Reşat Nuri Erol
DEPREM-6: Binaları ve sistemi sağlamlaştırmak
10.10.2019
6238 Okunma, 2 Yorum

DEPREM-6: Binaları ve sistemi sağlamlaştırmak

Kur’an diyor ki: “... Kimisinin üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Kimisini korkunç bir patlama, bir çığlık bastırıverdi. Kimisini yerin dibine geçirdik. Kimisini de suda boğduk. Ama gerçek olan şu ki, bütün bunları Allah onlara zulüm olsun diye yapmadı; bilakis onlar, kendi öz canlarına zulmediyorlardı.” (Ankebût Suresi, 29/40)

Onlar kendi öz canlarına nasıl zulmediyor ve bu sonuçları nasıl hazırlıyorlardı?

Hadislerde şu “zalim düzen” sonuçları var: 1) Şehirlerin büyük olması… 2) Yüksek binalar yapılması ve özellikle çölden ve taşradan gelen insanların yüksek binalar yapmada birbirleriyle yarışması… 3) Zinanın, çalgıcılığın çoğalması ve farklı isimler altında çok alkol alınması, hatta bunların meşru addedilmesi… 4) Önü alınamaz hastalıkların ortaya çıkması… 5) Bilginin ve bilgisizce şahitliğin artması, fakat ilmin azalması… 6) Devlet veya kamu malının ganimet bilinmesi ve servetin belli ellerde yığılması… 7) Oburluğun ve neticede yağlanıp semirmenin artması… 8) Ölçü ve tartıda hilenin, aldatmanın, emanete riayetsizliğin artması ve güvenin kaybolması… 9) İnsan öldürme, kargaşa ve karışıklık, patlama ve savaşların çok olması… 10) Yere batma ve zelzelelerin çok fazla görülmesi…

O zamanki Van Depremi vesilesiyle Adil Düzen Çalışanı Hakan Kandal arkadaşımız, İSTANBUL DEPREMİ merkezli bir değerlendirme yapmıştı: “Van Depremi aslında Türkiye’de hiçbir şeyin değişmediği, her şeyin daha da kötüye gittiğinin resmidir. 1999 Marmara Depremi’nde afişe edilen müteahhidin yerine bu sefer başka bir günah keçisi bulunmuştur. Yarın İstanbul depreminde kimler günah keçisi olacaktır? Her şeyin daha iyiye gittiğini iddia edenlerin iflas ettiği noktadır deprem. Van Depremi’yle medyada ve sosyal medyada deprem sonrası bölgeye gönderilen yardımlar ve deprem hakkında yazılanlar Türk halkının röntgeninin çekilmesine imkân verdi. Türk halkı zor durumda kalan insanlara karşı 1999 depreminin de verdiği hassasiyetle daha bir empatikken, siyasi iradenin ve belediyelerin deprem olgusuna karşı aslında hiçbir şey yapmadıklarının bilincinde olmalarına rağmen, bir o kadar da duyarsız ve vurdumduymaz. 1999 Marmara Depremi ülkeye bu anlamda hiçbir şey kazandırmamış. ‘İstanbul depremi’ cumhuriyetin yıkılmasına bile varabilecek sonuçlara yol açabilir. İstanbul Depremi yakında gerçekleşirse vay Türkiye’nin haline…”

Murat Yülek ise “Binalardan önce sistemi sağlamlaştıralım” başlığı altında şu önerileri yapmış: “Depremi özeleştiri için bir fırsat kabul edelim. Önceki depremlerde olduğu gibi Van’daki depremde de binalarla birlikte özel sektör ve kamu sektörümüzün de bir kez daha yıkıldığını gördük. Önce binaları değil sistemimizi/medeniyetimizi sağlamlaştıralım. Bu köşede daha önce “Cumhuriyet döneminde neden güzel kentler geliştiremedik?” diye sorulmuştu. ‘Güzel’ kelimesi yerine ‘sağlam’ kelimesini de koyabilirsiniz. Amacım cumhuriyeti ya da şu ya da bu hükümeti sorgulamak değil; sistemin/medeniyetin kalitesinin öneminin altını çizmek... Çöküntülerin kamu binalarında yoğunlaşması münferit bir hadise değil... Başka hangi sorun mu var? Fonksiyonelliğinden başlayın, mimarilerine kadar çok sayıda sorunu sayabiliriz. Okullarımız dünyanın en çirkin okulları arasında sayılabilir. Hastanelerimiz ve sağlık ocaklarımız da öyle. Toplu konutlarımızın da pek estetik görünüme sahip olduğunu söyleyemeyiz. Daha sağlam kamu binaları ya da daha iyi yollar yapacak mühendislik ve inşaatçılık kapasitesine, daha güzel binalar tasarlayacak mimarlara sahibiz. Mesele bunların gerçekleşmesini sağlayacak sistemin geliştirilmesinde... Türkiye’nin inşaat şirketleri, Amerika’daki bankacılar (faizciler) gibi, daha çok ve daha ucuza inşaat yapıp daha yüksek fiyata satmak isteyecek. Kamu otoritesinin görevi de bunu engelleyecek sistemi kurmak ve uygulanmasını sağlamak. Medeniyet böyle bir şey. Deprem arada sırada oluyor ve durumun vahametini bize anlatıyor. Oysa sistemin eksiklikleri, esasında her gün milyonlarca insanımızın hayatına değiyor. Sistemi sağlamlaştırmamız gerekiyor. O zaman daha sağlam binalarımız, daha güçlü bir eğitim sistemimiz, daha iyi hastanelerimiz, daha yaşanabilir kentlerimiz olacak. Kısacası, unsurlarına değil sistemin bütününe odaklanmamız gerekiyor.” (Devamı var…)

 


YorumcuYorum
Reşat Nuri Erol
10.10.2019
08:43

MİLLÎ GAZETE

Deprem-6: Binaları ve sistemi sağlamlaştırmak

Kur’an diyor ki: “... Kimisinin üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Kimisini korkunç bir patlama, bir çığlık bastırıverdi. Kimisini yerin dibine geçirdik. Kimisini de suda boğduk. Ama gerçek olan şu ki, bütün bunları Allah onlara zulüm olsun diye yapmadı; bilakis onlar, kendi öz canlarına zulmediyorlardı.” (Ankebût Suresi, 29/40)

Onlar kendi öz canlarına nasıl zulmediyor ve bu sonuçları nasıl hazırlıyorlardı?

Hadislerden şu “zalim düzen” sonuçları var: 1) Şehirlerin büyük olması… 2) Yüksek binalar yapılması ve özellikle çölden ve taşradan gelen insanların yüksek binalar yapmada birbirleriyle yarışması… 3) Zinanın, çalgıcılığın çoğalması ve farklı isimler altında çok alkol alınması, hatta bunların meşru addedilmesi… 4) Önü alınamaz hastalıkların ortaya çıkması… 5) Bilginin ve bilgisizce şahitliğin artması, fakat ilmin azalması… 6) Devlet veya kamu malının ganimet bilinmesi ve servetin belli ellerde yığılması… 7) Oburluğun ve neticede yağlanıp semirmenin artması… 8) Ölçü ve tartıda hilenin, aldatmanın, emanete riayetsizliğin artması ve güvenin kaybolması… 9) İnsan öldürme, kargaşa ve karışıklık, patlama ve savaşların çok olması… 10) Yere batma ve zelzelelerin çok fazla görülmesi…

O zamanki Van Depremi vesilesiyle Adil Düzen Çalışanı Hakan Kandal arkadaşımız, İSTANBUL DEPREMİ merkezli bir değerlendirme yapmıştı: “Van Depremi aslında Türkiye’de hiçbir şeyin değişmediği, her şeyin daha da kötüye gittiğinin resmidir. 1999 Marmara Depremi’nde afişe edilen müteahhidin yerine bu sefer başka bir günah keçisi bulunmuştur. Yarın İstanbul depreminde kimler günah keçisi olacaktır? Her şeyin daha iyiye gittiğini iddia edenlerin iflas ettiği noktadır deprem. Van Depremi’yle medyada ve sosyal medyada deprem sonrası bölgeye gönderilen yardımlar ve deprem hakkında yazılanlar Türk halkının röntgeninin çekilmesine imkân verdi. Türk halkı zor durumda kalan insanlara karşı 1999 depreminin de verdiği hassasiyetle daha bir empatikken, siyasi iradenin ve belediyelerin deprem olgusuna karşı aslında hiçbir şey yapmadıklarının bilincinde olmalarına rağmen, bir o kadar da duyarsız ve vurdumduymaz. 1999 Marmara Depremi ülkeye bu anlamda hiçbir şey kazandırmamış. ‘İstanbul depremi’ cumhuriyetin yıkılmasına bile varabilecek sonuçlara yol açabilir. İstanbul Depremi yakında gerçekleşirse vay Türkiye’nin haline…”

Murat Yülek ise “Binalardan önce sistemi sağlamlaştıralım” başlığı altında şu önerileri yapmış: “Depremi özeleştiri için bir fırsat kabul edelim. Önceki depremlerde olduğu gibi Van’daki depremde de binalarla birlikte özel sektör ve kamu sektörümüzün de bir kez daha yıkıldığını gördük. Önce binaları değil sistemimizi/medeniyetimizi sağlamlaştıralım. Bu köşede daha önce, ‘Cumhuriyet döneminde neden güzel kentler geliştiremedik?’ diye sorulmuştu. ‘Güzel’ kelimesi yerine ‘sağlam’ kelimesini de koyabilirsiniz. Amacım cumhuriyeti ya da şu ya da bu hükümeti sorgulamak değil; sistemin/medeniyetin kalitesinin öneminin altını çizmek... Çöküntülerin kamu binalarında yoğunlaşması münferit bir hadise değil... Başka hangi sorun mu var? Fonksiyonelliğinden başlayın, mimarilerine kadar çok sayıda sorunu sayabiliriz. Okullarımız dünyanın en çirkin okulları arasında sayılabilir. Hastanelerimiz ve sağlık ocaklarımız da öyle. Toplu konutlarımızın da pek estetik görünüme sahip olduğunu söyleyemeyiz. Daha sağlam kamu binaları ya da daha iyi yollar yapacak mühendislik ve inşaatçılık kapasitesine, daha güzel binalar tasarlayacak mimarlara sahibiz. Mesele bunların gerçekleşmesini sağlayacak sistemin geliştirilmesinde... Türkiye’nin inşaat şirketleri, Amerika’daki bankacılar (faizciler) gibi, daha çok ve daha ucuza inşaat yapıp daha yüksek fiyata satmak isteyecek. Kamu otoritesinin görevi de bunu engelleyecek sistemi kurmak ve uygulanmasını sağlamak. Medeniyet böyle bir şey. Deprem arada sırada oluyor ve durumun vahametini bize anlatıyor. Oysa sistemin eksiklikleri, esasında her gün milyonlarca insanımızın hayatına değiyor. Sistemi sağlamlaştırmamız gerekiyor. O zaman daha sağlam binalarımız, daha güçlü bir eğitim sistemimiz, daha iyi hastanelerimiz, daha yaşanabilir kentlerimiz olacak. Kısacası, unsurlarına değil sistemin bütününe odaklanmamız gerekiyor.” (Devamı var…)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

YazarReşat Nuri Erol- Mesaj Gönder

10 Ekim 2019
Reşat Nuri Erol
10.10.2019
08:45

Reşat Nuri Erol - Milli Gazete


https://www.milligazete.com.tr › yazar › resat-nuri-erol
Deprem-3: Millî Gazete yazarları uyarıyor… 06.10.19 - Merhum Millî Gazete yazarımız Mehmed Şevket Eygi'nin İstanbul Depremi ile ilgili uyarı ve hatırlatmalarını ...

En çok okunan haberler

Deprem-5: Hukuk ve sivil savunma sorunları…
Milli Gazete·1 gün önce
"Reşat Nuri Erol" için diğer sonuçlar




Son Eklenen Makaleler
Reşat Nuri Erol
Söz Konusu Bu Üç Model Bize Ne Söylüyor?
22.09.2026 366 Okunma
1 Yorum 22.09.2026 09:56
Reşat Nuri Erol
İyi İnsan Beklemek Yerine İyi Sistem Kurmak
21.09.2026 658 Okunma
1 Yorum 21.09.2026 11:45
Hüseyin Bağdatlı
KALP GÖZÜ İLE BAKMAK
21.09.2026 103 Okunma
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen: Para Kadar Mekanizma da Önemli
20.09.2026 705 Okunma
1 Yorum 20.09.2026 07:32
Hüseyin Bağdatlı
DAMAT BERAT SAHADA
19.09.2026 214 Okunma
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen: Ekonomiden Sisteme Üç Yaklaşım
19.09.2026 882 Okunma
1 Yorum 19.09.2026 08:57
Hüseyin Bağdatlı
MAZOTUN YÜZGÖRÜMÜ
18.09.2026 157 Okunma
Reşat Nuri Erol
Adil Ekonomik Düzen İstanbul Çalışmaları…
18.09.2026 875 Okunma
1 Yorum 18.09.2026 07:56
Hüseyin Bağdatlı
FİKİR HIRSIZLIĞI HARAMDIR
17.09.2026 156 Okunma
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-4
17.09.2026 859 Okunma
1 Yorum 17.09.2026 09:08
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-3
16.09.2026 1066 Okunma
1 Yorum 16.09.2026 08:13
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-2
15.09.2026 908 Okunma
1 Yorum 15.09.2026 10:30
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-1
14.09.2026 1013 Okunma
1 Yorum 14.09.2026 07:29
Özer Ataç
Yeni(den) Orta Çağ - 16
13.09.2026 958 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-277; Dilin özellikleri vardır...
13.09.2026 1072 Okunma
1 Yorum 13.09.2026 11:28
Hüseyin Bağdatlı
ÇARE: AR-GE SEMTLERİ
11.09.2026 238 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-276; ‘Ve Allah her şeye kadirdir’
11.09.2026 1071 Okunma
1 Yorum 11.09.2026 08:59
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-275; “Dilediğini ta’zib eder…”
10.09.2026 1132 Okunma
1 Yorum 10.09.2026 09:57
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-274; “E lem ta’lem?” (Maide 40)
9.09.2026 1117 Okunma
1 Yorum 09.09.2026 07:18
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-273; “Allah gafurdur rahimdir”
8.09.2026 1203 Okunma
1 Yorum 08.09.2026 07:27
Hüseyin Bağdatlı
BİZ BİZ MİYİZ, BİZİM MİYİZ?
7.09.2026 234 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
İNSANLIK EMEKLİYOR
7.09.2026 280 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
Melih Beyin Sakızı?
6.09.2026 277 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-272; “… sonra kim tövbe ederse”
6.09.2026 1437 Okunma
1 Yorum 06.09.2026 07:05
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-271; “Ve Allah azizdir hakimdir”
5.09.2026 1497 Okunma
1 Yorum 05.09.2026 09:32
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-270; “Cezaen bimâ kesebâ …”
4.09.2026 1227 Okunma
1 Yorum 04.09.2026 09:41
Osman Aydın
BİRLİKTE YÜRÜNEN BİR YOL
3.09.2026 209 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-269; Hırsız kadın ve hırsız erkek
3.09.2026 1217 Okunma
1 Yorum 03.09.2026 08:22
Hüseyin Bağdatlı
30 AĞUSTOS 2026 TOPLANTIMIZDAN NOTLAR
2.09.2026 404 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Rereading the Sacred Texts
2.09.2026 260 Okunma
Bahaeddin Sağlam
A Short History of Knowledge and the Sciences
2.09.2026 291 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-268; ‘Ve’s-sâriku ve’s-sârikatu’
2.09.2026 1233 Okunma
1 Yorum 02.09.2026 08:27
Hüseyin Bağdatlı
İNANAN HERKES SON GÜLLE OLMALI
1.09.2026 389 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı(267); Hakem kararlarına uymayan
1.09.2026 1201 Okunma
1 Yorum 01.09.2026 08:36
ZEKİ ALTUBOĞA
MAFÊN KURDAN YÊN HATÎ WINDAKIRIN Û SERDEMA SERHILDANAN
31.08.2026 210 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 9: MODELA ENTEGRASYONA SIYASÎ, HIQÛQÎ Û ÇARÇOVEYA
31.08.2026 186 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 8: MÎNANÎNÊN DÎJÎTAL, TEKNOLOJÎ Û ENTEGRASYONA DÎJ
31.08.2026 177 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 7: ENTEGRASYONA REFAHÂ CIVAKÎ, EKOLOJÎ Û MODELA
31.08.2026 179 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 6: BÎNASAZIYA SAZUMANÎ Û MODELA PÊKANÎNÊ YA NAHIYE
31.08.2026 203 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 5: ANALÎZA SWOT Û STRATEJÎYÊN RÊVEBERIYE (YÖNETİŞİ
31.08.2026 208 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 4: ALTERNATÎFA TEORÎK Û STRUKTURAL – MODELA BIRYAR
31.08.2026 184 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 3: ENCAMÊN TEORÎK Û PRATÎK YÊN ŞAŞIYÊN SÎSTEMÎK 3
31.08.2026 199 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA 2: ŞAŞIYÊN KARGÊRÎ YÊN PERGALÊ DI ASTA GERDÛNÎ Û H
31.08.2026 191 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
CUREYÊ BIRYAR HILDANÊ BEŞA 1: PÊŞEK Û BÎNASAZIYA PIRSK
31.08.2026 177 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Ji Rêveberiya Du-Serî Berev Bi Desthilatiya Herêmî: Di
31.08.2026 218 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Çift Başlı Bürokrasiden Yerinden Yönetime Kamu Yönetimi
31.08.2026 184 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
CURREYÊN BIRYARAN Tahlîla Sosyolojîk, Hiqûqî û Rêxist
31.08.2026 203 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Cûreyên Biryaran ​Di “Sîstema Quranê” de biryara piranî
31.08.2026 219 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
Dillerin Ayet Oluşu ve Kent Diliyle Eğitim: Adil Düzen’
31.08.2026 196 Okunma
Osman Aydın
GÖRÜNEN BAHÇE, GÖRÜLMESİ GEREKEN ORTAKLIK
31.08.2026 242 Okunma


© 2026 - Akevler