmaktan çıkarır. Boşanmayı zorlaştırarak evlenmeyi önler. Kadın hakları der, karı kocanın arasını açar. Çocuk hakları der, çocukları haylaz ve tembel yapar.

Bunlar sihirdir. Bunları lakf edecek, etkisiz hale getirecek Musa’nın asası geliyor. Nedir bunlar? Bunlar cep telefonlarıdır. Bu sayede insanlar aralarında iletişim kurmakta ve yeni yeni uyanmaktadırlar.

Semt kooperatifleri kurulduğu zaman tüm ortaklara masrafları kooperatifçe karşılanacak cep telefonları verilecektir. Tüm ekonomik hayat bu telefonlar üzerinden oluşacak. Cep telefonlarında yarışlar düzenlenecek. Yarışa katılanlara aldıkları derecelere göre ödüller verilecek. Çocuklarımız ve gençlerimiz sihirleri değil de gerçekleri öğrenecekler.

وَلَا يُفْلِحُ السَّاحِرُ حَيْثُ أَتَى (69)

Va LAy YuFLiXu elSAvXıRu XaYÇu EaTAv (Va LAv YuFGıLu eLFAGıLu XaYÇu FaGaLa)

“Ve sahirler nereye ityan etseler iflah olamazlar.”

Batılılar yarım bin yıldır sihir yapmaktadırlar. Müslümanlar da öğrendiklerini Batıya teknoloji olarak götürdüler. Ahireti ve Tanrı’yı inkâr etmeye delil olarak kullandılar. Sanayideki başarıları ve kilisenin de bozulmuş olması sonucu halk onlara inanmamaya başladı, kiliseyi terk etti. Tanrı’ya inanmak ayıp sayıldı. Teorileri çarpıttılar ve zafer kazandıklarını zannettiler. Yirminci yüzyılın sonunda Avrupalıların ürettiği ilim tüm sihirlerini bozmaya başladı. Bugün tam tersi olmaktadır. Müspet ilim artık her yerde galip gelmekte, sahirlerin sihri iflas etmektedir.

Batının yarım binyıllık sihrini yirmibirinci yüzyıl yutmaktadır. İnsanlık taklidi imandan tahkiki imana geçmektedir. Birinci uygarlıkta insanlar Muhammed’e inandıkları için Kur’an’a inandılar. Şimdi biz ise Kur’an’a inandığımız için peygamberlere inanıyoruz. Biz artık Musa’nın sağ elindeki ile değil, Kur’an sağcılığında sahirleri yok ediyoruz. Nerede olurlarsa olsunlar iflah olmayacaklar.

“İflah” daha çok maddi refahtır. İşletmelerin kar etmesi, kazanması ve üretim yapmasıdır.

Dolara dayanan, TL’ye dayanan işletmeler artık kazanamayacaklar, nerede olurlarsa olsunlar çökeceklerdir. Bu ayet gelecek sosyal tufanı ifade etmektedir. Faiz sarmalına bugün ulus paraları girmektedir. Yarın dolar faiz sarmalına girdiği zaman dünya büyük ekonomik krize girecek, karşılıksız para ile çalışan tüm işletmeler iflas edeceklerdir. İşte o zaman Semt Kooperatiflerinin buğday, demir, altın ve toprak bonoları devreye girecek, onların karşılıksız paralarının hepsini yutacak, sonuç tüm işletmelerin Adil Düzeni, Adil Ekonomik Düzeni kabul etmeleri olacaktır.

Bir iktisatçıya ulaşabilir misiniz ki bizim bu söylediklerimize doğru değildir diyebilsin, karşılıksız faizli para ile ekonomik istikrarın sağlanacağını iddia edebilsin.

Yeni emek bulunamayınca yeni yatırımlar olamayacak. Sermaye faiz getirecek alan bulamayacak. Kredi verme kesilecek, tüm üretim ve tüketim duracaktır.

 

YORUM

Firavunun sopa ve iplerle temsil edilen tüm teknolojisine karşı, Musa’nın sağ elinde bulunan sopası ile temsil edilen tüm hukuk düzeni bugün meyvelerini vermiştir. Musa halkını aldı, çölde 40 yıl Tevrat eğitimini verdi. Firavunlar Mısır’ı teknoloji ile büyüttüler. Sonu ne oldu? Tevrat tüm dünyanın büyük devletlerini yuttu. Bugün Musa’nın şeriatını temsil eden on milyar insan vardır. Oysa Firavunu temsil eden diktatörler boylarını gösterdiler ve tarih oldular.

Cümleyi bağımsız söylememekte, yalnız Mısır sahirlerini değil, bütün dünyanın sahirlerini söz konusu etmektedir.

Yeni uygarlıklar teknoloji üzerinde değil hukuk üzerinde kurulur. Hukuk düzenini istismar edenler teknolojiyi geliştirirler ama sonra batarlar. Geriye ehramlar kalır ya da onlar da yıkılırlar. Oysa hukuk düzeni kurulur ve Tevratlar kalır.

Bugünkü sahirlerin yani Sermaye’nin sanayisi zirveye çıkmıştır, korkunç şekilde ileri gitmiştir. Ne var ki bu sanayi insanların birbirlerini öldürmeleri için kullanılmaktadır. Teknoloji silah sanayii olarak gelişiyor. Başarsalar bile kendilerini öldürecek silahları bulmada başarılı olmaktadırlar. Oysa ilahi kitaplar sanayii değil hukuku yani barışı geliştirmektedir. Orada gelişen teknoloji insanlığı çatıştırmak ve savaştırmak için değil, barışı oluşturmak içindir. Barış yılanı savaş yılanını yutacaktır. Savaş barışı getirecek, savaş intihar etmiş olacaktır.

 

Öz Türkçe ile:

“Ve sağ elindekini koy. Onların yaptıklarını yutacak. Yaptıkları bir büyücünün oyunudur. Büyücü ne olursa olsun kazanamaz.”

Kur’an kelimeleri ile:

“Ve yemininde olanı ilka et. Sun’ ettiklerini lakf edecektir. Sun’ ettikleri bir sahirin keydidir. Sahir nereye ityan ederse iflah olmaz.”

 

Va EaLQı MAv FIy YaMIyNiKa TaLQaF MAv ÖaNaGUv EinNaMAv ÖaNaGUv KayDu SAvXıRin Va LAy YuFLıXu elSAvXıRu XaYÇu EaTAy

وَأَلْقِ مَا فِي يَمِينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُوا إِنَّمَا صَنَعُوا كَيْدُ سَاحِرٍ وَلَا يُفْلِحُ السَّاحِرُ حَيْثُ أَتَى (69)

 

***

 

فَأُلْقِيَ السَّحَرَةُ سُجَّدًا

Fa EuLQıYa elSaXaRaTu SucCaDan (Fa EuFGıLa elFaGaLaTü FugGaLan)

“Sahirler sücceden olarak ilka olundu”

Bir araya gelen insanlar eğer dikkatlerini de bir yere toplamışlarsa ortak ruh ortaya çıkar ve insanlar ortak dalgaya girerler ayrı düşünemez olurlar. Stadyum heyecanı budur, mabet heyecanı budur, Hac heyecanı budur.

İki kişi yürürken bakarsınız ki adımlarını uygun hale getirirler. İkisi birden adımını atar. Bu uyum nasıl oluşmaktadır. İkisi arasında olan beyinleri ile oluşmaktadır. Sahirler birden dikkat kesilip sihirlerinin yutulduğunu görünce hepsi birden secdeye varırlar. “فَ” harfi ile getirilmiştir. Ayrıca “أُلْقِيَتْ” denmeyip “أُلْقِيَ” denmiş olması bütün sahirlerin eş zamanlı secde ettiğini gösterir.

Demek ki sahirler kâfir değilmiş. Delilleri görünce iman etmişlerdir. Delilleri görmeden iman etmemiş olmaları onları mazur kılar.

Biz de bono yılanını koyduğumuz zaman çağımızın Firavunu Sermaye’nin ekonomistleri hakka teslim olup iman edeceklerdir. Hakkı teslim edecekler ve Kur’an’a iman edeceklerdir. Bizim mucizemiz arz ve talep kanunlarını her sahada çalıştırmak ve herkese iş bulmak, aş bulmak, eş bulmaktır. Bu düzeni insanlar aramaktadır. Sosyalistler de kapitalistler de arıyorlar. Biz henüz bu mucizeyi gösteremediğimiz için onlar sahte dolarla istedikleri gibi oynuyorlar.

Demek ki biz onları fazla ikna etme çabasını gösterme durumunda değiliz. Adil Düzene göre çalışan bir semti ve bir bucağı kurmamız yeterlidir. Saadet Partisi’nin ve Ak Parti’nin bu hususta bizi desteklemesi, iktidar partisinin bize bizim tapulu yerlerimizi vermesi gerekir ama maalesef vermiyorlar. 28 Şubat’takileri muhakeme ediyorlar, ikinci kıyama kalkışıp yeniden çatışma meydana gelsin diye. 28 Şubat’ta bize saldırıldı, biz davacı değiliz. Davacısı olmayan mahkeme nasıl olur. Bizim 150 senelik tapulu yerlerimizi gasp edenleri cezalandırmaları gerekirken tam tersini yapıyor ve maalesef hala kendi arazilerimizi bize vermemektedirler.

Her şey tamam olunca yani günü gelince tüm ekonomistler bizimle beraber Allah’a secde edecek ve Kur’an’ı tasdik edeceklerdir.

قَالُوا آمَنَّا بِرَبِّ هَارُونَ وَمُوسَى (70)

QAvLUv EAvManNAv Bi RabBi HaVRuNa Va MUvSAv (FaGaLUv EaFGaLNAv Bi FaGLı FaGUvLa Va FuGLAv)

“Harun’un ve Musa’nın Rabbine iman ettik diye kavlettiler.”

Musa Firavuna varınca senin rabbinin elçileriyiz dediler. Rabbimizin dememişlerdi. Firavun da sihirbazınız kimdir diye sormuştu. Böylece kabullenmemiş oluşu rabbınız benim rabbım değildir anlamını taşımaktadır. Aslında her ikisi aynı rabbe inanıyorlardı.

Herkes aslında bir rab kabul ediyordu ama her biri rabbi başka şekilde kabul ediyordu. Sahara ise Musa ve Harun’un rabbinin kendilerinin de rabbi olduğunu ima etmişlerdi.

Harun’u önce zikrettiler, çünkü Harun aralarında idi ve onları yakından tanıyorlardı. Musa ise genç yaşta Mısır’dan kaçmış ve unutulmuştur. Bir topluluğun bir şeye inanabilmesi için onun o hususta önceden bilgili olması gerekir. Kur’an’dan önce Tevrat ve İncil bu sebeple gelmiştir. Bediüzzaman “Adil Düzen”den önce hazırlayıcı olarak gelmiştir.

Dünya henüz Kur’an düzenini incelemeye almamıştır. Belki Batı âlimleri almayacaklardır. Birileri Kur’an düzenini incelemeye başlayacaklar, birden örneğini görecekler, çürük doları nasıl yuttuğunu idrak edeceklerdir. İşte o zaman onlar da iman edeceklerdir. İkinci Kur’an uygarlığı da birinci uygarlığın içtihatları olacaktır.

 

YORUM:

Sahirlerin kötü niyetli hainler olmadığını anlıyoruz.

O halde sahirlik nedir?

Mısır’ın ilim adamlarını sahirler olarak görüyoruz. Hükümdarların ilmi meclisleri olur. Onlar ilim üretirler. Onlar fetva verir ve imparatorluk öyle yaşar.

Bugün üniversiteler ile yöneticilerin arası kopuktur. Üniversitede (İlahiyat Fakültelerinde) okutulan bin yıllık içtihatlar yahut ikiyüz yıllık Batı ilimleri anlamadan tekrar ediliyor. Mezun oluyorsunuz, iş alanına giriyorsunuz, okuduklarınız sizin hiçbir işinize yaramıyor. Çalışanların başına geçiyorsunuz ama onlara emretmeniz gerekirken onlar ne derlerse sen onu yapıyorsun! Bugün Sermaye her şeyi emrine almış, yöneticiler birer göstermelikten ibarettir. Hâkim fakülteden mezun olur, mahkemede başkan olur ama zabıt kâtibi davayı yürütür!  

Mısır’da sahirler sarayda her şeye hâkimdirler, tüm işleri onlar evirip çevirmektedirler. Firavunu tanrılaştırarak kendi güçlerini pekiştiriyorlar. Ne var ki onlar da sadece işçidirler. Bir gün gerçekleri öğrenince doğruyu kabul ediyorlar ama Mısır değişmiyor. Halk onları işlerine geldiği için dinliyor. Herkesi herkes kandırıyor.

İnkılap yapmak çok zordur. Musa Firavun ile mücadeleyi yaparken aslında İsrail oğullarına kendisini kabul ettiriyordu. Firavun onun dediğini kabul etseydi peşinden kimse gitmezdi. Yirmi sene Firavunla mücadele ettikten sonra İsrail oğulları çöllere düştüler. Muhalefete bunun için ihtiyaç vardır. Tek partili sistem onun için çalışmaz. Sosyalizm bu sebeple tasfiye edildi.

İlim adamları bizi tasdik edecek ama yönetim direnecek.

Öz Türkçe ile:

“Büyücüler kapanarak koyuldular. Harun ve Musa’nın Yetiştiricisine inandık dediler.”

Kur’an kelimeleri ile:

“Sahirler sacid olarak ilka olundular. Harun ve Musa’nın Rabbine iman ettik diye kavl ettiler.”

 

Fa EuLQıYa elSaXaRaTu SucCaDan QAvLuv EAvManNAv BiRabBi HavRuNa Va MUvSAy

فَأُلْقِيَ السَّحَرَةُ سُجَّدًا قَالُوا آمَنَّا بِرَبِّ هَارُونَ وَمُوسَى (70)

 

***

 

قَالَ آمَنْتُمْ لَهُ قَبْلَ أَنْ آذَنَ لَكُمْ

QAvLa EAvMaNTuM QaBLa EaN EAvÜaNa LaKuM (EaFGaLTuM FaGLa EaN eFGaLTu LaKuM)

“Ben size izin vermeden iman mı ettiniz diye kavl etti”

Firavun bir yarışta yenildi diye teslim olmadı.

Bugün olanlar da bunlardır. Kurulmuş düzen vardır, kendi içinde tutarlıdır. Herkes doları para olarak kabul etmiş, devletler ve firmalar buna göre işlemektedir. İnsanlığın birden faizsiz düzene geçmesi mümkün değildir. Sahara haklı idi ama sosyal yapı bunu tanımıyordu.

1973 yılında CHP ile koalisyon yaptığımızda MSP İzmir İl Başkanı idim, Ankara’ya gittim, ‘Sadece bir genel müdürlük alalım, o da Vakıflar Genel Müdürlüğü olsun’ dedim. ‘Diğer yönetime karışmayalım ve katılmayalım, biz faizsiz bir sistem kuralım ve uygulayalım’ dedim. Sözlerime kulak vermediler. 7 bakanlık aldılar, tüm hükümeti o zamanki partimiz (MSP) idare etmeye kalkıştı. Büyük başarı elde edildi. Kıbrıs alındı ama Bülent Ecevit fatih oldu.

Şimdi de Recep Tayyip Erdoğan faizsiz sisteme geçilecek diyor. Bu mümkün mü? Bunun için 2002 yılında ‘faizsiz sisteme geçelim’ dedim. Kulak verilmeyince Prof. Dr. Ahmet Tahir Satoğlu’na ‘Beni dinlemiyorlar, sen bir şey söyle’ dedim. ‘Yaz, vereyim’ dedi. Yazdım, cevap verdiler, ‘birden geçilmez’ dediler.

İşte, hala geçemiyorlar.

Kur’an ne diyorsa onu yapmalıyız. Faizsiz işletmeleri kurmaya başlamalıyız. Akevler örneğini genişletmeliyiz. Ne zaman Türkiye’nin her köyünde ve her sokağında semt kooperatifleri kurulur, işte ondan sonra dolara diyeceğiz ki; faizli sistemden vazgeç. Vazgeçmezse, o zaman kendi bonolarımızı il çapında, devlet çapında, insanlık çapında genişleteceğiz.

Mikro değiştirilmeden makro değişmez.

Firavun teslim olmadı ama bu iki kişiye yirmi sene tahammül etti. Sosyal değişmeler birden gerçekleşemez. O gün Mısır değişiyordu. Bugün dünya değişiyor. İsrail devleti 3500 yıl sonra kurulma imkânını buldu.

50 sene içinde dünya değişti. Daha 90’larda Sovyetler yıkıldı. Bugün dünya bağımsız devletlerden oluşmuştur ama Sermaye ve silah yakalarını bırakmamıştır. Ancak artık her biri bağımsızdır. İnsanlık Adil Düzene hazırlanmıştır. Ancak çözüm üretilemediği için karanlık bulutlar var olmaya devam ediyor.

إِنَّهُ لَكَبِيرُكُمُ

EinNaHUv La KaBİyRuKuM (EnNaHUv LaFaGIyLuKuM)

“O sizin kebiriniz”

Firavun artık dengesini kaybetmiştir, Musa yıllardır onlardan ayrılmıştır, onların nasıl büyüğü olacaktır.

Buradaki zamir Musa’ya gitmektedir. Ne var ki Mısır halkı o anda bunları bilecek ve düşünecek durumda değildir.

Siyasette böyle olaylarla çok karşılaşırız. Bir bakarsınız halk saçma fikirlere hemen inanır. Firavun da siyasi gücünü kullanarak yalan olduğu açık olan bir ifade kullanıyor. Kebir; yaşlınız, piriniz demektedir.

الَّذِي عَلَّمَكُمُ السِّحْرَ

elLaÜIy GalLaMaKuMu elSiXRa (elLaÜIy FagGaLaKuMu eLFiGLa)

“Size sihri ta’lim eden”

İktidarlar normal zamanlarda bir devlete yakışır bir şekilde davranırlar. Ama devletler yıkılacağı zaman artık normal bir mantıkla konuşmazlar. İktidarlarını kaybetmemek için gereken her türlü araçlara başvururlar.

Bu sebepledir ki siz haklı da olsanız iktidarda olanlarla mücadele etmeyeceksiniz. Kavli leyyin söyleyeceksiniz. İktidarlarına dokunmayacaksınız.

Musa onlardan Firavun kavminin kendisine tabi olmasını istememişti.

Musa’nın onlara sihri öğretmesi mümkün değildi ama emir demiri kesecekti.

Bizim siyasi partilerden istediğimiz iktidarı bize teslim etmeleri değildir. Bizim Kooperatifleri kurmamıza izin verecekler. Halk organize olacaktır. Sermaye’nin makro ekonomideki güçleri devam edecektir. Halk semtlerde Kur’an hayatını yaşamaya başladığında onlar da makroda kendilerini buna göre değiştireceklerdir. Önerimiz çok basit ve sadedir.

Ama Sermaye böyle yapmadı. Elli senedir bize bizim kendi ordumuzla saldırıyor. Yetmiyor, ordumuza operasyonlar yapıyor. Yetmiyor, Erbakan’ı etkisiz hale getirmek için Ak Parti’yi ve Gülen cemaatini oluşturdu. Şimdi ikisi de ona tehlike olmaya başladılar, bundan dolayı ikisini birbiriyle çatıştırıyor. Bunun sonucu ne olacaktır. Her ikisinin aklı başına gelecek ve Adil Düzen ve Akevler’e döneceklerdir.

فَلَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ  

Fa La EuQaoOıGanNa EayDiYaKuM (FaLaEuFGaLanNa EaFGıLaKuM)

“Yedlerinizi kat’ edeceğim”

Mısır uygarlığı Sümer uygarlığından 500 sene sonra oluşmuş bir uygarlıktır. Zaman zaman işgal edilmiştir. Yusuf da uygarlığa katkıda bulunmuştur. Devlet yönetimi şeriat yönetimiyle denetlenir. İslam ceza hukukunda katletmek, asmak, el ve ayakları çapraz kesmek ve sürmek cezaları vardır. Tek başına el kesme cezası hırsızlıkta vardır. İsyanda ise ikisini birden kesme vardır. Çok ağır bir ceza olarak görülür. Katldan daha ağır ceza olabilir. Ama toplulukları suç işlemekten caydırmak için böyle cezalandırılmış kişilere ihtiyaç vardır. Terör olayı başka türlü bitmez. Firavun da bu cezaları kullanıyor.

وَأَرْجُلَكُمْ مِنْ خِلَافٍ  

Va EaRCuLaKuM MiN PiLAvFin  (Va EaFGuLaKuM MiN FiGAvLın)

“Ve ricillerinizi hilafından”

Sağ el ve sol ayak veya aksi; el bilekten, ayak topuktan kesilir, değnekle yürünebilir ve yaşanabilir, bu sebeple çapraz kesilmektedir.

Şeriatta kesin sabit olmayan fiillere ceza verilmez. Küçük hafifletici sebep varsa diyete dönüşür. Ama kesin olarak sabit olmuşsa ve hiç hafifletici sebep yoksa en ağır ceza verilir. Böylece caydırıcılık sağlanır.

Şeriatın verdiği cezaları vermezseniz, terör belasını tüm insanlığa yaşatırsınız.

وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ

Va La EuÖalLiBanNaKuM (Va La EuFagGıLanNaKuM)

“Ve sizi taslib edeceğim”

Kur’an’da “katl” ayrı “salb” ayrı geçmektedir. İkisi de idam cezasıdır.

Kişi firar etmez, kaçmaz, cezaya razı olursa salbedilir, malları vârislerine kalır. Ülke mezarlığına gömülür. Ülke vatandaşı olarak kayıtlarda adı devam eder. Firar ederse katledilir. Malları ganimet olur. Mezarlığa gömülmez, kaydı silinir.

Firavun “salb edeceğim” diyor, kaçamayacaklarını belirtiyor.

فِي جُذُوعِ النَّخْلِ

FIy CuZuGı elNaPLı (FIy FuGuLı eLFaGLı)

“Nahlin cüz’lerinde”

İki hurma ağacı arasına ip gelir ve ortasına kişi asılır. Hurmanın dalları olmadığı için bir hurma ağacına kişi asılamaz. Onun için “فِي” harfi getirilmiş “عَلَى” getirilmemiştir.

جذعehlileştirilmiş hayvanların yeni doğup, yaşına gelmesidir. Yeni hurma veren hurmalıklara da mahkın cui denir.

جذعKur’an’da 3 defa, جزء de 3 defa geçmektedir, toplam 6 eder.

جtoplanmayı, ذ işareti, ع etkiyi ifade eder.

Cüz’ hurmanın gövdesidir. İki gövde arasına asılmaktadır. Neden sadece asacağını demiyor da hurmalık arasında seni asacağım diyor. Bir şeyi şiddetlendirmek, ona vurgu yapmak için onu vasfı ile söylersiniz. ‘Erdoğan geldi’ demezsiniz de ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan geldi’ dersiniz.

Burada asılmanın üzerinde vurgu yapılan şey hurma ağaçları arasında asacağım diyor. Asılır ve bir gün üç gün bekletilip kaldırılır. Böylece caydırıcılık etkisi büyütülür.

Yenilen kimsenin nasıl canavarlaştığı görülür. Başkanların başkanlıklarını bırakabilmeleri canavarlaşmalarını temin için sorumsuz hale getirilir. Eski anayasamızda Cumhurbaşkanları vatana ihanet dışında sorumlu değildirler. Şimdi ise bu kaldırılmıştır.

Sermaye Erdoğan’a diyor ki; ‘bak, eğer sen seçimi kaybedersen seni asacaklar’. Muhalefete de ‘onu tehdit edin’ diyor. Böylece Erdoğan’ı seçim hilesine zorlamaktadırlar. Türklerde bir atasözü vardır, candan öte köy yoktur. Her canlı kendisini savunma hakkına sahiptir. Eğer iktidardan gidersem beni asacaklar ise ben de seçim hilesini yaparım. Erdoğan cumhurbaşkanı seçilmelidir. Vatana ihanet suçu bile cezalandırılmamalıdır. Başkanlıktan gitmekten korkmamalıdır.

وَلَتَعْلَمُنَّ أَيُّنَا أَشَدُّ عَذَابًا وَأَبْقَى (71)

Va La TaGLaMUnNa EayYuNAv EaŞadDu GaÜAvBan Va EaBQAy (Va La TaFGaLunNa FaGLuNAv EaŞadDu GaÜAvBan Va EBQAy)

“Ve hangimiz azabda daha eşedd ve ebka olacaktır, bileceksiniz.”

 “أَيُّنَا”daki “نَا” ben mi yoksa Musa’nın Rabbi mi daha eşedd azap etmektedir bileceksiniz diyor.

Atom bombaları olan devletler, dolarları olan Sermaye kendisini Rabbimizden güçlü zannediyor ve insanları tehdit edebiliyorlar. Firavun da aynı havada kendisini ilahtan daha güçlü görüyor. Görünürde durum böyledir. Oysa bunların bir gecelik ömürleri vardır. Bir gece insanlar uyanır ki dolarlar dökülen ağaç yaprakları olmuş, çöpçüler süpürüyor. Atom silahları olan diktatörler de bir sabah uyanırlar ve bir de bakarlar ki taç ve tahtları kalmamış.

Resul Muhammed’i koruyan iki kişi vardı. Arkasında dolaşıyorlardı. “Vallahu ya’sımuka mine’n-nâsi” ayeti gelince “artık size ihtiyacım kalmadı” dedi.

Turgut Özal kurşunlandığı zaman parmağını sardırdı ve konuşmaya devam etti, “Allah’ın verdiği canı kimse alamaz” dedi.

Herkes Allah’tan korkmalıdır. Allah ‘kendi elinizle kendinizi tehlikeye koymayın’ diyor. O halde biz korunuyorsak Allah emrettiğinden korunuyoruz. Yoksa Allah’tan başka bir güç yoktur. Bu sebepledir ki ben suç işlememeye çalışırım ama cezalandırma korkusu ile suç olmayan bir fiili yapmaktan gerekiyorsa çekinmem.

 

YORUM

“Kavli leyyin söyle” diyor. Sonunda da galip geliyor. Musa ve Harun susuyor. Bakınız, ben haklı çıktım demiyor.

Biz de delillerimizi ortaya koyacağız. Semt bonolarımızı çıkaracağız. Sonunda onların üzerine gidip onları ezmeyecek, kışkırtmayacağız. Sabırlı olacağız. İktidarda gözümüz yoktur.

Mekke fethedildiği zaman bir tek eski Mekkeli yeni Medineli Mekke’de kalmadı. Oradan kovulmuşlardır, evleri orada kaldı, hiçbirisi sekiz sene önce bıraktığı evi geri istiyorum demedi. Mademki silahsız teslim oldular savaş orada bitti.

Olağanüstü halin ilanı bunun için yanlıştır. Suç işleyenler muhakeme edilir ve cezalandırılır. Ama teslim olmuş, isyan etmemiş halk özel yazılım diye hapse atılmaz. Galip gelen susar bekler durmasını gözetler. Galip gelen yağmacılığa saldırmaya başlarsa karşı taraf direnmeye başlar. İkinci hareket vardır diyorlar. Zaten olağanüstü hal onun için ilan edilmiş ki daha büyüğü olsun diye. 15 Temmuz’da olağanüstü hal mi vardı ki galip geldik.

 

Öz Türkçe ile:

“Ben size olur vermeden önce ona iman mı ettiniz? O sizin büyüğünüzdür. Büyüyü o size öğretmiştir. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurmalıklarda asacağım. Hangimizin daha güçlü daha kalıcı olduğumuzu bileceksiniz.”

Kur’an kelimeleri ile:

“Ben size izin vermezden kabl iman mı ettiniz? O sizin kebirinizdir, sihri o size talim etmiştir. Yedlerinizi ve riclerinizi hilafen kat’edeceğim ve sizi nahlın cuz’una taslib edeceğim. Hangimizin azabda şedid olduğumuzu ve ebka olduğumuzu ilmedeceksiniz diye kavl etti.”

 

QAvLa EAvMaNTuM LaHUv QaBLa EaN EAvÜaNa LaKuM EinNAHUv La KaBİYRuKuMu elLaÜIy GalLAMaKUMu elSiXRa FaLAEuQaoOıGanNa EaYDiYaKuM Va ERCuLaKuM MiN PiLAvFin Va La EuÖalLiBanNaKuM FIy CuÜuGı elNaPLi Va La TaGLaMunNa EayYuNAv EaŞadDu GaÜAvBaNan Va EBQAv

قَالَ آمَنْتُمْ لَهُ قَبْلَ أَنْ آذَنَ لَكُمْ إِنَّهُ لَكَبِيرُكُمُ الَّذِي عَلَّمَكُمُ السِّحْرَ فَلَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ مِنْ خِلَافٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ فِي جُذُوعِ النَّخْلِ وَلَتَعْلَمُنَّ أَيُّنَا أَشَدُّ عَذَابًا وَأَبْقَى (71)

 

İstanbul; 07 Temmuz 2018

SÜLEYMAN KARAGÜLLE

Yay. Haz.: REŞAT NURİ EROL

resatnurierol@gmail.com

www.akevler.org (0532) 246 68 92

 

 


Yorumcu
Yorum
Reşat Nuri Erol
08.07.2018
07:55


1967...1968...1969...AKEVLER 52 YILDIR ÇALIŞIYOR...2016...2017...2018

BİZLER ÇALIŞIYOR VE YENİ İSLÂM MEDENİYETİ’Nİ KURUYORUZ...

SİZLERİ DE ÇALIŞMALARIMIZA DÂVET EDİYORUZ; BUYURUN, BİRLİKTE ÇALIŞALIM...

ADİL DÜZEN 971

“ADİL DÜZEN” III. BİNYIL MEDENİYETİ PROJESİDİR

“VE BİZE DÜŞEN SADECE MÜBÎN/AÇIK TEBLİĞDİR.” (KUR’AN; Yâsin Sûresi, 36/17)

Haftalık Seminer Dergisi; 971. Hafta - 07 Temmuz 2018 - Fiyatı: www.akevler.orga tıklamak!

BU DERGİYİ HER HAFTA OKUTABİLİR.. ÇOĞALTABİLİR.. DAĞITABİLİRSİNİZ...

“ADİL DÜZEN” UYGULAMALARI YAPMAK İÇİN BİZLERE DANIŞABİLİRSİNİZ...

 

*KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİ; 971. SEMİNER

“HİÇ BİLENLER İLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?”      (KUR’AN; Zümer Sûresi, 39/9)

İ L İ M  TALEP ETMEK HER MÜSLÜMANIN ÜZERİNE FARZDIR.”      (Hadis)

Adres: AKEVLER İSTANBUL KOOPERATİFLERİ MERKEZİ,  Zafer Mah. Coşarsu Sk. No: 29 YENİBOSNA / İSTANBUL    Tel: (0212) 452 76 51

Tefsir Seminer Notları Yenibosna’da Cumartesi akşamları okunup tartışılmaktadır.

GAYEMİZ: Bu “SEMİNER NOTLARI”nın İstanbul, Türkiye ve bütün dünyada “OKUNMASI, ANLAŞILMASI VE UYGULANMASI”DIR. - ADİL DÜZEN ÇALIŞANLARI

 

***

 

*“ADİL DÜZEN” DERSLERİ/YORUMLARI

DEVLET BAŞKANIMIZA ÖNERİ

***

FAİZ VE Erdoğan’ın hataLARı

Süleyman KARAGÜLLE

 

***

 

*SEBÎLU’R-REŞÂD” / MAKALELER

‘AK Parti neden oy kaybetti?’ (A.O.A./Y.Akit)

AK Parti ANAP gibi dağılır gider’ de dendi…

‘Ah reis!’ ve yine ‘AK Parti neden oy kaybetti?’

Reşat Nuri EROL

 

***

 

TAHA SÛRESİ - 9. Hafta

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

طه(1) مَا أَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْآنَ لِتَشْقَى(2) إِلَّا تَذْكِرَةً لِمَنْ يَخْشَى(3) تَنزِيلًا مِمَّنْ خَلَقَ الْأَرْضَ وَالسَّمَاوَاتِ الْعُلَا(4)الرَّحْمَانُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى(5) َهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْتَ الثَّرَى(6) وَإِنْ تَجْهَرْ بِالْقَوْلِ فَإِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ وَأَخْفَى(7) اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ لَهُ الْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى(8) وَهَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ مُوسَى(9) إِذْ رَأَى نَارًا فَقَالَ لِأَهْلِهِ امْكُثُوا إِنِّي آنَسْتُ نَارًا لَعَلِّي آتِيكُمْ مِنْهَا بِقَبَسٍ أَوْ أَجِدُ عَلَى النَّارِ هُدًى(10) فَلَمَّا أَتَاهَا نُودِي يَامُوسَى(11) إِنِّي أَنَا رَبُّكَ فَاخْلَعْ نَعْلَيْكَ إِنَّكَ بِالْوَادِي الْمُقَدَّسِ طُوًى(12) وَأَنَا اخْتَرْتُكَ فَاسْتَمِعْ لِمَا يُوحَى(13) إِنَّنِي أَنَا اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدْنِي وَأَقِمْ الصَّلَاةَ لِذِكْرِي(14) إِنَّ السَّاعَةَ آتِيَةٌ أَكَادُ أُخْفِيهَا لِتُجْزَى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا تَسْعَى(15) فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنْهَا مَنْ لَا يُؤْمِنُ بِهَا وَاتَّبَعَ هَوَاهُ فَتَرْدَى(16) وَمَا تِلْكَ بِيَمِينِكَ يَامُوسَى (17) قَالَ هِيَ عَصَايَ أَتَوَكَّأُ عَلَيْهَا وَأَهُشُّ بِهَا عَلَى غَنَمِي وَلِيَ فِيهَا مَآرِبُ أُخْرَى (18) قَالَ أَلْقِهَا يَامُوسَى (19) فَأَلْقَاهَا فَإِذَا هِيَ حَيَّةٌ تَسْعَى (20) قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ سَنُعِيدُهَا سِيرَتَهَا الْأُولَى (21) وَاضْمُمْ يَدَكَ إِلَى جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَاءَ مِنْ غَيْرِ سُوءٍ آيَةً أُخْرَى (22) لِنُرِيَكَ مِنْ آيَاتِنَا الْكُبْرَى (23) اذْهَبْ إِلَى فِرْعَوْنَ إِنَّهُ طَغَى (24) قَالَ رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي (25) وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي (26) وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِي (27) يَفْقَهُوا قَوْلِي (28) وَاجْعَلْ لِي وَزِيرًا مِنْ أَهْلِي (29) هَارُونَ أَخِي (30) اشْدُدْ بِهِ أَزْرِي (31) وَأَشْرِكْهُ فِي أَمْرِي (32) كَيْ نُسَبِّحَكَ كَثِيرًا (33) وَنَذْكُرَكَ كَثِيرًا (34) إِنَّكَ كُنْتَ بِنَا بَصِيرًا (35) قَالَ قَدْ أُوتِيتَ سُؤْلَكَ يَامُوسَى (36) وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَيْكَ مَرَّةً أُخْرَى (37) إِذْ أَوْحَيْنَا إِلَى أُمِّكَ مَا يُوحَى (38) أَنِ اقْذِفِيهِ فِي التَّابُوتِ فَاقْذِفِيهِ فِي الْيَمِّ فَلْيُلْقِهِ الْيَمُّ بِالسَّاحِلِ يَأْخُذْهُ عَدُوٌّ لِي وَعَدُوٌّ لَهُ وَأَلْقَيْتُ عَلَيْكَ مَحَبَّةً مِنِّي وَلِتُصْنَعَ عَلَى عَيْنِي (39) إِذْ تَمْشِي أُخْتُكَ فَتَقُولُ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَى مَنْ يَكْفُلُهُ فَرَجَعْنَاكَ إِلَى أُمِّكَ كَيْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَقَتَلْتَ نَفْسًا فَنَجَّيْنَاكَ مِنَ الْغَمِّ وَفَتَنَّاكَ فُتُونًا فَلَبِثْتَ سِنِينَ فِي أَهْلِ مَدْيَنَ ثُمَّ جِئْتَ عَلَى قَدَرٍ يَامُوسَى (40) وَاصْطَنَعْتُكَ لِنَفْسِي (41) اذْهَبْ أَنْتَ وَأَخُوكَ بِآيَاتِي وَلَا تَنِيَا فِي ذِكْرِي (42) اذْهَبَا إِلَى فِرْعَوْنَ إِنَّهُ طَغَى (43) فَقُولَا لَهُ قَوْلًا لَيِّنًا لَعَلَّهُ يَتَذَكَّرُ أَوْ يَخْشَى (44) قَالَا رَبَّنَا إِنَّنَا نَخَافُ أَنْ يَفْرُطَ عَلَيْنَا أَوْ أَنْ يَطْغَى (45) قَالَ لَا تَخَافَا إِنَّنِي مَعَكُمَا أَسْمَعُ وَأَرَى (46) فَأْتِيَاهُ فَقُولَا إِنَّا رَسُولَا رَبِّكَ فَأَرْسِلْ مَعَنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ وَلَا تُعَذِّبْهُمْ قَدْ جِئْنَاكَ بِآيَةٍ مِنْ رَبِّكَ وَالسَّلَامُ عَلَى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدَى (47) إِنَّا قَدْ أُوحِيَ إِلَيْنَا أَنَّ الْعَذَابَ عَلَى مَنْ كَذَّبَ وَتَوَلَّى (48) قَالَ فَمَنْ رَبُّكُمَا يَامُوسَى (49) قَالَ رَبُّنَا الَّذِي أَعْطَى كُلَّ شَيْءٍ خَلْقَهُ ثُمَّ هَدَى (50) قَالَ فَمَا بَالُ الْقُرُونِ الْأُولَى (51) قَالَ عِلْمُهَا عِنْدَ رَبِّي فِي كِتَابٍ لَا يَضِلُّ رَبِّي وَلَا يَنْسَى (52) الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ الْأَرْضَ مَهْدًا وَسَلَكَ لَكُمْ فِيهَا سُبُلًا وَأَنْزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَأَخْرَجْنَا بِهِ أَزْوَاجًا مِنْ نَبَاتٍ شَتَّى (53) كُلُوا وَارْعَوْا أَنْعَامَكُمْ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِأُولِي النُّهَى (54) مِنْهَا خَلَقْنَاكُمْ وَفِيهَا نُعِيدُكُمْ وَمِنْهَا نُخْرِجُكُمْ تَارَةً أُخْرَى (55) وَلَقَدْ أَرَيْنَاهُ آيَاتِنَا كُلَّهَا فَكَذَّبَ وَأَبَى (56) قَالَ أَجِئْتَنَا لِتُخْرِجَنَا مِنْ أَرْضِنَا بِسِحْرِكَ يَامُوسَى (57) فَلَنَأْتِيَنَّكَ بِسِحْرٍ مِثْلِهِ فَاجْعَلْ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ مَوْعِدًا لَا نُخْلِفُهُ نَحْنُ وَلَا أَنْتَ مَكَانًا سُوًى (58) قَالَ مَوْعِدُكُمْ يَوْمُ الزِّينَةِ وَأَنْ يُحْشَرَ النَّاسُ ضُحًى (59) فَتَوَلَّى فِرْعَوْنُ فَجَمَعَ كَيْدَهُ ثُمَّ أَتَى (60) قَالَ لَهُمْ مُوسَى وَيْلَكُمْ لَا تَفْتَرُوا عَلَى اللَّهِ كَذِبًا فَيُسْحِتَكُمْ بِعَذَابٍ وَقَدْ خَابَ مَنِ افْتَرَى (61) فَتَنَازَعُوا أَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ وَأَسَرُّوا النَّجْوَى (62) قَالُوا إِنْ هَذَانِ لَسَاحِرَانِ يُرِيدَانِ أَنْ يُخْرِجَاكُمْ مِنْ أَرْضِكُمْ بِسِحْرِهِمَا وَيَذْهَبَا بِطَرِيقَتِكُمُ الْمُثْلَى (63) فَأَجْمِعُوا كَيْدَكُمْ ثُمَّ ائْتُوا صَفًّا وَقَدْ أَفْلَحَ الْيَوْمَ مَنِ اسْتَعْلَى (64)

 

***

 

قَالُوا يَامُوسَى إِمَّا أَنْ تُلْقِيَ وَإِمَّا أَنْ نَكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَلْقَى (65) قَالَ بَلْ أَلْقُوا فَإِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ يُخَيَّلُ إِلَيْهِ مِنْ سِحْرِهِمْ أَنَّهَا تَسْعَى (66) فَأَوْجَسَ فِي نَفْسِهِ خِيفَةً مُوسَى (67) قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنْتَ الْأَعْلَى (68) وَأَلْقِ مَا فِي يَمِينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُوا إِنَّمَا صَنَعُوا كَيْدُ سَاحِرٍ وَلَا يُفْلِحُ السَّاحِرُ حَيْثُ أَتَى (69) فَأُلْقِيَ السَّحَرَةُ سُجَّدًا قَالُوا آمَنَّا بِرَبِّ هَارُونَ وَمُوسَى (70) قَالَ آمَنْتُمْ لَهُ قَبْلَ أَنْ آذَنَ لَكُمْ إِنَّهُ لَكَبِيرُكُمُ الَّذِي عَلَّمَكُمُ السِّحْرَ فَلَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ مِنْ خِلَافٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ فِي جُذُوعِ النَّخْلِ وَلَتَعْلَمُنَّ أَيُّنَا أَشَدُّ عَذَابًا وَأَبْقَى (71)

 

***

 



YorumYap

Son Eklenen Seminerler
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1018
Müminun Suresi Tefsiri 12-16. Ayetler
15.6.2019 37 Okunma
1 Yorum 15.06.2019 22:56
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1017
Müminun Suresi Tefsiri 1-11. Ayetler
8.6.2019 277 Okunma
1 Yorum 11.06.2019 14:33
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1016
Hac Suresi Tefsiri 77-78. Ayetler
1.6.2019 155 Okunma
1 Yorum 11.06.2019 14:35
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1015
Hac Suresi Tefsiri 72-76. Ayetler
25.5.2019 233 Okunma
1 Yorum 26.05.2019 02:33
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1014
Hac Suresi Tefsiri 67-71. Ayetler
18.5.2019 232 Okunma
1 Yorum 20.05.2019 04:46
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1013
Hac Suresi Tefsiri 63-66. Ayetler
11.5.2019 182 Okunma
1 Yorum 13.05.2019 09:47
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1012
Hac Suresi Tefsiri 58-62. Ayetler
4.5.2019 274 Okunma
1 Yorum 06.05.2019 01:24
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1011
Hac Suresi Tefsiri 53-57. Ayetler
27.4.2019 254 Okunma
1 Yorum 29.04.2019 07:05
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1010
Hac Suresi Tefsiri 49-52. Ayetler
20.4.2019 335 Okunma
1 Yorum 23.04.2019 15:04
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1009
Hac Suresi Tefsiri 45-48. Ayetler
13.4.2019 306 Okunma
1 Yorum 14.04.2019 06:28
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1008
Hac Suresi Tefsiri 40-44. Ayetler
6.4.2019 335 Okunma
1 Yorum 08.04.2019 08:30
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1007
Hac Suresi Tefsiri 36-39. Ayetler
30.3.2019 322 Okunma
1 Yorum 02.04.2019 09:26
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1006
Hac Suresi Tefsiri 31-35. Ayetler
23.3.2019 391 Okunma
1 Yorum 24.03.2019 11:18
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1005
Hac Suresi Tefsiri 27-30. Ayetler
16.3.2019 488 Okunma
2 Yorum 17.03.2019 11:00
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1004
Hac Suresi Tefsiri 23-26. Ayetler
9.3.2019 517 Okunma
3 Yorum 10.03.2019 14:32
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1003
Hac Suresi Tefsiri 18-22. Ayetler
2.3.2019 433 Okunma
1 Yorum 03.03.2019 08:53
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1002
Hac Suresi Tefsiri 14-17. Ayetler
23.2.2019 450 Okunma
1 Yorum 25.02.2019 11:40
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1001
Hac Suresi Tefsiri 9-13. Ayetler
16.2.2019 474 Okunma
1 Yorum 17.02.2019 07:28
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1000
Hac Suresi Tefsiri 5-8. Ayetler
9.2.2019 506 Okunma
1 Yorum 11.02.2019 07:17
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 999
Hac Suresi Tefsiri 1-4. Ayetler
2.2.2019 625 Okunma
2 Yorum 03.02.2019 09:54
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 998
Enbiya Suresi Tefsiri 105-112. Ayetler
26.1.2019 540 Okunma
1 Yorum 29.01.2019 10:16
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 997
Enbiya Suresi Tefsiri 101-104. Ayetler
19.1.2019 548 Okunma
1 Yorum 20.01.2019 09:15
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 996
Enbiya Suresi Tefsiri 95-100. Ayetler
12.1.2019 643 Okunma
3 Yorum 20.01.2019 14:05
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 995
Enbiya Suresi Tefsiri 89-94. Ayetler
5.1.2019 616 Okunma
1 Yorum 06.01.2019 17:39
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 994
Enbiya Suresi Tefsiri 83-88. Ayetler
29.12.2018 579 Okunma
1 Yorum 30.12.2018 20:04
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 993
Enbiya Suresi Tefsiri 76-82. Ayetler
22.12.2018 709 Okunma
4 Yorum 28.12.2018 17:19
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 992
Enbiya Suresi Tefsiri 71-75. Ayetler
15.12.2018 631 Okunma
1 Yorum 16.12.2018 08:21
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 991
Enbiya Suresi Tefsiri 61-70. Ayetler
8.12.2018 626 Okunma
1 Yorum 09.12.2018 18:21
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 990
Enbiya Suresi Tefsiri 51-59. Ayetler
1.12.2018 660 Okunma
1 Yorum 02.12.2018 12:07
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 989
Enbiya Suresi Tefsiri 44-50. Ayetler
24.11.2018 715 Okunma
2 Yorum 30.11.2018 12:01
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 988
Enbiya Suresi Tefsiri 37-43. Ayetler
17.11.2018 777 Okunma
1 Yorum 18.11.2018 02:30
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 987
Enbiya Suresi Tefsiri 30-36. Ayetler
10.11.2018 673 Okunma
1 Yorum 11.11.2018 12:14
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 986
Enbiya Suresi Tefsiri 21-29. Ayetler
3.11.2018 670 Okunma
1 Yorum 04.11.2018 08:48
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 985
Enbiya Suresi Tefsiri 14-20. Ayetler
27.10.2018 684 Okunma
1 Yorum 29.10.2018 09:01
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 984
Enbiya Suresi Tefsiri 7-13. Ayetler
20.10.2018 726 Okunma
1 Yorum 22.10.2018 07:05
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 983
Enbiya Suresi Tefsiri 1-6. Ayetler
13.10.2018 766 Okunma
1 Yorum 14.10.2018 15:17
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 982
Taha Suresi Tefsiri 133-135. Ayetler
6.10.2018 772 Okunma
1 Yorum 07.10.2018 18:14
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 981
Taha Suresi Tefsiri 128-132. Ayetler
29.9.2018 792 Okunma
1 Yorum 29.09.2018 21:51
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 980
Taha Suresi Tefsiri 122-127. Ayetler
22.9.2018 770 Okunma
1 Yorum 23.09.2018 12:16
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 979
Taha Suresi Tefsiri 115-121. Ayetler
15.9.2018 835 Okunma
1 Yorum 16.09.2018 17:34
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 978
Taha Suresi Tefsiri 108-114. Ayetler
8.9.2018 869 Okunma
1 Yorum 10.09.2018 11:02
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 977
Taha Suresi Tefsiri 100-107. Ayetler
1.9.2018 894 Okunma
1 Yorum 03.09.2018 09:42
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 976
Taha Suresi Tefsiri 95-99. Ayetler
18.8.2018 1008 Okunma
1 Yorum 19.08.2018 06:33
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 975
Taha Suresi Tefsiri 89-94. Ayetler
11.8.2018 879 Okunma
1 Yorum 13.08.2018 16:19
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 974
Taha Suresi Tefsiri 83-88. Ayetler
4.8.2018 979 Okunma
1 Yorum 05.08.2018 12:06
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 973
Taha Suresi Tefsiri 77-82. Ayetler
28.7.2018 991 Okunma
1 Yorum 29.07.2018 06:03
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 972
Taha Suresi Tefsiri 72-76. Ayetler
21.7.2018 907 Okunma
1 Yorum 22.07.2018 09:53
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 971
Taha Suresi Tefsiri 65-71. Ayetler
7.7.2018 1115 Okunma
1 Yorum 08.07.2018 07:55
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 970
Taha Suresi Tefsiri 59-64. Ayetler
30.6.2018 1003 Okunma
1 Yorum 01.07.2018 14:44
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 969
Taha Suresi Tefsiri 51-58. Ayetler
23.6.2018 1119 Okunma
1 Yorum 24.06.2018 08:10