Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Reşat Nuri Erol
Mehmed Şevket Eygi yazıları, D-8, F-35 ve aile...
23.7.2019
156 Okunma, 2 Yorum

 

Mehmed Şevket Eygi yazıları, D-8, F-35 ve aile…

Mehmed Şevket Eygi ile ilgili olarak geçen hafta üç yazı yazdım ve özellikle ikinci yazımın başlığından (Mehmed Şevket Eygi hakkında detaylı çalışma...) da anlaşılacağı üzere, kendisi ile ilgili detaylı çalışmalar yapılması gerektiği üzerinde durdum…

Mehmed Şevket Eygi ile ilgili yazılan iki yazıya bugün (21 Temmuz) de rastlayınca, Millî Gazete bünyemizde bir arkadaşımızın yükleneceği editörlükle, bu yazıların değerlendirilmesiyle bir kitap olabileceğini düşündüm; ilgili arkadaşlarımızın dikkatine…

Mehmed Şevket Eygi’nin aynı zamanda doktoru da olan Ali Akben iki yazı yazdı:

-“Üstadım Mehmed Şevket Eygi” (Yeni Akit, 14 Temmuz)

-“Öğretmen Mehmed Şevket Eygi” (Yeni Akit, 21 Temmuz)

Ali Akben sadece doktoru değil, aynı zamanda çok yakın dostu da olduğundan, kendisiyle ilgili yaşanmış pek çok hatıralar var, onları yazacağı belli oluyor; Mehmed Şevket Eygi ile ilgili olarak önerdiğim detaylı çalışmada kendisinden istifade edilmeli…

Ali Akben’in bugünkü yazısı şöyle başlıyor: “Birçoğunu yerine getiremesem de merhum üstadımdan çok şey öğrendim. Örnek bir öğretmendi. Tenkitleri ve teklifleri olurdu lakin birçok şeye örneklik ederek öğretirdi. Mailleri mektupları ve telefondaki konuşmaları her birinden eksik olan tarafımı düzeltmeye çalışırdım. / Onun yanında çay kahve nasıl içilir? Veya sofrada nasıl oturulur? Çorba nasıl içilir? Yemek yeme hızımız ne olmalı ve tabaklar nasıl temizlenerek nimetin hakkına saygı gösterilir? Tüm bunları onun tedrisinden geçen arkadaşlara incitmeden, rencide etmeden öğretirdi. Sofraya hizmet eden garsonların bahşişini her defasında hatırlatarak gaflete düşmemizin önüne geçerdi.”

Devamında dedikleri şöyle: “Merhum üstadım ile yurtdışı seyahatlerimiz çok olurdu. Bulgaristan seyahatimizde grubumuz kalabalık ve birçoğumuz da kendisinden yaşça küçüktü.”

İşte bu kalabalık tanıdıklarla yaşanmış nice hatıra var; onların bir kısmına ulaşılabilse…

Ali Akben diyor ki: “Örnek hal ve davranışları saymakla bitmeyecek kadar fazla. Ama sayesinde öyle şeyler öğrendim ki, yarısını uygulayabilsem iki dünyada da kazançlı çıkarım.”

Ali Akben’in önceki yazısından iki cümle ile bitireyim: “Onun hal ve gidişinden ve örnek davranışlarından aldığım dersler hiçbir kitapta yazılı değil. Fırsat buldukça sizlerle paylaşarak yokluğunu hafifletmeye çalışacağım.” Bu paylaşımlar takip edilip değerlendirilmeli.

Mehmed Şevket Eygi ile ilgili sözünü ettiğim ikinci yazıyı Karar’dan Beşir Ayvazoğlu yazmış; “Bir estet ve koleksiyoner olarak Şevket Eygi” başlıklı bir yazı. Yazı şöyle başlıyor: “Geçen hafta dünya hayatına veda Mehmed Şevket Eygi, fikirleri, zevkleri, tercihleri, konuşma ve yazma üslûbu, öfkeleri, hatta kılık kıyafetiyle mensup olduğu camiada kimseye benzemeyen, daha da önemlisi düşündüklerini hiç çekinmeden dile getirebilen “nev’i şahsına mahsus” bir entelektüeldi. Karadeniz Ereğlisi’nde orta halli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelip kendini yedi yaşında eskilerin kısaca Mekteb-i Sultanî dedikleri Galatasaray Lisesi’nde bulmuştu. Rahmetli Ahmet Yüksel Özemre gibi, o da “Gassaray”ın nâdir dindar öğrencilerinden biriydi; fakat kültürünü borçlu olduğu lisesine asla toz kondurmaz, ne öğrendiyse bu lisede öğrendiği söylerdi. Kendisiyle yaptığım uzun bir röportajda etkilendiği “İstanbul beyefendisi” hocalarından söz etmişti.” Devamında şu bilgi de var: “Benim tanıdığım Şevket Eygi, D. Mehmet Doğan’ın geçen hafta köşesinde anlattığı gazeteci Şevket Eygi değil, 1974 yılında sürgünden döndükten sonra hayatını bütünüyle kültüre, sanata, kitaba adamış, estetik derdi taşıyan, İstanbul’u devasa bir köye, hatta mezraya dönüştürdüğünü düşündüğü halka şehirliliğin ne olduğunu, nasıl İstanbullu olunabileceğini anlatmaya çalışan bir münevverdi. Kendisiyle şahsen 1985 yılında tanışmıştık.”

Yazımın başlığındaki D-8 konusunu Abdurrahman Dilipak epey farklı yönleri ile bugünkü yazısında dile getirmiş; hep önemsediğim bir konu olduğundan dikkate alınmalı…

Adil Düzen olsa S-500 de F-36 da üretilmiş olur” dediğim bugün (21 Temmuz), Star’dan Resul Tosun da  “Mesele F35’den daha büyük!” demiş; ha şunu bileydiniz…

Yusuf Kaplan, bugünkü yazı başlığında “Aile: Son kale” demiş; KADEM okusun!


Yorumcu
Yorum
Reşat Nuri Erol
23.07.2019
07:35

MİLLÎ GAZETE 

Mehmed Şevket Eygi yazıları, D-8, F-35 ve aile…

Mehmed Şevket Eygi ile ilgili olarak geçen hafta üç yazı yazdım ve özellikle ikinci yazımın başlığından (Mehmed Şevket Eygi hakkında detaylı çalışma...) da anlaşılacağı üzere, kendisi ile ilgili detaylı çalışmalar yapılması gerektiği üzerinde durdum…

Mehmed Şevket Eygi ile ilgili yazılan iki yazıya bugün (21 Temmuz) de rastlayınca, Millî Gazete bünyemizde bir arkadaşımızın yükleneceği editörlükle, bu yazıların değerlendirilmesiyle bir kitap olabileceğini düşündüm; ilgili arkadaşlarımızın dikkatine…

Mehmed Şevket Eygi’nin aynı zamanda doktoru da olan Ali Akben iki yazı yazdı:

-“Üstadım Mehmed Şevket Eygi” (Yeni Akit, 14 Temmuz)

-“Öğretmen Mehmed Şevket Eygi” (Yeni Akit, 21 Temmuz)

Ali Akben sadece doktoru değil, aynı zamanda çok yakın dostu da olduğundan, kendisiyle ilgili yaşanmış pek çok hatıralar var, onları yazacağı belli oluyor; Mehmed Şevket Eygi ile ilgili olarak önerdiğim detaylı çalışmada kendisinden istifade edilmeli…

Ali Akben’in bugünkü (21 Temmuz) yazısı şöyle başlıyor: “Birçoğunu yerine getiremesem de merhum üstadımdan çok şey öğrendim. Örnek bir öğretmendi. Tenkitleri ve teklifleri olurdu lakin birçok şeye örneklik ederek öğretirdi. Mailleri, mektupları ve telefondaki konuşmaları her birinden eksik olan tarafımı düzeltmeye çalışırdım. / Onun yanında çay kahve nasıl içilir? Veya sofrada nasıl oturulur? Çorba nasıl içilir? Yemek yeme hızımız ne olmalı ve tabaklar nasıl temizlenerek nimetin hakkına saygı gösterilir? Tüm bunları onun tedrisinden geçen arkadaşlara incitmeden, rencide etmeden öğretirdi. Sofraya hizmet eden garsonların bahşişini her defasında hatırlatarak gaflete düşmemizin önüne geçerdi.”

Devamında dedikleri şöyle: “Merhum üstadım ile yurtdışı seyahatlerimiz çok olurdu. Bulgaristan seyahatimizde grubumuz kalabalık ve birçoğumuz da kendisinden yaşça küçüktü.”

   İşte bu kalabalık tanıdıklarla yaşanmış nice hatıra var; onların bir kısmına ulaşılabilse…

Ali Akben diyor ki: “Örnek hâl ve davranışları saymakla bitmeyecek kadar fazla. Ama sayesinde öyle şeyler öğrendim ki, yarısını uygulayabilsem iki dünyada da kazançlı çıkarım.”

Ali Akben’in önceki yazısından iki cümle ile bitireyim: “Onun hâl ve gidişinden ve örnek davranışlarından aldığım dersler hiçbir kitapta yazılı değil. Fırsat buldukça sizlerle paylaşarak yokluğunu hafifletmeye çalışacağım.” Bu paylaşımlar takip edilip değerlendirilmeli.

Mehmed Şevket Eygi ile ilgili sözünü ettiğim ikinci yazıyı Karar’dan Beşir Ayvazoğlu yazmış; “Bir estet ve koleksiyoner olarak Şevket Eygi” başlıklı bir yazı. Yazı şöyle başlıyor: “Geçen hafta dünya hayatına veda Mehmed Şevket Eygi, fikirleri, zevkleri, tercihleri, konuşma ve yazma üslûbu, öfkeleri, hatta kılık kıyafetiyle mensup olduğu camiada kimseye benzemeyen, daha da önemlisi düşündüklerini hiç çekinmeden dile getirebilen ‘nev’i şahsına mahsus’ bir entelektüeldi. Karadeniz Ereğlisi’nde orta halli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelip kendini yedi yaşında eskilerin kısaca Mekteb-i Sultanî dedikleri Galatasaray Lisesi’nde bulmuştu. Rahmetli Ahmet Yüksel Özemre gibi, o da ‘Gassaray’ın nadir dindar öğrencilerinden biriydi; fakat kültürünü borçlu olduğu lisesine asla toz kondurmaz, ne öğrendiyse bu lisede öğrendiği söylerdi. Kendisiyle yaptığım uzun bir röportajda etkilendiği ‘İstanbul beyefendisi’ hocalarından söz etmişti.” Devamında şu bilgi de var: “Benim tanıdığım Şevket Eygi, D. Mehmet Doğan’ın geçen hafta köşesinde anlattığı gazeteci Şevket Eygi değil, 1974 yılında sürgünden döndükten sonra hayatını bütünüyle kültüre, sanata, kitaba adamış, estetik derdi taşıyan, İstanbul’u devasa bir köye, hatta mezraya dönüştürdüğünü düşündüğü halka şehirliliğin ne olduğunu, nasıl İstanbullu olunabileceğini anlatmaya çalışan bir münevverdi. Kendisiyle şahsen 1985 yılında tanışmıştık.”

Yazımın başlığındaki D-8 konusunu Abdurrahman Dilipak epey farklı yönleri ile bugünkü yazısında dile getirmiş; hep önemsediğim bir konu olduğundan dikkate alınmalı…

“Adil Düzen olsa S-500 de F-36 da üretilmiş olur” dediğim bugün (21 Temmuz), Star’dan Resul Tosun da  “Mesele F-35’den daha büyük!” demiş; ha şunu bileydiniz…

Yusuf Kaplan, bugünkü yazı başlığında “Aile: Son kale” demiş; KADEM okusun!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

YazarReşat Nuri Erol- Mesaj Gönder

22 Temmuz 2019
Reşat Nuri Erol
23.07.2019
08:58


1967...1968...1969...AKEVLER 53 YILDIR ÇALIŞIYOR...2017...2018...2019

BİZLER ÇALIŞIYOR VE YENİ İSLÂM MEDENİYETİ’Nİ KURUYORUZ...

SİZLERİ DE ÇALIŞMALARIMIZA DÂVET EDİYORUZ; BUYURUN, BİRLİKTE ÇALIŞALIM...

ADİL DÜZEN 1023

“ADİL DÜZEN” III. BİNYIL MEDENİYETİ PROJESİDİR

“VE BİZE DÜŞEN SADECE MÜBÎN/AÇIK TEBLİĞDİR.” (KUR’AN; Yâsin Sûresi, 36/17)

Haftalık Seminer Dergisi; 1023. Hafta - 20 Temmuz 2019 - Fiyatı: www.akevler.orga tıklamak!

BU DERGİYİ HER HAFTA OKUTABİLİR.. ÇOĞALTABİLİR.. DAĞITABİLİRSİNİZ...

“ADİL DÜZEN” UYGULAMALARI YAPMAK İÇİN BİZLERE DANIŞABİLİRSİNİZ...

 

*KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİ; 1023. SEMİNER

“HİÇ BİLENLER İLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?”      (KUR’AN; Zümer Sûresi, 39/9)

İ L İ M TALEP ETMEK HER MÜSLÜMANIN ÜZERİNE FARZDIR.”      (Hadis)

Adres: AKEVLER İSTANBUL KOOPERATİFLERİ MERKEZİ,  Zafer Mah. Coşarsu Sk. No: 29 YENİBOSNA / İSTANBUL    Tel: (0212) 452 76 51

Tefsir Seminer Notları Yenibosna’da Cumartesi akşamları okunup tartışılmaktadır.

GAYEMİZ: Bu “SEMİNER NOTLARI”nın İstanbul, Türkiye ve bütün dünyada “OKUNMASI,ANLAŞILMASI VE UYGULANMASI”DIR. - ADİL DÜZEN ÇALIŞANLARI

 

***

 

*“ADİL DÜZEN” DERSLERİ/YORUMLARI

MEHMED ŞEVKET EYGİ VE ERDOĞAN

***

DIŞ BORÇLAR VE ENFLASYON SORUNU

Süleyman KARAGÜLLE

 

***

 

*SEBÎLU’R-REŞÂD” / MAKALELER

Üçüncü binyıl uygarlığına geçme görevi Türkiye’de

Mehmed Şevket Eygi, Millî Gazete, MSP ve …

Mehmed Şevket Eygi hakkında detaylı çalışma...

ADIL DÜZEN gelecekyeni bir dünya kurulacak

Adil Düzen nasıl gelecek de insanlık kurtulacak?

Reşat Nuri EROL

 

***

 

MÜMİNUN SÛRESİ- 7. Hafta

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ (1) الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ (2) وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ (3) وَالَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَاةِ فَاعِلُونَ (4) وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ (5) إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ (6) فَمَنِ ابْتَغَى وَرَاءَ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ (7) وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ (8) وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ (9) أُولَئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَ (10) الَّذِينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ (11) وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ طِينٍ (12) ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً فِي قَرَارٍ مَكِينٍ (13) ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًا ثُمَّ أَنْشَأْنَاهُ خَلْقًا آخَرَ فَتَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ (14) ثُمَّ إِنَّكُمْ بَعْدَ ذَلِكَ لَمَيِّتُونَ (15) ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ تُبْعَثُونَ (16) وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَائِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ الْخَلْقِ غَافِلِينَ (17) وَأَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً بِقَدَرٍ فَأَسْكَنَّاهُ فِي الْأَرْضِ وَإِنَّا عَلَى ذَهَابٍ بِهِ لَقَادِرُونَ (18) فَأَنْشَأْنَا لَكُمْ بِهِ جَنَّاتٍ مِنْ نَخِيلٍ وَأَعْنَابٍ لَكُمْ فِيهَا فَوَاكِهُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ (19) وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِنْ طُورِ سَيْنَاءَ تَنْبُتُ بِالدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِلْآكِلِينَ (20) وَإِنَّ لَكُمْ فِي الْأَنْعَامِ لَعِبْرَةً نُسْقِيكُمْ مِمَّا فِي بُطُونِهَا وَلَكُمْ فِيهَا مَنَافِعُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ (21) وَعَلَيْهَا وَعَلَى الْفُلْكِ تُحْمَلُونَ (22) وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ فَقَالَ يَاقَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ أَفَلَا تَتَّقُونَ (23) فَقَالَ الْمَلَأُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِهِ مَا هَذَا إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُرِيدُ أَنْ يَتَفَضَّلَ عَلَيْكُمْ وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ لَأَنْزَلَ مَلَائِكَةً مَا سَمِعْنَا بِهَذَا فِي آبَائِنَا الْأَوَّلِينَ (24) إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ بِهِ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُوا بِهِ حَتَّى حِينٍ (25) قَالَ رَبِّ انْصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ (26) فَأَوْحَيْنَا إِلَيْهِ أَنِ اصْنَعِ الْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَإِذَا جَاءَ أَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُ فَاسْلُكْ فِيهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ مِنْهُمْ وَلَا تُخَاطِبْنِي فِي الَّذِينَ ظَلَمُوا إِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ (27) فَإِذَا اسْتَوَيْتَ أَنْتَ وَمَنْ مَعَكَ عَلَى الْفُلْكِ فَقُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي نَجَّانَا مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ (28) وَقُلْ رَبِّ أَنْزِلْنِي مُنْزَلًا مُبَارَكًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْمُنْزِلِينَ (29) إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ وَإِنْ كُنَّا لَمُبْتَلِينَ (30) ثُمَّ أَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قَرْنًا آخَرِينَ (31) فَأَرْسَلْنَا فِيهِمْ رَسُولًا مِنْهُمْ أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ أَفَلَا تَتَّقُونَ (32) وَقَالَ الْمَلَأُ مِنْ قَوْمِهِ الَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِلِقَاءِ الْآخِرَةِ وَأَتْرَفْنَاهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا مَا هَذَا إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ (33) وَلَئِنْ أَطَعْتُمْ بَشَرًا مِثْلَكُمْ إِنَّكُمْ إِذًا لَخَاسِرُونَ (34) أَيَعِدُكُمْ أَنَّكُمْ إِذَا مِتُّمْ وَكُنْتُمْ تُرَابًا وَعِظَامًا أَنَّكُمْ مُخْرَجُونَ (35) هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ (36) إِنْ هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثِينَ (37) إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ افْتَرَى عَلَى اللَّهِ كَذِبًا وَمَا نَحْنُ لَهُ بِمُؤْمِنِينَ (38) قَالَ رَبِّ انْصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ (39) قَالَ عَمَّا قَلِيلٍ لَيُصْبِحُنَّ نَادِمِينَ (40) فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَاءً فَبُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ (41) ثُمَّ أَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قُرُونًا آخَرِينَ (42) مَا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ (43) ثُمَّ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَى كُلَّمَا جَاءَ أُمَّةً رَسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُمْ بَعْضًا وَجَعَلْنَاهُمْ أَحَادِيثَ فَبُعْدًا لِقَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ(44)

 

***

 

ثُمَّ أَرْسَلْنَا مُوسَى وَأَخَاهُ هَارُونَ بِآيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُبِينٍ (45) إِلَى فِرْعَوْنَ وَمَلَئِهِ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا عَالِينَ (46) فَقَالُوا أَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ مِثْلِنَا وَقَوْمُهُمَا لَنَا عَابِدُونَ (47) فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُوا مِنَ الْمُهْلَكِينَ (48) وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ (49) وَجَعَلْنَا ابْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُ آيَةً وَآوَيْنَاهُمَا إِلَى رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعِينٍ (50) يَاأَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا إِنِّي بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ (51) وَإِنَّ هَذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاتَّقُونِ (52)

 

***

 

ثُمَّ أَرْسَلْنَا

ÇümMa EarSaLNAv (ÇümMa EaFGaLNAv)

“Sonra irsal ettik”

Kur’an, resullerin irsalinden ve ba’s edilmesinden bahsetmektedir. Bu surede بعث kökü ile gelen kelimeler ahirette dirilme için getirilmektedir. Peygamberlerin irsal edildiğinden bahsetmektedir. Nuh Peygamber’den bahsederken وَلَقَدْ getirilmiş, diğer peygamberlerin isimlerini ise zikretmeyerek sadece  ثُمَّ أَرْسَلْنَاile getirmiştir. Aher karnın resullerinden sonra resulleri irsal ettiğini söylemektedir. Şimdi ise yine لَقَدْ ile tekrar etmeyerek Musa ve Harun’un ismini zikrederek irsal ettik demektedir.

Uygarlaşma Nuh Peygamber ile başlamış ve ilk uygarlaşma Musa ve Harun’da sona ermiştir. Nuh’a kadar kişi yönetimi vardı, yazılı hukukları yoktu. İlk defa yazılı hukuku Nuh Peygamber getirmiştir. Ne var ki bu yazılı hukuk Cebrail tarafından yazılmamıştır. Nuh Peygamber ve ondan sonra gelen resuller kendileri kitaplar yazdılar. Yani bizdeki sünnete benzer bir durum vardır, manası Allah’a ait ama sözler resullere ait.

Gerçi Musa’nın sahifelerinden bahsetmekte ise de bu sahifeler bizdeki Buhari ve Müslim benzeri olabilir yahut sadece Musa’nın uygulaması için İbrahim’e yazdırılmış ve Sina’da levhalar halinde konmuş olabilir.

...

TAMAMI VE DEVAMI SEMİNERLER'DE...




YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
Anmak
24.8.2019 15 Okunma
Reşat Nuri Erol
Devlet ve Diyanet’ten bu kadar! Gerisi bizden…
24.8.2019 30 Okunma
2 Yorum 24.08.2019 08:45
Süleyman Karagülle
Fatura
23.8.2019 43 Okunma
Reşat Nuri Erol
‘Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol’
23.8.2019 45 Okunma
2 Yorum 23.08.2019 11:40
Reşat Nuri Erol
Türkiye, İran Rusya ve ‘Adil Düzen’ çalışması
23.8.2019 50 Okunma
1 Yorum 23.08.2019 11:32
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Başkanları aldık görevden… Onlara oy veren
23.8.2019 26 Okunma
Ayhan Saltan
STERİL DÜNYA STERİL SİYASET VE STERİL İNSAN
23.8.2019 16 Okunma
Mete Firidin
Kuran’a Göre Nikah Yaşı
23.8.2019 83 Okunma
1 Yorum 24.08.2019 02:20
Süleyman Karagülle
Gazeteci değil sistem suçlu
22.8.2019 43 Okunma
Yakup Gündüz
Kelebek etkisi
22.8.2019 35 Okunma
Süleyman Karagülle
Devlette Metal Yorgunluğu
22.8.2019 54 Okunma
Reşat Nuri Erol
En, en, en… Önemli sorun; kör, sağır ve dilsizler
21.8.2019 56 Okunma
2 Yorum 21.08.2019 07:52
Yakup Gündüz
Sorumluluklarımız var
21.8.2019 50 Okunma
Süleyman Karagülle
Hakemlik
20.8.2019 68 Okunma
Reşat Nuri Erol
Medeniyet krizi, ekonomik inkılap, faizsiz banka
20.8.2019 97 Okunma
2 Yorum 20.08.2019 16:06
Süleyman Karagülle
On yedi yıl
19.8.2019 84 Okunma
Reşat Nuri Erol
İstanbul’un/Dünya’nın Depremi; Sosyal Tufan!
19.8.2019 59 Okunma
2 Yorum 19.08.2019 07:05
Hikmet Güveloğlu
Doğu Akdeniz'de Türkiye Tutunabilir mi?
19.8.2019 1605 Okunma
Süleyman Karagülle
Bizans
19.8.2019 64 Okunma
Süleyman Karagülle
DIŞ BORÇLAR VE ENFLASYON SORUNU
18.8.2019 39 Okunma
Süleyman Karagülle
MEHMED ŞEVKET EYGİ VE ERDOĞAN
18.8.2019 59 Okunma
Süleyman Karagülle
Suriyeliler, sorunlar ve yapılması gereken
18.8.2019 54 Okunma
1 Yorum 22.08.2019 07:24
Süleyman Karagülle
YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ
18.8.2019 35 Okunma
Reşat Nuri Erol
17 Ağustos Marmara Depremi vesilesiyle uyarı!
18.8.2019 60 Okunma
2 Yorum 18.08.2019 07:48
Süleyman Karagülle
Doğru siyaset
17.8.2019 44 Okunma
Ahmet Yücel
FAİZSİZ BANKACILIK ÜZERİNE
17.8.2019 65 Okunma
Reşat Nuri Erol
Muhafazakâr camianın gündeminde neler var!
17.8.2019 62 Okunma
2 Yorum 17.08.2019 13:47
Hikmet Güveloğlu
ARSIZA SÖZ, KOKMUŞA TUZ KÂR ETMEZ
16.8.2019 3525 Okunma
3 Yorum 16.08.2019 20:00
Süleyman Karagülle
İlim
16.8.2019 51 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kurban Bayramı; gerçek bayram nasıl olmalı…
16.8.2019 73 Okunma
2 Yorum 16.08.2019 08:15
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Bayram ümidi ya da ümit bayramı…
16.8.2019 35 Okunma
Süleyman Karagülle
Tercih
15.8.2019 86 Okunma
Süleyman Karagülle
Faizli düzen
15.8.2019 63 Okunma
Süleyman Karagülle
Kutuplar dengesi
15.8.2019 55 Okunma
Hikmet Güveloğlu
"PKK LAĞVEDİLECEK" Tarih: 20.01.2019
13.8.2019 760 Okunma
Süleyman Karagülle
Yayın Kooperatifi
12.8.2019 74 Okunma
Süleyman Karagülle
Bayram Tebriği
12.8.2019 89 Okunma
Reşat Nuri Erol
Refah Partisi’nden bambaşka bir AK Parti’ye-2
11.8.2019 92 Okunma
2 Yorum 11.08.2019 14:00
Süleyman Karagülle
Şartlandırma
10.8.2019 97 Okunma
Reşat Nuri Erol
Refah Partisi’nden bambaşka bir AK Parti’ye…
10.8.2019 96 Okunma
1 Yorum 10.08.2019 09:27
Süleyman Karagülle
Sınırlar
9.8.2019 86 Okunma
Reşat Nuri Erol
Okumak, öğrenmek, çalışmak, üretmek ve ümit
9.8.2019 96 Okunma
1 Yorum 09.08.2019 09:15
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; Can yakıcı çığlık… Suçlu ile suçsuzu, hak
9.8.2019 94 Okunma
1 Yorum 09.08.2019 23:45
Yasin Kılar (Karar Danışmanı - Mentor)
Mürşidi Allah Resûlü Olmayanın Mürşidi Şeytandır
8.8.2019 60 Okunma
Süleyman Karagülle
Normal
8.8.2019 99 Okunma
Reşat Nuri Erol
İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’nın ziyareti vesilesiyle…
8.8.2019 194 Okunma
5 Yorum 09.08.2019 15:37
Süleyman Karagülle
Ümitli olmak için
7.8.2019 113 Okunma
Yakup Gündüz
ESMA
7.8.2019 86 Okunma
Yakup Gündüz
Bhutan ya da son
7.8.2019 95 Okunma
Reşat Nuri Erol
Yeni bir yazar, Yakup Gündüz ve yazdığı yazılar
7.8.2019 205 Okunma
3 Yorum 07.08.2019 20:27