Reşat Nuri Erol
İmam Hatipler, Celaleddin Ökten, Arif Ersoy - 1
20.9.2020
336 Okunma, 11 Yorum

 

İmam Hatipler, Celaleddin Ökten, Arif Ersoy - 1

Vefat eden Prof. Dr. Arif Ersoy’u anıp anlatıyoruz… Arif Ersoy ve bizler, orta ve lise tahsili olarak “İmam Hatip Okulu” mezunuyuz; lise fark derslerini vererek lise ile birlikte ve çoğumuz ayrıca en az iki üniversite mezunuyuz… nereden nereye geldİğİmİz daha iyi anlaşılsın diye bunlar yazılıp anlatılıyor; anlaşılsın ve kadir kıymeti de bilinsin diye…

Celaleddin Ökten’in anlatımıyla da İmam Hatipler meselesini analım…

CELALEDDİN ÖKTEN ANLATIYOR: “İMAM HATİPLER NASIL AÇILDI?”

Ülkemizde 1940'lı yıllarda halkın ağzında dolaşan bir söz vardı, "Bu gidişle cenazelerimizi yıkayacak imam kalmayacak!" Bu söylentide doğruluk payı vardı. Bazı köylerde imam olmadığı ve ölenlerin yıkanıp gömülmesi için yakın köylerden imam gelmesinin beklendiği bilinen bir şeydi. Zaman geçtikçe, bu halin daha kötüleşeceği de belli idi...

"ASIL İMANLARI YIKAYACAK HOCA YOKTU"

Hâlbuki asıl tehlike bu değildi... Cenazenin üzerine bir teneke su atarsın yahut bir havuza bir göle batırırsın yıkarsın... Avam ‘Cenazemizi yıkayacak hoca kalmadı’ der; hocayı, cenaze namazından ibaret bilir! Fakat asıl tehlike şu idi ki milletin imanını yıkayacak, ruhunu yıkayacak, aklını yıkayacak hoca kalmamıştı; kalmayacaktı... Memleketin imanını yıkayan, koruyan, Mustafa Sabri Efendiler, Hamdi Efendiler, Naim Beyler, Akif Beyler, Ferid Beyler, İzmirli İsmail Hakkı Beyler gitmişti... Memleketin imanı gidiyordu. Memleket sade cehaletin değil, ateizmin ve küfrün istilâsına giriyor; küfrün silindiri altında eziliyor, eriyordu...

"TEVFİK İLERİ TALEBEM İDİ"

Celaleddin Ökten anlatmaya devam ediyor… Ne yapıp edip, küfrün kalesinde bir delik açmak için, bir İmam Hatip Okulu'nun açılmasına arkadaşlarla karar verdik... Elimde baston, rahatsız hâlimle trene bindim, Ankara'ya gittim. O günün Maarif Vekili olan Tevfik İleri merhum, talebelerimden idi. Terbiyeli bir talebe idi. Beni unutmamıştı... Daha önce de onun tavassutu ile Başbakan Adnan Menderes'in oğullarına Kur'an-ı Kerîm okutmak, dinî bilgiler öğretmek için beni tayin etmişlerdi. O işin de tek amili Tevfik İleri idi. Adnan Bey'in oğullarının İstanbul'da olduğu günlerde, Hariciye Vekili Fatin Rüştü Zorlu'nun evine gider, çocuklara ders verirdim. Bunu herkes de bilmez. Tevfik İleri ile daha önce konuşmuştum, "Hocam Ankara'ya gelin. Ümit ederim ki, inşallah bu İmam Hatip kararını çıkarırız" demişti.

İMAM HATİP OKULLARI İÇİN NASIL İZİN ALINDI?

Ankara'da bir otelde kaldım. Günler geçiyor, Tevfik İleri'nin verdiği emirler Talim Terbiye Daire'sinden bir türlü çıkmıyor. Bekle bekle, bir ses yok... Tevfik İleri'nin talebem olması, ‘Hocam, Ankara’ya gelin’ demesi, bana güç vermişti. Fakat işin bu kadar zor olacağı, Masonların, dönmelerin, Bakan'ı dahi dinlemeyecekleri hesapta yoktu. Bir ay uzayacağını ise hiç beklemiyordum... Müdür: "Mevzuat, kanunlar müsaade etmiyor. Bunun için Tevhidi Tedrisat Kanunu'nun değişmesi lâzımdır. Bu kanun ile İmam Hatip Mektepleri kapatılmış; o günden bu güne, buna dair bir kanun da çıkmamış... Karar, bizim salahiyetimizin dışındadır. Parlamentodan bir kanun çıkması lâzım. Biz böyle bir izin veremeyiz" diyor, direniyordu...

"PARAM BİTTİ, ÇAY-EKMEK YİYORUM"

Müdür olacak adam, sarı bir herif, yılan gibi bakışları var, beni çok soğuk karşılıyor. Diyebilse, bana "Hoca, defol git!" diyecek... Demedi ama bakışları öyle... Bir ay boyunca, her gittiğimde, bu dönme, beni "Yine mi geldin Hoca! Boşuna yorulma!" diyen bakışlarla karşılıyor. Bir ay Ankara'da süründüm. Çamaşırım kalmadı. Param bitti. Akşamları, otelden aldığım çayla, odamda ekmeği çaya batırıp yemek zorunda kaldım. Artık uykularım kaçıyordu. Hatta bir gece kaşınmaya başladım. "Eyvah, bitlendim mi acaba?" diye korktum, gözlüğümü takıp bakındım... Çünkü temiz çamaşırım kalmamıştı. Girişken bir kimse değilim. Davet eden kimse de yok. Ancak Talim Terbiye Kurulu'na ve Tevfik Bey'e giderim, otele dönerim. Vallahi, Ali Ulvi Bey, bir ay içinde kimseye söylemedim: Oturup beklerken, bacağımın altına mendil koyuyordum. Prostatım var, kaçırıyorum. "Abdeste gideceğim" de diyemiyorum ki; "Ulan, abdestini tutamayan adamın burada ne işi var!" derler mi diye... (DEVAMI VAR)

 

 

 


YorumcuYorum
Reşat Nuri Erol
20.09.2020
10:17

MİLLÎ GAZETE

https://www.milligazete.com.tr/makale/5490093/resat-nuri-erol/imam-hatipler-celaleddin-okten-arif-ersoy-1

İmam Hatipler, Celaleddin Ökten, Arif Ersoy-1

Vefat eden Prof. Dr. Arif Ersoy’u anıp anlatıyoruz… Arif Ersoy ve bizler, orta ve lise tahsili olarak “imam hatip okulu” mezunuyuz; lise fark derslerini vererek lise ile birlikte ve çoğumuz ayrıca en az iki üniversite mezunuyuz… nereden nereye geldiğimiz daha iyi anlaşılsın diye bunlar yazılıp anlatılıyor; anlaşılsın ve kadir kıymeti de bilinsin diye…

Celaleddin Ökten’in anlatımıyla da imam hatipler meselesini analım…

CELALEDDİN ÖKTEN ANLATIYOR: “İMAM HATİPLER NASIL AÇILDI?”

Ülkemizde 1940'lı yıllarda halkın ağzında dolaşan bir söz vardı, "Bu gidişle cenazelerimizi yıkayacak imam kalmayacak!" Bu söylentide doğruluk payı vardı. Bazı köylerde imam olmadığı ve ölenlerin yıkanıp gömülmesi için yakın köylerden imam gelmesinin beklendiği bilinen bir şeydi. Zaman geçtikçe, bu halin daha kötüleşeceği de belli idi...

"ASIL İMANLARI YIKAYACAK HOCA YOKTU"

Hâlbuki asıl tehlike bu değildi... Cenazenin üzerine bir teneke su atarsın yahut bir havuza bir göle batırırsın yıkarsın... Avam, ‘Cenazemizi yıkayacak hoca kalmadı’ der; hocayı, cenaze namazından ibaret bilir! Fakat asıl tehlike şu idi ki milletin imanını yıkayacak, ruhunu yıkayacak, aklını yıkayacak hoca kalmamıştı; kalmayacaktı... Memleketin imanını yıkayan, koruyan, Mustafa Sabri Efendi’ler, Hamdi Efendi’ler, Naim Bey’ler, Akif Bey’ler, Ferid Bey’ler, İzmirli İsmail Hakkı Bey’ler gitmişti... Memleketin imanı gidiyordu. Memleket sade cehaletin değil, ateizmin ve küfrün istilâsına giriyor; küfrün silindiri altında eziliyor, eriyordu...

"TEVFİK İLERİ TALEBEM İDİ"

Celaleddin Ökten anlatmaya devam ediyor… Ne yapıp edip, küfrün kalesinde bir delik açmak için, bir imam hatip okulunun açılmasına arkadaşlarla karar verdik... Elimde baston, rahatsız hâlimle trene bindim, Ankara'ya gittim. O günün Maarif Vekili olan Tevfik İleri merhum, talebelerimden idi. Terbiyeli bir talebe idi. Beni unutmamıştı... Daha önce de onun tavassutu ile Başbakan Adnan Menderes'in oğullarına Kur'an-ı Kerim okutmak, dinî bilgiler öğretmek için beni tayin etmişlerdi. O işin de tek amili Tevfik İleri idi. Adnan Bey'in oğullarının İstanbul'da olduğu günlerde, Hariciye Vekili Fatin Rüştü Zorlu'nun evine gider, çocuklara ders verirdim. Bunu herkes de bilmez. Tevfik İleri ile daha önce konuşmuştum, "Hocam Ankara'ya gelin. Ümit ederim ki, inşallah bu imam hatip kararını çıkarırız" demişti.

İMAM HATİP OKULLARI İÇİN NASIL İZİN ALINDI?

Ankara'da bir otelde kaldım. Günler geçiyor, Tevfik İleri'nin verdiği emirler Talim Terbiye Daire'sinden bir türlü çıkmıyor. Bekle bekle, bir ses yok... Tevfik İleri'nin talebem olması, ‘Hocam, Ankara’ya gelin’ demesi, bana güç vermişti. Fakat işin bu kadar zor olacağı, Masonların, dönmelerin, Bakan'ı dahi dinlemeyecekleri hesapta yoktu. Bir ay uzayacağını ise hiç beklemiyordum... Müdür: "Mevzuat, kanunlar müsaade etmiyor. Bunun için Tevhidi Tedrisat Kanunu'nun değişmesi lâzımdır. Bu kanun ile imam hatip mektepleri kapatılmış; o günden bu güne, buna dair bir kanun da çıkmamış... Karar, bizim salahiyetimizin dışındadır. Parlamentodan bir kanun çıkması lâzım. Biz böyle bir izin veremeyiz" diyor, direniyordu...

"PARAM BİTTİ, ÇAY-EKMEK YİYORUM"

Müdür olacak adam, sarı bir herif, yılan gibi bakışları var, beni çok soğuk karşılıyor. Diyebilse, bana, "Hoca, defol git!" diyecek... Demedi ama bakışları öyle... Bir ay boyunca, her gittiğimde, bu dönme, beni, "Yine mi geldin Hoca! Boşuna yorulma!" diyen bakışlarla karşılıyor. Bir ay Ankara'da süründüm. Çamaşırım kalmadı. Param bitti. Akşamları, otelden aldığım çayla, odamda ekmeği çaya batırıp yemek zorunda kaldım. Artık uykularım kaçıyordu. Hatta bir gece kaşınmaya başladım. "Eyvah, bitlendim mi acaba?" diye korktum, gözlüğümü takıp bakındım... Çünkü temiz çamaşırım kalmamıştı. Girişken bir kimse değilim. Davet eden kimse de yok. Ancak Talim Terbiye Kurulu'na ve Tevfik Bey'e giderim, otele dönerim. Vallahi, Ali Ulvi Bey, bir ay içinde kimseye söylemedim: Oturup beklerken, bacağımın altına mendil koyuyordum. Prostatım var, kaçırıyorum. "Abdeste gideceğim" de diyemiyorum ki; "Ulan, abdestini tutamayan adamın burada ne işi var!" derler mi diye... (DEVAMI VAR.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

YazarReşat Nuri Erol- Mesaj Gönder

20 Eylül 2020



Reşat Nuri Erol
20.09.2020
10:20


1967...1968...1969...AKEVLER 54 YILDIR ÇALIŞIYOR...2018...2019...2020

BİZLER ÇALIŞIYOR VE YENİ İSLÂM MEDENİYETİ’Nİ KURUYORUZ...

SİZLERİ DE ÇALIŞMALARIMIZA DÂVET EDİYORUZ; BUYURUN, BİRLİKTE ÇALIŞALIM...

ADİL DÜZEN 1082

“ADİL DÜZEN” III. BİNYIL MEDENİYETİ PROJESİDİR

“VE BİZE DÜŞEN SADECE MÜBÎN/AÇIK TEBLİĞDİR.” (KUR’AN; Yâsin Sûresi, 36/17)

Haftalık Seminer Dergisi; 1082. Hafta - 19 EYLÜL 2020 - Fiyatı: www.akevler.orga tıklamak!

BU DERGİYİ HER HAFTA OKUTABİLİR.. ÇOĞALTABİLİR.. DAĞITABİLİRSİNİZ...

“ADİL DÜZEN” UYGULAMALARI YAPMAK İÇİN BİZLERE DANIŞABİLİRSİNİZ...

 

*KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİ; 1082. SEMİNER

“HİÇ BİLENLER İLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?”      (KUR’AN; Zümer Sûresi, 39/9)

İ L İ M TALEP ETMEK HER MÜSLÜMANIN ÜZERİNE FARZDIR.”      (Hadis)

Adres: AKEVLER İSTANBUL KOOPERATİFLERİ MERKEZİ,  Zafer Mah. Coşarsu Sk. No: 29 YENİBOSNA / İSTANBUL    Tel: (0212) 452 76 51

Tefsir Seminer Notları Yenibosna’da Cumartesi akşamları okunup tartışılmaktadır.

GAYEMİZ: Bu “SEMİNER NOTLARI”nın İstanbul, Türkiye ve bütün dünyadaOKUNMASI, ANLAŞILMASI VE UYGULANMASI”DIR. - ADİL DÜZEN ÇALIŞANLARI

 

***

 

*“ADİL DÜZEN” DERSLERİ/YORUMLARI

BU HAFTA ÖZEL YORUM YAZILMADI

-DİĞER HAFTALIK YORUMLAR SİTEMİZDE-

Süleyman KARAGÜLLE

 

***

 

*SEBÎLU’R-REŞÂD” / MAKALELER

Arif Ersoy Abi için sır perdesini biraz araladım

İmam Hatipler, Hacıveyiszade Mustafa, Arif Ersoy…

İmam Hatipler, Hacıveyiszade Mustafa, Arif Ersoy-2

İmam Hatipler, Hacıveyiszade Mustafa, Arif Ersoy-3

İmam Hatipler, Hacıveyiszade Mustafa, Arif Ersoy-4

Reşat Nuri EROL

 

***

 

 

 

NEML SÛRESİ- 4. Hafta

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

طس تِلْكَ آيَاتُ الْقُرْآنِ وَكِتَابٍ مُبِينٍ (1) هُدًى وَبُشْرَى لِلْمُؤْمِنِينَ (2) الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ بِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ (3) إِنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمْ أَعْمَالَهُمْ فَهُمْ يَعْمَهُونَ (4) أُولَئِكَ الَّذِينَ لَهُمْ سُوءُ الْعَذَابِ وَهُمْ فِي الْآخِرَةِ هُمُ الْأَخْسَرُونَ (5) وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى الْقُرْآنَ الْعَذَابِ مِنْ لَدُنْ حَكِيمٍ عَلِيمٍ (6) إِذْ قَالَ مُوسَى لِأَهْلِهِ إِنِّي آنَسْتُ نَارًا سَآتِيكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ آتِيكُمْ بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ (7) فَلَمَّا جَاءَهَا نُودِيَ أَنْ بُورِكَ مَنْ فِي النَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَا وَسُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ (8) يَامُوسَى إِنَّهُ أَنَا اللَّهُ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ (9) وَأَلْقِ عَصَاكَ فَلَمَّا رَآهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَانٌّ وَلَّى مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْ يَامُوسَى لَا تَخَفْ إِنِّي لَا يَخَافُ لَدَيَّ الْمُرْسَلُونَ (10) إِلَّا مَنْ ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْنًا بَعْدَ سُوءٍ فَإِنِّي غَفُورٌ رَحِيمٌ (11) وَأَدْخِلْ يَدَكَ فِي جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَاءَ مِنْ غَيْرِ سُوءٍ فِي تِسْعِ آيَاتٍ إِلَى فِرْعَوْنَ وَقَوْمِهِ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقِينَ (12) فَلَمَّا جَاءَتْهُمْ آيَاتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا هَذَا سِحْرٌ مُبِينٌ (13) وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَيْقَنَتْهَا أَنْفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدِينَ (14)

***

 

وَلَقَدْ آتَيْنَا دَاوُدَ وَسُلَيْمَانَ عِلْمًا وَقَالَا الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي فَضَّلَنَا عَلَى كَثِيرٍ مِنْ عِبَادِهِ الْمُؤْمِنِينَ (15) وَوَرِثَ سُلَيْمَانُ دَاوُدَ وَقَالَ يَاأَيُّهَا النَّاسُ عُلِّمْنَا مَنْطِقَ الطَّيْرِ وَأُوتِينَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍ إِنَّ هَذَا لَهُوَ الْفَضْلُ الْمُبِينُ (16) وَحُشِرَ لِسُلَيْمَانَ جُنُودُهُ مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ وَالطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ (17) حَتَّى إِذَا أَتَوْا عَلَى وَادِ النَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَاأَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَانُ وَجُنُودُهُ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ (18) فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَدْخِلْنِي بِرَحْمَتِكَ فِي عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ (19)

 

15) Yücelik Davud ve Süleyman’a ilim verdik. İnanmış kullarının çoğundan bizi üste koymuş Allah’ındır

16) Süleyman Davud’un yerini aldı. Ey kimseler dedi bize kuşdili öğretildi. Bize her nesne verildi. Açıklayan üstünlük budur.

17) Süleyman’a cinlerden, kişilerden, kuşlardan onun ordusu toplandı. Düzen içinde yürüyorlardı.

Karıncalar göbeğine gelinceye dek. Bir karınca ey karıncalar Süleyman’ın ordusu tarafından çiğnenmemeniz için yuvalarınıza girin. Onlar şuur etmiyorlar.

18) Sözüne gülerek gülümsedi de yetiştiricim dedi. Beni düzgün yürüt. Bana ve ana babama verdiğin varlığı karşılayayım. Senin seveceğin uygun işleri işleyeyim de. Yaşatmanla uygun işler yapanların içine sok.

 

وَلَقَدْ آتَيْنَا دَاوُدَ وَسُلَيْمَانَ عِلْمًا وَقَالَا الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي فَضَّلَنَا عَلَى كَثِيرٍ مِنْ عِبَادِهِ الْمُؤْمِنِينَ (15)

Davud ve Süleyman’a ilim verdik. İkisi “değer güvenmiş kullarından çoğu üzerine bizi üste koymuş Allah’ındır” dediler. (15)


 ...


DEVAMI VE TAMAMI

"SEMİNERLER"de...




Reşat Nuri Erol
20.09.2020
10:32


İlim İrfan Saati

TVNET PROGRAMLARI
 19 EYLÜL 2020 CUMARTESİ
Konuklar: Osman Nuri Kapaktepe ve Reşat Nuri Erol

https://www.tvnet.com.tr/ilim-irfan-saati




Reşat Nuri Erol
20.09.2020
10:34




Reşat Nuri Erol
20.09.2020
10:35


ttp://islammedeniyetivakfi.com/  



İSLAM MEDENİYETİ dergimiz yeni/den yayımlandı...

(HAKEMLİ AKADEMİK DERGİ olarak yayımlandı)

Dergiye yukarıdaki linklerden ulaşabilirsiniz... 
Tüm istediklerinize ulaştırabilirsiniz...
Selam ve sağlık dualarımızla...
İslam Medeniyeti Vakfı
Başkan Reşat EROL 

(Vakıf başkanının sunumu derginin 14-15. sayfalarındadır.) 

***

Not:

Bu çalışmamızı da daima değerlendirebilirsiniz; 

(İSLAM MEDENİYETİ VAKFI - KUR'AN'I ANLAMA USULÜ ÇALIŞMALARI)

https://www.youtube.com/channel/UCFo3tKrGvXdcWpcpSXwpLfg


KUR'AN ÜZERİNDE ÇALIŞMANIN 

DAHA DA DEĞERLENDİĞİ GÜNLERDEYİZ...

ALLAH, KUR'ANI ANLAMA USULÜ ÜZERİNDE ÇALIŞMAYI VE

GEREĞİNİ YAPMAYI YANİ UYGULAMAYI CÜMLEMİZE NASİP EYLESİN...



Reşat Nuri Erol
20.09.2020
10:39