Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Mahir Kaynak - Star Süleyman Karagülle
Yeniden Yapılanma
667 Okunma, 3 Yorum

23/11/2014

-CHP cumhuriyetin ilkelerinin kendisine göre yorumladı, bir kısım halkın ve bürokrasinin desteğini aldı.

-Birinci Cihan Savaşındaki mağlubiyet halkta şok tesiri yaptı. İslamiyet’in galip geleceği varsayımı ortadan kalkıyor, Kuran’ın dedikleri olmuyordu. Bu yetmiyormuş gibi Rum ve Ermenilerin giriştikleri katliam Müslümanların dünyalarını da mahvediyordu. Mustafa Kemal başkanlığındaki zafer ölünün dirilmesi gibi bir şeydi. O nesil değişinceye kadar böyle olması normaldi.

 

-İstiklal savaşı sadece Türkiye’nin kendi kazancı değildir. Dünya dengesi gereği kurulmuştur.

-İstiklal savaşının dış dinamizmi şudur. Sermaye Ortadoğu’da bir İsrail imparatorluğunu kurmayı tasarlamıştır. Bunun için ikinci cihan savaşı olacak ve İsrail Devleti kurulacaktır. Planlandığı 50 senelik müddetten sonra 1948’de İsrail Devleti kuruldu. İkinci plan larak Türkiye Cumhuriyeti ve Ortadoğu devletleri parçalanacak onar milyonluk devletler haline getirilecek ve İsrail silah zoru ile Ortadoğu’ya hakim olacaktı. Hıristiyanların buna mani olmamaları için Anadolu Hıristiyan kalmalıydı. İşte İstiklal savaşı bu amacı güder. Mustafa Kemal’le yaptıkları gizli anlaşma ile Türkiye inkılaplarla dinsizleştirilecek ama Türkiye’nin varlığına 50 sene daha izin verilecekti. Sonra devletçikler halinde İsrail’e bağlanacaktı. 28 Şubat olayı bunun hareketiydi ama ordu buna mani oldu.

 

- Dünya değişti. Türkiye Avrupalılaşma çabası içinde oldu.

- Avrupa Birliği aslında ABD’nin hakimiyetini önlemek amacıyla oluşmuştur. Sovyetler, Çin, ABD ve AB’nin alternatifi olarak oluşturulmuştur. AB İngiltere’yi de birliğe alarak ABD’nin dolayısıyla Sermaye’nin etkisine girmeye başladı. Fransa ve Almanya’nın birlikteliği AB’yi ABD’nin etkisi dışında bırakma durumuna getirdi. Bunu dengelemek için ABD Türkiye’yi AB içine sokacak ve o sayede Avrupa’da Alman ve Fransız üstünlüğünü kıracaktı. Ne var ki Türkiye İngiliz değil de Almanya tarafına meyletti. 2012 seçimleri bu idi. Türk ordusu ABD hakimiyetini kırmak için AK Partiyi AB içine sokmaya, Alman ve Fransız tarafı olma durumuna girdi. Diğer taraftan ABD halkı DP’ye oy vermekle sermayeyi dışladı. Dünya belirsizlik içine girdi.

 

- Güneydoğudan kaçak tarım ürünleri gider oradan da kaçak sanayi ürünleri gelirdi.

- Suriye’den gelen sanayi ürünleri Batı’dan geliyordu. Gümrüklerin azlığı sebebiyle daha ucuz geliyordu. Sermaye dünyayı akılsız bularak ona istediğini yaptırıyordu. Gümrükler kalkarsa karşılıklı alışveriş artacak ve dünyada dengeli iş bölümü yapılacaktı.  Biz tarım ülkesi kalacaktık ama tarım sanayiden daha kıymetlidir. Dolayısıyla daha çok refahta olacaktır, daha güçlü olacaktır. Gümrükler bizim malları onlara satmamıza mani oluyordu. Onlar da bize sanayi satamıyorlardı. Koruma adı altında köreltme hüküm sürecekti. Şimdi de durum fazla farklı değildir.

 

- Güneydoğuda tarım geliştirilebilirdi. Böylece biz batıdan sanayi malları alırdık. Güneye yetecek sandık, onlar da batıya petrol satabilirdi.

- Bu taktirde ABD sermayesi bizleri nasıl sömürecekti. ABD Sermaye ile arasını açınca şimdi yeni dünya oluşuyor.  ABD devletine imkanlar tanıyıp güçlendirmeliyiz. Petrolü pazarlamaya devam edecektir. Silahlı gücü ile denizlerdeki güvenliği sağlayacaktır. Ama bizim kendi aramızdaki mübadelelere karışılmayacaktır.

 

- Türkiye yeniden kedisine özgü ekonomik politika geliştirmelidir. CHP burada iktidara yardımcı olmalıdır.

- CHP şunu bilmelidir; 1920’lerdeki şartlar bugünkü şartlardan çok farklıdır. O gün biz sermaye ile anlaşmak zorunda idik. Mağlup olmuşuz, ordumuz dağılmış nüfusumuz 10 milyona inmişti. Bugün Türkiye 80 milyon nüfusa sahiptir. Halk ekonomisi bakımından dünyada birincidir.  İlme dayalı yeni din örgütlenme bakımından birincidir. Çok partili demokrasi bakımından birincidir. Adil Düzen’i ortaya koymuş olması bakımından dünyada ilimde birincidir. Türkiye 1920’lerde verdiğimiz tavizlere dur demelidir. ABD ne yaptı? Ben doları altınla değiştirmiş oluyorum dedi. Kime kıyamete kadar esir kalmaya mecbur değildir.

 

23/11/2014

Sorunlar ve Çözümler

- Son günlerde Tunceli’de  dini ve ırki kışkırtmalar vardır.

- Tunceli aşiret düzeni içinde yaşıyordu. Aşiretler arası kavga vardır. CHP aşiretlerden birini tutup diğerlerini şiddetle bastırdı ve tehcir etti. Bu sebepledir Tunceli hep CHP’yi desteklemiştir.  Şimdi de onun başına bir Tuncelili geçmiştir.

 

-  Dışarda Sünni Şii, ülkede Sünni Alevi ayrışması yapılmaktadır. Bu konular konu dışında tutulmalıdır.

-  İnsanlar topluluk içinde özgür yaşayacak şekilde yaratılmışlardır. Halk zamanla gruplanır. Sorun yerel yönetilen veya sosyal gruplarla tanınan özgür örgütleme ev yaşama sistemi ile çözülür. Bahçeli’nin Tunceli’ye gidip şov yapmasına gerek yoktur. Şeriatta ve demokraside birlik zorlayarak değil arzulayarak sağlanır. AK Parti’nin gitsene demesine gerek yoktur. Yanlıştır. Hatalıdır.

 

- Çatışma iki grup arasında başlar, devlet kuvvetleri tarafsız kalmaz. Olay büyür. Sonuç ne olursa olsun hedeflerine ulaşmış olurlar.

- Devlet dış savunmayı yapan bir kuruluştur. İç çatışmada devlet taraf olmazsa sonuçlanamaz, taraf olursa dış savunmayı yapmaz. Bu sebepledir ki iç güvenlik ordunun ve devletin değil illerde oluşturulmuş yerli zabıta kuvvetlerine ait olur. Yenen oraya hakim olur, diğerleri o ilden başka ile göç ederler.

 

- İnsanlar karışmakta ve ayrılıklar sona ermektedir. İnsanlar ayrılmakta ve farklılıklar doğmaktadır.

- İnsanın diğer hayvanlardan farkı aynı kovanda yaşayanların dışında insanlar sosyal gruplar oluşturmaktadırlar. Birlikte farklılaşmaktadırlar. Yine arıların aksine, insanlar değişik topluluklardan göç ederek birleşerek bir topluluk oluşturmaktadırlar. Bu özelliklerden yararlanarak, yerinden yönetimli güçlü birlik oluşturabilmekteyiz.  Sosyal gruplarla iyilikte yarış yapmaktayız.

 

- İnsanlar birlikte yaşamak zorundadırlar. Ya mevcut olanlardan birine katılacaklar ya da kendileri yeni bir birlik kuracaklardır. Zamanla bazı şeyler sonradan kutsallaşır.

- İnsanlar savunmak zorundadırlar. Bu da birlikte olmak sayesinde mümkündür. Güçlü silahlı güç oluşturup adaleti sağlayanlar devlet kurmuş olurlar. Devlet, güvenliği sağlıyorsa vardır. Yoksa başkaları o devleti yıkıp yerine adaleti sağlayan bir düzen kurma durumundadırlar.

 

NOT: Yazıda yer alan italik ifadeler Süleyman Karagülle’ye aittir.

 

Yorum:

Hedefsiz birlik sağlanamaz

Askeri eğitim yaparken “Hedefiniz önünüzdeki köprü, marş marş” denir, hep birlikte koşarlar.  Sadece marş marş dese hedef gösterildiği için koşamazlar ya da aynı tarafa koşmazlar. Dinlerin kıbleleri de bu birliği sağlamak içindir. Kabe’nin hiçbir önemi yoktur ama insanların birleşmesi için hedef o gösterilir. Toplulukların da bir hedefi olacaktır ki birlik sağlansın. Din ve mezhepler bu birliği sağlamalıdır. Irkçılık bu birliği sağlamıştır. Devletler uygarlıklar böyle oluşmuştur.  Türkiye İslamiyet’i zorlamadan yaşamayı ilke edinen bu devletlerden biridir. İslamiyet terkedilmiş, başlangıçta hedef Türklük olarak gösterilmiştir. Sonra ülke için tehlikeli görülmüş milliyetçilikten Atatürkçülüğe geçilmiştir. Bu da başarılı olmamıştır. Şimdi yarış içindeyiz.

Devletimizin varlık nedeni insanlık içinde bir ilke yüklenmesi ile olur. Bizim için ilahi taktirle belirlenmiş bir görev vardır. Adil Düzen’i dünyaya yaymadır. Adil Düzen nedir? Demokratik (şeriata), laik (İslam), liberal ve sosyal liberal (adil=dengeli) ve sosyal (hak) düzendir. Batının sömürü anlayışı dışındadır.

Ekseriyet demokrasisi yerine hicret demokrasisi, dini dışlayan laiklik yerine dinlere eşit yakınlıkta olan düzend bu düzeni geliştirir, uygular, insanlara gösterir ve böylece hizmet etmiş olur. Bu da onu birleştirici hedef olmuş olur. Artık Ziya Gökalp’in bir asır önce tespit ettiği hedef yerine, Akevler tarafından seçtiği Erbakan’ın dünyaya duyurduğu Adil Düzen’i kendisine ideal edinecek onun peşinde koşarken aralarında birlik de sağlanmış olacaktır.

 

 

Süleyman Karagülle

Yorumcu 
Yorum 
Reşat Nuri Erol
01.12.2014
08:03

http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/suleyman-karagulle/yeni-partiler-8656.html

Reşat Nuri Erol
01.12.2014
11:07

İran'dan 'Dolar yerine TL kullanalım' önerisi İran Ekonomi Bakanı Ali Tayyipniya yaptırımlardan etkilenen iki ülke ticaretinde, Türk Lirası (TL) ve İran Riyali (IRR) kullanımını önerdi.

haberi okumak için:

http://www.milliyet.com.tr/iran-dan-dolar-yerine-tl/siyaset/detay/1977518/default.htm

Reşat Nuri Erol
05.12.2014
09:30

http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/HayrettinKaraman/bunu-da-mi-unutacagiz/2006360

Hayrettin Karaman'dan:

"Ey devleti yönetenler, yoksulların hakkını yiyenlerden hesap sorulmazsa üzerimize bela yağacak!" Yeni Şafak gazesi yazarı Hayrettin Karaman bugünkü yazısında hükümeti çok sert sözlerle uyararak eleştirdi: Göklerden üzerimize bela yağacaktır vesselam! Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti çevrelerinde görüşleri dikkatle alınan ve bu yüzden de Zaman yazarları tarafından "Partinin Müftüsü", "Erdoğan'ın Şehyülislamı" gibi sıfatlar ile eleştirilen ilahiyat profesörü Hayrettin Karaman, hükümeti sert bir dille eleştirdi. Karaman yazısında “Siz ey devleti yönetenler! ‘Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu Gelir de adl-i ilâhî sorar Ömer’den onu’ diyen büyük Ömer’in (Allah ondan razı olsun) makamında oturuyor değil misiniz? İlâhî adalet bir koyunu yiyen kurdun hesabını yönetenden soracaksa, yoksulların hakkını yiyenlerden, milyonlar sürünürken sefa sürenlerden, yoksulların hakkını bunlardan alarak onlara ulaştırmayan yöneticilerden hesap sormayacak mı? Bugünden tezi yok öyle tedbirler alınsın ve öyle düzenlemeler yapılsın ki ülkede, temel ihtiyaçlarını temin edememiş bir fert kalmasın. Ya bu olacak veya göklerden üzerimize bela yağacaktır...” Hayrettin Karaman’ın Yeni Şafak’ta “Bunu da mı unutacağız” başlığıyla yayımlanan yazısı şöyle: CİNAYETE BENZER KAZALAR OLUYOR "Ermenek’teki maden kazasında veya cinayetinde toprak ve su altında can veren son işçilerin de cesetlerine ulaşıldı. Tanınmaz haldeler, DNA testi ile kimlikleri belli olacak. Acılı aileler hiç olmazsa ölülerini görecek, elleriyle defnedecek, acı akıbet hakkında kesin bilgiye ulaşmış olacaklar. Ülkemizde böyle nice cinayete benzer kazalar oluyor, birkaç gün vah tüh diyoruz, yazılar yazılıyor, konuşmalar yapılıyor, sonra bunlar da unutuluyor ve “hayat devam ediyor”. Bu yazıda altını çizmek, vicdanlara kazımak istediğim iki husus var: 1. Bu tür kazaların olmaması mümkün; çünkü ihmaller ve kazanç hırsı yüzünden kasıtlı tedbirsizlikler var. Sorumluluk işçiden başlıyor, iş dayıları, sendikalar, işverenler, müfettişler ve dolayısıyla devleti yönetenlere kadar ulaşıyor. Herkes dünyadaki cezadan ve rezil olmaktan önce Allah’tan korksun ve taşlaşmış vicdanlar yumuşasın da üzerine düşeni yapsın ve bu acıları daha az yaşayalım. BU HABERİ ASLA UNUTMAYALIM 2. Ve şu haber: “Oğlum yüzme bilmiyor’ sözüyle Türkiye’yi ağlatan mahsur kalan işçilerden Tezcan Gökçe’nin annesi Ayşe Tezcan gibi babası Recep Tezcan’ın ayağındaki eski ve yırtık lastik ayakkabılarıyla yürekleri dağladı.” Evet bir de bu haberi asla unutmayalım. Bu onurlu insan Recep amca, kendisine yapılan teklifleri reddetmiş, “emekli maaşımı alınca ayakkabı alacağım” demiş, bu tavır da ayrıca yüreklere taş gibi oturmalı. Evet Recep amca niçin şunun bunun elden-doğrudan vereceği parayı alsın da yüzü kızarsın, mahcup olsun, onuru incinsin? Recep amca ve benzerlerinin, ihtiyacından fazla mal varlığı olanların malında hakkı var; bu hakkı veren borcunu ödemiş olacak, alan da hakkını almış olacak. Asıl utanması, mahcup olması gerekenler borcunu ödemeyerek Recep amcaları önce yırtık lastikle bırakanlar, sonra da sadaka veriyormuş gibi ayakkabı parası vermeye kalkışanlar değil midir!. EY MÜSLÜMANLAR BU HAKKI BİLMİYOR MUSUNUZ? Ey bu ülkenin yüzde doksan dokuzu Müslüman olan insanları! Siz bu hakkı ve bu borcu bilmiyor musunuz? Bilmiyorsanız niçin öğrenmediniz? Bildiğiniz halde örgütlenerek yoksulluğa çare bulmak ve insanları, birilerinin eline bakar olmaktan kurtarmak için neden çaba göstermediniz? Ebedî aleme göçüldüğünde bu sorulara vereceğiniz cevabı düşündünüz mü? Yoksa “hele bir gelsin o zaman düşünürüz” mü diyorsunuz. Böyle diyorsanız bunun, inançsızlıkla eş değersizlikte olduğunu ifade etmek isterim. EY DEVLETİ YÖNETENLER BÜYÜK ÖMER'İN MAKAMINDA OTURUYORSUNUZ Siz ey devleti yönetenler! “Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu Gelir de adl-i ilâhî sorar Ömer’den onu” diyen büyük Ömer’in (Allah ondan razı olsun) makamında oturuyor değil misiniz? İlâhî adalet bir koyunu yiyen kurdun hesabını yönetenden soracaksa, yoksulların hakkını yiyenlerden, milyonlar sürünürken sefa sürenlerden, yoksulların hakkını bunlardan alarak onlara ulaştırmayan yöneticilerden hesap sormayacak mı? BELA YAĞACAK VESSELAM Bugünden tezi yok öyle tedbirler alınsın ve öyle düzenlemeler yapılsın ki ülkede, temel ihtiyaçlarını temin edememiş bir fert kalmasın. Ya bu olacak veya göklerden üzerimize bela yağacaktır vesselam!



YorumYap

Sayı: 285 | Tarih: 30.11.2014
Ahmet Hakan
Garantili gündem belirleme önerileri
Eşitlik, eşitlik
698 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mahir Kaynak
Yeniden Yapılanma
Hedefsiz birlik sağlanamaz
667 Okunma
3 Yorum
Süleyman Karagülle
Yusuf Kaplan
En büyük tehdit:Misyoner Medya
Günaydın yusuf hocam!
644 Okunma
Ali Bülent Dilek
Can Dündar
Baskı Bitmedi Sayın Başbakan, Sadece El ve Yön De
Esas Yazma Zamanı
588 Okunma
Vahap Alma
Mehmet Barlas
Bahçeli Tunceli'de Papa da Ankara'da
Neydik ve hala neyiz
582 Okunma
Tayibet Erzen