Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1017
Müminun Suresi Tefsiri 1-11. Ayetler
8.6.2019
515 Okunma, 1 Yorum

MÜMİNUN SÛRESİ- 1. Hafta

 

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

 

قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ (1) الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ (2) وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ (3) وَالَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَاةِ فَاعِلُونَ (4) وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ (5) إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ (6) فَمَنِ ابْتَغَى وَرَاءَ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ (7) وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ (8) وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ (9) أُولَئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَ

(10) الَّذِينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ (11)

***

Kur’an büyük Kur’an ve 7 ayetli Fatiha Suresi’nden oluşur.

Büyük Kur’an’da 112 Besmeleli sure vardır, 112=7*16 eder. Bir Besmelesiz sure vardır (Tevbe Suresi), Fatiha ile 114 sure eder, 114=6*19 eder.

Önce 64’lük, sonra 32’lik, sonra 16’lık sure grupları vardır. 64’lük gruplar önce 2’li gruplar halinde 8, sonra 3’lü gruplar halinde 12 sure vardır. Bunların tefsiri yapılmıştır.

Bundan sonra 7’li gruplara geçilecektir. 7’li gruplarda 3 ve 4’lü gruplar ard arda gelerek 28 sure oluşacaktır. 3’lü gruptan 7’li gruba geçerken iki Medeni, iki Mekki olmak üzere 4 sure vardır. Geçiş sureleri üçlülere eklenirse üçlü surelerin sayısı 15 olur, 1 ekleyerek 16’ya tamamlanır. 7’lere eklenirse o zaman da 7’li sureler 35’e tamamlanır. Arada bir 3’lü daha vardır.

 

 

1

Fatiha (Fihrist)

1

1

1

2

Bakara  

2

الم

8

İslamiyet'i anlatır

64+1

3

Âl-i İmrân  

4

Nisâ  

2

5

Mâide  

6

En'âm  

2

7

A'râf  

8

Enfâl  

2

9

Tevbe  (Besmelesiz)

10

Yunus  

3

الر

12

İslamiyet'in tarihi evrimi ve içtihat dönemi

11

Hûd  

12

Yusuf  

13

Ra'd  

3

المر veالر

14

İbrahim  

15

Hicr  

16

Nahl  

3

17

İsrâ  

18

Kehf  

19

Meryem  

3

20

Tâ-Hâ  

21

Enbiyâ  

22

Hac   (Medeni)

1

4

23

Mü'minûn   (Mekki)

1

24

Nûr   (Medeni)

1

25

Furkan   (Mekki)

1

26

Şuarâ  

3

طس

3

27

Neml  

28

Kasas  

29

Ankebût  

4+3

الم

28

30

Rûm  

31

Lokman  

32

Secde  

33

Ahzâb  

 

34

Sebe'  

35

Fâtır  

36

Yâsin  

4+3

 

37

Sâffât  

38

Sâd  

39

Zümer  

40

Mü'min  

حم

41

Fussilet  

42

Şûrâ  

43

Zuhruf  

4+3

حم

44

Duhân  

45

Câsiye  

46

Ahkaf  

47

Muhammed  

 

48

Fetih  

49

Hucurât  

50

Kaf  

4+3

Kasem

51

Zâriyât  

52

Tûr  

53

Necm  

54

Kamer  

 

55

Rahmân  

 

56

Vâkıa  

 

57

Hadid  

10

10

58

Mücâdele  

59

Haşr  

60

Mümtehine  

61

Saf  

62

Cum'a  

63

Münâfikûn  

64

Teğabün  

65

Talâk  

66

Tahrim  

67

Mülk  

32

32

32

68

Kalem  

69

Hâkka  

70

Meâric  

71

Nuh  

72

Cin  

73

Müzzemmil  

74

Müddessir  

75

Kıyamet  

76

İnsan  

77

Mürselât  

78

Nebe'  

79

Nâziât  

80

Abese  

81

Tekvir  

82

İnfitâr  

83

Mutaffifin  

84

İnşikak  

85

Bürûc  

86

Târık  

87

A'lâ  

88

Gâşiye  

89

Fecr  

90

Beled  

91

Şems  

92

Leyl  

93

Duhâ  

94

İnşirâh  

95

Tin  

96

Alak  

97

Kadir  

98

Beyyine  

99

Zilzâl  

16

16

16

100

Âdiyât  

101

Kâria  

102

Tekâsür  

103

Asr  

104

Hümeze  

105

Fil  

106

Kureyş  

107

Mâûn  

108

Kevser  

109

Kâfirûn  

110

Nasr  

111

Tebbet  

112

İhlâs  

113

Felâk  

114

Nâs  

1 + (2*4+3*4) + (1+1+1+1) + 3 + 4*(4+3) + 10 + 32 + 16

114

1 + 64 + 32 + 16 + 1

1 + 112 +1 = 1 + 16*7 + 1 = 6*19

 

Bu 4 surenin birincisi Hac Suresi idi, Medeni suredir. Delili de أَذِّنْفِيالنَّاسِبِالْحَجِّayetidir (Hac 22/27). Şimdi de Mekki sure gelmektedir. Bundan sonra Nur Suresi Medeni olacak, ondan sonraki Furkan Suresi Mekki olacaktır.  

Mekke döneminde zekât emredilmedi. Kıssalarda müminlerin vasıflarından ve zekâttan bahsediliyordu ama ‘zekâti ita edin’ emri yoktu. Surede zekât kelimesinin geçmiş olması onun Medeni sure olduğuna delalet etmez.  

Hac suresinde insanlık anlatılmış ve doğrudan “Ey Nâs” diye insanlığa hitap etmiştir; araya aracı koymadan hitap etmiştir. Surenin sonunda “Ey iman edenler” diye insanlık içinde Kur’an ehlinin görevlerini anlatmıştır. Bu sure Mekki bir süredir ama müminlerin her zaman uymaları gereken hükümleri içerir. Bu sureden sonra bu sebeple gelmiştir. Hacdaki konular burada anlatılmaktadır. Kur’an üzerinde araştırma yapılarak tümü ile delillendirilebilir.  

Hac Suresi’nde anlatılan insanın geçirdiği safhalar bu surede de anlatılmaktadır. Diğer taraftan Mearic Suresi’ndeki müminlerin sınıflandırılması burada yapılmaktadır. Orada kurtulanlar istisnai olarak, burada ise doğrudan anlatılmaktadır. Mearic Suresi’nde burada geçmeyen iki grup daha zikredilmektedir. (Aşağıda yer alan siyah renkli ayetler Müminun, kırmızı renkliler Mearic Suresi’ne aittir.)

 

قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ (1) إِلَّا الْمُصَلِّينَ (22)

الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ (2) الَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَاتِهِمْ دَائِمُونَ (23)

 وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ (3) وَالَّذِينَ هُمْ بِشَهَادَاتِهِمْ قَائِمُونَ (33)

وَالَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَاةِ فَاعِلُونَ (4) وَالَّذِينَ فِي أَمْوَالِهِمْ حَقٌّ مَعْلُومٌ (24) لِلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ (25)

وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ (5) إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ (6) فَمَنِ ابْتَغَى وَرَاءَ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ (7)

وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ (29) إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ (30) فَمَنِ ابْتَغَى وَرَاءَ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ (31)

 وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ (8) وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ (32)

وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ (9) وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ (34)

أُولَئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَ (10) الَّذِينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ (11) أُولَئِكَ فِي جَنَّاتٍ مُكْرَمُونَ (35)

وَالَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ الدِّينِ (26)

 وَالَّذِينَ هُمْ مِنْ عَذَابِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَ (27) إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍ (28)

 

1- Burada müminlerden bahsetmektedir. Orada musallilerden bahsetmektedir. Mümin olmak demek asker olmak demektir. Namaz askerlikteki içtimadır. Dolayısıyla mümin olmak demek namaz kılan kimse olmak demektir. Öbür dünyadaki yerini biz bilemeyiz ama bu dünyada mümin olan beş vakit namazı cemaatle kılandır.

2- Burada iflah olanları anlatmaktadır. Orda musallileri kötülerden istisna ederek anlatmaktadır. Salat mümin olmanın alametidir. Asıl olan salat değil asıl olan imandır. Fıkıhçılar salatı imanın rüknü saymışlardır.

3- Burada قَدْ kelimesi gelmiş, orada sadece musallin gelmiştir. Burada günümüz anlatılmaktadır. Orada genel anlatılmaktadır.

4- Burada خَاشِعُونَdenmekte, orada دَائِمُونَ denmektedir. Orada zahiri burada hakikisi bahsedilmektedir. Orada ambalaj, burada muhteva üzerinde durulmaktadır.  

5- Burada lağvden i’raz beyan edilmektedir, hakikisi dile getirilmektedir. Orada şehadetlerle kaim olurlar denmektedir. Davalar şahitlikle sonuçlanır. Hukuktaki zahirilik dile getirilmiş oluyor. Hüküm ispat ile olur, ispat edilmeyen hukuken yoktur.  

6- Burada doğrudan zekâttan ekonomik döngüden bahsedilmekte, orada ise kişilerin mükellefiyetinden bahsedilmektedir. Orada daha çok ferdi durumlara, burada içtimai durumlara işaretler vardır.

5- Bundan sonra gelen aile, ahit ve emanette çıkar paralelliği olduğu için birinin hakkı diğerinin vecibesi olmaktadır. Bir kumaşın iki yüzü gibidir, aynı kumaşın önden ve dışarıdan görüntüleri zikredilmektedir.

6- Burada firdevs cennetinden bahsetmektedir, halidlerden bahsetmektedir. Orada ise ikramdan bahsetmektedir. Bu dünyadaki cennetlerdir.

Yüz lojmanlı apartmanlarda orada çalışıyorsanız oturuyorsunuz. Oranın çalışma ortağı olduğunuz için orada oturma hakkınız vardır. Mülk ise başkasınındır. Kirası bodrum katındaki işyerinden ödenmektedir. Meta mülkiyetine sahip olanların kirada payları vardır ama orada oturmadıkları gibi oranın işletmelerinde de herhangi bir müdahale yetkileri yoktur. Yüz lojmanlı binalarda ise mülkiyet hakları vardır, kendi özel mülkleridir, isterlerse boş da tutabilirler. Meta ve kıyam mülkiyeti vârislerine intikal eder. Ferdi mallarıdır. Firdevs cennetidir.

Burada altı gruptan bahsetmekte, orada ise iki grup daha ilave etmektedir, onlar da ahiretle ilgili hükümlerdir. Ahirette topluluk sorumluluğu olmadığı için burada o ikisi zikredilmemektedir. Tevrat’ta da ahiretten bahsedilmemektedir, İncil tamamlamaktadır. Kur’an ikisini paralel götürmektedir. Anlatılanların çoğu hem dünyada hem ahirette geçerlidir. Eğer sadece dünya ile ilgiliyse veya sadece ahiret ile ilgiliyse o zaman bir karine zikredilmektedir.

 

***

 

قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ (1)

QaD EaFLaXa eLMuEMiNUvNa (QaD EaFGaLa eLMuFGıLUvNa)

“Müminler iflah olmuştur.”

Hac Suresi’nde (22/77), “Ey iman etmiş olanlar rükû edin, secde edin, rabbinize ibadet edin ve felaha eresiniz diye hayrı fiil edin” denmişti.

İşte o ayetin oluşunu belirtmek için şimdi “müminler felaha erdi” denmektedir. Demek ki قَدْ ‘ın bir başka manası, bir şey başlatırsınız sonra قَدْ ile kesinleştirirsiniz.

“İflah” kelimesini “refah” ile izah etmiştik. Hayrı işlerseniz, ortaklık işletmeleri kurarsanız refaha erersiniz ayetinde işletmeleri kuranlar erdiler şeklinde ifade etmiştik (Hac 22/77).

Hayrı işlemeyi yaparken hayır üretim araçları demektir. Eğer üretim yaparsanız hayra erersiniz diyor Hac Suresi’nde. Şimdi burada üretimin nasıl yapılacağını açıklamaktadır. Birlikte üretime gerek vardır. Canlı demek iş bölümü yapan varlık demektir.

 

YORUM

1920’lerde Türkiye Devleti kuruldu. Türkiye’deki tüm elektrik ve su tesisleri yabancılara aitti. Ayrıca Osmanlı Devleti Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne çok ağır yük bırakmıştı. Türkiye Cumhuriyeti savaş şartları içinde elektrik ve su işletmelerini devletleştirdi. Dış borçları ödedi. Bu durum onu bu hale düşürenler nezdinde rahatsızlık yaptı. Türkiye fakr-u zaruret içinde harap ve bitap olmuşken, Türkiye’yi devralmak isteyenler 1950’de Demokrat Parti’yi iktidar ettiler. Ona dinsiz kalması şartı ile krediler açtılar. Yollar yapacak, altyapı yapacak, elektrik yapacak ama fabrika kurmayacaktı. Sonra buraya gelip kolayca yerleşeceklerdi.

Bir de baktılar ki Türkiye kalkınıyor! 1954 yılında krediyi kestiler. Maliye Bakanı Hasan Polatkan CHP döneminde biriken altınları Dolar’a çevirdi ve yatırımlara devam etti. 1957’de altınlar bitti ama artık Dolar’a da ihtiyaç yoktu, Maliye Bakanı Hasan Polatkan karşılıksız para çıkardı ve kalkınmayı devam ettirdi. Bu arada dinsiz politika sürüyordu.

Bunun üzerine 1960 müdahalesini yaptılar. Türkiye’nin gelişmesini durduracaklardı. Askerler geldiler, demokrasiye geçtiler. Türk halkı yeniden iman yolunu tuttu.

Bugün Türkiye artık felah durumundadır. Dünün en yoksulları olan müminler bugün ülkenin en zenginleri oldular. Ne var ki Kur’an düzenine sırtlarını çevirdiler.

Şimdi de Kur’an düzenine uyanlar iflah olacaklar refaha kavuşacaklardır. Nasıl? Semt Kooperatifleri ile.

Bugünün müminleri ortaklık sistemine inananlardır.

Bugünün kâfirleri işçilik sisteminde direnenlerdir.

 

Öz Türkçe ile:

“İnananlar şenlendi.”

Kur’an kelimeleri ile:

“Müminler iflah olmuştur.”

 

QaD EaFLaXa eLMuEMiNUvNa

قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ (1)

 

***

 

الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ (2)

elLaÜIyNa HuM FIy ÖaLAvTiHiM PAvŞiGUvNa (elLaÜIyNa HuM FIy FaGaLaTiHiM FAvGıLUVNa)

“Salatlarında haşi’ olanlar”

خَاشِع toprak üzerinde olgunlaşmış sonbahardaki kuru ottur. Bu otlar çürür ve toprak daha iyi ot bitirecek hale gelir. Bu verimli toprağın adı ‘huşu’dur. Böylece insanın belli bilgiler aldıktan sonra o bilgilerin etkisi altında rabbine dönmesi için, içinde oluşan duyguya ‘huşu’ denir. Kur’an’da namaz içinde kunut ve huşu farz kılınmıştır. Kunut, okunanları dinlemek, yani Allahın emirlerini telakki etmek, huşu ise ondan sonra sükûnet hali alarak kendi içini dinleyerek rabıta kurmaktır.

Kur’an’da خشع 17, خطو5 defa geçer. Toplam 22 (2*11) eder.

خ yıkıntıyı, ش sıçramayı, ع etkiyi ifade eder.

Müminlerin bir vasfı da huşudur. Hacdaki ayette rükû, secde, ibadet, hayır ve fiil zikredilir. Toplantılarında huşu içindedirler.

Toplantı iki maksatla yapılır.

Ya belli bir şeyi kabul ettirmek için toplanılır. Yani kararı toplantıya katılanlara kabul ettirmek amaçlanır. Oraya gelenlerden fikir sorulmaz, görüş istenmez, belli bir görüşe itiraz etmeden kabul etmeleri istenir. Bu meşru olmayan toplantıdır.

Meşru olan toplantı ise karar almak için toplanılmasıdır. Peşin fikirli olmayacaksınız. Orada ne karar çıkarsa onu Allah’ın emri olarak kabul edeceksiniz. İstişare Cebrail’in vahyi gibidir. Huşu içinde diğerlerinin görüşünü dinliyorsun. Ne dediklerine bakıyorsun. Onlar da huşu içinde size görüşlerini aktarıyorlar. Onlar da peşin fikirli değildirler. Hakkı arıyorlar. Doğru ne ise onu yapıyorlar.

Hiçbir toplantıya karar alarak gitmem. Orada gelen ilhamla hareket ederim. İzmir Akevler Kooperatifi başkanlığından ayrılacağım zaman 150 kadar kooperatifte hizmet veren kişileri topladım. Yerime başkan seçtirdim. Sıralama usulü ile başkanı seçtik. Ben oyumu en son kullandım. Asla etkili olmadım. Süleyman Akdemir seçildi ve halen itiraz eden olmadan orada duruyor, 26 senedir. İstanbul’daki Medhal Kooperatifi de sıralama usulü ile Bünyamin Demir’i seçti, askere gitti geldi, hala başkan; şimdi de belediye başkanı oldu.

Huşu ile bir şey yapıldı mı onlar iflah olurlar.

Ben İstanbul belediyesine sıralama usulü ile tek aday çıkaralım diyorum. Kimler sıralayacak? İstanbul’da seçilen yeni belediye başkanları sıralarlar. Kim seçilirse o aday olur. Partiler aday göstermezler, İstanbul’a huzur gelir, Türkiye’ye huzur gelir, insanlığa huzur gelir.

 

YORUM

 Huzurlu olmak mı istiyorsunuz? Kur’an üzerinde toplantı yapanların görüşlerine saygılı olunuz. Ne olursa anlatın ama kendi isteklerinizi ve görüşlerinizi hak kabul etmeyin. Benim peşin fikrim yoktur. Görüşlerim vardır. Görüşlerimin oluşması için Allah’a teslim olmuş bulunuyorum.

a) Birinci kuralım her söze kulak vermektir. Herkesin görüşünü dinlerim ve bana en doğru geleni kabul ederim.

b) Geçmişte cereyan eden bütün olayları hayra yorarım, şer gibi görünenler de değerlendirmeyi bilenlere hayırdır derim. Örnek olarak YSK İstanbul belediye başkanı seçimi kararını hayra yordum. Şaibeli beş senelik İstanbul başkanı yerine sağlam oturan bir başkanın olmasını Allah istiyor da onun için hâkimler bu kararı aldılar diyorum. Türkiye’de baskı olsa da hâkimlerin direndiklerinin delili olmuştur. Başkan bile muhalefet oyu kullanmış ama karara uymuştur. İşte huşu budur.

c) Başarısızlığı dışarıda aramam, kendi eksiğimdir derim ve başarıya ulaşmak için gerekli tedbiri alırım.  Kimseyi suçlamam, darılmam da. Allah böyle istemiş diye sabrederim.

d) Olmuyor diye kararlarımdan dönmem. Sonuna kadar başladığım işte ısrarlı olurum. Doğru gördüğüm işi ertelerim ama vazgeçmem.

Herkes aslında böyle yapar. Ne var ki istemek başka yapmak başkadır. Farkında olarak veya olmadan bu yollarda sapmalar olur. Herkeste olur. Sapma dereceleri farklıdır. Allah’ın mağfiretine ve merhametine sığınmanın ötesinde bir gücümüz yoktur.

 

Öz Türkçe ile:

“Toplantılarında gönüllü olanlar”    

Kur’an kelimeleri ile:

“Salatlarında haşi’ olanlar”

 

elLaÜIyNa HuM FIy ÖaLAvTiHiM PAvŞiGUvNa

الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ (2)

 

***

 

وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ (3)

Va elLaÜIyNa HuM GaNı elLaĞvi MuGRiWUvNa (Va elLaÜIyNa HuM GaNı FaGLı MuFGıLUvNa)

“Ve  lağvden mu’riz olanlar”

رَغْوَة köpüktür. رharfi ل harfine dönüşmüş, لَغْو olmuştur ve köpük misali boş söz ve oluş anlamı kazanmıştır.

ل belirliliği, غ değişmeyi, و kolaylığı ifade eder.

عَوَارِضyan dişler demektir. Kur’an’daعرض 79, عرش 33 defa geçer. Toplam 112 (24*7) eder.

Kâinatta her şeyin bir görevi vardır. Hiçbir şey abes olarak var edilmemiştir. İnsan da kâinatın bir parçasıdır, hatta en değerli parçasıdır. Her şey onun işine yarayacak şekilde var edilmiştir. İnsanlık diye bir varlık dört boyutlu uzayın varlığı için var. O da Allah’ın muhatabı olmak için vardır. Bir işin yapılması için imkânlara ihtiyaç vardır. İmkânlar ihtiyaçlar için değerlendirilir. Neye ihtiyaç olduğunu bize duygularımız ve düşüncelerimiz öğretir. Boş zamanınız olmamalıdır. Boşa giden vaktimizi harcamamalıyız.

Zamanımızı israf etmemeliyiz. Günümüzün yarısını üretimde, yarısını tüketimde geçirmeliyiz. Tüketimin üçte ikisi uykuda geçer. Kalanlar da yeme içme ihtiyaçlarını gidermek için harcanır. Kalan zamanların üçte ikisi üretimde geçer. Diğer üçte biri de eğitimler ve Kur’an öğrenmekle geçer. Kur’an düzeninde ayrıca okul yoktur, öğrenme doğumla başlar, ölünceye kadar devam eder. Herkes öğrencidir ve öğretmendir.

Bir İngiliz ‘Bir Anneye Mektuplar’ diye bir kitap yazmıştı, daha öğrenci iken okudum. “Çocuk yapmaktan korkmayın, onlardan birinin imkânı ile hepsi sıra ile yetişirler. Ayrıca çocuklar kendi yaşıtlarına örnek olurlar, rahat büyürler.” diyordu.

Evet, öğrencilik doğumdan başlar, ölüme kadar devam eder; öğretmenlik de öyle.

İhtiyaçlar var, imkânlar var; imkânları ihtiyaçları gidermek için kullanacaksınız. Kendi ihtiyacınızı değil, başkalarının ihtiyaçlarını gidereceksiniz. Siz de başkalarının imkânları ile ihtiyaçlarınızı gidereceksiniz. Bunun iki yolu vardır. Bir tedayündür. Çocukken yardım alacaksınız. Büyüyeceksiniz, size yardım edenlere değil insanlığa borçlanacaksınız. Büyüdüğünüzde siz çocuklar yetiştirecek, onlara bakmakla insanlığa olan borcunuzu ödeyeceksiniz. Yaşlılara bakacak alacaklı olacaksınız, siz yaşlandıkça da çocuklarınızdan alacağınızı tahsil edeceksiniz. Buradaki bölüşme imkân ve ihtiyaca göre olmayıp miktarla değildir. Babanız muhtaçsa ona yardım edeceksiniz, sizin gücünüz varsa ona yardım edeceksiniz. Bu sebepledir ki borçlusunuz ve bir saat boş duramazsınız. Yaşınız ne olursa olsun insanlık sizin ihtiyacınızı giderecek, siz de gücünüzün yettiği kadar insanlık için çalışacaksınız. Lağv etme demek boş zaman harcama demektir. Onlar yaşamak için çalışmazlar, onlar çalışmak için yaşarlar.

İkinci yol da teavündür, karşılıklı yardımlaşmadır. Ben senin ve başkalarının işine yardım edeceğim, sonra başkaları da bana yardım edecek. Burada saatler ölçülür. Herkesin gücü kadarıyla emeği vardır ve birbirlerine yardım etmektedirler. Çalıştıkları saatleri yazarlar. Böylece borçlu ve alacaklı olmadan ölürler.

Kur’an’ın her kelimesi birbirini açıklamaktadır.

 

YORUM

Öyle bir eğitim sistemi oluşturmalıyız ki sonunda insanlar çalışmaktan zevk alsınlar. Lağvdan iraz budur. Bu nasıl sağlanır? Bunun için neler yapılmalıdır?

a) Her yaştaki insanın iş yapabildiği imkânları oluşturmalıyız. Bunun için yüz lojmanlı apartmanlara ihtiyaç vardır. Herkes her zaman çalışabileceği işyeri bulmalıdır.

b) Kişi işini kendisi seçmelidir. Biz ona iş vermemeliyiz. Biz onun yapmak istediği iş için imkân hazırlamalıyız. Ne iş isterse onu yapmalı, yapıp yapmamakta da serbest olmalıdır.

c) Herkesin çalışması değerlendirilmelidir. İş yaptığının farkında olmalıdır. Ücret çalışanın emeğinin karşılığı değildir, ücret çalışanın başarı notudur. Kazandıkça başardığını anlamalıdır. Bu sebepledir ki sermayeye dayanan para meşru değildir, emeğe dayanan para meşrudur. Paranın birimi saattir.

d) Nihayet kişinin prim ödemeden bir sosyal güvenliği olmalıdır. Yaşamak için çalışmak zorunda olmamalıdır. Çalışmasa veya çalışamasa da yaşama garantisini ona vermeliyiz. O daha çok kazansın ve onunla yatırım yapsın da çocuklarına daha fazla imkân hazırlasın diye çalışmamalıdır. Günlük geçinme derdi olmamalıdır.

Ekonomide denenmiştir ki %100’e yakın enflasyonda bile ekonomi devam eder. O halde biz herkese maaş bağlarız. Dolayısıyla geçinme derdinden kurtarırız. Çalışmaları için de çalışanlara emeklerinin karşılığını öderiz. Sağladığınız doğa imkânlarının karşılığında üretim yapmış olurlar. Üreticiler mallarını yarı fiyatla satmış olurlar. Böylece doğanın payı ile insanlar çalışmadan yaşarlar.

 

Öz Türkçe ile:

“Ve boşta olmaktan sakınanlar”

Kur’an kelimeleri ile

“Ve lağvden mu’riz olanlar”

 

Va elLaÜIyNa HuM GaNı elLaĞVi MuGRiWUvNa

وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ (3)

 

***

 

وَالَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَاةِ فَاعِلُونَ (4)

Va elLaÜIyNa HuM Li eLZaKAvTı FaGıLUvNa (V a elLaÜIyNa HuM Li eLFaGaLaTi FaGıLUvNa)

“Ve zekât için fail olanlar”

Saksılarda bitki dikerler. Bir de plastikten bitkiler koyarlar. Plastik bitki gibileri her gün temizlenmezse kirlenir, solar ama canlı bitkiler yeşilliğini sürdürürler. Çöllerdeki bitkilere bu parlaklıktan dolayı زَكَاةdenmektedir; sonraları kamuya ait paylara zekât adı verilmiştir.

Hasattan yararlanmak caiz değildir, çünkü onda kamu payı vardır ama kamu payını yani zekâtı ayırdıktan sonra artık o kişinin mülkü hâline gelir.

Ürünleri biz beşe bölüyoruz. İki pay kira payıdır. İki pay da emek payıdır. Bir pay ise genel hizmet payıdır, o da emektir. Kira payının yarısı kamu payı, yarısı da eski emeklerin payı olarak ayrılır.

Çalışanlar yaşamak için çalışmıyorlar, tüm insanlığın yaşaması için çalışıyorlar, yaşamalarını da insanlık onlara sağlıyor.

Buradaki Lam harfi (لِلزَّكَاةِ) bunu ifade ediyor, tüm faaliyetler topluluk içindir. Bütün ürünler zekâttır. Ürün sonra girdilere bölüşülür. Emek sahibi, yapı sahibi, hizmet sahibi, hammadde sahibi ortak fondan paylarını alırlar.

İnsanlar günde altı saat çalışırlar, onunla kendileri yaşarlar, çocuklarını büyütürler; geri kalan çalışmalar ile ekonomik gelişmeyi sağlarlar yani topluluğun büyümesini temin ederler. Bunlar iki kısımdır.

İsteyenler çalışırlar ve öğrenirler. İrfanlarını artırırlar, ilimde ilerlemeyi ve uygarlaşmayı sağlarlar.

İsteyenler ihtiyaçtan fazlasını üretirler, inşaat yaparlar, fabrika kurarlar, ağaç dikerler, artan nüfusa işyeri hazırlarlar.

Bunların “kıyam mülkiyeti” kendilerinde kalır, “yararlanma mülkiyeti” ise emek karşılığı vârislerine intikal eder, kıyam mülkiyeti vârislere intikal etmez.

 

YORUM

Burada bir soru vardır, neden الَّذِينَ‘leri tekrar etmiştir? “وَهُمْ, وَهُمْ” der geçerdi. Ayrı kimseler imiş gibi الَّذِينَ‘leri tekrar etmiştir.

Bir semtte veya bucakta oturan halk birdir, aynı kimselerdir. Kişilerin hepsi Ahmet’tir, Hasan’dır, Fatma’dır ama bunlar ortaklıklar kurarlar. Aynı kişilerden oluşmakla beraber ortaklıkları farklıdır. Önce dört dayanışma ortaklığı ayrı ayrı olmakla birlikte hepsi o ortaklık içinde yer alırlar. Demek ki toplulukta kişiler ortaklıklar oluşturarak birlikte iş yürütürler.

Bu ayetlerde altı tane الَّذِينَ geçmektedir. Demek ki altı konuda organize olmamız gerekmektedir. Aynı kişiler ayrı ayrı kurumlar oluşturacaklardır. Kişiler aynıdır ama kurumlar farklıdır. Bu sebeple الَّذِينَ tekrar edilmektedir.

Birinci kurum salât kurumudur. Salât tekil gelmiş ve muzafun ileyh çoğul gelmiştir. Bu hacdır. Orada huşu istenmektedir. Arkasından lağvdan iraz edenler denmektedir. Bu kurum nedir? Bu da işsizler kurumudur. Bir iş yerine gidip alacaklı olarak iş yapmayanlar işsizler yerine geçerler. Burada okuma, ticaret yapma, çalışıp bir şeyler üretme serbesttir. Burada bulundukları saat kadar da işsizlik payı alırlar. Zamanlarını değerlendirme tamamen kendilerine aittir. Ortada ürün meydana gelirse de paylarını alırlar.

Çalışanlardan yüzde bir kesilir diyelim, bunlara bölüştürülür, tamamen saat ve dereceleri ile orantılı olarak bölüştürülür. Buraya gelenler yüzde birden fazla ise yevmiyeleri çalışanlarınkinden fazla olur, çoksa ona göre payları azalır, kendiliğinden çalışmayanların sayısı dengelenir. İşsizlik sigortası böyle yapılmış olur.

 

Öz Türkçe ile:

“Ve vergi vermek için çalışanlar.”

 

Kur’an kelimeleri ile:

“Ve zekât için fail olanlar”

 

Va elLaÜIyNa HuM Li elZaKAvTi FAvGiLUvNa

وَالَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَاةِ فَاعِلُونَ (4)

 

***

 

وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ (5) 

Va elLaÜIyNa HuM LiFuRUvCiHiM XAvFiJUvNa (Va elLaJıNa HuM Li FuGUvLiHiM FAvGıLUvNa)

“Ve ferclerine hafız olanlar”

Demek ki evlilik kurumunu kurmamız gerekir. Burada birlikteliğe ihtiyaç vardır.

Önce herkes evlenmelidir. Evlenme farzdır. Ben kendime hâkimim dolayısıyla evlenmeyeceğim düşüncesi yanlıştır. Hassaten kadın evlilik dışında kalmamalıdır. Çünkü rahim Allah’ın yani topluluğun ona emanetidir. Borçlu doğmuş, borçlu büyümüştür; topluluğun emanetini topluluğa iade etmelidir, o da bir erkek bulup onunla anlaşmalı ve evlenmelidir.

Evlendirme müessesesini kurmamız gerekmektedir. Kur’an’a göre bunu kurmakla mükellefiz. وَأَنْكِحُوا الْأَيَامَى مِنْكُمْ (Nur 24/32) bunu işaret eder. Evlendirme anne babaya değil topluluğa emredilmiştir. Evlenin emri yok, evlendirin emri var. Fıkıhçılara göre velilerin, sözü geçenlerin evleneceklere “Seni falanla evlendirsem razı mısın?” diye sormaz, “Ben seni falanla evlendiriyorum.” der, evlenmeye teşvik eder, sükût ederse ikrar sayılır. Bu kadarı bile nikâhlamak için vekâlette yeterlidir. Ağlarsa vekâleti reddetmiş olur.

İşyeri ve mesken temin etmek anne babaya değil topluluğa aittir. Özellikle kadınların eşsiz olması istenmez. Erkekler eşsiz olurlarsa doğumda bir eksilme olmaz. Kadınlar eşsiz kalırsa doğumda eksiklik olur. Kadınların erkeksiz kalmaları zor iştir.

Hâsılı, nikâh müessesesi topluluğun temel müessesesidir, zina yasağı ve çok evlilik burada ortaya çıkar.

 

YORUM

Zina yasağı evliliğe zorlamadır. Zina serbest olunca erkekler evlenme yerine günlük zevklerini istedikleri yerde giderirler ve evlenmezler. Koca bulmayan kadınlar ise serbest ilişkilere başlarlar. Batı bugün bu batağa düşmektedir.

Bugün Türkiye’de çok eşlilik yasak değildir, kadınlara bile yasak değildir! Belediye nikâhı yapmadan evlenirsiniz. Sözleşme yaparsınız. Sözleşmeye uymak zorundasınız. İstediğiniz evlilik hukukunu sürdürebilirsiniz.

Semt Kooperatiflerinde oluşacak hukuk serbest olacaktır. Çok evliliği kabul eden semtler felah içinde olacaklar, diğerleri ise maişeten denka içinde olacaklardır (وَمَنْأَعْرَضَعَنْذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنْكًاTaha 20/124).

Bakınız, biz kimseyi zorlamıyoruz. Her semt kanunlar içinde istediği gibi yaşar. Semtler oluşsun, herkes istediği gibi yaşasın.

 

Öz Türkçe ile:

“Ve bellerini koruyanlar”

Kur’an kelimeleri ile:

“Ve ferclerine hafız olanlar.”

 

Va elLaÜIyNa HuM LiFuRUvCiHiM XAvFiJUvNa

وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ (5)

 

***

 

إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِمْ

EilLAv GaLAy EaZVAvCıHıM (EilLAv GaLAv EaFGAvLıHıM)

“Zevcleri üzerine hariç”

Hırsızlık cezasını zikrederken önce erkeklerden, sonra kadınlardan bahsetmiştir. Oysa Nur Suresi’nde önce kadın zina edenler, sonra erkek zina edenler zikredilmiştir. Burada الَّذِينَ getirilmiştir. Hıfz etme görevi erkeklere verilmiştir.

أَزْوَاج kelimesi زَوْج’in çoğuludur. زَوْجَة şeklinde dişili yoktur. Kelime müzekkerdir, ikisine de زَوْج denir. Karı-koca ayırımı yoktur. Kocanın ayrıca بَعْل olarak adı vardır.

فَرْج yarık demektir, cinsi uzvu ifade eder. Erkek ve kadın uzvu ayrı olmakla beraber kelime etimolojik olarak kadının cinsi uzvunu alır.  Buradan anlıyoruz ki الَّذِينَ‘nin içinde kadınlar da vardır.

Batı’da aslında mübah olan şeyi haram kılmak için nikâh yapılır, cinsi ilişki serbesttir, evlenenler başkalarıyla cinsi ilişkiyi yasaklamış olurlar. Kişi hakkıdır. Şeriata göre zina yasaktır. Cinsi ilişki yasaktır. Sadece evlilikle helal hale gelir. Batı’da nikâh helali haram kılar, İslâmiyet’te ise nikâh haramı helal kılar.

Zinanın tarifi şudur; bir kadının veya erkeğin nikahsız olarak cinsi ilişkide bulunmasıdır. Gizli ilişkiler zinadır. Çünkü doğacak çocuklar kardeş olabilir, sonra evlenmiş olabilirler. Bir de çocuğun ikisi (anne-baba) üzerinde hakları vardır.

Fuhuş, evlenmeleri haram olan kimselerin cinsi ilişkide bulunmasıdır. Bir kadın bir doğurma devresinde iki erkekle ilişkide bulunursa kadın da erkek de fuhuş yapmış olurlar, erkek bekâr olsa da fuhuş yapmış olur.

Bir de İslam nikâhı vardır. Evlenmiş kadın başka erkek aramayacağını taahhüt eder. Bunların örtünmeleri şarttır. Bunlara talip olunamaz, laf atılamaz. Oysa muta nikâhı denen nikâhla evli olan kadın başka erkeklerle pazarlık yapabilir, ayrılıp yeni kocaya gidebilir.

أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ

EaV MAv MaLaKaT EaYMAvNuHuM (EaV MAv FaGaLaT EaFGAvLuHuM)

“Veya yeminlerinin malik olduğu şeyler”

Canlılarda çatışma olduğu gibi insanlarda da çatışma vardır. Savaşsız bir dünya hiç olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. Ne var ki müminler barış için savaşırlar, çıkarları için savaşmaları haramdır. Çatışma esnasında cephe savaşı vardır. Birbirlerini öldürürler. Burada hakemler kararına gerek yoktur. Bir taraf teslim olduktan sonra müminlerin esirleri öldürmeleri caiz değildir. Harp suçluları muhakeme edilir, cezaları verilebilir ama komutanın takdiri ile esirler öldürülemezler.

Esirler için Kur’an dört yol göstermiştir; karşılıksız özgür bırakma, karşılıklı özgür bırakma, cizye alarak yurtlarında zimmi olarak bırakma yahut köleleştirme. Bunlar komutanın takdirine bağlıdır. Öldürme yetkisi hakemlere aittir. Komutan esirleri öldürtemez.

Köleleştirilen esirlerden erkekler köle statüsündedirler.

Kadınlar için iki yol seçilmiştir. Kimin kölesi ise ona akraba olurlar, birbirleri ile artık evlenemezler yahut kadın sahibi olan erkeğin kölesi olur.

Diğer eşlerden farkı, bunlar hem karılık yaparlar hem de hizmet ederler. İşte bunlara مَا مَلَكَتْderler. Kişilere malik olunmaz, onların emeklerine ve rahimlerine malik olunur. Diğer hususlarda hür insanlardan farksızdırlar, köleyi öldüren de öldürülür.

Fıkıhçıların kabul etmediği ama Kur’an’ın zikrettiği bir مَا مَلَكَتْ daha vardır, bunlar fahişe kadınlardır. Recim cezası yoktur, erkekler hadım edilirler, kadınlar ev hapsine alınırlar, köleleştirilirler. Biri onlarla evlenmek isterse onun ma meleki olurlar. Bu yolla fahişeler de normal hayata döndürülmüş olurlar. Kadınların kısırlaştırılması söz konusu değildir. Bunlar bizim Kur’an’dan yaptığınız istinbattır.

فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ (6)

Fa EinNaHuM ĞaYRu MaLUvMIyNa (Fa EinNaHuM ĞaYRu MafGUvLıyNa

“Onlar melumun gayrısıdır.”

Kölelik kaldırılmış ama genelevlerin işletilmesi meşru yapılmış!

Kur’an’a göre genelevler fuhuş yuvalarıdır. Kadınlar köleleridir. Geneleve giden erkekler hadım edilirler. Genelevler yerine muta evleri vardır. Muta evlerinde kadınlar çalışmakta ve yaşamaktadırlar. İsteyen erkekler muta evlerinde çalışanlarla muta nikâhı yapabilir, çocuk edinebilir, istediği zaman da boşayabilir. Kadına ücret verebilir. Mihr yoktur. Birbirlerine vâris olmazlar. Onun dışında normal evlilik hükümleri geçerlidir. Bugün evlenmek istemeyen varlıklı kadınlar vardır. İstediği erkekle muta nikâhı yapabilir ve çocuk yaparlar. Böylece kadın çocuk sahibi olmuş olur.

İkinci evlilik yapan erkeğin daha önceki eşi mihrini alarak ayrılma hakkına sahiptir. Bu sebeple çocukları olan ilk eşinden ayrılmak istemeyebilir. Muta nikâhı ile çocuk yapmış olur.

Şiilerde bu nikâh meşrudur. Sünniler bu nikâhı kabul etmiyorlar. Kur’an ise nikâhı meşru sayıyor.

Allah insanların bugünkü çok evliliğe, kadın köleliğine ve muta nikâhına hor bakan ama zinayı meşrulaştıran görüşünün olacağını bildiği için Kur’an’da bunlar için غَيْرُمَلُومِينَ diyor. Bunları yazıyorum ama sizin bir kulağınızdan girecek öbür kulağınızdan çıkacaktır ama gelecekte Semt Kooperatifleri kurulduğunda bazı semtler bu sistemi benimseyecek ve semtlerini öyle kuracaklardır. O semtler daha refahta olacaklardır.

Refah nasıl ölçülecektir? a) Gün/saatle, b) ortalama ömürle, c) nüfus başına düşen genel hizmet pay miktarıyla, d) kişi başına düşen diyet miktarıyla ölçülecektir.

 

YORUM

İnsanları Allah yarattı, onlar için neyin iyi olduğunu O bilir. O halde Kur’an ne diyorsa onu anlamamız ve ona göre yaşamamız gerekir. Bizim kendimizi Allah’tan akıllı kabul edip O’nun hükümlerini değiştirmekle uğraşmamız en büyük günah kabul edilmiştir.

Bugün özellikle evlilik hususunda Müslümanlar şirkten kurtulamıyorlar. Bunu nasıl yapacağız? Yüz lojmanlı semtler kuracağız. Yüz villalı dinlenme siteleri kuracağız. Çalışmada ve yaşamada anlaşanlar oraya taşınacaklardır. İsteyenler kapitalist, isteyenler sosyalist, isteyenler komünist olacaklar, isteyenler de şeriatçı olacaklardır. Düzende zorlama yoktur. Herkes kendi seçtiği düzende yaşayacak. Zamanla yarışacaklar ve elene elene en başarılı semtler kurulacaktır. Belki de biz yanılıyoruz, belki de komünistler haklılar, onlara da yaşama fırsatı ve yarışma fırsatını veriyoruz.

Değişik mezhep ve tarikatlar da olacak. Örneğin bugün Müslümanlar çok evliliği kabul etmeyip zinayı da meşru görmeyenlerdir. Belki de onlar başaracak. Süleyman Karagülle yanlış fetvalar yapmaktadır. Biz kimseden bir ayrıcalık istemiyoruz. Biz her görüşe eşit imkânların sağlanmasını istiyoruz. Kırgızistan’a gitmeden önce yazdıklarımda İslamiyet’te de demokrasi ve laiklik vardır diyordum. Şimdi de diyorum ki; demokrasi ve laiklik yalnız İslamiyet’te vardır, öbürleri hep kandırmacadır.

Bu seminerleri takip edenlerin görevleri vardır; burada söylenenleri ve yazılanları aktarmak ve duyurmak. Sadece haber olarak aktarmak, savunmak değil. Akevler.org yazarları şu görüştedirler diyeceklerdir.

 

Öz Türkçe ile:

“…Sadece eşleri ya da sağ ellerinde olanların üzerinde. Onlar yerilenlerin dışındadır.”

 

Kur’an kelimeleri ile:

“…Sadece zevcleri veya yeminlerinin malik oldukları üzerinde. Onlar melum olanların gayrısıdır.”

 

EilLAv GaLAy EaZVAvCıHıM EaV MAv MaLaKaT EaYMAvNuHuM Fa EinNaHuM ĞaYRu MaLUvMIyNa

إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ (6)

 

***

 

فَمَنِ ابْتَغَى وَرَاءَ ذَلِكَ

Fa MaN iBTaĞAv VaRAvEa ÜAvLiKa (Fa MaN iFTaGaLa FaGAvLa ÜAvLiKa)

“Bunun verasında ibtiğa eden kimse”

Bundan başkasını elde etmek isteyen kimse.

Evet, bundan başkası nedir?

Gizli cinsi ilişkiler, bir kadının birden fazla erkek ile iddet beklemeden cinsi ilişkilerde bulunması, yakın akrabalar veya evli olan kadınlarla cinsi ilişki kurmak, erkeklerin erkeklerle, kadınların kadınlarla cinsi ilişkide bulunmasıdır. Hatta hayvanlarla ilişkide bulunmak da haramdır. Sağ elin mülkünde istimna da meşrudur.

فَأُولَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ (7)

FaEuLAEiKa HuMU elGAvDUvNa (Fa EuLAEiKa HuMu eLFAvGıLUvNa)

“Onlar adavet yapanlardır”

عُدْوَة vadinin bir yakasıdır. عُدْوَان cepheleşme demektir. Hukukta tüm sorumluluklar şahsidir. Herkes kendi yaptıklarından sorumludur. İyilik, kötülük, mükafat ve ceza kişiye aittir. Hukukta kolektif sorumluluk yoktur. Savaşta ise cephe kurulur. Bizden olan ve olmayan diye ikiye ayrılır. Bizden olanlar ne yaparsa yapsınlar haklıdırlar. Bizden olanlar ne söylerse söylesinler doğrudur. Bizden olmayanlar ne yaparsa yapsınlar kötüdür. Bizden olmayanlar ne söylerse söylesinler yanlıştır. İşte bu anlayış, udvan anlayışıdır. Hakkı hak, batılı batıl bilip, yapanlara değil de yapılanlara göre hareket etmek İslam’dır, barıştır, hukuktur.

‘Allah indinde din yalnız İslam’dır.’ ayetiyle tüm udvanlar reddedilmiştir (إِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللَّهِ الْإِسْلَامُ Ali İmran 3/19). Bu sebepledir ki bugünkü particilik tümüyle İslamiyet’e aykırıdır. Körü körüne taraf tutmaktır. Evlilik hukukunda burada anlatılanlara karşı olanlar karşı cephedendirler. Onlardan hesap sormak bize ait değildir. Bize zararı dokunmamak şartı ile onlar ne yaparsa yapsınlar. Hesabı bize değil Allah’a verirler. Onun için Kur’an düzeninde merkezi yönetim yoktur.

 

YORUM

Önce bütün insanlara diyoruz ki gelin adavet içinde değil İslam içinde yaşayalım. Semt apartmanları kuralım, dinlenme siteleri kuralım. Hicreti imkân haline getirelim. İsteyen istediği semtte ve dinlenme sitesinde yaşama imkânı bulsun. Özgür olalım. Demokrat ve laik olalım. Bunu biz tüm insanlardan istiyoruz. Madem aynı gemide yaşıyoruz. Gemimiz batmasın yoksa hepimiz boğuluruz. Barışçılar birleşelim özgür yaşamamızı birlikte savunalım. Özgür yaşama imkanını birlikte oluşturalım. Herkes kendi semtinde, kendi sitesinde istediği gibi yaşasın. Semtini ve sitesini kolayca değiştirsin.

Sonra da Hak düzenin içinde yaşamak isteyenler birleşelim, bir semtte, bir sitede toplanalım. Kur’an ne diyorsa, Tevrat ne diyorsa, müspet ilim ne diyorsa sosyal ilimler ne diyorsa ona göre yaşayalım.

Demek ki bu seminerlerin gayesi ikidir. Tüm insanlar birleşip barış yurdu oluşturalım sonra da Allah ve kitaplarına inanmış olanlar aynı sitelere ve semtlere taşınalım.

 

Öz Türkçe ile:

“Bunun ötesini arayanlar yagılardır.”

Kur’an kelimeleri ile:

“Bunun verasını ibtiğa edenler adavet edenlerdir.”

 

FaMaN iBTaĞAv VaRAvEa ÜAvLiKa FaEuLAEiKa HuMU eLGAvDUvNa

فَمَنِ ابْتَغَى وَرَاءَ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ (7)

 

***

 

وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ

Va elLaÜIyNa HuM LiEaMAvNATıHıM (Va elLaÜIyNa HuM LiFAGALLAvTıHıM FAvGIyLUvNa)

“Ve emanetlerine (riayet eden) kimseler”

Günümüz müminlerinin emanetlere ihanet etmemeleri gerekir. Halkımız kurulan derneklere, partilere, vakıflara, kooperatiflere onları desteklemek için katılmaktadır. Katkıları kazanmaktan çok onları desteklemektir. Akevler’e ortak olanlar sırf İslamiyet’i desteklemek için katılmışlardır. Milli Görüş’e ve MHP’ye milyarlar aktardılar.  Bu gücü halkımızın desteği ile aldılar.

Sermaye yolunu bulmuş. Önce destekler oralara biri hâkim oldu mu yolsuzluk iddiasıyla ortaya çıkar. Yöneticileri itham etmeye başlar. Katılanlar da inanmaya başlar, samimi olan kurucular bırakıp giderler. Bugün Beşir Atalay, Bülent Arınç, Vecdi Gönül, Cemil Çiçek, Abdulkadir Aksu AK Parti’yi bu sebeple terk ettiler. 

Sonra da yeni gelenler ile o kuruluşu kendi emrine almaya çalışır. Hâsılı tüm hayır kuruluşları sonunda çalışamaz duruma getirilir. Türkiye buna direnmektedir. Henüz MHP’yi çökertemediler. AK Parti’yi çökertemediler, Gülen Cemaati’ni çökertemediler. Direniş devam ediyor.

Akevler de bunlarla elli senedir uğraşmaktadır. Emanetlere riayet ettirmek içindir ki elli senedir varlıklarını korumaktadırlar. AK Parti’de veya MHP’de de emanetlere riayet ilkesi devam etmektedir. Tüm ithamlara rağmen zengin olan yok.

وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ (8)

Va GAHDi HiM RAv GUvMa (V a FaGLıHıM FAvGıLUvNa)

“Ve ahitlerine riayet edenler”

Emanetler kurallı dişil çoğuldur. Bunlar ambarlardır. Ortak ambarlardır. Üreticiler ürünlerini ortak ambarlara verirler. Karşılığında mal belgesini alırlar. O belge piyasada dolaşır. Sonunda ortak nakliyeye verilir ve halk malı bakkalda veya evinde teslim alır.  Bu döngü sayesinde tüm insanlık tek beden haline gelir. Ambar giderlerini bir defa verir zamanla çoğalmaz. Nakliye giderlerini bir defa verirler, mesafe ile artmaz. Yakındakiler uzaktakileri sübvanse eder. Emanetlere riayet budur.

Ahitler ise taahhütlerdir. Halk tüccarlara ödeme yaparak sipariş verir. Tüccarlar da iş yerlerine sipariş verirler, iş yerlerinde üretilen mallar nakliye aracılığı ile halka ulaşır. Buna selem sistemi diyoruz. Taahhütler yerine gelir.  Ortak mallar ve ön ödemeli sipariş sistemleri ekonomik düzeni oluşturur.

Kur’an neler yapılacağını söylüyor. Nasıl yapılacağının da ilkelerini koyuyor. Kurumları oluşturmak ise içtihada bağlanıyor, icmalara bağlanıyor. Değişik yer ve zamanlarda farklı oluyor. Biz Adil Düzen Anayasasında bunları ortaya koyduk. Daha iyisini koyanlar da olabilir.

Emanetler mallarda, ahitler ise emekte geçerli olmaktadır.

 

YORUM

Teavün şirketi, yan kooperatifler emanete ve ahitlere dayanmaktadır. Dayanışma ortaklığı ahitleri ve emanetleri garantiye almaktadır. Mallar ortadan kaybolsa, kaza olsa bunu güvenceye alan dayanışma ortaklıklarıdır. Siparişler yerine gelmezse bunu karşılayacak dayanışma ortaklıklarıdır. Semt kooperatifleri dört şeye dayanmaktadır.

  1. Dayanışma ortaklıkları
  2. Genel Hizmetler
  3. Mal bonoları
  4. Ortak ambar ve ortak nakliye

Ayrıca teavün ve tedayün ortaklıkları ile sağlanır.

 

Öz Türkçe ile:

“Ve kendilerine bırakılanlar ile verdikleri sözlerde duranlar.”

Kur’an kelimeleri ile:

“Ve emanetlerine ve ahitlerine riayet edenler.”

 

Va elLaÜIyNa HuM LiEaMAvNATıHıM Va GaHDiHiM RAvGUvNa

وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ (8)

 

***

 

وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ (9)

Va elLaÜIyNa HuM GaLAy ÖaLaVAvTıHıM YuXAvFıJUvNa ( Va elLaÜIyNa HuM GaLAy FaGaLAvTıHıM YuFAvGıLUvNa)

“Ve onlar salatları üzerine muhafaza edenlerdir”

Daha önce “Onlar salatlar içinde huşu ederler.” denmişti (2. ayet). Bir namaz var ve o bir namaz, çok kişiyi içine almaktadır. Bu namaz, cuma namazıdır. On semtten oluşmuş bucakların bir merkez semtleri vardır. Orada bucak merkez mescidi vardır. Haftada bir defa bütün bucak halkı toplanır, Cuma namazlarını kılarlar. Kadınlar da katılabilir ve oy verme hakkına sahiptirler.

2 sabah, 4 öğle, 4 ikindi, 3 akşam ve 4 yatsı olmak üzere 17 rekât etmektedir. Vitirle beraber 20 rekât eder. Namaza erkekler katılmak zorundadırlar. Orada salat tekil olarak geçmiştir ve huşu sülasi babdan getirilmiştir.

Burada ise salatlar denmektedir. Yani herkesin salatı ayrıdır. Salatlar üzerinde karşılıklı olarak muhafaza etmektedirler. Tefa’ül babı değil Müfa’ele babı getirilmiştir. Aralarında وَ harfi ile atıf olduğuna göre farklı namazlardır bunlar.

Bucakta ve ocakta bütün sakinlerin birlikte kıldıkları beş vakit namaz vardır. Bunların zamanları, yerleri, imamları ve rekatları bellidir. Sabah 2, öğle 4, ikindi 4, akşam 3, yatsı 4 tevatürle bellidir. Bir arada olma şartı vitirde kaldırılmıştır.

Bunun dışında anlaşan kişilerin anlaştıkları saatlerde ve anlaştıkları yerlerde bir araya gelip kıldıkları namazlar vardır, yaptıkları toplantılar vardır. Bunlar nafile namazlarıdır. Yer ve saatlerini kendileri belirlerler. İstedikleri kimselerin başkanlığında birleşirler. Bu namazların rekâtları da 20’dir. Sabah 2, öğle 4+2, ikindi 4, akşam 2 ve yatsı 4+2. Toplam 40 rekât eder, 20 farz 20 nafile. Her ikisi de onar olarak yarısı geceleri, yarısı gündüzleri kılınır.

Beş vakit olduğu orta namazla sabittir (حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلَاةِ الْوُسْطَىBakara 2/238).

Buradaki يُحَافِظُونَifadesi bu toplantıların dayanışma ortaklıklarınca yapılacağını ifade etmektedir. Mescitler ve tekkeler bu ayırımı yapmıştır.

Semt apartmanlarını yaptığınızda her katın mescidi olacak, beş vakit cemaatle namazlar kılınacaktır. Ayrıca çatı katındaki ortak alanda ikili buluşmalar olacak, dayanışma toplantıları yapılacaktır. Bir de bucak merkezi semtinde Cuma mescidi bulunacak, orada da haftalık toplantı yapılacaktır. İlköğrenim orada yapılacaktır.

 

YORUM

İnsanlık semtlerde hücreleri oluşturacak. Semtleri ona yakın ocaklar oluşturacak. On kadar semt birlik içinde bucakları oluşturacak. Yüze yakın bucak ili oluşturacak. İller ilçeler olarak örgütlenecek. Bucakta semt ne ise ilde de ilçe odur. Yüze yakın il ülkeyi oluşturacaktır. Ülke merkez bucağı olacaktır. Ayrıca ülke bölgeler halinde teşkilatlanacaktır. Bucakta semt ne ise ülkede de bölge o olacaktır. Yüze yakın ülke insanlığı oluşturacaktır. Yeryüzü ona yakın kıtaya ayrılacak, kıta merkezleri insanlığın semtleri olacaktır.

Ayrıca her bucakta ve merkez bucaklarda ilmi, mesleki, ahlaki ve siyasi dayanışma ortaklıkları oluşacaktır. Semt, ilçe, bölge ve kıta merkezlerinde genel hizmet verilecektir. Kuran’ın devlet yapısını beyninize yerleştirirseniz Kur’an’ı daha kolay anlarsınız. Kur’an’da geçen her ifadeye bir yer ararsınız. Bu sistem içinde bu kelimenin karşılığı nedir dersiniz ve Kur’an’ı böylece doğru yorumlamış olursunuz. Yoksa Kur’an’da birbirine çok yakın manalar taşıyan kelimeleri tekrar eder durursunuz ve bir şey anlayamazsınız.

 

Öz Türkçe ile:

“Ve onlar buluşmaları üzerinde birbirlerini koruyanlardır.”

Kur’an kelimeleri ile:

“Ve onlar salatları üzerine muhafaza edenlerdir.”

 

Va elLaÜIyNa HuM GaLAy ÖaLaVAvTıHıM YuXAvFıJUvNa

وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ (9)

 

***

 

أُولَئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَ (10)

EuLAvEiKa HuMu eL VARşÇUyNa (EuLAvEiKa HuMu eLFAGıLUVNa)

“Onlar vâristirler.”

Buradakiهُمُ zamiri salatlarını muhafaza edenlerdir. Yani özel mülkiyetleri vardır. İşyerleri ortak mülkiyet içindedir. Yararlanma mülkiyetine sahip olanlar oradaki işletmeye karışamazlar. Oranın işletme mülkiyetine sahip olmak için orasının işletilmesi şarttır. Boş durdurmazsınız. Yıllık belli bir kamu payı getiren şeyler, işletme mülkiyeti alanıdır. Orada miras yoktur ama devre mülke sahip dinlenme evlerinde ise özel mülkiyet vardır. Kişi oranın malikidir. Her zaman kendisi oturabildiği gibi istediğine de kiralayabilir. Boş da bırakabilir. Oranın bakımı ve muhafazası ortaklıktan karşılanır. Baştan alınan pay ile belirlenir. Bu dinleme evlerinde yüzer metre karelik seralar vardır. Her villa sahibinin yüz metre karelik serası vardır. Onu oradaki ortak bekçiler kiraya verir. Onlar hizmet ederler. Ürünlerin yarısı onların olur. Yarısı da devre mülk sahiplerinin olur.

Devre mülk sahipleri villanın tüm paylarını satın alırsa artık devre mülk olmaz, dinlenme evleri olur. Burada vasiyet değil miras geçerlidir. Özel mülkiyet zevkini insanlar burada alır. Sera ile ev yüzer metre karedir. 800 metre kare de ziraat alanı veya meyvelik veya orman vardır. Yeryüzü, çöller ve Sibirya bölgesi semt dinlenme sitelerinden oluşacaktır.

Yüz dönüm yer 333 metrelik kenar sahibi bir alandır. Demek ki 150 metre yüksekliğinde bir arsa tüm dinlenme sitesini içine alabilir. Bugün 300 metre yüksekliğinde binalar yapılmaktadır. O halde 150 metre karelik binaları bugünkü teknikle Akevler bile yapacak durumdadır. Böylece tüm dinlenme sitesi tek sera içinde olabilir. Bunun anlamı şudur; nerede olursak olalım dinlenme semtlerini kuran biziz.

Bu sitelerde barış hükümleri geçerlidir. Semt apartmanlarında işletme hâkimdir. Semt dinlenme evlerinde ise aileler hakimdir.

On bin ortaklı Ar-Ge merkezi hem yüz lojmanlı apartmanın hem de yüz villalı dinlenme evlerinin örneklerini oluşturmaktadır. Bunun belki de %50’sini aşmış bulunuyoruz. On bin ortaklı Ar-Ge merkezinin oluşmasına hepiniz daha sıkı katkıda bulunmalısınız. Bu seminerleri okuyanlar, “Ben de varım” diyerek, ayda elli TL kira hatta daha fazlasıyla katılmaya başlamalısınız. Biz bu biriken meblağla Teşvikiye’de yerler alacağız. Katkınız altından daha değerli olacak. On ya da yirmi sene sonra varlığınız birikecektir. Biz de sanayi ve tarım semtlerini kurmuş olacağız.

 

Öz Türkçe ile:

“Onlar konacak olanlardır.”

Kur’an kelimeleri ile:

“Onlar vâristirler.”

 

EuLAvEiKa HuMu eL VARşÇUyNa

أُولَئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَ (10)

 

***

 

الَّذِينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ

EalLaÜIyNa YaRiÇUvNa eLFiRDaVSa EalLaÜIyNa YaRiÇUvNa eL FiRDaVSa (elLaÜIyNa YaFGıLuvNa FiGLaVLa)

“Firdevs’e varis olanlar”

الْفِرْدَوْسَKelimesi فردkökünden türemiştir. فِعْلَوْنَveznindedir. Sonuna  وْنeklenmiştir.

فayrılığı, رsürekliliği,  دsınırlamayı, و beraberliği, س mekanda diziyi ifade eder.

Fert kelimesi kişiliğin ayrılığını ifade eder. Bizim dinlenme sitelerini tarif etmiyorum. Özel mülkiyet birer dönümle sınırlı olmasın, yüz kadar bahçeli villanın yan yana dizilmeleri ve aralarında birlik kurulmasıyla oluşsun. Kuran’da da iki yerde geçer. Bir karine olmadığına göre dünyada ve ahirette vaat edilen cenneti ifade etmektedir. Biz burada dünyadakini açıklıyoruz. Ahirette de bizim dinlenme evlerine benzer köşklerimiz olacaktır.

هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ (11)

HuM FIyHAv PaLıDUvNa (HuM FIyHAv FaGILUvNa)

“Onlar orada haliddirler.”

Semt apartmanlarında oturanlar kiracıdırlar. Malikleri değildirler. Bodrum katlarında veya çalıştıkları yakın iş yerlerinde işleri bitince lojmandan da ayrılmak zorundadırlar. Bu binalar çocuklara intikal etmez.  Yerinde çalışacaklara intikal eder. Oysa dinlenme evleri miras yoluyla çocuklara intikal eder. Devre mülk olarak da parçalanabilir. Senede bir hafta veya bir gün veya beş senede bir gün de olsa pay vârisler arasında korunur. Camili Maral köyünde babamdan bize intikal eden 40 dönümlük yerler böyle bir statü içinde İzmir Akevler Kooperatifi’ne tapu edilmiştir. Tavsiye ederim, kardeşler birleşin baba mülkünü bir kooperatife tapulayın, o size tahsis etsin oralarda dinlenme evleri yapın böylece yeni düzen kurulsun.

Tarım döneminin miras hükümleri sanayi dönemine cevap vermediği için batıda kapitalistler büyük çiftlikler kurmak zorunda kalmışlardır. Kuzeyde araziler sonra devletleştirilmiş. Kur’an ise teavün şirketleri ile bu sorunu çözmüştür. Kıyam ve meta mülkiyeti ile bu sorunları çözmüştür. Buradaki خَالِدُونَkelimesi kalıcı mülkiyetleri ifade eder.

 

YORUM

Hac Suresi’nde insanlığın makro düzeni ele alınmış tüm insanlığın birlikte yaşaması için hac yolları ve hac merasimleri anlatılmış, uluslararası yollar ve değişme kuralları dile getirilmiştir. Bu surede semtlerden işe başlamış, tarım ve sanayi sitelerini dile getirmiştir.

İsra Suresi’nde işçilikten ortaklığa geçileceğini açık ifade ile belirtmiştir. Tüm Kur’an bu geçişi anlatmaktadır.

Kur’an’ın özelliği budur. Aynı kelimeler onu inceleyenlere farklı şeyler söyler. Çocuklara çocukların anlayacağı, gençlere gençlerin anlayacağı, olgunlara olgunların anlayacağı, yaşlılara da yaşlıların anlayacağı dille söyler. Yalnız yaşlara göre değil mesleklere göre de farklı konuşur. Hukukçulara hukuk diliyle, tabiplerle tıp diliyle konuşur.

Çağlara göre de değişik şeyler söyler. Çağınız işçilik döneminden ortaklık dönemine geçiş dönemidir. Bugün bize hep bundan bahsetmektedir. Gelecekte insanlar kara uygarlığından deniz uygarlığına geçeceklerdir. Onlar da hep ondan bahsedecektir. Daha sonra gezegen uygarlığına geçilecek onlara ondan bahsedecektir.

Matematik formülleri gibidir, harflere ne mana verirsen onun hesabını yapar.

Bu seminerlerde söylenenleri doğru kabul etmeyeceksiniz. Çünkü size söyledikleri ile bize söyledikleri farklıdır. Bu seminerlerde siz Kur’an’ın nasıl yorumlanacağını öğreneceksiniz.  Yani Kur’an dilini öğreneceksiniz. Söyleyecekleri ise hepimize ayrı ayrıdır. Bunu anlamışsınızdır. Değişik inançta olanlara Kur’an değişik şeyler söylediği gibi aynı inançta olanlara da içtihatlarına göre farklı şeyler söyler. Sözlerin manaları sonsuzdur.

 

Öz Türkçe ile:

“Öz bağlarına konan kimseler, onlar orada kalıcıdırlar.”

Kur’an kelimeleri ile:

“Firdevs’e varis olanlar, onlar orada haliddirler.”

 

EalLaÜIyNa YaRiÇUvNa eLFiRDaVSa HuM FIyHAv PavLıDUvNa

الَّذِينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ (11)

 


Yorumcu
Yorum
Reşat Nuri Erol
11.06.2019
14:33


1967...1968...1969...AKEVLER 53 YILDIR ÇALIŞIYOR...2017...2018...2019

BİZLER ÇALIŞIYOR VE YENİ İSLÂM MEDENİYETİ’Nİ KURUYORUZ...

SİZLERİ DE ÇALIŞMALARIMIZA DÂVET EDİYORUZ; BUYURUN, BİRLİKTE ÇALIŞALIM...

ADİL DÜZEN 1017

“ADİL DÜZEN” III. BİNYIL MEDENİYETİ PROJESİDİR

“VE BİZE DÜŞEN SADECE MÜBÎN/AÇIK TEBLİĞDİR.” (KUR’AN; Yâsin Sûresi, 36/17)

Haftalık Seminer Dergisi; 1017. Hafta - 08 Haziran 2019 - Fiyatı: www.akevler.orga tıklamak!

BU DERGİYİ HER HAFTA OKUTABİLİR.. ÇOĞALTABİLİR.. DAĞITABİLİRSİNİZ...

“ADİL DÜZEN” UYGULAMALARI YAPMAK İÇİN BİZLERE DANIŞABİLİRSİNİZ...

 

*KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİ; 1017. SEMİNER

“HİÇ BİLENLER İLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?”      (KUR’AN; Zümer Sûresi, 39/9)

İ L İ M TALEP ETMEK HER MÜSLÜMANIN ÜZERİNE FARZDIR.”      (Hadis)

Adres: AKEVLER İSTANBUL KOOPERATİFLERİ MERKEZİ,  Zafer Mah. Coşarsu Sk. No: 29 YENİBOSNA / İSTANBUL    Tel: (0212) 452 76 51

Tefsir Seminer Notları Yenibosna’da Cumartesi akşamları okunup tartışılmaktadır.

GAYEMİZ: Bu “SEMİNER NOTLARI”nın İstanbul, Türkiye ve bütün dünyada “OKUNMASIANLAŞILMASI VE UYGULANMASI”DIR. - ADİL DÜZEN ÇALIŞANLARI

 

***

 

*“ADİL DÜZEN” DERSLERİ/YORUMLARI

GÜNDEM OLUŞTURMA VE BEKA SORUNU

***

İBB SEÇİMİ İÇİN ORTAK ADAY

Süleyman KARAGÜLLE

 

***

 

*SEBÎLU’R-REŞÂD” / MAKALELER

IIIT, ‘Hayatımdan Dersler’ kitabı, Ahmet Tütüncü

Hayatımdan Dersler; İslam Daveti (Ahmet Tütüncü)-1

Hayatımdan Dersler; İslam Daveti (Ahmet Tütüncü)-2

Ramazan, Oruç, Namaz, Zekât, Kuran, Bayram

Reşat Nuri EROL

 

***

 

MÜMİNUN SÛRESİ- 1. Hafta

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ (1) الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ (2) وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ (3) وَالَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَاةِ فَاعِلُونَ (4) وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ (5) إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ (6) فَمَنِ ابْتَغَى وَرَاءَ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ (7) وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ (8) وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ (9) أُولَئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَ

(10) الَّذِينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ (11)

 

***

 

Kur’an büyük Kur’an ve 7 ayetli Fatiha Suresi’nden oluşur.

Büyük Kur’an’da 112 Besmeleli sure vardır, 112=7*16 eder. Bir Besmelesiz sure vardır (Tevbe Suresi), Fatiha ile 114 sure eder, 114=6*19 eder.

Önce 64’lük, sonra 32’lik, sonra 16’lık sure grupları vardır. 64’lük gruplar önce 2’li gruplar halinde 8, sonra 3’lü gruplar halinde 12 sure vardır. Bunların tefsiri yapılmıştır.

Bundan sonra 7’li gruplara geçilecektir. 7’li gruplarda 3 ve 4’lü gruplar ard arda gelerek 28 sure oluşacaktır. 3’lü gruptan 7’li gruba geçerken iki Medeni, iki Mekki olmak üzere 4 sure vardır. Geçiş sureleri üçlülere eklenirse üçlü surelerin sayısı 15 olur, 1 ekleyerek 16’ya tamamlanır. 7’lere eklenirse o zaman da 7’li sureler 35’e tamamlanır. Arada bir 3’lü daha vardır. 

...

Bu 4 surenin birincisi Hac Suresi idi, Medeni suredir. Delili de أَذِّنْ فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ ayetidir (Hac 22/27). Şimdi de Mekki sure gelmektedir. Bundan sonra Nur Suresi Medeni olacak, ondan sonraki Furkan Suresi Mekki olacaktır. 

Mekke döneminde zekât emredilmedi. Kıssalarda müminlerin vasıflarından ve zekâttan bahsediliyordu ama ‘zekâtı ita edin’ emri yoktu. Surede zekât kelimesinin geçmiş olması onun Medeni sure olduğuna delalet etmez. 

Hac suresinde insanlık anlatılmış ve doğrudan “Ey Nâs” diye insanlığa hitap etmiştir; araya aracı koymadan hitap etmiştir. Surenin sonunda “Ey iman edenler” diye insanlık içinde Kur’an ehlinin görevlerini anlatmıştır. Bu sure Mekki bir süredir ama müminlerin her zaman uymaları gereken hükümleri içerir. Bu sureden sonra bu sebeple gelmiştir. Hacdaki konular burada anlatılmaktadır. Kur’an üzerinde araştırma yapılarak tümü ile delillendirilebilir.  

Hac Suresi’nde anlatılan insanın geçirdiği safhalar bu surede de anlatılmaktadır. Diğer taraftan Mearic Suresi’ndeki müminlerin sınıflandırılması burada yapılmaktadır. Orada kurtulanlar istisnai olarak, burada ise doğrudan anlatılmaktadır. Mearic Suresi’nde burada geçmeyen iki grup daha zikredilmektedir. (Aşağıda yer alan siyah renkli ayetler Müminun, kırmızı renkliler Mearic Suresi’ne aittir.)

...



YorumYap

Son Yorumlanan Seminerler
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1025
Müminun Suresi Tefsiri 62-70. Ayetler
3.8.2019 259 Okunma
2 Yorum 22.08.2019 07:26
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1024
Müminun Suresi Tefsiri 53-61. Ayetler
27.7.2019 203 Okunma
1 Yorum 28.07.2019 07:29
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1023
Müminun Suresi Tefsiri 45-52. Ayetler
20.7.2019 307 Okunma
1 Yorum 21.07.2019 09:13
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1022
Müminun Suresi Tefsiri 35-44. Ayetler
13.7.2019 296 Okunma
1 Yorum 15.07.2019 06:11
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1021
Müminun Suresi Tefsiri 28-34. Ayetler
6.7.2019 364 Okunma
1 Yorum 09.07.2019 15:45
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1020
Müminun Suresi Tefsiri 23-27. Ayetler
29.6.2019 365 Okunma
1 Yorum 02.07.2019 17:49
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1019
Müminun Suresi Tefsiri 17-22. Ayetler
22.6.2019 369 Okunma
1 Yorum 23.06.2019 10:22
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1018
Müminun Suresi Tefsiri 12-16. Ayetler
15.6.2019 366 Okunma
1 Yorum 15.06.2019 22:56
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1016
Hac Suresi Tefsiri 77-78. Ayetler
1.6.2019 442 Okunma
1 Yorum 11.06.2019 14:35
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1017
Müminun Suresi Tefsiri 1-11. Ayetler
8.6.2019 515 Okunma
1 Yorum 11.06.2019 14:33
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1015
Hac Suresi Tefsiri 72-76. Ayetler
25.5.2019 416 Okunma
1 Yorum 26.05.2019 02:33
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1014
Hac Suresi Tefsiri 67-71. Ayetler
18.5.2019 493 Okunma
1 Yorum 20.05.2019 04:46
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1013
Hac Suresi Tefsiri 63-66. Ayetler
11.5.2019 391 Okunma
1 Yorum 13.05.2019 09:47
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1012
Hac Suresi Tefsiri 58-62. Ayetler
4.5.2019 514 Okunma
1 Yorum 06.05.2019 01:24
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1011
Hac Suresi Tefsiri 53-57. Ayetler
27.4.2019 491 Okunma
1 Yorum 29.04.2019 07:05
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1010
Hac Suresi Tefsiri 49-52. Ayetler
20.4.2019 589 Okunma
1 Yorum 23.04.2019 15:04
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1009
Hac Suresi Tefsiri 45-48. Ayetler
13.4.2019 537 Okunma
1 Yorum 14.04.2019 06:28
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1008
Hac Suresi Tefsiri 40-44. Ayetler
6.4.2019 567 Okunma
1 Yorum 08.04.2019 08:30
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1007
Hac Suresi Tefsiri 36-39. Ayetler
30.3.2019 576 Okunma
1 Yorum 02.04.2019 09:26
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1006
Hac Suresi Tefsiri 31-35. Ayetler
23.3.2019 645 Okunma
1 Yorum 24.03.2019 11:18
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1005
Hac Suresi Tefsiri 27-30. Ayetler
16.3.2019 760 Okunma
2 Yorum 17.03.2019 11:00
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1004
Hac Suresi Tefsiri 23-26. Ayetler
9.3.2019 841 Okunma
3 Yorum 10.03.2019 14:32
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1003
Hac Suresi Tefsiri 18-22. Ayetler
2.3.2019 699 Okunma
1 Yorum 03.03.2019 08:53
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1002
Hac Suresi Tefsiri 14-17. Ayetler
23.2.2019 673 Okunma
1 Yorum 25.02.2019 11:40
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1001
Hac Suresi Tefsiri 9-13. Ayetler
16.2.2019 701 Okunma
1 Yorum 17.02.2019 07:28
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 1000
Hac Suresi Tefsiri 5-8. Ayetler
9.2.2019 731 Okunma
1 Yorum 11.02.2019 07:17
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 999
Hac Suresi Tefsiri 1-4. Ayetler
2.2.2019 880 Okunma
2 Yorum 03.02.2019 09:54
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 998
Enbiya Suresi Tefsiri 105-112. Ayetler
26.1.2019 750 Okunma
1 Yorum 29.01.2019 10:16
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 996
Enbiya Suresi Tefsiri 95-100. Ayetler
12.1.2019 886 Okunma
3 Yorum 20.01.2019 14:05
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 997
Enbiya Suresi Tefsiri 101-104. Ayetler
19.1.2019 773 Okunma
1 Yorum 20.01.2019 09:15
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 995
Enbiya Suresi Tefsiri 89-94. Ayetler
5.1.2019 853 Okunma
1 Yorum 06.01.2019 17:39
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 994
Enbiya Suresi Tefsiri 83-88. Ayetler
29.12.2018 804 Okunma
1 Yorum 30.12.2018 20:04
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 993
Enbiya Suresi Tefsiri 76-82. Ayetler
22.12.2018 954 Okunma
4 Yorum 28.12.2018 17:19
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 992
Enbiya Suresi Tefsiri 71-75. Ayetler
15.12.2018 834 Okunma
1 Yorum 16.12.2018 08:21
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 991
Enbiya Suresi Tefsiri 61-70. Ayetler
8.12.2018 857 Okunma
1 Yorum 09.12.2018 18:21
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 990
Enbiya Suresi Tefsiri 51-59. Ayetler
1.12.2018 861 Okunma
1 Yorum 02.12.2018 12:07
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 989
Enbiya Suresi Tefsiri 44-50. Ayetler
24.11.2018 940 Okunma
2 Yorum 30.11.2018 12:01
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 988
Enbiya Suresi Tefsiri 37-43. Ayetler
17.11.2018 976 Okunma
1 Yorum 18.11.2018 02:30
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 987
Enbiya Suresi Tefsiri 30-36. Ayetler
10.11.2018 874 Okunma
1 Yorum 11.11.2018 12:14
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 986
Enbiya Suresi Tefsiri 21-29. Ayetler
3.11.2018 903 Okunma
1 Yorum 04.11.2018 08:48
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 985
Enbiya Suresi Tefsiri 14-20. Ayetler
27.10.2018 878 Okunma
1 Yorum 29.10.2018 09:01
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 984
Enbiya Suresi Tefsiri 7-13. Ayetler
20.10.2018 951 Okunma
1 Yorum 22.10.2018 07:05
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 983
Enbiya Suresi Tefsiri 1-6. Ayetler
13.10.2018 994 Okunma
1 Yorum 14.10.2018 15:17
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 982
Taha Suresi Tefsiri 133-135. Ayetler
6.10.2018 1021 Okunma
1 Yorum 07.10.2018 18:14
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 981
Taha Suresi Tefsiri 128-132. Ayetler
29.9.2018 1038 Okunma
1 Yorum 29.09.2018 21:51
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 980
Taha Suresi Tefsiri 122-127. Ayetler
22.9.2018 1056 Okunma
1 Yorum 23.09.2018 12:16
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 979
Taha Suresi Tefsiri 115-121. Ayetler
15.9.2018 1098 Okunma
1 Yorum 16.09.2018 17:34
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 978
Taha Suresi Tefsiri 108-114. Ayetler
8.9.2018 1092 Okunma
1 Yorum 10.09.2018 11:02
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 977
Taha Suresi Tefsiri 100-107. Ayetler
1.9.2018 1160 Okunma
1 Yorum 03.09.2018 09:42
Süleyman Karagülle
Kuran Seminerleri 976
Taha Suresi Tefsiri 95-99. Ayetler
18.8.2018 1282 Okunma
1 Yorum 19.08.2018 06:33