Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Ahmet Hakan - Hürriyet Lütfi Hocaoğlu
Türbanlı yargıç olur mu?
759 Okunma, 0 Yorum

12.10.2010

ÖNCE türban tartışmasında aşılan eşikleri alt alta yazalım:

-  “Ne yani? Saç telinden tahrik mi oluyorlar?” eşiği: Bu eşik, başkalarının inanç ve ibadet tarzını saçma bulmak ile saygı göstermek arasındaki farkın anlaşılmasıyla aşılmıştır.

-  “Neden başlarını örtüyorlar?” eşiği: Bu eşik, “Sana ne kardeşim...” şeklindeki yanıtla layık olduğu yere, yani çöp sepetine postalanmıştır.

-  “Benim anneannem de başörtülüydü” eşiği: Bu eşik, anneannenin ya da babaannenin başını örtmesinin ya da örtmemesinin türban tartışmasında bir yeri olmadığının anlaşılmasıyla aşılmıştır.

-  “Başörtüsüne değil, türbana karşıyım” eşiği: “Başörtüsü” ile “türban” arasındaki ayrımın ne kadar boş, ne kadar saçma, ne kadar şekilci, ne kadar yapay olduğunun ortaya çıkmasıyla aşılmıştır.

-  “Para aldıkları için türban takıyorlar” eşiği: Bu eşik, iddiayı kanıtlayabilecek doğru dürüst bir tek kanıtın bile ortaya konamamasıyla aşılmıştır.

-  “Kuran'da örtünme diye bir şey yok” eşiği: Bu eşik, “Var ya da yok. Bu bizi ilgilendirmez. Bizi sadece var olduğuna inanan insanların hakları ilgilendirir” yanıtıyla aşılmıştır.

* * *

Bütün bu eşiklerin aşılmasının ardından...

Öyle ya da böyle... Uzlaşmalı ya da uzlaşmasız... CHP'li ya da CHP'siz...

Üniversitelerde türban serbest kaldı.

Peki olay bitti mi?

Tabii ki bitmedi.

Şimdi yepyeni bir tartışma konumuz var:

Türban kamuda da serbest olacak mı?

Yani başörtülü yargıçlar, başörtülü hekimler, başörtülü milletvekilleri, başörtülü başbakanlar olacak mı?

Güncel soru budur.

* * *

Madem tartışma, yepyeni bir boyut kazanmıştır.

O halde lütfen sıfırdan başlamayalım ve aşılmış konular üzerinde debelenip durmayalım.

Sonuna kadar tartışmaktan korkmadan, taraf olmaya yatkınlık göstermeden, aklımızı ve vicdanımızı kimseye ipotek vermeden...

Şu soruların yanıtları üzerinde düşünelim:

-  Başı örtmek ideolojik olarak taraf tutmak anlamına geliyorsa, başı açıklık da ideolojik olarak taraf tutmak anlamına gelmez mi?

-  Başı örtmeyi “anormal”, başı açık bırakmayı “normal” olarak mı değerlendireceğiz?

-  Başı açık bir yargıç kadının tarafsız kalabileceğine inanıyoruz da, başı örtülü bir yargıç kadının tarafsız olabileceğine neden inanmıyoruz?

-  Başını örtenler, başı açıklar açısından bir “baskı unsuru” oluyorlarsa, başı açıklar da başını örtenler açısından bir “baskı unsuru” olamazlar mı?

Yazının tamamı için tıklayınız.

 

Yorum:

Hakemlik sistemi gelmedikçe çözüm bulamazlar

Bundan 10 yıl önceydi. Hastanemize bir hasta yatmıştı. Kalp krizi şüphesi ile yatırılmış, hastaya gerekli tedaviler uygulanmış, ancak kalp krizi olmadığı anlaşılmış, anjio yapılmak üzere sevk edilmişti. Ancak hasta hastaneden çıkarken ücretini ödemeden gitmişti. Hastanemiz tarafından hastaya alacak davası açılmıştı. Ben hastanın doktoru olarak, diğer bir doktor arkadaşımız da hastane yöneticisi olarak mahkemeye çağrılmıştık.

Mahkeme günü hakim benim adımı söyledi. Sonra hastane ortağı olup olmadığımı sordu. Ben hastanenin ortağıydım ama orada hastanın dotoru olarak bulunuyordum. Evet dedikten sonra hakim bana hastane ile ilgili sorular sormaya başladı. Ben hastanın doktoru olarak orada bulunduğumu anlatmaya çalıştıkça beni azarladı. Sadece kendi sorularına cevap vermemi istedi. Ne yaptıysam derdimi anlatamadım. Hastane ile ilgili sorulara cevap verdim. Sonra hastane yöneticisi olan diğer doktor arkadaşımı çağırdı. Ona doktor olup olmadığını sordu. O da evet dedikten sonra hastanın hastalığı ile ilgili soruları sormaya başladı. Doktor arkadaş hastanenin yöneticisi olarak orada bulunduğunu her anlatmaya çalıştığında hakim tarafından azarlandı ve sadece hakimin sorduğu sorulara cevap vermesini istedi. Ne söylediyse fayda etmiyordu. Hasta hakkında yarım yamalak cevaplar vermek zorunda kaldı.

O gün orada adalet sisteminin basit bir davada bile nasıl çuvalladığını görmüştüm. Konudan uzak bir hakim, çok kısa bir süre içinde anlaşılması gereken dava. Ardından hakim hastayı hakem hastaneye gönderdi. Hakem hastaneden hastanın kalp hastası olup olmadığına dair bilgi isteniyordu. Oysa istemesi gereken o değildi. Hastanın o günkü bulgularıyla kalp hastalığından şüphelenilir mi ve yapılan işlemler doğru mudur? Bunu istemesi gerekirdi. Hakem hastane hastanın kalp hastası olmadığına yapılan anjiografi sonucunda karar verdi. Mahkeme bizi haksız buldu. Temyize götürdüğümüz dava yüksek sağlık şurası tarafından değerlendirildi. Yüksek sağlık şurası doktorlardan oluşan bir şuradır. Onlar dosyayı değerlendirip şu sonuca vardılar: "Hastaya yapılan işlemlerin hepsi doğrudur. İlk anda kalp hastalığı şüphesi ile bu işlemlerin yapılması gereklidir. Hasta kalp hastası değildir ama hastane yaptığı işlemlerde haklıdır." Böylece temyiz sonucunda biz haklı çıkmıştık, hasta hastaneye parasını ödemek zorunda kalmıştı.

Gelelim yoruma. İlk başta burada yanlış olan başkasının hastalanmasından para kazanmaktır. Yani birisinin mutsuzluğu başka birinin lehinedir. Bunun çözümü Adil Düzen'e göre sağlık sisteminin kurulmasıdır. İkinci yanlış hakemlik değil hakimlik sistemidir. Hakemlik sisteminde taraflar hakemleri seçer. Bu davada atanmış bir hakim davayı kavrayamamıştı ve yargılama yaparken hastanın doktorunun kim olduğunu bile anlayamamış ve bizi konuşturmamıştı bile. Üçüncü yanlış temyizle davayı kazanan tarafa yani hastaya tekrar davanın kaybettirilmesiydi. Oysa burada temyizi biz kazanınca hastanın ödemesi gereken parayı hakimin akilesi ödemeliydi. Böylece hakim yanlış karar vermekten korkacaktı.

Gelelim türbanlı yargıca. Adil Düzen'de hakemi taraflar seçtiği için hakemin inancı sadece davanın taraflarını ilgilendirir. Davanın tarafı zaten kendi görüşüne yakın olan kimseyi tercih edecektir. Bu nedenle türbanlı veya türbansız sadece davanın tarafını ilgilendirdiği için sorun olması bile komiktir.

 

 

Lütfi Hocaoğlu



YorumYap

Sayı: 71 | Tarih: 17.10.2010
Ahmet Hakan
Türbanlı yargıç olur mu?
759 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Reşat Nuri Erol
Adil ve zalim insanlar ve sistemler
744 Okunma
5 Yorum
Ilker Ardic
Mahir Kaynak
Tehlikeli ilişkiler
635 Okunma
7 Yorum
Süleyman Karagülle
Mehmet Şevket Eygi
Cumhuriyetin Başına Çarşaflı Bir İslâm Hanımı
603 Okunma
Emine Hocaoğlu
Ruşen Çakır
Toplumsal ve siyasal hareketlerde hormonlu büyüme
519 Okunma
Tayibet Erzen
Oktay Ekşi
Bırakın Serbest Olsun!
504 Okunma
Vahap Alma