Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Sabri Kaya
TÜRKİYE’NİN BEKA SORUNU
7.9.2019
136 Okunma, 0 Yorum

BEKA; kalıcılık, devamlılık ve ölmezlik anlamındadır lügatlerimizde. Bu dünya ve üzerinde yaşayan canlıları adına, bence gelin; “ölmezlik” sıfatını hiç üstümüze almayalım, kalıcı ve devamlı olabilmenin koşullarına göz atalım Ülkenin beka sorununa getirilecek çözümün, üçayağı vardır, Aşağıdaki ilk iki madde üzerinde önemle ve öncelikle durmamızın sebebini; “bu dünyada var olmamızın namusu adına”, bir başka deyişle de “Allah’a borcumuz adına !” diyerek özetlemek mümkündür. Çünkü, şükrün en doğru yöntemi, var olan nimeti kullanmasını bilmektir! Üçüncü madde de ise; yaşadığımız ülkenin, kaçınılmaz gerçeği olan deprem adına yapabileceğimiz ne çok şey ve alınacak önlem olduğuna değineceğim.. Çünkü hayatta ve ayakta kalmanın yegâne çaresi; “kendi enerjisini üretebilmenin yanında, seçtiğimiz yapısal teknik ve malzemeler sayesinde, doğal döngü ile barış içinde yaşayabilme” becerisine sahip olmaktır. Bu bir; “kalıcılık ve devamlılık”, özetle “var olma !” savaşıdır. İşte BEKA sorununun bence ve sadece budur özeti !.. Gelelim çare ve çözümlere...

 

MADDE BİR: ENERJİ

Enerji en temel esas kendi enerjisini nefes alma kolaylığında üretebilen ve çevresel sorun yaratmadan inşa edilip, yaşamını zararlı atık vermeden sürdürebilen yapılar inşa etmek ve buralarda yaşama ile başlar. Çünkü bir canlının, kalıcı ve devamlı, yani yaşamının sürekli olabilmesi için, ilkin kendi enerjisini üretebilmesi gerekir. İşe oradan başlamak gerek.. “enerjisini üretemeyen bir yaprak, çiçek açamaz, bir ağaç meyve veremez, koskoca bir balina bile suda yüzemez” Yani; “ekolojik bütünlük içindeki çeşitlilikte; bitkisinden hayvanına, ki yaradılış bütünlüğü içinde insan da onun ayrılamaz bir parçasıdır; enerjiye para ödeyen tek fütursuz aymaz; insandır. Bir ülke olarak, metrekareye düşen enerji kaynaklarımızı ve kapasitelerini doğru hesaplamalıyız. Yâni; Almanya’nın en az üç katı olan güneşimize, dağlarımızın ve denizlerimizin rüzgârına, üç yanımız üç nimet denizlerimizin dalgasına, boğazlarımızın muhteşem akıntısını ve kaynaklarımızın toplamı dünya ölçeğinde dördüncü sırada iken, kullanım değerlerimiz nerede ise sonuncu sırada olan jeotermali de mutlaka ilave etmeliyiz. Ayrıca; yer kabuğunun iki-üç metre kadar altında, ekvatordan kutuplara zaten var olan ve çağdaş iklimlendirme yöntemi olan ısı pompalarına da ışık tutan, artı eksi 5 derece fark eden, Mimar Sinan ustamızın 450 sene önce kullanmasını bildiği 15 derece sabit ısıyı hiç unutmamalıyız. Yeraltındaki enerji ambarlarımız olabilecek akiferlerimizi de göz ardı etmemeliyiz. Bütün bunlara ilaveten, dünyadaki kaynakların % 72'sine sahip olduğumuz Bor madeninin, artık geleceğin temel enerji kaynağı hidrojene de, en verimli depolama ve kullanım şansı verdiğini bilmeliyiz. Aya yolculuk ile başlayan süreçte ve günümüzde, tüm uzay araçlarının başka alternatifi zaten yoktur. Çünkü uzayda, benzin istasyonu yoktur !.. Yakın gelecekte yegâne yakıt haline gelecek olan ve kâinatın % 97’sini dolduran, yâni kaynak sorunu hiç mi hiç olmayan Hidrojenin, H2O yani suyun farklı yöntemlerle ayrıştırılması yoluyla değil, yıkanan Bor’un suyu ile H6 formülüne terfi ederek; 3 kat daha fazla üretilmesi de mümkündür artık. Bütün bunlara ilaveten, yakıt pili üretiminde kullanılan, Borhidrür’ü de kaynaklarımıza katarsak, DÜNYANIN EN ZENGİN ÜLKESİNDE yaşadığımız aşikâr olur Mevcut araçların bile %50’’yi aşacak tasarruf ve güç sağlamasına giden yegâne yolun hidrojenden geçtiğini, üstelik bu kulvarda %99.9 saflıkta hidrojen üretmeye dair uluslararası patentin, Çin’de atölyesi olan, çok değerli bir Türk vatandaşına ait olduğunu ve örneğin Toyota, onun cihazını hibrit araçlarında kullanırken, kendi ülkesinde hiç de hoş karşılanmadığını ifade etmek gerekir. Neden mi ? Egzozdan karbondioksit yoğun bir duman değil, nerede ise su buharı çıkmaya başlaması, motorun kendiliğinden temizlenmesi ve elde edilen görünür güç artışına ilaveten en önemlisi; petrol tüketiminde oluşacak, ortalama % 50 tasarruf, bir takım tedarikçi menfurların gelirini % 50 azaltacaktı da ondan. Böyle bir cennette yaşarken ve maalesef, kendi yarattığımız sahte ayrımcılıklar ile güç kaybederken, bir yandan da fakiri oynamak, Yaratan’a da, insanlığa da, ülkemize de, düpedüz ihanettir Tekrar soruyorum; demek ki neymiş ? Öncelikle yaşamsal ölçekteki enerjimizin, bizzat kendimizce ve kendi kaynaklarımızca üretilmesine öncelik vermeliymişiz. Ne borç alması, ne de yalvarması Komşu ülkelerin bile tedarikçisi olabilecek ve sürmekte olan çatışmalara birçok kılıf giydirilmeye çalışılsa da, temelde, kapitalizmin dayatması olan ve artık kuyunun dibi görülen petrol ve doğalgaz adına sürdürüldüğü apaçık olan savaşı bile durdurabilecek güce sahip olacağımızın anlaşılması imiş hedefimiz. Salt iç ve dış savaş tehlikeleri yaratıp, onların üzerine BEKA sorunu inşa edenlere önemle duyurulur.

MADDE İKİ: EKOLOJİ

Bir evin; sahibi olabildiği, yâni “kendisi kadar” 1+1 alanda yıllık sebze ve meyve ihtiyacını “doyurucu gıda olarak”, üstelik ekolojik biçimde ve önemli ölçüde karşılayabileceğini kent soylular pek bilmezler. Sözüm ona sanayileşme adına kente göç zorunda bırakılan köylülerimize de, başarı ile unutturulmuştur kadim bilgiler. Tarım politikamızdaki derin yanlışlar ve siyasi ihmaller sonucu, dedelerimizden aktarılan, yâni zaten var olan bilgiler maalesef, Permakültür uydurma başlığı adı altında, para ile satılır hale gelmiştir sosyetik zeminlerde! Proje ve inşaat sektöründeki BEKA mücadelesinin de ancak; mimar ve mühendislerimizin hataları sonucu; tüm yapısal malzemelerin, geri dönüşümlü ve yenilenebilir olmasını öngörerek ve güneş, rüzgâr, toprak ve yeraltı suları ile yağmur gibi zaten var olan yaşamsal kaynakların, bize aşırı gelen boyutlarından sadece korunmaya kalkışmakla değil, yararlanmakla yapılabileceğini bilmeliyiz. Cumhuriyet döneminin son 80 yılında, kent ve doğa ilişkisini tamamen koparıp, köylerimizi yalnızlaştırmanın ekonomik kalkınma göstergesi olduğunu sanan zavallı siyasetçilerimizi de hiç unutmamalıyız.

1-Anadolu, bir kıtanın sahip olabileceği bütün ekosistem ve habitat özelliklerine tek başına sahiptir

 2-Ülkemiz Biyolojik Çeşitlilikte 27 AB ülkesinin toplamından daha zengindir.

3-AB Ülkelerinin toplamının flora çeşidi 11.000 civarında iken, sadece ülkemizde bu sayı 12.000’e ulaşmıştır. Silah sanayii mali kapasitesini geçebilen ilaç sanayii temel hammadde toplamının en az yarısının, tıbbi bitkilerden elde edildiğini unutmamalıyız..

4-AB Ülkelerinin tümünde fauna yani en küçüğünden en büyüğüne canlı hayvan ve böcek çeşidi 60.000 iken, ülkemizde bu sayı 80.000’dir.

5-Dört mevsimi hakkı ile yaşayabilen çok nadir ülkelerden birisi olan ülkemiz aynı zamanda; aynı anda 3 coğrafik bölgenin özelliklerini üzerinde bulunduran, dünyadaki 3 ülkeden birisidir. “Daha ne versin Allah ?” diyesi geliyor insanın..

Dünyanın en zengin ülkesinde fakiri oynamaktayız adeta! Saman ve çoban ithal etme olayına az kalsın alışacak iken, yıllardır bizi, genleri ile oynanmış ve bir defalık ekim şansı veren kısır tohumlara mahkûm edenler tarafından, bu kez; patatesin üretimi kuşkulu nedenlerle yasaklanarak, Kanada’dan ithal edilmeye kalkışılmasının aslında; olası sorunu çözecek değil, öncelikle BEKA sorunu yaratacak neden olduğunu fark edemeyenler var ülkemizde ! Ayrıca, böyle bir su zengini ülkede, içilecek su kaynaklarımızın da yakın bir zamanda tamamen yabancı firmaların tekeline geçeceğini idrak edemeyen siyasilerin, yatacak yerinden bahsedebilir miyiz acaba? yaşamdır. İnsan vücudunun % 50-65’i sudan oluşmaktadır. Bir insanın bir günde, kilosuna bağlı olarak 2 ila 4 litre arasında su tüketmesi gerekir. Yani suyumuza sahip çıkanlar için günlük tüketimin; 160 milyon litreden aşağı olmayacağını söylemek, işin ciddiyetini ve gizlediği BEKA sorununu ortaya koyar. Ayrıca bilinmelidir ki, dakikada 1 çocuk, su ile bulaşan bir hastalık nedeni ile yaşamını yitirmektedir.. Satılmakta olan sularımızın içeriğinin, bizi çok seven ülkelerin insafına terk edilmesini ise, nasıl bir BEKA formülüne sığdırabileceğimizi hiç bilemiyorum !.

 

MADDE ÜÇ: DEPREM GERÇEĞİ !.

 Böyle bir deprem ülkesinde, aslında yerden bol bir şey yok iken, olmayan ülke planlaması yüzünden, fay hatlarına isabet eden ve ilaveten sıvılaşma tehlikesi olan ovaları işgal ettiğimiz yerlerde yoğunlaşan bir çok kentimizde, zaten bilimsel ömrü 60 yıl olup, 20-30 yıldan sonra kentsel dönüşüm ihtiyacı doğurmaya başlayan betonarme konusundaki anlamsız ısrarımızı anlamak mümkün değildir.. Bu yüzden, o bölgelerde oturdukları için âdeta ölüme terk ettiğimizi düşündüğüm vatandaşlarımız için ise, BEKA sorununun ne ifade edeceği bir muammadır !.. Elbette en doğru yapısal malzeme, tartışmasız olarak ahşaptır Bu dünya gerçeğini bilmesi ve öğretmesi gereken üniversitelerimizin, âdetâ beton lobisini destekleyen maksatlı cehaletini anlamış değilim. O yüzden, böyle bir dünya gerçeğini anlatmak mı zor, yoksa anlamak mı, inanın henüz karar veremedim !.. “Şu anda Amerika, Kanada ve Avusturalya’nın % 90’dan fazlasının, Avrupa’nın ise % 60’dan fazlasının ahşap yapılardan ibaret olması ve ağaca verdikleri değer yüzünden ormanlarının büyüyor olması, bunun sonucudur.. Bu tarz yapılanmanın mühendisliğini, atalarımızdan öğrenmiş olduklarını itiraf etmeleri ise bizim için, ilkin bir gurur, ama şu halimize baktığımızda ise maalesef yüz kızartıcıdır !.. Dolayısı ile, Türkiye’mizin % 90’ı aşan oranlarda betonlaşarak dünya rekoruna sahip olması, milli ayıbımızdır !.. Bu arada kısaca belirteyim ki, yangın ve çürüme riski çoktan hayâti tehlike olmaktan çıkmış ve o yüzden dünyayı süratle sarmıştır bu teknoloji. Ve dediğim gibi, o ülkelerin ormanları uzun yıllardır, ahşaba verilen olağanüstü önem oranında süratle büyümektedir. Küçülmekte hiç değil !... Sanırım, artık gündemi saran ve sarsan BEKA sorununa, bu pencerelerden bakmakta fayda var. Hedef saptırmaktan ve topluma maksatlı sınırlar koymaktan hoşlananlar, beni bağışlasın !..

 

Sabri Kaya 06.09.2019

 

 

 

*Kaynak: Çelik Erengezgin




YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Sabri Kaya
Tohumun hikayesi
19.9.2019 7 Okunma
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin Oyunu
19.9.2019 38 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarı: Vatan, toprak, su, gıda ve beka sorunu-3
19.9.2019 29 Okunma
2 Yorum 19.09.2019 06:48
Sabri Kaya
Sağlıklı Yaşam için Temel Tavsiyeler
18.9.2019 22 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarı: Vatan, toprak, su, gıda ve beka sorunu-2
18.9.2019 46 Okunma
2 Yorum 18.09.2019 19:12
Süleyman Karagülle
İnsanlık Anayasası
17.9.2019 47 Okunma
Reşat Nuri Erol
Uyarı: Vatan, toprak, su, gıda ve beka sorunu-1
17.9.2019 61 Okunma
2 Yorum 18.09.2019 19:16
Süleyman Karagülle
Sermaye’nin Oyunu
16.9.2019 87 Okunma
Süleyman Karagülle
Perişan Halimiz ve Çözüm Önerisi
16.9.2019 64 Okunma
Süleyman Karagülle
Sorunlar, Sorular ve Çözümler…
16.9.2019 60 Okunma
Reşat Nuri Erol
Gıda hakkı, yaşam hakkı gibi temel bir haktır…
16.9.2019 72 Okunma
2 Yorum 16.09.2019 11:21
Süleyman Karagülle
Rüya
15.9.2019 82 Okunma
Reşat Nuri Erol
Batı’nın ‘faizli sistemi’ uygulandı; sonuç ortada!
15.9.2019 77 Okunma
2 Yorum 15.09.2019 21:22
Süleyman Karagülle
Yanlış nerede?
14.9.2019 84 Okunma
Sabri Kaya
Gıda Hakkı, Yaşam hakkı gibi Temel bir HAK tır.
14.9.2019 53 Okunma
Süleyman Karagülle
Çevre
13.9.2019 90 Okunma
Reşat Nuri Erol
Biri Ömer’ler arıyor, diğerleri yeni parti kuruyor!
13.9.2019 73 Okunma
4 Yorum 18.09.2019 19:18
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Ali Babacan ne diyor, Ak Parti ne anlıyor?
13.9.2019 81 Okunma
1 Yorum 13.09.2019 01:11
Süleyman Karagülle
Cumhurbaşkanı ne yapmalıdır?
12.9.2019 95 Okunma
Reşat Nuri Erol
Ömer’leri Mekke mi Medine düzeninde mi arayalım?
12.9.2019 79 Okunma
2 Yorum 12.09.2019 07:47
Süleyman Karagülle
Ne konuştu?
11.9.2019 109 Okunma
Süleyman Karagülle
Yeni Çuval
10.9.2019 94 Okunma
Reşat Nuri Erol
Balkanlar, Avrupa’da Adil Düzen ve bir soru…
10.9.2019 92 Okunma
1 Yorum 10.09.2019 09:07
Süleyman Karagülle
Çözüm nedir?
9.9.2019 90 Okunma
Sabri Kaya
VATAN TOPRAK SU VE BEKA SORUNU
9.9.2019 64 Okunma
Süleyman Karagülle
Prof. Dr. Beşir Atalay’a Açık Mektup - 2
9.9.2019 85 Okunma
Süleyman Karagülle
Prof. Dr. Beşir Atalay’a Açık Mektup - 1
9.9.2019 84 Okunma
Reşat Nuri Erol
Bosna, Kosova, Karadağ, Makedonya, Arnavutluk - 2
9.9.2019 91 Okunma
3 Yorum 09.09.2019 20:20
Süleyman Karagülle
Tedavi
8.9.2019 78 Okunma
Sabri Kaya
TÜRKİYE’NİN BEKA SORUNU
7.9.2019 136 Okunma
Süleyman Karagülle
Hakimler ve Eşitlik
7.9.2019 100 Okunma
Reşat Nuri Erol
Bosna, Kosova, Karadağ, Makedonya, Arnavutluk - 1
7.9.2019 124 Okunma
5 Yorum 08.09.2019 09:16
Süleyman Karagülle
Uygarlık
6.9.2019 92 Okunma
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; Teori ve uygulamada yargımızın hali…
6.9.2019 75 Okunma
Sabri Kaya
TARIM, HAYVANCILIK, GIDA VE EKOLOJİK YAŞAMI KORUMA
5.9.2019 112 Okunma
Süleyman Karagülle
Sorunlar
5.9.2019 114 Okunma
Reşat Nuri Erol
Millî Görüş ve Adil Düzen olmayınca bu kadar!
5.9.2019 103 Okunma
1 Yorum 05.09.2019 07:19
Yakup Gündüz
TEŞVİKİYE
4.9.2019 96 Okunma
Mete Firidin
Ennesii
4.9.2019 134 Okunma
Süleyman Karagülle
AK Parti
4.9.2019 160 Okunma
1 Yorum 04.09.2019 23:05
Süleyman Karagülle
İNSAN, ARZ-TALEP VE KUR’AN-2
3.9.2019 71 Okunma
Süleyman Karagülle
İNSAN, ARZ-TALEP VE KUR’AN-1
3.9.2019 76 Okunma
Süleyman Karagülle
Davudoğlu
3.9.2019 168 Okunma
1 Yorum 03.09.2019 14:34
Reşat Nuri Erol
‘İslam Kadınına Hitap…’; Şule Yüksel Şenler
3.9.2019 104 Okunma
2 Yorum 03.09.2019 08:44
Sabri Kaya
ÜLKEMİZDE, HAYATTA ve SAĞLIKLA AYAKTA NASIL KALINIR ?
2.9.2019 109 Okunma
Süleyman Karagülle
Yerim Dar
2.9.2019 109 Okunma
Reşat Nuri Erol
Şule.. Suşehri/Sivas.. Sözleşme.. Hicret.. Ve …
2.9.2019 115 Okunma
2 Yorum 02.09.2019 09:51
Süleyman Karagülle
Faydasız Erken Seçim
1.9.2019 108 Okunma
Süleyman Karagülle
Parti Kurmak
1.9.2019 98 Okunma
Reşat Nuri Erol
‘Öncü’ Şule Yüksel Şenler’in vefatı vesilesiyle…
1.9.2019 110 Okunma
2 Yorum 01.09.2019 09:15