Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Yumuşak gücümüz kayboldu… Kudüs kayboluyor
7.02.2020
4658 Okunma, 0 Yorum

 

Yumuşak gücümüz kayboldu… Kudüs de kayboluyor… Vakıf kavramına kıymayı da başardık ya…

 

Mehmet Tekelioğlu

mtekeli35@gmail.com

 

Türkiye’de son zamanlarda cereyan eden hadiselerin ve tartışmaların birbirinden kopuk olmadığını anlamamız ve adımlarımızı ona göre atmamız gerekiyor. Filistin meselesi, Ensar Vakfı dolayısıyla ortaya çıkan tartışmalar, Şehir Üniversitesine ve Bilim ve Sanat Vakfına layık görülen muamele, hatta Suriye sorununun aldığı veçhe birbirlerinden bağımsız değil. Hepsi aynı anlayışlar yüzünden içinden çıkılmaz hale geliyor.

Filistin meselesinde esip gürlemek serbest… Ne işe yarıyor bu bağırış çağırışlar diye sormak tehlikeli. “Kudüs kırmızı çizgimizdir” demenin bir anlamı olması için önce bazı müeyyideleri uygulayabilecek güce sahip olmak gerekiyor. Türkiye’nin şu haliyle böyle bir gücü yok. Dünyadaki diğer Müslüman ülkeleri bir takım müeyyideler uygulamak üzere harekete geçirme potansiyeli de yok. Diğer ülkelerin de zaten kendi aralarında bir birlik yok. Yeni Şafak’tan Taha Kılınç’ın 1 Şubat tarihli yazısından öğreniyoruz ki Rabıta, Mekke’de geniş katılımlı bir toplantı düzenliyor ve Libya’ya müdahalesi sebebiyle yayınlanan Sonuç Bildirgesinde Türkiye kınanıyor.

Türkiye yumuşak gücü önemsemez hale gelince sözünün gücü de azalıyor. Yumuşak güce sahip olmak için önce iç barışı sağlamak gerekiyor. Kürt meselesini halledemediğimiz için Suriye işinde her gün daha da büyük zorluklar yaşıyoruz. Demokrasimizi bütün kural ve kurumlarıyla güçlendirip hem Müslüman ülkeler hem batı dünyası karşısında itibarımızı zirveye çıkarmak varken tam tersi bir yol tutturduk. Bugün Rusya ile yaşadığımız sıkıntıları AB üyesi olsak ve arkamızda güçlü bir destekle Putin karşısına çıksak yaşar mıydık? En azından elimiz daha güçlü olmaz mıydı?

Neredeyse bütün Arap dünyasını karşımıza alarak mı İslam Dünyasının potansiyelini İsrail ve Amerika’ya karşı harekete geçireceğiz? Dikkat etmek gerekir ki hadise yalnızca Suriye ve Libya politikalarının doğru başlamış olsa bile şimdilerde yanlış sürdürülüşünden ibaret değil… Onunla at başı yürüyen içerdeki yanlış siyaset anlayışını da hesaba katmak gerekiyor. Bir korku atmosferidir hâkim etrafa ve hakikatleri dile getirmek kolay olmuyor. Küçük sohbet halkalarında konuşulanların agoraya çıkamayışı bir sorun… Tartışamayan bir Türkiye meselelerini halledemez…

Yumuşak güce sahip olmak için ekonominin de sağlam temellere oturması gerekiyor. Bir türlü katma değeri yüksek üretim zincirini oluşturamadık. Hala inşaat esası üzerinden yürüyoruz, önceliklerimizi belirlemekte rasyonalite geri planda kalıyor. Onun için de varsa yoksa Kanal İstanbul diyoruz. Kanal İstanbul Türkiye’nin öncelikler sıralamasında nereye oturuyor, bunu akıllı uslu bilimsel temeller üzerinden açıklayan yok. Tasarrufları ve sermaye birikimi yetersiz bir ülkeyiz biz. Bu durumda dış sermayeye muhtacız. Onun da gelmesi için hukuki güvenceye ihtiyaç var. Açıkça yargıya talimat verdiğini söyleyen bir siyasal liderlik varken hukuki güvenceden bahsetmek biraz tuhaf kaçıyor diyeceklere sözüm yok… Yabancı bankalardan kredi arayan iş adamlarının ‘yatırım için Türkiye’yi değil başka bir ülkeyi seçin’ teklifine maruz kalmaları acı değil mi?

Ensar Vakfının eski başkanlarından rahmetli Ahmet Şişman benim de eski arkadaşlarımdandı. Onunla vefatından bir süre önce Saraybosna’da beraber olmuş, tepelerden şehri seyretmiş, şehitlere Fatiha okumuştuk. Başkent Gazın sahipleri olan Torun ailesiyle Ahmet Şişman’ın bizim talebelik yıllarımıza dayanan bir dostluğu vardı. Beyazıt’taki Platin Kahvehanesiydi buluşma noktası… Torun ailesinin Ensar Vakfına ilgisi buradan mı geliyor, yoksa Torunlara Ensar Vakfına Kızılay üzerinden bağış yapması başka bir takım mahfillerin mi arzusu, bunu tam bilmiyorum. Ama hem Kızılay hem Ensar Vakfı için hoş olmayan bir algıya yol açıldığı çok açık. Vergi işlerine aklım ermez, ancak bu konulardan anlayan birisine “niçin Başkent Gaz doğrudan Ensar Vakfına yapmıyor da bağışı, Kızılay araya giriyor” diye sordum. Bana “doğrudan Ensar Vakfına yapılan bağış halinde ancak bağışın %5’lik kısım vergiden muaf oluyor, oysa Kızılay kanalıyla yapıldığında bağışın tamamı vergiden muaf oluyor” diye bir açıklama getirdiler. Bunda bir tuhaflık seziyorum ama devletimizin işlerine akıl ermez deyip çıkıyorum işin içinden. Bu arada da yeni bir kavramla tanışmış olduk: Vergiden kaçınmak… O halde bana getirilen izahta bir eksiklik yok diyebiliriz.

Yeri gelmişken sivil toplum kuruluşlarındaki kayıt dışılığa da temas etmek gerekiyor.

Demokratik bir toplumun en önemli vasıflarındandır şeffaflık… Bir de hesap verebilir olmak… Ben son zamanlarda gerek belediyelerden yardım alan vakıf ve derneklerin, gerek son çalkantılarda adı geçen sivil toplum kuruluşlarının internet sitelerinde yaptığım gezintilerde gelir-gider tablosu, denetim raporları namına pek bir şey görmedim. Bu konuya daha önce de başka bir vesileyle temas etmiş ve şöyle yazmıştım: “Hangi sivil toplum kuruluşu, topladığı bağışın ne kadarını nerelere dağıtıyor, ne kadarını genel hizmetlere ayırıyor, hiç değilse yüzde olarak, bilen var mı?” 

Hesap vermekten hoşlanmıyor muhafazakâr camia. Hatta yalnız muhafazakâr camia değil nerdeyse bütün toplum hoşlanmıyor bundan. Yalnız İHH Vakfını sanırım hariç tutmam gerekiyor. Onların sitesinde benim anlamakta zorlanacağım türden bilgiler var. Keşke toplanan yardımların ne kadarını genel hizmet olarak kullanıyorlar, onu da görebilseydim. Ensar Vakfı’nın internet sitesinde bu türden hiçbir bilgiye rastlamıyorsunuz. 

Belediyelerle ilişkisi dolayısıyla gündeme gelen diğer vakıf ve derneklerde de benzer bir hal söz konusu. Belediyelerle olan ilişkilerine dair bir kamuoyu açıklaması var bazılarının sitelerinde. Demokratik kurallara uymayı sadece partilerden ve yönetimlerden beklemek olmaz, toplum bir bütün olarak içselleştirmeli demokrasiyi.

Kayıt dışılıkta, şimdi FETÖ diye anılan anlayışın dernek ve vakıflarının eline kimse su dökemez. Himmet diye topladıkları menkul ve gayrimenkulleri nereye harcadılar, kimlere dağıttılar, bu paralarla hayır mı şer mi işlediler, bilinmiyor. Ne kendileri bu konuda bir açıklamaya gerek gördüler ne de bunu açıklamaları yönünde bağışçılardan ve toplumdan bir talep ve baskı geldi.

Bir zamanlar Batıda bir yardım kuruluşunun bilançolarını şeffaf bir şekilde açıkladıktan sonra topladığı yardımların önemli ölçüde arttığını okumuştum.

Bir konuya daha değinmek istiyorum. Bende mi yanlış bir algı var acaba, birçok vakıf veren el değil alan el durumuna girmiş. Oysa bizim bildiğimiz Vakıf kavramı, kendi gelirini temin etmek için başkasına el açmayan bir mana ile mücehhezdir. Vakıflar kurulurken gelir kaynakları ile ilgili bir takım şartlar olduğunu biliyorum ama demek ki pratikte çalışmıyor. Kamu kaynaklarına göz dikmek vakıf kavramının bizdeki kudsi manası ile açıkça çelişiyor. Bu kaynaklardan mahrum kalmamak için kendi eski ve sadık mensuplarını, özür dilerim biraz kaba olacak ama açıkça satmak gibi davranışlara şahit olmadık mı? Haram yemeyin diyenlerin bu tür hak yemelerini nereye koymalı, bilmem ki…

Türkiye’de zaten sivil toplum kuruluşlarının soluk alabileceği bir ortam yok, sesler gitgide kısılıyor. Tartışamayan, tartışmaktan korkan bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz. Ben sadece siyasal tartışmalardan söz etmiyorum. Eğitim politikalarını, para politikalarını, makro ve mikro ekonomi politikalarını tartışmak cesaret istiyor. Ekonomideki sıkıntıları dile getirebilen bir işadamları derneği biliyor musunuz mesela?  Varlıkları enflasyon ve yükselen dövizle gün be gün azalanlardan bile ses çıkmıyor, çıkamıyor…  

Şehir Üniversitesi ile Bilim ve Sanat Vakfına layık görülen muameleyi hiç değilse içine sindiremediğini söyleyebilen bir başka Vakıf Üniversitesine ya da bu üniversitelerde çalışanların toplu bir itirazına şahit olan var mı?

Değerlerimizi korumak ve üstüne titremek gerekiyor…  

 

 

 

 






Son Eklenen Makaleler
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-270; “Cezaen bimâ kesebâ …”
4.09.2026 721 Okunma
1 Yorum 04.09.2026 09:41
Osman Aydın
BİRLİKTE YÜRÜNEN BİR YOL
3.09.2026 33 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-269; Hırsız kadın ve hırsız erkek
3.09.2026 813 Okunma
1 Yorum 03.09.2026 08:22
Hüseyin Bağdatlı
30 AĞUSTOS 2026 TOPLANTIMIZDAN NOTLAR
2.09.2026 105 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Rereading the Sacred Texts
2.09.2026 77 Okunma
Bahaeddin Sağlam
A Short History of Knowledge and the Sciences
2.09.2026 76 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-268; ‘Ve’s-sâriku ve’s-sârikatu’
2.09.2026 865 Okunma
1 Yorum 02.09.2026 08:27
Hüseyin Bağdatlı
İNANAN HERKES SON GÜLLE OLMALI
1.09.2026 123 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı(267); Hakem kararlarına uymayan
1.09.2026 864 Okunma
1 Yorum 01.09.2026 08:36
ZEKİ ALTUBOĞA
MAFÊN KURDAN YÊN HATÎ WINDAKIRIN Û SERDEMA SERHILDANAN
31.08.2026 92 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 9: MODELA ENTEGRASYONA SIYASÎ, HIQÛQÎ Û ÇARÇOVEYA
31.08.2026 85 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 8: MÎNANÎNÊN DÎJÎTAL, TEKNOLOJÎ Û ENTEGRASYONA DÎJ
31.08.2026 94 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 7: ENTEGRASYONA REFAHÂ CIVAKÎ, EKOLOJÎ Û MODELA
31.08.2026 80 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 6: BÎNASAZIYA SAZUMANÎ Û MODELA PÊKANÎNÊ YA NAHIYE
31.08.2026 92 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 5: ANALÎZA SWOT Û STRATEJÎYÊN RÊVEBERIYE (YÖNETİŞİ
31.08.2026 90 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 4: ALTERNATÎFA TEORÎK Û STRUKTURAL – MODELA BIRYAR
31.08.2026 88 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 3: ENCAMÊN TEORÎK Û PRATÎK YÊN ŞAŞIYÊN SÎSTEMÎK 3
31.08.2026 101 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 2: ŞAŞIYÊN KARGÊRÎ YÊN PERGALÊ DI ASTA GERDÛNÎ Û H
31.08.2026 94 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
CUREYÊ BIRYAR HILDANÊ BEŞA 1: PÊŞEK Û BÎNASAZIYA PIRSK
31.08.2026 94 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Ji Rêveberiya Du-Serî Berev Bi Desthilatiya Herêmî: Di
31.08.2026 99 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Çift Başlı Bürokrasiden Yerinden Yönetime Kamu Yönetimi
31.08.2026 95 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
CURREYÊN BIRYARAN Tahlîla Sosyolojîk, Hiqûqî û Rêxist
31.08.2026 89 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Cûreyên Biryaran ​Di “Sîstema Quranê” de biryara piranî
31.08.2026 107 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Dillerin Ayet Oluşu ve Kent Diliyle Eğitim: Adil Düzen’
31.08.2026 98 Okunma
Osman Aydın
GÖRÜNEN BAHÇE, GÖRÜLMESİ GEREKEN ORTAKLIK
31.08.2026 94 Okunma
Reşat Nuri Erol
“İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır…”
31.08.2026 997 Okunma
1 Yorum 31.08.2026 09:10
Özer Ataç
YENİ (den) ORTA ÇAĞ - 15
30.08.2026 1242 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-266; Adil Düzen’e nasıl geçilir?
30.08.2026 973 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-265; Yeni düzene geçiş nasıl olur?
29.08.2026 910 Okunma
1 Yorum 29.08.2026 07:42
Hüseyin Bağdatlı
TAŞERON ERDOĞAN
28.08.2026 255 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-264; “Ateşten çıkmak isterler…”
28.08.2026 951 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
BİN YIL UYUTULDUK
27.08.2026 189 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-263; “Ve lehüm azabün eliymün”
27.08.2026 1014 Okunma
1 Yorum 27.08.2026 07:01
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-262; Kur’an kâinatın haritasıdır
26.08.2026 1068 Okunma
1 Yorum 26.08.2026 09:04
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-261; “Küfretmiş olan kimseler”
25.08.2026 1073 Okunma
1 Yorum 25.08.2026 09:39
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-260; Adil Düzen’de refah
24.08.2026 1222 Okunma
1 Yorum 24.08.2026 06:58
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-259; Adil devlet düzeni budur
23.08.2026 1132 Okunma
1 Yorum 23.08.2026 10:05
Osman Aydın
30 AĞUSTOS DAVETİNDE GÖRÜNENİN ARDINDA NE VAR?
22.08.2026 248 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
İSRAİL TÜRKİYE Yİ TEHDİT ETMİŞ
22.08.2026 336 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-258; Topluluğa nasıl ulaşılacak?
22.08.2026 1059 Okunma
1 Yorum 22.08.2026 09:30
Hüseyin Bağdatlı
UÇURUMUN KENARI
21.08.2026 252 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet-257; Allah’a ittika ediniz…
21.08.2026 1127 Okunma
1 Yorum 21.08.2026 11:26
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet-256; ey iman edenler
20.08.2026 1190 Okunma
1 Yorum 20.08.2026 07:37
Hüseyin Bağdatlı
ADİL SÖMÜRÜLÜYORUZ
19.08.2026 285 Okunma
Reşat Nuri Erol
Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme… - 4
19.08.2026 1149 Okunma
1 Yorum 19.08.2026 07:22
Özer Ataç
YENİ (den) ORTA ÇAĞ - 14
18.08.2026 1047 Okunma
Reşat Nuri Erol
Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme… - 3
18.08.2026 1242 Okunma
1 Yorum 18.08.2026 07:12
Hüseyin Bağdatlı
ÇARK DÖNMÜYOR ALİHAN
17.08.2026 279 Okunma
Reşat Nuri Erol
Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme… - 2
17.08.2026 1427 Okunma
1 Yorum 17.08.2026 08:46
Reşat Nuri Erol
Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme… - 1
16.08.2026 1439 Okunma
1 Yorum 16.08.2026 06:16


© 2026 - Akevler