Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Hüseyin Kayahan
ISTILAHİ DİLLER, MECAZ ve HAKİKİ MANALAR
20.10.2019
569 Okunma, 3 Yorum

SINAMALAR

DİL 7

ISTILAHİ/TERMİNOLOJİK MANA

Değil

ISTILAHİ/TERMİNOLOJİK DİL

HAKİKİ ve MECAZ

Allah Adem’e ilk olarak esmayı/isimleri öğretmişti. Bunlar görünen şeylerin isimleri olabilirdi. O da ilk olarak onları öğrenmiş oldu. Bu lügat/sözlük ancak çevresindeki, görünen eşyaların sayısı kadar söz ihtiva edebilirdi. (bakara 31) كُلَّهَا الْاَسْمَٓاءَ اٰدَمَ  وَعَلَّمَ  Tef’il babı kullanıldığına göre bu öğretme tekrar tekrar oldu ve hala devam etmektedir.

Zamanla bu isimler, adını aldıkları eşyanın taşıdığı baskın özelliklerden dolayı sıfatlara dönüştüler. Bazı sözler yuvarlaklaştı, kısaldı hece ve harflere dönüştüler. En sonunda da yine eşyaların özelliklerinden esinlenerek fiillere ad oldular. Böylece bir konuşma dili oluştu.

Etopya’dan dünyaya yayılan toplulukların birbirinden uzaklaşması, iklim koşullarının zorlaması ve fizyonomilerin değişmesi ile ilk isimler ve ondan türeyen diğer kelimeler değişik seslerle ifade edilir oldu ve ırkların farklı dilleri oluştu. Bunların hepsi konuşma dili idi.

Dildeki oluşan ilk manadan farklı olan kullanımlara “mecaz” mana, ilk manaya da “hakiki” mana denmeye başladı.

Yine insanın evrimleşmesi sonucu ilim de gelişmeye başladı. İlmin gelişmesi ile ortaya çıkan yeni nesnelere ve olgulara yine konuşma dilindeki kelimeler de kullanılmaya başladı. Bunlara da ilk başta “mecaz” dense de, daha sonra bu kullanımların mecaz değil; “ıstılahî/terminolojik” mana olduğu kabul edildi. Böylece, 21. Yüzyıla kadar, yani insanlığın 10.000’er yıllık 4. Büyük devresine kadar gelindi.

DEVRELER

1. Onbin yıl, Ateşin bulunması (kontrollu kullanımı) ile başlamış oldu. Ateş sayesinde hem korundu, hem de tabiattaki gıdaları insan midesinin sindirebileceği şekle getirdi ve daha lezzetli yaptı. Ateşi hala her sahada etkin bir şekilde kullanıyoruz.

2. Onbin yıl, Tekerleğin bulunması ile başlamış oldu. Böylece teknolojinin önü açıldı, seri üretimler mümkün oldu ve hatta uzaya bile gidebilecek seviyeye ulaştık. Tekerleği hala kullanıyoruz.

3. Onbin yıl, Yazının icadı ile başlamış oldu. Böylece bilginin öğretilmesi ve aktarılması kolaylaştı, saklanması da mümkün oldu. Hala yazıyı da etkin bir şekilde kullanıyoruz. İlk yazılar duvar resimleri idi. Sonra giderek stilize ve figüratif oldu ve sonunda sembollere dönüşerek harfler oluştu. Stilize ve figüratif yazı yaprak, deri ve tahta benzeri eşyalara yazılıyordu ama onlar günümüze kadar dayanamadılar. Sümerler kil tabletlere stilize yazıları yazıp, sonra da onları fırınlarda pişirince 5000 yıl dayanacak hale geldiler ve günümüze ulaştılar.

4. Onbin yıl, Program ve bilgisayarların icadı ile başlamış oldu. Bu iki icat 20. yüzyılın sonlarında, 21. Yüzyılın başlarında gerçekleşti. Programlama daha önce, bilgisayarlar ise biraz sonra hayatımıza girdi. Atalarımızın mağara duvarlarına yaptığı resimler gibi bizler de şimdi ekranlarımıza resimler yaparak yeni yazı dilleri geliştiriyoruz. Aynı onların yaptığı gibi başlıyoruz.

İLİMLERİN ÇOĞALMASI

Bu arada ilimler gittikçe gelişti. Geliştikçe alt dallara ayrıldı. Mesela Tıp, biyolojiden ayrıldı. Sonra kendi içinde mitoz bölünme gibi bölünmeye başladı. Dahiliye ve hariciye oldu. Dahiliye belki şimdi 16 bölümlü bir salkım halindedir. Gözcüler kendi içinde, sinirciler kendi içinde, vb bölünerek yeni yeni alt dallar çıkmaktadır. Her bölünme yeni dile ihtiyaç duyar.  Eski üst dildeki terminoloji yetersiz hale gelir. Fizikçiler, kimyacılar, ekonomistler vs. herkes bölünüyor. Mevcut terminoloji yetmiyor. Eski terminolojideki kelimelere yeni anlamlar yüklemek gerekiyor. Ekonomi; reel ekonomi ve finans ekonomisi diye şimdiden bölündü. Kimya zaten organik ve inorganik kimya diye çoktan bölünmüştü.  Sosyoloji ve psikoloji birbirinden çoktan ayrıldı ve ayrı disiplinler oldu. Bu böyle devam edecektir.

MECAZIN YENİDEN TANIMLANMASI

Benim aslan oğlum geldi” dediğinizde, insanın aslan olmadığı bilindiği için buradaki aslan kelimesinin manasının mecaz olduğu söylenir. Burada bir yanlışlık yok. Bu, ilimlerin yavaş yavaş gelişmeye başladığı çağlara kadar doğru idi.

Çatıdaki yongaları aktardım” dediğimde, buradaki yonganın ağaçtan yapılan ince tahta levha olduğunu ve bunun hakiki mana olduğu kabul edilir. “Bu çipin içinde kaç kat yonga var?” dediğimde ise bir elektronik devreden bahsedildiğini ve burada artık ağaç levhalar olamayacağı için bunun ıstılah/terminolojik bir mana olduğunu kabul ederiz. Bu kabul de çağımıza kadar doğru idi.

ISTILAHİ/TERMİNOLOJİK MANA DEĞİL, ISTILAHİ/TERMİNOLOJİK DİL OLACAK

Mademki ilimler çok gelişti ve çeşitli branşlara ayrıldı ve bu devam edecek, öyleyse dillerde de tanımlamalar ve kabuller değişecektir. Öyleyse en sonda söyleyeceğimi başta söyleyip, sonra izah etmeye çalışacağım.

Mecaz; bir terminolojik dil içinde kalmak üzere, ilk manasının dışında kullanılan kelimenin ifade ettiği manadır. O kelimenin farklı bir terminolojik dilde kullanılması mecaz olmaz, o yine o dil içinde hakiki manadadır. O terminolojik dil içinde kalarak ilk kabul edildiği mana dışında kullanılırsa o dilin mecazı olur, diğer dillerin değil.

Mesela Arapçadaki “kalp” kelimesini, konuşma dili terminolojisinde “kalpsiz adam” dersen, burada kalp mecazidir, zira kalpsiz insan olmaz. “Kalbimi kırdın” dersen, ikinci kelime mecazidir, zira kalp kırılmaz. Hatta birinci kelime bile mecaz kabul edilebilir.

Kalp kelimesini bir ekonomist kullansa ve “paranın kalbi bankadır” dese, buradaki kalp gerçek manadadır, mecaz değildir. Zira Arapçadaki kalp, pompa demektir. Ekonomide de parayı pompalayan bankalardır. Dağıtırlar ve tekrar geriye toplarlar. Ekonomi terminolojisi, yani ekonomi dilinde bu kelime hakiki manadadır.

Kalp kelimesini bir kardiyolog kullansa ve “kalp damarın tıkalı” dese, göğsümüzdeki kalbikast etmiş ve hakiki manada kullanmış olur. Bir nörolog ise bunu beyin manasında kullanır ve hakiki manada kullanmış olur. Çünkü beyin elektrik sinyallerini gönderen ve geri toplayan bir kalptir./pompadır.

Bir kent mühendisi, “bugün İzmir’in kalbi durdu” dese, hakiki manada bir kelime kullanış olur. Kast ettiği şey, tren istasyonları, otogarlar ve hava alanlarının çalışmamış olmasıdır. Bunlarda kalptir ve vasıtaları gönderir ve ger kabul ederler.

Devre; bir tarihçi için zamansal döngülerdir, bir elektrik mühendisi için ise elektrik devreleri, doktorlar için ise kanın, havanın, impulsların gidip ve gelmesidir. Hepsi o dillerde hakiki manada kullanılmış olur.

Bu kısa izahattan sonra anlaşıldığını umarak kuralı yeniden söylüyorum. 4. Onbin yılda artık terminolojik mana değil, terminolojik diller geliştirilecek ve mecaz ve hakiki manalar o diller içinde değerlendirilecektir.

İLMİ DİLLER

Dünyada iki ilim dili gelişmiştir. Biri Arapça, diğeri ise Latincedir. Elbette zaman içinde diğer dillerin de ilim dili olma imkanı olabilir ama şimdilik iki dil vardır. İlim adamları kendi terminolojilerinde bu dillerin kelimelerini aynen kullanırlar ve başka manalar anlarlar ve o manalar mecaz olmaz, hakiki mana olurlar. Böylece kelime israfı da olmaz. 1.000.000 kelime, var olan ve oluşacak bütün ilimlere yeter de artar bile. Bir milyon kelime ise metrik sisteme uygundur. Arapçada 1000 civarında kök ve 1000 civarında kalıp vardır. Bin çarpı bin bir milyon eder. Bu rakamları nominal olarak söylüyorum tabiî ki.

Bizim yapmamız gereken işlerden biri de bir matris/excell tablo hazırlamaktır. Bu tabloda Kurandaki kökler yukarıdan aşağıya doğru, ilimler ise soldan sağa doğru sıralanacaktır. Birinci sütun kökler, ikinci sütun konuşma dili olur, diğer ilim dilleri sırayla yazılır. Aramızda nerdeyse her türlü ilim erbabı mevcuttur. Nerdeyse (ben hariç) herkes temel Arapçayı da bilmektedir. Konuşma dilindeki karşılıkları; 20 yıl önce İzmir Akevlerde yapılan lügatte ve Karagülle’nin yaptığı seminerlerde zaten vardır. Bunlar köklerin karşısına yazılacaktır. İlim dillerinde mümkünse öncelik Latince kelimelere verilir, yoksa Türkçe karşılıkları yazılır veya ikili olarak yazılır. Bakarsınız Türkçemiz de gelişir…

Sagılarımla.

H. Kayahan

 


Yorumcu 
Yorum 
Cengiz Demirci
28.10.2019
15:23

ve alleme ademel esmae

Halife kılınan adem, diğer yaratılan canlılardan farklı olarak kendine yüklenen görevle işinde yönetme kabiliyeti verilen insan oldu. HLF farklı görüşlerdeki insanları tek bir görüşle farklılıklarını da koruyacak şekilde bir araya getirip görevini yerine getiren insandır. HLF türkçede ALP olarak kullanılır. Bilinen şekli ile Alfa kurt sürüyü bir arada tutma kabiliyeti olan kendi görevleri olan hayatta kalma ve beslenme sorununu çözübilen kıdemli kurttur. Alfa erkeği ve alfa dişisi vardır. 

Esma ise isim kelimesinin çoğulu olarak VSM ve SMY ile akrabadır. aslında V-Y dönüşümü vardırü aynı köktendir. S-T'ye, V ise G'ye dönüşerek SMY, SMV türkçede TMG olmuştur. Türkler yaşadığı topraklarda aidiyet ifade etmek için sürülerini, atlarını, çadırlarını, kabile ve boylarını tamgalar ile ifade ederlerdi. boy tamgaları harf değil marka gibi kullanılır, 24 oğuz boyunun herbiri bu mülkiyet ile kendilerine ait olanı damgalarlardı. Damgasız ok ya da kılıç dahi olmazdı. Bu silahlar hangi boya ait bilinsin ve o boy işlediklerinden sorumlu olsun diye. Türk tamgaları zamanla çoğalınca standartlaştırmaya gidildi ve bu tamgalar elenerek runik yazı sistemi geliştirildi. 

İşte ademin isimleri öğrenmesi onları damgalaması yani seslerle ifade etmesi sürecidir. Ademin nesli de kelimelerden kavram üretmeye devam etti. FArklı coğrafyalarda farklı görüşlerle farklı kavramlaşmalara gidildikçe diller türedi. 

Cengiz Demirci
28.10.2019
15:23

ve alleme ademel esmae

Halife kılınan adem, diğer yaratılan canlılardan farklı olarak kendine yüklenen görevle işinde yönetme kabiliyeti verilen insan oldu. HLF farklı görüşlerdeki insanları tek bir görüşle farklılıklarını da koruyacak şekilde bir araya getirip görevini yerine getiren insandır. HLF türkçede ALP olarak kullanılır. Bilinen şekli ile Alfa kurt sürüyü bir arada tutma kabiliyeti olan kendi görevleri olan hayatta kalma ve beslenme sorununu çözübilen kıdemli kurttur. Alfa erkeği ve alfa dişisi vardır. 

Esma ise isim kelimesinin çoğulu olarak VSM ve SMY ile akrabadır. aslında V-Y dönüşümü vardırü aynı köktendir. S-T'ye, V ise G'ye dönüşerek SMY, SMV türkçede TMG olmuştur. Türkler yaşadığı topraklarda aidiyet ifade etmek için sürülerini, atlarını, çadırlarını, kabile ve boylarını tamgalar ile ifade ederlerdi. boy tamgaları harf değil marka gibi kullanılır, 24 oğuz boyunun herbiri bu mülkiyet ile kendilerine ait olanı damgalarlardı. Damgasız ok ya da kılıç dahi olmazdı. Bu silahlar hangi boya ait bilinsin ve o boy işlediklerinden sorumlu olsun diye. Türk tamgaları zamanla çoğalınca standartlaştırmaya gidildi ve bu tamgalar elenerek runik yazı sistemi geliştirildi. 

İşte ademin isimleri öğrenmesi onları damgalaması yani seslerle ifade etmesi sürecidir. Ademin nesli de kelimelerden kavram üretmeye devam etti. FArklı coğrafyalarda farklı görüşlerle farklı kavramlaşmalara gidildikçe diller türedi. 

Hüseyin Kayahan
29.10.2019
11:19

Cengiz bey teşekkür ederim.

Doğrusu, katkınızıve yorumunuzu bekliyordum. Sizin yaptığınız açılımlar çok değerlidir. Ben her zama  Sizden Aşkale ve yorum bekliyorum.

Selamlar.



YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Reşat Nuri Erol
FAİZ ile geçen nice yıllar, TOKİ-Diyanet ve…-8
22.1.2020 17 Okunma
2 Yorum 22.01.2020 09:01
Ahmet Yücel
DÜNYADA MEKAN, AHİRETTE İMAN
21.1.2020 40 Okunma
Reşat Nuri Erol
FAİZ ile geçen nice yıllar, TOKİ-Diyanet ve…-7
21.1.2020 46 Okunma
4 Yorum 21.01.2020 10:00
Reşat Nuri Erol
Kur’an ve ilim olmadan olmaz; nitekim olmuyor-1
20.1.2020 51 Okunma
3 Yorum 20.01.2020 09:49
Reşat Nuri Erol
Kur’an ve ilim olmadan olmaz; nitekim olmuyor-1
20.1.2020 31 Okunma
2 Yorum 20.01.2020 09:37
Süleyman Karagülle
İran ve Türkiye Ne Yapmalı?
19.1.2020 76 Okunma
1 Yorum 21.01.2020 06:14
Reşat Nuri Erol
FAİZ ile geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek - 6
18.1.2020 102 Okunma
4 Yorum 18.01.2020 09:34
Reşat Nuri Erol
MILLÎ GAZETE ile geçen yıllar ve gelecek…-5
17.1.2020 115 Okunma
4 Yorum 17.01.2020 14:02
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Bölgesel gelişmeler ve Ali Babacan
17.1.2020 34 Okunma
Reşat Nuri Erol
FAİZ ile geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek - 4
15.1.2020 131 Okunma
4 Yorum 15.01.2020 13:20
Reşat Nuri Erol
FAİZ ile geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek - 3
13.1.2020 88 Okunma
3 Yorum 13.01.2020 08:26
Reşat Nuri Erol
FAİZ ile geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek - 2
10.1.2020 81 Okunma
3 Yorum 13.01.2020 08:24
Reşat Nuri Erol
FAİZ ile geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek - 1
9.1.2020 91 Okunma
2 Yorum 09.01.2020 07:43
Reşat Nuri Erol
2019-20; geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek -4
7.1.2020 91 Okunma
3 Yorum 07.01.2020 14:41
Hikmet Güveloğlu
Süleymani Suikastından, Ruhani Haberdar mıydı?
6.1.2020 1182 Okunma
1 Yorum 06.01.2020 21:25
Reşat Nuri Erol
2019-20; geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek -3
6.1.2020 108 Okunma
2 Yorum 06.01.2020 21:00
Özer Ataç
Biricik Okunan
5.1.2020 88 Okunma
Süleyman Karagülle
Kuran ve Çin
5.1.2020 121 Okunma
Reşat Nuri Erol
2019-20; geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek -2
5.1.2020 91 Okunma
4 Yorum 05.01.2020 08:16
Reşat Nuri Erol
2019-20; geçen nice yıllar, 10 yıllar ve gelecek-1
4.1.2020 106 Okunma
4 Yorum 05.01.2020 08:17
Reşat Nuri Erol
Mehmet Tekelioğlu; 2020’ye başlarken umut koşusu…
3.1.2020 86 Okunma
Reşat Nuri Erol
Aralık 1995, Refah Partisi ve ‘ADİL DÜZEN’ -2
1.1.2020 131 Okunma
1 Yorum 01.01.2020 09:38
Reşat Nuri Erol
Aralık 1995, Refah Partisi ve ‘ADİL DÜZEN’ -1
31.12.2019 137 Okunma
2 Yorum 31.12.2019 08:09
Süleyman Karagülle
Oyuna Devam
30.12.2019 139 Okunma
Süleyman Karagülle
Adil Düzen Partisi
30.12.2019 188 Okunma
Reşat Nuri Erol
Ekonomik kriz mi, buhran mı, sosyal tufan mı? - 5
30.12.2019 100 Okunma
2 Yorum 30.12.2019 08:49
Özer Ataç
Netflix'ten harika bir film daha: Two the popes
29.12.2019 133 Okunma
Reşat Nuri Erol
Ekonomik kriz mi, buhran mı, sosyal tufan mı? - 4
29.12.2019 115 Okunma
2 Yorum 30.12.2019 08:49
Mete Firidin
Kuran'da Yevm Kelimesi
28.12.2019 341 Okunma
2 Yorum 03.01.2020 19:36
Reşat Nuri Erol
Ekonomik kriz mi, buhran mı, sosyal tufan mı? - 3
28.12.2019 99 Okunma
3 Yorum 30.12.2019 08:49
Reşat Nuri Erol
Ekonomik kriz mi, buhran mı, sosyal tufan mı? - 2
27.12.2019 114 Okunma
1 Yorum 27.12.2019 10:36
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Amerika’dan birkaç not-Amerikan İslam
27.12.2019 94 Okunma
1 Yorum 27.12.2019 10:17
Reşat Nuri Erol
Ekonomik kriz mi, buhran mı; sosyal tufan mı? - 1
26.12.2019 146 Okunma
1 Yorum 26.12.2019 08:06
Reşat Nuri Erol
Yeni Bir Dünya; Barış, Adalet ve Merhamet - 2
25.12.2019 198 Okunma
3 Yorum 25.12.2019 12:04
Süleyman Karagülle
İstihare
24.12.2019 255 Okunma
1 Yorum 24.12.2019 16:14
Reşat Nuri Erol
Yeni Bir Dünya; Barış, Adalet ve Merhamet - 1
24.12.2019 206 Okunma
3 Yorum 24.12.2019 08:47
Reşat Nuri Erol
Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 6
23.12.2019 154 Okunma
4 Yorum 23.12.2019 07:39
Reşat Nuri Erol
Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 5
22.12.2019 187 Okunma
2 Yorum 22.12.2019 23:11
Reşat Nuri Erol
Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 4
21.12.2019 195 Okunma
5 Yorum 22.12.2019 23:11
Hüseyin Kayahan
KUŞ DİLİ ve Hz. SÜLEYMAN
19.12.2019 146 Okunma
Reşat Nuri Erol
Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 3
19.12.2019 237 Okunma
3 Yorum 19.12.2019 08:23
Reşat Nuri Erol
Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 2
17.12.2019 238 Okunma
3 Yorum 17.12.2019 07:15
Reşat Nuri Erol
Erdoğan; geçmiş - gelecek ve ADİL DÜZEN - 1
16.12.2019 298 Okunma
5 Yorum 17.12.2019 07:15
Reşat Nuri Erol
Kur’an’dan başkasını rehber edinmek; AB vs’yi
16.12.2019 243 Okunma
2 Yorum 17.12.2019 07:15
Reşat Nuri Erol
Sayın Recep Tayyip Erdoğan; vur, fakat dinle…
14.12.2019 347 Okunma
9 Yorum 20.12.2019 13:23
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; A.Gül, Şehir Üniversitesi, Tayyip Erdoğan
13.12.2019 359 Okunma
7 Yorum 13.12.2019 10:09
Reşat Nuri Erol
Ve Veysel İpekçi.. Ve Recep Tayyip Erdoğan..-2
12.12.2019 346 Okunma
4 Yorum 13.12.2019 11:54
Reşat Nuri Erol
Ve Veysel İpekçi.. Ve Recep Tayyip Erdoğan…
11.12.2019 516 Okunma
9 Yorum 13.12.2019 11:55
Reşat Nuri Erol
Balkanlar, Kosova, Sancak ve Süleyman Ugljanin - 4
10.12.2019 272 Okunma
4 Yorum 10.12.2019 08:37
Reşat Nuri Erol
Balkanlar, Kosova, Sancak ve Süleyman Ugljanin - 3
9.12.2019 263 Okunma
3 Yorum 10.12.2019 08:30