Cengiz Demirci
Girdiler Ortaklıkları
6.2.2014
5317 Okunma, 1 Yorum

Üretim Girdileri Ortaklıkları

 

Temel Veri

Para

 

Para ile ilgili tartışmalarda bazı içtihat farklılıkları ortaya çıkmıştı. Paranın emeğe dayalı olarak tanımlanması gerektiği ile ilgili Karagüllenin sistemik içtihatları vardı. Ben ise Milli Görüş Adil Düzeninde tanımlandığı şekli ile paranın emeğe değil mala (=ürün) göre tanımlanması ve sistemin buna göre kurulması gerektiğini belirtmiştim.

 

Her iki içtihat da "insan için sa'yinin karşılığından başkası yoktur" ayetine dayanmakla birlikte farklı şekilde anlamakta idi. Biz ayetteki "ma saa" kısmını emeğin karşılığında her ne üretilir ve hangi ürün elde edilirse onun pazar değeri karşılığı elde edilen özel tüketim senedi olarak tanımlıyoruz. Yani ortada ürün yoksa ise ne kadar çalışırsan çalış pazar için bir üretim olmadığından ekonomik olarak bir tüketim hakkı doğmamış olur. Bir kilo peynir ürettiniz, ambara teslim ettiniz, mal senedini aldınız, birbirine elektronik ağlarla bağlı ambar stok seviyelerine göre oluşan fiyattan o günkü değerinin karşılığı olan fiyatla senedi bankaya verdiniz ve parayı aldınız. 10 TL verdiler. Bu 10 TLnin değeri bugün için 10 ekmektir, ya da 2 kilo üzümdür, ya da.....o günkü değeri ile herhangi bir maldır. Ama bu 10 TL yarın pazara gittiğinizde 11 ekmek, 1,5 kilo üzüm ya da yarın gerçekleşecek olan pazar fiyatı ile herhangi bir mamuldür. Fiyattaki istikrar ambar stok seviyeleri ile her şart için ayrı ayrı belirlenmektedir. İşte para böyle bir özel tüketim senedidir. üzerinde yazan rakam pazarda her an her dakika yeni bir değerle değerlenmekte, sürekli ambar stok seviyelerine göre oluşan resmi fiyatlar civarında pazarda sürekli olarak revize edilerek tüketim hakkının tahakkuk etmesini sağlamaktadır.

 

Banka

 

Paranın piyasaya girip çıktığı merkezdir. Para piyasaya 5 değer karşılığı çıkar: mal, değerli madenler, döviz, tesis, arsa. Bunların senetleri bankaya girince karşılığında kredi değeri ile para çıkar. Banka para ambarıdır. Borsalar ise senet ambarıdır.

 

İnsanlar yatırım ya da üretim yapabilmek için para gerekir yanılsaması içindedir. Bu yanılsama nedeni ile faiz meşru görülmekte, talep var arz var öyle ise paranın ticaretini yapmak mübahtır demektedirler. Bu da enflasyonun ve modern köleliğin ana sebeplerinden biridir.

 

Girdiler Bankası

 

Bir ortaklığı kurmak için müteşebbis 4 temel girdi sahibini bir masada toplar ve o işin karlı olduğuna onları ikna ederek riski paylaşarak o teşebbüse öncülük eder. Teşebbüs üretime başlar, ürün ambara girer herkes müteşebbis ile sözleşmesindeki yazılı hak ediş pay senetlerini alır ve üretimi paylaşmış olur. İşte bu ortaklığın girdilerinin arz ve talebinin gerçekleştiği bir Girdiler Bankası vardır. Bu banka bir teşebbüsün ortaklığının kurulması için gerekli üretim elemanlarının sözleşmesi ile bulunduğu bir bankadır. Herkes kullanım dışı mallarını, tesislerini, tasarımlarını, makinelerini, arsalarını buraya koyarak elindekini arzeder. Diğer tarafta müteşebbisler kurmak istedikleri teşebbüsler için gerekli girdileri duyurur ve talep eder, bu arz bankasındaki girdilerin şartname ve sözleşmelerini görerek anlaşabildiği ortakların girdilerini talep eder ve karşılıklı anlaşma ile teşebbüs kurulur. Böylece senetler müteşebbiste toplanır ve sözleşmeye göre müteşebbis senedi verilir, üretim başlar, paylar bu sözleşmeye göre dağıtılır. Tüm bu organizasyonu müteşebbis kurar ve yürütür.

 

Girdiler Bankası kurulduğunda ortaklıklar çok rahat bir şekilde kurulabilecek ve bankadaki para için faiz ödenmek zorunda kalınmayacaktır. Mesela bir müteşebbis süpermarket kurmak istedi, amacına uygun yerde bir dükkan sahibi ile anlaştı, işçileri temin etti, tesisin iç reyonlarını, depoların tefrişatını, tüm sistemi ürün tedarikçileri ile ayrı ayrı kişilerle ayrı ayrı sözleşmelerle anlaştı ve çalıştırmaya başladı. Satış fiyatının her ürünün tedarikçisi ile ayrı ayrı anlaşarak koyar ama son söz hakkı müteşebbistedir. Mallar markete girer, belli bir strateji dahilinde satılır, oluşan fazlalıklar müteşebbisin anlaşmış olduğu tüm ortaklar ile sözleşmedeki esaslara göre paylaşılır.

 

 

 


YorumcuYorum
Süleyman Karagülle
10.02.2014
20:44

Temel Veri Para - Para ile ilgili tartışmalarda bazı içtihat farklılıkları ortaya çıkmıştı. Paranın emeğe dayalı olarak tanımlanması gerektiği ile ilgili Karagülle’nin sistemik içtihatları vardı. Ben ise Milli Görüş Adil Düzeninde tanımlandığı şekli ile paranın emeğe değil mala (=ürün) göre tanımlanması ve sistemin buna göre kurulması gerektiğini belirtmiştim. -Dört çeşit para vardır. a) Buğday parası, bucaklarda çıkar. Halka (kişi) nüfus başına verilir. Halk bununla yıllık ihtiyaçlarını karşılanmak üzere sipariş verir. Ve para çıkar. b) Demir parası: İnşaat, malzemesine karşılık çıkar, ambara mal girer ve ambardan senet çıkar, Bankaya rehin bırakılır. Demir parası piyasaya çıkar. c) Toprak Parası, inşaatta çalışanı işçiye ücret olarak ödenir, böylece piyasaya çıkmış olur. Taşınmazlar üretilir, sentleri satılır. Kiraya verilir. d) Altın Para, kuyumculara altın verilir, para piyasaya çıkar. Ayrıca diğer üç para bankaya rehin olarak verilir, piyasaya altın para olarak çıkar. Burada altın, fiyatlandırma aracıdır. Kaslarda mevcut diğer paralarla kuyumcularda mevcut altınla orantılıdır. Altın da mal olarak kabul edilirse mevcut olan mallar kadar altın para piyasaya çıkar. Toprak para emek karşılığı olarak çıkar. Artık emek kadar çıkar. Piyasa mal ile emek arsında dengeyi kurar, demir ve buğday paraları, bu dengeyi sağlamda araçtır. -Her iki içtihat da "insan için sa'yinin karşılığından başkası yoktur" ayetine dayanmakla birlikte farklı şekilde anlamakta idi. Biz ayetteki "ma saa" kısmını emeğin karşılığında her ne üretilir ve hangi ürün elde edilirse onun pazar değeri karşılığı elde edilen özel tüketim senedi olarak tanımlıyoruz. Yani ortada ürün yoksa ne kadar çalışırsan çalış, pazar için bir üretim olmadığından ekonomik olarak bir tüketim hakkı doğmamış olur. Bir kilo peynir ürettiniz, ambara teslim ettiniz, mal senedini aldınız, birbirine elektronik ağlarla bağlı ambar stok seviyelerine göre oluşan fiyattan o günkü değerinin karşılığı olan fiyatla senedi bankaya verdiniz ve parayı aldınız. 10 TL verdiler. Bu 10 TL’nin değeri bugün için 10 ekmektir, ya da 2 kilo üzümdür, ya da.....o günkü değeri ile herhangi bir maldır. Ama bu 10 TL yarın pazara gittiğinizde 11 ekmek, 1,5 kilo üzüm ya da yarın gerçekleşecek olan pazar fiyatı ile herhangi bir mamuldür. Fiyattaki istikrar ambar stok seviyeleri ile her şart için ayrı ayrı belirlenmektedir. İşte para böyle bir özel tüketim senedidir. Üzerinde yazan rakam pazarda her an her dakika yeni bir değerle değerlenmekte, sürekli ambar stok seviyelerine göre oluşan resmi fiyatlar civarında pazarda sürekli olarak revize edilerek tüketim hakkının tahakkuk etmesini sağlamaktadır. - Emek parasında ortada ürün vardır. Müteahhit çalıştırmıştır, yapıyı oluşturmuştur. Satılık işyeri veya mesken vardır. Maliyeti sabit ücretle işçilikle orantılıdır. Müteahhit onu pahalı mal etmişse, işçiye karşılığı alamdan ödemişse o yapıyı satamaz. Kredisi kapanır. Dolaysıyla işçinin verimli çalışmasını yüklenici denetlemiş olur. Karşılığı olmayan emek çıkmamış olur. Banka - Paranın piyasaya girip çıktığı merkezdir. Para piyasaya 5 değer karşılığı çıkar: mal, değerli madenler, döviz, tesis, arsa. Bunların senetleri bankaya girince karşılığında kredi değeri ile para çıkar. Banka para ambarıdır. Borsalar ise senet ambarıdır. Bankalarda Paralar ve senetler alınıp satılmaz, sadece kredi ve rehin olarak alınır verilir. - Banka, kredileşme merkezidir. Kredileşme Değeri ile, senetler paraya çevrilmektir. Borsa ise değiştirme merkezleridir. Burada senetler ve paralar alınıp satılır. - İnsanlar yatırım ya da üretim yapabilmek için para gerekir yanılsaması içindedir. Bu yanılsama nedeni ile faiz meşru görülmekte, talep var arz var ‘’öyle ise paranın ticaretini yapmak mubahtır’’ demektedirler. Bu da enflasyonun ve modern köleliğin ana sebeplerinden biridir. - Eskiden para altın ve gümüştü, zor bulunurdu. Faiz krizlere sebep olurdu. Bugün para senetten ibarettedir. Reel değerler karşılığı çıkmaktadır. Sonsuzdur. Kâğıt paradan faiz talep etme kadar s açma bir şey yoktur. Malı ambara koyuyorsun senet alıyorsun. Mal ambarda çoğalmıyor, ama senet dışarıda çoğalıyor. Bunu ancak sahtekârlar veya akıl hastaları kabul eder. Girdiler Bankası - Bir ortaklığı kurmak için müteşebbis 4 temel girdi sahibini bir masada toplar ve o işin karlı olduğuna onları ikna ederek riski paylaşarak o teşebbüse öncülük eder. Teşebbüs üretime başlar, ürün ambara girer herkes müteşebbis ile sözleşmesindeki yazılı hak ediş pay senetlerini alır ve üretimi paylaşmış olur. İşte bu ortaklığın girdilerinin arz ve talebinin gerçekleştiği bir Girdiler Bankası vardır. Bu banka bir teşebbüsün ortaklığının kurulması için gerekli üretim elemanlarının sözleşmesi ile bulunduğu bir bankadır. Herkes kullanım dışı mallarını, tesislerini, tasarımlarını, makinelerini, arsalarını buraya koyarak elindekini arz eder. Diğer tarafta müteşebbisler kurmak istedikleri teşebbüsler için gerekli girdileri duyurur ve talep eder, bu arz bankasındaki girdilerin şartname ve sözleşmelerini görerek anlaşabildiği ortakların girdilerini talep eder ve karşılıklı anlaşma ile teşebbüs kurulur. Böylece senetler müteşebbiste toplanır ve sözleşmeye göre müteşebbis senedi verilir, üretim başlar, paylar bu sözleşmeye göre dağıtılır. Tüm bu organizasyonu müteşebbis kurar ve yürütür. - Bir işletmenin fıkhı vardır. Teknik ve hukuki hareketler orda yer alır. Proje hazırlanır. Bunu genel hizmet içinde kamuca yapılır. Sürekli gelişmede ve değişmektedir. Yeni fıkıh üretilmektedir. İşletmeler ise mevcut fıkıhlardan birsini uygularlar, hiçbir değişiklik yapmazlar. - Emeği temsil eden girişimci, genel hizmet sorumlusu ile anlaşarak, sözleşme yaparlar. Sonra emek sorumlusu, tesis sahipleri ile yıllık veya sürekli kiralamasını yapar. Emek sorumlusu, çalışanlarla anlaşarak ortaklık kurar. Sonra her sipariş için tüccarla parti anlaşmasını yapar. Üretim olur. Tüm ortaklar ürünü bölüşürler. Bu girişimci, değişir. Çünkü kar ve zarar ona ait değildir. Kar ve zarar tüm ortaklara aittir. O halde girişimci değil de emek sorumlusu vardır. İşçilikte girişimci kar zararı yüklenen demektir. Ortaklıkta kar zarar paylaşılmış olduğu için ortaklıkta girişimci yoktur. Olsa olsa, işletme senedi karşılığı yapısını teminat olarak koyan kimse girişimci sayılabilir. Çünkü sonunda onun yapısı gidecektir. Erbakan ve cengiz, ortaklık sistemine tam giremedikleri için bunları savunabiliyorlar. - Girdiler Bankası kurulduğunda ortaklıklar çok rahat bir şekilde kurulabilecek ve bankadaki para için faiz ödenmek zorunda kalınmayacaktır. Mesela bir müteşebbis süpermarket kurmak istedi, amacına uygun yerde bir dükkân sahibi ile anlaştı, işçileri temin etti, tesisin iç reyonlarını, depoların tefrişatını, tüm sistemi ürün tedarikçileri ile ayrı ayrı kişilerle ayrı ayrı sözleşmelerle anlaştı ve çalıştırmaya başladı. Satış fiyatının her ürünün tedarikçisi ile ayrı ayrı anlaşarak koyar ama son söz hakkı müteşebbistedir. Mallar markete girer, belli bir strateji dâhilinde satılır, oluşan fazlalıklar müteşebbisin anlaşmış olduğu tüm ortaklar ile sözleşmedeki esaslara göre paylaşılır. - Her semtte bir bakkal vardır. Semtin nasıl, Camisi, okulu, muhtarlığı varsa her semtin bir bakkalı vardır. Bu semtin planlamasında yer almalıdır. Müteahhitler tarafından gerçekleştirilmelidir. Bakkal işletmesini yapacak olan aile semt yöneticisi ile anlaşarak işletmeye başlar. Semtin tüccarları da bellidir. Halka sipariş kredisi verilir. Halk tüccarlara sipariş verir. Mallar bakkala gelir halk bakkaldan bölüşür. Yahut tüccarlar satılacak malları bakkala koyarlar, konsinye satılır. Bakkalı işleten kar zarara karışmaz. Sadece gelen malları satar, payını alır. Krediler bankalar tarafından değil de kooperatifin fertlerinin dayanışma ortaklıkları tarafından verilir. Banklalar sadece kasa hizmetini görürler. Banklalar karar alamazlar. Kuralara göre hareket ederler. Bir semt işletmesini kurmadığınız müddetçe, bu konuları tam olarak ortaya çıkaramayız. Semt kooperatifimizi kurmalıyız. Yüz dairelik bir apartman yapmalıyız. Semti işletmeliyiz. Bunun için her şeyimiz tamamdır. Ama buna inanan girişimcimiz yoktur.





Son Yorumlanan Makaleler
Cengiz Demirci
İşletme hesap düzeni
20.4.2016 4574 Okunma
2 Yorum 22.04.2016 09:03
Cengiz Demirci
Sam'ın Hakem Davası
27.1.2016 7876 Okunma
5 Yorum 07.02.2016 11:43
Cengiz Demirci
Emetün Mümine
15.11.2015 6367 Okunma
8 Yorum 21.11.2015 22:55
Cengiz Demirci
Hakem Olayının Tümegelimle Kurandaki Döngüsü
30.8.2015 5702 Okunma
1 Yorum 30.08.2015 19:28
Cengiz Demirci
Fatih Kanunnameleri
15.8.2015 5838 Okunma
3 Yorum 18.08.2015 12:15
Cengiz Demirci
Helal Gıda
7.6.2015 9560 Okunma
11 Yorum 15.06.2015 14:07
Cengiz Demirci
Süleyman Akdemir'in Erbakan Vakfına Teklifi
4.2.2015 13229 Okunma
21 Yorum 17.02.2015 09:32
Cengiz Demirci
Kutadgu Bilig (Devlet Düzeni)
23.11.2014 4775 Okunma
4 Yorum 24.11.2014 10:31
Cengiz Demirci
Süpermarkete müşteri kredisi faiz ilişkisi
3.7.2014 4665 Okunma
1 Yorum 10.07.2014 17:32
Cengiz Demirci
Girdiler Ortaklıkları
6.2.2014 5317 Okunma
1 Yorum 10.02.2014 20:44
Cengiz Demirci
Para kitabı veresiye satış bölümü
2.2.2013 4471 Okunma
2 Yorum 09.02.2013 23:04
Cengiz Demirci
İlk karzı hasen kooperatifi
3.1.2013 16513 Okunma
25 Yorum 06.02.2013 20:31
Cengiz Demirci
Kul Düzeni ve Köle Düzeni
5.1.2013 4842 Okunma
3 Yorum 30.01.2013 09:33
Cengiz Demirci
Sam Adiyanı hakeme davet ediyorum
10.7.2012 10469 Okunma
34 Yorum 15.01.2013 10:44
Cengiz Demirci
KARAGÜLLE VE AKDEMİRİN YENİ ANAYASA TEKLİFİNE ELE
4.11.2012 4454 Okunma
1 Yorum 04.11.2012 18:33
Cengiz Demirci
Rahman - Mercan - Reyhan
17.10.2012 5072 Okunma
5 Yorum 18.10.2012 10:05
Cengiz Demirci
Meyve ve Hurma ve Nar
13.10.2012 4549 Okunma
1 Yorum 14.10.2012 13:41
Cengiz Demirci
Fetih Sünneti
12.10.2012 4749 Okunma
1 Yorum 12.10.2012 11:18
Cengiz Demirci
KURUCU YASA ÖNERİSİ
30.5.2012 3636 Okunma
1 Yorum 06.06.2012 18:28
Cengiz Demirci
ruh ve evrim
3.5.2012 4198 Okunma
1 Yorum 03.05.2012 07:16
Cengiz Demirci
Örtünme
23.3.2012 3759 Okunma
3 Yorum 23.03.2012 14:10
Cengiz Demirci
Samın namaz makalesine eleştiri
25.2.2012 3379 Okunma
1 Yorum 25.02.2012 09:55
Cengiz Demirci
Karagülle eleştiri: Teşhisin gecikmesi israftır
6.2.2012 3963 Okunma
1 Yorum 07.02.2012 16:05
Cengiz Demirci
Karagülle eleştiri: Tümdenvarım
31.1.2012 3716 Okunma
1 Yorum 02.02.2012 21:09
Cengiz Demirci
Tasavvuf - Arınma
21.2.2010 4857 Okunma
1 Yorum 01.03.2010 13:30