Ergün Diler - Takvim
Süleyman Karagülle
İLK FÜZE
43 Okunma, 1 Yorum

ED- Trump Akdeniz’de ve Ortadoğu’da enerji yatırımları yapacak şirketlere garanti verdi. Zarar etseler bile ABD onu karşılayacaktır. Diğer taraftan tüm dünya Rusya’nın, Türkiye’nin ve İran’ın paraları üzerinde operasyon yapma hususunda birleşmişlerdir. Bu ülkelerin para değerleri Dolar karşısında düşmektedir. Türkiye’de iki misli İran’da ve Rusya’da daha fazla değer kaybına uğramıştır. Rusya’nın tasfiyesi kararlaştırılmıştır, Akdeniz’de ona yer verilmeyecektir.

SK- Dolar dışında bütün ekonomilerin tasfiye edilmesi Sermaye’nin tarihi planıdır. Sermaye Dolar’ı elinde bulundurduğu müddetçe hiçbir devlet ona bağımlı olmaktan kendisini kurtaramaz. Amerika’da Dolar-iktidar savaşı vardır. Avrupa’da Dolar-iktidar savaşı vardır. Rusya’da da öyledir, Çin’de de Dolar hükmünü sürdürmektedir. Büyük miktardaki Dolar Çin’in elindedir. Dolar battığı zaman Çin’in varlığı batacaktır. Dolayısıyla gerek Rusya’nın gerekse İran ve Türkiye’nin tek çıkar yolları vardır, altın bonosudur, bunu çıkarmak Türkiye’nin elindedir. Tek eczanesi bulunmaktadır, o da Akevler’dir. Altın bonosunu bu devletler benimsediği takdirde Çin, ABD hatta Avrupa, Araplar ile birleşseler de bu 3 devlete bir şey yapamazlar. Bu 3 devletin denizde ve havada savaşma güçleri yoktur ama karada onları yenecek güç de yoktur. Kara bizim elimizde olduğuna göre zafer bizimdir.

İLK İŞARET

ED- ABD başkanı ister Trump olsun ister Biden olsun sonuç değişmez. Çünkü karar veren bunlar değil. Gizli bir güç vardır, bütün kararlar o güç tarafından alınır. Devlet başkanlarına fatura edilir. Kararın uygulamasında sıkıntı olursa onlar devre dışı olur. Rusya Azerbaycan ile Ermenistan arasında görüşmeler yaparken Türkiye’yi arabulucu olarak çağırmamıştır. Çünkü kararları Rusya vermemektedir.

SK- Yazarın dünyayı görünür yetkililerin yönetmediği hususundaki teşhisi yerindedir. Bu derin güç kendisini gizlediği için kim olduğunun bilinmemesi de normaldir. Görünürde Rothschild ve Rockefeller gibi firmalar, Soros gibi şahıslar bu derin gücü oluşturuyorlar. Oysa gerçek olan gücü biz bilmiyoruz ve duymadık. Yazarın hata ettiği konu bundan sonra da bu gücün etkisini sürdüreceği anlayışıdır. Faizli işçilik sistemine dayalı bu güç bugün tam istihdam sağlandığından artık gücünü kaybetmiştir. Kendi metotları ile dünyaya hükmetmeye çalışmakta ise de artık bu oyunlarla dünyayı yönetemez.

YANNİNA GİTTİ

ED- Kılıçdaroğlu bir gemiye gitti ve gizli bir görüşme yaptı. Kimle, ne görüştüğünü bilmiyoruz. Türkiye’de dengelerin oluşmaması için dıştan müdahaleler vardır, muhalefet paramparça ama iktidara karşı birleştiriliyor. Oruç Reis gemisi Akdeniz’e açılıyor sorun olmaya devam ediyor.

SK- Türkiye’nin tek sorunu vardır. O da Dolar sorunudur. Dolar sorunu Türkiye’nin sorunu değildir. Dünyanın sorunudur. Sermaye başarırsa doları altın Dolar’a çevirecek ve tüm dünyaya yeniden güçlenerek hükmetmeye devam edecektir. Sermaye’nin dışındaki güçler altın bonosunu Dolar bonosundan önce çıkarırlarsa Sermaye’nin dünyadaki gücü bitecek ve dünya yeniden barış içinde ekonomik sağlığa kavuşacaktır. Türkiye’nin ve diğer dünya devletlerinin sorunu bir sorun değildir. Kendilerini kendi başlarına yönetecek seviyeye ulaşamadıkları için hep Sermaye’nin dediklerini yapmaktalar, Sermaye de batmakta olduğundan onlarda batıyordur. Oruç Reis’e gelinirse Mısır’a giden gemimizi batırdılar. Kıbrıs çıkarmasında bizim gemimizi bize batırttılar. İsrail açık denizlerde seyreden insani yardım yapmak gayesiyle hareket eden gemimize saldırdı, insanımızı öldürdüler, gemiye el koydular. Biz bütün bu yaptıklarına karşı sesimizi çıkarmadık, ama sonunda biz kazandık. Şimdi de Oruç Reis gemimize benzer operasyonlar yapabilirler. Biz yine susmak zorunda kalabiliriz. Ancak bana göre gemimiz sismik araştırmaya devam etmelidir. Gemimize bir saldırı vukuu bulursa o zaman harekete geçmeliyiz ve dünyada kimlerin bizim yanımızda, kimlerin bizim karşımızda olduğunu görmeliyiz. Ondan sonra siyasetimizi yönlendirmeliyiz.

GİZLİ KOALİSYON

ED- Rusya, Azerbaycan ile Ermenistan’ın arasını uzlaştırırken Türkiye’yi çağırmadı, bakan “Türkiye bizim strateji ortağımız değildir.” dedi. Böylece Rusların Türkiye hakkındaki düşüncelerinde yeni bir görüş olmadığı ortaya çıktı.

SK- Türkiye resmen Azerbaycan tarafı oldu oysa Rusya tarafsız olduğunu beyan etti. Türkiye’yi yanına alması demek Rusya’nın da Azerbaycan tarafı olduğunu ihsas etmesi demektir. Putin’in bu davranışı son derece doğrudur. Burada hata eden Türkiye’dir. Türkiye’nin Osmanlı İmparatorluğu varisi olarak adalet ile hareket etmesi ve din ve ırk farkını gözetmemesi gerekir. Biz daha önce Türkiye’nin bu davranışının yanlış olduğunu beyan ettik. “Türkiye ve Rusya güçlü bir Kafkas devletinin kurulması için Rusya ile işbirliği içinde olmalıdır.” diye yazdık. Bugün de söyleyeceklerimiz bundan ibarettir.

AYNI KAFA

ED- Çin ve Amerika yarış içinde, Sovyetlerin yerini Çin almakta. ABD ekonomiyi aynı zamanda silah zoruyla götürmektedir. Yüzden fazla askeri birlikleri yeryüzüne dağılmış olup Sermaye’nin jandarmalığını yapmaktadır. Çin ise ekonomik olarak dünyaya hâkim olma çabasındadır. Hem de ABD’nin Doları ile. İsrail dâhil bütün dünya devletlerinin iş adamları karlı buldukları için Çin ile alışveriş yapmaktadırlar. ABD yönetimi bunu Sermaye ile durduramamakta, silahı ve terörü faaliyete geçirmektedir. Her iki blok için Türkiye vazgeçilmez bir yerdedir. Türkiye’nin varlığında iki taraf da hemfikirdir ama gelişmesine ve büyümesine asla razı olmamaktadırlar. Türkiye ise gelişme azmindedir.

SK- Trump başkan olunca “Avrasya’yı güçlü liderlere bırakacağım, ben ülkemle meşgul olacağım.” demişti. Aslında bunun manası “Eski dünyayı Rothschildler’e bırakacağım, ABD kendi dünyası ile meşgul olacaktır.” demek istemişti. Trump’ı cumhurbaşkanı yapanlar bu hususta anlaşmışlardı. Ancak evdeki pazarlık çarşıya uymaz. Uygulamalar buna imkân vermedi. Silah zoru ile geçici zafer kazanılır, ancak silah zoru ile barış devam ettirilemez. Bu durumda Çin ABD’den daha avantajlı durumdadır. Halklar Çin’den rahatsız olmuyor ama ABD’den rahatsızlar.

NOT: Yazıda yer alan italik ifadeler Süleyman Karagülle’ye aittir.

Yorum:

Sermaye çıkmazda

İnsanlık tarihin ikinci büyük krizini geçirmektedir. Birincisi Nuh zamanında olmuştur. İnsanlık kişi yönetiminden şeriat yönetimine geçmişti.  Kur’an yönetimine geçmişti. Ancak şeriatı, kuralları kişiler koyuyordu. Bugün ise kuralları kişiler değil halkın kendisi koymaktadır. Halk şeriatı yalnızca yaşamamakta, kendi şeriatını kendisi koymaktadır. Buna ‘içtihat sistemi’ diyoruz. Kur’an 1500 sene evvel içtihat sistemini insanlara öğretmiş ancak o günkü teknolojik imkânlar içtihat sisteminin uygulanmasına imkân vermemiştir. Önce İslam devletleri içtihadı yasakladılar. Batılılar kanlı mücadele sonunda içtihat sistemini batıya alabildiler. Ancak Sermaye bu sistemi ekseriyet kararları ile bertaraf etti. Henüz insanlık içtihat sistemini uygulayacak hale gelmediği için Sermaye bunu başarabildi. Bugün ise haberleşme, ulaşım, bankacılık, dayanışma sistemleri ile Kur’an’ın içtihat sistemi uygulanır hale gelmiştir. Faizli işçilik sistemi artık ömrünü doldurmuş ve tarih olmaktadır. İşçilik sistemi içinde ne Çin ne de ABD dünyaya hükmedebilir. Dünyaya ortaklık sistemini kabul eden, kredileşmeye dayanan bir düzen de altın bonosunu çıkaran ülkeler hâkim olacaktır. Şimdilik buna aday ülkeler Türkiye, İran, Rusya ve AB’dir. Hindistan’ın ne tarafta olacağı belirsizdir. Türkiye bunu başlatacak güce sahip tek ülkedir. AK Parti ya bunu başlatacak ya da gidip yerini Adil Düzen partisine bırakacaktır.

 

 

Süleyman Karagülle


YorumcuYorum
Reşat Nuri Erol
19.10.2020
11:14


1967...1968...1969...AKEVLER 54 YILDIR ÇALIŞIYOR...2018...2019...2020

BİZLER ÇALIŞIYOR VE YENİ İSLÂM MEDENİYETİ’Nİ KURUYORUZ...

SİZLERİ DE ÇALIŞMALARIMIZA DÂVET EDİYORUZ; BUYURUN, BİRLİKTE ÇALIŞALIM...

ADİL DÜZEN 1086

“ADİL DÜZEN” III. BİNYIL MEDENİYETİ PROJESİDİR

“VE BİZE DÜŞEN SADECE MÜBÎN/AÇIK TEBLİĞDİR.” (KUR’AN; Yâsin Sûresi, 36/17)

Haftalık Seminer Dergisi; 1086. Hafta - 17 EKİM 2020 - Fiyatı: www.akevler.orga tıklamak!

BU DERGİYİ HER HAFTA OKUTABİLİR.. ÇOĞALTABİLİR.. DAĞITABİLİRSİNİZ...

“ADİL DÜZEN” UYGULAMALARI YAPMAK İÇİN BİZLERE DANIŞABİLİRSİNİZ...

*KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİ; 1086. SEMİNER

“HİÇ BİLENLER İLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?” (KUR’AN; Zümer Sûresi, 39/9)

İ L İ M TALEP ETMEK HER MÜSLÜMANIN ÜZERİNE FARZDIR.” (Hadis)

AdresAKEVLER İSTANBUL KOOPERATİFLERİ MERKEZİZafer Mah. Coşarsu Sk. No: 29 YENİBOSNA / İSTANBUL Tel: (0212) 452 76 51

Tefsir Seminer Notları Yenibosna’da Cumartesi akşamları okunup tartışılmaktadır.

GAYEMİZ: Bu “SEMİNER NOTLARI”nın İstanbul, Türkiye ve bütün dünyada “OKUNMASIANLAŞILMASI VE UYGULANMASI”DIR. - ADİL DÜZEN ÇALIŞANLARI

***

*“ADİL DÜZEN” DERSLERİ/YORUMLARI

BU HAFTA ÖZEL YORUM YAZILMADI

-DİĞER HAFTALIK YORUMLAR SİTEMİZDE-

Süleyman KARAGÜLLE

***

*SEBÎLU’R-REŞÂD” / MAKALELER

Dünya düzeni ya düzelecek ya da batacak ve...-5

Dünya düzeni ya düzelecek ya da batacak ve...-6

Dünya düzeni ya düzelecek ya da batacak ve...-7

Dünya düzeni ya düzelecek ya da batacak ve...-8

Dünya düzeni ya düzelecek ya da batacak ve...-9

Dünya düzeni ya düzelecek ya da batacak ve...-10

Reşat Nuri EROL

***

NEML SÛRESİ - 8. Hafta

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

طس تِلْكَ آيَاتُ الْقُرْآنِ وَكِتَابٍ مُبِينٍ (1) هُدًى وَبُشْرَى لِلْمُؤْمِنِينَ (2) الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ بِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ (3) إِنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمْ أَعْمَالَهُمْ فَهُمْ يَعْمَهُونَ (4) أُولَئِكَ الَّذِينَ لَهُمْ سُوءُ الْعَذَابِ وَهُمْ فِي الْآخِرَةِ هُمُ الْأَخْسَرُونَ (5) وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى الْقُرْآنَ الْعَذَابِ مِنْ لَدُنْ حَكِيمٍ عَلِيمٍ (6) إِذْ قَالَ مُوسَى لِأَهْلِهِ إِنِّي آنَسْتُ نَارًا سَآتِيكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ آتِيكُمْ بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ (7) فَلَمَّا جَاءَهَا نُودِيَ أَنْ بُورِكَ مَنْ فِي النَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَا وَسُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ (8) يَامُوسَى إِنَّهُ أَنَا اللَّهُ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ (9) وَأَلْقِ عَصَاكَ فَلَمَّا رَآهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَانٌّ وَلَّى مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْ يَامُوسَى لَا تَخَفْ إِنِّي لَا يَخَافُ لَدَيَّ الْمُرْسَلُونَ (10) إِلَّا مَنْ ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْنًا بَعْدَ سُوءٍ فَإِنِّي غَفُورٌ رَحِيمٌ (11) وَأَدْخِلْ يَدَكَ فِي جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَاءَ مِنْ غَيْرِ سُوءٍ فِي تِسْعِ آيَاتٍ إِلَى فِرْعَوْنَ وَقَوْمِهِ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقِينَ (12) فَلَمَّا جَاءَتْهُمْ آيَاتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا هَذَا سِحْرٌ مُبِينٌ (13) وَجَحَدُوا بِهَا وَاسْتَيْقَنَتْهَا أَنْفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدِينَ (14) وَلَقَدْ آتَيْنَا دَاوُدَ وَسُلَيْمَانَ عِلْمًا وَقَالَا الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي فَضَّلَنَا عَلَى كَثِيرٍ مِنْ عِبَادِهِ الْمُؤْمِنِينَ (15) وَوَرِثَ سُلَيْمَانُ دَاوُدَ وَقَالَ يَاأَيُّهَا النَّاسُ عُلِّمْنَا مَنْطِقَ الطَّيْرِ وَأُوتِينَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍ إِنَّ هَذَا لَهُوَ الْفَضْلُ الْمُبِينُ (16) وَحُشِرَ لِسُلَيْمَانَ جُنُودُهُ مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ وَالطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ (17) حَتَّى إِذَا أَتَوْا عَلَى وَادِ النَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَاأَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَانُ وَجُنُودُهُ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ (18) فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَدْخِلْنِي بِرَحْمَتِكَ فِي عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ (19) وَتَفَقَّدَ الطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِيَ لَا أَرَى الْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنَ الْغَائِبِينَ (20) لَأُعَذِّبَنَّهُ عَذَابًا شَدِيدًا أَوْ لَأَذْبَحَنَّهُ أَوْ لَيَأْتِيَنِّي بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ (21) فَمَكَثَ غَيْرَ بَعِيدٍ فَقَالَ أَحَطْتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِهِ وَجِئْتُكَ مِنْ سَبَأٍ بِنَبَأٍ يَقِينٍ (22) إِنِّي وَجَدْتُ امْرَأَةً تَمْلِكُهُمْ وَأُوتِيَتْ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ (23) وَجَدْتُهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّبِيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَ (24) أَلَّا يَسْجُدُوا لِلَّهِ الَّذِي يُخْرِجُ الْخَبْءَ فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ (25) اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ (26) قَالَ سَنَنْظُرُ أَصَدَقْتَ أَمْ كُنْتَ مِنَ الْكَاذِبِينَ (27) اذْهَبْ بِكِتَابِي هَذَا فَأَلْقِهْ إِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَانْظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ (28) قَالَتْ يَاأَيُّهَا الْمَلَأُ إِنِّي أُلْقِيَ إِلَيَّ كِتَابٌ كَرِيمٌ (29) إِنَّهُ مِنْ سُلَيْمَانَ وَإِنَّهُ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ (30) أَلَّا تَعْلُوا عَلَيَّ وَأْتُونِي مُسْلِمِينَ (31) قَالَتْ يَاأَيُّهَا الْمَلَأُ أَفْتُونِي فِي أَمْرِي مَا كُنْتُ قَاطِعَةً أَمْرًا حَتَّى تَشْهَدُونِ (32) قَالُوا نَحْنُ أُولُو قُوَّةٍ وَأُولُو بَأْسٍ شَدِيدٍ وَالْأَمْرُ إِلَيْكِ فَانْظُرِي مَاذَا تَأْمُرِينَ (33) قَالَتْ إِنَّ الْمُلُوكَ إِذَا دَخَلُوا قَرْيَةً أَفْسَدُوهَا وَجَعَلُوا أَعِزَّةَ أَذِلَّةً وَكَذَلِكَ يَفْعَلُونَ (34) وَإِنِّي مُرْسِلَةٌ إِلَيْهِمْ بِهَدِيَّةٍ فَنَاظِرَةٌ بِمَ يَرْجِعُ الْمُرْسَلُونَ (35) فَلَمَّا جَاءَ سُلَيْمَانَ قَالَ أَتُمِدُّونَنِ بِمَالٍ فَمَا آتَانِيَ اللَّهُ خَيْرٌ مِمَّا آتَاكُمْ بَلْ أَنْتُمْ بِهَدِيَّتِكُمْ تَفْرَحُونَ (36) ارْجِعْ إِلَيْهِمْ فَلَنَأْتِيَنَّهُمْ بِجُنُودٍ لَا قِبَلَ لَهُمْ بِهَا وَلَنُخْرِجَنَّهُمْ مِنْهَا أَذِلَّةً وَهُمْ صَاغِرُونَ (37) قَالَ يَاأَيُّهَا الْمَلَأُ أَيُّكُمْ يَأْتِينِي بِعَرْشِهَا قَبْلَ أَنْ يَأْتُونِي مُسْلِمِينَ (38) قَالَ عِفْرِيتٌ مِنَ الْجِنِّ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَ وَإِنِّي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ أَمِينٌ (39) قَالَ الَّذِي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَنْ يَرْتَدَّ إِلَيْكَ طَرْفُكَ فَلَمَّا رَآهُ مُسْتَقِرًّا عِنْدَهُ قَالَ هَذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّي لِيَبْلُوَنِي أَأَشْكُرُ أَمْ أَكْفُرُ وَمَنْ شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَنْ كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّي غَنِيٌّ كَرِيمٌ (40)

***

قَالَ نَكِّرُوا لَهَا عَرْشَهَا نَنْظُرْ أَتَهْتَدِي أَمْ تَكُونُ مِنَ الَّذِينَ لَا يَهْتَدُونَ (41) فَلَمَّا جَاءَتْ قِيلَ أَهَكَذَا عَرْشُكِ قَالَتْ كَأَنَّهُ هُوَ وَأُوتِينَا الْعِلْمَ مِنْ قَبْلِهَا وَكُنَّا مُسْلِمِينَ (42) وَصَدَّهَا مَا كَانَتْ تَعْبُدُ مِنْ دُونِ اللَّهِ إِنَّهَا كَانَتْ مِنْ قَوْمٍ كَافِرِينَ (43) قِيلَ لَهَا ادْخُلِي الصَّرْحَ فَلَمَّا رَأَتْهُ حَسِبَتْهُ لُجَّةً وَكَشَفَتْ عَنْ سَاقَيْهَا قَالَ إِنَّهُ صَرْحٌ مُمَرَّدٌ مِنْ قَوَارِيرَ قَالَتْ رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي وَأَسْلَمْتُ مَعَ سُلَيْمَانَ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ (44)


***


DEVAMI VE TAMAMI

"SEMİNERLER"de... 








Sayı: 591 | Tarih: 18.10.2020
Ergün Diler
İLK FÜZE
Sermaye çıkmazda
43 Okunma
1 Yorum
Süleyman Karagülle
Ahmet Hakan
Anayasa Mahkemesi palyaçoluk yeri değildir
Hüküm
36 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Barlas
Uluslararası ilişkilerde bazı ülkelerden tarafsızlık be
İlk hücre
25 Okunma
Tayibet Erzen