Süleyman Karagülle
Koronavirüs bahanesiyle intihara gidiliyor!
13.04.2020
6398 Okunma, 4 Yorum

Köyümde hayvanlar beslenir. Bunların içinde bir çift öküz vardır ve 360 gün diğer ineklerle diğer hayvanlarla beraber beslenirler.

Bütün bu hayvanlar bizim Artvin Borçka’daki köyümüzün şartlarında ancak 4 ay dışarıda otlarlar, 8 ay ahırda beslenirler, yazın köylülerimizin kuruttukları ot ve yaprakları yerler. Köylüler, kurutulan gıdalar besin olarak yetmediği için ormana giderler. İki üç metre kalınlığındaki karı eşeleyip kaldırırlar, karayemiş ve mercan otu yeşil yapraklarını toplarlar. Sonra yarım saatlik mesafeden sırtlarıyla getirip yedirirler.

Bu kadar zahmetle beslenen bir çift öküzün tek marifeti tarlaların sürülmesidir ve başka hiçbir işte kullanılmazlar.

*

İlkbahar ekim zamanıdır.

Bu zaman 2 hafta veya 3 hafta sürer. Bu tarihten erken ekin ekemezsiniz çünkü tarlalar çamurdur. Öküzler sapanı çekemezler. Geç kalınırsa bu sefer tarlalar kurur ve yine sürülemez. 15 gün için 365 gün öküzlere hizmet edilir.

Günü geldiğinde ailelerin eğer öküzü yoksa tarla sürülmemiş kalır ve o yıl ekin ekmemiş olurlar. Başka gelirleri de olmadığı için aç kalırlar.

Kimse öküzünü başkasına kullandırmaz veya kullandıramaz.

Çünkü o kısa zaman süresinde ancak kendisine yeter.

*

Şimdi siz virüs (koronavirüs) sebebiyle bugünlerde dışarıya çıkmayı yasaklarsanız, insanların iş yapmalarını engellerseniz, özellikle çiftçilerin tarım yapmasına mani olursanız, insanları ölüme terk etmiş olursunuz.

Eğer bunu bir köye yaparsanız, diğer köyler o köye yardım eder de yaşarlar.

Ama bütün köylerde bu yasağı uygularsanız, ihracat ve ithalat da yoksa bir yıl içinde bir milletin topluca intihar etmesine sebep olmuş olursunuz.

*

Bugün Sermaye koronavirüs ile bu işi yapmaktadır.

Nisan ayındayız ve bütün Anadolu’da bir yıllık üretim bu aylarda planlanır.

Dünyada da çok farklı olduğunu sanmıyorum.

Eskiden bir kimse tarlasını ekmediği zaman kendisi aç kalıyordu.

Şimdi ise tarlayı ekmeyenlerle beraber tüm insanlar aç kalmaktadır.

Bu şekildeki uygulamalarla veya sözde tedbirlerle insanlık intihar etmektedir.

*

Bir bakanlık herhangi bir konuda başarısız olunca hükümet başarısızlığı o bakana fatura eder ve onu görevden alır.

Böylece halk yeni bakanlarla yeni çareler aramaya başlar ve başarıya ulaşılır.

Virüste uygulanan yanlış siyaset sebebiyle Türkiye ölüme gitmektedir.

Yalova’da hatta yaşadığım beldede virüs hastalığı görülmediği halde bizim işlerimiz aksamaktadır. Alınan tedbirler de hiçbir işe yaramamaktadır.

*

Bugün virüsle iki bakan savaşmaktadır.

Bu bakanlar virüsü önleyemedikleri gibi Türk ekonomisi de felç olmuştur.

İçişleri Bakanı ve Sağlık Bakanı istifa etmelidir.

Bunların siyasetinden başka siyaseti takip edecek bakanlar gelmelidir.

Belki bu bakanların gitmesiyle virüsten daha çok ölü verebiliriz ama gelecek yıllarda çatışmaların hatta toplu intiharların önüne geçmiş oluruz.

*

Savaşı düşünün; savaşta insanlar ölür.

İnsanlar ölecek diye içinde bulunduğumuz savaştan kaçamayız.

Kaçarsak düşman gelir hepimizi öldürür.

Virüsten korkup tarlayı ekmezsek açlıktan hepimiz perişan oluruz hatta ölürüz.

*

Bu muhakememde bir eksiklik veya sakatlık var mıdır?

92 yaşındayım, olabilir, belki yanlış düşünmüş olabilirim.

Eğer öyle değilse, bunamamışsam, bir yaşlınız olarak size tavsiye ediyorum.

Muhterem iki bakana tavsiye ediyorum: ‘Şimdilik başarısızız, görevlerimize ara veriyoruz’ deyip hem kendilerini hem de milleti kurtarsınlar hatta Dünyayı kurtarsınlar.

 

SÜLEYMAN KARAGÜLLE

Yay. Haz.: R. N. Erol, S. Akdemir, Ece Ferah

 


YorumcuYorum
Turgay Çoruhlu
14.04.2020
01:05

Yalova’da hatta yaşadığım beldede virüs hastalığı görülmediği halde bizim işlerimiz aksamaktadır. 

Çınarçık ve Teşvikiye'de vakalar var. Sahil kesiminde köyiçine göre daha fazla vaka var. Tüm ülkede yoğun bakım üniteleri dolu iken ve başka hastalar kabul edilmezken sokağa çıkma yasağına karşı çıkmanın doğru olmadığı kanaatindeyim. Bu önlemin doğru olmadığının bilimsel kanıt(lar)ı varsa bunu savunabiliriz. Hasta olduğu halde karantinaya girmek yerine Rize ye memleketine giden, havaalanında karantinaya girmemek için polisle çatışan hacılar gibi aklını kullan-a-mayanların çokça olduğu ülkemizde tüm dünyanın takip ettiği yöntemlerin dışına çıkmak göz göre göre ölüme davetiye çıkarmaktır.

Hüseyin Kayahan
14.04.2020
11:06

SALGINLAR ve PROJEKSİYONLAR

Bu salgın, dünyanın gördüğü ne ilk salgın ne de son salgın olacak. Ne yapılması, nasıl yapılması konusunda her kafadan bir ses çıkıyor, her devlet başka taktiklere baş vuruyor. Hiç tedbir almayanından, her türlü kısıtlamayı uygulayana kadar yelpaze epey geniş. En doğrusunu kim biliyor? Daha doğrusu en doğru var mıdır? Bu felsefenin de, ilmin de konusu olan, doğru nedir, nasıldır sorusudur. Tek doğru var mıdır yoksa doğruya mümkün olduğu kadar yakın olan birden çok yol mu vardır?

İlimde kesinlik, kat’iyet yoktur, her şey belli bir tolerans ihitva eder. Yani ilmimiz, eski tabiirle “zannîdir”. En optimum çözüm aranır. Fizibiliteler bunun için yapılır.

Şimdi ne yapmak lazımdır? Herkes Bakanlara, Cumhurbaşkanına, iktidara, muhalefete, halka kızıyor, bağırıyor, çağırıyor. Sorarsanız sadece kendisininki doğru.

Bizim için tek doğru vardır; o da, “icma”dır. Üzerinde icma olmamış her fikir sadece görüştür/içtihattır. Bunun dışında doğru yoktur. Velev ki, 4x2=4 olsun. Dördün doğru olduğu ne hesap makinesinin göstermesiyle ne ölçüyle ne tartıyla iddia edilebilir. Dördün doğru sonuç olduğu; üzerinde tüm matematikçilerin ittifakı yani icması ile bilinir. Doğrunun başka miyarı, ölçüsü, başka otoritesi, başka uzmanı yoktur. Öyleyse bu virüs konusundaki tüm görüşler de öyledir. Tüm teklifler görüştür, doğruya yakındır ama kesin doğru o değildir. Ne zaman tüm ilim adamları alınacak tedbirler konusunda aynı görüşe gelirler, o zaman o görüş doğru görüş olur.

Dr. Lütfi Hocaoğlu’ndan (kendisi de bu virüse yakalanmış ve tedavi olarak atlatmıştır) öğrendiğim bir kural var. Böyle virüsler ve mikroplar topluluğun en az üçte ikisine (2/3, %70) bulaşmadıkça salgın durmazmış. Bu %70’lik grup, hastalığı ya hiç farkına varmadan, ya ayakta hafif bir şekilde ya klinikte normal ya yatakta ya da yoğun bakımda geçirecek ve bağışık hale gelecektir. Bu arada elbette kayıplar da verilecektir. Bu kadar yüksek bir orana ulaşıldıktan sonra konaklayacağı yer bulamadığından virüs ortadan çekilecektir. Bundan sonra mevsimsel hastalıklar sınıfına girecek ve her sene belli insanları enfekte edecek ve onlar da basit tedavilerle atlatacaktır.

 Şimdi biz ne yapmalıyız? Şöyle ir projeksiyon yapmalıyız. Türkiye nüfusu 80 milyondur. Bunun %70’i yaklaşık 60 milyon demektir. Biz bu bulaşma ve bağışıklık (iyileşme) oluşturma süresini 1 yıl olarak planlayabilir miyiz? Bunu nasıl bileceğiz? Her ay 6 milyon insan enfekte olsa; bunların üçte biri ayakta geçirecektir, üçte biri evinde iyileşse, üçte birin üçte ikisi klinik odalarında iyileşse, kalanlar da yoğun bakım hastası olsa bu mümkün olur mu? Ortama tedavi ve iyileşme süresinin de 15 gün olduğunu kabul edelim. Bu projeksiyonda kliniğe yatması geren insan sayısı 2 milyon olduğuna göre, ayda iki kere dolup boşalacağını öngördüğümüze göre bize 1 milyon klinik yatağı gerekecektir. Yoğun bakım gerekecek hasta sayısı da bunun yarısı, yani 250.000 yatak olur. Bu kadar yoğun bakım ve klinik yatağımız, bunlara yetecek tıbbî personelimiz yoktur. Öyleyse ilk aklımıza gelen, çözüm bu virüsü 2 yıl içinde topluluğa yaymak olur. O zaman yoğun bakım yatak ihtiyacımız 125.000’e, klinik yatak ihtiyacımız da 500.000’e iner. Bu biraz daha makul gibi değil mi? İki yıl içinde de kapasitelerimizi sürekli arttırma imkanımız vardır.

İşte yapılması gereken buna benzer bir düzenlemedir. Ne %100 sokağa çıkma yasağı ne hiçbir tedbir almama çözümdür. Hiç tedbir almazsanız, ani bir hasta patlaması olur ve yatak yeter ne ilaç yeter ne de doktor. Katı bir izolasyon ve dışarı çıkmama halinde de tüm iş hayatı durur, hiçbir ürün üretilemez. Belki gıda stoklarımız bir müddet yeter ama sonrası toplu açlıktan ve yetersiz beslenmeden doğacak diğer hastalıklarda ölüm demektir.

Matematiği bilenler, tıbbı ve tarımı bilenler, gelin kafa veriniz ve ortak bir projeksiyon ortaya çıkarınız. İşte o bizim topluluğumuzun bugünkü doğrusu olur.

Saygılarımla.

H. Kayahan

Reşat Nuri Erol
14.04.2020
14:34


SABAH TURGAY ÇORUHLU'NUN YORUMUNU OKUMUŞTUM...

AZ ÖNCE HÜSEYİN KAYAHAN'IN BUGÜNKÜ YAZISINI OKUMASINI TAVSİYE ETMEYİ DÜŞÜNDÜM VE BUNU YAZAYIM DEDİM;

MEĞER HÜSEYİN KAYAHAN YAZIYI BURAYA YORUM OLARAK KOYMUŞ...

AKIL İÇİN YOL BİR İMİŞ DERLER ATALAR...

SELAM VE DUA...

REŞAD


Ece Ferah
29.04.2020
02:01

Tebrik ederim Hüseyin Kayahan yorumunuz cok yerinde olmuş. Burada sunduğunuz çözüm de çok yerindedir.

Emeğinize sağlık, fikrinize sağlık...  





Son Yorumlanan Makaleler
Reşat Nuri Erol
KUR’AN NİZAMININ ÖNGÖRDÜĞÜ TOPLUM
23.09.2026 356 Okunma
1 Yorum 23.09.2026 12:13
Reşat Nuri Erol
Söz Konusu Bu Üç Model Bize Ne Söylüyor?
22.09.2026 631 Okunma
1 Yorum 22.09.2026 09:56
Reşat Nuri Erol
İyi İnsan Beklemek Yerine İyi Sistem Kurmak
21.09.2026 707 Okunma
1 Yorum 21.09.2026 11:45
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen: Para Kadar Mekanizma da Önemli
20.09.2026 765 Okunma
1 Yorum 20.09.2026 07:32
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen: Ekonomiden Sisteme Üç Yaklaşım
19.09.2026 919 Okunma
1 Yorum 19.09.2026 08:57
Reşat Nuri Erol
Adil Ekonomik Düzen İstanbul Çalışmaları…
18.09.2026 927 Okunma
1 Yorum 18.09.2026 07:56
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-4
17.09.2026 881 Okunma
1 Yorum 17.09.2026 09:08
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-3
16.09.2026 1091 Okunma
1 Yorum 16.09.2026 08:13
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-2
15.09.2026 924 Okunma
1 Yorum 15.09.2026 10:30
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-1
14.09.2026 1036 Okunma
1 Yorum 14.09.2026 07:29
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-277; Dilin özellikleri vardır...
13.09.2026 1099 Okunma
1 Yorum 13.09.2026 11:28
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-276; ‘Ve Allah her şeye kadirdir’
11.09.2026 1077 Okunma
1 Yorum 11.09.2026 08:59
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-275; “Dilediğini ta’zib eder…”
10.09.2026 1140 Okunma
1 Yorum 10.09.2026 09:57
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-274; “E lem ta’lem?” (Maide 40)
9.09.2026 1132 Okunma
1 Yorum 09.09.2026 07:18
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-273; “Allah gafurdur rahimdir”
8.09.2026 1209 Okunma
1 Yorum 08.09.2026 07:27
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-272; “… sonra kim tövbe ederse”
6.09.2026 1443 Okunma
1 Yorum 06.09.2026 07:05
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-271; “Ve Allah azizdir hakimdir”
5.09.2026 1506 Okunma
1 Yorum 05.09.2026 09:32
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-270; “Cezaen bimâ kesebâ …”
4.09.2026 1238 Okunma
1 Yorum 04.09.2026 09:41
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-269; Hırsız kadın ve hırsız erkek
3.09.2026 1225 Okunma
1 Yorum 03.09.2026 08:22
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-268; ‘Ve’s-sâriku ve’s-sârikatu’
2.09.2026 1237 Okunma
1 Yorum 02.09.2026 08:27
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı(267); Hakem kararlarına uymayan
1.09.2026 1207 Okunma
1 Yorum 01.09.2026 08:36
Reşat Nuri Erol
“İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır…”
31.08.2026 1227 Okunma
1 Yorum 31.08.2026 09:10
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-265; Yeni düzene geçiş nasıl olur?
29.08.2026 1161 Okunma
1 Yorum 29.08.2026 07:42
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-263; “Ve lehüm azabün eliymün”
27.08.2026 1217 Okunma
1 Yorum 27.08.2026 07:01
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-262; Kur’an kâinatın haritasıdır
26.08.2026 1329 Okunma
1 Yorum 26.08.2026 09:04
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-261; “Küfretmiş olan kimseler”
25.08.2026 1275 Okunma
1 Yorum 25.08.2026 09:39
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-260; Adil Düzen’de refah
24.08.2026 1515 Okunma
1 Yorum 24.08.2026 06:58
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-259; Adil devlet düzeni budur
23.08.2026 1378 Okunma
1 Yorum 23.08.2026 10:05
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-258; Topluluğa nasıl ulaşılacak?
22.08.2026 1251 Okunma
1 Yorum 22.08.2026 09:30
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet-257; Allah’a ittika ediniz…
21.08.2026 1265 Okunma
1 Yorum 21.08.2026 11:26
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet-256; ey iman edenler
20.08.2026 1343 Okunma
1 Yorum 20.08.2026 07:37
Reşat Nuri Erol
Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme… - 4
19.08.2026 1301 Okunma
1 Yorum 19.08.2026 07:22
Reşat Nuri Erol
Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme… - 3
18.08.2026 1440 Okunma
1 Yorum 18.08.2026 07:12
Reşat Nuri Erol
Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme… - 2
17.08.2026 1603 Okunma
1 Yorum 17.08.2026 08:46
Reşat Nuri Erol
Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme… - 1
16.08.2026 1677 Okunma
1 Yorum 16.08.2026 06:16
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet-255; müdahale sorunu
15.08.2026 1221 Okunma
1 Yorum 15.08.2026 09:48
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet-254; medya sorunu ve çare
14.08.2026 1698 Okunma
1 Yorum 14.08.2026 07:47
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet-253; yargı ve terör sorunu
13.08.2026 1488 Okunma
1 Yorum 13.08.2026 09:30
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet-252; karşılıksız para sorunu
12.08.2026 1426 Okunma
1 Yorum 12.08.2026 07:14
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet-251; borç ve tarım sorunu
11.08.2026 1328 Okunma
1 Yorum 11.08.2026 07:10
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet-250; işsizlik sorunu çözümü
8.08.2026 1332 Okunma
1 Yorum 08.08.2026 07:30
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet-249; yeni devlet düzeni
7.08.2026 1415 Okunma
1 Yorum 07.08.2026 07:31
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet-248; sorunların ana sebebi
6.08.2026 1447 Okunma
1 Yorum 06.08.2026 07:14
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni-247; ne yapmalıyız?
5.08.2026 1404 Okunma
1 Yorum 05.08.2026 10:35
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 246
4.08.2026 1449 Okunma
1 Yorum 04.08.2026 09:02
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 245
3.08.2026 1510 Okunma
1 Yorum 03.08.2026 10:53
Osman Aydın
SILA – İnsanın Kendine Dönüş Yolculuğu - 3
1.08.2026 395 Okunma
1 Yorum 02.08.2026 09:45
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 244
2.08.2026 1477 Okunma
1 Yorum 02.08.2026 07:50
Reşat Nuri Erol
Düzeni doğru kur ve koru, kendini denetle… - 2
1.08.2026 1429 Okunma
1 Yorum 01.08.2026 09:48
Hüseyin Bağdatlı
OKULLARDA NAMAZ HASSASİYETİNDEKİ USUL HATASI
29.07.2026 693 Okunma
1 Yorum 31.07.2026 22:16


© 2026 - Akevler