Yasin Kılar (Karar Danışmanı - Mentor)
Tasavvuf Adına Ne Yapmalı? (MESAJLAR'dan Pasajlar)
15.04.2010
11060 Okunma, 2 Yorum

 

 

TASAVVUF ADINA NE YAPMALI?

 

SERIAT VE TASAVVUFUN GERCEGI HAKKINDAKI IZAHLARIMIZDAN SONRA, TASAVVUF ADINA OZEL OLARAK HERHANGI BIR IZAHTA BULUNMAK GEREKTIGINI DUSUNMUYORUM. BILAKIS, KUR’AN VE SUNNETIN DERUNI GERCEGINI, ESAS MAKSADINI YAKALAMAYA CALISMAK VE ONA TABI OLMAK GERCEK ISLAM TASAVVUFUDUR.

 

MUTLAK VE YEGANE GERCEK OLAN TEK BIR SEY VARDIR, ONA DA ALLAHIN MURADINI KAVRAMAYA VE ONA TABI OLMAYA CALISMAKLA ULASILIR! ANCAK IMAN ETMIS OLAN AKILLAR SELIM AKIL OLABILIR AMA IMAN ETMIS OLMAK YETERLI DEGIL, TAKVA SAHIBI OLMAK GEREKLIDIR. “HÜDEN LİL-MÜTTAKÎN” SIRRI BURADA YATAR.

 

SELIM OLAN AKILLARIN VARACAGI YER TEKDIR, O DA ALLAHIN MURADIDIR. AMA NE YAZIK KI, BUTUN AKILLARIN O NOKTAYA VARMASI MUMKUN DEGILDIR! ZIRA, IMAN VE ILIM SAHIBI INSANLARIN BILE BUNDAN (AKL-I SELIM SAHIBI OLMAKTAN) NE KADAR UZAKTA OLDUKLARINI COK DEFALAR MUSAHEDE ETTIK, COK YAKIN DOSTLARIMIZDAN DAHI BUNU GORDUK! BU YUZDEN, ALLAH HUKUKU OLAN ISLAM HUKUKUNA (AMA BUNUN EN SIHHATLI VE MAKUL VERSIYONUNA KI, O DA ZULCENAHEYN OLUNARAK ORTAYA KONULABILIR) INSANLARIN -TAKVA SAHIBI OLANLARI MUSTESNA- COGUNUN VARABILMESI –KANIMCA- PEK MUMKUN GOZUKMEMEKTEDIR. ZATEN DUNYA HAYATININ IMTIHAN OLMASI SIRRI DA BURADA YATMAKTADIR.

 

INSANI EN IYI VE EN GUZEL YETISTIREN SEYLER HAYATIN ICINDE YASADIGI VE BASINA GELEN HADISELERDIR. AYNEN FIKIHTA OLDUGU GIBI, TASAVVUFTA DA, BIZ, HAYATIN ICINDEN TASAVVUFU ESAS ALMISIZDIR. YASADIGIMIZ VE YASAYACAGIMIZ HADISELER VE BUNLARA KARSI ISLAMDAN OGRENEREK TAKINACAGIMIZ TAVIRLARIMIZIN TOPLAMI BIZIM SEYR-I SULUKUMUZU OLUSTURACAKTIR. YANI, YASADIGIMIZ HAYATIMIZ BIZZAT BIZIM SEYR-I SULUKUMUZ OLACAKTIR. RABBIMIZIN HAYATTA ONUMUZE CIKARACAGI HER TURLU HADISEYE KARSI -EDEPLE VE SABIRLA- TAKINACAGIMIZ TAVIRLARIMIZ EGITIMIMIZDE TAKIP EDECEGIMIZ SIRAYI OLUSTURACAK VE BELIRLEYECEKTIR.

 

MESAJLAR’dan

 

 


YorumcuYorum
Mete Firidin
07.04.2010
12:15

(Bir bid’at olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, Biz onlara yazmadık (emretmedik). Ancak Allah’ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu fasık olanlardır.

Büyük Şirk

Büyük şirkte iki çeşittir: açık ve görünür; kapalı ve örtülü.

Açık büyük şirk, Allah’la birlikte bir ilaha -ki bu güneş ve ay gibi bir gök cismi, put ve taş gibi cansız bir varlık, buzağı ve inek gibi bir hayvan, kendilerinin tanrı olduğunu iddia eden veya onlar için bu tür iddiada bulunulan ve bazı insanların da tasdik ettiği -Firavun gibi- ibadet etmektir. Mesih, Meryem oğlu İsa’ya, bizce bilinmeyen cin, şeytan ve melek gibi mahlukata ibadet edenler de bu cümledendir. Çeşitli milletlerde onlara tapan kullar buluna gelmiştir.

Gizli büyük şirk: Bunu çoğu insan bilmez. Ölülere ve makamat sahibi kabirlere dua etmek, onlardan yardım dilemek, hastalara şifa, zorlukların giderilmesi, darda kalanlara yardım elinin uzatılması, düşmana karşı yardım gibi ihtiyaçların giderilmesini onlardan istemektir. Ki bunlara; ancak Allah’ın gücü yeter. Onların zarar ve yarar verdiklerine inanmaları da böyledir. İbnü’l-Kayyım’ın dediği gibi dünya şirkinin aslı budur. Bu şirkin gizli olmasının iki nedeni vardır:

a- İnsanlar yaptıkları bu duayı, yardım dilemeyi ibadet olarak isimlendirmiyorlar. İbadeti sadece rükuya, secdeye, namaz ve oruca hasrediyorlar. Gerçek olan şu ki, daha önce de açıkladığımız üzre, ibadetin ruhu duadır. Bir hadiste şöyle buyurulur: Dua ibadettir.

b- Onlar, bizim kendilerine dua ettiklerimizin, yardım dilediklerimizin bir ilah ya da rab olduklarına inanmıyoruz, diyorlar. Tersine, bizim gibi yaratık olduklarına inanıyoruz, ancak onlar, bizimle Allah arasında aracıdırlar, katında bize şefaat edicidirler, diyorlar.

Bu, Allah’ı (c.c.) bilmemekten dolayıdır. O’nu zorba bir hükümdar, müstebid bir yönetici gibi kendisine ancak aracı ve şefaatçılarla ulaşılabileceğini sanmalarından dolayıdır. Bu, eskiden müşriklerin de kapıldığı bir vehimdir. Tanrı ve putları hakkında şöyle diyorlardı: “Onlara, bizi Allah’a yaklaştırsın diye ibadet ediyoruz” (Zümer, 3) “Onlar, Allah’ı bırakarak kendilerine fayda da zarar da vermeyen putlara ibadet ederler; bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır derler.”(Yunus, 18)Hiç bir zaman tanrılarının ve putlarının yarattığına, rızık verdiğine, dirilttiğine, öldürdüğüne inanmadılar. Allah şöyle buyurur: “Ey Muhammed! And olsun ki, onlara, gökleri ve yeri kim yarattı, diye sorsan, onları güçlü olan, her şeyi bilen yaratmıştır, derler.” (Zuhruf, 9) “De ki, gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir? Allah’tır, diyecekler. O zaman O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız? de. (Yunus, 31).Allah katındaki bu inançlarıyla, Allah’ın göklerin ve yerin yaratıcısı, rızık veren, her şeyi yöneten, dirilten ve öldüren olduğu; putların ise sadece Allah katından şefaatçi ve aracı oldukları inancıyla birlikte; Kur’an onları şirkle nitelendirmiş, müşrik olarak isimlendirmiştir. Şirkten dönünceye, Lailahe illallah deyinceye kadar, öldürülmelerini emretmiştir. Kim bunu derse, İslâm‘ın hakkı dışında kanı ve malı korunmuş olur. Allah Teâlâ, aracı ve şefaatçiden müstağnidir. O, kuluna şah damarından daha yakındır.Şöyle buyurmaktadır: “Kullarım, sana beni sorarlarsa; bilsinler ki, ben onlara yakınım.”(Bakara, 186) “Rabbiniz, bana kulluk edin ki, size karşılığını vereyim, buyurmuştur. ” (Mümin, 60)

Girmek isteyen herkese Allah’ın kapısı açıktır. Ne kapıcısı vardır ne de örtüsü

Ahmet Yücel
20.10.2015
01:26

Haberiniz olsun ki, muhakkak Allah Teâlâ'nın velîleri için bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır. Yûnus 62

Ey o bütün iyman edenler! Allahtan korkun ve sadıklarla beraber olun.    Tevbe 119

"Benim veli kuluma düşmanlık edene ben harp ilan ederim. Kulum Bana, üzerine farz kıldığım şeylerden daha sevimli hiçbir şeyle yaklaşamaz. Kulum farzlardan sonra nafilelerle yaklaşmaya devam ederse ben onu severim. Ben onu sevince de onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı, düşünen aklı ve konuşan dili olurum." (Buhari Rikak 38)
Kudsi hadis

Benim ümmetimin velileri, Ben-i İsrail peygamberleri derecesindedir.  Hadis-i şerif

Her asırda benim ümmetimden sabikun (önde gelenler) vardır ki, bunlara büdela ve sıddıkun ıtlak olunur (söylenir). Haklarındaki inayet ve merhameti ilahiye o kadar boldur ki, sizler o sayede yer ve içersiniz. Yer yüzü halkı için vukuu tasavvur olunan bela ve musibetler onlarla kaldırılır. Hadis-i Şerif
 

Ayet ve hadislerden anlaşıldığı gibi Allah dostları haktır ve kıymetlidir.

Eğer bir tarikatın başında bir Allah dostu varsa, o tarikat şeriattan kıl payı taviz vermez, hak bir tarikattır.

Şeriatın emirleri cisimle yaşanır, abdest, namaz, oruç vb. hep cisimle yaşanır. Tarikat ise ruhadır. Yaşantısını, davranışlarını, ahlakını peygamber ahlakına benzetmeyi hedefler. Zühd, vera, takva, güzel ahlak tarikatta hedeflenen yaşantıdır.

Peygamber efendimiz: ''Hiç kimse ibadetiyle Cennete giremez buyurduklarında, ashap, siz de mi ya Resullallah, diye sordular. Peygamberimiz, evet bende, fakat beni Allah'ın rahmeti kuşatmıştır.' buyurmuşlardır.

Bu anlamda Cennete girmek için Allah'ın rahmetini celb etmek gereklidir, bunun için de ahlak güzelliği, peygamber efendimizin ahlakını örnek alıp yaşamak gereklidir.

İmamı Azam hazretleri, Caferi Sadık hazretlerine bağlandıktan iki sene sonra, ''Son iki senem olmasaydı, bu Numan helak olmuştu.'' sözünü söylemiştir.

Yunus Emre hazretleri de:

''Çokları gittiler mürşit arayı,

Arayanlar buldu derde devayı,

Bin sefer okusan akla karayı,

Bir mürşide varmazsan olmaz.'' diyerek bu yolun önemini vurgulamışlardır.

Ayrıca:

''ŞERİAT TARİKAT YOLDUR VARANA,

HAKİKAT, MARİFET ANDAN İÇERU.'' buyurmuşlardır.


Tarikata karşı çıkanlar: ''Allah ile kul arasına kimse giremez.'' diyorlar.

Böyle yaklaşılırsa, Allah ile kul arasına peygamberler ve getirdikleri kitaplar girmiyor mu, diyenler olacaktır.

Bir mürşitin öğreticiliğine, şeriat ve ahlakı birlikte tavsiye edişine karşı çıkıyorlar.

Bir başka alim, bir şeyler öğrettiğinde, bir mürşit gibi bağlanıyorlar.


Hem mürşitler Allah ile kul arasına girmiş olmuyorlar, senin için gıyabında dua ediyorlar. Annem,babam benim için dua ederken, bir Allah dostu da benim için dua etse kötü mü olur? Allah'ı görmedikleri halde bazı Müslümanların,mürşitlerin Allah ile kul arasına girdiğini söylemeleri abestir.

Mürşitlerden yardımı, himmeti dualarıdır.

''Arşa, kürse, levhe sığmam, mümin kulumun kalbine sığarım.'' buyuruyor. Allah, Allah dostlarının kalbine sığmış ise, Allah dostları Allah'tan bir nefes ayrı değilse, niçin onlardan yardım, dua istemeyelim?

Mehmed Zahid kotku hazretleri: ''Allah'ın dostlarını yaratmasındaki hikmet, ümmetler bunlardan yardım alarak, o melundan korunsunlar diyedir, onlardan yardımlarını istemezsek, kabahat tamamıyla bizim olur.'' buyurmuşlardır.

Tarikattın en önemli nimeti de tevazu, mahviyettir. Benlikten kurtulmaktır. Tüm mahlukatı kendinden üstün görmektir.

''YARATILMIŞI SEVERİZ YARADANDAN ÖTÜRÜ.'' Yunus Emre

Mevlana hazretleri: ''Ben kul oldum, kul oldum, kul oldum. Her kes hür olduğuna sevinir, ben kul olduğuma sevinirim.'' sözünü, Şems hazretlerinin terbiyesinden geçtikten sonra söylemiştir.

Yüksek ilmi olduğu halde, İmamı Azam'a, Mevlana'ya mürşit gerekmiş ise, bugün için Allah dostlarına ve tarikatlara daha çok gerek vardır. Peygamber Efendimiz, İbadetle Cennete girilemeyeceğini vurguladığına göre, Allah'ın rahmetini cezb etmek için nefis terbiyesine, güzel ahlakı yaşamaya gayret etmeye ihtiyacımız vardır.

''Allah'ın ipine sıkı sarılınız.'' ayetinin bir manası da sevgidir. Allah'ı, Habibini, Ashabını, yolunu, bu Hak yola tabi olarak gelen Allah dostlarını sevmek gereklidir. Ashab, peygamber efendimizden canlı canlı gördü ve onda gördüklerini, ahlakını yaşamaya büyük önem verdi.

Bugün de Peygamber efendimizin bir sünnetini bile terk etmeden yaşayan Allah dostlarını görerek, sohbetlerinde bulunarak, onları taklit etmeye çalışmak, kısaca hak bir tarikatı yaşamaya gayret etmek, bazı Müslümanlarca neden İslam dışı olarak vurgulanmak isteniyor? Anlamıyorum, bir anlayan varsa söylesin.





Son Yorumlanan Makaleler
Reşat Nuri Erol
Erbakan 100 Yaşında-2; Kur’an ve Adil Düzen
19.10.2026 415 Okunma
1 Yorum 19.10.2026 12:22
Reşat Nuri Erol
Necmettin Erbakan 100 Yaşında-1; Adil Düzen…
18.10.2026 650 Okunma
1 Yorum 18.10.2026 07:17
Reşat Nuri Erol
‘İnsan Kalmak İçin Bir Çağrı’ya Çare/Çözüm
17.10.2026 713 Okunma
1 Yorum 17.10.2026 09:37
Reşat Nuri Erol
‘Toplumsal çürümeyi kabullenmiyoruz!’- Çare?
16.10.2026 799 Okunma
2 Yorum 16.10.2026 07:41
Reşat Nuri Erol
Kur’an ve ilim 1340. hafta seminer notlarından-4
15.10.2026 787 Okunma
1 Yorum 15.10.2026 08:16
Reşat Nuri Erol
Kur’an ve ilim 1340. hafta seminer notlarından-3
14.10.2026 811 Okunma
1 Yorum 14.10.2026 08:11
Reşat Nuri Erol
Kur’an ve ilim 1340. hafta seminer notlarından-2
13.10.2026 893 Okunma
1 Yorum 13.10.2026 06:18
Reşat Nuri Erol
Kur’an ve ilim 1340. hafta seminer notlarından-1
12.10.2026 902 Okunma
1 Yorum 12.10.2026 07:56
Reşat Nuri Erol
‘Küresel Krize Kur’ani Çözümler’ Sempozyumu
11.10.2026 952 Okunma
1 Yorum 11.10.2026 07:07
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı; ‘Ağızlarıyla iman ettik diyenler’
10.10.2026 1009 Okunma
1 Yorum 10.10.2026 08:23
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı, Adil Düzen ve BüyükAile
9.10.2026 1012 Okunma
1 Yorum 09.10.2026 08:55
Reşat Nuri Erol
Büyük Değişim Semt ve Mahalleden Başlamalı
8.10.2026 1021 Okunma
1 Yorum 08.10.2026 10:13
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen’in şeffaf uygulama ile görünür olması
7.10.2026 1013 Okunma
1 Yorum 07.10.2026 08:57
Lütfi Hocaoğlu
Bilgisayardan Kuran Öğrenmek. Ruhu-l Kuran Projesi
1.08.2009 20782 Okunma
42 Yorum 06.10.2026 21:58
Reşat Nuri Erol
Fon vurgunundan Kur’an nizamı Adil Düzen’e…
6.10.2026 1022 Okunma
1 Yorum 06.10.2026 10:12
Reşat Nuri Erol
Fon Krizinden Daha Güçlü Bir Piyasa Yapısına
5.10.2026 1090 Okunma
1 Yorum 05.10.2026 09:38
Reşat Nuri Erol
Jeoekonomi Enstitüsü’nün Pratik Çözüm Seti
4.10.2026 1103 Okunma
1 Yorum 04.10.2026 10:17
Reşat Nuri Erol
İJE'nin teşhisi: Birbirini güçlendiren dört kriz
3.10.2026 1177 Okunma
1 Yorum 03.10.2026 06:50
Reşat Nuri Erol
Kur’an nizamı, fon vurgunu ve bir çözüm önerisi
2.10.2026 1047 Okunma
1 Yorum 02.10.2026 09:50
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı ve ‘Fon vurgunu’ sistemin iflası
30.09.2026 1199 Okunma
1 Yorum 30.09.2026 10:00
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-280; “Küfürde yarışıyor olanlar”
28.09.2026 1254 Okunma
1 Yorum 28.09.2026 12:40
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-279; “Seni mahzun etmesin…”
27.09.2026 1258 Okunma
1 Yorum 27.09.2026 09:49
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-278; “Yâ eyyühe’r-rasûlü…”
26.09.2026 1139 Okunma
1 Yorum 26.09.2026 07:57
Reşat Nuri Erol
Burhan Özfatura’nın vefatı ve en son köşe yazısı
25.09.2026 1273 Okunma
1 Yorum 25.09.2026 10:54
Reşat Nuri Erol
‘Aşmanın Sanatı’ yani bir şeylerin esiri olmamak
24.09.2026 1210 Okunma
1 Yorum 24.09.2026 07:40
Reşat Nuri Erol
KUR’AN NİZAMININ ÖNGÖRDÜĞÜ TOPLUM
23.09.2026 1284 Okunma
1 Yorum 23.09.2026 12:13
Reşat Nuri Erol
Söz Konusu Bu Üç Model Bize Ne Söylüyor?
22.09.2026 1128 Okunma
1 Yorum 22.09.2026 09:56
Reşat Nuri Erol
İyi İnsan Beklemek Yerine İyi Sistem Kurmak
21.09.2026 1163 Okunma
1 Yorum 21.09.2026 11:45
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen: Para Kadar Mekanizma da Önemli
20.09.2026 1224 Okunma
1 Yorum 20.09.2026 07:32
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen: Ekonomiden Sisteme Üç Yaklaşım
19.09.2026 1372 Okunma
1 Yorum 19.09.2026 08:57
Reşat Nuri Erol
Adil Ekonomik Düzen İstanbul Çalışmaları…
18.09.2026 1327 Okunma
1 Yorum 18.09.2026 07:56
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-4
17.09.2026 1255 Okunma
1 Yorum 17.09.2026 09:08
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-3
16.09.2026 1464 Okunma
1 Yorum 16.09.2026 08:13
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-2
15.09.2026 1301 Okunma
1 Yorum 15.09.2026 10:30
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-1
14.09.2026 1403 Okunma
1 Yorum 14.09.2026 07:29
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-277; Dilin özellikleri vardır...
13.09.2026 1359 Okunma
1 Yorum 13.09.2026 11:28
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-276; ‘Ve Allah her şeye kadirdir’
11.09.2026 1326 Okunma
1 Yorum 11.09.2026 08:59
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-275; “Dilediğini ta’zib eder…”
10.09.2026 1352 Okunma
1 Yorum 10.09.2026 09:57
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-274; “E lem ta’lem?” (Maide 40)
9.09.2026 1423 Okunma
1 Yorum 09.09.2026 07:18
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-273; “Allah gafurdur rahimdir”
8.09.2026 1485 Okunma
1 Yorum 08.09.2026 07:27
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-272; “… sonra kim tövbe ederse”
6.09.2026 1654 Okunma
1 Yorum 06.09.2026 07:05
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-271; “Ve Allah azizdir hakimdir”
5.09.2026 1726 Okunma
1 Yorum 05.09.2026 09:32
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-270; “Cezaen bimâ kesebâ …”
4.09.2026 1406 Okunma
1 Yorum 04.09.2026 09:41
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-269; Hırsız kadın ve hırsız erkek
3.09.2026 1440 Okunma
1 Yorum 03.09.2026 08:22
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-268; ‘Ve’s-sâriku ve’s-sârikatu’
2.09.2026 1440 Okunma
1 Yorum 02.09.2026 08:27
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı(267); Hakem kararlarına uymayan
1.09.2026 1485 Okunma
1 Yorum 01.09.2026 08:36
Reşat Nuri Erol
“İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır…”
31.08.2026 1412 Okunma
1 Yorum 31.08.2026 09:10
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-265; Yeni düzene geçiş nasıl olur?
29.08.2026 1394 Okunma
1 Yorum 29.08.2026 07:42
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-263; “Ve lehüm azabün eliymün”
27.08.2026 1410 Okunma
1 Yorum 27.08.2026 07:01
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-262; Kur’an kâinatın haritasıdır
26.08.2026 1563 Okunma
1 Yorum 26.08.2026 09:04


© 2026 - Akevler