YILMAZ ÖZDİLİN SÖZCÜDEKİ AKEVLER YAZISINA CEVAPLAR
Süleyman Akdemir
1314 Okunma
YILMAZ ÖZDİL’İN AKEVLERLE İLGİLİ YAZISINA AÇIKLAMA

 

YILMAZ ÖZDİL’İN 06.03.2016 TARİHLİ SÖZCÜ GAZETESİNDE AKEVLERLE İLGİLİ YAZISI İLE İLGİLİ

AÇIKLAMALAR

ÖZET

Dr. Süleyman Akdemir

Akevler Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı

 

Yazınızı Akevler tarafını dinlemeden kaleme aldığınızı görüyoruz. Sizin ve okurlarınızın Akevler hakkında yanlış düşüncelere sahip olmaması için, bu kısa açıklamayı köşenizde yayınlamanızı özellikle rica ediyoruz. Gönderdiğimiz detaylı açıklamalarla ilgili gazetenizde söyleşi yapmayı da ayrıca isteriz.

Günümüzde farklı İslam anlayışları mevcuttur. Bunlar dört ana kategoride toplanabilir.

İlki, tarım dönemi İslam Şeriatını/hukukunu uygulamayı hedefler. Bu kategoride ülkeler mevcuttur.

İkincisi İslam’ın cihat anlayışını İslam’ın uygarlık düşüncesinden soyutlayarak terörle özdeşleştirme veya gizli yapılanma hareketleridir. Kanımca, terörle ilişkili hareketler İslamiyet’i öncelikle insanlığa ve özelde Batıya yanlış tanıtmak ve İslam ülkelerinin huzurunu bozmak için derin güçler tarafından tezgahlanmakta ve manipüle edilmekte olduğu düşüncesindeyiz. Gizli yapılanmalar da bir kısım samimi Müslümanların desteğini almakta, ancak derin güçlerin manipülasyonlarına açık durmaktadırlar.

Üçüncüsü İslamiyet’in tarım dönemi dini ibadetlerini şeklen yerine getirme konusunda duyarlı ancak İslamiyet’in komünizm veya kapitalizm dışında tarım dönemi sonrası bir sistem önerisi olduğu iddiasında olmayan cari sistemi esas alan legal ve meşru hareketlerdir.

Dördüncüsü ise İslamiyet’in günümüz sorunlarına İslami kaynaklar ve modern bilimlerden yararlanarak bilimsel içtihatlarla ortaya çözüm önerileri koymayı hedefleyen hareketlerdir.   

Kooperatifimizin kurucularından Süleyman Karagülle ile uzun yıllardır çalışır ve onursal başkanımız olarak düşünce ve görüşlerinden yararlanırız. Karagülle, dördüncü kategorideki İslam anlayışının Türkiye’deki öncülerindendir. Kendisi İTÜ mezunu bir mühendis olup, babasından klasik İslami ilimleri öğrenmiştir. Necmettin Erbakan’ın kabul ettiği ve geliştirdiği Milli Görüş ile Adil Düzen teorisinin öncülerindendir. Karagülle’nin temel prensibi, günümüz ekonomik ve toplumsal sorunlarına bilimsel içtihatlarla İslamiyet’in çözümlerini araştırmak ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun olarak uygulamalar geliştirmek olmuştur.

Akevler Kooperatifi’nin gayesi çalışmada ve yaşamada birbirleriyle anlaşabilecek kişileri ortaklıklar yoluyla bir araya getirmektir. Ortaklıkların bir sözleşmesi ve bir sorumlu ortağı bulunur. Kooperatif ortaklıkların muhasebe, hakemlik, tanıtma, tanıştırma, danışmanlık, dayanışma… gibi genel hizmetlerini yürütür. İşlerine karışmaz. Ortakların din ve siyasi tercihlerine hiç karışmaz.  Her tür karar ve hesabi işlemler yasalara uygun olarak kaydedilir. Çoğulcu bir yapılanma söz konusudur.

    Akevler anlayışı, Kooperatif uygulaması dışında bir düşünce ve bilim merkezi de olma işlevini de yerine getirmektedir.  İzmir’de başlayan bu çalışmalar İstanbul’da devam etmekte ve www.akevler.org sitesinde yayınlanmaktadır.

Akevlerin İslam anlayışı yukarıda adı geçen dördüncü kategoridedir. Cemaatin İslam anlayışının ikinci kategorideki gizli yapılanma hareketi olduğu iddiası mevcuttur. Ak Parti hareketi üçüncü kategorideki harekettir. Necmettin Erbakan Milli Görüş ve Adil Düzen söylemi ile iktidara gelmiş, ancak Akevler ile bir uygulama projesi yapamamıştır.

Cemaat ve Ak Parti samimi Müslümanların desteğini almışlar, büyük ölçüde iktidar nimetlerine de kavuşmuşlardır. Zaman zaman Akevlerle dirsek teması kurmuşlarsa da herhangi bir işbirliği yapmamışlardır. Akevler, geniş çapta ilmi faaliyetlerine ve kooperatif düzeyinde uygulamalarına devam etmiş, iktidar nimetlerinden yararlanma yerine daima sivil inisiyatifin gücü ile hareket etmiştir. Bize göre Akevler, ilk üç kategorideki İslam anlayışından endişe duyanları da içine alan tüm insanlık için çözümler öneren dördüncü kategorideki bir anlayıştır.

 

Akevler Kooperatifi

Yönetim Kurulu adına

Dr. Süleyman Akdemir

 

 

 

YILMAZ ÖZDİL’İN 06.03.2016 TARİHLİ SÖZCÜ GAZETESİNDE AKEVLERLE İLGİLİ YAZISI İLE İLGİLİ

DETAYLI AÇIKLAMALAR

Dr. Süleyman Akdemir

Akevler Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı

Doğum yerim Bursa olmakla beraber kendimi birçok yönden İzmirli sayar ve İzmirli hemşerim Yılmaz Özdil’i severim. Hürriyet Gazetesinde iken yazılarını okur, üslubunu ve yazısının akışkanlığını çok beğenir, Emin Çölaşan’a benzetirdim. Her iki yazarı da okumaya başlamamla bitirmem bir olurdu. Katılmadığım düşünceleri olur, ama her ikisini de zevkle okurdum. Ancak, Sözcü gazetesine geçince bir daha okuma fırsatı bulamadım. Akevler ile ilgili yazısını da haricen bana gönderdiler. Akevler Yönetim Kurulu başkanı olduğumdan dolayı, Akevler ile ilgili yazısına cevap vermem gerekti. Sadece okuyup geçemedim. Bu yazısında da katıldığım ve katılmadığım hususlar vardır. Mamafih, bu yazıyı Bize başvurmadan yazmış olmasından dolayı bazı hatalı değerlendirmeler yaptığı kanısındayım. Bu yazıyı okuduğunda düşüncelerinde bazı farklılıklar olacağı kanısıyla cevap veriyorum. Akevleri bu denli kapsamlı değerlendirdiği için de eksiklikleri ve hatalı yönleri olmasına rağmen Yine de Akevler adına kendisine teşekkür ederim. Dileğim kendisiyle karşılaştığımızda Akevler penceresinden bakış açısını anlatır ve bu bakış açısının ne denli yaşamsal bir öneme sahip olduğunu kendisine açıklayabilirim. Yazının sonuna e-mail adresim ile telefon numaramı ekleyeceğim ve kendisinden haber bekleyeceğim.

Gelelim Sn. Özdil’in yazısı ile ilgili cevaplarımıza. (KIRMIZI)İtalik olan olanlar Sn.Özdil’in, siyah bold olanlar ise bana aittir ve cevaplandırma niteliğindedir.

ÖZDİL;İnanmakta güçlük çekebilirsiniz ama, akp’nin de cemaat’in de temeli, Atatürkçülüğün kalesi İzmir’de atıldı.

AKDEMİR;Bu cümle kısmen doğru kısmen yanlıştır. İzmir sadece Atatürkçülüğün değil, İnsanlık Tarihi’nin, hoşgörü ile bilimin bir kalesidir. Burada düşüncelerin kök salması ve taban bulması son derecede tabiidir. Sulak ve bereketli yerler olduğu kadar iklimi de yeni oluşumlar ve düşüncelere son derecede müsaittir.

ÖZDİL;Sene 1967…

İzmir’de Akevler Konut Kooperatifi kuruldu. Devasa bir arsaya, müstakil mahalle oluşturacak şekilde apartmanlar dikildi. Fikir babası, milli görüşçülerin teorisyeni Süleyman Karagülle’ydi. Abdullah Gül’ün dayısı, Fehmi Koru’nun kayınpederi, Akevler’in kurucularındandı.

Kooperatifin ortaklarını kendi zihniyetlerine, kendi yaşam biçimlerine mensup insanlardan seçtiler, aralarına başka komşu almadılar. Kendi esnaflarını oluşturdular, kendi bakkalları vardı, kendi eczaneleri oldu, ortak fırından ekmek aldılar, aynı doktora gittiler. “Milli görüş komünü” oluşturdular.

AKDEMİR;Bu cümle de kısmen doğru, kısmen yanlış.

Doğrular: Sene 1967…

İzmir’de Akevler Konut Kooperatifi kuruldu. ….Fikir babası, milli görüşçülerin teorisyeni Süleyman Karagülle’ydi. Abdullah Gül’ün dayısı, Fehmi Koru’nun babası kayınpederi, Akevlerin kurucularındandı.

Yanlışlar: Kooperatifin kurucuları arasında yer alan Muzaffer Koru, Fehmi beyin babasıdır. Karagülle ise kayınpederidir. Kuruluş aşamasında Fehmi bey Karagülle’nin kızı ile henüz evlenmemiştir. O nedenle yukarıdaki kayınpederi cümlesi çizilmiştir. Kayınpederi oluşu doğru, fakat zamanı yanlıştır. Ayrıca “Kooperatifin ortaklarını kendi zihniyetlerine, kendi yaşam biçimlerine mensup insanlardan seçtiler, aralarına başka komşu almadılar. Kendi esnaflarını oluşturdular, kendi bakkalları vardı, kendi eczaneleri oldu, ortak fırından ekmek aldılar, aynı doktora gittiler. “Milli görüş komünü” oluşturdular.” Cümleleri de yanlıştır.

Bu yanlışların doğru şekli şöyledir: Akevler Kooperatifinin gaye maddesinde “Çalışmada ve yaşamada birbirleriyle anlaşabilenleri bir araya getirmek ve aralarında iktisadi ve içtimai dayanışmayı sağlamak…" esası kabul edilmiştir. Bu seçmeyi Kooperatif yönetimi değil, herhangi bir zorlamaya tabi tutulmadan, ortaklar kendi iradeleriyle yaparlar. Akevler Kooperatifi bu ortaklara ve ortakların oluşturdukları ortaklıklara “genel hizmet ortağı” olarak katılır ve ana sözleşmesinde sayılı “Muhasebe, avukatlık, tanışma, tanıştırma, muhafaza, yardımlaşma, dayanışma, danışmanlık…, gibi hizmetleri yapar. Kooperatifte ortaklara ne meşrebi ne mezhebi ne de siyasi görüşü sorulur. Kendi aralarında bir arada yaşayabilmeleri ve çalışabilmeleri esasından hareket edilir.

Sn. Özdil’in ifade ettiği gibi, Kooperatif içinde fırın kurulmuş, eczane açılmış, matbaa, zeytinyağı, marangozhane, inşaat ortaklıkları tesis edilmiş, esnaf olup da kooperatifin içindeki ortaklıklara katılanlar olduğu gibi, ortak olarak müteşebbis olanlar da olmuştur. Hepsinin ilgili kamu mercilerinden izinleri/ruhsatları alınmış, muhasebeleri tutulmuş, dönem sonunda vergileri verilmiştir. Kooperatif bünyesinde yapılan her hizmet küçük ve büyük olmasına bakılmaksızın muhasebeye geçirilmiştir. Böylece kayıt dışılığın önüne geçilmiştir. Ayrıca ortakların kamudan almakta zorluk çektiği ve bedeli çok yüksek olan avukatlık, muhasebe, danışmalı sözleşme akdetme… gibi birçok hizmet kooperatif bünyesinde oluşturulan hizmet birimleri ile sağlanmış, ortakların kamuya daha bilinçli bir şekilde katılmalarının hem önü hem de yolu açılmıştır. Kooperatifin bütün olağan genel kurulları süresi içinde ve zamanında yapılmıştır.

Bir defasında Kooperatifimizi o zamanlar Nokta dergisinde çalışan Ruşen Çakır ziyaret etmiş, bu oluşuma İslam Komünü adını vermiştir. Bakanlık bunun üzerine müfettişler göndermiş gelen müfettişler şeffaf kayıtlar karşısında şaşkınlık geçirmişlerdir. Ayrıca Cumhuriyet Gazetesi bu İslam komünü oluşumunu Mustafa Balbay ve Hikmet Çetinkaya marifetiyle diline dolamıştır. Bunun üzerine İslam sözcüğünden dolayı o zamanın Asker üyeli Devlet Güvenlik Mahkemeleri tarafından soruşturma başlatılmıştır. 11 Yönetim Kurulu üyesinden oluşan Kooperatif yönetimi ile 3 denetim kurulu üyesi DGM’ye davet edilmiştir. İlk ifadeyi veren kooperatif kurucusu Karagülle’nin sorgusu 2 saat sürmüş, ondan sonraki sorguya alınan Prof. Dr. Arif Ersoy’un sorgusu 1 saat içinde tamamlanmış, üçüncü olarak benim sorgum yapılmış ve yarım saat kadar sürmüştür. Benden sonrakilerin ise 1-2 dakikalık sorgularla yetinilmiş, dava açılmasına bile gerek görülmeden takipsizlik kararı verilmiştir. Nedeni gayet basittir: Hem Sn. Savcı hem de Askeri hâkim üye Akevler penceresini o kısa süre içinde fark etmişlerdir. Oradan bakmanın Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” sözü ile “Muasır medeniyetin fevkine çıkmak” sözlerinin Kooperatif bünyesi içinde nasıl gerçekleştiğini o kısa sürede görmüşlerdir.  

Sn. Özdil, bu vesile ile Size de anlatmış olalım. Akevler kurucularının temel prensibi, günümüz ekonomik ve toplumsal sorunlarına bilimsel içtihatlarla İslamiyet’in çözümlerini araştırmak ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun olarak uygulamalar geliştirmek olmuştur. Yöneticiler, yasalarla yasak olan işleri yapmama konusunda son derecede dirayetli davranmışlar, rüşvet almadıkları gibi rüşvet de vermeden nasıl yaşanacağı hususunda örnek olmuşlardır. Şeffaflık gereği yönetim kurulu kapıları ortaklara daima açık olmuş, ortakların getirdikleri kişiler kadar ortak olsun olmasın isteyen herkes bu toplantılara katılabilmiştir. Yeni yönetim kurulu oluşturulurken en çok devam edenler genel kurula teklif edilmiştir. Kooperatife ortak olmak serbest olduğu gibi ayrılmak da aynı şekilde açık tutulmuştur.

Kooperatif içinde gizli, kapaklı, takiyeye dayalı hiçbir işe tevessül edilmemiştir. Daima mevcut düzene uyum içinde yaşanılmış, ancak mevcut düzenin yasak saydığı ve fakat halk arasında yaygın olan hukuksuzluklara karşı çıkılmış, örneğin imara aykırı yapı yapılmadığı gibi hiç rüşvet de verilmemiştir.

ÖZDİL;Bilahare… Türkiye’nin tamamını Akevler’e dönüştürmeye karar verdiler. Akevler’den yeşeren fikirle, Milli Nizam Partisi’ni kurdular. 1970’de kurulan bu parti, zamanla, Milli Selamet, Refah, Fazilet, sonra da Saadet ve AKP olarak vücut buldu.

AKDEMİR;Bu cümle büyük ölçüde doğru olmakla beraber eksiktir. Eksik olan kısım Türkiye’nin tamamının Akevlere dönüştürülmesi kararının verilmiş olduğu iddiasıdır.

Akevler bir model uygulamadır. Bu model uygulama üzerinde çalışmalar halen devam etmektedir. Diğer parti ve benzeri oluşum ve kuruluşlardan tamamen farklıdır. Akevlere göre öncelikle bu konudaki çalışmaların bilimsel düzeyde ortaya konulması gerekir. Ayrıca uygulanarak geliştirilmesi ve tartışılması da şarttır. İsteyenler geliştirilen bu modeli örnek alabilirler ve geliştirebilirler. Bir model ancak anlaşıldıktan sonra benimsenebilir ve geliştirilebilir. Zorlama ve dayatma ile hiçbir proje başarılı olamaz.

Mamafih, Akevler bu model oluşturma çalışmalarını yürütürken, hiçbir zaman toplumun dışında da kalmamıştır. Örneğin, hakka inanmışlara ilk parti kurma fikrini Akevler kurucuları vermiştir. O dönemde Erbakan Adalet Partisi içinde mücadele edilmesi gerektiğini savunurken Akevler kurucusu Karagülle ayrı bir parti kurulmasından yana olmuştur. Erbakan’ın “Parti yetişmez, çok yakında seçimler var” tezine “Bağımsız aday olmanın önünde engel yok” demiştir. Demirel’in Erbakan’ı veto etmesi üzerine Karagülle’nin denildiğine gelinmiştir. Karagülle Aydın ilinde Erbakan Konya ilinde olmak üzere 14 bağımsız aday ile seçime girilmiştir.

Karagülle’nin meşru zemin içinde siyasi parti olarak da faaliyet gösterilmesi gerektiği düşüncesi çok etkili olmuştur. Söz konusu adı geçen partiler kurulmuştur. Ancak, parti kurucuları kısa bir süre sonra Akevleri nasıl tasfiye ederiz çabası içine girmişlerdir. Her parti kapatılması sonunda yeni parti kurulma düşüncesi İzmir’den Akevlerden beslenmiş, fakat her kurulmadan sonra Akevlerin etkisinden kurtulma öne çıkmıştır. Milli görüşün temelleri kadar adil düzenin de esası gerçekten İzmir’den, yani Akevlerden neşet etmiştir. Hatta 1973 seçimlerinden sonra CHP-MSP koalisyonunun, 1991 seçimlerindeki ittifak fikirlerinin temelleri, hatta fikri temellerinin yanında bu konudaki ısrarlar dahi Akevlere aittir. Adalet ve Kalkınma Partisi kurucuları milli görüş gömleğini çıkardıklarını ve adil düzeni terk ettiklerini söylerlerken, uzun isminde “Adalet” sözcüğünü kısa isminde “Ak” sözcüğünü alamadan edememişlerdir. 

Akevler çizgisini değiştirmemiş ama daima geliştirmiştir. İslamiyet ile yasalar arasında daima uygunluk ve paralellik aramıştır. İslami bakımdan bu çağa dair olan eksikliklerin içtihatlara dayalı model uygulamalarla giderilebileceği ve bu çağa uygun bir İslami Model oluşturulabileceği görüşünü her zaman savunmuştur. Böylesi içtihada dayalı uygulamalar gösterildikten sonra İslamiyet’in insanlara anlatılması ve insanların hür iradeleriyle hareket etmeleri gerektiği tezini daima ileri sürmüştür. Akevlere göre, insanlık, “hakkı üstün tutan dünya görüşü”nün geleceği yeni bir uygarlığın arifesindedir. Ancak bu uygarlığın oluşabilmesi sadece ve sadece çağa uygun yapılan bu tür içtihatlarla mümkündür. Gelecek uygarlığın günümüz sorunlarını daha iyi çözmesi gerektiğinde bir sorun yoktur. Akevlere göre, mevcuttan daha iyi olamayan öneriler uygulama şansı bulamaz ve hatta dinlenemez.

ÖZDİL;Akevler kurulurken… Fethullah Gülen, Kestanepazarı’nda ufak ufak efsane haline gelmeye başlamıştı, kulaktan kulağa ismi yayılıyordu, vaazlarını hiç kaçırmayan hatırı sayılır bir esnaf grubu oluşmuştu, Manisa’dan Denizli’den gelenler vardı. Fethullah Gülen bu insanları, öğrenci yurdu kurmaları için teşvik etmeye başladı. Bugün “ışık evi” tabir edilen cemaat yurtlarının ilki, 1972’de Bozyaka’da kuruldu. Peşpeşe yenileri açıldı, 10 sene içinde Yamanlar Koleji’ne dönüştü.

AKDEMİR;Bu cümle de kısmen doğru, kısmen yanlıştır. Benim kanaatime göre, Fethullah Gülen’in İzmir eşrafı tarafından İzmir’e getirilişi, içtihat savlarını ortaya koyan Karagülle’ye karşı alternatif geliştirme ve kısmen de olsa Karagülle’yi susturma çabasıdır. Başlangıçta Gülen Karagülle’nin bütün toplantılarına katılmış, Akevlerden önce NUR evler Kooperatifi adıyla hareket edilmiş, ancak Karagülle’nin Akevler faaliyetlerinin tek tip olamayacağı, birbiriyle anlaşanların gruplaşarak farklı bloklar oluşturabileceği, her blokun kendi zevki ve arzusuna göre yaşayabileceği tezi ortaya çıkınca, Gülen bu teze itiraz etmiş, Karagülle İslamiyet’in çoğulculuğu esas alan projesi karşısında Gülen Karagülle’ye hitaben “Haza firaku beyni ve beynike / Seninle benim aramdaki fark budur” diyerek “NUR/IŞIK evlerinin tek tip cemaat yetiştirmesi gerektiği düşüncesiyle Karagülle’den ayrılmış ve farklı bir yol izlemiştir. Bu ayrılık üzerine İzmir esnafından büyük destek görerek cemaatleşme ve vakıflaşma sürecini başlatmıştır. Gülen’in efsaneleştirilmesi böyle başlamıştır. Bu nedenle Akevlerin kurucuları arasında Gülen yer almamıştır.

Bana göre Gülen ile Karagülle arasındaki farklar ortaya konulursa sorun daha kolay çözülür ve konu daha iyi anlaşılır.  Şöyle ki,

Gülen iyi bir vaizidir, toplumsal proje düşüncesi olmadığı gibi kuvveti üstün tutan uygarlıkların bir uygulaması olan tek yanlı bir oluşum sürecinden yanadır. Mason kuruluşlarının teşkilatlanmasını kendisine model almıştır. Farklılıklar onun için ciddi bir sorundur. Takiyye onun için hedefe varmak için caizdir. Rüşvet de gerekirse verilebilir. Hedefe varmak için bazı şeylere göz yumulabilir. Gülen’i vaazları ile nam salmış bir sanatkâr olarak kabul edebiliriz.

Karagülle ise, bir mühendistir. Aynı zamanda klasik İslami ilimlere vakıftır. Toplumsal model kurma ve proje geliştirme konusunda çalışmalar yapmış, yapmaya devam eden entelektüel bir kişidir. Bunun da ancak içtihat yoluyla olabileceği düşüncesindedir. Bu çağa göre çözümler aramaktadır. Ayrıca, yaşadığı toplum içinde takiyyeyi kabul etmediği gibi tamamen şeffaflıktan yanadır. Çatışmacı, değil uzlaşmacıdır. Günümüz Müslümanları tarafından içtihat düşüncesine dayalı görüşlerinden taviz vermeyişi nedeniyle dışlanmaya çalışılmıştır. Hiçbir zaman yılmamıştır. Tarihi toplumun bir hafızası olarak kabul etmiş, günümüze nereden gelindiğinin tarihi bilgiler ile tespit edilmesi gerektiğini savunmuştur. Ama, Karagülle’ye göre esas olan daima ileriye ve geleceğe bakmak ve onu hazırlamak olmuştur.

Karagülle’nin bu özellikleri Akevler Kooperatifi yöneticilerine de yansımıştır. Akevler yöneticileri, toplumsal innovasyonu önceleyen, insanlık kavramını modelleştirerek hayata aktarmaya çalışan bir tür ar-ge merkezi, bir başka deyişle düşünce geliştirme merkezi üyeleri haline gelmiştir. Yönetim kurulu üyeleri esnaf kadar akademisyenlerden de oluşmuş, özellikle bu akademisyen üyeler yüksek lisans, doktora ve doçentlik çalışmalarını Akevler içindeki uygulamaları esas alarak bilim dünyasına sunmuşlardır.

Diğer taraftan Akevlerde her yıl olağan kongreler yapılmış, yönetim sürekli değişim ve arayış içinde olmuştur. Ayrıca içinde yaşanılan toplum ile bilim dünyasına sunum bakımından hiçbir takiyye içine girilmemiş ve daima uyum içinde ve fakat kendi içtihatlarıyla özgün bir oluşum olarak hareket etmiştir.

ÖZDİL;Bu iki zihniyetin… “Türkiye’yi aslında ne hale getirmek istediği”nin ilk göstergesiydi bunlar.

AKDEMİR;Bu iki İslami kişiliğin farkını yukarıda belirttim. Sn. Özdil’in olaya bakış ve irdeleyiş biçiminin ne denli yetersiz olduğunu ortaya koyduğumu sanıyorum. Karagülle ile Gülen İslami bakımdan Müslüman olmakla beraber, metotları ve yolları birbirinden tamamen farklı kişilerdir.

ÖZDİL;Önce evleri ayırdılar.

AKDEMİR;Sn. Özdil’in bu ayırma işini iyi kavrayamadığı kanısındayım. Akevler sosyalist veya komünist bir düzeni ileri sürmemektedir. Evler, apartmanlar, daireler elbette ayrı ayrı olmuş ve olmaya devam edecektir. Sanırım kendisi de, kendi kültürel yapısına ve dünya görüşüne uygun bir çevre de oturuyordur. Böyle bir durumu, insanın yaşayacağı yeri seçme özgürlüğünün en doğal hali olarak kabul ediyorum.

Akevler elbette Kooperatif içindeki evleri ferdi mülkiyet yoluyla ortaklarına tahsis etmiş, daha sonra da tapularını vermiştir. Burada her halde ayırımcılık demek istiyor ama bu konuda iyi niyetli bir yaklaşım içinde olduğu kanısında değilim. Her bakkal ayrı bir işletmedir. Akevler içinde de bir bakkala ihtiyaç olmuş ve birden fazlası açılmıştır. Civarda çok sayıda bakkallar da çalışmışlardır. Ortaklar istedikleri yerlerden alışveriş etmişlerdir. Esnaflar arasında da bildikleri, tanıdıkları ve güvendikleri ile işler yapmışlardır.  Ortaklar arasında ve esnaflarla kefalete dayalı dayanışma içine girmişlerdir. Kooperatiflerin temel fonksiyonlarından biri üyeleri arasındaki birlikteliği dayanışmayla perçinlemesidir. Bu ilke ABD’deki sermayeye karşı direnen ve oluşan kooperatiflerde de aynıdır, Japonya, Almanya, Danimarka, İsrail ve Afrika ülkelerinde de sermayeye direnme bakımından benzerdir. Her bir kooperatif sürdürülebilir gelişme bahçesine ait farklı birer çiçektir. Kooperatifler ise o bahçedeki harmoniyi sağlayan farklı farklı çiçeklerdir.

Buradan nasıl bir ayırımcılık yapıldığını cidden anlamış değilim.


ÖZDİL;Öğrenci yurtlarını ayırdılar.

Her yurt ayrı bir binadır.


Okulları ayırdılar.


Dersaneleri ayırdılar.


Paraları oldu…

Bankaları ayırdılar.

AKDEMİR;Bu son söylenenler Gülen grubu ile ilgilidir. Akevler, eğitim, dershane, banka ile ilgili görüşleri vardır ama bu konuda teşebbüsleri olmadığından bu ayırımcılıkla ilgili soruları herhalde Gülen grubunun cevaplandırması gerekir.

 
ÖZDİL;Faizsiz finans ayağıyla kendi bankacılık sistemlerini yüceltip, gerisini kötülediler.

 

AKDEMİR;Akevler halen faizsiz bir bankanın kurulmadığı görüşündedir. Ancak faizsiz sistem kurulana kadar gerek kooperatifin gerekse ortaklarının nakitlerinin bankalarda ekonominin içinde olması gerektiğini savunmaktadır. Akevler tarafından Bankalara hiçbir zaman karşı çıkılmamış, bankalar gelişmiş ekonomilerin kalbi kabul edilmiş, ancak bankaların asıl işlevlerini terk edip, para ticareti (faiz) yoluyla büyük kazançlar elde ederek, gelir dağılımında adaletsizliğin dayanılmaz boyutlara ulaşmasına ortam hazırladıkları, bir bakıma tefecilik sistemini geliştirdikleri ve sermayeye alet oldukları ifade edilmiştir. Akevlerin faizsiz bir bankanın nasıl kurulup işleyeceği hususunda bir model çalışması da bulunmaktadır.


ÖZDİL;İşdünyasını ayırdılar.


Müsiad icat ettiler.


Hayır kurumlarını ayırdılar.


Kurban derilerini bile ayırdılar.


Gazetelerini ayırdılar.


Televizyonlarını ayırdılar.


Öbürlerini almayın dediler.


Öbürlerini izlemeyin dediler.


Otelleri ayırdılar.


Harem-selamlık oteller kurdular.


Kuaförleri ayırdılar.


Tesettür kuaförlerine gittiler.


Restoranları ayırdılar.


Huqqa gibi alkolsüz mojito mekanlarına gittiler.


İktidara geldiler…


Alt kültür üst kültür dümeniyle, etnik kökenleri ayırdılar.

 

AKDEMİR;Sn. Özdil, bu ayırmaların muhatapları Akevler değildir. İlgililer cevaplandırsınlar.

Sn. Özdil, her şirketin, her derneğin, her partinin, her kurumun ayrı bir tüzel kişiliği olmadığı bir toplum biçimi mi öneriyorsunuz? Anlaşılamıyor. Bu mantık doğrudan siyasi tekelci sosyalist veya faşist bir düşüncenin ürünüdür, diye düşünüyorum. Sanırım, Sn. Özdil, burada asıl ayırımcılığı kendisinin yaptığının farkında bile değildir.



ÖZDİL;Onlar alevi, ben sünniyim diye, mezhepleri ayırdılar. Milleti ayırdılar…
Senden-benden diye.


Bakın, cumhurbaşkanı seçildi.


Bismillah ilk iş, Çankaya Köşkü’nü ayırdı.

*

Böyle böyle, bugüne geldiler.

*

Vardıkları yer neresi?


Artık birbirlerini ayırıyorlar.

*

Çünkü…
Bu tür zihniyetlerin “başkalarıyla birlikte yaşama kültürü” yok.

*

Mesele ne siyasidir, ne hukukidir, ne de İslami’dir.
Saçına türban takman, camiye gitmen, kriter değildir.
İstersen yalakalık yap, istersen ağzınla kuş tut, hikâyedir…
Kendilerinden değilsen, ayrısın.

*

Türkiye’nin badem iktidarında yaşadığı sosyal sıkıntının, temeli budur.

*

1967’de neredeyseler…


2016’da oradalar.

*

Hayata bakışları “ayırma-ayrılma” üzerine kurulu…
Dünyaya daima Akevler penceresinden bakıyorlar.

AKDEMİR;Sn. Özdil, Akevler penceresinden bakmış olsalardı, durum böyle olmazdı. Akevler İslamiyet’i içtihat yoluyla anlamaya çalışan ve anladığını da mevcut düzen ile çatışmadan uygulamaya çalışan bir modeldir. İslamiyet’i bu çağa göre içtihada dayalı bir anlama projesidir. İlkesi İslamiyet’in helal kıldığı ile düzenin yasalarla oluşturduğu kurallar çerçevesindeki ortak alan içinde hareket eden düşünce tarzıdır. Dayatmaya değil, araştırma geliştirmeye dayalı uzlaşmayı esas alan ve çoğulcu yaşamı gaye edinen farklılıkları kabul eden bir kooperatiftir. Geliştirdiği projelerin tamamı bu ilkeleri benimsemiştir. Her zaman diğer bütün grupları muhatap almış, Müslüman, Yahudi, Hıristiyan, Ateist, Alevi Sünni ayırımı yerine projeleri benimseyen bütün kişileri işbirliğine davet etmiştir. Hiçbir zaman hiç kimseyi ötekileştirmemiştir. Akevlerde esas olan farklılıklar içinde birliği sağlamak olmuştur. Akevlerin dayandığı dünya görüşüne farklılıklar çatışma için değil, yardımlaşma ve dayanışma içindir. İnsan topluluk içinde özgür yaşayacak şekilde yaratılmıştır.

Ancak, bu düşünceler geliştirilirken birtakım kimseler tarafından özellikle içtihadı (güncel bilimsel çözüm) benimsemediklerinden dolayı sapmalar olmuştur. Akevler her zaman bu kimselere karşı ikazlarını yapmışsa da siyasi güç sahipleri cari sistem gereği çıkış orijinlerini unutmuşlar ve iktidarın nimetleri karşısında bocalamışlardır. İçtihadı benimsememiş bir İslami düşünce her zaman iktidar nimetleri karşısında bocalar ve bu nimetlere karşı direnç gösteremez. Önce takiyye, sonra bir defa ihlal ile bir şey olmaz, sonra himmet sonra hizmet için yüzde paylar yoluyla kısa bir süre sonra adım adım cari sistemin bozuk yanlarının içine girerler ve aynen diğerleri gibi iktidarın nimetlerine dalarlar.

1967 de 3*3=9 ediyordu

2016 da da 3*3=9 eder. Ne var ki, 1967 de basit bir kooperatif iken, şimdilerde düşüncelerini milli görüş ve adil düzen adıyla tüm dünyaya duyurmuştur. Bizden esinlenenler ve etkilenenler iktidar olmuşlardır. 

*

Maalesef Akevlerde yetişenlerin bir kısmı, sermayenin tuzaklarına düşmüşler ve bizden ayrılmışlardır. Biz ise kimseden ayrılmamışızdır. Akevler daima koalisyoncu, uzlaşmacı, çoğulcu düşüncelerle öne çıkmıştır. Farklılıkları ayrılık vesilesi değil, işbirliği aracı görmüş ve daima çoklukta denge düşüncesini savunmuştur. Bize göre ayırımcılık bir insanlık suçudur ve temelinde imtiyazlı olma yatar. Akevler olarak biz hiçbir zaman imtiyaz talebinde bulunmadığımız gibi, devletten ne bir teşvik ne de bir kredi kullanmışızdır. Akevlere göre asıl olan sivil inisiyatifi harekete geçirerek sivil insanların gücünü ortaya koymak ve sivil insanlarla iş yapmaktır.  

 
         Keşke Akevlerden esinlenip oluşan partiler görüş ve düşüncelerini Akevler penceresi ile bakmaya devam edebilselerdi. O pencere içtihada dayalı İslam’ı ve Kuranı anlama penceresidir. O müspet bilime dayalı düşünme penceresidir. O muasır medeniyetin fevkine çıkma bakış açısını öne çıkarma penceresidir. O barışı sürekli kılma ve rızaya dayalı uzlaşma penceresidir.

 

Dr. Süleyman Akdemir

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kurucu ve Ortaklarımızın bir kısmı aşağıdadır.

 

Prof. Dr. Ahmet Tahir Satoğlu (Kurucu başkan)

Tıp doktorudur. Nöroloji alanında kendi döneminin otoritelerindendir. Uluslararası vizyon taşımaktadır. Akevler'in Kurucu Başkanıdır. 

 

Yük. Müh. Süleyman KARAGÜLLE (Kurucu üye ve sonraki Yönetim kurulu başkanı)

Elektrik Yüksek Mühendisidir. Mühendislik Formasyonunun yanında İslami İlimlere içtihat yapacak derecede vukufiyeti bulunur. İctihat/Yeni yorum/yeni hüküm metodu ile Çözümlemeler yapmaktadır.

 

Yrd. Doç. Dr. Süleyman AKDEMİR (1992 ‘den bu yana ve halihazır Yönetim kurulu başkanı)

 

Hukukçudur. Doktorası ile günümüz Ceza Hukukunu mağdur açısından incelemiş ve İslamiyetteki akile ve kasame müessesenin nasıl olacağı konusunda bir model geliştirmeye çalışmıştır. Parlamenter Sistemde Kuvvetler Dengesi Tezi ile yeni Model önermiştir. İzmir'de 1994 ve 1995 yıllarında refah Partisinden Büyükşehir belediye Başk Adayı ve Milletvekili Adayı olmuştur. İzmir’de MEGALAİK olarak anılmıştır. Çok Hukukluluk, Çoğulculuk, İslam Ve Demokrasi alanlarında eserlerinin dışında "yeni Türkiye dergisinde yayınlanan çok sayıda makalesi mevcuttur. 2016 da "İnsanlık Anayasası" kavramı ile yeni bir özgün çalışma ile görüşlerini seslendirmektedir.

 

Prof.Dr. Hira KARAGÜLLE

 

Makine Mühendisidir. Massachuttes Technolocıc Instıtute de Doktorasını tamamlamıştır. Kırıkkale Üniversitesinde Kurucu Dekanlık yapmıştır. Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde Öğretim Üyesidir. Akevler'in uygulama Modelinin yaşama geçirilmesinde, Muhasebe ve diğer Genel Hizmetler Enstrümanlarında çalışmalarını sürdürmektedir. Otomasyon, Robotik  alanında otorite bir Akademisyendir.

 

Prof. Dr. Arif ERSOY

İktisat Profesörüdür. "İktisadi Müesseseleşme Tarihi" adlı eseriyle İnsanlık Tarihinin geçirdiği ekonomik merhalelerin yanında geleceğin ekonomisi olan ortaklık ekonomisi düşüncesini geliştirmiş uluslararası ünü olan bir akademisyendir. Çok sayıda eseri ve gelecek süreçte yeni alternatifler üzerinde özgün fikirleri olan bir bilim adımıdır. Çorum Belediye Başkanlığı yapmıştır. Halen Sebahattin Zaim Üniversitesinde  Öğretim üyesidir.

 

Prof.Dr.Sabri TEKİR

 

Maliye Profesörüdür. Refahyol Hükümeti döneminde Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanlığı yapmıştır. Kurucu Rektörlük, Orta Asyada öğretim üyeliği yapmıştır.

 

Prof.Dr.Mehmet Sayım TEKELİOĞLU

 

Uçak Mühendisidir. Teknik Eğitim Fakültesi Dekanlığı, Ak Parti Milletvekilliği yapmıştır. Ak Parti de "Çok Hukukluluk" u anlatmaya çalışmıştır. Avrupa Birliği Komisyon Başkanlığı yapmıştır.

 

Dr. Hilmi ALTIN

 

Kamu Yönetimi Doktorudur. Devletin Kamusal Yükümlülüğü ile ilgili yeni öneriler, bilimsel çalışmalar yapmıştır. Çoğulculuk içerisinde Eğitim ve Öğretimde Yeni Önerileri, çalışmaları mevcuttur.

 

Harun ÖZDEMİR

 

İlahiyatçı, Yerel Yönetimler Uzmanıdır. Azınlık Okullarında 25 yılı aşkın süredir öğretmenlik yapmaktadır. Televizyon Programcılığı ve Belgesel Yapımcılığı işleri üzerinde durmaktadır. "Son Mesih Sabetay Zvi, Lamartin, Ziya Gökalp Bakış Açısıyla Türkleşmek, Muasırlaşmak, İslamlaşmak, Romanlar, Aleviler" konularında Belgeselleri mevcuttur. Alevi Açılımı, Yeni İzmir, Yeni Türkiye alanlarında eserleri mevcuttur. Yine Abdülhamit ile Mustafa Kemal Atatürk'ü karşılaştıran" İki Lider, İki Kader adlı eseri mevcuttur. Tarihin izinde Şeriat adlı eseri bulunmaktadır.

 

Kazım ERTEN

 

İlahiyatçıdır. Akevler'in daha çok Muamele Uygulama alanlarında çalışmaktadır. Refah partisi ve Ak Parti'de yöneticilik yapmıştır. Ak Parti'den Milletvekili Adayı olmuştur. Televizyon Programcısı ve Yapımcısıdır. "İki Dünya arasında Levantenler, İzmir'in son 1000 yılı, Çakabey'den Sonra İzmir, 8500 Yıllık İnsanlık Yerleşkesi İzmir'de Çok Kültürlü, Çoğulcu Yaşam" konularında Belgeselleri mevcuttur. Kooperatifçilik, Ortaklık Sistemleri, Alevi Açılımı alanlarında çalışmaları bulunmaktadır. 10 yıldır Televizyon Programcılığı yapmaktadır.

 

(İZMİR;)Yukarıda adı geçenlerin bir kaçı istisna, 30 yılı aşkın süredir Akevler Kooperatiflerinde yöneticilik yapmaktadırlar. Dikkat edilirse her bir ismin uğraşı alanları içe kapalı değil, Dünyaya açık, Evrensel vizyonludur. Özellikle İzmir üzerinde çalışan arkadaşlar bir şey anlatmaya çalışıyorlar; İzmir bir Sabetaist Getto değildir. Atatürkçü Getto değildir. İzmir 8500 yıldır Ticaret ve Liman kenti olarak sosyo kültürel alışverişler ile Çoğulcu bir kent olmuştur. İstanbul’dan 300 yıl önce Müslüman Türkler tarafından fethedilmiştir. Çaka bey tarafından fethedilen İzmir içine kapanmamıştır. Daha sonraları İspanyol Musevilerine kapılarını açmış, Levantenlerle birlikte, Müslümanlar yan yana bir arada yaşama örneğini göstermişlerdir. İzmir Mezarlıkbaşı merkez alındığı zaman şunu görürüz; 5 km karelik bir alanda 50 civarında Mescit- Cami, 13 Havra, 10 kilise bulunuyor. Bu kadar yakın plan iç içe geçmiş bir başka Model Kudüs’te, İstanbul'da da bulunmamaktadır. İzmir Çok Dinli, Çok Kültürlü, Çoğulcu bir kenttir. 21 yüzyılda kim ne yapmaya çalışırsa çalışsın; İzmir'i kapatamaz, gettolaştıramaz. İzmir Dünyayı Çoğulcu Medeniyet vizyonu ile selamlamaya devam edecektir.

 

Akevler ve Yöneticileri yarım yüzyıldır İzmir'in bu vizyonuna, Türkiye'ye ve Dünya'ya katkı ve  zenginlik katmak için çalışmalar yapmaktadır. 

 


Nebahat KORU

 

Kimya Mühendisidir. Harvard Üniversitesinde Doktora Yapmıştır. Türkiye'de alanında yeni çalışmalara öncülük etmiştir. Başörtüsü sebebiyle Ege Üniversitesinde Öğretim Üyeliğine son verilmiştir. Akevler'in işletmelerinde, Döküm Fabrikasında, Muhasebe uygulamalarında aktif çalışmalarda bulunmuştur.

 

Sabahat GÜNER

 

Yüksek Kent Mimarıdır. İzmir'in Gecekondulaşmış bölgelerinde İnsani, Kentsel, Sosyal Dönüşümün nasıl sağlanabileceği konusunda özgün Yüksek Lisans çalışması mevcuttur.Akevler'in Siteleşme, Konut projelerinde özgün çalışmalarla öne çıkmıştır.

 

Hüseyin KAYAHAN

 

İnşaat Mühendisidir. Kooperatifin bünyesindeki İnşaatlar dışında Döküm Fabrikasında Genel Müdürlük yapmıştır. Sanayicidir. özel Teşebbüste üretim ve ticaret yapmaktadır.

 

Fehmi KORU

 

Akevler Bünyesinde kaynak Yayınlarını kurmuştur. Herkesin tanıdığı bir gazetecidir.

 

Prof. Dr. Ekrem PAKDEMİRLİ

 

Dünya ölçeğinde bilimadamı ve Siyasetçidir. Akevlerin kurucularındandır.

 

Vecdi GÖNÜL

 

Siyasetçi ve Devlet Adamıdır. Akevlerin ortağıdır.

 

Abdulkadir Aksu

 

Akevlerin ortağıdır.

 

Prof.Dr. Saffet SOLAK

 

Ege Üniversiyesi Tıp Fakültesinde Profesör olarak emekli olmuştur. Akevlerin ortaklarındandır.

 

Bu isimler yüzleri bulur.

(AKEVLER;)Akevler'i maalesef ne Atatürkçüyüm diyen kesim, ne de Gelenekçi Müslümanlar anlayamamışlardır.

 

Mustafa Kemal Atatürk'ün 10. Yıl Nutkunu en iyi anlayıp yorumlayan ekol Akevler'dir.

 

Onuncu Yıl Nutkunda Cumhuriyetin kuruluşunun 15 yılını kutlamaktadır Atatürk ve Cumhuriyeti kurmakla yetinemeyeceklerini belirtmektedir. Türk Kültürü ve Medeniyet algısının kimseyi taklit etmesine ihtiyacı olmadığını söylemektedir. Az zamanda çok işler başarmış bu Millete karşı görevlerini yerine getirmiş olmaktan dolayı bahtiyar olduğunu söylemektedir. Türkiye'nin gelişim sürecinin devam ettiğini, Muasır Medeniyetin Fevkine, Çağdaş Uygarlığın Üstüne çıkma hedefini göstermiştir Milletine. Bu seviyeye ulaşmak için yolumuzu aydınlatan ışığın "MÜSBET İLİM"  olduğunu belirtmektedir.

 

Akevler İnsanlığın tüm birikiminden yararlanan, ancak kimseyi taklit etmeyen, Müspet İlmin ışığında ülkemizin Çağdaş Uygarlıklar Düzeyinin üstüne çıkması için Model araştırma ve uygulamalarla katkı koymaya çalışmaktadır.

 

Referansı İlimdir

-- 

Kazım Erten

 

Ortak olmamakla beraber Akevlerden en fazla istifade eden siyasiler arasında Rahmetli C.Başkanımız Turgut Özal ile yine Rahmetli Başbakanlarımızdan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dır.

 

 

 

 


YILMAZ ÖZDİLİN SÖZCÜDEKİ AKEVLER YAZISINA CEVAPLAR
1-YILMAZ ÖZDİL’İN SÖZCÜ GAZETESİNDE Kİ YAZISI
579 Okunma
2-YILMAZ ÖZDİL’İN AKEVLERLE İLGİLİ YAZISINA AÇIKLAMA
1314 Okunma