Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Ergün Diler - Takvim Süleyman Karagülle
Tesadüf!
208 Okunma, 1 Yorum

02/05/210

1- Tesadüf!

Büyük devletlerin derin devletleri vardır. Türkiye’de bu ordudur.

- Bir hayvan sürüsünün teşkilatı vardır. Sürünün başkanı vardır. Sürüye mensup olanlar lidere bakarlar, o ne yaparsa onlar da onu yaparlar.  Sürüde ayrıca öncüler veya yabaniler vardır. Bunlar sürekli araştırma içindedirler. Kararları bunlar verirler. Başkan bunlara bakar. Bunlardan hangisinin yaptığını yaparsa sürü onu yapar. Bu toplulukta da böyledir.  Bundan dolayıdır ki devlet başkanlığı son derece kolaydır. Çevrene bakar hangisinin en doğru hareket ettiğine karar verirsen onu denersin. Osmanlı İmparatorluğu yarım bin yıldan fazla zamanda dünyayı sadrazam ve Şeyhülislam yönetti.

Derin devlet demeyecekseniz derin güç demeyeceksiniz. Her dönemin etkin kişisi vardır. Cumhuriyet döneminin etkin kişisi Fevzi Çakmak idi. Başkan değildir ama onun istediği bir şey olur.  1950’den sonra etkin kişi İnönü oldu. Sonra etkin kişi Erbakan oldu. Bugün etkin kişi kimdir? Henüz belli değil sıkıntı oradan geliyor.

Parti başkanları bu etkin kişiyi bulmalıdırlar.  O kişimin makamı veya parası olmayacaktır. Deneyimi ve ilmi olacaktır. Türk Ordusu bu kişiyi keşfeder. Kendisi ortaya çıkandan o kişinin yönlendirmesiyle devlete etki eder. Türkiye’de yaşar ve gelişir. Ben orduya hep güvendim. Yanılmadım.

 

2- Şifre İstanbul

ABD, Çin’in gelişmesini önlemek için Afganistan’ı, Irak’ı işgal etti. Petrolsüz bırakacak daha fazla üretime imkan vermeyecekti.  İngiltere ise Çin ile anlaştı. İpek Yolu projesini ortaya koydu. Çatışma burada. ABD de İran ve Türkiye’yi yanına alarak bu projeye mani olmaya çalışıyor. İstanbul’daki başkanlık çatışması budur.

- Yarın İngiltere ile ABD’yi devreye sokabilir. Oysa çatışan devletler değil Sermaye ile silahtır. Rothschild ABD’yi böylece dinsizleştirmek istemektedir.  Tam istihdam sağlanınca işçilik dönemi sona erdi, insanlık ortaklık dönemine geçiyor. Merkezi güçler sona erecektir. Ne Rothschild ve Rockefeller ne de Çin ve ABD dünyaya hakim olabilecek. Her dördünün hükümdarlığı sona eriyor. Uyum sağlarlarsa varlıklarını devam ettirirler. Yoksa yok olup giderler. İpek Yolu’nu kurulacak semt kooperatifleri yapacaktır. İpek Yolu bir İpek Yolu Vakfı tarafından yapılacak ve işletilecek. Bu vakfın sahipleri semt kooperatifleri olacaktır. Çin de, ABD de, Rockefeller de bu vakıfta yer alabilirler. Yararlanırlar ama vakıf işçilik sistemi ile değil ortaklık sistemi ile yönetilecektir.

 

3- Vakayı raporu

ABD’de bir rapor hazırlandı. Rusya, Çin ve İran aralarında alışverişi Dolar ile değil, kendi paraları ile yapmaktadırlar. Rusya Türkiye’ye S-400’leri Dolar ile değil Ruble ile sattı.

- 90’lı yıllarda bir makale yazdık. Uluslar birbirlerine kendi paralarını kredi olarak verecekler. Kasalarındaki stokla kurlar tespit edilecek. Arif Ersoy Çin’e gitti ve orada bu sistemi onlara anlattı. Benim yazdığım makalelerde silahla Dolar çatışmaktadır. Birbirini yenemezler, savaşın kazanılması için devletlerin kendi Dolarlarını üretmesi gerekir. Bunda da her ülke kendi mallarını kendi parası ile satmalıdır. Alırken de aldığı ülkenin parası ile almalıdır. Uluslararası piyasa böyle kurulur demişti. Ben bunu Kur’an’dan öğrendim. Akevler bunu Kur’an’la tespit etmiştir. Bugün dünya bunun adımını atmış oluyor. Bizim anlatmamız etkili olsun veya olmasın önemli değil ama bunu biz yarım asır önce görmüş ve söylemiş oluyoruz. İlme dayanarak ileride olacakları söylüyoruz. Şimdi de diyoruz ki Türkiye varlığını korumak istiyorsa korkmadan altın bonosuna geçmelidir. Ancak bunun için bilgiye ihtiyaç vardır. Bu da yalnız Akevler’de vardır. Kulaklarınızı tıkayın.

 

4- Yeni dönem

YSK İmamoğlu’na devam derse sorun yok ama seçimi yenilerse Türkiye karanlıklar içine girmiş olacaktır.

-  Binali Yıldırım adaylıktan çekilmedi. AK Parti davaları geri çekmeli, Bahçeli hükümette yer almalıdır. Yahut başkanlıktan istifa etmelidir. Yıkmayı planladığı için AK Parti içinde yer almıyor. Yanlış yapıyor.  Bir devlet bir ırka dayanır. Türkiye devletinin asıl unsuru Türklerdir.  Güçlü örgüt olmalıdır. Devleti ise bir ırka mensup olanlar değil tüm halk yönetmelidir.

 

5-Yön çatışması

Türkiye yönünü değiştirdi. Batı ile ittifaklar içinde olduğu halde şimdi Rusya ile birlikte. AK Parti bunu başarıyor.

- Türkiye’de dış siyaseti ordu yürütür.  Sermaye’nin oyunlarını bilir. Ona uyar ama kendisini de korur. Sermaye Türkiye’yi önce İslamiyet’ten koparmak istedi. Bunu başaramayınca Türkiye ile İran’ı savaştırıp Türklerin ve İranlıların kökünü kazıyacaktı. Erbakan ve Humeyni sayesinde bunu başaramayınca, bu sefer Arap-Acem çatışması ile İslamiyet’i eksiz hale getirecektir. Türkiye’nin yönünü Rusya’ya çeviren Sermaye’dir. Şimdi Arap-Acem savaşı için hazırlık yapmaktadır. Ne var ki 4000 tır silah bile işe yaramadı.  Türk Ordusu Suriye’de idi ve silahların bir kısmı Türklerin oldu. Sermaye kendi içinde bölünmüştür. ABD ile arası açılmıştır.

 

NOT: Yazıda yer alan italik ifadeler Süleyman Karagülle’ye aittir.

 

Yorum:

Kur’an Düzeni

Kur’an’a göre Kur’an düzeni 2000’li yıllarda olacaktır. Düzenin aslı da şöyledir.

Yeryüzü teavün (kooperatif) şirketleri ile organize olacak. Karye olarak adlandırılan bu şirketlerde yüz kabile bir şa’abı, yüz şa’ab bir kavmi (devleti) oluşturacak, yeryüzü yaklaşık yüz kavimden oluşacak. Kavim ırka değil irfana (kültüre) dayanacak. İnsanlık (Birleşmiş Milletler) birlikte uygarlaşacaktır. İnsanlığın ordusu olmayacak. İnsanlık düzeni hakemlerden oluşmuş yargı denetimi ile demokratik olarak yönetilecektir. Tarihin akışı böyle. Bu ilahi yaradılıştır. Ayak uyduran yaşar. Uydurmayan helak olup tarihin enkazlarında gömülür.

Bunun böyle olacağını yarım asırdır ileri sürüyoruz. Erbakan bunu dünyaya anlattı. Ne zaman olacağını ise biz bilemeyiz. Biz olacağını biliriz, zamanını ise Allah tayin eder.

 

 

Süleyman Karagülle

Yorumcu 
Yorum 
Reşat Nuri Erol
06.05.2019
01:25


1967...1968...1969...AKEVLER 53 YILDIR ÇALIŞIYOR...2017...2018...2019

BİZLER ÇALIŞIYOR VE YENİ İSLÂM MEDENİYETİ’Nİ KURUYORUZ...

SİZLERİ DE ÇALIŞMALARIMIZA DÂVET EDİYORUZ; BUYURUN, BİRLİKTE ÇALIŞALIM...

ADİL DÜZEN 1012

“ADİL DÜZEN” III. BİNYIL MEDENİYETİ PROJESİDİR

“VE BİZE DÜŞEN SADECE MÜBÎN/AÇIK TEBLİĞDİR.” (KUR’AN; Yâsin Sûresi, 36/17)

Haftalık Seminer Dergisi; 1012. Hafta - 04 MAYIS 2019 - Fiyatı: www.akevler.orga tıklamak!

BU DERGİYİ HER HAFTA OKUTABİLİR.. ÇOĞALTABİLİR.. DAĞITABİLİRSİNİZ...

“ADİL DÜZEN” UYGULAMALARI YAPMAK İÇİN BİZLERE DANIŞABİLİRSİNİZ...

 

*KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİ; 1012. SEMİNER

“HİÇ BİLENLER İLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?”      (KUR’AN; Zümer Sûresi, 39/9)

İ L İ M TALEP ETMEK HER MÜSLÜMANIN ÜZERİNE FARZDIR.”      (Hadis)

Adres: AKEVLER İSTANBUL KOOPERATİFLERİ MERKEZİ,  Zafer Mah. Coşarsu Sk. No: 29 YENİBOSNA / İSTANBUL    Tel: (0212) 452 76 51

Tefsir Seminer Notları Yenibosna’da Cumartesi akşamları okunup tartışılmaktadır.

GAYEMİZ: Bu “SEMİNER NOTLARI”nın İstanbul, Türkiye ve bütün dünyada “OKUNMASIANLAŞILMASI VE UYGULANMASI”DIR. - ADİL DÜZEN ÇALIŞANLARI

 

***

 

*“ADİL DÜZEN” DERSLERİ/YORUMLARI

Belediye Başkanlarına Açık Mektup - I

***

Belediye Başkanlarına Açık Mektup - II

Süleyman KARAGÜLLE

 

***

 

*SEBÎLU’R-REŞÂD” / MAKALELER

‘Peki, NASIL OLACAK’ diyor Mustafa Kutlu-1

‘Peki, NASIL OLACAK’ diyor Mustafa Kutlu-2

Muhafazakâr demokratlara Kosova’dan bakış-1

Muhafazakâr demokratlara Kosova’dan bakış-2

Reşat Nuri EROL

 

***

 

HAC SÛRESİ - 14. Hafta

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اأَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظِيمٌ (1) يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارَى وَمَا هُمْ بِسُكَارَى وَلَكِنَّ عَذَابَ اللَّهِ شَدِيدٌ (2) وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيْطَانٍ مَرِيدٍ (3) كُتِبَ عَلَيْهِ أَنَّهُ مَنْ تَوَلَّاهُ فَأَنَّهُ يُضِلُّهُ وَيَهْدِيهِ إِلَى عَذَابِ السَّعِيرِ (4) يَاأَيُّهَا النَّاسُ إِنْ كُنْتُمْ فِي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَإِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْ وَنُقِرُّ فِي الْأَرْحَامِ مَا نَشَاءُ إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُوا أَشُدَّكُمْ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفَّى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ إِلَى أَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْئًا وَتَرَى الْأَرْضَ هَامِدَةً فَإِذَا أَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَأَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَهِيجٍ (5) ذَلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَقُّ وَأَنَّهُ يُحْيِي الْمَوْتَى وَأَنَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (6) وَأَنَّ السَّاعَةَ آتِيَةٌ لَا رَيْبَ فِيهَا وَأَنَّ اللَّهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ (7) وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُنِيرٍ (8)ثَانِيَ عِطْفِهِ لِيُضِلَّ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ لَهُ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَنُذِيقُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَذَابَ الْحَرِيقِ (9) ذَلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ يَدَاكَ وَأَنَّ اللَّهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِلْعَبِيدِ (10) وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَعْبُدُ اللَّهَ عَلَى حَرْفٍ فَإِنْ أَصَابَهُ خَيْرٌ اطْمَأَنَّ بِهِ وَإِنْ أَصَابَتْهُ فِتْنَةٌ انْقَلَبَ عَلَى وَجْهِهِ خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةَ ذَلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبِينُ (11) يَدْعُو مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَضُرُّهُ وَمَا لَا يَنْفَعُهُ ذَلِكَ هُوَ الضَّلَالُ الْبَعِيدُ (12) يَدْعُو لَمَنْ ضَرُّهُ أَقْرَبُ مِنْ نَفْعِهِ لَبِئْسَ الْمَوْلَى وَلَبِئْسَ الْعَشِيرُ (13) إِنَّ اللَّهَ يُدْخِلُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ إِنَّ اللَّهَ يَفْعَلُ مَا يُرِيدُ (14) مَنْ كَانَ يَظُنُّ أَنْ لَنْ يَنْصُرَهُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ فَلْيَمْدُدْ بِسَبَبٍ إِلَى السَّمَاءِ ثُمَّ لْيَقْطَعْ فَلْيَنْظُرْ هَلْ يُذْهِبَنَّ كَيْدُهُ مَا يَغِيظُ (15) وَكَذَلِكَ أَنْزَلْنَاهُ آيَاتٍ بَيِّنَاتٍ وَأَنَّ اللَّهَ يَهْدِي مَنْ يُرِيدُ (16) إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَالَّذِينَ هَادُوا وَالصَّابِئِينَ وَالنَّصَارَى وَالْمَجُوسَ وَالَّذِينَ أَشْرَكُوا إِنَّ اللَّهَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ (17) أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يَسْجُدُ لَهُ مَنْ فِي السَّمَوَاتِ وَمَنْ فِي الْأَرْضِ وَالشَّمْسُ وَالْقَمَرُ وَالنُّجُومُ وَالْجِبَالُ وَالشَّجَرُ وَالدَّوَابُّ وَكَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيْهِ الْعَذَابُ وَمَنْ يُهِنِ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِنْ مُكْرِمٍ إِنَّ اللَّهَ يَفْعَلُ مَا يَشَاءُ (18) هَذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا فِي رَبِّهِمْ فَالَّذِينَ كَفَرُوا قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِنْ نَارٍ يُصَبُّ مِنْ فَوْقِ رُءُوسِهِمُ الْحَمِيمُ (19) يُصْهَرُ بِهِ مَا فِي بُطُونِهِمْ وَالْجُلُودُ (20) وَلَهُمْ مَقَامِعُ مِنْ حَدِيدٍ (21) كُلَّمَا أَرَادُوا أَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا مِنْ غَمٍّ أُعِيدُوا فِيهَا وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ (22) إِنَّ اللَّهَ يُدْخِلُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤًا وَلِبَاسُهُمْ فِيهَا حَرِيرٌ (23) وَهُدُوا إِلَى الطَّيِّبِ مِنَ الْقَوْلِ وَهُدُوا إِلَى صِرَاطِ الْحَمِيدِ (24) إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَيَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ الَّذِي جَعَلْنَاهُ لِلنَّاسِ سَوَاءً الْعَاكِفُ فِيهِ وَالْبَادِ وَمَنْ يُرِدْ فِيهِ بِإِلْحَادٍ بِظُلْمٍ نُذِقْهُ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ (25) وَإِذْ بَوَّأْنَا لِإِبْرَاهِيمَ مَكَانَ الْبَيْتِ أَنْ لَا تُشْرِكْ بِي شَيْئًا وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْقَائِمِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ (26)وَأَذِّنْ فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا وَعَلَى كُلِّ ضَامِرٍ يَأْتِينَ مِنْ كُلِّ فَجٍّ عَمِيقٍ (27) لِيَشْهَدُوا مَنَافِعَ لَهُمْ وَيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ فِي أَيَّامٍ مَعْلُومَاتٍ عَلَى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ فَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُوا الْبَائِسَ الْفَقِيرَ (28) ثُمَّ لْيَقْضُوا تَفَثَهُمْ وَلْيُوفُوا نُذُورَهُمْ وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَتِيقِ (29) ذَلِكَ وَمَنْ يُعَظِّمْ حُرُمَاتِ اللَّهِ فَهُوَ خَيْرٌ لَهُ عِنْدَ رَبِّهِ وَأُحِلَّتْ لَكُمُ الْأَنْعَامُ إِلَّا مَا يُتْلَى عَلَيْكُمْ فَاجْتَنِبُوا الرِّجْسَ مِنَ الْأَوْثَانِ وَاجْتَنِبُوا قَوْلَ الزُّورِ (30) حُنَفَاءَ لِلَّهِ غَيْرَ مُشْرِكِينَ بِهِ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللَّهِ فَكَأَنَّمَا خَرَّ مِنَ السَّمَاءِ فَتَخْطَفُهُ الطَّيْرُ أَوْ تَهْوِي بِهِ الرِّيحُ فِي مَكَانٍ سَحِيقٍ (31) ذَلِكَ وَمَنْ يُعَظِّمْ شَعَائِرَ اللَّهِ فَإِنَّهَا مِنْ تَقْوَى الْقُلُوبِ (32) لَكُمْ فِيهَا مَنَافِعُ إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ مَحِلُّهَا إِلَى الْبَيْتِ الْعَتِييقِ (33) وَلِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ فَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَلَهُ أَسْلِمُوا وَبَشِّرِ الْمُخْبِتتِينَ (34) الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِرِينَ عَلَى مَا أَصَابَهُمْ وَالْمُقِيمِي الصَّلَاةِ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ (35)وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ لَكُمْ فِيهَا خَيْرٌ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا صَوَافَّ فَإِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُوا الْقَانِعَ وَالْمُعْتَرَّ كَذَلِكَ سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ (36) لَنْ يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنْكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ (37) إِنَّ اللَّهَ يُدَافِعُ عَنِ الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٍ كَفُورٍ (38) أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَاتَلُونَ بِأَنَّهُمْ ظُلِمُوا وَإِنَّ اللَّهَ عَلَى نَصْرِهِمْ لَقَدِيرٌ (39) الَّذِينَ أُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بِغَيْرِ حَقٍّ إِلَّا أَنْ يَقُولُوا رَبُّنَا اللَّهُ وَلَوْلَا دَفْعُ اللَّهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَهُدِّمَتْ صَوَامِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَاتٌ وَمَسَاجِدُ يُذْكَرُ فِيهَا اسْمُ اللَّهِ كَثِيرًا وَلَيَنْصُرَنَّ اللَّهُ مَنْ يَنْصُرُهُ إِنَّ اللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ (40) الَّذِينَ إِنْ مَكَّنَّاهُمْ فِي الْأَرْضِ أَقَامُوا الصَّلَاةَ وَآتَوُا الزَّكَاةَ وَأَمَرُوا بِالْمَعْرُوفِ وَنَهَوْا عَنِ الْمُنْكَرِ وَلِلَّهِ عَاقِبَةُ الْأُمُورِ (41) وَإِنْ يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَثَمُودُ (42) وَقَوْمُ إِبْرَاهِيمَ وَقَوْمُ لُوطٍ (43) وَأَصْحَابُ مَدْيَنَ وَكُذِّبَ مُوسَى فَأَمْلَيْتُ لِلْكَافِرِينَ ثُمَّ أَخَذْتُهُمْ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ (44) فَكَأَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا وَهِيَ ظَالِمَةٌ فَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلَى عُرُوشِهَا وَبِئْرٍ مُعَطَّلَةٍ وَقَصْرٍ مَشِيدٍ (45) أَفَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَا أَوْ آذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَا فَإِنَّهَا لَا تَعْمَى الْأَبْصَارُ وَلَكِنْ تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّتِي فِي الصُّدُورِ (46) وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالْعَذَابِ وَلَنْ يُخْلِفَ اللَّهُ وَعْدَهُ وَإِنَّ يَوْمًا عِنْدَ رَبِّكَ كَأَلْفِ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ (47) وَكَأَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ أَمْلَيْتُ لَهَا وَهِيَ ظَالِمَةٌ ثُمَّ أَخَذْتُهَا وَإِلَيَّ الْمَصِيرُ (48) قُلْ يَاأَيُّهَا النَّاسُ إِنَّمَا أَنَا لَكُمْ نَذِيرٌ مُبِينٌ (49) فَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ (50) وَالَّذِينَ سَعَوْا فِي آيَاتِنَا مُعَاجِزِينَ أُولَئِكَ أَصْحَابُ الْجَحِيمِ (51) وَمَا أَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رَسُولٍ وَلَا نَبِيٍّ إِلَّا إِذَا تَمَنَّى أَلْقَى الشَّيْطَانُ فِي أُمْنِيَّتِهِ فَيَنْسَخُ اللَّهُ مَا يُلْقِي الشَّيْطَانُ ثُمَّ يُحْكِمُ اللَّهُ آيَاتِهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ (52)  لِيَجْعَلَ مَا يُلْقِي الشَّيْطَانُ فِتْنَةً لِلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ وَإِنَّ الظَّالِمِينَ لَفِي شِقَاقٍ بَعِيدٍ (53) وَلِيَعْلَمَ الَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ أَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَيُؤْمِنُوا بِهِ فَتُخْبِتَ لَهُ قُلُوبُهُمْ وَإِنَّ اللَّهَ لَهَادِ الَّذِينَ آمَنُوا إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ (54) وَلَا يَزَالُ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي مِرْيَةٍ مِنْهُ حَتَّى تَأْتِيَهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً أَوْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَقِيمٍ (55) الْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ لِلَّهِ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ (56) وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا فَأُولَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ (57)

 

***

 

وَالَّذِينَ هَاجَرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ ثُمَّ قُتِلُوا أَوْ مَاتُوا لَيَرْزُقَنَّهُمُ اللَّهُ رِزْقًا حَسَنًا وَإِنَّ اللَّهَ لَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقِينَ (58) لَيُدْخِلَنَّهُمْ مُدْخَلًا يَرْضَوْنَهُ وَإِنَّ اللَّهَ لَعَلِيمٌ حَلِيمٌ (59) ذَلِكَ وَمَنْ عَاقَبَ بِمِثْلِ مَا عُوقِبَ بِهِ ثُمَّ بُغِيَ عَلَيْهِ لَيَنْصُرَنَّهُ اللَّهُ إِنَّ اللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ (60) ذَلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ يُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَأَنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ بَصِيرٌ (61) ذَلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ هُوَ الْبَاطِلُ وَأَنَّ اللَّهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ (62)

 

***

 

وَالَّذِينَ هَاجَرُوا

Va elLaÜIyNa HaCaRUv (Va elLaÜIyNa FaGaLUv)

“Muhacere eden kimseler”

Kur’an’ın mucizeleri zamirlerde ve harfi atıflarda saklıdır.

Buradaki وَ harfi nereye atfetmektedir?

Kur’an çok uzak yerlere atfedebilir. Atfedilen yere işaret etmek için de kelimeyi iade eder. الَّذِينَ ile atfettiğine göre, atfedilen yeri aradığımızda bundan önce geçen الَّذِينَ ’yi aramamız gerekir. Bir önceki ayette الَّذِينَ كَفَرُوا geçmektedir. Küfredenler hicret edenlerle karşılaştırılıyor mu yoksa daha önce geçen bir الَّذِينَ ‘ye mi atıftır?

ف‘den sonra gelen الَّذِينَ آمَنُوا‘ya atıf olabilir, bu sefer de iman edenler ile hicret edenler karşılaştırılmaktadır. يَاأَيُّهَا النَّاسُ deyip hitap ettiği için daha geriye gidemeyiz.

“Hicret” oraya bir daha dönmemek üzere bir yeri terk etmektir. فِي harfi ile gelirse oraya hicret etmedir, إِلَى harfi ile gelirse bir topluluğa katılmadır. Hicret edenleri önce hicret etmeyenlerle karşılaştırabiliriz.

Bir yerde bulunuyorsanız ve orada zulüm yapılıyorsa, siz o zulmü ortadan kaldıracak çaba gösterip orada kalabilirsiniz. Zulmü ortadan kaldıracak bir çaba göstermiyorsanız oradan hicret edeceksiniz. Etmiyorsanız, siz küfreden kimselere mensupsunuz demektir. الَّذِينَ كَفَرُوا  ‘ya atfedersek böyle mana vereceğiz.

“İman etmiş olanlara” atfedersek, o zaman iman edenler var ama hicret etmemişlerdir manası çıkar. Bunlar cenneti hak ederler ama dünyada zulmedilenler içinde onlara da zulmedilir. Daha önceki ayetler bunu ifade etmiştir. Hicret ederseniz zulümden kurtulursunuz.

Yirminci asrın muhacereti Semt Kooperatifleridir. Bu ayetler şunu söylüyor. İşçilik sisteminden ortaklık sistemine geçilirken çok sıkıntılı günler yaşayacaksınız. Sonunda ortaklık sistemine geçilecektir ama eğer Semt Kooperatifleri kurar oraya hicret ederseniz farklı olursunuz. Bu ayet işte onları anlatmaktadır.

Hicret edeceksiniz, zalim düzeni bırakacaksınız. Bunun için de da semt kooperatifi kuruyorsunuz ve kendi ortaklığınıza çekiliyorsunuz. Ürettiklerinizi takas usulü ile satıyorsunuz.

...



YorumYap

Sayı: 516 | Tarih: 5.5.2019
Ahmet Hakan
7 maddede özetledim: Davutoğlu niye tutmaz?
Boşa çırpınışlar
210 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Ergün Diler
Tesadüf!
Kur’an Düzeni
208 Okunma
1 Yorum
Süleyman Karagülle
Mehmet Barlas
İlber Ortaylı Trump’ı ve Clinton’u benzetmiş…Birileri
Allah müsrifi sevmez
166 Okunma
Tayibet Erzen
Yusuf Kaplan
Bin yılı inşa eden Turkuaz Ruhu, önümüzdeki bin yılı da
Yedi renk ,Adil Düzen ve 3.binyıl medeniyeti!
160 Okunma
Ali Bülent Dilek
Uğur Dündar
Şeffaflık mı, şov mu?.. 4 Mayıs 2019
Minareye kılıf
119 Okunma
Hüseyin Bağdatlı