Cengiz Demirci
Süleyman Akdemir'in Erbakan Vakfına Teklifi
4.2.2015
13230 Okunma, 21 Yorum

Süleyman Akdemir'in

ADİL DÜZENİN KİTLELERE ANLATILMASI İÇİN (ERBAKAN VAKFINA) TEKLİF.

1- İstanbulda bir haftalık dergi çıkarılacak.

2- Piyasada satılmayacak sadece vakfa üye olanlara satılacak ve abonelik yapılacak

3- En sade olarak çıkarılacak. 32 sayfa olacak

4- Dergide yazı yazanlar para almayacaklar.

5- Dergini dağıtımını vakıf teşkilatı yapacak

6- Yazarlar: Derginin kurucuları Fatih Erbakan, Süleyman Karagülle, Süleyman Akdemir ve Arif Ersoy olacaktır. Diğer yazarlar bu kurucular tarafından seçilecektir. Bu yazarlar dışında yazı yazmak isteyenler bu seçilmiş yazarlardan birinin kabulü halinde yazıları yayınlanacaktır. Dergiye her seferinde bir anket konulacak ve yazarların sıralaması istenecek ve her sene en az oy almış olan yazar elenecektir. Ek yazıları en fazla basılmış olan kişi yazarlara katılacaktır.

7- Dergi INTERNET ortamında da yayınlanacaktır. Dergide yayınlanmayan duyurular vakıf ortaklarına web sitesinde yayınlanacaktır.

8- Dergiye reklam alınacak ve müşterileriyle tahkim sistemini kabul edenlerin reklamı yapılacak.  

9- Vakfın giderleri dergi gelirlerinde sağlanacak.  

10- Derginin ilk bir tv kurmak için reklam olarak kullanılacak.

11- Dergi ve tv reklamı birlikte olacak.

 

 


YorumcuYorum
Reşat Nuri Erol
04.02.2015
16:10

ERBAKAN VAKFI İLE İLGİLİ ÖNERİLER İSLAMİ YENİ YAKLAŞIMLAR ÇÖZÜMLE İLGİLİ KUR’AN’A VE İÇTİHADA DAYALI DEĞERLENDİRMELER

İSLAMİ YÖNETİM BİÇİMİNDE ÖNE ÇIKAN İLKELER: Öncelikle İslamiyet ile ilgili yaklaşımlarda “İLMİ VE SİYASİ İSLAM” kavramlarına dikkat çekmek istiyorum. Günümüzdeki gelişmelerde en önemli yanlış yansıtılan kavramlar bunlardır. “İSLAMİYET” Hz. Âdem’den bu yana peygamberlerin getirmiş olduğu sistemin adıdır. Bu kapsamda Yahudilik ile Hıristiyanlık da, Budizm ve Brahmanizm de bu kavram içinde değerlendirilir. Bütün bu dinler barışı esas alır ve ilke olarak savaşa karşıdırlar. Bütün bu dinlerle son gelen peygamber (Hazreti Muhammed aleyhisselâm) tarafından getirilmiş olan İslamiyet arasında bir tek temel fark bulunur, o da şudur. Diğer dinler peygamberlerin öncülüğünde ilerlemiş ve sorunlar ortaya çıktığında yeni peygamberler gelerek çözümler getirmiş iken, Kur’an’ın nazil olmasından sonra Hazreti Muhammed’in son nebi olarak kendisinden sonra yeni peygamber gelmeyeceğini ilan etmesidir. O halde yeni sorunlar ortaya çıktığında yeni peygamberler gelmeyeceğine göre sorunlar “peygamberlerin getirmiş olduğu sisteme” göre nasıl çözülecektir? Bu konuda son peygamberin getirmiş olduğu İslam düşüncesinde her türlü sorunun çözümü için 4 delile dayanılmıştır: KİTAP ve onun uygulamasında SÜNNET asıl olduğuna göre; KIYAS-İÇTİHAT ile İCMA adı verilen iki temel müessese diğer dinlerde ve düzenlerde olmayan VAZGEÇİLMEZ ÇÖZÜM YÖNTEMLERİ olarak karşımıza çıkar. İÇTİHAT ile İCMA kavramlarının önemi, karşılaşılan sorunlarda âlimler yoluyla adeta peygamberlerin yerini ve uygulamalarını tutma mesabesindedir. Kısaca, çağa ve çağlara ayak uydurmayı, yeni şartlara göre düşünmeyi ve çözüm bulmayı ifade eder. Bu kısa konuşma/takdim kapsamında “NASIL BİR ÇÖZÜM?” dendiği zaman tarihi gelişmelerden kopuk olmayan ama günümüzün sorunlarına cevap verebilen ilmi bir yaklaşım üzerinde durulacağı hemen anlaşılır. Bu konuda İSLAMİ BAKIMDAN GÜNÜMÜZ SORUNLARINA NASIL YAKLAŞILACAĞI hususunda bir yaklaşımı ortaya koymaktadır. Onun için öncelikle ele alınması gereken ilkeleri belirlemek istiyoruz. Öncelikle İSLAMİYET BİR DÜZENDİR. İslamiyet’in bir düzen olduğu Kur’an’da yer almış olan “DÜZEN, ALLAH İNDİNDE İSLAM’DIR.” âyeti ile açıkça anlaşılır. Burada “DİN/DÜZEN” kelimesi ile kastedilen “borçlanma ve yükümlülük” anlamında “düzen”dir. Arapçada “DEYN” borçlanma demektir; “DÜZEN” kelimesi yükümlülük ve sorumluluk anlamında borçlanma ile ifade edilir. Canlılar içinde borçlanma, yükümlü, görevli, sorumlu ve davalı olma bakımından sadece insanda bu özellikler vardır ve sadece insana özgüdür. Bu konuda Hazreti Peygamber aleyhisselâmın Mekke’den Medine’ye göç ederek kurmuş olduğu “MEDİNE ŞEHİR DEVLETİ”nin esasını oluşturan “MEDİNE İTTİFAKI” üzerinde durulabilir. Bu anlaşmada farklı inanç ve düşüncede olanlar başkanın hakemliğinde birleşerek kan davalarına son vermişler ve aralarındaki ihtilafların çözümünde “TAHKİM SİSTEMİNİ” kabul etmişlerdir. Bu anlaşmada düzeni kuranlara “MÜMİN” (emanı/güvenliği sağlayanlar), düzenin kurulup savunmasına katılmamakla beraber hakem kararlarını kabul edenlere “MÜSLİM” ifadesi kullanılmıştır. Düzen kurmak ve düzenin güvenliğini sağlamak ayrı şeydir, düzen içinde yaşayıp düzenden yararlanmak ayrı şeydir. Müminler kardeştir, Müslimler kardeştir ifadesini içerir. Müminlerde düzenin bekçiliğini yapmak görevi olduğu halde, Müslimlerde mevcut düzene uyma esastır. Düzeni kurmak için çalışma da iman kapsamındadır. Bugün için bütün kavramlar tamamen karışmıştır. O nedenle İSLAM/BARIŞ DÜZENİNİN KURULMASI için yeni çalışmalara ihtiyaç vardır. Mevcut düzeni yıkmadan kendi düzenimizi kurmak ve mevcut düzende dinleyenlere yol göstermek gerekir. Mevcut düzen, bugünkü dayanmış olduğu “merkezi sistem anlayışı” uygulamaları ile buna bağlı mevcut “vesayet sistemi” ve tahkik sistemine dayanmış olan “yargı sisteminden” dolayı karşılaşmış olduğu sorunları köklü bir şekilde çözemez. Buna bir de “sermayeyi öne çıkaran faizli ekonomik sistemini” eklerseniz, şikâyetlerin ve sorunların sonu gelmez. Gerçek bir “düzen değişikliği iradesi” olmadan “çözüm süreci” başarıya ulaşamaz. Bunun için bahse konu hususların bir pilot ilde denemeler yapılarak kapsamın genişletilmesi gerekir. Çözümlere nereden başlanmalıdır? Yeni sistem nasıl ortaya konulur? Yeni sistem/düzen nasıl uygulanır? Kapsamı nasıl genişletilebilir? Küçük olarak ve pilot uygulamalarla başlamak gerekir. Bana göre, 1/100.000 lik ve hattâ 1/25.000 ler kondu. Ancak 1/5.000 ve 1/1000 lik uygulamalar önem taşır. HİZMET VE DAYANIŞMA KOOPERATİFİ ana statüsü yani ana sözleşmesi, yeni olarak ilgili Bakanlık onayından geçti ve MERSİS kayıtlarına girmiş oldu; yararlanılmalı. “ADİL DÜZEN”İN KİTLELERE ANLATILMASI İÇİN TEKLİF 1- İstanbul’da bir haftalık “DERGİ” çıkarılacak. 2- Piyasada satılmayacak, sadece vakfa üye olanlara satılacak ve abone yapılacak. 3- En sade olarak (mesela kendinden kapaklı) çıkarılacak, 32 sayfa olacak. 4- Dergide yazı yazanlar para almayacak. 5- Dergini dağıtımını Vakıf Teşkilatı yapacak. 6- Yazarlar: Derginin kurucuları Fatih Erbakan, Süleyman Karagülle, Süleyman Akdemir ve Arif Ersoy olacaktır. Diğer yazarlar bu kurucular tarafından seçilecektir. Bu yazarların dışında yazı yazmak isteyenler, bu seçilmiş yazarlardan birinin kabulü halinde yazıları yayınlanacaktır. Dergiye her seferinde bir anket konulacak ve yazarların sıralaması istenecek, her sene en az oy almış olan yazar elenecek, ek yazıları en fazla basılmış olan kişi yazarlara katılacaktır. 7- Dergi INTERNET ortamında da yayınlanacak, dergide yayınlanmayan duyurular vakıf ortaklarına web sitesinde duyurulacaktır. 8- Dergiye reklam alınacak ama sadece müşterileriyle tahkim sistemini kabul edenlerin reklamı yapılacak. 9- Vakfın giderleri dergi gelirlerinden sağlanacak. 10- Derginin imkânları bir TV kurmak için reklam olarak kullanılacak. 11- Dergi ve TV reklamı birlikte olacak. Bu dergide “ADİL DÜZEN DÜŞÜNCESİ VE UYGULAMALARI” ele alınmalı, değişimin yukarıdan veya tepeden değil, alttan ve anlaşılarak geliştirme esas alınmalıdır. VAKIF İLME ÖNCELİK VERMELİ VE İLİMLER ARASINDA BEŞERİ VE DİNİ İLİMLER AYRIMI YERİNE HER TÜRLÜ İLİM ANLAYIŞINI ÖNE ÇIKARILMALIDIR. İlmin önemi şuradadır ki, İslam dünyası “yeni bir düzen” kurabilmiş değildir. Türkiye’de mevcut olan düzen, batılı değerleri esas almış bir örnek olarak dünya kamuoyuna batının bir dayatması sonucu sunulmaktadır. Bu ülkenin dışında örnek gösterilen bir başka İslam ülkesi gösterilememektedir. İran, Pakistan, Mısır, Endonezya vs. ülkeler örnek olarak gösterilememektedir. Burada ve bu durumda bize düşen görev; yeni gelişen ilimler göz önüne alındığında “ADİL DÜZEN”e dayalı olarak neler söylenebilir ve yeni çözümler nasıl oluşturulmalıdır. “YENİ BİR DÜNYA” ancak geçmişteki gelişmeleri bilerek yeni yaklaşımlarla kurulabilir. Bu konuda atılması gereken ilk adım PİLOT UYGULAMALARA ÖNCELİK VERMEKTİR.

Süleyman Karagülle
05.02.2015
20:15

Vakfın ilmi istşare başkanı Arif Ersoydur. Fatih beni ve Akdemiri istişare toplantısna davet etti. Vakıfda sizin gibi beni istemieyenler oduğunu bildiğim için ben katılmama karaıı. Fatihin davetini de erd etnek istnmediğimizden, Akdemirin teklif götüremsini uygun gördük. Teklifi üçümüz istşare ile ahzıraldık. Fatihin dergsine yazdığım zaman Sadet ve Akepartili arakdaşlarım benden uzaklaşır. Dergide yazmak benim için bir kayıpdır. Kabul etmediğniz, varolun sağolun.

Fatıhın sziler gibi arkadaşlarla başarıya ulaşma şansı yoktur. Sizi bırakıp Akeler katılmasını tavsiye derim. Babasını ülkeye kazandırdıklarını veekdisni ahrcamakatdır.

Reşat Nuri Erol
06.02.2015
12:03

CENGİZ KARDEŞ;

CUMAN MÜBAREK OLSUN...

ALLAH'IN SELAMI ÜZERİNE OLSUN...

SON YORUMDA İSMİMİ ANDIĞIN İÇİN YAZIYORUM...

SAMİMİ OLARAK SÖYLÜYOR VE YAZIYORUM; ÜSLUBUNU VE PSİKOLOJİNİ ANLAYAMIYORUM...

KENDİNİ NE DİYE DIŞLATIYORSUN VE/YA NEDEN BİZDEN DEĞİLMİŞSİN GİBİ YAZIYORSUN; ANLAYAMIYORUM...

YİNE "EDEP YAHU" DİYESİM GELİYOR AMA FAYDASI OLACAĞINI SANMIYORUM, ONUN İÇİN DEMİYORUM AMA ÜSTAD'A HİTABEN BU KADAR "EDEPSİZ KELİME VE CÜMLELER" YAZMANI GERÇEKTEN DE ANLAYAMIYORUM...

NEYSE...

BU KADAR...

SELAM VE "DUA" İLE...

ALLAH ŞİFALAR İHSAN EYLESİN...

KARDEŞİN REŞAD

Reşat Nuri Erol
06.02.2015
12:09

KARDEŞ;

BİR DE "İSLÂMÎ DEĞİL" DEMİŞSİN YA...

SÖZÜN TAM DA BİTTİĞİ YER GİBİ OLMUŞ...

BİZİM YAZDIKLARIMIZ DA "İSLÂMÎ DEĞİL" İSE...

EYVAHLAR OLSUN ÇAĞIMIZ MÜSLÜMANLARIN HALİNE...

KARDEŞ;

BUNLARIN NERESİ VE HANGİSİ İSLÂMÎ VE İLMÎ DEĞİL?

ERBAKAN VAKFI İLE İLGİLİ ÖNERİLER İSLAMİ YENİ YAKLAŞIMLAR ÇÖZÜMLE İLGİLİ KUR’AN’A VE İÇTİHADA DAYALI DEĞERLENDİRMELER

İSLAMİ YÖNETİM BİÇİMİNDE ÖNE ÇIKAN İLKELER: Öncelikle İslamiyet ile ilgili yaklaşımlarda “İLMİ VE SİYASİ İSLAM” kavramlarına dikkat çekmek istiyorum. Günümüzdeki gelişmelerde en önemli yanlış yansıtılan kavramlar bunlardır. “İSLAMİYET” Hz. Âdem’den bu yana peygamberlerin getirmiş olduğu sistemin adıdır. Bu kapsamda Yahudilik ile Hıristiyanlık da, Budizm ve Brahmanizm de bu kavram içinde değerlendirilir. Bütün bu dinler barışı esas alır ve ilke olarak savaşa karşıdırlar. Bütün bu dinlerle son gelen peygamber (Hazreti Muhammed aleyhisselâm) tarafından getirilmiş olan İslamiyet arasında bir tek temel fark bulunur, o da şudur. Diğer dinler peygamberlerin öncülüğünde ilerlemiş ve sorunlar ortaya çıktığında yeni peygamberler gelerek çözümler getirmiş iken, Kur’an’ın nazil olmasından sonra Hazreti Muhammed’in son nebi olarak kendisinden sonra yeni peygamber gelmeyeceğini ilan etmesidir. O halde yeni sorunlar ortaya çıktığında yeni peygamberler gelmeyeceğine göre sorunlar “peygamberlerin getirmiş olduğu sisteme” göre nasıl çözülecektir? Bu konuda son peygamberin getirmiş olduğu İslam düşüncesinde her türlü sorunun çözümü için 4 delile dayanılmıştır: KİTAP ve onun uygulamasında SÜNNET asıl olduğuna göre; KIYAS-İÇTİHAT ile İCMA adı verilen iki temel müessese diğer dinlerde ve düzenlerde olmayan VAZGEÇİLMEZ ÇÖZÜM YÖNTEMLERİ olarak karşımıza çıkar. İÇTİHAT ile İCMA kavramlarının önemi, karşılaşılan sorunlarda âlimler yoluyla adeta peygamberlerin yerini ve uygulamalarını tutma mesabesindedir. Kısaca, çağa ve çağlara ayak uydurmayı, yeni şartlara göre düşünmeyi ve çözüm bulmayı ifade eder. Bu kısa konuşma/takdim kapsamında “NASIL BİR ÇÖZÜM?” dendiği zaman tarihi gelişmelerden kopuk olmayan ama günümüzün sorunlarına cevap verebilen ilmi bir yaklaşım üzerinde durulacağı hemen anlaşılır. Bu konuda İSLAMİ BAKIMDAN GÜNÜMÜZ SORUNLARINA NASIL YAKLAŞILACAĞI hususunda bir yaklaşımı ortaya koymaktadır. Onun için öncelikle ele alınması gereken ilkeleri belirlemek istiyoruz. Öncelikle İSLAMİYET BİR DÜZENDİR. İslamiyet’in bir düzen olduğu Kur’an’da yer almış olan “DÜZEN, ALLAH İNDİNDE İSLAM’DIR.” âyeti ile açıkça anlaşılır. Burada “DİN/DÜZEN” kelimesi ile kastedilen “borçlanma ve yükümlülük” anlamında “düzen”dir. Arapçada “DEYN” borçlanma demektir; “DÜZEN” kelimesi yükümlülük ve sorumluluk anlamında borçlanma ile ifade edilir. Canlılar içinde borçlanma, yükümlü, görevli, sorumlu ve davalı olma bakımından sadece insanda bu özellikler vardır ve sadece insana özgüdür. Bu konuda Hazreti Peygamber aleyhisselâmın Mekke’den Medine’ye göç ederek kurmuş olduğu “MEDİNE ŞEHİR DEVLETİ”nin esasını oluşturan “MEDİNE İTTİFAKI” üzerinde durulabilir. Bu anlaşmada farklı inanç ve düşüncede olanlar başkanın hakemliğinde birleşerek kan davalarına son vermişler ve aralarındaki ihtilafların çözümünde “TAHKİM SİSTEMİNİ” kabul etmişlerdir. Bu anlaşmada düzeni kuranlara “MÜMİN” (emanı/güvenliği sağlayanlar), düzenin kurulup savunmasına katılmamakla beraber hakem kararlarını kabul edenlere “MÜSLİM” ifadesi kullanılmıştır. Düzen kurmak ve düzenin güvenliğini sağlamak ayrı şeydir, düzen içinde yaşayıp düzenden yararlanmak ayrı şeydir. Müminler kardeştir, Müslimler kardeştir ifadesini içerir. Müminlerde düzenin bekçiliğini yapmak görevi olduğu halde, Müslimlerde mevcut düzene uyma esastır. Düzeni kurmak için çalışma da iman kapsamındadır. Bugün için bütün kavramlar tamamen karışmıştır. O nedenle İSLAM/BARIŞ DÜZENİNİN KURULMASI için yeni çalışmalara ihtiyaç vardır. Mevcut düzeni yıkmadan kendi düzenimizi kurmak ve mevcut düzende dinleyenlere yol göstermek gerekir. Mevcut düzen, bugünkü dayanmış olduğu “merkezi sistem anlayışı” uygulamaları ile buna bağlı mevcut “vesayet sistemi” ve tahkik sistemine dayanmış olan “yargı sisteminden” dolayı karşılaşmış olduğu sorunları köklü bir şekilde çözemez. Buna bir de “sermayeyi öne çıkaran faizli ekonomik sistemini” eklerseniz, şikâyetlerin ve sorunların sonu gelmez. Gerçek bir “düzen değişikliği iradesi” olmadan “çözüm süreci” başarıya ulaşamaz. Bunun için bahse konu hususların bir pilot ilde denemeler yapılarak kapsamın genişletilmesi gerekir. Çözümlere nereden başlanmalıdır? Yeni sistem nasıl ortaya konulur? Yeni sistem/düzen nasıl uygulanır? Kapsamı nasıl genişletilebilir? Küçük olarak ve pilot uygulamalarla başlamak gerekir. Bana göre, 1/100.000 lik ve hattâ 1/25.000 ler kondu. Ancak 1/5.000 ve 1/1000 lik uygulamalar önem taşır. HİZMET VE DAYANIŞMA KOOPERATİFİ ana statüsü yani ana sözleşmesi, yeni olarak ilgili Bakanlık onayından geçti ve MERSİS kayıtlarına girmiş oldu; yararlanılmalı.

SELAM VE DUA İLE..

REŞAD

casim beyoğlu
07.02.2015
01:43

Kur'an "zürriyetimden de imamlar, resüller" mealinde dua eden nebi ve resüllerin varlığından haber veriyor. Merhum ERBAKAN'dan sonra Fatih ERBAKAN'ın bir misyonla öne çıkarılmasında ve ona ashap ve Ensar olunmasında bir beis görünmüyor. Babasına fikren ve amelen ashap olmuş ve hizmette bulunmuş, içlerinden sadece birisi Çorum Kasabasının Şerifliği ile taltif edilmiş olmasına karşın! Hocaya İla Allah Ensar olmanın dışında bir beklenti içinde olmamış İki selim huyluya ve kendisine tarif gerekmeyen Arifin; kapanmış kapıları açmada fatihin isminin altında, şemsiyesinin altında adlarını koymuş olmaları, merhumun öncülük ettiği misyon ve davaya hizmette sabit kadem olduklarının tezahürüdür.

Cengiz Han'ın "dört isim" takyidi üzerindeki tenkidi makul görülebilir. Bunun dışında, Merhumun hayattayken bir türlü kıramadığı ADAK,ASİLTÜRK,KAZAN çemberleri gibi Fatihin etrafında bu üç ismin yeni çember olarak görülmemesi gerekir.

Bu arada kendilerini Nebiler Kurulunun üyeleri olarak gören arkadaşların Fatihin etrafında yeni ASİLTURK,ADAK,KAZAN ŞEKLİNDE ÇEMBER OLARAK İKAME ETMEMELERİ GEREKİR.

DAHİL ETMEK GEREK! DAHİL OLMAK GEREK. MÜDAHİL OLMAMAK GEREK.

Anlamaya çalışıyorum; kaffeten li ennas çözüm ortaya koyma iddiasında olan İki elin parmaklarını geçmeyen Milli Görüş-Adil Düzen Çalışanlarının: "Bir Avuç Dolar" filminde olduğu gibi yolda birbirini bertaraf etmeye çalışmalarını anlayamıyorum.

Fatih ERBAKAN'ın isminden hemen sonra Cengiz Hanın adı yazılsa bu iş çözülür mü? Öncelikli geçiş hakkı mı var? Cengiz put kırıcı mı? Uğur-Cengiz sinerjisi bir taraftan Kur'an-Sünnet-icma-ictihad ile referanslanırken, diğer taraftan

Kabalcı,Batıni,Ezoterik yeni bir Paradigma, Zeıtgeist ile Krıpto bir Seıdıng mi yapmaya çalışıyor? Sentetik 2012 Armegeddon, Suriye merkezli hesaplaşma üzerinden manipule tasavvuf giydirmesi mi yapmaya çalışıyor???

Anlamaya çalışıyorum;size ilim ciet etti mi aranızda Bağyen bir haldesiniz?

Cengiz Han "Meşrikin ve magribin rabbi" ayetinde belirtilen kadim doğu medeniyetlerinde terbiye görmüş, aynı zamanda magripte de terbiye görmüş sentez geleneği içselleştirmiş bir derviş duruşu ile karşımıza çıkmalı. Misyonunun farkında olmalı. Birinin soyadını kısaltıp sıfat yaparken kendisi karalama yapmamalı.

casim beyoğlu
07.02.2015
01:43

Kur'an "zürriyetimden de imamlar, resüller" mealinde dua eden nebi ve resüllerin varlığından haber veriyor. Merhum ERBAKAN'dan sonra Fatih ERBAKAN'ın bir misyonla öne çıkarılmasında ve ona ashap ve Ensar olunmasında bir beis görünmüyor. Babasına fikren ve amelen ashap olmuş ve hizmette bulunmuş, içlerinden sadece birisi Çorum Kasabasının Şerifliği ile taltif edilmiş olmasına karşın! Hocaya İla Allah Ensar olmanın dışında bir beklenti içinde olmamış İki selim huyluya ve kendisine tarif gerekmeyen Arifin; kapanmış kapıları açmada fatihin isminin altında, şemsiyesinin altında adlarını koymuş olmaları, merhumun öncülük ettiği misyon ve davaya hizmette sabit kadem olduklarının tezahürüdür.

Cengiz Han'ın "dört isim" takyidi üzerindeki tenkidi makul görülebilir. Bunun dışında, Merhumun hayattayken bir türlü kıramadığı ADAK,ASİLTÜRK,KAZAN çemberleri gibi Fatihin etrafında bu üç ismin yeni çember olarak görülmemesi gerekir.

Bu arada kendilerini Nebiler Kurulunun üyeleri olarak gören arkadaşların Fatihin etrafında yeni ASİLTURK,ADAK,KAZAN ŞEKLİNDE ÇEMBER OLARAK İKAME ETMEMELERİ GEREKİR.

DAHİL ETMEK GEREK! DAHİL OLMAK GEREK. MÜDAHİL OLMAMAK GEREK.

Anlamaya çalışıyorum; kaffeten li ennas çözüm ortaya koyma iddiasında olan İki elin parmaklarını geçmeyen Milli Görüş-Adil Düzen Çalışanlarının: "Bir Avuç Dolar" filminde olduğu gibi yolda birbirini bertaraf etmeye çalışmalarını anlayamıyorum.

Fatih ERBAKAN'ın isminden hemen sonra Cengiz Hanın adı yazılsa bu iş çözülür mü? Öncelikli geçiş hakkı mı var? Cengiz put kırıcı mı? Uğur-Cengiz sinerjisi bir taraftan Kur'an-Sünnet-icma-ictihad ile referanslanırken, diğer taraftan

Kabalcı,Batıni,Ezoterik yeni bir Paradigma, Zeıtgeist ile Krıpto bir Seıdıng mi yapmaya çalışıyor? Sentetik 2012 Armegeddon, Suriye merkezli hesaplaşma üzerinden manipule tasavvuf giydirmesi mi yapmaya çalışıyor???

Anlamaya çalışıyorum;size ilim ciet etti mi aranızda Bağyen bir haldesiniz?

Cengiz Han "Meşrikin ve magribin rabbi" ayetinde belirtilen kadim doğu medeniyetlerinde terbiye görmüş, aynı zamanda magripte de terbiye görmüş sentez geleneği içselleştirmiş bir derviş duruşu ile karşımıza çıkmalı. Misyonunun farkında olmalı. Birinin soyadını kısaltıp sıfat yaparken kendisi karalama yapmamalı.

casim beyoğlu
08.02.2015
00:05

Cengiz Han!

Sana Kuran'ın emri gereği "SELAM" diyorum.

Kur'an Mü'mine "Seyyieyi/kötülüğu Hasene/güzelce estetik bir tarzla defet /savuşstur/müdafaa et" derken;

Fikri tartışmalarda hedefin Kail ve Failin değil; Kavl ve Fiilin değerlendirme konusu olduğu tarafınızca malümken;

sürekli tahkir, tazyif,tekfir uslubu kullanmanız hangi Ahlaktan referanslanıyor.

SEN KİMSİN? BİR DEĞER İFADE EDİYOR DİYE YAZDIKLARINI DİKKATE ALIP DEĞERLENDİRİP FİKİR BEYAN EDENLERE BU DENLİ HAKARET ETME ARSIZLIĞINI, AYMAZLIĞINI HANGİ CÜRET VE CESARETLE SERGİLEYEBİLİYORSUN!

SEN HANGİ HAKLA BİR TARTIŞMANIN İÇİNDEN "EMEVİ- ABBASİ SALTANATI ÜZERİNDEN MENFAAT, YARARLANMA, AZ PAHA KARŞILIĞINDA ALLAHIN AYETLERİNİ İŞTİRA ETME GİBİ İMALARDA BULUNUYORSUN?

NİYET OKUYUCULUĞU HASTALIĞINA TUTULMUŞ MARAZİ KALPLİ TAMAHKAR PSİKOZU İÇİNDE OLAN BİR HALETİ RUHİYE!!!

SENİN SEGMENTİN, EKSPERTİZİN KÖMÜRCÜ KANTARINDA MÜCEVHER TARTMAK.

KURAN'A, İSLAMA, MİLLİ GÖRÜŞE, ADİL DÜZENE NE KADAR HİZMET ETTİĞİMİZ, İLMEN NE KATKI KOYDUĞUMUZ, 35 YILDIR SAFIMIZI BELLİ ETTİĞİMİZ İÇİN NE BEDELLER ÖDEDİĞİMİZİ ALLAH BİLİR.

SENİN GİBİ KISIR MEGALOMANİ EGOSANTRİKLİK İÇİNDE BAKMIYORUZ.

SENİ CİDDİYE ALIP YAZDIKLARINA DEĞER ATFETMEMİZ HATA MI?

ALLAH SENİ ISLAH ETSİN. ALLAH SANA HİDAYET ETSİN!

SEN MERHUM ERBAKAN HOCAMIZIN ORTAMINDAN, İKLİMİNDEN AZCIK BESLENMİŞ OLSAYDIN, ARABİ BEDEVİ AGRESSİFLİĞİ İÇİNDE EŞEDD BİR YAKLAŞIM YERİNE DİNİ MEDİNEDE MEDENİ BİR YAPIDA İÇSELLEŞTİRMİŞ BİR BİLGE OLARAK İFSAD EDİCİ DEĞİL, ISLAH EDİCİ OLURDUN.

"HASED ETTİĞİNDE HASİDİN ŞERRİNDEN" FELAKIN RABBİNE SIĞINIYORUZ VE CAHİLİNDEN EMİR GEREĞİ IĞRAZ EDİYORUZ.

ALLAHIN EVİNİN, SİSTEMİNİN, HAREMİNİN KORUMACISI GİBİ BİR MİSYON ÜSTLENİYORSAN YARGISIZ İNFAZ YAPMA. KİMİ KİMDEN, NEDEN KORUMAYA, UZAKLAŞTIRMAYA ÇALIŞIYORSUN? HANGİ HAKLA!!!

casim beyoğlu
08.02.2015
00:34

BİR ŞEY DAHA VAR; KARAGÜLLE, AKDEMİR VE ERSOY'UN NE BENİM, NE DE BAŞKASININ SAVUNMASINA, AVUKATLIĞINA İHTİYACI YOK. BEN BÖYLE BİR SAVUNMA YAPMIYORUM. BU İSİMLER HEM İLMEN, HEM TARAF OLMAK YÖNÜ İLE BANA GÖRE FİTNE OLUNMUŞLAR VE HEP HAKKI ÜSTÜN TUTMAYA ÇALIŞMIŞLARDIR.

İCTİHATLARINA KATILMAYABİLİRİZ. KARAGÜLLE İLE ÖZELLİKLE SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ JENERASYONU OLMALARI HASEBİ İLE, BİLGİSAYAR-OTOMASYON DÖNEMİNİN BAZI YENİ ŞARTLARINI YAKALAYAMADIKLARIİ GÜNCELLEYEMEDİKLERİ NOKTASINDA BİR ÇOK NOKTADA FARKLI GÖRÜŞLERİMİZ MEVCUT.

KUR'ANIN BİZE BİLDİRDİĞİ GİBİ ALLAHIN HİÇ BİR NEFSİ VÜSATI DIŞINDA MÜKELLEFİYET ALTINA SOKMADIĞINA İMANIMIZ TAM.

YORUMLARIN POLEMİKLERE DÖNÜŞMEMESİ İÇİN UZATMIYORUM. 35 YILDIR MİLLİ GÖRÜŞÜN SİYASİ YOLCULUĞUNDA YOLCULUK YAPMIŞ, İLMİ MUTFAĞINDA BULUNMUŞ BİRİLERİNE

CENGİZ HAN SEN Mİ TAKDİR YAPACAKSIN. SEN Mİ BİZİ İLMİ, SİYASİ EHLİYET YÖNÜNDEN AKREDİTE EDECEKSİN.

SEN BU KONUDA ELEŞTİRİ YAPMANIN ÖTESİNDE İTİBARSIZLAŞTIRMA TEMELLİ BİR GÖREVİ, BİR GÖREVLENDİRMEYİ, BİR EMRİ ÖZELLİKLE AKEVLER EKOLÜNE YÖNELİK KENDİ KENDİNE Mİ VERİYORSUN. HANGİ DURUMDAN KENDİNE VAZİFE ÇIKARIYORSUN?

UZATMAYA GEREK YOK. BİZ NE YAŞADIĞIMIZI,NE YAPTIĞIMIZI, NE DEDİĞİMİZİ BİLİYORUZ. GAYRI Zİ ŞUUR DEĞİLİZ. BU KONUDA SANA ÖZELLEKLE DİPNOT, EV ÖDEVİ VERMEK GİBİ BİR YÜKÜMLÜLÜĞÜMÜZ YOK.

BU ÜMMETİ EN AZ SENİN KADAR DÜŞÜNEN MİLYONLAR VAR!

casim beyoğlu
08.02.2015
18:08

Bismillahirrahmanirrahim

"ve Eğrız ğanil cahiliin" ve iza Hatebehum el Cahiluune Kaluu Selamen" " ve ma zadehum illa küfren ve nifaken"

SADAKALLAHU EL AZİİM"

İLİM TARİF, TAVSİF,TAHDİD EDEBİLMEKTİR.

SANA YAZDIM; SEN KİMSİN İLMİİ SEVİYEN NE? İCAZETİN NE? UTANMADAN ERBAKANIN, AKEVLERİN ÇALIŞMALARINDAN KAFANA GÖRE EKLEKTİK YAPARAK TAHRİF YAPIYORSUN VE BUNUN ÜZERİNDEN ARSIZCA HAKARETLERİNİ SÜRDÜRÜYORSUN.

SENİNLE USULDE VE ESASTA ANLAŞMADAN NE TARTIŞACAĞIM. ODUNCU TARTISINI KOYMUŞSUN ÖNÜNE POLEMİK YAPIYORSUN. öNCE İLMİ EHLİYETİN VEHBİİ Mİ KESBİİ Mİ ? İCAZETLERİNİ DE BİZE BİLDİR DE SENİN SEVİYENDDE MİYİZ DEĞİL MİYİZ ÖĞRENELİM.

KİM BİLİR BELKİ HAYRANIN OLURUZ!!!

CENGİZ HAN UZATMIYORUM, İLİMDEN ÖNCE KISKANÇ MABEYN ASKERİ PSİKOZUNDAN SIYRIL

BAK NE KADAR KÜÇÜLDÜM KAHROLDUM ŞİMDİ. BİR CÜMLEDE BENİ BİTİRİVERDİN. KIRK YILLIK AMELİMİ,İLMİMİ NESHETTİN. ŞİMDİ BEN NE YAPAYIM?

İLİM DİYORSAN CWENGİZHANIN GÖRÜŞÜ TEKEL OLSUN SEN İCTİHAD ET, KENDİ İCTİHADIN ÜZERİNE KENDİ KENDİNE İCMA ET, KENDİN ÇAL KENDİN OYNA.

iLİMDEN ÖNCE SENİ AHLAKEN KİM TEZKİYE EDİYOR BU DİLİ KULLANIYORSUN.

casim beyoğlu
08.02.2015
19:23

Geçmişte Erbakan hocamızı bir nevi sosyal,siyasal,dini,ilmi hacr altına almaya çalışan Mao Zedung'un kurulu fonksyonundaki ekibe geçmişte ne kadar karşı şıktıysak,

Eğer Karagülle, Akdemir, Ersoy çemberi daraltıyor ve Fatih ERBAKAN'ı kendi etkileri altına almaya çalışıyorlarsa, o tekliften bu sınırlama çıkıyorsa, sana tamamen katılırım.

Ben bu isimleri teklifi götürenler olarak anladım. Halka müdahalesiz nasıl siz dahil olmayı düşünüyorsanız buna açık olmalı. Biliyorsunuz cuma mescidi herkese açık değilse cuma sahih olmaz. Dergide bir nevi cuma mescididir. sen gel, sen gelme, sen konuş, sen konuşma denmez.

Asıl konu bu ise sana katılırım ancak Akdemirin de bu konuda görüş belirtmesi gerekir.

Benim sana tepki koyduğum nokta başka. Yazılarını ciddiyetle takip ediyorum. 1984 lü yıllardan itibaren merhum hocamızın başkanlık ettiği yüze yakın Adil Düzenle ilgili çalışmalarda toplantılarda bulundum. 1981 yılından bu yana Akevlerde ve muhtelif üniversitelerde ilmi toplantılarda bulundum

Senin tarz ve uslubunu kulllanan kimse ile karşılaşmadım.

Usuli Kur'an, Tefsir, ictimaiyyat, Felsefe , Siyaset alanında 500 den fazla ilmi toplantı, konferans, panel vs.

Sen Erbakan hocamızın saygı gösterdiği ekole karşı neden bu kadar agressifsin anlayamıyorun. Bir kez Erbakan hocanın sağlığında bu ekiple yaptığı ilmi toplantıda bulundun mu. Müzakerelerde bulundun mu? Bulunsaydın bu kaday frensiz olmazdın.

Hakikat kendisi bizatihi Allahındır. Hiç birimiz ona haciz koyamayız. Eğer Akevlerin yaklaşımı da inhisarcı, tekele alıcı olarak görülüyorsa, bu ekolün de kendisini gözden geçirmesi gerekir.

Seninle ilgili iddiam şudur; Erbakan hocamızın ve Akevlerin ilmi görüşleri dışında özgün Tümden gelim tümde varım dışında yeni bir glim gidim yaklaşımı ortaya koymandır. Bu da benim için özgündür. Ama uslubun tezkiye edilemez.

vesselam,

casim beyoğlu
08.02.2015
19:36

Yatay- dikey kutsal beşeri okumalar dışında,

ilim ve usulle ilgili sorun görmuyorum. İlim bana göre plan, ameli salih uygulama projesidir.

Sükutumuz cehaletimizden sanılmasın. Söylenecek fazla şey yok. Kur'anın dediği gibi ıslah edici uygulamalar sonuca götürücüdür. İlim bir adım ameli salih ileri adımdır. Sürekli ilim deyip zıp zıp zıplarsak diz kapaklarımız aşınır, ilim amel yürüyüşü ile ilgili ben uygulama projesinin peşindeyim. Planı plan notlarını opkuyabildiğimi zannediyorum.

casim beyoğlu
09.02.2015
12:25

ELEŞTİRİYOR MUYUZ SAVAŞIYOR MUYUZ!

SAVAŞ HUKUKU İÇİNDEN Mİ BARIŞ HUKUKU İÇİNDEN Mİ KONUŞUYORUZ.

İSLAM TARİHİNİ BİLİYORUZ. ŞEHADETLER, KATİLLER, SAVAŞLAR, SİYASİ ENTRİKALAR, ZULÜMLER.

YENİİDEN KURAN-İSLAM MEDENİYETİNİ İNŞA EDERKEN NE YAPIYORUZ? HEM İÇERİDE HEM DIŞARIDA MI MÜCADELE EDİYORUZ?

MİLLİ GÖRÜŞ-ADİL DÜZEN'İN YAKLAŞIK YARIM YÜZYILLIK SÜRECİNDE İSLAM, DEMOKRASİ, ÇOĞULCULUK,ÇOKKÜLTÜRLÜLÜK,ÇOKHUKUKLULUK ANLAYIŞI, PARADİGMASI ORTAYA KONURKEN, KISA SÜRELİ İKTİDAR ORTAKLIKLARINDA KRİTİK ÖRNEKLERLE TEZAHÜR EDERKEN MEVDUDİ,KARDAVİ, SELEFİ İSLAM ANLAYIŞININ DIŞINDA EHLİ SÜNNETİN DEVLET,MEŞRUİYYET, ALENİYYET ESASLARI ÜZERİNDE RESTORASYON OLMAYAN RECONSTRICTION KAİDELERİ ÜZERİNDE YÜKSELMİŞTİR. ERBAKAN HOCAMIZIN ÖNDERLİĞİNDEKİ BU PLAN VE UYGULAMA PROJESİNİ KENDİSİ İLE BERABER SİYASETTE, TARİKATTA OLANLAR ANLAMAMIŞ OLABİLİRLER. BENİM GÖRÜŞÜM, AKEVLERİN İSLAMIN 21 YÜZYILIN VÜSATINDA KAFFETEN LİNNAS BİR DÜZEN-MEDENİYYET TASAVVURU OLARAK ALGILANMASINDA İLİM MUTFAĞINDA İYİ BİR ÇALIŞMA ÇIKARMIŞ OLMASIDIR.

YAKLAŞIK YARIM YÜZYILDIR DA KOOPERATİFÇİLİK-ORTAKLIK MODELİ İÇİNDE TÜM MÜDAHELELERE RAĞMEN SADECE SOYUT İLİM DEĞİL UYGULAMALAR DA YAPMIŞ OLMASIDIR. AKEVLERİN BU BİRİKİMİNİ, TÜRKİYEDE OLUŞTURDUĞU YENİ PARADİGMA-İKLİMİ GÖRMEZDEN GELEMEYİZ.

BEN SENİN GEÇMİŞ YAZILARINDA YAPTIĞIN GİBİ "YOK AKEVLERİN DEĞİL, SADECE ERBAKAN HOCANIN" TARZINDA YAKLAŞIMINA "HAYIR SADECE AKEVLERİN" DEMİYORUM. HER FERDİN, HER TOPLULUĞUN BİR FONKSYONU VE MİSYONU VAR. EĞER DOĞRU YOL ALINIRSA "VE ALLAHU YE'Tİ BİKUM ALLAHU CEMİAN" AYETİ TEZAHÜR EDER. DİĞER TÜRLÜSÜ, İSLAM TARİHİNDE OLDUĞU GİBİ ZATEN BUGÜN PARALEL, SELEFİ, RADİKAL ÇATIŞMASI DEVAM EDİYOR. BİZ DE BU KAVGANIN İÇİNDE KAYNAR GİDERİZ. SP İLE İLGİİLİ OLARAK DA BELKİ DE SENİN YAPTIĞIN ELEŞTİRİLER DOĞRULTUSUNDA SP DEN DE HİCRET ETME ZAMANIDIR. BABA OCAĞINDA KAVGA EDİLECEĞİNE HİCRETLE ADALETLİ İSLAM MEDENİYETİNİN TESİSİNDE YENİ BİR HİCRET YAPILIR. BU HİCRET MESCİDİ DIRAR OLMAZ. İÇ ÇATIŞMALARLA ZAMAN KAYBININ ÖNÜNE GEÇMİŞ OLUR. HAYRAT İÇİNDE BİR HIYERE7SEÇENK ÖNE ÇIKARILMIŞ OLUR. ALLAHIN ARZI VASIETEN7 GENİŞ DEĞİLMİ HİCRET ETSEYDİNİZ SORUSUNUA DOĞRU CEVAP VERİLMİŞ OLUR. DAHA ÖNCEKİ YORUMLARDA BELİRTTİĞİM GİBİ YOLDA BİRBİRİMİZLE SAVAŞARAK MENZİLE VARAMAYIZ. YOLDA DEĞİL YOLLARIMIZDA KILAVUZLUK EDECEĞİZ BİZİM İÇİN GAYRET ÇABA GÖSTERENLERE AYETİNDE OLDUĞU GİBİ, BELKİ BEN KARADAN, SEN HAVADAN, KARAKÜLLE DENİZDEN FARKLI KİMSELER FARKLI YOLLARDAN ÇABALARININ SONUÇLARINA ULAŞACAK.

BEĞYEN BEYNEHUM SADECE İLMİ POLEMİĞİ SÜRDÜRENLERİ KISIR DÖNGÜYEN SÜRÜKLER. VE AMİLUU ESSALİHAT YAPANLARI "CEMİAN ALLAH İTA EDER.

casim beyoğlu
09.02.2015
18:38

YAKIN DÖNEM KIRK YIL ESATIR EL EVVELİİN OLABİLİYOR DEMEK. DÜNYA HIZLA DEĞİŞİYOR. BU NEDENLE GEÇMİŞ PLAN VE UYGULAMALARIN ÜZERİNDE PLAN DEĞİŞİKLİKLERİ/PLAN REVİZYONU YAPIP BİLGİSAYARLI TEKNOLOJİ DÖNEMİNİN BİLİŞİM ENSTRÜMANLARINI DA GÖZETEREK BİR MARKETTE, BİR ÜRETİM TESİSİSNDE UYGULAMA YAPILABİLİR. GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI "AKİT SERBESTLİĞİ" İLKESİNİ YENİDEN İHYA EDEREK STANDART MUKAVELELERE MAHKÜM ETMİR ORTAKLIKLARI,KOOPERATİFLERİ. BİR ÇOK YENİ TİP KOOPERAATİF SÖZLEŞMESİ ONAYLANDI. YAPILMASI GEREKEN KOOPERATİF STATÜSÜNDE ORTAK,ORTAKLIKLARLA İLGİLİ YENİ İCTİHATLARLA SÖZLEŞMELER GELİŞTİRİP UYGULAMAKTIR. BİZ SÖZÜNÜ ETTİĞİN KIRK YIL İÇERİSİNDE İNŞAAT, YAYINCILIK,MATBAA, ZEYTİNYAĞI FABRİKASI İŞLETMECİLİĞİ, ÇELİK DÖKÜM FABRİKASINDA ORTAKLIK SİSTEMİNİN UYGULANMASI, AKEVLER KOOPERATİFLERİNDE ORTAKLIKLAR İLE İLGİLİ GENEL HİZMETLERİ BİR ÇOK YÖNÜ İLE UYGULAADIK. MİKRO DENEMELER, OLUMLU-OLUMSUZ DENEYİMLER BUNLAR HEP FİİLEN UYGULANDI.

BU GÜNÜN, KIRK YIL ÖNCESİNİN DEĞİL, GÜNCELLENMİŞ KOŞULLARINDA YENİDEN PLAN VE UYGULAMALARI YAPILMALI. BUNUNLA İLGİLİ İSTANBUL AKEVLER MUHASEBE, BİLGİSAYAR PROGRAMI, AHŞAP EVLER İLE İLGİLİ ÇALIŞIYOR. İZMİR AKEVLER AHŞAP EVLER, YENİ ORTAKLIK SÖZLEŞMELERİ İLE YENİDEN GENEL HİZMETLERİN ETKİN KILINDIĞI ÇALIŞMALAR YAPIYOR. AR-GE AŞAMASINDA ÇOĞU. AKEVLERİN ÖNÜNDE UYGULAMADA KARŞILAŞTIĞI OLUMSUZLUKLAR DA DENEYİMLER OLARAK ÖNÜNDE. DOLAYISIYLA BİR AVANTAJ VAR. BİZ REFAHYOL HÜKÜMETİ DÖNEMİNDE ADİL DÜZEN İLE İLGİLKİ BİR KAÇ UYGULAMA PROJESİ YAPABİLİR MİYİZ DİYE UĞRAŞTIK. KOALİSYON HÜKÜMETİNDE VE ADİL DÜZENİN UYGULAMALARINDA RİSKLER VAR TELKİNLERİ İLE MERHUM HOCAMIZLA UYGULAMA FIRSATIMIZ OLMADI. VAKIFLAR BANKASINDA FAİZSİZ BANKACILIK, FAİZSİZ KREDİLEŞMELERE DAİR ÇALIŞMALAR YAPILDI. BUNUN DIŞINDA İZMİR AKEVLER İMAR ÇALIŞMALARINA SÜRDÜRÜYOR. İNŞAAT SEKTÖRÜNDE ORTAKLIK SİSTEMİNİ GELİŞTİRMEYE DEVAM EDİYORUZ. MARKETTE KARAGÜLLENİN DE YOĞUN ISRARI VAR. ZAMAN İÇİNDE ARGE AŞAMASI GEÇİLMİŞ TÜM YÖNLERİ İLE ÇALIŞILMIŞ PROJELER ORTAYA ÇIKAR. BİZ İZMİRDE ORTAKLIK SİSTEMİNİ GELİŞTİRMEYE DEVAM EDİYORUZ BİR ÇOK ALANDA.

ZAMAN İÇİNDE FİNALİZE EDİLENLER HERKESLE PAYLAŞILIR. UYGUILAMA ÜZERİNDEN BİLGİLERİMİZDE DE YENİLENMELER OLACAK. AMA HALEN EŞDEĞERİ VEYA EMSALİ DENEMELER EGALE EDİLMİŞ DEĞİL. AKEVLER SADECE İLMİ ALANDA DEĞİL, EKONOMİK ALANDA, SİYASİ ALANDA, DİNİ ALANDA ÇABA GÖSTERMEK ZORUNDA KALMIŞTIR. FARKLI GRUPLAR DEĞİŞİK AALANLARDA UYGULAMALAR İÇİN ÇABA SARFETSEYDİ TÜM FARZI KİFAYE AKEVLERİN ÜSTÜNE KALMAZDI. ÜSTAD KARAGÜLLE PEK YAZMIYO 19851995 ARASINI. O DÖNEMDE AKEVLER BİR TARAFTAN ÇELİK DÖKÜM FABRİKASINDA ORTAKLIK DENEMELERİ İLE UĞRAŞIYOR, DİĞER TARAFTAN REFAH PARTİSİNE ADİL DÜZENİ HAZIRLIYOR, BİR DİĞER TARAFTAN DA DEVLETİN AÇTIĞI DAVALAR, DGM LER, MAHKEMELER HUZURUNDA SAVUNMAKLAR YAPIYOR, DİĞER TARAFTAN DİNİ CEMAATLERE İSLAMIN BİR DÜZEN OLDUĞUNU ANLATMAYA ÇALIŞIYORDU. AKEVLER İLE 1985 2005 YILLARI ARASINDA İÇERİDEN DIŞARIDAN HERKES SAVAŞMIŞTIR. AKEVLER DEMOKRASİ İÇERİSİNDE KANUNLAR ÖNÜNDE HESAP VERMİŞ, REFAH PARTİSİNE ADİL DÜZEN TEWBLİĞİNİ YAPMIŞ, YETMEMİŞ GLASNOST SONRASI KIRGIZZİSTANDA DEVLET DÜZEYİNDE ADİL DÜZEN KONUSUNDA TEBLİĞİNİ YAPMIŞTIR.

BİZ BU SÜREÇTE, SAVAŞLARDA ÇOK YORULDUK. YENİLMEDİK. AMA BİTAP DÜŞTÜK. FAALİYET ALANLARIMIZIN KISITLANMASI İÇİN KOOPERATİF SÖZLEŞMELERİ TİP SÖZLEŞMELERE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ. 2015 YILI İTİBARIYLA TÜRKİYE'DE DEVLET AKİT SERBESTİLİĞİN ÖNÜNÜ KOOPERATİF SÖZLEŞMELERİNDE ÇOCULCULUK, SERBESTLİK GETİREREK AÇTI.

BAK SANA YENİ BİR ŞEY SÖYLEMİYORM. ISRARLA GEÇMİŞ ZAMANDAN BAHSEDİYORUM. YENİ DÖNEMDE BU DENEYİMLERDEN YARARLANARAK YENİ UYGULAMALAR ORTAYA ÇIKACAKTIR . BUNLAR HENÜZ NE SİZDE NE DE BİZDE SONLANMAMIŞTIR. YOLCULUK DEVAM EDİYOR. SENİN YAPMAN GEREKEN BAĞIMSIZLAR HAREKETİNİN TARİHÇESİ İLE İLGİLİ DETAYLI ARAŞTIRMA GİBİ, AKEVLERİN TARİHÇESİNİ DE ÖNYARGISIZ ARAŞTIRMANDIR. AKEVLER DE MİLLİ GÖRÜŞÜN PARTİLERİNİN KAPATILMASI SÜRECİNDE YAŞADIĞI MÜDAHALELERİ, GEÇMİŞTE SİYASETEN,HUKUKEN,EKONOMİ, DİNEN YAŞAMIŞTIR. BİZ KISA BİR YORGUNLUK ATMA DÖNEMİNDEYİZ. TOPARLANIRIZ İNŞALLAH. BAHSETTİĞİN MARKET VB. UYGULAMA MODELLERİ İLMEN SORUNLAR YAŞAMIYOR. UYGULAMA BOYUTUMUZDA SORUNLAR VAR. BUNLAR DA ZAMANLA AŞILACAK.

VESSELAM

casim beyoğlu
10.02.2015
13:18

asla öyle bir şey demiyorum. ümit kırıntısına gelince "qul kullun mutarabbısun feterabbesuu" ayeti gereğince bekleyelim,bakalım görelim ne olur. Geldiğimiz yeni durumu değerlendirme açısından bile bakmıyorsun yazdıklarımıza. Önyargı böyle bir şeydir. Sende pekişmiş. Biz başkasının ilhamları ile yürümüyoruz. Allaha şükür LEHİM YAPMASINI BİLİRİZ.

Senin gibi çok bilmiş birisi özdemir çelik döküme çalışmaya gelmişti. Ona iş verecektik. Kendisi iyi lehimci olduğunu söyledi. Baktım iki saat sonra hastaneye kaldırmışlar. Sordum; maskesiz lehim yaptı yüzünü gözünü yaktı dediler. Sen ne dersen de biz onlarca ortaklık sistemi ile ilgili uygulamalar da yaptık yapmaya devam ediyoruz. Senin yapığıın akevlere saldırmak. bu da bir misyon. Bence problem yok. Ama önyargılılarla konuşmak da tartışmak da zordur.

Oduncu tartısı ile tartan mücehvercisin. Sen kendini, kendi hakikatlerini gerçekleştir. fikir,usul bunlar aşındı. biz döküm fabrikasında hurda metallerle yeniden eritip işe yarar ürünler imal ediyorduk. Hurda olmuş,aşınmış usuller, kavramlar, uygulamalar da zaman dökümhanesinde yeniden eritilir ve yeniden imal edilir. Ha bir de Allahın sadece sana ilham ettiğini düşünme!

Bir de bizimle ilgili en kötüsünden Türkiyenin son elli yılında İslam ve Kuran ile ilgili "ne olmalı" sorusuna cevaplar aradık.

Bu noktada dahi tarihsel olarak takdirlerine ve lütfuna mazhar olmak isterdik. Ne yapalım Takdir ve müzaheret sizindir!!!

casim beyoğlu
10.02.2015
18:22

CENGİZHAN NİHAYET SADEDE GELMİŞ AKEVLER ÜZERİNDEN KONUŞUYOR! YİNE DUYUMLAR ÜZERİNDEN AKEVLERİ YARGILIYOR.

SALİHİN DEVESİNİN HİKAYESİ ÖNEMLİDİR.

İZMİR AKEVLERDE BULUNAN ARKADAŞLAR, 1985-1992 YILLARI ARASINDA 28 ŞUBAT SÜRECİNDEN DAHA AĞIR BİR BASKI DÖNEMİ YAŞADIĞI YILLARDA DEVLET GÜVENLİK MAHKEMESİ DAHİL HER TÜR MAHKEMEDE YARGILANMIŞLAR VE KANUNLARIN ÖNÜNDE ALINLARI AÇIK HESAP VERMİŞLERDİR.

1992 YILLARINDA BUNCA BASKIDAN BUNALAN BAZI ARKADAŞLAR, ORTAASYADAN KIRGIZISTANDAN GELEN TEKLİFİ BİR MAHREC GÖRMÜŞLER VE KIRGIZŞSTANA GİTMİŞLERDİR.

İZMİRDE KALAN ARKADAŞLAR AKEVLERİ MAHKEMELER KARŞISINDA SAVUNMAYA DEVAM ETMİŞLERDİR. ORTAKLARA YERİNE GETİRİLMESİ GEREKEN TAAHHÜTLERİ YERİNE GETİRMİŞLERDİR.

İZMİR AKEVLERDE KALANLAR SAVAŞTAN KAÇMAMIŞLARDIR. KALANLARIN DAYANIŞMASI, AKEVLERE DIŞARIDANVE ORTAKLARIN İÇİNDEN GELEN SORUNLARIN ÜSTESİNDEN GELME BAŞARISINI GETİRMİŞTİR.

AKEVLER KATOLİK NİKAH AKDİ İLE TESİS EDİLMİŞ BİR ORTAKLIK DEĞİLDİR. GİRİŞ-ÇIKIŞ SERBESTTİR. ORTAK İSTEDİĞİ ZAMAN ORTAKLIKTAN AYRILABİLİR.

SİZİN İTHAM ETTİĞİNİZ BENİM ELEBAŞLIĞINI YAPTIĞIM DUYUMUNUZU ŞİDDETLE REDDEDERİM. İZMİR AKEVLERDE BULUNAN ARKADAŞLAR HİÇ BİR ORTAĞI MAĞDUR ETMEMİŞTİR. ORTAKLIĞIN DAĞILMASI VEYA DAĞITILMASI KONUSUNDA DA TEŞVİK EDİCİ BİR POLİTİKA İZLEMEMİŞTİR. SADECE, AYRILMAK İSTEYEN ORTAĞI, HAKLARINI VEREREK MAĞDUR ETMEDEN AYRILMASINA İMKAN TANIMIŞTIR. ORTAKLIĞI DAĞITMA İFTİRADIR.

AKEVLER SALİHİN DEVESİNİN KESMEMİŞ, AKSİNE SALİHİN DEVELERİ SÜRÜ OLMUŞ BÜYÜMÜŞTÜR.

BU ARADA AKEVLER MERASINDAN SALİHİN DEVESİ İLE BİRLİKTE SÜRÜYÜ GÖTÜRMEK İSTEYENLER OLMUŞTUR. İZMİR AKEVLER BİRTAKIM MANİPÜLASYONLARLA AKEVLERDEN DEVELERİ GÖTÜRMEK İSTEYEN KURUCU, YA DA ESKİ BAŞKAN DAHİ OLSA, "SENİ KILICIMIZLA DÜZELTİRİZ" DİYE ÖMERİ UYARAN SAHABİ GİBİ KARARLI DURMUŞTUR.

SENİN DUYUMLARIN VESAİRE.... İŞLETİLMİŞSİNİZ. TAM DA YAZDIĞIN AYETLER BİZE IŞIK TUTUYOR. BİZ AKEVLER MERASINI VE MERADAKİ DEVELERİ KORUYORUZ. EN YAKINIMIZ DA OLSA MERANIN ÖZELLEŞTİRİLMESİNE VE DEVELERİ KESİLMESİİNE İZİN VERMİYORUZ.

AKEVLER BUGÜN ORTAKLARIN NEZDİNDE İTİBARINI KORUMUŞTUR. DAHA ÖNCE BELİRTTİĞİM GİBİ, İKTİDARIN İLGİLİ BAKANLIĞI İLE GÖRÜŞMELER YAPILMIŞ, 28 ŞUBAT SÜRECİNDE KISITLANAN AKİT SERBESTLİĞİ ESASLİ KOOPERATİF SÖZLEŞMELERİ YENİDEN HAYATA GEÇİRİLMİŞTİR. KOOPERATİFİ DAĞITMAK DEĞİL, AKEVLERİN İLK ANASÖZLEŞMESİNDEKİ RUHU KORUYARAK GÜNCELLENMİŞ YENİ ORTAKLIK ANLAYIŞI İLE YENİ SÖZLEŞEMELERLE YENİ KOOPERATİF KURMUŞTUR.

AYRILMAK İSTYEN ORTAĞI ZORLA TUTMA DİYE BİR HAKKIMIZ YOK. ANCAK ORTAKLARIMIZA KOOPERATİFÇİLİĞİN, ORTAKLIK SİSTEMİNİN GELİŞMEYE DEVAM ETTİĞİNİ ANLATMAYA DEVAM EDİYORUZ.

ORTAKLARIMIZ DIŞINDADA ORTAĞIMIZ OLMAYAN AMA GÖRÜŞTÜĞÜMÜZ KİMSELERE GAYRIMENKUL KOOPERATİFİ, AR GE KOOPERATİFİ, EĞİTİM ÖĞRETİM KOOPERATİFİ GİBİ KOOPERATİFLER KURMAALARINI ANLATIYORUZ. SÖZKONUSU SYATÜDE ORTAKLIKLAR KURAN BİR ÇOK ARKADAŞIMIZ VAR.

İZMİR AKEVLER ZEVALE DEĞİL, KEMALE DOĞRU YOL ALMAYA DEVAM ETMEKTEDİR. İMKANLARI ÖLÇÜSÜNCE İSTANBULDAKİ FAALİYETLERE DESTEK VERMEKTEDİR.

SALİHİN DEVESİNİN VE SÜRÜSÜNÜN KESİLMEDİĞİNİ GÖRMEK İSTERSEN BUYUR İZMİRE GEL GÖZÜNLE GÖR.

METRO DERKEN HANGİ METROLARDASIN? NEREDESİN TÜRKİYEDE Mİ DIŞARIDA MI?

KIRK YILLIK DENEMELERİMİZ BİZE GÖRE BAŞARIDIR. MUHASEBESİ, MUAMELSEİ, GENEL HİZMETİ METRONUN GELİŞ-GİDİŞ SAATİ GİBİ TIKIR TIKIR ÇALIŞIYOR.

İZMİR AKEVLER İLE İLGİLİ BU FİTNEYİ ÇIKARANLARI DA ALLAHA HAVALE EDİYORUM "VE ALLAHU YEFSİLU BEYNEKUM YEVM EL KIYAMEY" AYETİNİ HATIRLATIYORUM.

casim beyoğlu
10.02.2015
20:42

SİZİN İÇİN EN YETKİLİ AĞIZ KİM BİLEMEM. ANCAK BEYAN YANLIŞTIR.

ORTAKLAR VE ORTAKLIKLAR DA YERİNDE DURUYOR. ORTAKLARDAN BİR KISMI İSTEKLERİ İLE ORTAKLIKTAN AYRILIYOR. 40 YILLIK ORTAKLARIN BAZISI ÖLÜM NEDENİYLE VARİSLERİN BİR KISMI AYRILMAKTAN YANA TERCİHİNİ KULLANIYOR. İZMİR YENİDEN KOOPERATİFLER KURUYOR. YENİ KOOPERATİFLERİN KURULMASINI TEŞVİK EDİYOR DİYORUM SEN NE DİYORSUN HALA.

casim beyoğlu
10.02.2015
20:54

TERECİYE TERE SATMAYALIM. RANT KİMİN OLSUN? KAPİTALİZM, YAĞMALAMA, YAĞMALATMA VS.

ERBAKAN HOCAMIZIN VEFATINDAN SONRA MİLLİ GÖRÜŞTE YAŞANANLARI AKEVLER İLE KARIŞTIRMAYALIM. BA'DE HARABİL BASRA ERBAKAN VAKFI KURULMUŞ. BEN NELER OLDUĞUNU DETAYLARI İLE BİLMİYORUM. ANCAK SELAMETKÖYÜN ÇATALCA CİVARINDAKİ ARAZİLERİ, ABBATE VB ŞEYTER. ASİLTÜRKÜN HOCAMIZIN ÇOCUKLARI ÜZERİNDEN BİR MİRAS KAVGASI FİTNESİ ÜRETMESİ VS. İNŞALLAH ERBAKAN VAKFI DA AKEVLERİN ALENİLİK VE KAYITLILIK İLKELERİNE GÖRE TESİS OLMUŞTUR. VAKFIN VAKFİYELERİ, GELDİLERİ, GELDİLERİN KAYNAKLARI NELER BİLEMEM. AMA AVRUPA MİLLİ GÖRÜŞ DAHİL TÜRKİYE DEKİ POTANSYELİN HACMİ BİLMEDİĞİM KONULAR.

SEN İSTANBULDA MISIN ORTA ASYADA MI? AKEVLER İZMİR DIŞINDA BU KADAR ZAMANDIR İSTANBULDA ORTAKLIK VE ORTAKLAR OLUŞUMU İLE NE YAPITIĞINIZI DA AÇIKÇASI TAM BİLMİYORUM. DÜNYANIN TİCARET MERKEZİ İSTANBULDA SADECE TEORİ Mİ ÇALIŞILIYOR?

casim beyoğlu
10.02.2015
23:49

"çalışmada ve yaşamada anlaşabilenlerin bir araya gelerek ictimai ve iktisadi dayanışmayı sağlamak" akevlerin ana varsayımı.

ÖNEMLİ OLAN MİLLİ GÖRÜŞÜN SİYASİ MİRASIDIR. BUNA TAMAMEN KATILIRIM.

SİYASAL İSLAM BAŞLIĞI ALTINDA KONUYU GERÇEK TEMELİNDEN UZAK ELE ALAN SENTETİK LİBERALLER, BATILI BAKIŞ ETKİSİNDE AKADEMİSYENLER. DİN/MEDİNE/MEDENİYYET PERSPEKTİFİNİ KAVRAYAMAMIŞ ARABİ/BEDEVİ ŞARKLILAR, MERHUM ERBAKAN HOCAMIZIN ÖNDERLİĞİNDE BAŞLATILAN HAREKETİN BİR TÜRLÜ DOĞRU BİR RESMİNİ ÇEKEMEMİŞLERDİR. BELKİ DE HOCAMIZIN ÇOK YAKININDA BULUNAN SİYASET ARKADAŞLARI DA BUNA KATILABİLİR.

SİYASAL İSLAM DEYİNCE MEVDUDİ, KARDAVİ, İHVANI MÜSLİMİN, İRAN İSLAM DEVRİMİNİN SİYASAL MODELİ EKSENİNDE BİR DEĞERLENDİRME YAPILMAYA DEVAM EDİYOR.

ERBAKAN HEM İSLAM DÜNYASINA, HEM BATIYA MİLLİ GÖRÜŞ-ADİL DÜZEN İLE, EHLİ SÜNNETİN DEVLET,MEŞRUİYYET,ALENİYYET PRENSİPLERİ İLE BİRLİKTE İNSANLIĞIN TÜM BİRİKİMİNDEN YARARLANARAK BİR MODEL SUNMUŞ. SİYASAL İSLAM, İKTİDARIN TİRANLAŞMAMASI İÇİN TEŞRİ,İCRA,KAZA,MURAKABE ARASINDA DENGE/CHECK BALANS SİSTEMİ TEMELİNE DAYANMIŞTIR. ÇOK HUKUKLULUK İLE ÇOĞULCU DEMOKRASİYİ VE ÇOKKÜLTÜRLÜLÜĞÜ, AKİT SERBESTİLİĞİNİ REFERANS ALMIŞTIR.

ERBAKAN BİR DİN ADAMI OLARAK DEĞİL, BATILI STANDARTLARIN ÜSTÜNDE BİR İLİM ADAMI OLARAK, BİLGE SİYASETÇİ KİMLİĞİ İLE İSLAMIN SADECE İNANÇ DEĞİL, AYNI ZAMANDA DÜZEN OLDUĞUNU ORTAYA KOYMUŞTUR.

NE YAZIK Kİ HOCAMIZIN PERSPEKTİFİNİ ÜLKEMİZİN NE LİBERALLERİ, NE DE GELENEKSEL DİNDARLARI KAVRAYAMAMIŞTIR.

REFAHYOL HÜKÜMETİ DÖNEMİNDE, RUSYA DA VE TİFLİS ÜNİVERSİTESİNDE TARİH PROFESÖRLÜĞÜ YAPMIŞ, AMERİKA VE AVRUPADA DERSLER VERMİŞ GÜRCÜ KÖKENLİ BİR İLİM ADAMI İZMİRDE MİSAFİRİM OLMUŞTU.

BANA REFAH PARTİSİNİN KENDİ BAKIŞ AÇISINA GÖRE ANLATTI. ŞÖYLE DEMİŞTİ " ERBAKAN BİR TEOLOJİ, BİR MEZHEBİN GÖRÜŞÜNÜ ANLATMIYOR. ÖYLE BİR EKONOMİK VE SOSYAL MODEL ANLATIYOR Kİ UKRAYNA ALSA UYGULASA PROBLERİNİ ÇÖZER. YUNANİSTAN UYGULASA PROBLEMLERİNİ ÇÖZER. BUNUN İÇİN İLLE DE İSLAM İNANCINI KABUL ETMELERİ GEREKMEZ. BUNU AMERİKADAKİ MUSEVİLER, BATILILAR ÇOK İYİ KAVRAMIŞ DURUMDA. MUSANIN DOĞMAMASI İÇİN ERKEK ÇOCUKLARINI KESEN ANLAYIŞ GİBİ ADİL DÜZEN DENEN SİSTEMİ KESMEK İÇİN HERKES SEFERBER OLMUŞ. BÖYLE EVRENSEL TÜM İNSANLIK İÇİN ÇÖZÜM İÇEREN BİR MODELİN MÜSLÜMANLARDAN VE ÖZELLİKLE TÜRKİYEDEN ÇIKMASINDAN RAHATSIZLAR. KENDİNİZE DİKKAT EDİN." DEMİŞTİ.

ÜLKEMİZDE HER İLDE ÜNİVERSİTELER AÇILDI. SİYASET BİLİMİ OKUTULAN BÖLÜMLERDE SİYASAL İSLAM VE MİLLİ GÖRÜŞ BAŞLIKLARI ALTINDA DOKTORA TEZLERİ YAPTIRILMALI.

SİYASİ MİRAS HER ŞEYDEN DAHA ÖNEMLİ VE DEĞERLİDİR. BU SEBEPLE GEREKSİZ YEREK KİMSE BİR BİRİ İLE UĞRAŞMADAN HERKES BENİ BAĞIŞLASIN AMA, MİLLİ GÖRÜŞE SADAKAT YARIŞI, SİDİK YARIŞI GİBİ BASİT DURUMLARA DÜŞMEDEN HERKES ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMALI. ORJİNALİ KONMAZSA TAHRİFÇİ PAVLUSLARDAN GEÇİLMİYOR ORTALIK. MİLLİ GÖRÜŞ MAYASI KAVRAMI ÖNEMLİ, NE KADAR SÜT OLURSA OLSUN, MAYA YOKSA YOĞURT VE PEYNİR YAPILAMIYOR. PERDELERİN AÇILMASI YAKINDIR.

Reşat Nuri Erol
11.02.2015
07:01

GÜZEL BİR TARTIŞMA SEVİYESİ TUTTURDUNUZ...

TEBRİK VE TEŞEKKÜRLER...

OKUYORUZ...

SON DEĞERLENDİRMEYİ OKUDUKTAN SONRA...

AZ ÖNCE, "MESUT AKGÜL'DEN" BİR "YORUM" GELDİ...

ÖZELLİKLE SON BÖLÜMDEKİ "ADİL DÜZEN" DİKKAT ÇEKİCİ...

SELAM, DUA, HÜRMET VE MUHABBETLERİMLE...

REŞAD

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlık sistemi, yeni anayasa ve Cemaat’le mücadeleyi merkezine alan bir kampanya başlatarak düzenlediği dev mitinglerde iktidar için 400 milletvekili istemekte, bu amaçla 7 Haziran seçimindeki başarısını zirveye çıkartacak şekilde Başbakan Davutoğlu’na destek turları yapmaktadır. Başbakan Davutoğlu da yeni Türkiye, büyük Türkiye, güçlü ve lider Türkiye sloganlarıyla büyük mitingler yaparak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a paralel şekilde 7 Haziran seçim kampanyasını en etkili şekilde yürütüyor. Cemaat’i devlet içinde paralel yapı oluşturmakla suçlayan Cumhurbaşkanı ve Başbakanın aynı şekilde paralel birliktelik oluşturarak seçim kampanyası yürütmeleri ilginç bir tablo oluşturuyor. Hoş, muhalefet partileri de Cemaat’le destekçisi iç ve dış güçler paralelinde seçim kampanyası yürütüyorlar. ABD Yahudi Lobisi, Avrupa Birliği kurum ve kuruluşları ve uluslararası sivil toplum örgütleri Cemaat’e her türlü desteği sağlamaktadırlar. Bu yüzden yaşanan süreçte paralellik en çok sözü edilen kavram olmaktadır. Gerçek o ki hızla küreselleşen dünyamızda ulusalcı yerel partilerin dönemi sona ermekte, tümü ile dünyayı yönetmeye talip görüş ve düşüncelere sahip siyasi partiler devri yaşanmaktadır. Bu sürecin tarih boyunca cihangirliği ile öne çıkan Türk Milleti ve cihanşümul bir din olan İslam için büyük ufuklar açıp parlak bir gelecek vaat etmekte olduğunu düşünüyoruz. Böyle bakıldığında AKP iktidarı ile Cemaat arasında da bir paralellik söz konusudur. Çünkü her ikisinin de kuruluşlarından itibaren küresel güçler ve onların yerli uzantılarıyla diyalog içerisinde iç içe hareket edip ortak faaliyetlerde bulundukları bilinmektedir. Bu benzerlikte de paraleldirler. Keza Cemaat nasıl ki bütün dünya ülkelerinde okullar açıp eğitim vererek Türkçeyi uluslararası bir dil yapmaya yönelik faaliyetleriyle öne çıktıysa; AKP iktidarı da Birleşmiş Milleteler Teşkilatı, NATO, Avrupa Birliği gibi küresel kuruluşlara yönelik sarsıcı eleştiriler getirerek Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen kurulması çağrılarını yapıp Dünya 5’ten Büyüktür sloganıyla insanlığa öncülük etme çabası sergilemektedir. Görülüyor ki Yeni Türkiye vizyonunda ulusalcı yerel partilere yer bulunmamaktadır. Çevresinde yaşanan gelişmelerin Türkiye’yi yeniden Selçuklu-Osmanlı İslam Medeniyeti çizgisinde hareket etmeye zorlayıp ister istemez bölge lideri küresel güç olma misyonunu yüklemesi 1923 rejimini sürdürmeyi imkânsız kılmaktadır. Yeni Türkiye konseptinde 1920 Meclisi esas alınarak sonraki ulusalcı paganist devrimlerin reddedilmesindeki bir temel neden de budur. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu Cemaat karşıtlığı temelinde seçim kampanyası yürütürken Yeni Türkiye konseptine uygun bir siyasi kutuplaşmaya yol açmak ve 1923 rejiminin zaten iktidar umudu veremeyen statüko partilerini, marjinalleşen tabanlarını eritip tasfiye etmek amacıyla hareket ediyorlar. Muhalefet partilerinin hayatta kalabilmek için can havliyle Cemaat’e sarılmaları, yutulmaları için uygun şartları, imkânları hazırlamaktan başka bir sonuç vermeyecektir. Cemaat’i destekleyerek paradigmalarını, geleneksel siyasi söylemlerini, mantalitelerini bizzat kendileri temelsiz bırakan statüko partilerinin 7 Haziran seçiminde büyük oy kaybetmeleri kaçınılmazdır. Seçimde toplumun ve tabanlarının önüne bir hedef koyamayan, Cemaat’e destek olmaktan öte bir amaca hizmet edemeyen statüko partileri; yeni anayasa yapmak için 400 milletvekili isteyen AKP iktidarı karşısında çaresizleri oynayıp bir varlık gösteremezken nasıl başarı bekleyebilirler! Sarıldıkları tek argüman Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın namusu, şerefi üzerine ant içtiği tarafsızlık ilkesini çiğnemesi de, kendi paradigmalarını Cemaat’e destek uğruna yerle bir eden partiler için hiç inandırıcı olmamaktadır. Kaldı ki rejimin okullarında okutulan şiirden bir dörtlük okuduğu için hapse atılan bir siyasetçiye yeni bir anayasa yapma vaadiyle milletten 400 milletvekili isterken; formalite gereği mecburiyet karşısında kerhen okuduğu yemin metnini hatırlatmanın ne değeri olabilir? Kendisinin mahkûm edilmesi uğruna çiğnenmiş, zaten adil olmayan yasaları o neden çiğnemesin; enayi mi? Rejimin baronlarının kendi ilkelerini, yasalarını çiğneyerek muhtar bile olamaz konuma getirdiği siyasetçi; şimdi okuduğu o yemin metni dâhil statükonun millete rağmen koyduğu tüm kuralları, temel yasaları yeniden düzenleyecek bir yeni anayasa yapma vaadinde bulunarak milletten oy isterken niçin ettiği yemini bozmuş olsun ki? Millet istedikten sonra anayasa ile birlikte o yemini de yeniden düzenlemenin önünde bir engel kalmayacaktır ki; bu da bir başka yönü. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın suçu rejim baronlarının demokrasi diye seçimle gelen yönetimlerin vesayet altında tutulup örtülü müstemleke tipi kurallara boyun eğdirilmesi yerine milli iradeyi en etkili şekilde egemen kılmaya çalışması mıdır? Ta başından itibaren millet iradesinin üstünlüğü temelli mücadele yürüterek Cumhurbaşkanı seçilen bir siyasetçinin diktatör diye yaftalanmasını küresel güçler desteğinde topluma dayatmanın sonuç getireceğini bekleyenler hayal görüyor. Bu toplum sanki hiç diktatör görmemiş gibi diktatör tanımlaması yapan entelektüeller başkasını cahillikle suçlamadan önce keşke bir aynaya baksalar. Okutulup öğretilmiş cahillere entelektüel yaftası takmakla girdiği her seçimde milletin desteğini arttırdığı siyasetçiye diktatör demek aynı hafifliktir. Entelektüellikleri kendinden menkul sahibinin sesi medya borazanlarının ürettiği fikirleri tüketen büyülenmiş seçmen kesitleri 7 Haziran Seçiminde bir kez daha aynı delikten geçer mi bilinmez. Lakin AKP iktidarının oylarını bu defa da arttıracağı şimdiden bellidir. Cemaat destekli yeni siyasi oluşum 7 Haziran’a yetiştirilemediği için statüko partilerinin belki de girecekleri son seçim bu olacaktır. HDP baraj altında kalırsa AKP 60-70 milletvekilinin fazladan sahibi olacaktır ki en yüksek ihtimal budur. HDP’nin parti olarak seçime girmesi AKP iktidarına iki yönlü katkı yapacak. Statükocu partilerin karşı çıktığı çözüm sürecini devam ettirmek için iktidarın istediği desteği HDP seçmeni verirse zaten bir hayli altında seyrettiği seçim barajını aşması imkânsız hale gelecektir. Öte yandan da barajı aşsın diye CHP’ye oy verecek solcu seçmen HDP’yi desteklerse seyreyle gümbürtüyü; o takdirde ana muhalefet partisi bir hayli erir. Durun daha bitmedi. Cemaat’e destek olunmasına tepkisini açık etmekten çekinmeyen CHP’ye kırgın ulusalcılar ve MHP yönetimine aynı gerekçe ile öfke duyan milliyetçiler AKP ya da başka partilere yönelirlerse gümbürtü daha da büyük olacak. Bunlar olduğu takdirde CHP’nin dip yapması, MHP’ninse yeniden barajın altında kalması doğal olarak AKP’nin milletvekili sayısını azami düzeye çıkartacaktır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 400 milletvekili isteği belki daha fazlasıyla karşılanmış olacaktır. Çünkü MHP’nin de baraj riski var. AKP’nin bir daha bulmasının mümkün olmayacağı bu konjonktürde çıkaracağı Meclis grubuyla, Yeni Türkiye anayasasını yapması 1923 rejimi statükosunun resmen sonu olacaktır. Türkiye’de yeni bir dönemin başlayacağı bu süreçte Cemaat destekli siyasi oluşumun şartlarının oluşması ve tasfiye olunan statüko partilerinin tabanı üzerinde AKP alternatifi bir İslami parti kurulmasına imkân doğması öngörülmektedir. Cemaat destekli iktidar alternatifi siyasi parti kurulduğunda, artık milletin önüne koyabileceği bir hedefi kalmayacak olan AKP zirveden hızla düşüşe geçecektir. Yeni siyasi oluşum, doğuracağı heyecan ve sinerji ile hızla gelişip büyüyerek AKP ile ciddi bir rekabete girebilecektir. 2019 yılında Cumhurbaşkanlığı ve genel seçim aynı yılda yapılacağı için birleştirilmesi olasılığı yüksektir. Başkanlık sistemine geçilmesi halinde AKP ve Cemaat’in adayları yarışacaktır. Öteden beri tekrarladığımız gibi millî derin devlet 2023’te tamamlanmasını öngördüğü Yeniden Büyük Türkiye, Adil Düzen, Yeni Bir Dünya hedeflerinin bu siyasi mühendislik projesiyle hayata geçirilmesine çalışmaktadır. İslam Birliği temelinde inşa edilecek bu projelere toplumsal destek bulunmasının çağımızda tek yolu siyasal partilerdir. Yeniden Büyük Türkiye liderliğinde Yeni Bir Dünya kurulacaksa, küresel partiler öncülüğünde ancak olabilir. Küresel partiler cihanşümul bir din olan İslam prensipleriyle ancak kurulabilir. Batıya ait küresel ideolojilere dayalı sağ ve sol partilerle demokrasinin yeryüzünde uygulanması denemesi başarı sağlayamadı. Komünist sistem çökünce, tek süper güç ABD liderliğinde Yeni Dünya Düzeni kurulduğunu ilan eden Batılılar NATO gücünü kullanarak Afganistan ve Irak’tan başlayarak İslam ülkelerini işgal, istila sürecini başlattılar ama onda da başarılı olamadılar. Büyük askeri ve ekonomik kayba uğrayan tek süper güç ABD ile müttefikleri çekildiklerinde, ne Yeni Dünya Düzeninden ne de Büyük Ortadoğu Projesinden artık söz eden kalmadı. Türkiye’yi bölge lideri küresel güç konumuna getiren bu süreçte dünyada birçok güç merkezi oluştu. Üstün teknoloji ürünü korkunç silahlar kullanarak savaşlarla dünyaya hâkim olmanın mümkünü olmadığını ortaya çıkan terör grupları NATO’nun mağrur patronlarına etkili şekilde bellettiler. Üstelik Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da olan ABD ve müttefikleri işgalden sonra, terör gruplarına karşı oluşturdukları işbirlikçi yönetimleri de yerinde tutamıyorlar. Çekilmeleriyle meydana gelen boşluktan doğan Arap Baharı ise bölge ülkelerini istikrarsızlaştırarak statükoyu sürdürmeyi imkânsız hale getirdi. Bütün gelişmelere Türkiye’nin başına bela sarmak için yol açılırken, aksine isabetli politikalarla bölge lideri küresel güç haline gelmesi dünyanın egemen güçlerinin yüreğini ağzına getirmekte ve korkulu kâbus günleri yaşatmaktadır. Halen Türkiye gibi birçok küresel güç merkezleri oluşmuş ise de insanlığı barış ve adalet içinde yaşatabilecek ne ideolojik ne dini küresel siyasal sisteme sahip değiller. Küresel güçler terörize ettikleri Müslüman toplumlarını ne askeri, ne ideolojik ne siyasi yöntemlerle yönetememekteler. Günümüz küresel güçlerinden ABD, Rusya, Çin, Avrupa Birliği ülkeleri zulüm ve baskı ile İslam toplumlarını terörize ettiklerinden küresel hâkimiyet kurmaları şöyle dursun kendi iç güvenlikleri bile tehdit altındadır.2001 saldırıları okyanuslarla çevrili ABD’nin dahi güvende olmadığını açık bir şekilde gösterdi. Ne materyalist inkârcı ideolojilere ne tahrif olunmuş Tevrat ve İncil’e dayalı ilahi dinlerin küresel bir düzen kurabilme şansı artık kalmıştır. Siyonizm’in Yahudilik adına kurmaya çalıştığı küresel hegemonik düzen insanlığın muhtaç olduğu barışı, adaleti getirmek yerine tarihte hiçbir dönem yaşanmamış zulüm, sömürü, katliam ve soykırımlar getirmiştir. Komünist, kapitalist ve türevi sistemler de insanlığa bir o kadar zulüm yaşattılar. Haçlılar Kudüs ve Endülüs’te yaptıkları katliamların benzerini günümüzde Bosna-Hersek’te de yaptılar. Birinci, İkinci Dünya Savaşlarında da batılıların yaptıkları küresel katliamların izleri hala sürüyor. İslam dini ise tek harfi değişmeyen, kâinatın Yaratıcısı ve Âlemlerin Rabbinin sözleri olduğunda şüphe bulunmayan tek ilahi kitap Kur’an’a sahip olduğundan insanlığın tek kurtuluş reçetesidir. Bu gerçek dile getirildiğinde hemen ileri sürülen Kur’an’a dayalı hangi İslam; IŞİD bile Kur’an’la hükmettiğini iddia ediyor sorusu elbette ki bir demagojiden başka bir şey değildir. İslam ülkelerindeki keşmekeşlik, bölünmüşlük, terörizm, her türlü sapıklık; Birinci Dünya Savaşı denilen en büyük Haçlı savaşında istila ve işgal edilen İslam Dünyasında sömürgeci devletlerin yol açtıkları hastalıklı arızi durumlardır. Bu ülkelerden hiçbirinin henüz Batının açık ya da örtülü işgalinden kurtulup gerçek bağımsızlığına kavuştuğu söylenemez. Yalnız Türkiye Erbakan’ın Millî Görüş hareketi ile başlattığı gerçek kurtuluş mücadelesi sonucu bugün bağımsız iç ve dış politikalar geliştirerek kendi ayakları üzerinde durabilmektedir. İşte bu nedenle İslam’ın küresel barışı tesis edecek olan Adil Düzeni ancak Türkiye liderliğinde gerçekleştirilebilir. Batılıların müdahalesinden azade, özgün şekilde İslami düzeni kuracak olan Türkiye çağımızın popüler yönetim biçimi olan demokrasiyi Kur’an hakikatleri ışığında pratiğine dönüştürebilir. Bunun için Kur’an ve iman hakikatlerinin iki ayrı versiyonu olan Risale-i Nur ve Millî Görüş ayrı, farklı iki siyasi parti ile İslam’ın Adil Düzenini yeryüzüne dayatmasız, baskısız, barış ortamında, ikna yöntemiyle, gönüllülük temelinde yayacaktır. Müslümanların özgür ve bağımsız olduğu dönemlerde farklı İslam mezhepleri meşruiyet içinde kurulmuş, tüm unsurlarıyla hayatı tanzim etmiş, ikna yöntemi ve gönüllük temelinde yürütülmek üzere asırlar boyu yayılmaya devam etmiştir. Bugün de Kur’an ve iman hakikatleri ışığında kurulacak bağımsız siyasi partilerin Müslümanları demokratik yöntemlerle örgütleyerek ikna yöntemi ve gönüllülük temelinde insanlığı kucaklama çalışmalarını yürütmeleri dünyanın muhtaç olduğu adaleti, barışı, kalkınmayı, refahı getirmenin tek yoludur. Erbakan’ın Millî Görüş’le kurduğu D-8’in deklare ettiği evrensel 6 ilkesi kurulacak D-60 ve D-160 için, yani tüm insanlık için öngörülmüştür. Dünyadaki hiçbir kişi ve toplumun asla itirazda bulunamayacağı bu 6 ilke; dinli, dinsiz herkese gerçek barışı, adaleti ve farklılıkların birlikteliği için gerekli esasları içermektedir. Kimse bu altı temel ilkede hiçbir ilave ve eksiltme yapamaz! İşte D-8’in deklare ettiği o evrensel 6 temel ilke: YERYÜZÜNDE SAVAŞ DEĞİL BARIŞ GERGİNLİK DEĞİL DİYALOG SÖMÜRÜ DEĞİL İŞBİRLİĞİ ÇİFTE STANDART DEĞİL ADALET KİBİR-TEKEBBÜR DEĞİL EŞİTLİK BİR ARADA HAKKA RİAYET EDEREK YAŞAMAK

casim beyoğlu
16.02.2015
09:34

CENGİZ BEY,

YAZILARIMDA "TARTIŞMADA KİŞİLER DEĞİL, FİKİRLER, GÖRÜŞLER ESAS OLMALI ,ELEŞTİRİLMELİ, DEĞERLENDİRİLMELİ"DİYE BEYAN ETMİŞTİM. RABBİMİZİN MÜKERREM KILDIĞI BENİ ADEMİ REZİL ETME DİYE BİR ÇABAMIZ OLAMAZ. BÖYLE BİR ŞEY YAPIYORSAK GÜNAH İŞLİYORUZ DEMEKTİR. KEFFARETİ NE İSE ÖDEMEYE HAZIRIM.

ŞAHSINIZA KARŞI, DÜŞÜNCE VE İCTİHAD ÇABANIZA KARŞI, ÖZELLİKLE USUL İLE İLGİLİ DÖRTLÜ YENİ YAKLAŞIMINIZA KARŞI, İLMİ ÇABALARINIZA KARŞI SAYGIM SONSUZ.

ELEŞTİRDİĞİM YAKLAŞIMLARINIZ, ERBAKAN/KARAGÜLLE PARADİGMASI OLARAK DEĞERLENDİRDİĞİMİZ, PRİZMANIN BİR YÖNÜNÜN İLİM, BİR YÖNÜNÜN SİYASET OLDUĞU İKİNCİ KURAN/İSLAM MEDENİYETİ ANLAYIŞI EKSENİNDEKİ SİZİN VE DİĞER ARKADAŞLARIN KATKILARININ ÖNE ÇIKMASI GEREKİRKEN; ERBAKAN KANADI ORJİNAL, AKEVLER KISMI MUHARREF YAKLAŞIMI İLE, BİLİMSEL ELEŞTİRİ TARZINDAN ÇOK, HAKARET, İTİBARSIZLAŞTIRMA OLARAK GÖRDÜĞÜM DEĞERLENDİRMELERİNİZDİR.

GENEL OLARAK HAKARETLERİNİZ DIŞINDA FİKİRLERİNİZ, YAZDIKLARINIZ BANA TANIDIK GELİYOR. MİLLİ GÖRÜŞ VE ADİL DÜZEN ANLAYIŞI DIŞINDA ÖZGÜN METODOLOJİK KATKI ÇABANIZI ASLA KÜÇÜMSEYEMEM. AMA DEDİĞİM GİBİ BU İKLİMİN ÜRÜNÜ FİKİRLERİNİZ.

BUNLARIN DIŞINDA, YAZDIKLARIMI İFTİRA OLARAK DEĞERLENDİRİYORSANIZ TAHKİME BEN DE AÇIĞIM. HAKEMLER AKADEMİK OLARAK DEĞERLENDİRME YAPAR. FİKİRLERİNİZDE ERBAKAN/KARAGÜLLE PARADİGMASINDAN ETKİLENME YOK DENİRSE SÖYLENECEK BİR ŞEY YOK.

BEN DAHA FAZLA UZATMAK DA İSTEMİYORUM. ELLİ KADAR YORUMDA SİZİN DE BENİM DE NE SÖYLEMEYE ÇALIŞTIĞIMIZ ANLAŞILMIYORSA KİFAYETİ MÜZAKERE VERMEK GEREKİR.

TEKRAR EDİYORUM; ŞAHSINIZA DÖNÜK, HAKARET, İFTİRA, İTİBARSIZLAŞTIRMA GİBİ ÇABALARIM YOK. BÖYLE ANLAŞILDIYSA ÖZÜR DİLERİM. AMA DEDİĞİM GİBİ, ELEŞTİREL YAKLAŞIMINIZ, İSTEDİĞİNİZ GİBİ İSTEDİĞİNİZ YERDEN SEÇEREK ELEŞTİRİ DEĞİL, HAKARET/TEKFİR ETME GİBİ BİR DİL DE KULLANIYORSUNUZ. EHL-İ SÜNNETTE DEĞİL HARİCİLERDE-SELEFİLERDE VAR BİLDİĞİM TEKFİR ETME GİBİ DURUMLAR.

BİZ BİRBİRİMİZİ DOĞRU ANLAMAYA ÇALIŞALIM İYİ NİYETLE! EBU HANİFENİN İSTİHSAN DEDİĞİ SADECE POZİTİF YORUM DEĞİL, AHLAKİ/ESTETİK GÖRÜŞTÜR DE! BUNU BAŞARAMIYORSAK YAPACAK BR ŞEY YOK.

BU AÇIKLAMALARIM DA YETERSİZ GELİYORSA, HAKEME GİDİLİR; ERBAKAN/KARAGÜLLE PARADİGMASI DIŞINDA TAMAMEN ÖZGÜN, SİZE AİT BİR PARADİGMA İNŞACISI OLDUĞUNUZU SÖYLÜYORSANIZ BUNA HAKEMLER KARAR VERİR.

SELAM VE SAYGILARIMLA,

casim beyoğlu
17.02.2015
09:32

CENGİZ BEY,

ÖNCEKİ YORUMLARIMDA, DERGİ TEKLİFİ İLE İLGİLİ, GÖRÜŞÜ,ÖNERİSİ OLANLARA KISITLAMA GETİRME , FİLTRELEME,KAPATMA, GÖRMEZDEN GELMENİN YANLIŞ OLDUĞUNU BELİRTTİM. BUNU TEKRAREN SÖYLÜYORUM. SİZİN KANALINIZDAN GELEN DÜŞÜNCELERİN BLOKE EDİLMESİNİ KENDİ ADIMA SÖYLÜYORUM NEDEN İSTEYEYİM.

30 YILDIR "KAİLİ DEĞİL; KAVLİ İSTİMA EDERLER, AHSENİNE İTTİBA EDERLER" AYETİNİ REFERANS OLARAK ALMIŞ VE ONA UYUYORUZ. 1980 İHTİLALİNİN HEMEN PEŞİNDEN, 1991 Lİ YILLARA KADAR, İZMİR DE MİLLİ GENÇLİK VAKFINDA LİBERAL,SOSYALİST,KOMÜNİST,ÜLKÜCÜ,MİLLİYETÇİ, GELENEKÇİ, YENİLİKÇİ,RADİKAL, İCTİHATÇI VB. GÖRÜŞLERİ OLAN HER GÖRÜŞ SAHİBİNİ KONFERANSÇI, PANELİST,TARTIŞMACI,MÜZAKERECİ OLARAK KONUŞTURDUK. BİRLİKTE TARTIŞTIK. MİLLİ GÖRÜŞ-ADİL DÜZENİ SADECE KENDİ ARAMIZDA DEĞİL, HERKESLE TARTIŞTIK, KONUŞTUK.

DERGİDE SİZ VE SİZİN GİBİ İDDİASI OLAN, GÖRÜŞÜ OLAN HERKESİN DÜŞÜNCESİ YER BULMALI. TARTIŞMAYA ESAS KONU İLE İLGİLİ GÖRÜŞÜM BUDUR.

USLUP KONUSUNDA ANLAŞAMIYORUZ. ANLAŞMAK ZORUNDA DA DEĞİLİZ. "YAĞCILIK, YALAKALIK, SIVIŞMAK" GİBİ İFADELER!!! BENİ TANIYAN, BİLEN BİLİR. 35 YILDIR AKEVLER'DE, REFAH PARTİSİNDE KONULARA NASIL YAKLAŞTIĞIMI, KİŞİLER KARŞISINDA; KİM OLURSA OLSUN NASIL DURDUĞUMU TANIYAN BİLİR. HAYATIMIZ İNHİSARCILICA KARŞI MÜCADELE İLE GEÇTİ. GERİYE KALAN KISMINDA MÜZADELE ETİĞİMİZ İNHİSARCILIĞI BİZ İNŞA EDELİM İSTEMEM. SİZİN DE YENİ BİR İNHİSAR ÇABASINDA OLMANIZI İSTEMEM.

İMAM ALİDEN BAHSETMİŞKEN, 35 YIL ÖNCE GÖRDÜĞÜM BİR RÜYAYI SİZİNLE PAYLAŞMAK VE TABİRİNİ DE ALMAK İSTERİM; RÜYAMDA İMAM ALİ ÖNDERLİĞİNDE BİR SEFERE ÇIKMIŞIZ. SEFER GÜNEŞLİ BİR KIŞ GÜNÜ. HER TARAF BEYAZ KARLARLA KAPLI. HİÇ TOPRAK VE AĞAÇLAR, BİTKİLER GÖRÜNMÜYOR. BEYAZ ATLARIN ÜZERİNDEYİZ. ATLARIN AYAKLARINI BASTIĞI ZEMİN BUZLANMIŞ. ATLAR TEMKİNLİ AYAK BASARAK, SAKİN BİR YÜRÜYÜŞLE YOL ALIYOR. YÜRÜDÜĞÜMÜZ ALAN DÜZ BİR OVA DEĞİL, KAFKASLARDA SANKİ KARLI BİR DAĞIN YOKUŞLU YOLUNDA DAĞIN ZİRVESİNE DOĞRU YOL ALIYORUZ. KİMSE KONUŞMUYOR. ÖNDE İMAM ALİYİ TAKİP EDEREK YOL ALIYORUZ.





Son Yorumlanan Makaleler
Cengiz Demirci
İşletme hesap düzeni
20.4.2016 4574 Okunma
2 Yorum 22.04.2016 09:03
Cengiz Demirci
Sam'ın Hakem Davası
27.1.2016 7876 Okunma
5 Yorum 07.02.2016 11:43
Cengiz Demirci
Emetün Mümine
15.11.2015 6367 Okunma
8 Yorum 21.11.2015 22:55
Cengiz Demirci
Hakem Olayının Tümegelimle Kurandaki Döngüsü
30.8.2015 5702 Okunma
1 Yorum 30.08.2015 19:28
Cengiz Demirci
Fatih Kanunnameleri
15.8.2015 5838 Okunma
3 Yorum 18.08.2015 12:15
Cengiz Demirci
Helal Gıda
7.6.2015 9560 Okunma
11 Yorum 15.06.2015 14:07
Cengiz Demirci
Süleyman Akdemir'in Erbakan Vakfına Teklifi
4.2.2015 13230 Okunma
21 Yorum 17.02.2015 09:32
Cengiz Demirci
Kutadgu Bilig (Devlet Düzeni)
23.11.2014 4775 Okunma
4 Yorum 24.11.2014 10:31
Cengiz Demirci
Süpermarkete müşteri kredisi faiz ilişkisi
3.7.2014 4665 Okunma
1 Yorum 10.07.2014 17:32
Cengiz Demirci
Girdiler Ortaklıkları
6.2.2014 5317 Okunma
1 Yorum 10.02.2014 20:44
Cengiz Demirci
Para kitabı veresiye satış bölümü
2.2.2013 4472 Okunma
2 Yorum 09.02.2013 23:04
Cengiz Demirci
İlk karzı hasen kooperatifi
3.1.2013 16513 Okunma
25 Yorum 06.02.2013 20:31
Cengiz Demirci
Kul Düzeni ve Köle Düzeni
5.1.2013 4842 Okunma
3 Yorum 30.01.2013 09:33
Cengiz Demirci
Sam Adiyanı hakeme davet ediyorum
10.7.2012 10470 Okunma
34 Yorum 15.01.2013 10:44
Cengiz Demirci
KARAGÜLLE VE AKDEMİRİN YENİ ANAYASA TEKLİFİNE ELE
4.11.2012 4456 Okunma
1 Yorum 04.11.2012 18:33
Cengiz Demirci
Rahman - Mercan - Reyhan
17.10.2012 5072 Okunma
5 Yorum 18.10.2012 10:05
Cengiz Demirci
Meyve ve Hurma ve Nar
13.10.2012 4550 Okunma
1 Yorum 14.10.2012 13:41
Cengiz Demirci
Fetih Sünneti
12.10.2012 4749 Okunma
1 Yorum 12.10.2012 11:18
Cengiz Demirci
KURUCU YASA ÖNERİSİ
30.5.2012 3637 Okunma
1 Yorum 06.06.2012 18:28
Cengiz Demirci
ruh ve evrim
3.5.2012 4198 Okunma
1 Yorum 03.05.2012 07:16
Cengiz Demirci
Örtünme
23.3.2012 3759 Okunma
3 Yorum 23.03.2012 14:10
Cengiz Demirci
Samın namaz makalesine eleştiri
25.2.2012 3379 Okunma
1 Yorum 25.02.2012 09:55
Cengiz Demirci
Karagülle eleştiri: Teşhisin gecikmesi israftır
6.2.2012 3963 Okunma
1 Yorum 07.02.2012 16:05
Cengiz Demirci
Karagülle eleştiri: Tümdenvarım
31.1.2012 3716 Okunma
1 Yorum 02.02.2012 21:09
Cengiz Demirci
Tasavvuf - Arınma
21.2.2010 4857 Okunma
1 Yorum 01.03.2010 13:30