Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Mahir Kaynak - Star Süleyman Karagülle
Yeni Araç
697 Okunma, 3 Yorum

24/08/2014

-İkinci Cihan savaşı sonunda Alman istihbaratı ABD istihbaratı ile görüştü, belgeleri onlara teslim etmek istedi. Hitler bunu istihbaratından öğrendi.

- İkinci Cihan Savaşını çıkaran sermaye idi. Hitler’i o yetiştirdi. Alman istihbaratı sermayenin istihbaratı idi. İki bloğu savaştırıyordu. Ama batı bloğunu galip tutuyordu.

 

- Bu istihbaratçı idam edildi. Yerine gelen de sermayenin adamı idi. Gizlendi, sonra ABD ajanı oldu.

- Dünyadaki tüm kutuplaşmalara katılır, onları değişik seviyede tutar. Emrine alamadığı kuruluşu büyütmez.

 

- Türkiye’deki Alman istihbaratının belgelerini alanlar da ABD’ye geçti. Türkiye’ye onlar hâkim oldu.

- Sermaye dünyayı ikiye böldü. Bunları çatıştıracak ve kendi dengesini yürütecekti. Türkiye’de CHP-MSP koalisyonu bu çatışmayı sona erdirdi. Bugün bu sebeple boşluk vardır. Yeni denge oluşamadı.

 

- Savaştan sonra dünya ikiye ayrıldı. Türkiye SSCB’ye karşıydı.

-  Türkiye inkılapları korumak şartı ile batı bloğuna alınmıştı. Türkiye bundan yararlandı ve inkılapları din düşmanlığından çıkararak korudu.

 

-Soğuk Savaş istihbarat üzerinde olurdu.

- Türkiye çatışmanın merkezi haline gelmedi. Türkiye Sovyet casusları ile Türk istihbaratı savaş alanı haline gelmiştir.

 

- Bir ara Maocu İstihbarat da etkili odu. Güçsüz istihbarat  güçlü gösteriliyor.

-  Yalta’daki anlaşmaya göre Türkiye’deki Sovyet casusları ABD’nin ajanları idi. Maocu ajanlar da CIA’nın ajanları idi. Sovyetlerdeki casuslar da Sermayenin adamları idi. Aynı ekip iki taraftan gerekeni yapıyordu.

 

- Göstermelik düşmanlıkları ciddiye alıp birilerinin yanında olunmamalıdır.

- Bize biçilen görev gereği gerekeni bizde göstermelik yapabiliriz. Demirel ve Özal böyle yaptı. DP beceremedi. Erbakan beceremedi.

 

Ekonomi Sorunu

30/08/2014

-Gazze’de Müslümanlarla Yahudiler, İŞİD de Sünnilerle Şiiler çatışıyor. Eski günlere döndük.

- Sermaye siyasi gücünü kaybettiği için yeni bir savaş durumu ortaya çıkarıp sonunda yine devletleri emrine almak istiyor. Hedef İran’la Türkiye’yi kapıştırıp savaşı yaygınlaştırmaktır.  Erdoğan’ı dışlayıp yeni kabine ile bunları yapacaklardı. Erdoğan galip geldi.

 

-Savaş ekonomidir. Geçmişte büyük güçler savaşır sonu sermayenin istediğine götürürdü. Şimdi küçük güçle savaşıyor sonuç elde edilemiyor.

- Şimdi savaş Tekel Sermaye ile devletler arasındadır. Büyük savaş çıkarılamıyor. Sermayenin elinde para, devletlerin elinde silah var. Bu savaş bitmez.

 

- Yeni kabine Türkiye’ye yeni ekonomik yapıyı getirecekti. Türkiye ekonomisi yeni paraya dayanmıştı. Dolayısıyla kimse şikâyetçi değildi.

- Bu savaş ancak karşılıklı, faizsiz emek parası ile çözülür. Erdoğan, Putin, Obama bu sorunu çözmezlerse, savaşı kazanamazlar, ömürleri sona erer.

 

-Sermaye Çin’de yatırım yaptı. Çinlilerin doları dünyanın diğer bankalarına yattı. Yine sermaye kullanıyor.

-Sermeye Çin dışı ülkelerde yatırımlar yaparak tarımı ve sanatı çökertiyor. Sanat yatırımları Çin’de yayılıyor.  Sermaye böylece dünya ekonomisini avuçları içine alacak ve devletleri devre dışı edecek.

- Türkiye borç alarak yaşıyor. Türkiye’ye mesken inşaatı kredileri veriliyor, Kanallar, yollar yapılıyor. Dolar giriyor. Çin’den alınan ürünlerle yaşanıyor. Türkiye’nin tarımı ve sanayisi çöküyor, dışarıya borçlanılıyor.

 

- Bizim yeni ekonomide paraya dayanmayan üretime dayanan bir ekonomi kurmamız gerekir. Biz tarım ürünleri üretmeli komşularımızın enerjisi ile değiştirmeliyiz.

- Kârı maksimize eden sermayeye dayanan ekonomi sisteminden üretimi maksimize edene ve emeğe dayanan bir ekonomiye adil düzen ekonomisine geçmeliyiz. Kendi enerjimizi kendimiz üretmeliyiz. Su, rüzgâr, linyit, güneş,  odun ülkemizde yeter de artar da . Bunları likit enerjiye döndürecek sanayiyi geliştirmeliyiz. Elektrik enerjisine çevirebiliriz, elektrik enerjisini de Hidrojen gaz enerjisine döndürülebilir.

 

- Siyasi sınırlar, güven sağlamalıdır. Ekonomi, için sınır olmamalıdır.

- Siyasi sınırlar sadece güvenlik amacı ile vardır. Devlet güvenliği sağlar. Ekonomik faaliyetler kooperatifler şeklinde olur. Din ve ilim de bağımsız örgütlenir.

 

- Türkiye ekonomi ile siyaseti paralel hale getirirse bölgede etkin ülke olur.

- Türkiye’de Akevler benzeri adil düzen kooperatifleri kurulacaktır. Bunlar ekonomiyi siyasetin dışına çıkaracaklardır.

 

 

YORUM:

Türkiye’nin III. Bin Yıl Uygarlığında Yeri

1- İnsanın nominal ömrü 100 yıldır. Uygarlıkların nominal ömrü 1000 yıldır. Uygarlıkların doğum yılları Miladi yıllardır. Bin yılda bir yeni uygarlık gelir. Beş yüzüncü yıllarda kuvvet uygarlıkları doğar. Onun ömrü de bin yıldır. Hak uygarlıkları zirvede iken kuvvet uygarlıkları yeniden oluşmaya başlar Kuvvet uygarlıkları zirvede iken hak uygarlıkları yeniden doğar. Şimdi Hak uygarlığı yenden doğuyor.

2- Uygarlıkları seçilmiş bir ulus yapar. III Bin yıl uygarlığını oluşturma görevi Türkiye’ye verilmiştir. Uygarlığın doğmasından birkaç yüzyıl önce  hazırlığa başlar bu ulus. Türkiye üçüncü bin yıl uygarlığı kurmak için Tanzimat’tan beri hazırlanmaktadır.

3- Akevler’de oluşturulan ve Erbakan tarafından dünyaya sunulan Adil Düzen Türkiye’de teorik olarak oluşmuş durumdadır. İnsanlık onun adını duydu, ne olduğunu öğrendi.

4- Şimdi örneklerle dünyaya gösterme durumundadır. O halde Türkiye hiçbir şey yapmayacaktır. Kendi ülkesinde adil düzeni uygulayıp gösterecektir. Türkiye birden uygarlığın merkezi haline gelecektir.

5- İslam düzeninde dine dayalı insanlığın tek devleti yoktur. Devletler kavmidir. Her ulus ayrı devlet olacaktır. Dolayısıyla Türkiye devletinin toprakları genişlemeyecektir. Türkiye askeri usullerle başka ülkeleri işgal etmeyecektir. Ordusu savunma ordusu olacaktır. Türkiye örnek olma ile dünya uygarlığında hizmet edecektir.

6-  AK Partinin burada ki rolü sadece desteklemektir. Devlet zoru ile veya parası ile oluşan bir kuruluş Adil Düzen kuruluşu değildir. Adil Düzen kuruluşu devletten bir kuruş yardım almaz. Ortaklarının katkıları ile oluşur. Devletten tek istediği gölge etmemesidir.

7- AK Partinin yapacağı iş Akevler tipi kooperatiflerin kurulmasına engel olmamaktır. Engel oluyor. Biz bir kooperatif kurmak istedik. Bakan bütün gücü ile bize yardım etti. Ama biz kooperatifi kuramadık. Oynadıkları oyun nedir,  bilmiyoruz.

8- Kooperatiflerin kurulması için maliyeden vergi numarası almak gerekiyor.  Uydurma kural zulüm kuralı. Bilgisayara geçecekmişler. Vermiyorlar. Altı ay oldu, noterde tanzim ettiğimiz sözleşmeyi kuramadık. Bakan gitti ama biz kurmadık.

9- Kural nedir. Yeni bir uygulamaya geçilmeden önce kural konur. Mesela bir para yürürlükten kaldırılmadan önce eski para ile yeni para ikisi belli müddette beraber işler.

10. Yapılacak iş ne idi? Ticaret odası vergi numarasını veriyordu. Bilgisayara geçerdi. Bir sene iki uygulama da geçerli olacaktı. Böyle yapmayıp bir senedir uygulama yapamadılar. Bunu yaparlar da asılacak hainlerdir. Ya da ilkokul diplomasını elinden alacağımız cahillerdir. Amerika’daki paralellerle uğraşacağına devlet kendi içindeki cahil veya hainleri bulmalı, sorunları çözmelidir.

İşte sorunumuz kendi sorunumuzdur. AK Partinin bunu çözmesi mümkün değildir. Adil Düzen Partisi kurulmalıdır.

 

 

* İtalik yazılar Süleyman Karagülle’ye aittir.

 

Süleyman Karagülle

Yorumcu 
Yorum 
Reşat Nuri Erol
01.09.2014
07:47

http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/suleyman-karagulle/uyari-ve-davet-7492.html

Reşat Nuri Erol
01.09.2014
13:58

http://grihat.com/yeni-kabine-ve-myknin-sifreleri.html

Reşat Nuri Erol
01.09.2014
17:10

mezkur yazının tamaı şöyledir:

UYARI VE DAVET… AK Parti’de durum belli olmuştur... Recep Tayyip Erdoğan “Cumhurbaşkanı” seçilmiş, Ahmet Davutoğlu’nu “Başbakan” olarak kendisine arkadaş seçmiş, parti kurucusu arkadaşlarını “üç dönem” bahanesi ile tasfiye etmiş, Abdullah Gül’e de bir yer vermemiştir... Kendisine başarılar dileriz... 1960’larda kooperatifi (Akevler Kredi Ve Yardımlaşma Kooperatifi) kurduğumuzda benim temel felsefem şu idi (bunu Kur’an’dan öğrenmiş ve bizzat yaşayarak da şahit olmuştum): Ülkemizde mevcut olan kötülük ve zulümler yöneticilerin kötü olmalarından değil, düzenin kötü ve zalim olmasından ileri gelmektedir. İzmir’de bunu ilk dile getiren, o zamanki çalışma arkadaşımız Kilis ikinci dönem Milletvekili Remzi Güres olmuştur. İnsanlar iyidir. Kötü olan düzendir. Kim gelirse gelsin, düzen değişip düzelmedikçe kötülük ortadan kalkmaz. Remzi Güres ile çalışma usulünde anlaşamadığımız için dostluğumuz devam etti ama İzmir’deki çalışmalarımızı ayırdık... Prof. Dr. Ahmet Tahir Satoğlu ile Akevler Kredi ve Yardımlaşma Kooperatifi’mizi kurduk... Makroda düzen değiştirme yerine mikroda şeriat/hukuk düzeni kurmayı hedefledik... Akevler’e ortak olanlar bu amaçla ortak oldular... Gayemiz; kooperatif içinde de olsa şeriata göre yaşayabilmek idi... Bize katılanlar iki görüşte idiler... Birileri benim gibi düşünenler idi; suçlu olan insanlar değil düzendir... Bazılarına göre ise; suçlu olan o günkü kötü yöneticiler idi... Düzen değiştirme fikrine Necmettin Erbakan katıldı. Ne var ki Akevler’le yine görüş ayrılığı devam etti. Erbakan siyasetle bu işin olacağına inandı ve “Adil Düzen”i ortaya koydu. Erbakan’ın ifadesiyle, “Adil Düzen’in kokusu” mesabesinde bir başarı sağlandı... Bu merhalede biz Akevler olarak kenarda kalıp küçüldük. Bu arada başarının görüldüğü yere doğru gidildi. Bunlardan sekiz arkadaşımız AK Parti içinde yer aldılar; R. Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç, Beşir Atalay, Cemil Çiçek, Mehmet Ali Şahin, Vecdi Gönül, Abdülkerim Aksu. Bunlar İslâm düzenini getirme idealini unuttular, Batı düzeninde başaracaklarını sandılar. Bazı çalışmaları ile İslâm düzenine gitme yolunda adımlar attılar... Recep Tayyip Erdoğan bugün -veya partiyi kurduğu günden itibaren- Akevler Adil Düzen ekibini, Millî Görüş ekibini devre dışı etti... Artık o bizi aramayacak, biz de onu aramayacağız... On senelik (5+5) başkanlığının hayırlı geçmesine dua ederiz... Ben şimdi bu yazımda diğer yedi arkadaşa hitap edeceğim ve Sayın Abdullah Gül’ü en başta muhatap alacağım: Bugün eğer Ak Parti %50’ler civarında veya üstünde oyla iktidarda ise; sizin de içinde olduğunuz Akevler Kooperatifi’nin 1960’larda başlattığı “yeni düzen” çalışmalarının meyvesidir. Beraber başladığımız bu yolda bizi tek başımıza bırakıp cari düzende çaba gösterdiniz. Allah size o kadar nimet verdiği halde, “Adil Düzen” için ne yaptınız? Kur’an’da, “letüselünne yevmeizin ani’n-neîm ( o gün nimetlerden sorulacaksınız)” deniyor. Yarın Allah size âhirette; verdiğimiz onca nimete karşılık siz İslâm düzeni için ne yaptınız, bu nimetin şükrünü ifa etme aklınıza gelmedi mi diye sorduğunda ne cevap vereceksiniz? Allah sizi seviyormuş ki şimdi size büyük bir fırsat verdi, bu nimetlerin şükrünü ifa etme imkânını bahşetti. Tekrar Akevler’i hatırlayın ve emekli olup da işiniz kalmadığına göre yeniden İslâm düzeninin gelmesi için çalışmaya başlayın. Bunun için Abdullah Gül’ün başkanlığında bir kooperatif kurunuz. Bilim ve Araştırma Kooperatifi’ni kuracaksınız. Emekli maaşınızı zaten alıyorsunuz. Günde iki saatinizi bu çalışmaya ayıracaksınız, İstanbul ve Ankara’da çalışma yapacaksınız. Bizim hazırladığımız “Adil Düzene Göre İNSANLIK ANAYASASI” vardır. Bu anayasa yüz maddeden oluşmaktadır. Üzerinde çalışmalar da yapılmıştır. Kooperatif’in yapacağı iş olarak sizler beşer-onar kişilik komisyonlar oluşturacaksınız. Her komisyon bir madde üzerinde çalışacak, tartışarak son şeklini verecek, “gerekçesi ve açıklaması” hazırlanacaktır... İnsanlığın sorunlarına çözüm arayacağız... Anayasa maddeleri oluştuktan sonra, önce kurulacak semtlerde uygulanacaktır. İki çeşit semt kurulacaktır... Yüz villalı “dinlenme siteleri” devremülk olarak satılacak... Bir de yüz daireli “lojmanlı işyerleri” kurulacak... Sonra on semtler birleştirilerek bir site yönetimi oluşturulacak... İnsanlığa “uygulamalı örneklerle” arz edilecek... Abdullah Gül yapmazsa, başkası yapacaktır... Ama sizin her birinize bunu yapmak farz-ı ayndır... Buraya emekli profesörler, bakanlar, kurmaylar ortak olup çalışmalar yapacaklar... Emekli olan ilim adamları, kurmaylar ve bürokratlar bir AR-GE KOOPERATİFİ kuracaklar... Bu kurucular her gün en az iki saatlerini ayırıp bir araya gelerek bir konu üzerinde çalışacaklar... Bunların çalışacağı konu teknolojik konu olmayacak, “HUKUK VE EKONOMİ” konuları üzerinde çalışacaklar... Kendileri ne isterlerse konu olarak onu seçecekler... Toplantılar kayda alınacak... Ayrıca sonunda bir “rapor” hazırlayıp kooperatife arz edecekler... Kooperatif de bu raporu basıp halka sunacak… Çalışmada takip edilecek usul şudur: Birincisi; -Bugün Türkiye’deki mevzuat bu sorunları nasıl çözmektedir? Bu net ve açık olarak tesbit edilerek halk bilgilendirilecektir. İkincisi; -Uygulama nasıl yapılmaktadır? -Halk bunları pratik olarak nasıl çözmektedir? -Mevcut mevzuata aykırı olarak ne yapılmaktadır? -Sorunlar nelerdir? -Batı’nın ilim adamları buna ne çözümler önermektedirler? -Batı’daki uygulamalar değil de ilim ne diyor? Bunlar araştırılacaktır. -İslâm bu hususlarda ne diyor? -Geçmişteki İslâm âlimlerinin görüşleri nelerdir? Bugünkü Türk İslâm âlimlerinin --bilhassa Akevler’in-- görüşleri alınacaktır. Ondan sonra da komisyon bunlara dayanarak rapor hazırlayacaktır... Böylece emekli olanların emekleri de değerlendirilmiş olur. Ayrı ayrı haftalık toplantılar yapılacak ve bu toplantıda haftalık raporlar sunulacak... Komisyonlar arası ilişkiler böylece oluşacak... Komisyon raporu fıkıh ve proje bazında hazırlanmış olacak... Yani yapılan her proje uygulanabilecek şekilde detaylı olacak... İsteyenler bu projeyi alıp uygulayacak... Kooperatif bu uygulayıcılara “Genel Hizmet” verecek... İşletme çalışıp başarılı olduktan sonra kooperatif burada çalışanlara sertifika verecek... Sertifikalılar bu projeden yararlanabilecek... Yüksek maaşla emekli olmayanlar bu çalışmayı yapamazlar, çünkü maaşları yeterli değildir, emekli olduktan sonra da çalışmak zorundadırlar. Emekli maaşı yeterli olanlar veya çalışmak zorunda olmayanlar bu AR-GE çalışmalarına katılmak durumundadır. İnanmış her kişinin bunu yapması farzdır... Süleyman KARAGÜLLE



YorumYap

Sayı: 272 | Tarih: 31.8.2014
Ahmet Hakan
Davutoğlu neden seçildi
Anayasa için
715 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mahir Kaynak
Yeni Araç
Türkiye’nin III. Bin Yıl Uygarlığında Yeri
697 Okunma
3 Yorum
Süleyman Karagülle
Yusuf Kaplan
Maskeli balonon sonu,Türkiyenin küllerinden yenid
Erdoğanın yakasına 1993 te yapışmışlar
692 Okunma
Ali Bülent Dilek
Mehmet Barlas
Yeni Türkiye yolunda direnenler mutlaka olacaktır
Yeni Bir Türkiye
652 Okunma
Tayibet Erzen