Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; Niçin kaybetti Ak Parti? Nasıl kazanır?
5.7.2019
258 Okunma, 2 Yorum

 

Niçin kaybetti Ak Parti? Nasıl kazanır?

Mehmet Tekelioğlu

mtekeli35@gmail.com

 

Bir önceki yazıda Ak Parti’nin İstanbul kaybını 16 Nisan Anayasa değişikliklerine ilgi ile ele almıştım. Meğer böyle düşünen yalnız ben değilmişim. Ak Parti Meclis Grup Başkanvekili Naci Bostancı da 16 Nisan Anayasa değişiklikleri ile getirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin rehabilite edilecek yönleri bulunduğunu söylemiş. Üstelik Cumhurbaşkanlığında bu yönde bir çalışmanın halen yapılmakta olduğunu da ilave etmiş.

Böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyulması bile iyiye işaret. Modern yönetim sistemlerinde, bu ister başkanlık sistemi olsun ister parlamenter sistem, güçler ayrılığı temel ilkedir. Böylece sistemin denge ve denetleme mekanizmaları oluşur.

Semavi dinlerde bu denge ve denetleme mekanizmalarına özel bir önem verilmiştir. Bizde namaz, insanın kendisini denetlemesi için bir vasıtadır. Her gün beş kez bunu hatırlamakla görevliyiz. Toplumsal denetim için de Cuma namazı işaret edilmiştir.

Doğrusunu isterseniz Ak Parti kurucularından birisi olmak hasebiyle Cumhuriyet Halk Partisinden 800 bin fark yemek benim içimi acıttı. Bu tehlikeye uzun zamandır dikkat çeken yazılar neşrediyorum burada. Bu fark niçin doğdu diye düşünmek varken Ak Parti’ye yakınlık iddiasındaki birilerinin, ‘gelin bunun sebeplerine bakalım’ diyenleri olmadık şeylerle itham etmeleri zaten Ak Parti’nin karşı karşıya olduğu en büyük tehlikedir. Zehirli zihniyet budur. Bu zihniyetin, belki bilerek değil ama FETÖ kopyası olduğu hiç su götürmez. 

İstanbul’un kaybı ne gibi siyasi sonuçlara yol açar, ya da açar mı sorusunun cevabını almak için vakte ihtiyaç var. Ancak Ak Parti’nin bir kongre hazırlığından söz edenleri duyuyoruz. Hatta bunun için kendini şimdiden yeni konumlara hazırlama gayretine girenler olduğundan da söz ediliyor. Bana sorarsanız yeni bir kongre ile elde edilecek pek bir şey yok. Bu nihayet bazı postlara yeni kişiler yerleştirmenin ötesine geçmez. Kabine değişikliği ile de sonuç almak imkânsız. Yine bir önceki yazıda vurguladığım gibi sorunu kişilerde değil sistemde aramak gerekiyor. Buradan yola çıkarak 16 Nisan Anayasa değişikliklerini sorgulamak lazım demiştim. Oradaki eksikliği de denge ve denetleme mekanizmalarının yokluğuna ve güçler ayrılığı ilkesinin göz ardı edilişine bağlamıştım. 16 Nisanla gelen murakabe eksikliğinin bugünküne benzer sıkıntılara yol açabileceğine de referandum sıralarında yazdığım yazılarda işaret etmiştim. Yine o dönemlerde bugün eksikliğini daha çok hissettiğimiz demokrasi ve hukuk vurgulu yazılar neşretmiştim. Denge ve denetlemeye kuvvetle vurgu yapan yazılarım da vardı o dönemde… Kısaca son yazıda söylediklerim yeni değil.

16 Nisan referandumunun bir başka tarafı daha var. 31 Mart seçimlerinden önceki bir yazıda şöyle bir hususa daha dikkatler teksif edilsin istemiştim: “Anayasa referandumunda Ankara ve İstanbul’da hayır oyları evet oylarından fazlaydı. Kürtlerin önemli bir kısmı da evet demişlerdi. Ekonomik sıkıntıların ve işsizliğin getirebileceği muhtemel oy kayıpları da söz konusu iken şimdi durmadan Kürtleri rencide ederek nasıl kazanacak Ak Parti Ankara ve İstanbul’da? Binali Bey işin farkında. Nasıl çırpındığını görüyoruz Kürtlerin oyu adına… Kürtlerin gönlünü almak için hala vakit var. Cumhurbaşkanımız bunu yapabilir…”

Beni kaygılandıran hususlar var. Yıllık ekonomik büyüme %5’in altına düştüğünde Türkiye’nin işi zorlaşıyor. Bu herkesin kabul ettiği bir gerçek… Ekonomik büyüme için yatırım gerekiyor. Yatırım için de sermaye… Var mı bu sermaye Türkiye’de? Var ama yeterli değil. O halde dışarıdan yatırımcıya ihtiyaç var, başka bir deyişle dış sermayeye ihtiyaç var. Sermaye girişi için de hukuk güvenliğine ihtiyaç var. Üzülerek şunu söyleyelim, yıllık büyümemiz %5’in çok altında. Küçülmeden de söz edenler var ama hadi onu görmezden gelelim.

Nasıl çözeceğiz bu sorunu? Tek çare demokrasimizi güçlendirmek, hukuken öngörülebilir bir ülke olmak için bu yakınlarda açıklanmış olan hukuk reformunu hiç gecikmeden hayata geçirmek… Ancak bunların olabilmesi için de güçler ayrılığı prensibini hayata geçirmek… Vaktiyle Avrupa Birliğine bir an önce girmek için gerekli reformlar yapılmalı diye çırpınışım da bu sebepleydi. Giremesek bile o yolda ilerliyor olmayı çok önemsemiştim.

G-20 zirvesi yapıldı Japonya’da. Türkiye açısından başarılı geçtiği anlaşılıyor. Ancak tehlikeye dikkat çekenler var. Ekonomimiz gerekli performansı gösteremezse bundan sonraki zirvelerde Türkiye’yi görmek mümkün olmayabilir. Bırakın dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına girmeyi, ilk 20 tehlikede. Şu tablo size de bir şeyler söylüyor mu? Ülkelerin yıllar itibariyle GSYİH rakamları:

Bana göre çare Avrupa Birliği ama hadi oradan geçtik daha güçlü bir demokrasi ve hukuk nizamı… İlle de güçler ayrılığı…

 

 

 

 

http://serbestiyet.com/yazarlar/vahap-coskun/reisi-yaniltmak-849418

 


Yorumcu
Yorum
Reşat Nuri Erol
05.07.2019
09:04



Reşat Nuri Erol
05.07.2019
15:47

Mehmet Tekelioglu

Ekler15:43 (3 dakika önce)
 
Alıcı: FehmibenSATOGLUHALİTMehmet
Efendim, dün gece yazıyı gönderirken yanlışlıkla son halini değil üzerinde çalıştığım taslağı göndermişim. Lütfen buradakine itibar ediniz. Yazı sonunda bir tablo var. Onu ayrıca resim olarak da gönderiyorum. Selamlar...



Niçin kaybetti Ak Parti? Nasıl kazanır?

 

Mehmet Tekelioğlu

mtekeli35@gmail.com

 

Bir önceki yazıda Ak Parti’nin İstanbul kaybını 16 Nisan Anayasa değişikliklerine ilgi ile ele almıştım. Meğer böyle düşünen yalnız ben değilmişim. Ak Parti Meclis Grup Başkanvekili Naci Bostancı da 16 Nisan Anayasa değişiklikleri ile getirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin rehabilite edilecek yönleri bulunduğunu söylemiş. Üstelik Cumhurbaşkanlığında bu yönde bir çalışmanın halen yapılmakta olduğunu da ilave etmiş.

Böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyulması bile iyiye işaret. Modern yönetim sistemlerinde, bu ister başkanlık sistemi ister parlamenter sistem olsun, güçler ayrılığı temel ilkedir. Böylece sistemin denge ve denetleme mekanizmaları oluşur.

Semavi dinlerde bu denge ve denetleme mekanizmalarına özel bir önem verilmiştir. Bizde namaz, insanın kendisini denetlemesi için bir vasıtadır. Her gün beş kez bunu hatırlamakla görevliyiz. Toplumsal denetim için de Cuma namazı işaret edilmiştir.

Doğrusunu isterseniz Ak Parti kurucularından birisi olmak hasebiyle Cumhuriyet Halk Partisinden 800 bin fark yemek benim içimi acıttı. Bu tehlikeye uzun zamandır dikkat çeken yazılar neşrediyorum burada. Bu fark niçin doğdu diye düşünmek varken Ak Parti’ye yakınlık iddiasındaki birilerinin, ‘gelin bunun sebeplerine bakalım’ diyenleri olmadık şeylerle itham etmeleri, Ak Parti’nin karşı karşıya olduğu en büyük tehlikedir. Zehirli zihniyet budur. Bu zihniyetin, belki bilerek değil ama FETÖ kopyası olduğu hiç su götürmez. 

“İstanbul’un kaybı ne gibi siyasi sonuçlara yol açar”, ya da “açar mı” sorusunun cevabını almak için vakte ihtiyaç var. Ekrem İmamoğlu, klasik CHP diliyle kazanmadı, adeta bir zamanların Ak Parti üslubu hâkimdi kampanyasında. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu dile itiraz etmeyişini de not etmek lazım. İmamoğlu bundan sonra aynı tarz ve eda içinde mi hareket eder yoksa CHP’nin keskin Kemalistleri yolunu tıkar mı, bilmiyoruz. İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile yetinmeyeceğini söyleyenler az değil.

Ben pek ihtimal vermiyorum ama Ak Parti’nin bir kongre hazırlığından söz edenleri duyuyoruz. Hatta bunun için şimdiden yeni konumlara hazırlanma gayretine girenler ve buna göre pozisyon almakta gecikmemek için telaşa kapılanlar olduğundan da söz ediliyor. Bana sorarsanız yeni bir kongre ile elde edilecek pek bir şey yok. Bu nihayet genel merkezde zaten hiçbir dişe dokunur iş çıkaramayan kimselerin işgal ettiği bazı postlara yeni kişiler yerleştirmenin ötesine geçmez. Her biri Cumhurbaşkanının sekreteri konumundaki bakanları değiştirerek de sonuç almak imkânsız. Ancak bu ihtimale binaen gözünü dört açanlar ve taraf etrafı kollayanlar olduğunu da duyuyoruz.

Yine bir önceki yazıda vurguladığım gibi sorunu kişilerde değil sistemde aramak gerekiyor. Buradan yola çıkarak 16 Nisan Anayasa değişikliklerini sorgulamak lazım demiştim. Oradaki eksikliği de denge ve denetleme mekanizmalarının yokluğuna ve güçler ayrılığı ilkesinin göz ardı edilişine bağlamıştım.

Bir de mevcut sistemin ortaya çıkardığı güven kaybı var. Ak Parti’nin ilk on yıllık döneminde insanlara her anlamda güven gelmişti ve böylece GSYİH zirve yapmıştı. Şimdi piyasalardaki güven meselesini sadece birkaç bakana bağlayanlara da işin esasında bir sistem sorunu olduğunu hatırlatmak gerekiyor.

16 Nisanla gelen murakabe eksikliğinin bugünküne benzer sıkıntılara yol açabileceğine de referandum sıralarında yazdığım yazılarda işaret etmiştim. Yine o dönemlerde bugün eksikliğini daha çok hissettiğimiz demokrasi ve hukuk vurgulu yazılar neşretmiştim. Denge ve denetlemeye kuvvetle vurgu yapan yazılarım da vardı o dönemde… Kısaca bir hafta önceki yazıda söylediklerim yeni değil.

16 Nisan referandumunun bir başka tarafı daha var. 31 Mart seçimlerinden önceki bir yazıda şöyle bir hususa daha dikkatler teksif edilsin istemiştim: “Anayasa referandumunda Ankara ve İstanbul’da hayır oyları evet oylarından fazlaydı. Kürtlerin önemli bir kısmı da evet demişlerdi. Ekonomik sıkıntıların ve işsizliğin getirebileceği muhtemel oy kayıpları da söz konusu iken şimdi durmadan Kürtleri rencide ederek nasıl kazanacak Ak Parti Ankara ve İstanbul’da? Binali Bey işin farkında. Nasıl çırpındığını görüyoruz Kürtlerin oyu adına… Kürtlerin gönlünü almak için hala vakit var. Cumhurbaşkanımız bunu yapabilir…”

Beni kaygılandıran hususlar var. Yıllık ekonomik büyüme %5’in altına düştüğünde Türkiye’nin işi zorlaşıyor. Bu herkesin kabul ettiği bir gerçek… Ekonomik büyüme için yatırım gerekiyor. Yatırım için de sermaye… Var mı bu sermaye Türkiye’de? Var ama yeterli değil. O halde dışardan yatırımcıya ihtiyaç var, başka bir deyişle dış sermayeye ihtiyaç var. Sermaye girişi için de hukuk güvenliğine ihtiyaç var. Üzülerek şunu söyleyelim, yıllık büyümemiz %5’in çok altında. Küçülmeden de söz edenler var ama hadi onu görmezden gelelim.

Nasıl çözeceğiz bu sorunu? Tek çare demokrasimizi güçlendirmek, hukuken öngörülebilir bir ülke olmak için bu yakınlarda açıklanmış olan hukuk reformunu hiç gecikmeden hayata geçirmek… Ancak bunların olabilmesi için de güçler ayrılığı prensibine sıkı sıkıya sarılmak… Vaktiyle Avrupa Birliğine bir an önce girmek için gerekli reformlar yapılmalı diye çırpınışım da bu sebepleydi. Giremesek bile o yolda ilerliyor olmayı çok önemsemiştim.

G-20 zirvesi yapıldı Japonya’da. Türkiye açısından başarılı geçtiği anlaşılıyor. Ancak tehlikeye dikkat çekenler var. Ekonomimiz gerekli performansı gösteremezse bundan sonraki zirvelerde Türkiye’yi görmek mümkün olmayabilir. Bırakın dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına girmeyi, ilk 20 tehlikede. Şu tablo size de bir şeyler söylüyor mu? Ülkelerin yıllar itibariyle GSYİH rakamları:

Bana göre çare Avrupa Birliği ama hadi oradan geçtik daha güçlü bir demokrasi ve hukuk nizamı… İlle de güçler ayrılığı…

 

 

 

 

 



YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
Devlette Metal Yorgunluğu
22.8.2019 4 Okunma
Reşat Nuri Erol
En, en, en… Önemli sorun; kör, sağır ve dilsizler
21.8.2019 30 Okunma
2 Yorum 21.08.2019 07:52
Yakup Gündüz
Sorumluluklarımız var
21.8.2019 30 Okunma
Süleyman Karagülle
Hakemlik
20.8.2019 54 Okunma
Reşat Nuri Erol
Medeniyet krizi, ekonomik inkılap, faizsiz banka
20.8.2019 69 Okunma
2 Yorum 20.08.2019 16:06
Süleyman Karagülle
On yedi yıl
19.8.2019 65 Okunma
Reşat Nuri Erol
İstanbul’un/Dünya’nın Depremi; Sosyal Tufan!
19.8.2019 44 Okunma
2 Yorum 19.08.2019 07:05
Hikmet Güveloğlu
Doğu Akdeniz'de Türkiye Tutunabilir mi?
19.8.2019 1461 Okunma
Süleyman Karagülle
Bizans
19.8.2019 54 Okunma
Süleyman Karagülle
DIŞ BORÇLAR VE ENFLASYON SORUNU
18.8.2019 29 Okunma
Süleyman Karagülle
MEHMED ŞEVKET EYGİ VE ERDOĞAN
18.8.2019 38 Okunma
Süleyman Karagülle
Suriyeliler, sorunlar ve yapılması gereken
18.8.2019 33 Okunma
Süleyman Karagülle
YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ
18.8.2019 26 Okunma
Reşat Nuri Erol
17 Ağustos Marmara Depremi vesilesiyle uyarı!
18.8.2019 43 Okunma
2 Yorum 18.08.2019 07:48
Süleyman Karagülle
Doğru siyaset
17.8.2019 40 Okunma
Ahmet Yücel
FAİZSİZ BANKACILIK ÜZERİNE
17.8.2019 53 Okunma
Reşat Nuri Erol
Muhafazakâr camianın gündeminde neler var!
17.8.2019 53 Okunma
2 Yorum 17.08.2019 13:47
Hikmet Güveloğlu
ARSIZA SÖZ, KOKMUŞA TUZ KÂR ETMEZ
16.8.2019 3511 Okunma
3 Yorum 16.08.2019 20:00
Süleyman Karagülle
İlim
16.8.2019 47 Okunma
Reşat Nuri Erol
Kurban Bayramı; gerçek bayram nasıl olmalı…
16.8.2019 63 Okunma
2 Yorum 16.08.2019 08:15
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu;Bayram ümidi ya da ümit bayramı…
16.8.2019 30 Okunma
Süleyman Karagülle
Tercih
15.8.2019 84 Okunma
Süleyman Karagülle
Faizli düzen
15.8.2019 61 Okunma
Süleyman Karagülle
Kutuplar dengesi
15.8.2019 53 Okunma
Hikmet Güveloğlu
"PKK LAĞVEDİLECEK" Tarih: 20.01.2019
13.8.2019 751 Okunma
Süleyman Karagülle
Yayın Kooperatifi
12.8.2019 67 Okunma
Süleyman Karagülle
Bayram Tebriği
12.8.2019 83 Okunma
Reşat Nuri Erol
Refah Partisi’nden bambaşka bir AK Parti’ye-2
11.8.2019 79 Okunma
2 Yorum 11.08.2019 14:00
Süleyman Karagülle
Şartlandırma
10.8.2019 92 Okunma
Reşat Nuri Erol
Refah Partisi’nden bambaşka bir AK Parti’ye…
10.8.2019 92 Okunma
1 Yorum 10.08.2019 09:27
Süleyman Karagülle
Sınırlar
9.8.2019 82 Okunma
Reşat Nuri Erol
Okumak, öğrenmek, çalışmak, üretmek ve ümit
9.8.2019 85 Okunma
1 Yorum 09.08.2019 09:15
Reşat Nuri Erol
M.Tekelioğlu; Can yakıcı çığlık… Suçlu ile suçsuzu, hak
9.8.2019 88 Okunma
1 Yorum 09.08.2019 23:45
Yasin Kılar (Karar Danışmanı - Mentor)
Mürşidi Allah Resûlü Olmayanın Mürşidi Şeytandır
8.8.2019 55 Okunma
Süleyman Karagülle
Normal
8.8.2019 93 Okunma
Reşat Nuri Erol
İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’nın ziyareti vesilesiyle…
8.8.2019 181 Okunma
5 Yorum 09.08.2019 15:37
Süleyman Karagülle
Ümitli olmak için
7.8.2019 108 Okunma
Yakup Gündüz
ESMA
7.8.2019 81 Okunma
Yakup Gündüz
Bhutan ya da son
7.8.2019 90 Okunma
Reşat Nuri Erol
Yeni bir yazar, Yakup Gündüz ve yazdığı yazılar
7.8.2019 199 Okunma
3 Yorum 07.08.2019 20:27
Süleyman Karagülle
Doğrusu
6.8.2019 98 Okunma
Yakup Gündüz
Kooperatifle büyümek
6.8.2019 93 Okunma
Reşat Nuri Erol
Emin Işık için; inna lillahi ve inna ileyhi raci’un
6.8.2019 100 Okunma
1 Yorum 06.08.2019 09:05
Süleyman Karagülle
İnsanlık Hakka doğru gidiyor
5.8.2019 141 Okunma
2 Yorum 05.08.2019 21:36
Reşat Nuri Erol
‘Kanaat ekonomisi’ için ‘ortaklık ekonomisi’ olmalı-2
5.8.2019 118 Okunma
3 Yorum 05.08.2019 10:24
Hikmet Güveloğlu
Anlaşmadan/Uzlaşmadan Operasyon Olmaz
4.8.2019 862 Okunma
Süleyman Karagülle
Çalışıyoruz
4.8.2019 105 Okunma
Reşat Nuri Erol
‘Kanaat ekonomisi’ için ‘ortaklık ekonomisi’ olmalı
4.8.2019 97 Okunma
2 Yorum 04.08.2019 08:55
Yakup Gündüz
Kardeşliğin maliyeti
4.8.2019 66 Okunma
Süleyman Karagülle
Prof. Dr. Ruşen Gezici’nin vefatı vesilesiyle
3.8.2019 111 Okunma
1 Yorum 04.08.2019 08:57