Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Mahir Kaynak - Star Süleyman Karagülle
Kim Yönetiyor?
608 Okunma, 3 Yorum

06/07/2014

- Görünürde devleti Başbakan veya Cumhurbaşkanı yönetir. Çoğu kez onlar görünürde yönetirler.

- Yöneticiler, genellikle o yerin bileni değildirler. Zamanla birisi iyi danışman olur, hep onun dediğini yapmaya başlarlar. Vezirlik budur. Çoğu zaman bu bilen dışarı ile dolaylı olsa da ilişkilidir.  Orduda karargah vardır. Ordu karargah tarafından yönetilir. Devlet ordu tarafından yönetilmezse dışarıdan yönetilmeye başlanır.

 

- Sorunları tespit etmek, çözümü bulmak gerekir. Halkın çözümü desteklemesi gerekir. Bunun için halkı ikna etmek zorundasınız. Sınır olayları çıkarabilirsiniz.

- Halk iç işlerde hukuk düzeni içinde kurallara tabi olur. Özgürlük içinde yaşar. Dış işlerde lidere tabi olur,  ona inanır, onun doğru karar verdiğine kanidir. Bu devlet yaşar. Bu denge kurulamıyor. Ya iç işlerde lidere tabi oluyor bu dikta rejimidir. Yahut dış işlerde özgürlük istiyor. Bu de devletin çöküşüdür.

 

- Bizde ülkeyi Sermaye yönetir. Basını kullanan Sermaye gerekli görüntüleri oluşturur ve gerekli kararları alıp kabul ettirir.

- Ülkemizi şimdiye kadar derin güç yönetmiştir. Bu derin güç dışa bağımlı sermaye ile ordunun anlaşması ile gerçekleşiyor. MİT ve basın el ele dışarının istediğini memlekette dengeli olarak uyguluyordu. Ordu ile sermaye arasındaki bu anlaşma zorunlu idi.  İçten içe savaş vardı ama hep birbirine uyarlardı. 2002’de ordu siyasetini değiştirdi.  Seçimi kazananın emrine girdi. MİT ordunun yanında yer aldı. Sermaye dış sermayenin emrinde kalmayı tercih etti. Savaş budur. Bu savaş yalnız ülkede değil dışarıda da devam ediyor. Cumhuriyetçiler sermayeye tabi ve karşılıksız para ile elde ettikleri basın ile savaşıyorlar. Demokratlar devlet tarafındadırlar, silahla savaşıyorlar.

 

-  İç sermaye dış sermaye ile iş birliği yapar. Hepsinin haberi bile olmaz. Dış sermaye her zaman ülkenin aleyhinde kararlar almış olmayabilir.

- Ortadoğu’da İsrail’in yönettiği, küçük devletlerden oluşmuş birliği kurmak için Türkiye’nin ekonomisi ve dini aleyhine kararlar dışarıdan empoze edilmiştir. Sermaye bu işi başaramayınca şimdi Türkiye’de yatırımlar yapmaktadır. Türkiye’yi merkez yapabilir. Biz Adil Düzen’i kurarsak karşılıklı dayanışma içinde üçüncü bin yıl uygarlığını kurabiliriz.

 

-  İç sermaye emekli askerleri gerekli iş yerlerine yerleştiriyordu. Mevcutlara mesaj sunuyor, onları yanına çekiyordu.

- Emekli askerlerin siyaset yapması, ordu tarafından hoş karşılanmıyordu ama bu atamalara ses çıkarılmıyordu. Askerler de bildiklerini yapıyorlardı. Akevler’e kendiliğinden bir albay geldi. Sekreter oldu. Başarılı hizmetler verdi. Hak ettiği hizmetinden başka bir şeyi kendisine vermedik. O askerler firmalara ordunun izniyle gelmişlerdi ve asla ülkeye ve orduya ihanet etmediler. Onlar gözcüydüler.

 

- Bunlar bir görev yapmazlardı. Halen de görevlilere karşı bu uygulama yapılmaktadır.

- Türkiye devleti devletçiliği icat etti. İslami olan bu kurumun ilk uygulayıcısı Türkiye’dir.  Askerlikten ve devletten ayrılanlar özel firmalara geçtiler ve orada başarılı oldular. Türkiye böylece tarım döneminden sanayi dönemine geçti. Askerler belki işletmenin teknolojisini bilmiyorlardı ama yönetimi biliyorlardı. Hadlerini biliyor bilmedikleri işlere karışmıyorlardı. Askerler ülke iç işlerine karıştırılmazsa bunda her hangi bir sıkıntı yoktur. Sivillerle tarafsız, bağımsız, etkin ve saygın yargı oluşturulursa kamu görevlilerinin özel sektörde sonra çalışmaları yararlıdır. Kamu görevlileri zorluk çıkarmazlar, özel sektör de devlet aleyhinde olmaz.

 

12/07/2014

Devletin yapısı

- Paralel devletten bahsediliyor, bunlar gücü nereden alıyorlar. Nasıl önlenir?

- Merkezi yönetimleri daima bir derin güç oluşturur. Demokrasi, saltanat, hep o gücün bir kalkanıdır. Devleti hanedanlar yönetmez,  doğal olarak oluşmuş paralel yapı yönetir. Devleti seçilenler yönetmez, doğal olarak oluşmuş paralel yapı yönetir. O güç silahlı güçler ve sermayeyi arkadan kullanır. Zamanla ikinci paralel güç ortaya çıkar, çatışmayı göze alamazlar, yer altında uzlaşırlar. Sermaye paralel devlet oluşturmuştu, Cemaat de paralel devlet oluşturmaya başladı. Şimdi bunlar uzlaştılar ve devlet içinde birlikte hareket ediyorlar ama deşifre oldular.

 

- Sovyetlerde komünist Partisi vardı. O derin güçtü, resmi paralel devlet gitti. Kimse karşı çıkmadı.

- Komünist Partisi içinde derin savaş vardı. Leninciler ve Stalinciler. Leninciler Yahudilerin Stalinciler ise yöneticilerin yanında idiler. Bu çatışma hala devam etmektedir. Sovyetlerde hala Yahudiler devletin her kademesinde etkindirler.

 

- Etkin kişiler bir araya gelir, görüşlerini açıklar ve yöneticiler de onlara uygun gördükleri zaman uyarlar. Ülke için yararlı olur. Türkiye’de Sermaye kendi çıkarları içinde bu danışmanlığı yaptı.

- Sermaye, devletleri yönetmek için istedikleri kimseleri, gerici ve ırkçı damgası ile damgalıyor ve devlet adamlarının onlarla görüşmesini önlüyordu. Gericilerin gazetelerini hiçbir bürokrat veya siyasetçi okuyamazdı. Bu durum bugün de devam etmektedir. Böylece dışarıdan yararlanmak istedikleri ülkede uyguluyorlardı. Bu Japonya için, Almanya için yararlı uygulama idi ama İslam alemi için yararlı değildir.

 

- Sakıp Sabancı’nın kardeşi öldürüldü. Sözde katiller yurt dışına kaçırıldı. Asıl katiller bulunamadı.

- Japon ve Alman sermayesi yoktur. Yahudi sermayesi vardır. Dünyada dengeli bir teknoloji dağıtımını yapmakta idi. Japon firmaları Türk firması ile onun izni olmadan anlaştı. Bunun üzerine sermaye öldürdü. Derin güç tarafından korundu. Sözde katiller böyle ortaya çıktı.

 

- Türkiye’de ordu siyasetle anlaşmadı, derin devlet oluşamadı.

- Türkiye’de ordu sermaye ile derin devleti oluşturmuştu. 2002 seçiminde ordu siyasilerle derin güç oluşturmaya başladı. Henüz tam hakim değiller ama oraya doğru gidilmektedir. Sermaye şimdi, siyasetle derin devlet oluşturuyor. ABD’de Cumhuriyetçiler sermaye ile, Demokratlar yönetimle paralel güç oluşturuyorlar. Ordu AK Parti ile, Sermaye CHP-MHP ile paralel güç oluşturuyor.

 

- Paralel devlet tasfiye edilmeli ama derin devlet oluşturulmalıdır.

- Ekseriyet sistemini bırakılıp nispi sisteme geçilmelidir. İlmi, mesleki, ahlaki ve siyasi partiler oluşturulmalıdır. Bunlar devlet bütçesi ile desteklenmelidir. Barajlar kaldırılmalıdır.  Hakemlerden oluşan yargı üstünlüğü kabul edilmedir. Devlet başkanı asker olmalı, ordu doğrudan ona bağlı olmalıdır.  Hukuk düzeninde başkan da yargının denetiminde olmalıdır. Merkezi yönetim yerine hukuk düzeninde yerinden yönetim esas olmalıdır.

 

NOT: Yazıda yer alan italik ifadeler Süleyman Karagülle’ye aittir.

 

Yorum:

Paralel devlet ve devletin yapısı

Ekseriyet sistemi, gizli oylama, merkezi yönetim, hakimlik sistemi daima paralel güçler oluşturur ve devleti derin güç tarafından yönetirler.  Nispi sistem, açık biat sistemi, yerinden yönetim ve hakemlik sistemi açık meşru çoklu grupları oluşturur. Asker devlet başkanının emrinde ordu derin güç olur. İlmi, ahlaki, siyasi ve mesleki çoklu sosyal gruplar paralel gruplar oluştururlar. Böylece paralellik söz konusu olmaz.

Demek ki paralel devlet ve derin güç kavramları bugünkü merkezi yönetimlerin sonucudur. Halk paralel güçler oluşturacak böylece ekseriyetin sultasından kendisini koruyacak, devlet derin güç oluşturacak böylece devleti paralel güçlerden koruyacaktır. Denge bunların boğuşmasından oluşacaktır.

Bugün ordu ile iktidar bir grup, sermaye ile muhalefet bir grup oluşturmuştur. Erbakan’a karşı oluşturulan parti ve cemaat bu iki cephede karşı karşıya yer almışlardır.

İnsanlık henüz halk yönetimine geçmemiştir. Adil Düzen’e göre İnsanlık Anayasası Kuran delilleriyle yazılmıştır. İnsanlık bu anayasa üzerinde durmalıdır. Bu anayasanın verileri içinde yapıları oluşturmaya başlamalıdır. Bu derin güç açık güç haline gelir, ikili paralel yapı yerine çoklu paralel yapı ortaya çıkar ve denge oluşur.

Adil Düzen’in yapısını tekrar hatırlayalım. Onlu sistem içinde ocak, bucak, il, ülke ve İnsanlık birimleri oluşturulmalıdır. Bu birimler iç işlerinde tamamen bağımsız olmalıdırlar.

Yargı tarafların seçtiği birer hakemle, hakemlerin seçtiği başhakemden oluşmalıdır. Yargı kararları kesin olmalıdır. Yargı tüm özel ve kamu kuruluşları ile halkın üstünde olmalıdır.

Bucakta, ilde, ülkede ve İnsanlıkta; ilmi, ahlaki, mesleki ve siyasi dayanışma ortaklıkları oluşturulmalıdır. Yasamayı ilmi, yürütmeyi mesleki, yargıyı ahlaki, yönetmeyi siyasi dayanışma ile oluşan kuvvetler yönetmelidir.

Ülke başkanları asker olmalıdır. Ordular ona bağlı bulunacak. Bürokrasi yerine serbest hizmet ile devlet yönetilmelidir.

 

 

Süleyman Karagülle

Yorumcu 
Yorum 
Reşat Nuri Erol
16.07.2014
09:23

http://www.gazeteoku.com/yazar/memduh-bayraktaroglu/52/ihsanoglunu-cumhurbaskani-adayi-olarak-o-onerdi

İHSANOĞLU’NU O ÖNERDİ… Size kesin bir bilgi açıklamak istiyorum… İtiraz gelebilir… Ama ben verdiğim haberin arkasında duracağım… O halde söyleyeyim… Kılıçdaroğlu ve Bahçeli, Cumhurbaşkanı Gül’ü Çankaya’da ayrı ayrı ziyaret ettiklerinde kendisine “Ortak adayımız olun” teklifini yaptılar… Gül bu nazik teklifi aynı nezaketle kabul edemeyeceğini belirterek geri çevirdi… Çünkü… Her şeye rağmen (Evet, her şeye rağmen) Ak Parti kurucusu, Ak Parti’nin ilk genel başkanı ve başbakanı idi… Cumhurbaşkanlığı gibi onurlu bir göreve de Ak Partili arkadaşlarının oylarıyla seçilmişti… Bunları çok kibar bir üslûpla hatırlattıktan sonra; “ama” deyip devam etti: “Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu’nu ortak aday gösterebilirsiniz… Hem seçimler huzurlu ve sakin geçer hem de dünya kamuoyuna bütün dünya ülkeleriyle barış ortamında, sıcak ilişkiler kurulmasını arzuladığınız mesajını verebilirsiniz…” Birebir böyle söylemedi elbette… Ama… Söylemek, vermek istediği mesaj buydu… Yani… İhsanoğlu aslında Gül’ün cumhurbaşkanı adayıdır… Seçimlerden sonra, (olur da kaybederse) Türkiye siyasetinin içinde İhsanoğlu olacaktır… Ve… Olmalıdır da…

Reşat Nuri Erol
17.07.2014
09:14

http://www.internethaber.com/abdullah-gulden-yeni-parti-sinyali-699014h.htm

Reşat Nuri Erol
19.07.2014
10:19

http://www.internethaber.com/erbakandan-one-minute-elestirisi-699998h.htm

Erbakan’dan 'one minute' eleştirisi Erbakan’dan 'one minute' eleştirisi Fatih Erbakan başkanı olduğu Erbakan Vakfı’nın iftarına katıldı. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına değinen Erbakan, İslam aleminin Türkiye’den daha fazla şey yapmasını beklediğini söyledi. Fatih Erbakan başkanı olduğu Erbakan Vakfı’nın iftarına katıldı. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına değinen Erbakan, İslam aleminin Türkiye’den daha fazla şey yapmasını beklediğini söyledi. Fatih Erbakan, Türkiye’nin acziyet içerisinde olduğunu belirterek “One minute diyoruz fakat gidişata etkimiz olmuyor.” dedi. Erbakan Vakfı İstanbul İl Başkanlığı, Sütlüce’deki Miniatürk’te iftar yemeği verdi. Programa; Erbakan Vakfı Başkanı Fatih Erbakan, Necmettin Erbakan’ın kardeşi Kemalettin Erbakan, Erbakan Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Mehmet Altınöz, vakfın İstanbul İl Başkanı Zafer Emanetoğlu, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile vakıf üyeleri katıldı. Masaları dolaşan Fatih Erbakan, davetlilerle teker teker tokalaştı. İftar programı, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Ezanın okunmasıyla birlikte davetliler hep birlikte oruçlarını açtı. HUZUR İÇİNDE İFTARIMIZI YAPAMIYORUZ Programda konuşan Fatih Erbakan, dünyanın çeşitli yerlerinde Müslümanların maruz kaldığı zulümler üzerinde durdu. Dünya üzerindeki zulümleri televizyon ekranlarından gördüklerinde iftar sofralarında lokmaların boğazlarına dizildiğini söyleyen Erbakan, “Huzur içinde, afiyetle iftarımızı yapamıyoruz, Ramazan ayımızı geçiremiyoruz. Filistin’de, Gazze’deki kardeşlerinizin iftarda, sahurda Siyonist İsrail devletinin bombardımanı altında olduğunu görüyorsunuz ve maalesef bütün huzurunuz, bütün tadınız kaçıyor.” şeklinde konuştu. Filistin’de çocukların en basit ilacı bulamadığı için annesinin kucağında hayatını kaybettiğini hatırlatan Fatih Erbakan, yüzyıllarca Osmanlı toprağı olan Filistin’in İsrail zulmü altında inim inim inlediğini ifade etti. “Biz sadece bunları acziyet içerisinde, çaresizlik içerisinde televizyonlardan seyrediyoruz.” diyen Erbakan , “Kendi toprağımız olan Gazze’ye, kendi vatandaşlarımız olan Müslüman kardeşlerimizin yanına Siyonist İsrail devletinin resmi izni olmadan bir ziyarete dahi gitmemiz mümkün değildir.” diye konuştu. Fatih Erbakan, İsrali’in Gazze’ye yönelik saldırısının bir kara harekatı olarak nitelendirilemeyeceğini beyan ederek İsrail’in tamamen sivillere yönelik bir katliam yaptığının altını çizdi. ACZİYET İÇERİSİNDEYİZ Konuşmasında hükümeti de eleştiren Erbakan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin acziyet içinde olduğunu savundu. Erbakan, bozuk sistem düzeltilmeden, yerine doğrusu, kuvveti değil, hakkı üstün tutan konulmadan, cumhurbaşkanlığına monşeri de getirseniz, imam hatipliyi de getirseniz, Türk’ü de getirseniz, Kürt’ü de getirseniz bir çözüm bulmasının mümkün olmadığını dile getirdi. “Acziyet içerisindeyiz, çaresizlik içerisindeyiz.” diyen Fatih Erbakan, “İşkenceler, katliamlar, zulüm ayyuka çıkmış, biz Türkiye Cumhuriyeti olarak ne yapıyoruz; elin batılısından, elin Amerikalısından, siyonizmin güdümündeki batılı güçlerden medet umuyoruz, yardım istiyoruz, 'aman gelin yardım edin, insaf edin, gelin Müslümanlar olarak problemlerimizi siz çözün' diyoruz.” ifadelerini kullandı. Erbakan, “Sadece Müslümanların değil, bütün dünyadaki insanların sıkıntılarına, derdine derman olan Osmanlı nerede, bütün dünyaya Endonezya’dan Nijerya’ya kadar nizam vermiş, haksızlık ve zulmü ortadan kaldırmış ecdadımız nerede? Şimdi Amerika’yı Irak’a yaptığı gibi Suriye’ye de askeri müdahaleye bulunmaya çağıran Türkiye Cumhuriyeti’nin başındakiler nerede? Daha yüz sene evvel kendi toprağımız olan, bizden habersiz bir kuş dahi uçamayan bölgede Kuzey Irak’ta neydüğü belirsiz gruplar, teröristler gelmiş Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin konsolosluğunu basmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkansolosunu kamyonetin kasasına atıp dağa kaldırmış, bizim Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak yapabildiğimiz; Dışişleri Bakanlığı’ndaki kriz masasında olayları, gelişmeleri endişe içinde takip etmek, yapılanları kınamak her zaman olduğu gibi, ve temcit pilavı gibi her fırsatta dünya kamuoyuna söylediğimiz ‘Kimse Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gücünü test etmeye kalkmasın’ demekten ibaret.” şeklinde konuştu. DAVUTOĞLU'NA ELEŞTİRİ İlkokuldaki çocukların bile bu sözü duyunca artık güldüğünü ifade eden Erbakan, “Test edilecek bir güç mü kalmış Allah aşkına? Neydüğü belirsiz eşkıya gelmiş konsolosluğunuzu basmış, başkonsolosunuzu dağa kaldırmış, aradan bir aydan fazla zaman geçmiş, eliniz kolunuz bağlı Dışişleri Bakanlığı’nda oturmuş çay içiyorsunuz ve hala 'bizim gücümüzü test etmeye kalkmayın' diyorsunuz. Kendilerinin sık sık dediği gibi bu duyan dış güçler diyorlar ki, ‘sevsinler sizin gücünüzü’ diyorlar.” dedi. İSLAM ALEMİ DAHA FAZLA ŞEY YAPMAMIZI BEKLİYOR Fatih Erbakan, bu tabloyu gördükten sonra; söylenen “Bölgesel güç olduk, sözü dinlenen ülke olduk, büyüdük, güçlendik” sözlerinin akıllara geldiğini dile getirdi. Erbakan, “Madem bölgesel güç olduysak, madem sözü dinlenen ülke olduysak, madem büyük Türkiye olduysak, madem yeni bir Türkiye artık varsa niçin sadece esefle kınamaktan, niçin bu facialar, felaketler karşısında dua etmekten, niçin sadece batıdan yardım istemeden, niçin sadece oraya sadece erzak ve yardım malzemesi göndermekten başka bir şey elimizden gelmiyor. ‘One minute’ diyoruz, bu Birleşmiş Milletler’den hayır gelmez bunlar habire haksızlık yapıyorlar’ diyoruz, İsrail’e bağırıp çağırıyoruz evet bunların hepsi çok güzel fakat gidişata bir etkimiz olmuyor. Bütün İslam alemi ve Filistin de bizden çok daha fazlasını yapmamızı bekliyor. İsrail’den izin almadan Gazza’ye bir resmi ziyaret dahi yapamazsanız, yanı başınızda gözünüzün önünde,askerinizin başına çuval geçirdikleri zaman onlara bir nota dahi veremezseniz bölgesel güç olamazsınız, sözü dinlenen ülke olamazsınız, yeniden büyük Türkiye hiç olamazsınız.” şeklinde konuştu.



YorumYap

Sayı: 265 | Tarih: 13.7.2014
Mehmet Barlas
'Vizyon belgesi' yeni bir dönem başlatabilir
Nasıl olacağını bilelim
665 Okunma
Tayibet Erzen
Yusuf Kaplan
Biri"kimsiniz siz?"dedi.Nihayet yani!
kONUŞMA DEĞİL,İCRAAT MAKAMI!
641 Okunma
Ali Bülent Dilek
Ahmet Hakan
Neden en çok Nihat Hatipoğlu kazanıyor?
Eksere-n Nas Piyasası
618 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mahir Kaynak
Kim Yönetiyor?
Paralel devlet ve devletin yapısı
608 Okunma
3 Yorum
Süleyman Karagülle
Ali Bulaç
Çıkış Yolu
Sorunlar Devam Ediyor
528 Okunma
Zafer Kafkas