Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Reşat Nuri Erol
Zalim düzenden ADİL DÜZEN’e geçmek için...
3.8.2019
87 Okunma, 2 Yorum

 

Zalim düzenden ADİL DÜZEN’e geçmek için…

Evet, bugün şimdiye kadar olanlar ile olması gerekenler üzerinde duralım.

Eski düzenden yeni bir düzene, zalim düzenden adil bir düzene iki şekilde geçilir.

Halk zamanla işçilikten ortaklığa geçer, eski varlıklar yok olmaz, insanlar helak olmaz.

Yahut direnirler ve heder olurlar, direnenler helak olur ve yeni düzene öyle geçilir.

Bugünkü faizli işçilik işletmeleri faizsiz ortaklık işletmelerine nasıl dönüşecek?

Bir belediye bunun örneğini verebilir. Önce belediyenin işletmeleri ortaklık işletmelerine dönüştürülür, bu ‘ortaklık işletmeleri’ örnek olur. Bunun için de mevcut düzene dokunulmaz. İşçilik düzeni işçilik içinde devam eder. Onları değiştirmek bize ait değildir.

Biz semt kooperatifleri kurarız. O belediye sınırları içindeki halkın sorunlarını ortaklık sistemi içinde çözeriz. Belediyede çalışanlardan isteyenler bu işletmelerde genel hizmette görevlendirilir. Halk ve iş adamlarına ‘Belediye Bonosu’ kredi olarak verilir. Kabul edenler işçilikten ortaklığa geçmiş olurlar. Kabul etmeyenlerin durumları gittikçe bozulmaya başlar.

Biz bu çalışmaları yaparken birileri bize saldırırlar.

Biz kendimizi savunuruz ve Allah bizimle beraber olduğu için galip geliriz.

İşte, barış içinde, şeriat hükümleri içinde ortaklık sistemine geçmeyenler ahz olunacak ve sünnetullah gereği Allah kanunları ile onlara yardım etmeyecektir.

Adil Düzen çalışanları kendileri ortaklık işletmelerini kurarlar, semt kooperatiflerini ve yüz lojmanlı işyeri apartmanlarını yaparlar, semt bonolarını çıkarırlar.

Sömürü Sermayesi sahipleri yani ‘mütrefler’ bunların bu faaliyetlerini önlemeye çalışır. Devlet görevlilerini bunlara saldırtır. Ortaklık çalışanları bunlarla savaşmazlar. Onlara karşı güç kullanmazlar. Onları ahzetmek âlemlerin rabbine aittir.

İnsanlar ilimde, ahlakta, silahta ve servette sınıflanırlar. Zekât verenler ve zekât alanlar, yönetenler ve yönetilenler, iktidarda olanlar ve halk, sonunda ahlaklılar ve ahlaksızlar.

Kur’an’ın ifadesiyle söz konusu olan ‘mütrefler’ yani bugünkü ‘Sermaye’ dediğimiz sömüren sınıftır bunlar. Bugünün mütrefleri dünyaya hükmeden uluslararası Sermaye’dir, her ülkede de onlarla beraber olanlardır. İsrail oğullarının sermayesinden yararlananlardır.

Bunların ahzedilme zamanı gelmiştir. Dolar bugün en yüksek seviyededir, düşmek üzeredir. Böyle giderse bu güç sahipleri yakında tepetaklak gideceklerdir.

Geçmişten örnek verelim de gelecek nesiller yararlansın.

1960’larda ilk kooperatifimizi kurduğumuz zaman, ilk partimizi kurduğumuz zaman, bizim başaramayacağımızı söylüyorlardı. ‘Devlet size izin vermez’; ‘devlet verse ordu izin vermez’; ‘ordu izin verse dışarısı izin vermez’ diyorlardı; diyor da diyorlardı...

‘Biz içinde bulunduğumuz ahval ve şeraiti düşünmeyeceğiz’ dedik ve yola koyulduk. Allah bizi buraya yani bu seviyeye kadar getirdi. Bundan sonra da Allah onlara değil bize yardım edecektir. Onlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar yenileceklerdir. Biz galip geleceğiz.

Daha eski bir başlangıcı hatırlayalım: Mevdudi, Seyyid Kutub, Bediüzzaman, Tunahan insanlığı Kur’an düzeninden haberdar etmişlerdir.

1960’lardan itibaren kooperatiflerimizde de Kur’an düzeni üzerinde uygulamalı ar-ge çalışmaları başlamıştır, Prof. Dr. Necmettin Erbakan bunları ‘Adil Düzen’ olarak dünyaya duyurmuştur. Âlimlerimiz Adil Düzen ve ortaklık düzeni ile ilgili pek çok eser yayınlamışlardır.

Humeyni İran’da inkılap yapmıştır, Gorbaçov Sovyetlerde sosyalist düzeni bıraktırmıştır ama kapitalizmi de kabul etmemiştir, oralarda hala yeni düzen aranmaktadır.

Sonuç olarak bizim görevlerimiz çok açık bir şekilde bellidir. 1) Ruhu’l-Kur’an ile birlikte Kur’an ve İlim Seminerleri üzerindeki ilmi çalışmalarımıza aksatmadan devam etmeliyiz... 2) Ortaklık düzeni üzerindeki uygulamalı ar-ge çalışmalarımıza devam etmeliyiz... 3) İnternet dergimizi yazılı dergi halinde sunmalıyız... 4) Bin Dil Üniversitesi’ni kurmalıyız...

İman sahibi müminlerin bunu yapacak gücü vardır ve Allah müminlerle beraberdir.

Biz bu şekilde çalışmaya devam edince, geçmişte olduğu üzere Allah yeniden bize nusret edecektir, ülkemize ve dünyaya ‘faizsiz ortaklık düzeni’ yani ‘Adil Düzen’ gelecektir.  

 


Yorumcu
Yorum
Reşat Nuri Erol
03.08.2019
09:13

MİLLÎ GAZETE

Zalim düzenden Adil Düzen’e geçmek için…

Evet, bugün şimdiye kadar olanlar ile olması gerekenler üzerinde duralım.

Eski düzenden yeni bir düzene, zalim düzenden adil bir düzene iki şekilde geçilir.

Halk zamanla işçilikten ortaklığa geçer, eski varlıklar yok olmaz, insanlar helak olmaz.

Yahut direnirler ve heder olurlar, direnenler helak olur ve yeni düzene öyle geçilir.

Bugünkü faizli işçilik işletmeleri faizsiz ortaklık işletmelerine nasıl dönüşecek?

Bir belediye bunun örneğini verebilir. Önce belediyenin işletmeleri ortaklık işletmelerine dönüştürülür, bu ‘ortaklık işletmeleri’ örnek olur. Bunun için de mevcut düzene dokunulmaz. İşçilik düzeni işçilik içinde devam eder. Onları değiştirmek bize ait değildir.

Biz semt kooperatifleri kurarız. O belediye sınırları içindeki halkın sorunlarını ortaklık sistemi içinde çözeriz. Belediyede çalışanlardan isteyenler bu işletmelerde genel hizmette görevlendirilir. Halk ve iş adamlarına ‘Belediye Bonosu’ kredi olarak verilir. Kabul edenler işçilikten ortaklığa geçmiş olurlar. Kabul etmeyenlerin durumları gittikçe bozulmaya başlar.

Biz bu çalışmaları yaparken birileri bize saldırırlar.

Biz kendimizi savunuruz ve Allah bizimle beraber olduğu için galip geliriz.

İşte, barış içinde, şeriat hükümleri içinde ortaklık sistemine geçmeyenler ahz olunacak ve sünnetullah gereği Allah kanunları ile onlara yardım etmeyecektir.

Adil Düzen çalışanları kendileri ortaklık işletmelerini kurarlar, semt kooperatiflerini ve yüz lojmanlı işyeri apartmanlarını yaparlar, semt bonolarını çıkarırlar.

Sömürü Sermayesi sahipleri yani ‘mütrefler’ bunların bu faaliyetlerini önlemeye çalışır. Devlet görevlilerini bunlara saldırtır. Ortaklık çalışanları bunlarla savaşmazlar. Onlara karşı güç kullanmazlar. Onları ahzetmek âlemlerin Rabbine aittir.

İnsanlar ilimde, ahlakta, silahta ve servette sınıflanırlar. Zekât verenler ve zekât alanlar, yönetenler ve yönetilenler, iktidarda olanlar ve halk, sonunda ahlaklılar ve ahlaksızlar.

Kur’an’ın ifadesiyle söz konusu olan ‘mütrefler’ yani bugünkü ‘Sermaye’ dediğimiz sömüren sınıftır bunlar. Bugünün mütrefleri dünyaya hükmeden uluslararası sermayedir, her ülkede de onlarla beraber olanlardır. İsrailoğullarının sermayesinden yararlananlardır.

Bunların ahzedilme zamanı gelmiştir. Dolar bugün en yüksek seviyededir, düşmek üzeredir. Böyle giderse bu güç sahipleri yakında tepetaklak gideceklerdir.

Geçmişten örnek verelim de gelecek nesiller yararlansın.

1960’larda ilk kooperatifimizi kurduğumuz zaman, ilk partimizi kurduğumuz zaman, bizim başaramayacağımızı söylüyorlardı. ‘Devlet size izin vermez’; ‘devlet verse ordu izin vermez’; ‘ordu izin verse dışarısı izin vermez’ diyorlardı; diyor da diyorlardı...

‘Biz içinde bulunduğumuz ahval ve şeraiti düşünmeyeceğiz’ dedik ve yola koyulduk. Allah bizi buraya yani bu seviyeye kadar getirdi. Bundan sonra da Allah onlara değil bize yardım edecektir. Onlar ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar yenileceklerdir. Biz galip geleceğiz.

Daha eski bir başlangıcı hatırlayalım: Mevdudi, Seyyid Kutub, Bediüzzaman, Tunahan insanlığı Kur’an düzeninden haberdar etmişlerdir.

1960’lardan itibaren kooperatiflerimizde de Kur’an düzeni üzerinde uygulamalı Ar-Ge çalışmaları başlamıştır, Prof. Dr. Necmettin Erbakan bunları ‘Adil Düzen’ olarak dünyaya duyurmuştur. Âlimlerimiz Adil Düzen ve ortaklık düzeni ile ilgili pek çok eser yayınlamışlardır.

Humeyni İran’da inkılâp yapmıştır, Gorbaçov Sovyetler’de sosyalist düzeni bıraktırmıştır ama kapitalizmi de kabul etmemiştir, oralarda hâlâ yeni düzen aranmaktadır.

Sonuç olarak bizim görevlerimiz çok açık bir şekilde bellidir. 1) Ruhu’l-Kur’an ile birlikte Kur’an ve İlim Seminerleri üzerindeki ilmi çalışmalarımıza aksatmadan devam etmeliyiz... 2) Ortaklık düzeni üzerindeki uygulamalı Ar-Ge çalışmalarımıza devam etmeliyiz... 3) İnternet dergimizi yazılı dergi halinde sunmalıyız... 4) Bin Dil Üniversitesi’ni kurmalıyız...

İman sahibi müminlerin bunu yapacak gücü vardır ve Allah müminlerle beraberdir.

Biz bu şekilde çalışmaya devam edince, geçmişte olduğu üzere Allah yeniden bize nusret edecektir, ülkemize ve dünyaya ‘faizsiz ortaklık düzeni’ yani Adil Düzen gelecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

YazarReşat Nuri Erol- Mesaj Gönder

03 Ağustos 2019
Reşat Nuri Erol
04.08.2019
08:58


1967...1968...1969...AKEVLER 53 YILDIR ÇALIŞIYOR...2017...2018...2019

BİZLER ÇALIŞIYOR VE YENİ İSLÂM MEDENİYETİ’Nİ KURUYORUZ...

SİZLERİ DE ÇALIŞMALARIMIZA DÂVET EDİYORUZ; BUYURUN, BİRLİKTE ÇALIŞALIM...

ADİL DÜZEN 1025

“ADİL DÜZEN” III. BİNYIL MEDENİYETİ PROJESİDİR

“VE BİZE DÜŞEN SADECE MÜBÎN/AÇIK TEBLİĞDİR.” (KUR’AN; Yâsin Sûresi, 36/17)

Haftalık Seminer Dergisi; 1025. Hafta - 03 Ağustos 2019 - Fiyatı: www.akevler.orga tıklamak!

BU DERGİYİ HER HAFTA OKUTABİLİR.. ÇOĞALTABİLİR.. DAĞITABİLİRSİNİZ...

“ADİL DÜZEN” UYGULAMALARI YAPMAK İÇİN BİZLERE DANIŞABİLİRSİNİZ...

 

*KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİ; 1025. SEMİNER

“HİÇ BİLENLER İLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?”      (KUR’AN; Zümer Sûresi, 39/9)

İ L İ M TALEP ETMEK HER MÜSLÜMANIN ÜZERİNE FARZDIR.”      (Hadis)

Adres: AKEVLER İSTANBUL KOOPERATİFLERİ MERKEZİ,  Zafer Mah. Coşarsu Sk. No: 29 YENİBOSNA / İSTANBUL    Tel: (0212) 452 76 51

Tefsir Seminer Notları Yenibosna’da Cumartesi akşamları okunup tartışılmaktadır.

GAYEMİZ: Bu “SEMİNER NOTLARI”nın İstanbul, Türkiye ve bütün dünyada “OKUNMASIANLAŞILMASI VE UYGULANMASI”DIR. - ADİL DÜZEN ÇALIŞANLARI

 

***

 

*“ADİL DÜZEN” DERSLERİ/YORUMLARI

Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti ve Akevler

***

Prof. Dr. Ruşen Gezici’nin vefatı vesilesiyle

Süleyman KARAGÜLLE

 

***

 

*SEBÎLU’R-REŞÂD” / MAKALELER

Süleyman Arif Emre ve Millî Görüş İnkılabı…

Süleyman Arif Emre ve Millî Görüş İnkılabı - 2

KUR’AN VE İLİM 1025’inci hafta seminerinden

‘Kökü mazide olan atiyim’ çalışmaları yapılmalı

Ruşen Gezici’yi de Rahmeti Rahmana uğurladık

Zalim düzenden ADİL DÜZEN’e geçmek için…

Reşat Nuri EROL

 

***

 

MÜMİNUN SÛRESİ- 9. Hafta

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ (1) الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ (2) وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ (3) وَالَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَاةِ فَاعِلُونَ (4) وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ (5) إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ (6) فَمَنِ ابْتَغَى وَرَاءَ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ (7) وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ (8) وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ (9) أُولَئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَ (10) الَّذِينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ (11) وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ طِينٍ (12) ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً فِي قَرَارٍ مَكِينٍ (13) ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًا ثُمَّ أَنْشَأْنَاهُ خَلْقًا آخَرَ فَتَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ (14) ثُمَّ إِنَّكُمْ بَعْدَ ذَلِكَ لَمَيِّتُونَ (15) ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ تُبْعَثُونَ (16) وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَائِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ الْخَلْقِ غَافِلِينَ (17) وَأَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً بِقَدَرٍ فَأَسْكَنَّاهُ فِي الْأَرْضِ وَإِنَّا عَلَى ذَهَابٍ بِهِ لَقَادِرُونَ (18) فَأَنْشَأْنَا لَكُمْ بِهِ جَنَّاتٍ مِنْ نَخِيلٍ وَأَعْنَابٍ لَكُمْ فِيهَا فَوَاكِهُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ (19) وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِنْ طُورِ سَيْنَاءَ تَنْبُتُ بِالدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِلْآكِلِينَ (20) وَإِنَّ لَكُمْ فِي الْأَنْعَامِ لَعِبْرَةً نُسْقِيكُمْ مِمَّا فِي بُطُونِهَا وَلَكُمْ فِيهَا مَنَافِعُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ (21) وَعَلَيْهَا وَعَلَى الْفُلْكِ تُحْمَلُونَ (22) وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ فَقَالَ يَاقَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ أَفَلَا تَتَّقُونَ (23) فَقَالَ الْمَلَأُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِهِ مَا هَذَا إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُرِيدُ أَنْ يَتَفَضَّلَ عَلَيْكُمْ وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ لَأَنْزَلَ مَلَائِكَةً مَا سَمِعْنَا بِهَذَا فِي آبَائِنَا الْأَوَّلِينَ (24) إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ بِهِ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُوا بِهِ حَتَّى حِينٍ (25) قَالَ رَبِّ انْصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ (26) فَأَوْحَيْنَا إِلَيْهِ أَنِ اصْنَعِ الْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَإِذَا جَاءَ أَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُ فَاسْلُكْ فِيهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ مِنْهُمْ وَلَا تُخَاطِبْنِي فِي الَّذِينَ ظَلَمُوا إِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ (27) فَإِذَا اسْتَوَيْتَ أَنْتَ وَمَنْ مَعَكَ عَلَى الْفُلْكِ فَقُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي نَجَّانَا مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ (28) وَقُلْ رَبِّ أَنْزِلْنِي مُنْزَلًا مُبَارَكًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْمُنْزِلِينَ (29) إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ وَإِنْ كُنَّا لَمُبْتَلِينَ (30) ثُمَّ أَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قَرْنًا آخَرِينَ (31) فَأَرْسَلْنَا فِيهِمْ رَسُولًا مِنْهُمْ أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ أَفَلَا تَتَّقُونَ (32) وَقَالَ الْمَلَأُ مِنْ قَوْمِهِ الَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِلِقَاءِ الْآخِرَةِ وَأَتْرَفْنَاهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا مَا هَذَا إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ (33) وَلَئِنْ أَطَعْتُمْ بَشَرًا مِثْلَكُمْ إِنَّكُمْ إِذًا لَخَاسِرُونَ (34) أَيَعِدُكُمْ أَنَّكُمْ إِذَا مِتُّمْ وَكُنْتُمْ تُرَابًا وَعِظَامًا أَنَّكُمْ مُخْرَجُونَ (35) هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ (36) إِنْ هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثِينَ (37) إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ افْتَرَى عَلَى اللَّهِ كَذِبًا وَمَا نَحْنُ لَهُ بِمُؤْمِنِينَ (38) قَالَ رَبِّ انْصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ (39) قَالَ عَمَّا قَلِيلٍ لَيُصْبِحُنَّ نَادِمِينَ (40) فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَاءً فَبُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ (41) ثُمَّ أَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قُرُونًا آخَرِينَ (42) مَا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ (43) ثُمَّ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَى كُلَّمَا جَاءَ أُمَّةً رَسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُمْ بَعْضًا وَجَعَلْنَاهُمْ أَحَادِيثَ فَبُعْدًا لِقَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ (44) ثُمَّ أَرْسَلْنَا مُوسَى وَأَخَاهُ هَارُونَ بِآيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُبِينٍ (45) إِلَى فِرْعَوْنَ وَمَلَئِهِ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا عَالِينَ (46) فَقَالُوا أَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ مِثْلِنَا وَقَوْمُهُمَا لَنَا عَابِدُونَ (47) فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُوا مِنَ الْمُهْلَكِينَ (48) وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ (49) وَجَعَلْنَا ابْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُ آيَةً وَآوَيْنَاهُمَا إِلَى رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعِينٍ (50) يَاأَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا إِنِّي بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ (51) وَإِنَّ هَذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاتَّقُونِ (52) فَتَقَطَّعُوا أَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ زُبُرًا كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ (53) فَذَرْهُمْ فِي غَمْرَتِهِمْ حَتَّى حِينٍ (54) أَيَحْسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُمْ بِهِ مِنْ مَالٍ وَبَنِينَ (55) نُسَارِعُ لَهُمْ فِي الْخَيْرَاتِ بَلْ لَا يَشْعُرُونَ (56) إِنَّ الَّذِينَ هُمْ مِنْ خَشْيَةِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَ (57) وَالَّذِينَ هُمْ بِآيَاتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ (58) وَالَّذِينَ هُمْ بِرَبِّهِمْ لَا يُشْرِكُونَ (59) وَالَّذِينَ يُؤْتُونَ مَا آتَوْا وَقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ أَنَّهُمْ إِلَى رَبِّهِمْ رَاجِعُونَ (60) أُولَئِكَ يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَهُمْ لَهَا سَابِقُونَ (61)

 

***

 

وَلَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا وَلَدَيْنَا كِتَابٌ يَنْطِقُ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ (62) بَلْ قُلُوبُهُمْ فِي غَمْرَةٍ مِنْ هَذَا وَلَهُمْ أَعْمَالٌ مِنْ دُونِ ذَلِكَ هُمْ لَهَا عَامِلُونَ (63) حَتَّى إِذَا أَخَذْنَا مُتْرَفِيهِمْ بِالْعَذَابِ إِذَا هُمْ يَجْأَرُونَ (64) لَا تَجْأَرُوا الْيَوْمَ إِنَّكُمْ مِنَّا لَا تُنْصَرُونَ (65) قَدْ كَانَتْ آيَاتِي تُتْلَى عَلَيْكُمْ فَكُنْتُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ تَنْكِصُونَ (66) مُسْتَكْبِرِينَ بِهِ سَامِرًا تَهْجُرُونَ (67) أَفَلَمْ يَدَّبَّرُوا الْقَوْلَ أَمْ جَاءَهُمْ مَا لَمْ يَأْتِ آبَاءَهُمُ الْأَوَّلِينَ (68) أَمْ لَمْ يَعْرِفُوا رَسُولَهُمْ فَهُمْ لَهُ مُنْكِرُونَ (69) أَمْ يَقُولُونَ بِهِ جِنَّةٌ بَلْ جَاءَهُمْ بِالْحَقِّ وَأَكْثَرُهُمْ لِلْحَقِّ كَارِهُونَ (70)

 

***

 

وَلَا نُكَلِّفُ نَفْسًا

Va LAv NuKalLiFu NaFSan (Va LAv NuFagGıLu FaGLan)

“Ve bir nefse teklif etmeyiz

كُلْفَة” insanın yüzünde görülen karaltıdır. Görevlilerin taşıdıkları özel başlıklar külfettir. Görevli olan külfetle ifade edilir.

ك kişiliği, ل belirliliği, ف kopmadan ayrılmayı ifade eder.

Bi’set ve risalet insanlara karşı görevdir, muhatapları insanlardır.

Külfet ise eşyaya karşı sorumluluktur, hizmettir. Herkesin kendisinin yapması gerekmektedir. Ortaklık düzenine girerken topluluk içinde herkes mükelleftir. Herkes kendi görevini kendi içtihadı ile yapar. Kimse kimsenin emrinde olmaz. Ne var ki herkes kurallara ve projeye göre iş yapar, sözleşmelere ve ahitlere uyar. Böylece birlik sağlanır, ürün elde edilir.

Herkes kendi içtihadı ile hareket edince her zaman uyum sağlanmaz ve bazı zararlar doğabilir. Oysa işçilik sisteminde herkese bir görev verilir. Daha verimli bir üretim olur.

Bu böyle olmakla beraber ortaklık sistemi olan içtihat sistemi tercih edilmektedir. 

Bunun sebepleri vardır.

1) İnsan kendi içtihadı ile hareket edecek, dolayısıyla kendisi mesul/sorumlu olacaktır. İnsanı yaratıkların en gelişmişi olan varlık yapan bu özelliğidir.

2) İşçilik sisteminde üretim daha verimli olsa da gelişme ve ilerleme olmaz. Oysa içtihat sisteminde herkes araştırma içinde olduğundan uygarlaşma sağlanır. İnsanın uygarlaşan varlık olması bununla sağlanır.

3) İşçilik sisteminde önce eğitim verilir ve bu seneler sürer. Sonra ona iş verilir. İçtihat sisteminde insan bu zamanlarda verimsiz de olsa hem üretim yapar hem de kendi kendine belli işler yapmaya başlar. 

4) İçtihat sisteminde insan sevdiği işi yaptığı için hem daha uzun zaman çalışır hem de daha verimli çalışır

Ortaklık sistemine geçilirken Allah kimsenin vus’undan fazlasını yüklemez, hatadan sorumlu olmadığımızı da bildirmektedir.

...

DEVAMI VE TAMAMI SEMİNERLER'DE...




YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Reşat Nuri Erol
Devlet ve Diyanet’ten bu kadar! Gerisi bizden…
24.8.2019 8 Okunma
2 Yorum 24.08.2019 08:45
Süleyman Karagülle
Fatura
23.8.2019 35 Okunma
Reşat Nuri Erol
‘Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol’
23.8.2019 35 Okunma
2 Yorum 23.08.2019 11:40
Reşat Nuri Erol
Türkiye, İran Rusya ve ‘Adil Düzen’ çalışması
23.8.2019 43 Okunma
1 Yorum 23.08.2019 11:32
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Başkanları aldık görevden… Onlara oy veren
23.8.2019 21 Okunma
Ayhan Saltan
STERİL DÜNYA STERİL SİYASET VE STERİL İNSAN
23.8.2019 11 Okunma
Mete Firidin
Kuran’a Göre Nikah Yaşı
23.8.2019 64 Okunma
1 Yorum 24.08.2019 02:20
Süleyman Karagülle
Gazeteci değil sistem suçlu
22.8.2019 40 Okunma
Yakup Gündüz
Kelebek etkisi
22.8.2019 34 Okunma
Süleyman Karagülle
Devlette Metal Yorgunluğu
22.8.2019 49 Okunma
Reşat Nuri Erol
En, en, en… Önemli sorun; kör, sağır ve dilsizler
21.8.2019 51 Okunma
2 Yorum 21.08.2019 07:52
Yakup Gündüz
Sorumluluklarımız var
21.8.2019 45 Okunma
Süleyman Karagülle
Hakemlik
20.8.2019 63 Okunma
Reşat Nuri Erol
Medeniyet krizi, ekonomik inkılap, faizsiz banka
20.8.2019 92 Okunma
2 Yorum 20.08.2019 16:06
Süleyman Karagülle
On yedi yıl
19.8.2019 81 Okunma
Reşat Nuri Erol
İstanbul’un/Dünya’nın Depremi; Sosyal Tufan!
19.8.2019 57 Okunma
2 Yorum 19.08.2019 07:05
Hikmet Güveloğlu
Doğu Akdeniz'de Türkiye Tutunabilir mi?
19.8.2019 1604 Okunma
Süleyman Karagülle
Bizans
19.8.2019 62 Okunma
Süleyman Karagülle
DIŞ BORÇLAR VE ENFLASYON SORUNU
18.8.2019 37 Okunma
Süleyman Karagülle
MEHMED ŞEVKET EYGİ VE ERDOĞAN
18.8.2019 55 Okunma
Süleyman Karagülle
Suriyeliler, sorunlar ve yapılması gereken
18.8.2019 48 Okunma
1 Yorum 22.08.2019 07:24
Süleyman Karagülle
YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ
18.8.2019 32 Okunma
Reşat Nuri Erol
17 Ağustos Marmara Depremi vesilesiyle uyarı!
18.8.2019 59 Okunma
2 Yorum 18.08.2019 07:48
Süleyman Karagülle
Doğru siyaset
17.8.2019 43 Okunma
Ahmet Yücel
FAİZSİZ BANKACILIK ÜZERİNE
17.8.2019 62 Okunma
Reşat Nuri Erol
Muhafazakâr camianın gündeminde neler var!
17.8.2019 60 Okunma
2 Yorum 17.08.2019 13:47
Hikmet Güveloğlu
ARSIZA SÖZ, KOKMUŞA TUZ KÂR ETMEZ
16.8.2019 3522 Okunma
3 Yorum 16.08.2019 20:00
Süleyman Karagülle
İlim
16.8.2019 51 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kurban Bayramı; gerçek bayram nasıl olmalı…
16.8.2019 67 Okunma
2 Yorum 16.08.2019 08:15
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Bayram ümidi ya da ümit bayramı…
16.8.2019 32 Okunma
Süleyman Karagülle
Tercih
15.8.2019 85 Okunma
Süleyman Karagülle
Faizli düzen
15.8.2019 63 Okunma
Süleyman Karagülle
Kutuplar dengesi
15.8.2019 55 Okunma
Hikmet Güveloğlu
"PKK LAĞVEDİLECEK" Tarih: 20.01.2019
13.8.2019 758 Okunma
Süleyman Karagülle
Yayın Kooperatifi
12.8.2019 74 Okunma
Süleyman Karagülle
Bayram Tebriği
12.8.2019 86 Okunma
Reşat Nuri Erol
Refah Partisi’nden bambaşka bir AK Parti’ye-2
11.8.2019 87 Okunma
2 Yorum 11.08.2019 14:00
Süleyman Karagülle
Şartlandırma
10.8.2019 96 Okunma
Reşat Nuri Erol
Refah Partisi’nden bambaşka bir AK Parti’ye…
10.8.2019 94 Okunma
1 Yorum 10.08.2019 09:27
Süleyman Karagülle
Sınırlar
9.8.2019 83 Okunma
Reşat Nuri Erol
Okumak, öğrenmek, çalışmak, üretmek ve ümit
9.8.2019 91 Okunma
1 Yorum 09.08.2019 09:15
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; Can yakıcı çığlık… Suçlu ile suçsuzu, hak
9.8.2019 91 Okunma
1 Yorum 09.08.2019 23:45
Yasin Kılar (Karar Danışmanı - Mentor)
Mürşidi Allah Resûlü Olmayanın Mürşidi Şeytandır
8.8.2019 59 Okunma
Süleyman Karagülle
Normal
8.8.2019 97 Okunma
Reşat Nuri Erol
İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’nın ziyareti vesilesiyle…
8.8.2019 191 Okunma
5 Yorum 09.08.2019 15:37
Süleyman Karagülle
Ümitli olmak için
7.8.2019 110 Okunma
Yakup Gündüz
ESMA
7.8.2019 85 Okunma
Yakup Gündüz
Bhutan ya da son
7.8.2019 92 Okunma
Reşat Nuri Erol
Yeni bir yazar, Yakup Gündüz ve yazdığı yazılar
7.8.2019 203 Okunma
3 Yorum 07.08.2019 20:27
Süleyman Karagülle
Doğrusu
6.8.2019 105 Okunma