Reşat Nuri Erol
Onlarca yıl sonra aynı sorun: TERÖR nasıl biter?
30.10.2019
4858 Okunma, 4 Yorum

Onlarca yıl sonra aynı sorun: Terör nasıl biter?

Kaldığımız yerden devam ediyoruz…

Hüküm şudur: İşsİzlİk varsa terör de vardır.

Evet… Ülkemizdeki iki büyük sorunumuzdan, iki büyük problemimizden söz ediyorduk, terör ve İşsİzlİk üzerinde duruyorduk.

Vatanımızı bir gemiye benzetirsek; vatan denen gemimizde delikler var, gemimiz su almaya başlamış ve gemideki bu delikleri kapatmak çok basit.

Ama çözümlerdeki bu basitliği görmek için ‘göz’, işitmek için ‘kulak’ gerek.

İlgililer ve yetkililer çare ve çözüm olarak yazılanları görseler, söylenenleri dinleseler, delikleri hemen görecek ve kapatacaklar.

Ama onlar geminin su alan deliklerini bir an önce görüp tıkayacaklarına; gözlerini hakikatlerden kaçırıp kapatıyorlar, kulaklarını çözüm önerilerine tıkıyorlar!!!

Bugünkü yazımızda, gemideki çok büyük ve çok tehlikeli iki delikten biri olan ve artık vatan gemisini her an batırabilecek mesabedeki “TERÖR” üzerinde duralım…

Bu konuda ne gibi “çare ve çözümler” üretilebileceğini düşünelim...

Düşünmekle kalmayıp gereğini yapalım.

Her şeyden önce şunu iyi bilin ki; terörü sizin bugüne kadar uyguladığınız metotlarınızla önleyemezsiniz, ne “açılım” ne “imha sistemleri” ne de bugüne kadar uyguladığınız diğer her türlü metotlar ile terörü ortadan kaldıramazsınız.

Terörün tek çaresi vardır: Terörü ancak “Adİl Düzen” ile önleyebilirsiniz.

Terörü önce önlemek, sonra tamamen sona erdirmek için neler yapmalısınız?

Bir: Her şeyden önce ülkeyi gerçek anlamda nüfusu ve diğer verileriyle yüze yakın vilayete böleceksiniz. Her vilayetin, her ilin meclisleri ve şuraları olacak, bunları doğrudan oranın halkı seçecek, ‘yerinden yönetim sistemi’ olacak. Merkezden atamaları kaldıracaksınız. Valilerini (başkanlarını) kendileri seçecekler, valiler merkezden atanmayacak.

İki: Bu yapılanmayı gerçekleştirdikten sonra illere ‘iç işlerinde’ tamamen bağımsızlık vereceksiniz, iç işlerinde tamamen serbest olacaklar. Kendi kanunlarını kendileri yapacaklar. Hakemlerden oluşan mahkemeleri olacak; Yargıtayları, Danıştayları olmayacak. Lise öğrenimini kendileri yapacaklar. Batı dillerinde kolejler olduğuna göre; Arapça medreseler de açılacak. Hür olacaklar. En önemlisi, kendi iç güvenliklerini sağlamak üzere jandarma teşkilatlarını kendi aralarında kuracaklar ve ‘iç güvenliği’ kendileri temin edecekler.

Üç: Bölge merkezleri olacak ve bölge merkezlerinin valileri merkezden atanacak. Ankara, İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Konya, Samsun, Erzurum böyle olacak ve bunlar yani bu merkezler on iki bölge kadardır. Buralara oranın halkından olmayan askerlerden oluşmuş ordular yerleştirilecek. Ordu taşra illerinin iç işlerine karışmayacak, izinli olmadan oralara giremeyecek. Eğer iller kendileri iç güvenliği sağlayamazlarsa, sıkıyönetimi kendileri ilan edip bölge merkezinden gelen askeri birliğe yönetimi teslim edecekler; istedikleri zaman da sıkıyönetimi kendileri kaldıracaklar. Devlete isyan eden ayırımcı il olursa, ordu oraya girecek ve o il dağıtılacak. Ordunun asıl görevi ise o bölgenin dış savunmasını yapmaktır.

Dört: Adalet sorununu bir türlü çözüme kavuşturamayan, hatta sorunun ana sebebi olan “merkezi yargı sistemi” kalkacak, “hakemlİk sİstemİ” gelecek. Mağdur olan kişi bir hakem seçecek, mağdur eden de bir hakem seçecek; başhakemi de hakemler seçecek. Bunların verdiği kararlar kesin olacak, kimse bozamayacak. Haksız kararlara karşı hakemler aleyhine mahkemeye (yani yine hakemlere) gidilecek. Bir vatandaşın sorunu varsa, devlet aleyhine bile hakemlere gidebilecek.

İşte bu dört tedbir terörü bıçakla kesilmiş gibi birkaç ay içinde sona erdirir.

Hüküm cümlemizi tekrar hatırlayalım: Bir yerde “İşsİzlİk” varsa orada “terör” de vardır. Özellikle ülkemizin doğu tarafındaki “TERÖR”ün ana sebebi ve kaynağı “İŞSİZLİK”tir. Bu sebeple “terör”den sonraki konumuz “işsizlik” sorunu ile ilgili olacaktır.

(Devam edeceğiz…)

Suriye sorunu: https://www.youtube.com/watch?v=fspLA4x82s4

 

 

 


YorumcuYorum
Reşat Nuri Erol
30.10.2019
09:57

MİLLÎ GAZETE

Onlarca yıl sonra aynı sorun: Terör nasıl biter?

Kaldığımız yerden devam ediyoruz…

Hüküm şudur: İşsİzlİk varsa terör de vardır.

Evet… Ülkemizdeki iki büyük sorunumuzdan, iki büyük problemimizden söz ediyorduk, terör ve işsizlik üzerinde duruyorduk.

Vatanımızı bir gemiye benzetirsek; vatan denen gemimizde delikler var, gemimiz su almaya başlamış ve gemideki bu delikleri kapatmak çok basit.

Ama çözümlerdeki bu basitliği görmek için ‘göz’, işitmek için ‘kulak’ gerek.

İlgililer ve yetkililer çare ve çözüm olarak yazılanları görseler, söylenenleri dinleseler, delikleri hemen görecek ve kapatacaklar.

Ama onlar geminin su alan deliklerini bir an önce görüp tıkayacaklarına; gözlerini hakikatlerden kaçırıp kapatıyorlar, kulaklarını çözüm önerilerine tıkıyorlar!

Bugünkü yazımızda, gemideki çok büyük ve çok tehlikeli iki delikten biri olan ve artık vatan gemisini her an batırabilecek mesabedeki “TERÖR” üzerinde duralım…

Bu konuda ne gibi “çare ve çözümler” üretilebileceğini düşünelim...

Düşünmekle kalmayıp gereğini yapalım.

Her şeyden önce şunu iyi bilin ki; terörü sizin bugüne kadar uyguladığınız metotlarınızla önleyemezsiniz, ne “açılım” ne “imha sistemleri” ne de bugüne kadar uyguladığınız diğer her türlü metotlar ile terörü ortadan kaldıramazsınız.

Terörün tek çaresi vardır: Terörü ancak Adil Düzen ile önleyebilirsiniz.

Terörü önce önlemek, sonra tamamen sona erdirmek için neler yapmalısınız?

Bir: Her şeyden önce ülkeyi gerçek anlamda nüfusu ve diğer verileriyle yüze yakın vilayete böleceksiniz. Her vilayetin, her ilin meclisleri ve şuraları olacak, bunları doğrudan oranın halkı seçecek, ‘yerinden yönetim sistemi’ olacak. Merkezden atamaları kaldıracaksınız. Valilerini (başkanlarını) kendileri seçecekler, valiler merkezden atanmayacak.

İki: Bu yapılanmayı gerçekleştirdikten sonra illere ‘iç işlerinde’ tamamen bağımsızlık vereceksiniz, iç işlerinde tamamen serbest olacaklar. Kendi kanunlarını kendileri yapacaklar. Hakemlerden oluşan mahkemeleri olacak; Yargıtay’ları, Danıştay’ları olmayacak. Lise öğrenimini kendileri yapacaklar. Batı dillerinde kolejler olduğuna göre; Arapça medreseler de açılacak. Hür olacaklar. En önemlisi, kendi iç güvenliklerini sağlamak üzere jandarma teşkilatlarını kendi aralarında kuracaklar ve ‘iç güvenliği’ kendileri temin edecekler.

Üç: Bölge merkezleri olacak ve bölge merkezlerinin valileri merkezden atanacak. Ankara, İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Konya, Samsun, Erzurum böyle olacak ve bunlar yani bu merkezler on iki bölge kadardır. Buralara oranın halkından olmayan askerlerden oluşmuş ordular yerleştirilecek. Ordu taşra illerinin iç işlerine karışmayacak, izinli olmadan oralara giremeyecek. Eğer iller kendileri iç güvenliği sağlayamazlarsa, sıkıyönetimi kendileri ilan edip bölge merkezinden gelen askeri birliğe yönetimi teslim edecekler; istedikleri zaman da sıkıyönetimi kendileri kaldıracaklar. Devlete isyan eden ayırımcı il olursa, ordu oraya girecek ve o il dağıtılacak. Ordunun asıl görevi ise o bölgenin dış savunmasını yapmaktır.

Dört: Adalet sorununu bir türlü çözüme kavuşturamayan, hatta sorunun ana sebebi olan “merkezi yargı sistemi” kalkacak, hakemlik sistemi gelecek. Mağdur olan kişi bir hakem seçecek, mağdur eden de bir hakem seçecek; başhakemi de hakemler seçecek. Bunların verdiği kararlar kesin olacak, kimse bozamayacak. Haksız kararlara karşı hakemler aleyhine mahkemeye (yani yine hakemlere) gidilecek. Bir vatandaşın sorunu varsa, devlet aleyhine bile hakemlere gidebilecek.

İşte bu dört tedbir terörü bıçakla kesilmiş gibi birkaç ay içinde sona erdirir.

Hüküm cümlemizi tekrar hatırlayalım: Bir yerde işsizlik varsa orada terör de vardır. Özellikle ülkemizin doğu tarafındaki TERÖRÜN ana sebebi ve kaynağı İŞSİZLİKTİR. Bu sebeple terörden sonraki konumuz işsizlik sorunu ile ilgili olacaktır.

(Devam edeceğiz…) Suriye sorunu:https://www.youtube.com/watch?v=fspLA4x82s4

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

YazarReşat Nuri Erol- Mesaj Gönder

30 Ekim 2019
Reşat Nuri Erol
30.10.2019
09:58


Reşat Nuri Erol - Milli Gazete


https://www.milligazete.com.tr › yazar › resat-nuri-erol
Yine “on yıl önce-on yıl sonra…” hatırlatması! 27.10.19 - Önce KOOPERATİF konulu sekiz yazı yazdık, çözüm önerilerimizi sunduk… Sonra İSTİHADAM ...

Reşat Nuri Erol - Biyografya


https://www.biyografya.com › biyografi
Reşat Nuri Erol. Araştırmacı, Yazar. Doğum. 00 Şubat, 1950 · Kosova. Eğitim. Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Riyad Üniversitesi Arap Dili ...

En çok okunan haberler

Onlarca yıl sonra aynı sorun: Terör nasıl biter?
Milli Gazete·9 saat önce
"Reşat Nuri Erol" için diğer sonuçlar




Reşat Nuri Erol
30.10.2019
09:59


https://www.youtube.com/watch?v=fspLA4x82s4



Reşat Nuri Erol
30.10.2019
10:01


https://mahrutibakis.com/akit-tv-ters-kutuplar-sabri-balaman-resat-nuri-erol-murat-alan-omer-ozyilmaz-20-nisan-2019


 







Son Eklenen Makaleler
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-2
15.09.2026 546 Okunma
1 Yorum 15.09.2026 10:30
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-1
14.09.2026 614 Okunma
1 Yorum 14.09.2026 07:29
Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ - 16
13.09.2026 790 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-277; Dilin özellikleri vardır...
13.09.2026 735 Okunma
1 Yorum 13.09.2026 11:28
Hüseyin Bağdatlı
ÇARE: AR-GE SEMTLERİ
11.09.2026 148 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-276; ‘Ve Allah her şeye kadirdir’
11.09.2026 819 Okunma
1 Yorum 11.09.2026 08:59
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-275; “Dilediğini ta’zib eder…”
10.09.2026 954 Okunma
1 Yorum 10.09.2026 09:57
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-274; “E lem ta’lem?” (Maide 40)
9.09.2026 953 Okunma
1 Yorum 09.09.2026 07:18
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-273; “Allah gafurdur rahimdir”
8.09.2026 1056 Okunma
1 Yorum 08.09.2026 07:27
Hüseyin Bağdatlı
BİZ BİZ MİYİZ, BİZİM MİYİZ?
7.09.2026 173 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
İNSANLIK EMEKLİYOR
7.09.2026 234 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
Melih Beyin Sakızı?
6.09.2026 220 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-272; “… sonra kim tövbe ederse”
6.09.2026 1334 Okunma
1 Yorum 06.09.2026 07:05
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-271; “Ve Allah azizdir hakimdir”
5.09.2026 1358 Okunma
1 Yorum 05.09.2026 09:32
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-270; “Cezaen bimâ kesebâ …”
4.09.2026 1142 Okunma
1 Yorum 04.09.2026 09:41
Osman Aydın
BİRLİKTE YÜRÜNEN BİR YOL
3.09.2026 168 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-269; Hırsız kadın ve hırsız erkek
3.09.2026 1136 Okunma
1 Yorum 03.09.2026 08:22
Hüseyin Bağdatlı
30 AĞUSTOS 2026 TOPLANTIMIZDAN NOTLAR
2.09.2026 322 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Rereading the Sacred Texts
2.09.2026 216 Okunma
Bahaeddin Sağlam
A Short History of Knowledge and the Sciences
2.09.2026 246 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-268; ‘Ve’s-sâriku ve’s-sârikatu’
2.09.2026 1148 Okunma
1 Yorum 02.09.2026 08:27
Hüseyin Bağdatlı
İNANAN HERKES SON GÜLLE OLMALI
1.09.2026 311 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı(267); Hakem kararlarına uymayan
1.09.2026 1109 Okunma
1 Yorum 01.09.2026 08:36
ZEKİ ALTUBOĞA
MAFÊN KURDAN YÊN HATÎ WINDAKIRIN Û SERDEMA SERHILDANAN
31.08.2026 187 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 9: MODELA ENTEGRASYONA SIYASÎ, HIQÛQÎ Û ÇARÇOVEYA
31.08.2026 158 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 8: MÎNANÎNÊN DÎJÎTAL, TEKNOLOJÎ Û ENTEGRASYONA DÎJ
31.08.2026 155 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 7: ENTEGRASYONA REFAHÂ CIVAKÎ, EKOLOJÎ Û MODELA
31.08.2026 149 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 6: BÎNASAZIYA SAZUMANÎ Û MODELA PÊKANÎNÊ YA NAHIYE
31.08.2026 168 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 5: ANALÎZA SWOT Û STRATEJÎYÊN RÊVEBERIYE (YÖNETİŞİ
31.08.2026 180 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 4: ALTERNATÎFA TEORÎK Û STRUKTURAL – MODELA BIRYAR
31.08.2026 158 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 3: ENCAMÊN TEORÎK Û PRATÎK YÊN ŞAŞIYÊN SÎSTEMÎK 3
31.08.2026 175 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 2: ŞAŞIYÊN KARGÊRÎ YÊN PERGALÊ DI ASTA GERDÛNÎ Û H
31.08.2026 167 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
CUREYÊ BIRYAR HILDANÊ BEŞA 1: PÊŞEK Û BÎNASAZIYA PIRSK
31.08.2026 156 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Ji Rêveberiya Du-Serî Berev Bi Desthilatiya Herêmî: Di
31.08.2026 190 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Çift Başlı Bürokrasiden Yerinden Yönetime Kamu Yönetimi
31.08.2026 162 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
CURREYÊN BIRYARAN Tahlîla Sosyolojîk, Hiqûqî û Rêxist
31.08.2026 177 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Cûreyên Biryaran ​Di “Sîstema Quranê” de biryara piranî
31.08.2026 194 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Dillerin Ayet Oluşu ve Kent Diliyle Eğitim: Adil Düzen’
31.08.2026 173 Okunma
Osman Aydın
GÖRÜNEN BAHÇE, GÖRÜLMESİ GEREKEN ORTAKLIK
31.08.2026 200 Okunma
Reşat Nuri Erol
“İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır…”
31.08.2026 1169 Okunma
1 Yorum 31.08.2026 09:10
Özer Ataç
YENİ (den) ORTA ÇAĞ - 15
30.08.2026 1477 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-266; Adil Düzen’e nasıl geçilir?
30.08.2026 1148 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-265; Yeni düzene geçiş nasıl olur?
29.08.2026 1095 Okunma
1 Yorum 29.08.2026 07:42
Hüseyin Bağdatlı
TAŞERON ERDOĞAN
28.08.2026 328 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-264; “Ateşten çıkmak isterler…”
28.08.2026 1085 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
BİN YIL UYUTULDUK
27.08.2026 240 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-263; “Ve lehüm azabün eliymün”
27.08.2026 1153 Okunma
1 Yorum 27.08.2026 07:01
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-262; Kur’an kâinatın haritasıdır
26.08.2026 1263 Okunma
1 Yorum 26.08.2026 09:04
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-261; “Küfretmiş olan kimseler”
25.08.2026 1223 Okunma
1 Yorum 25.08.2026 09:39
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-260; Adil Düzen’de refah
24.08.2026 1435 Okunma
1 Yorum 24.08.2026 06:58


© 2026 - Akevler