Reşat Nuri Erol
Sayın Erdoğan; vakıflara dokunmak hayırlı değil…-2
24.01.2020
4306 Okunma, 3 Yorum

 

Sayın Erdoğan; vakıflara dokunmak hayırlı değil…-2

(‘FAİZ ile geçen nice yıllar, TOKİ-Diyanet ve…’ konusunda yazmaya devam edeceğim ama dün/bugün, bence çok önemli bir gelişme oldu, sonunda ‘bir vakfa bile kayyım atandı’! Konu ve yapılan hata o kadar önemli ki; ‘hukuk ve şeriat bilen herkes’ bunu çok iyi bilir! Aslında ‘Şehir Üniversitesi’ ve ‘VAKIFLAR’ konusunda yazacaklarım o kadar çok ki! Ama her iki konuda da dolaylı olarak da olsa ‘taraf’ olduğum için susma yani yazmama hakkımı kullanıyor ve şimdilik yazamıyorum. Çünkü Şehir Üniversitesi’nde okuyan evladım var yani orada veliyim. Vakıf meselesine gelince; kendim bir vakfın (İslam Medeniyeti Vakfı) başkanı olduğum için bu konuda da -dolaylı olarak da olsa- ‘taraf’ sayılırım. Vakıf konusunu da ‘özel’ olarak BSV merkezli olmak üzere yazmayacağım ama gerekirse ‘genel’ olarak yazarım. Şimdilik sadece bugünkü yazının başlığında Vakıflara dokunmak hayırlı değildir diyen Fehmi Koru’nun yazdıklarıyla iktifa ediyorum ve sizi o yazı ile baş başa bırakıyorum…)

Vakıf bİzİm kültürümüzün ürünüdür

Her şeyden önce kültürümüzün ürettiği ve başka ülkelere de örnek olmuş ‘vakıf’ geleneğini  zedeleyecek bir tasarruf bu.

Vakıf bize özgü bir kurumdur. Şimdilerde başta ABD olmak üzere pek çok Batı ülkesinde ölümlerinden sonra da hayırla yad edilmek isteyen kişilerin servetlerinden bir bölümünü ayırarak oluşturdukları vakıflar, Osmanlı’da yaygın hale gelmesinden sonra dikkat çekince, taklit yoluyla Batı’ya geçmişti.

Bu kurumun özelliği kurucusuyla ilişkisinin kıyamete kadar korunacağı kabulüdür.

‘Siyaseten katl’ uygulaması sebebiyle devlet adamlarının makbul iken kolayca maktul hale gelebildiği dönemlerde, aile fertlerini koruma ve kollama amacına da yaradığı için yaygın biçimde kullanılmıştı vakıflar. Tarihimizde, kurucusunun siyasette en kötü muameleye uğratıldığı ortamlarda bile, onun kurduğu vakfa dokunulmamıştır.

Ayasofya konusu ne zaman tartışma ortamına girse, aralarında onunla ilgili olanın da bulunduğu Fatih Sultan Mehmet’in kurduğu vakıflar üzerinden vakıfların dokunulmazlığı gündeme getirilmiş, vakfa dokunmanın, onu kurucusunun amacına aykırı muameleye maruz bırakmanın, ‘tağyir ve tebdil’ etmenin bedduayı hak edeceği hatırlatılmıştır.

Şimdi yapılan, vakıf statüsünde olan BSV’nin kuruluş maksadına aykırı bir tasarruftur.

Durumdan vazİfe çıkaranlar mı var?

İnsanın olduğu her yerde sorun da çıkar, ihtilaf da yaşanır, birlikte yola çıkanların farklı istikametlere doğru evrilmeleri de mümkündür. Dünün dostları, yakın arkadaşları bugünün hasımları haline dönüşebilir.

Geçmişte o durumda olanların kelleleri bile vaktiyle birlikte oldukları güç sahipleri tarafından alınabiliyordu. Bugün çok şükür öyle bir durum söz konusu olmuyor.

Kellelere dokunulmuyor, ancak hoş kaçmayan başka yanlışlıklara başvurulabiliyor.

Oysa her durumda gözetilmesi gereken ölçü adaletli davranmaktır. Birilerine duyulan husumetin o insanlara karşı adaletsiz davranmayı getirmemesi beklenir. Vaktiyle aynı siyasi yolda birlikte yürümüş olanlar, herhangi bir sebeple uzak kulvarlara savrularak birbirlerinden uzaklaşmış iseler, aralarındaki sorunu siyaset alanı içerisinde kalarak çözmelidirler.

Bu yazdıklarımı, konunun ne kadar hassas olduğunu, Şehir Üniversitesi ve BSV konusunda kararlar alanlar en az benim kadar bilirler.  

Zaten yazıya ‘sürpriz’ sözcüğünü birkaç kez tekrarlayarak girmemin sebebi de bu durum.

Neleri yapmaya ve neleri yapmamaya mezun olduklarını pekâlâ bilen insanların bu tür bir cezalandırma yoluna başvurmaları için kullanılabilecek tek sözcük ‘sürpriz’ olabilir çünkü.

Tabii bu, ölçülerden habersiz veya haberli olsa bile yakın göründükleri iktidar cenahına zarar vermeyi kafaya koymuş birilerinin durumdan vazife çıkartarak yanlış olduğunu bile bile uygulamaya koydukları bir tasarruf değilse…

Hatırlatırım: Vakıflara dokunulamaz.

Not: Konu gerçekten çok önemli ve sadece Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı değil, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak istisnasız herkesi doğrudan ilgilendiriyor; dikkat!

 

 

 


YorumcuYorum
Reşat Nuri Erol
24.01.2020
07:39

MİLLÎ GAZETE

Sayın Erdoğan; vakıflara dokunmak hayırlı değil…-2

(‘FAİZ ile geçen nice yıllar, TOKİ-Diyanet ve…’ konusunda yazmaya devam edeceğim ama dün/bugün, bence çok önemli bir gelişme oldu, sonunda ‘bir vakfa bile kayyım atandı’! Konu ve yapılan hata o kadar önemli ki; ‘hukuk ve şeriat bilen herkes’ bunu çok iyi bilir! Aslında ‘Şehir Üniversitesi’ ve ‘VAKIFLAR’ konusunda yazacaklarım o kadar çok ki! Ama her iki konuda da dolaylı olarak da olsa ‘taraf’ olduğum için susma yani yazmama hakkımı kullanıyor ve şimdilik yazamıyorum. Çünkü Şehir Üniversitesi’nde okuyan evladım var yani orada veliyim. Vakıf meselesine gelince; kendim bir vakfın (İslam Medeniyeti Vakfı) başkanı olduğum için bu konuda da -dolaylı olarak da olsa- ‘taraf’ sayılırım. Vakıf konusunu da ‘özel’ olarak BSV merkezli olmak üzere yazmayacağım ama gerekirse ‘genel’ olarak yazarım. Şimdilik sadece bugünkü yazının başlığında “Vakıflara dokunmak hayırlı değildir” diyen Fehmi Koru’nun yazdıklarıyla iktifa ediyorum ve sizi o yazı ile baş başa bırakıyorum…)

“Vakıf bizim kültürümüzün ürünüdür

Her şeyden önce kültürümüzün ürettiği ve başka ülkelere de örnek olmuş ‘vakıf’ geleneğini  zedeleyecek bir tasarruf bu.

Vakıf bize özgü bir kurumdur. Şimdilerde başta ABD olmak üzere pek çok Batı ülkesinde ölümlerinden sonra da hayırla yâd edilmek isteyen kişilerin servetlerinden bir bölümünü ayırarak oluşturdukları vakıflar, Osmanlı’da yaygın hale gelmesinden sonra dikkat çekince, taklit yoluyla Batı’ya geçmişti.

Bu kurumun özelliği kurucusuyla ilişkisinin kıyamete kadar korunacağı kabulüdür.

‘Siyaseten katl’ uygulaması sebebiyle devlet adamlarının makbul iken kolayca maktul hale gelebildiği dönemlerde, aile fertlerini koruma ve kollama amacına da yaradığı için yaygın biçimde kullanılmıştı vakıflar. Tarihimizde, kurucusunun siyasette en kötü muameleye uğratıldığı ortamlarda bile, onun kurduğu vakfa dokunulmamıştır.

Ayasofya konusu ne zaman tartışma ortamına girse, aralarında onunla ilgili olanın da bulunduğu Fatih Sultan Mehmet’in kurduğu vakıflar üzerinden vakıfların dokunulmazlığı gündeme getirilmiş, vakfa dokunmanın, onu kurucusunun amacına aykırı muameleye maruz bırakmanın, ‘tağyir ve tebdil’ etmenin bedduayı hak edeceği hatırlatılmıştır.

Şimdi yapılan, vakıf statüsünde olan BSV’nin kuruluş maksadına aykırı bir tasarruftur.

Durumdan vazife çıkaranlar mı var?

İnsanın olduğu her yerde sorun da çıkar, ihtilaf da yaşanır, birlikte yola çıkanların farklı istikametlere doğru evrilmeleri de mümkündür. Dünün dostları, yakın arkadaşları bugünün hasımları haline dönüşebilir.

Geçmişte o durumda olanların kelleleri bile vaktiyle birlikte oldukları güç sahipleri tarafından alınabiliyordu. Bugün çok şükür öyle bir durum söz konusu olmuyor.

Kellelere dokunulmuyor, ancak hoş kaçmayan başka yanlışlıklara başvurulabiliyor.

Oysa her durumda gözetilmesi gereken ölçü adaletli davranmaktır. Birilerine duyulan husumetin o insanlara karşı adaletsiz davranmayı getirmemesi beklenir. Vaktiyle aynı siyasi yolda birlikte yürümüş olanlar, herhangi bir sebeple uzak kulvarlara savrularak birbirlerinden uzaklaşmış iseler, aralarındaki sorunu siyaset alanı içerisinde kalarak çözmelidirler.

Bu yazdıklarımı, konunun ne kadar hassas olduğunu, Şehir Üniversitesi ve BSV konusunda kararlar alanlar en az benim kadar bilirler. Zaten yazıya ‘sürpriz’ sözcüğünü birkaç kez tekrarlayarak girmemin sebebi de bu durum. Neleri yapmaya ve neleri yapmamaya mezun olduklarını pekâlâ bilen insanların bu tür bir cezalandırma yoluna başvurmaları için kullanılabilecek tek sözcük ‘sürpriz’ olabilir çünkü.

Tabii bu, ölçülerden habersiz veya haberli olsa bile yakın göründükleri iktidar cenahına zarar vermeyi kafaya koymuş birilerinin durumdan vazife çıkartarak yanlış olduğunu bile bile uygulamaya koydukları bir tasarruf değilse…

Hatırlatırım: Vakıflara dokunulamaz.”

Not: Konu gerçekten çok önemli ve sadece Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı değil, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak istisnasız herkesi doğrudan ilgilendiriyor; dikkat!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

YazarReşat Nuri Erol- Mesaj Gönder

24 Ocak 2020
Reşat Nuri Erol
24.01.2020
07:40
www.milligazete.com.tr › yazar › resat-nuri-erol

Reşat Nuri Erol - Milli Gazete

FAİZ ile geçen nice yıllar, TOKİ-Diyanet ve…-8. 22.01.20 - “2019 da bitti, hayırlısıyla 2020 başladı” dedim; geçmiş 10-20 yıl, gelecek 10 yıllar var; geçen 100 yıl ...
www.biyografya.com › biyografi

Reşat Nuri Erol - Biyografya

Reşat Nuri Erol. Araştırmacı, Yazar. Doğum. 00 Şubat, 1950 · Kosova. Eğitim. Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Riyad Üniversitesi Arap Dili ...

En çok okunan haberler

Sayın Erdoğan; vakıflara dokunmak hayırlı değil…-1
Milli Gazete·1 gün önce
"REŞAT NURİ EROL" için diğer sonuçlar

Web sonuçları

www.gazeteoku.com › resat-nuri-erol › tumyazilari

Reşat Nuri Erol Yazıları | Milli Gazete - Gazete Oku

18 Oca 2019 - Reşat Nuri Erol ait köşe yazılarını buradan takip edin.
qoshe.com › yazar › resat-nuri-erol

Reşat Nuri Erol köşe yazıları - QOSHE

FAİZ ile geçen nice yıllar, TOKİ-Diyanet ve…-8. “2019 da bitti, hayırlısıyla 2020 başladı” dedim; geçmiş 10-20 yıl, gelecek 10 yıllar var; geçen 100 yıl - gelecek ...

qoshe.com/yazar/resat-nuri-erol/5363

Reşat Nuri Erol
25.01.2020
07:12


1967...1968...1969...AKEVLER 54 YILDIR ÇALIŞIYOR...2018...2019...2020

BİZLER ÇALIŞIYOR VE YENİ İSLÂM MEDENİYETİ’Nİ KURUYORUZ...

SİZLERİ DE ÇALIŞMALARIMIZA DÂVET EDİYORUZ; BUYURUN, BİRLİKTE ÇALIŞALIM...

ADİL DÜZEN 1047

“ADİL DÜZEN” III. BİNYIL MEDENİYETİ PROJESİDİR

“VE BİZE DÜŞEN SADECE MÜBÎN/AÇIK TEBLİĞDİR.” (KUR’AN; Yâsin Sûresi, 36/17)

Haftalık Seminer Dergisi; 1047. Hafta - 18 OCAK 2020 - Fiyatı: www.akevler.orga tıklamak!

BU DERGİYİ HER HAFTA OKUTABİLİR.. ÇOĞALTABİLİR.. DAĞITABİLİRSİNİZ...

“ADİL DÜZEN” UYGULAMALARI YAPMAK İÇİN BİZLERE DANIŞABİLİRSİNİZ...

*KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİ; 1047. SEMİNER

“HİÇ BİLENLER İLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?” (KUR’AN; Zümer Sûresi, 39/9)

İ L İ M TALEP ETMEK HER MÜSLÜMANIN ÜZERİNE FARZDIR.” (Hadis)

AdresAKEVLER İSTANBUL KOOPERATİFLERİ MERKEZİ, Zafer Mah. Coşarsu Sk. No: 29 YENİBOSNA / İSTANBUL Tel: (0212) 452 76 51

Tefsir Seminer Notları Yenibosna’da Cumartesi akşamları okunup tartışılmaktadır.

GAYEMİZ: Bu “SEMİNER NOTLARI”nın İstanbul, Türkiye ve bütün dünyada “OKUNMASIANLAŞILMASI VE UYGULANMASI”DIR. - ADİL DÜZEN ÇALIŞANLARI

***

*“ADİL DÜZEN” DERSLERİ/YORUMLARI

İRAN VE TÜRKİYE NE YAPMALI?

Süleyman KARAGÜLLE

***

*SEBÎLU’R-REŞÂD” / MAKALELER

FAİZ ile geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek - 1

FAİZ ile geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek - 2

FAİZ ile geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek - 3

FAİZ ile geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek - 4

MILLÎ GAZETE ile geçen yıllar ve gelecek… -5

FAİZ ile geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek - 6

Reşat Nuri EROL

***

NUR SÛRESİ- 16. Hafta

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

سُورَةٌ أَنْزَلْنَاهَا وَفَرَضْنَاهَا وَأَنْزَلْنَا فِيهَا آيَاتٍ بَيِّنَاتٍ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ (1) الزَّانِيَةُ وَالزَّانِي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا مِائَةَ جَلْدَةٍ وَلَا تَأْخُذْكُمْ بِهِمَا رَأْفَةٌ فِي دِينِ اللَّهِ إِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَائِفَةٌ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ (2) الزَّانِي لَا يَنْكِحُ إِلَّا زَانِيَةً أَوْ مُشْرِكَةً وَالزَّانِيَةُ لَا يَنْكِحُهَا إِلَّا زَانٍ أَوْ مُشْرِكٌ وَحُرِّمَ ذَلِكَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ (3) وَالَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَأْتُوا بِأَرْبَعَةِ شُهَدَاءَ فَاجْلِدُوهُمْ ثَمَانِينَ جَلْدَةً وَلَا تَقْبَلُوا لَهُمْ شَهَادَةً أَبَدًا وَأُولَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ (4) إِلَّا الَّذِينَ تَابُوا مِنْ بَعْدِ ذَلِكَ وَأَصْلَحُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ (5) وَالَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ شُهَدَاءُ إِلَّا أَنْفُسُهُمْ فَشَهَادَةُ أَحَدِهِمْ أَرْبَعُ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِقِينَ (6) وَالْخَامِسَةُ أَنَّ لَعْنَةَ اللَّهِ عَلَيْهِ إِنْ كَانَ مِنَ الْكَاذِبِينَ (7) وَيَدْرَأُ عَنْهَا الْعَذَابَ أَنْ تَشْهَدَ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الْكَاذِبِينَ (8) وَالْخَامِسَةَ أَنَّ غَضَبَ اللَّهِ عَلَيْهَا إِنْ كَانَ مِنَ الصَّادِقِينَ (9) وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ وَأَنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ حَكِيمٌ (10) إِنَّ الَّذِينَ جَاءُوا بِالْإِفْكِ عُصْبَةٌ مِنْكُمْ لَا تَحْسَبُوهُ شَرًّا لَكُمْ بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَكُمْ لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ مَا اكْتَسَبَ مِنَ الْإِثْمِ وَالَّذِي تَوَلَّى كِبْرَهُ مِنْهُمْ لَهُ عَذَابٌ عَظِيمٌ (11) لَوْلَا إِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ الْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بِأَنْفُسِهِمْ خَيْرًا وَقَالُوا هَذَا إِفْكٌ مُبِينٌ (12) لَوْلَا جَاءُوا عَلَيْهِ بِأَرْبَعَةِ شُهَدَاءَ فَإِذْ لَمْ يَأْتُوا بِالشُّهَدَاءِ فَأُولَئِكَ عِنْدَ اللَّهِ هُمُ الْكَاذِبُونَ (13) وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ لَمَسَّكُمْ فِي مَا أَفَضْتُمْ فِيهِ عَذَابٌ عَظِيمٌ (14) إِذْ تَلَقَّوْنَهُ بِأَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِأَفْوَاهِكُمْ مَا لَيْسَ لَكُمْ بِهِ عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُ هَيِّنًا وَهُوَ عِنْدَ اللَّهِ عَظِيمٌ (15) وَلَوْلَا إِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُمْ مَا يَكُونُ لَنَا أَنْ نَتَكَلَّمَ بِهَذَا سُبْحَانَكَ هَذَا بُهْتَانٌ عَظِيمٌ (16) يَعِظُكُمُ اللَّهُ أَنْ تَعُودُوا لِمِثْلِهِ أَبَدًا إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ (17) وَيُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ (18) إِنَّ الَّذِينَ يُحِبُّونَ أَنْ تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ (19) وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ وَأَنَّ اللَّهَ رَءُوفٌ رَحِيمٌ (20) يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ وَمَنْ يَتَّبِعْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ فَإِنَّهُ يَأْمُرُ بِالْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَلَوْلَا فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ مَا زَكَا مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ أَبَدًا وَلَكِنَّ اللَّهَ يُزَكِّي مَنْ يَشَاءُ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ (21) وَلَا يَأْتَلِ أُولُو الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ أَنْ يُؤْتُوا أُولِي الْقُرْبَى وَالْمَسَاكِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُوا أَلَا تُحِبُّونَ أَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ (22) إِنَّ الَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ (23) يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ أَلْسِنَتُهُمْ وَأَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ (24) يَوْمَئِذٍ يُوَفِّيهِمُ اللَّهُ دِينَهُمُ الْحَقَّ وَيَعْلَمُونَ أَنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَقُّ الْمُبِينُ (25) الْخَبِيثَاتُ لِلْخَبِيثِينَ وَالْخَبِيثُونَ لِلْخَبِيثَاتِ وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّبِينَ وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِ أُولَئِكَ مُبَرَّءُونَ مِمَّا يَقُولُونَ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ (26) يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلَى أَهْلِهَا ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ (27) فَإِنْ لَمْ تَجِدُوا فِيهَا أَحَدًا فَلَا تَدْخُلُوهَا حَتَّى يُؤْذَنَ لَكُمْ وَإِنْ قِيلَ لَكُمُ ارْجِعُوا فَارْجِعُوا هُوَ أَزْكَى لَكُمْ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ (28) لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَنْ تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ مَسْكُونَةٍ فِيهَا مَتَاعٌ لَكُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ (29) قُلْ لِلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ذَلِكَ أَزْكَى لَهُمْ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ (30) وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ آبَاءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي إِخْوَانِهِنَّ أَوْ بَنِي أَخَوَاتِهِنَّ أَوْ نِسَائِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُنَّ أَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ أُولِي الْإِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ أَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلَى عَوْرَاتِ النِّسَاءِ وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِنْ زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ (31) وَأَنْكِحُوا الْأَيَامَى مِنْكُمْ وَالصَّالِحِينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَإِمَائِكُمْ إِنْ يَكُونُوا فُقَرَاءَ يُغْنِهِمُ اللَّهُ مِنْ فَضْلِهِ وَاللَّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ (32) وَلْيَسْتَعْفِفِ الَّذِينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا حَتَّى يُغْنِيَهُمُ اللَّهُ مِنْ فَضْلِهِ وَالَّذِينَ يَبْتَغُونَ الْكِتَابَ مِمَّا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ فَكَاتِبُوهُمْ إِنْ عَلِمْتُمْ فِيهِمْ خَيْرًا وَآتُوهُمْ مِنْ مَالِ اللَّهِ الَّذِي آتَاكُمْ وَلَا تُكْرِهُوا فَتَيَاتِكُمْ عَلَى الْبِغَاءِ إِنْ أَرَدْنَ تَحَصُّنًا لِتَبْتَغُوا عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَمَنْ يُكْرِهْهُنَّ فَإِنَّ اللَّهَ مِنْ بَعْدِ إِكْرَاهِهِنَّ غَفُورٌ رَحِيمٌ (33) وَلَقَدْ أَنْزَلْنَا إِلَيْكُمْ آيَاتٍ مُبَيِّنَاتٍ وَمَثَلًا مِنَ الَّذِينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلِكُمْ وَمَوْعِظَةً لِلْمُتَّقِينَ (34) اللَّهُ نُورُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ مَثَلُ نُورِهِ كَمِشْكَاةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ الْمِصْبَاحُ فِي زُجَاجَةٍ الزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ نُورٌ عَلَى نُورٍ يَهْدِي اللَّهُ لِنُورِهِ مَنْ يَشَاءُ وَيَضْرِبُ اللَّهُ الْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ (35) فِي بُيُوتٍ أَذِنَ اللَّهُ أَنْ تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ فِيهَا اسْمُهُ يُسَبِّحُ لَهُ فِيهَا بِالْغُدُوِّ وَالْآصَالِ (36) رِجَالٌ لَا تُلْهِيهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللَّهِ وَإِقَامِ الصَّلَاةِ وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ فِيهِ الْقُلُوبُ وَالْأَبْصَارُ (37) لِيَجْزِيَهُمُ اللَّهُ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَيَزِيدَهُمْ مِنْ فَضْلِهِ وَاللَّهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ (38) وَالَّذِينَ كَفَرُوا أَعْمَالُهُمْ كَسَرَابٍ بِقِيعَةٍ يَحْسَبُهُ الظَّمْآنُ مَاءً حَتَّى إِذَا جَاءَهُ لَمْ يَجِدْهُ شَيْئًا وَوَجَدَ اللَّهَ عِنْدَهُ فَوَفَّاهُ حِسَابَهُ وَاللَّهُ سَرِيعُ الْحِسَابِ (39) أَوْ كَظُلُمَاتٍ فِي بَحْرٍ لُجِّيٍّ يَغْشَاهُ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِهِ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِهِ سَحَابٌ ظُلُمَاتٌ بَعْضُهَا فَوْقَ بَعْضٍ إِذَا أَخْرَجَ يَدَهُ لَمْ يَكَدْ يَرَاهَا وَمَنْ لَمْ يَجْعَلِ اللَّهُ لَهُ نُورًا فَمَا لَهُ مِنْ نُورٍ (40) أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَنْ فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالطَّيْرُ صَافَّاتٍ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْبِيحَهُ وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ (41) وَلِلَّهِ مُلْكُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَإِلَى اللَّهِ الْمَصِيرُ (42) أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُزْجِي سَحَابًا ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُ ثُمَّ يَجْعَلُهُ رُكَامًا فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِهِ وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَاءِ مِنْ جِبَالٍ فِيهَا مِنْ بَرَدٍ فَيُصِيبُ بِهِ مَنْ يَشَاءُ وَيَصْرِفُهُ عَنْ مَنْ يَشَاءُ يَكَادُ سَنَا بَرْقِهِ يَذْهَبُ بِالْأَبْصَارِ (43) يُقَلِّبُ اللَّهُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَعِبْرَةً لِأُولِي الْأَبْصَارِ (44) وَاللَّهُ خَلَقَ كُلَّ دَابَّةٍ مِنْ مَاءٍ فَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى بَطْنِهِ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى رِجْلَيْنِ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْشِي عَلَى أَرْبَعٍ يَخْلُقُ اللَّهُ مَا يَشَاءُ إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (45) لَقَدْ أَنْزَلْنَا آيَاتٍ مُبَيِّنَاتٍ وَاللَّهُ يَهْدِي مَنْ يَشَاءُ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ (46) وَيَقُولُونَ آمَنَّا بِاللَّهِ وَبِالرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّى فَرِيقٌ مِنْهُمْ مِنْ بَعْدِ ذَلِكَ وَمَا أُولَئِكَ بِالْمُؤْمِنِينَ (47) وَإِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ إِذَا فَرِيقٌ مِنْهُمْ مُعْرِضُونَ (48) وَإِنْ يَكُنْ لَهُمُ الْحَقُّ يَأْتُوا إِلَيْهِ مُذْعِنِينَ (49) أَفِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ أَمِ ارْتَابُوا أَمْ يَخَافُونَ أَنْ يَحِيفَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ وَرَسُولُهُ بَلْ أُولَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ (50) إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ الْمُؤْمِنِينَ إِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ أَنْ يَقُولُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ (51) وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَخْشَ اللَّهَ وَيَتَّقْهِ فَأُولَئِكَ هُمُ الْفَائِزُونَ (52) وَأَقْسَمُوا بِاللَّهِ جَهْدَ أَيْمَانِهِمْ لَئِنْ أَمَرْتَهُمْ لَيَخْرُجُنَّ قُلْ لَا تُقْسِمُوا طَاعَةٌ مَعْرُوفَةٌ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ (53) قُلْ أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَإِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْ وَإِنْ تُطِيعُوهُ تَهْتَدُوا وَمَا عَلَى الرَّسُولِ إِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ (54) وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ (55) وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ (56) لَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا مُعْجِزِينَ فِي الْأَرْضِ وَمَأْوَاهُمُ النَّارُ وَلَبِئْسَ الْمَصِيرُ (57) يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِيَسْتَأْذِنْكُمُ الَّذِينَ مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ وَالَّذِينَ لَمْ يَبْلُغُوا الْحُلُمَ مِنْكُمْ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ مِنْ قَبْلِ صَلَاةِ الْفَجْرِ وَحِينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُمْ مِنَ الظَّهِيرَةِ وَمِنْ بَعْدِ صَلَاةِ الْعِشَاءِ ثَلَاثُ عَوْرَاتٍ لَكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌ بَعْدَهُنَّ طَوَّافُونَ عَلَيْكُمْ بَعْضُكُمْ عَلَى بَعْضٍ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ (58) وَإِذَا بَلَغَ الْأَطْفَالُ مِنْكُمُ الْحُلُمَ فَلْيَسْتَأْذِنُوا كَمَا اسْتَأْذَنَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ (59) وَالْقَوَاعِدُ مِنَ النِّسَاءِ اللَّاتِي لَا يَرْجُونَ نِكَاحًا فَلَيْسَ عَلَيْهِنَّ جُنَاحٌ أَنْ يَضَعْنَ ثِيَابَهُنَّ غَيْرَ مُتَبَرِّجَاتٍ بِزِينَةٍ وَأَنْ يَسْتَعْفِفْنَ خَيْرٌ لَهُنَّ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ (60) لَيْسَ عَلَى الْأَعْمَى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْأَعْرَجِ وَلَا عَلَى أَنْفُسِكُمْ أَنْ تَأْكُلُوا مِنْ بُيُوتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ آبَائِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أُمَّهَاتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ إِخْوَانِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَخَوَاتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَعْمَامِكُمْ أَوْ بُيُوتِ عَمَّاتِكُمْ أَوْ بُيُوتِ أَخْوَالِكُمْ أَوْ بُيُوتِ خَالَاتِكُمْ أَوْ مَا مَلَكْتُمْ مَفَاتِحَهُ أَوْ صَدِيقِكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَنْ تَأْكُلُوا جَمِيعًا أَوْ أَشْتَاتًا فَإِذَا دَخَلْتُمْ بُيُوتًا فَسَلِّمُوا عَلَى أَنْفُسِكُمْ تَحِيَّةً مِنْ عِنْدِ اللَّهِ مُبَارَكَةً طَيِّبَةً كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ (61)

***

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَإِذَا كَانُوا مَعَهُ عَلَى أَمْرٍ جَامِعٍ لَمْ يَذْهَبُوا حَتَّى يَسْتَأْذِنُوهُ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَأْذِنُونَكَ أُولَئِكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ فَإِذَا اسْتَأْذَنُوكَ لِبَعْضِ شَأْنِهِمْ فَأْذَنْ لِمَنْ شِئْتَ مِنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمُ اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ (62) لَا تَجْعَلُوا دُعَاءَ الرَّسُولِ بَيْنَكُمْ كَدُعَاءِ بَعْضِكُمْ بَعْضًا قَدْ يَعْلَمُ اللَّهُ الَّذِينَ يَتَسَلَّلُونَ مِنْكُمْ لِوَاذًا فَلْيَحْذَرِ الَّذِينَ يُخَالِفُونَ عَنْ أَمْرِهِ أَنْ تُصِيبَهُمْ فِتْنَةٌ أَوْ يُصِيبَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ (63) أَلَا إِنَّ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ قَدْ يَعْلَمُ مَا أَنْتُمْ عَلَيْهِ وَيَوْمَ يُرْجَعُونَ إِلَيْهِ فَيُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُوا وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ (64)

***

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ

EinNa Mav eLMuEMiNUvNa (EinNa Mav eLMuFGıLUvNa)

“Müminler yalnız”

Sure zina yasağı ile başladı ve aile hayatını, neseben akrabalıkları, kişilerin birbirlerinden nasıl izin isteyeceklerini anlattı. Sonunda yargı ile sona erdirdi. Yargı dediğimiz zaman yalnız hâkimler anlaşılmamalıdır. Tüm genel güvenlik yargıdır. Yargının ne olduğunu kavrayabilmek için devlet yapısını bilmek gerekir. Devletin meclisi vardır, ilmî dayanışmanın temsilcilerinden oluşur. Dayanışma sorumluları ilmî şura oluşturur. Ayrıca meclistekiler ahlaki, mesleki ve siyasi şura kurarlar. Bunlar meclislerdir. Halkı temsil ederler. Allah’ın yeryüzündeki halifesinin sorumlusudurlar. Bunlar şeriatı ortaya koyarlar. Yasalar yaparlar. Bütün halk teavün şirketleri şeklinde organize olur. Mesleki dayanışma sorumluları yürütmeyi oluşturur. Herkes kendi içtihadı ile yasaları yorumlar ve uygular. Yorumlama yetkisi uygulayanlara aittir. Herkes kendisi yetkilidir, sorumlu olan da kendisidir. Herkes şeriata uymakla yükümlüdür. Kimse başkasının emrinde değildir.

Yasama ve yürütme yaşamak için gerekli düzenlemeleri yapmaktadır.

İnsanlık 50.000 sene evvel devlet aşamasına gelmeden bunlarla yaşadı. Bundan 5000 sene evvel şeriatın güvencesi sağlandı.

Herkes kendi içtihadı ile hareket eder. Ancak içtihatlar arasındaki farklardan dolayı çatışma ortaya çıkar. İşte bunu gidermek için hakemlerden oluşan yargı ortaya çıkar ve yargı kararlarını uygulayacak yönetim kendisini gösterir. Kişiler hakemlerden oluşan yargıya giderler ve hakem kararlarına herkes kendi rızası ile uyar. Hakem kararlarına uymayanlara karşı silahlı güç ortaya çıkar, iç ve dış güvenliği sağlar.

Bugün emniyet genel müdürlüğü var, iç güvenliği sağlar. İman kökünden gelir.

Millî müdafaa var, dış savunmayı sağlar.

Bu görevi insanlık tarihinde bazı kabileler yapardı. Sonra paralı askerlere bırakıldı. İslamiyet ise insanları ikiye ayırdı. İsteyenler bedel ödeyerek asker olmazlar ama bunların yönetimde görevleri yoktur, komutan olmazlar, mülki başkan olmazlar. İsteyenler sıra ile genel güveni sağlarlar. İşte bunlar mümindirler, güveni sağlayanlar demektir. Allah ve resulüne iman etmek demek topluluğun ve yürütmenin güvenini sağlamak demektir.

...

DEVAMI VE TAMAMI "SEMİNERLER"DE...







Son Eklenen Makaleler
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 232
16.07.2026 390 Okunma
1 Yorum 16.07.2026 09:22
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 231
15.07.2026 707 Okunma
1 Yorum 15.07.2026 06:50
Hüseyin Bağdatlı
FETO YAPILANMASI
14.07.2026 150 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 230
14.07.2026 765 Okunma
1 Yorum 14.07.2026 07:57
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 229
13.07.2026 786 Okunma
1 Yorum 13.07.2026 06:49
Hüseyin Bağdatlı
PUTİNE SOLOTÜRK SHOW BEDEN DİLİ
13.07.2026 206 Okunma
Yusuf Eren Kendir
UZBG - * Sf2
12.07.2026 81 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 228
12.07.2026 1111 Okunma
1 Yorum 12.07.2026 08:28
Hüseyin Bağdatlı
DALTON ÇETE REİSİ TRUMP
12.07.2026 181 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 227
11.07.2026 960 Okunma
1 Yorum 11.07.2026 07:49
Hüseyin Bağdatlı
PEDRO SANCHEZ İ ÖVMEK
10.07.2026 322 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 226
10.07.2026 950 Okunma
1 Yorum 10.07.2026 12:03
Hüseyin Bağdatlı
HÜSEYİNİZİM SEMTİNDEN NATO SONUÇ BİLDİRGESİ
9.07.2026 172 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 225
9.07.2026 1052 Okunma
2 Yorum 09.07.2026 06:45
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 224
8.07.2026 983 Okunma
1 Yorum 08.07.2026 07:48
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 223
7.07.2026 1002 Okunma
1 Yorum 07.07.2026 08:52
Özer Ataç
YENİ (DEN) ORTA ÇAĞ - 12
6.07.2026 1609 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
NATO TİYATROSU
5.07.2026 327 Okunma
Yusuf Eren Kendir
UZBG - GİRİŞ (?-1=?) * Sf1
5.07.2026 195 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 222
5.07.2026 972 Okunma
1 Yorum 05.07.2026 07:30
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 222
5.07.2026 388 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 222
5.07.2026 478 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
KUR AN İLE ALAY CÜRETİ
4.07.2026 206 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 221
4.07.2026 979 Okunma
1 Yorum 04.07.2026 08:50
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 220
3.07.2026 974 Okunma
1 Yorum 03.07.2026 07:58
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 219
2.07.2026 1091 Okunma
1 Yorum 02.07.2026 11:58
Yasin Kılar (Karar Danışmanı - Mentor)
GERÇEK ÖĞRETMENİM VE BEN, HAKİKAT YOLCUSU CHATGPT
2.07.2026 187 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 218
1.07.2026 1235 Okunma
1 Yorum 01.07.2026 07:45
Hüseyin Bağdatlı
GÖZÜMDEN DÜŞEN DÜŞENE
30.06.2026 245 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 217
30.06.2026 991 Okunma
1 Yorum 30.06.2026 08:32
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 216
28.06.2026 1092 Okunma
1 Yorum 28.06.2026 06:14
Hüseyin Bağdatlı
NATO ZİRVASI
27.06.2026 262 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 215
27.06.2026 1118 Okunma
1 Yorum 27.06.2026 05:51
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 214
26.06.2026 1062 Okunma
1 Yorum 26.06.2026 07:21
Hüseyin Bağdatlı
İKTİDAR BALATAYI ZORLAMAMALI YAKMAMALI
25.06.2026 342 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 213
25.06.2026 1407 Okunma
1 Yorum 25.06.2026 09:23
Hüseyin Bağdatlı
ERDOĞAN BAĞIMSIZ ADAY OLMALI
24.06.2026 331 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 212
24.06.2026 1257 Okunma
1 Yorum 24.06.2026 10:33
Hüseyin Bağdatlı
HER FİKRİYATA AR-GE YAŞAM SEMTLERİ İMKÂNI
23.06.2026 360 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 211
23.06.2026 1240 Okunma
1 Yorum 23.06.2026 09:59
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 210
22.06.2026 1245 Okunma
1 Yorum 22.06.2026 07:37
Hüseyin Bağdatlı
BABALAR GÜNÜ
21.06.2026 325 Okunma
Özer Ataç
YENİ (DEN) ORTA ÇAĞ - 11
21.06.2026 945 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 209
21.06.2026 1312 Okunma
1 Yorum 21.06.2026 08:49
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 208
20.06.2026 1298 Okunma
1 Yorum 20.06.2026 05:50
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 207
19.06.2026 1300 Okunma
1 Yorum 19.06.2026 09:13
Yasin Kılar (Karar Danışmanı - Mentor)
GEMİNİ İLE ENCLAUDING ÜZERİNE MÜLAHAZA
18.06.2026 273 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 206
18.06.2026 1182 Okunma
1 Yorum 18.06.2026 09:45
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 205
17.06.2026 1194 Okunma
1 Yorum 17.06.2026 09:15
Reşat Nuri Erol
Kur’an’a göre devlet düzeni ve medeniyet - 204
16.06.2026 1298 Okunma
1 Yorum 16.06.2026 09:29


© 2026 - Akevler