Reşat Nuri Erol
On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-6
1.10.2019
7354 Okunma, 3 Yorum

On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-6

IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü vasıtası ile gelişmekte olan ülkelere tarım ve gıda üzerinde yıkıcı etkileri olan ‘uyum programları’ dayatılarak patent hakları ile tohum alanını ele geçiriyorlar. Tohumumuzu koruyan Tarımsal Araştırma Genel Müdürlüğü’ne bağlı enstitüler ve Tarımsal İşletmeler Genel Müdürlüğü’ne bağlı çiftliklerde gerçekleştirilen faaliyetleri yürüten kamusal sistem lağvedilerek geleneksel tarım ‘tarım teknolojisi’ adı altında küresel şirketlerin eline teslim ediliyor. Bu şirketler ise tohumu, kimyasal ilacı, petrolü, finansı, krediyi elinde bulunduranlar.

En başta ise ‘Dünya İmparatoru’ ve ‘Yeni Dünya Düzeni’ kavramlarının mucidi Rockefeller. Amaçları uyum adı altında yalnızca ekonomiyi değil, aynı zamanda kırsal toplumların gelenek ve kültürlerini dönüştürmekti. Çin’de, Meksika’da, Türkiye’ de Rockefeller’in şirketlerinin programları çok yoğundu.

1943 yılında geliştirdikleri ilk hibrit buğday için bu tarımsal dönüşümü işaret eden ‘Yeşil Devrim’ kavramını kullandılar. Bu devrim yalanının arkasında ülke ve insanları kendilerine bağımlı kılmayı amaçlayan bir strateji mevcut. Verimli tohum aldatmacası ile geleneksel tohumun yerine laboratuvarda yaratılan melez/hibrit tohumu satmak ve kendilerine bağımlı hale getirmek. Doğal evrimin sonucu milyonlarca yılda oluşan yapıların, laboratuvarlarda her geçen gün daha fazla gen transferleri yaparak değişikliğe uğratılması sonucu genetik kirliliğin vücudumuzda yarattığı tahribatları her birimiz acı da olsa yaşamaktayız. Zira bu yeni genleri vücudumuzdaki mekanizmalar tanımıyor.

İlk defa 1919 yılında Macar Karl Ereky tarafından ‘Biyoteknoloji’ terimi ortaya atıldıktan sonra DNA moleküllerinin nasıl faaliyete geçerek organizma ürettikleri konusunda çalışmalar hızlandı. Rockefeller Vakfı destekli araştırmalar ise 1930’lu yıllardan sonra ‘Moleküler Biyoloji’nin ortaya çıkmasını sağladı. O dönem Harvard Üniversitesi’nde ‘Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar’ üzerine araştırmalar yürüttükleri iddia ediliyor.

GDO ise bitkinin bir geni ile oynadığınızda tüm genleri arasındaki ilişkileri bozmanız anlamına geliyor. GDO’lu gıdaların vücutta nasıl işlendiği araştırıldığında bu gıdaların sahip olduğu DNA parça genlerin, kan dolaşımına geçtiği saptandı.

Diğer yandan işin politik tarafına bakıldığında, Türkiye boyutunda tarımın siyasi stratejinin en önemli silahlarından olduğunu görüyoruz. ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger tarafından tarım, petrol politikası ile beraber ABD stratejisinin en önemli silahı olarak görüldü. O’na göre insanları gıdaya bağımlı hale getirmek, kendilerine bağımlı hale getirmenin temel koşuluydu. Bu sebeple sözde dünya açlığını gidermek amacı ile ‘NSSM 200’ adı altında Rockefeller’in isteği ile bir proje başlattılar.

İlk adım Hindistan’da hibrit mısır ile atıldı. Hindistan Ziraat Araştırmaları Konseyi ile ıslah çalışmaları başlatıldı. Karayipler, Orta Amerika ve Tayland projelerin uygulandığı ülkeler oldu. Hindistan’da ilk yıl verim alınamadı, bunun sebebi ise kimyasal ilaç kullanılmaması idi. Hibrit tohumlar ilaçsız mahsul vermiyordu. Sonrasındaki yıl çok iyi verim alındı vee bunun ardından Hindistan o yıl dünyanın en büyük tohum alımını gerçekleştirdi (18 bin ton buğday 2.5 milyon dolar).

Tohum çok stratejik bir öneme sahipti. Irak’ta kuraklık sonrasında 73 bin ton buğday ve 22 bin ton arpa Meksika ve ABD’den ithal edildi. Bu tohumlar cıva içerdiğinden 1971 yılında Irak’ta tahıl zehirlenmesi oldu. Oysa İsveç ve İngiltere bu nedenle bu tohumların ülkelerine girişini yasaklamışlardı. Bu tohumlar bilerek çok düşük fiyatla Irak’a satılmıştı, çünkü sosyalist Baas Partisi ülkesinde petrolü millileştirmişti. Bu tahılları tüketen yüzlerce insan ve verimli sığır zehirlenip can verdi. Irak bugün cıva nedeni ile en yüksek parkinson hastalığı oranına sahip ülke. Neticede bağımsızlık taraftarı her ülke bir şekilde kontrol edilmeliydi, gıda ve de tohum ile de olsa...

(Devamı var)

 

 

 


YorumcuYorum
Reşat Nuri Erol
01.10.2019
07:52

MİLLÎ GAZETE

On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-6

 IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü vasıtası ile gelişmekte olan ülkelere tarım ve gıda üzerinde yıkıcı etkileri olan ‘uyum programları’ dayatılarak patent hakları ile tohum alanını ele geçiriyorlar. Tohumumuzu koruyan Tarımsal Araştırma Genel Müdürlüğü’ne bağlı enstitüler ve Tarımsal İşletmeler Genel Müdürlüğü’ne bağlı çiftliklerde gerçekleştirilen faaliyetleri yürüten kamusal sistem lağvedilerek geleneksel tarım ‘tarım teknolojisi’ adı altında küresel şirketlerin eline teslim ediliyor. Bu şirketler ise tohumu, kimyasal ilacı, petrolü, finansı, krediyi elinde bulunduranlar.

En başta ise ‘Dünya İmparatoru’ ve ‘Yeni Dünya Düzeni’ kavramlarının mucidi Rockefeller. Amaçları uyum adı altında yalnızca ekonomiyi değil, aynı zamanda kırsal toplumların gelenek ve kültürlerini dönüştürmekti. Çin’de, Meksika’da, Türkiye’ de Rockefeller’in şirketlerinin programları çok yoğundu.

1943 yılında geliştirdikleri ilk hibrit buğday için bu tarımsal dönüşümü işaret eden ‘Yeşil Devrim’ kavramını kullandılar. Bu devrim yalanının arkasında ülke ve insanları kendilerine bağımlı kılmayı amaçlayan bir strateji mevcut. Verimli tohum aldatmacası ile geleneksel tohumun yerine laboratuarda yaratılan melez/hibrit tohumu satmak ve kendilerine bağımlı hale getirmek. Doğal evrimin sonucu milyonlarca yılda oluşan yapıların, laboratuarlarda her geçen gün daha fazla gen transferleri yaparak değişikliğe uğratılması sonucu genetik kirliliğin vücudumuzda yarattığı tahribatları her birimiz acı da olsa yaşamaktayız. Zira bu yeni genleri vücudumuzdaki mekanizmalar tanımıyor.

İlk defa 1919 yılında Macar Karl Ereky tarafından ‘Biyoteknoloji’ terimi ortaya atıldıktan sonra DNA moleküllerinin nasıl faaliyete geçerek organizma ürettikleri konusunda çalışmalar hızlandı. Rockefeller Vakfı destekli araştırmalar ise 1930’lu yıllardan sonra ‘Moleküler Biyoloji’nin ortaya çıkmasını sağladı. O dönem Harvard Üniversitesi’nde Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) üzerine araştırmalar yürüttükleri iddia ediliyor.

GDO ise bitkinin bir geni ile oynadığınızda tüm genleri arasındaki ilişkileri bozmanız anlamına geliyor. GDO’lu gıdaların vücutta nasıl işlendiği araştırıldığında bu gıdaların sahip olduğu DNA parça genlerin, kan dolaşımına geçtiği saptandı.

Diğer yandan işin politik tarafına bakıldığında, Türkiye boyutunda tarımın siyasi stratejinin en önemli silahlarından olduğunu görüyoruz. ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger tarafından tarım, petrol politikası ile beraber ABD stratejisinin en önemli silahı olarak görüldü. O’na göre insanları gıdaya bağımlı hale getirmek, kendilerine bağımlı hale getirmenin temel koşuluydu. Bu sebeple sözde dünya açlığını gidermek amacı ile ‘NSSM 200’ adı altında Rockefeller’in isteği ile bir proje başlattılar.

İlk adım Hindistan’da hibrit mısır ile atıldı. Hindistan Ziraat Araştırmaları Konseyi ile ıslah çalışmaları başlatıldı. Karayipler, Orta Amerika ve Tayland projelerin uygulandığı ülkeler oldu. Hindistan’da ilk yıl verim alınamadı, bunun sebebi ise kimyasal ilaç kullanılmaması idi. Hibrit tohumlar ilaçsız mahsul vermiyordu. Sonrasındaki yıl çok iyi verim alındı vee bunun ardından Hindistan o yıl dünyanın en büyük tohum alımını gerçekleştirdi (18 bin ton buğday 2.5 milyon dolar).

Tohum çok stratejik bir öneme sahipti. Irak’ta kuraklık sonrasında 73 bin ton buğday ve 22 bin ton arpa Meksika ve ABD’den ithal edildi. Bu tohumlar cıva içerdiğinden 1971 yılında Irak’ta tahıl zehirlenmesi oldu. Oysa İsveç ve İngiltere bu nedenle bu tohumların ülkelerine girişini yasaklamışlardı. Bu tohumlar bilerek çok düşük fiyatla Irak’a satılmıştı, çünkü sosyalist Baas Partisi ülkesinde petrolü millileştirmişti. Bu tahılları tüketen yüzlerce insan ve verimli sığır zehirlenip can verdi. Irak bugün cıva nedeni ile en yüksek parkinson hastalığı oranına sahip ülke. Neticede bağımsızlık taraftarı her ülke bir şekilde kontrol edilmeliydi, gıda ve de tohum ile de olsa...

(Devamı var.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

YazarReşat Nuri Erol- Mesaj Gönder

01 Ekim 2019
Reşat Nuri Erol
01.10.2019
07:53


En çok okunan haberler

On yıl önce-on yıl sonra; yine tohumun hikâyesi-6
Milli Gazete·7 saat önce
"Reşat Nuri Erol" için diğer sonuçlar





Reşat Nuri Erol
05.10.2019
09:27

Yorumlar

(1)
01

Oğuzhan - Hocam;

rahmetli Oktay Sinanoğlu "Dünya da Mikrobiyoloji'yi bulan 3 kişilik ekipten biri bendim biz bunu bulduğumuz da çok sevindik. Dünya'ya çok büyük hizmet ettik. Az bir tohumla çok ürün elde edebilecektik. Sonra bir de baktık projenin arkasında Rockefeller var. Sonra anladık ki biz bir silah icad etmişiz. Ben projeden çekildim ama artık iş işten çoktan geçmişti." derdi.

Yanıtla.0Beğen.0Beğenme01 Ekim 12:28




Son Eklenen Makaleler
Reşat Nuri Erol
‘Küresel Krize Kur’ani Çözümler’ Sempozyumu
11.10.2026 581 Okunma
1 Yorum 11.10.2026 07:07
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı; ‘Ağızlarıyla iman ettik diyenler’
10.10.2026 650 Okunma
1 Yorum 10.10.2026 08:23
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı, Adil Düzen ve BüyükAile
9.10.2026 734 Okunma
1 Yorum 09.10.2026 08:55
Reşat Nuri Erol
Büyük Değişim Semt ve Mahalleden Başlamalı
8.10.2026 795 Okunma
1 Yorum 08.10.2026 10:13
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen’in şeffaf uygulama ile görünür olması
7.10.2026 842 Okunma
1 Yorum 07.10.2026 08:57
Reşat Nuri Erol
Fon vurgunundan Kur’an nizamı Adil Düzen’e…
6.10.2026 875 Okunma
1 Yorum 06.10.2026 10:12
Hüseyin Bağdatlı
BABACAN IN GÜLÜŞÜ, NE ANLAMA GELİYOR
5.10.2026 175 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
MÜCADELE PARTİSİNİ KUR REİS
5.10.2026 160 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
HIRSIZLIK DAMGASINA DİKKAT
5.10.2026 156 Okunma
Reşat Nuri Erol
Fon Krizinden Daha Güçlü Bir Piyasa Yapısına
5.10.2026 935 Okunma
1 Yorum 05.10.2026 09:38
Özer Ataç
TEHLİKENİN EN SİNSİSİ: GÜRÜLTÜ - 1
4.10.2026 1327 Okunma
Bahaeddin Sağlam
Musa’yı Denizden Kurtaran Kimdi?
4.10.2026 169 Okunma
Bahaeddin Sağlam
İnsanlık Dünyasına Bir Çağrı
4.10.2026 147 Okunma
Reşat Nuri Erol
Jeoekonomi Enstitüsü’nün Pratik Çözüm Seti
4.10.2026 942 Okunma
1 Yorum 04.10.2026 10:17
Reşat Nuri Erol
İJE'nin teşhisi: Birbirini güçlendiren dört kriz
3.10.2026 1057 Okunma
1 Yorum 03.10.2026 06:50
ZEKİ ALTUBOĞA
HEVALTIYA JI DIL BEŞA YEKEM: MIROV TENÊ JI BO XWE DIJÎ?
2.10.2026 436 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
HEVALTÎYA JIDIL BEŞA 1: MIROV TENÊ JI BO XWE DIJÎ? MAD
2.10.2026 179 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
HEVALTIYA JIDIL BEŞA I — GELO MIROV TENÊ JI BO XWE DIJ
2.10.2026 158 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
HEVALTIYA JIDIL BEȘA I MADDE: JI HEVALAN BER BI GEL V
2.10.2026 151 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA I — MADDEYA 12. ENCAMA MEZIN A HEVALTIYA JIDIL E
2.10.2026 156 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
11. MADDE: AZADÎYA SÎNORÊ GÎŞTÎ Azadî, Maf, Xwedîgotin
2.10.2026 137 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
NEBE NABE!: MIROVÊ YEKEMIN DI PÊWÎSTÎYA CİVAKÎ DE Miro
2.10.2026 152 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
ASÎMÎLASYON, DESTHILATÎ Û GUHERÎNA CIVAKÎ Destpêk û Ça
2.10.2026 200 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA IV XETÊN BERXWEDANÊ, XWESERIYA PARASTINÊ Û DÎTINA
2.10.2026 166 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
BEŞA VI HILBERÎNA HEVPAR Û JIYANA EKOLOJÎK Kooperatîf
2.10.2026 141 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
NEBE NABE!: MIROVÊ YEKEMIN DI PÊWÎSTÎYA CİVAKÎ DE Miro
2.10.2026 143 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an nizamı, fon vurgunu ve bir çözüm önerisi
2.10.2026 955 Okunma
1 Yorum 02.10.2026 09:50
Hüseyin Bağdatlı
HEDEF; ERDOĞAN ÜZERİNDEN İSLAMDIR
2.10.2026 261 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
FON VURGUNU,HAYIRLI ŞERDİR
1.10.2026 261 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı ve ‘Fon vurgunu’ sistemin iflası
30.09.2026 1085 Okunma
1 Yorum 30.09.2026 10:00
Hüseyin Bağdatlı
DÜNYA TEK DEVLET OLACAK
30.09.2026 241 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-280; “Küfürde yarışıyor olanlar”
28.09.2026 1174 Okunma
1 Yorum 28.09.2026 12:40
Hüseyin Bağdatlı
FON SORUŞTURMALARININ ARKASINDAKİ GERÇEKLER
27.09.2026 278 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
HAYALET CUMHURBAŞKANI
27.09.2026 304 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-279; “Seni mahzun etmesin…”
27.09.2026 1146 Okunma
1 Yorum 27.09.2026 09:49
Reşat Nuri Erol
Kur’an Nizamı-278; “Yâ eyyühe’r-rasûlü…”
26.09.2026 1043 Okunma
1 Yorum 26.09.2026 07:57
Reşat Nuri Erol
Burhan Özfatura’nın vefatı ve en son köşe yazısı
25.09.2026 1191 Okunma
1 Yorum 25.09.2026 10:54
Reşat Nuri Erol
‘Aşmanın Sanatı’ yani bir şeylerin esiri olmamak
24.09.2026 1133 Okunma
1 Yorum 24.09.2026 07:40
Reşat Nuri Erol
KUR’AN NİZAMININ ÖNGÖRDÜĞÜ TOPLUM
23.09.2026 1214 Okunma
1 Yorum 23.09.2026 12:13
Hüseyin Bağdatlı
ALPERENLERİN VEBALİ
23.09.2026 310 Okunma
Reşat Nuri Erol
Söz Konusu Bu Üç Model Bize Ne Söylüyor?
22.09.2026 1064 Okunma
1 Yorum 22.09.2026 09:56
Reşat Nuri Erol
İyi İnsan Beklemek Yerine İyi Sistem Kurmak
21.09.2026 1103 Okunma
1 Yorum 21.09.2026 11:45
Hüseyin Bağdatlı
KALP GÖZÜ İLE BAKMAK
21.09.2026 293 Okunma
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen: Para Kadar Mekanizma da Önemli
20.09.2026 1181 Okunma
1 Yorum 20.09.2026 07:32
Hüseyin Bağdatlı
DAMAT BERAT SAHADA
19.09.2026 385 Okunma
Reşat Nuri Erol
Adil Düzen: Ekonomiden Sisteme Üç Yaklaşım
19.09.2026 1286 Okunma
1 Yorum 19.09.2026 08:57
Hüseyin Bağdatlı
MAZOTUN YÜZGÖRÜMÜ
18.09.2026 295 Okunma
Reşat Nuri Erol
Adil Ekonomik Düzen İstanbul Çalışmaları…
18.09.2026 1273 Okunma
1 Yorum 18.09.2026 07:56
Hüseyin Bağdatlı
FİKİR HIRSIZLIĞI HARAMDIR
17.09.2026 289 Okunma
Reşat Nuri Erol
‘Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…’-4
17.09.2026 1194 Okunma
1 Yorum 17.09.2026 09:08


© 2026 - Akevler