Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Ergün Diler - Takvim Süleyman Karagülle
İki seçenek
78 Okunma, 1 Yorum

1- İki seçenek (31/08/2019)

Türkiye siyaseti belirlenmiş bir ülkedir. Dünya henüz ne yapacağına karar vermiş değildir. Bunu, Washington’da hazırlanan Yeni Dünya Düzeni belirleyecek deniyor. Türkiye için büyük hediye vermektedirler.

- Türkiye’nin etkinliği Adil Düzen’dir, Kur’an düzenidir, barış düzenidir. Türkiye insanlığa barış düzenini ihraç edebilir. 

a) İsrail Devleti’nin Tevrat’taki sınırları ilmen tespit edilecek ve orası İsrail oğullarına verilecek. Yahudiler orada toplanacaklardır. Dünyanın ticaret merkezi orası olacak. Aile tekelleri kalkacak. Sermaye tekelinden çıkarılacak, ilme, siyasete ve dine karışmayacak.

b) Gümrükler, kotalar, vizeler ortadan kalkacak.  Devletler vergilerini aldıktan sonra artık malların, sermayenin, emeğin, bilginin yeryüzündeki dolaşımı serbest olacaktır. 

c) Uluslararası para altın bonosu olacak. Semt Kooperatiflerinin kefaletinde kuyumcular altın bonosu çıkaracaklar. Altın bonosu her kuyumcuda altına veya ulusun parasına çevrilebilir. Kuyumcularda ise nakit, altın bonosuna çevrilecek.

d) Çıkacak bütün nizalar hakemler yoluyla çözülecektir. Hakem kararlarına uymayanlarla bütün barış devletleri birlikte savaşacaklardır.

Türkiye ancak bununla etkin olabilir. Yoksa atlar tepinir, Türkiye ezilir.

 

2-Paraya bakın (03/09/2019)

Birinci ve İkinci Cihan Savaşları, Körfez Savaşı, Arap Baharı hep Dolar’ın varlığını ayakta tutmak için yapıldı. Şimdi de 1980’lere doğru alınan karar vardır. Dolar batırılacak, yeni Dolar ortaya çıkacak.  Bu, savaşsız olmayacak. Üçüncü cihan savaşı kapıda.

- Dolar’ın batırılması veya değiştirilmesi sorunları çözmüyor. Tam istihdam sağlandığı için artık yeni işçi bulunamıyor. İkinci Cihan Savaşı’nda Avrupa yerle bir oldu ama Türkiye’den Avrupa’ya giden işçiler Avrupa’yı yenilediler. Şimdi de Suriyeliler gidebilir ama Suriye’de çalışan kalmaz. Avrupa dünyayı besleyemez. Bugün dünya uyanmıştır. Dolar’ı yenileyeceğim derken Dolar bir daha belini doğrultamaz. Tüm dünya altın bonosuna geçer. Dolar da altın bonosu olmak zorunda kalır. Bu da Dolar krallığının sonu demektir.

 

3-İmha gücü (04/09/2019)

Savaş, Aile ile Pentagon arasında devam ediyor. Arap emirlikleri zorda. Tarafsız kalınamıyor. Türkiye de bunun savaşını veriyor.

- Öncelikle şu bilinmelidir ki Sermaye’nin hükümranlığı son bulacaktır. Pentagon da dünyanın tek süper gücü olmaktan çıkacaktır. ABD batının güçlü devleti olmaya devam edecektir.  Dünyaya hâkimiyeti son bulacaktır. Bir gün askerlerini ülkesine çekecek, kendisini savunmaya başlayacaktır. Gelişen Çin, gelişen Rusya, gelişen AB ve gelişen İslam alemi (İran ve Türkiye) ABD’nin ortalıkta ellerini, kollarını sallaya sallaya dolaşmasına izin vermeyecektir. Aile’nin hakimiyeti de son bulacaktır. Bunlar bizim tarihten ve Kur’an’dan anladıklarımızdır.

 

4- Asıl hedef (05/09/2019)

ABD’nin silahlı dünya hakimiyeti, Aile’nin Dolar’la dünya hâkimiyeti asıl hedeftir. ABD tek kalmıştır. Karşısında olanlar dağınık. Denge böyle gidiyor.

- Üçüncü cihan savaşı ile dünyanın yeniden dengeye gireceği varsayımı yanlıştır.  Savaşlardan sonra insanlık hep ortaklık sistemine adım atmıştır.  Sosyalizm ve kapitalizmin yürümediğini gören dünya anlaşarak ilk ortaklığı, karma ekonomiyi getirdi. İkinci Cihan Savaşı’ndan sonra müstemlekecilikten vaz geçilip dünya uluslararası sermayeye açıldı. Bu da ortaklık sistemine yaklaşmanın ikinci adımı idi. Şimdi, yeniden altına dönülüyor. Bu da ortaklık sisteminin temelidir. Altını olan altın bonosunu çıkarabilecek.

İslam ülkelerini terör olaylarıyla örgütlediler. Bu örgütler birbirleri ile savaştırılacaktı. Erbakan-Humeyni dayanışması mezhep kavgasının çıkarılmasını önledi. Arap-Acem denemesi de başarılamadı. İran-Türkiye kapışmadıkça üçüncü cihan savaşı çıkmaz. Bu, bizim 30 senelik savımızdır.  Tekrar ediyorum; İran ile Türkiye kapışmadıkça üçüncü cihan savaşı çıkmaz. Çıksa bile Müslümanların olduğu taraf kısa zamanda galip gelir ve hakimiyet ve birinci güç olma İslamiyet’e geçer.  

 

5-Yeni eylem (06/09/2019)

Sermaye ile yönetim dünyadaki bütün ülkelerde örgütlenmişlerdir. İstediklerini yapamayınca sokak eylemlerine başlarlar. Büyük hazırlık vardır. Eğitim yılı başında Marsilya’da rektörler toplandı. Bir hafta kadar eğitim verildi, Türkiye’den de giden oldu. Çok kanallı bir hazırlık var. Dikkatli olmalıyız.

- Sermaye’nin iki mafyası var; terör ve gizli istihbarat. Birbirleri ile çatıştırarak devletleri dize getirmektedirler. Ne var ki bu iki kutup önce yer altında anlaştı. Göstermelik çatışma yaparak Dolarlarını alıyorlar. Bunun dışında Devletler bu oyunu öğrendiler. Kontrolü ellerine aldılar. Estiği kadar yağmıyor. Çözüm; açık istihbarata geçmektedir, yargı üstünlüğünü sağlamaktadır, hakemlerden oluşan adil yargıyı kurmaktadır.

 

NOT: Yazıda yer alan italik ifadeler Süleyman Karagülle’ye aittir.

 

Yorum:

Beklenen 2033

Türk ordusunun ve halkının bir taktiği vardır. Sermaye’nin Dolarlarını çekebilmek için halk ve ordu ikiye bölünür ve görünürde şiddetli bir şekilde birbirine saldırırlar. Böylece Dolarlarını alırlar.  Sermaye de Türkiye’yi böldüğünü ve parçaladığını sanır. Bir bakmışsın tam kritik günde bir olmuşlar, Türkiye kazanmış.

Türkiye bu oyuna Abdülhamit ile başladı. Türkiye borçlandı. İmparatorluk yıkıldı, Türkiye tam dinsiz devlet oluverdi dendi. Adım adım önce Bayar’ı bertaraf etti, İnönü geldi. İkinci sefer Bayar yine bertaraf edildi, Menderes geldi. 60’larda ordu demokrasiye sahip çıktı. 70’lerde dindarlar CHP ile koalisyon kurdu. Sermaye’nin hesaplarında bu yoktu. 80’lerde askerler alenen İslam’ın tarafına geçtiler. 90’larda Özal iktidarı başladı. Artık İslamiyet taraftarları iktidarda idi. 2000’lerde İslam’ı yaşayanlar iktidar oldular. 2020’lerde Adil Düzen uygulamasına geçilmesi muhtemel. AK Parti başka çıkar yol bulamayacak ve Akevler ile iş birliği yapıp semt kooperatiflerini kuracaktır. 2020’ler Adil Düzen’e geçme yılları olacak. 2033’te Türkiye Adil Düzen’e geçmiş olacaktır. Bugünkü gidiş budur, istenen budur, beklenen budur. Gerçek olacaklar ise yalnız Allah’ın takdirindedir.

Süleyman Karagülle

Yorumcu
Yorum
Reşat Nuri Erol
08.09.2019
09:17


1967...1968...1969...AKEVLER 53 YILDIR ÇALIŞIYOR...2017...2018...2019

BİZLER ÇALIŞIYOR VE YENİ İSLÂM MEDENİYETİ’Nİ KURUYORUZ...

SİZLERİ DE ÇALIŞMALARIMIZA DÂVET EDİYORUZ; BUYURUN, BİRLİKTE ÇALIŞALIM...

ADİL DÜZEN 1028

“ADİL DÜZEN” III. BİNYIL MEDENİYETİ PROJESİDİR

“VE BİZE DÜŞEN SADECE MÜBÎN/AÇIK TEBLİĞDİR.” (KUR’AN; Yâsin Sûresi, 36/17)

Haftalık Seminer Dergisi; 1028. Hafta - 07 EYLÜL 2019 - Fiyatı: www.akevler.orga tıklamak!

BU DERGİYİ HER HAFTA OKUTABİLİR.. ÇOĞALTABİLİR.. DAĞITABİLİRSİNİZ...

“ADİL DÜZEN” UYGULAMALARI YAPMAK İÇİN BİZLERE DANIŞABİLİRSİNİZ...

 

*KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİ; 1028. SEMİNER

“HİÇ BİLENLER İLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?”      (KUR’AN; Zümer Sûresi, 39/9)

İ L İ M TALEP ETMEK HER MÜSLÜMANIN ÜZERİNE FARZDIR.”      (Hadis)

Adres: AKEVLER İSTANBUL KOOPERATİFLERİ MERKEZİ,  Zafer Mah. Coşarsu Sk. No: 29 YENİBOSNA / İSTANBUL    Tel: (0212) 452 76 51

Tefsir Seminer Notları Yenibosna’da Cumartesi akşamları okunup tartışılmaktadır.

GAYEMİZ: Bu “SEMİNER NOTLARI”nın İstanbul, Türkiye ve bütün dünyada “OKUNMASIANLAŞILMASI VE UYGULANMASI”DIR. - ADİL DÜZEN ÇALIŞANLARI

 

***

 

*“ADİL DÜZEN” DERSLERİ/YORUMLARI

Prof. Dr. Beşir Atalay’a Açık Mektup - 1

***

Prof. Dr. Beşir Atalay’a Açık Mektup - 2

Süleyman KARAGÜLLE

 

***

 

*SEBÎLU’R-REŞÂD” / MAKALELER

‘Öncü’ Şule Yüksel Şenler’in vefatı vesilesiyle…

Şule.. Suşehri/Sivas.. Sözleşme.. Hicret.. Ve …

‘İslam Kadınına Hitap…’; Şule Yüksel Şenler

Millî Görüş ve Adil Düzen olmayınca bu kadar!

Bosna, Kosova, Karadağ, Makedonya, Arnavutluk - 1

Reşat Nuri EROL

 

***

 

MÜMİNUN SÛRESİ- 12. Hafta

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ (1) الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ (2) وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ (3) وَالَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَاةِ فَاعِلُونَ (4) وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ (5) إِلَّا عَلَى أَزْوَاجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ (6) فَمَنِ ابْتَغَى وَرَاءَ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ (7) وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ (8) وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ (9) أُولَئِكَ هُمُ الْوَارِثُونَ (10) الَّذِينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ (11) وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ طِينٍ (12) ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً فِي قَرَارٍ مَكِينٍ (13) ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًا ثُمَّ أَنْشَأْنَاهُ خَلْقًا آخَرَ فَتَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ (14) ثُمَّ إِنَّكُمْ بَعْدَ ذَلِكَ لَمَيِّتُونَ (15) ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ تُبْعَثُونَ (16) وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَائِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ الْخَلْقِ غَافِلِينَ (17) وَأَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً بِقَدَرٍ فَأَسْكَنَّاهُ فِي الْأَرْضِ وَإِنَّا عَلَى ذَهَابٍ بِهِ لَقَادِرُونَ (18) فَأَنْشَأْنَا لَكُمْ بِهِ جَنَّاتٍ مِنْ نَخِيلٍ وَأَعْنَابٍ لَكُمْ فِيهَا فَوَاكِهُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ (19) وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِنْ طُورِ سَيْنَاءَ تَنْبُتُ بِالدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِلْآكِلِينَ (20) وَإِنَّ لَكُمْ فِي الْأَنْعَامِ لَعِبْرَةً نُسْقِيكُمْ مِمَّا فِي بُطُونِهَا وَلَكُمْ فِيهَا مَنَافِعُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ (21) وَعَلَيْهَا وَعَلَى الْفُلْكِ تُحْمَلُونَ (22) وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ فَقَالَ يَاقَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ أَفَلَا تَتَّقُونَ (23) فَقَالَ الْمَلَأُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِهِ مَا هَذَا إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُرِيدُ أَنْ يَتَفَضَّلَ عَلَيْكُمْ وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ لَأَنْزَلَ مَلَائِكَةً مَا سَمِعْنَا بِهَذَا فِي آبَائِنَا الْأَوَّلِينَ (24) إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ بِهِ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُوا بِهِ حَتَّى حِينٍ (25) قَالَ رَبِّ انْصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ (26) فَأَوْحَيْنَا إِلَيْهِ أَنِ اصْنَعِ الْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَإِذَا جَاءَ أَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُ فَاسْلُكْ فِيهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ مِنْهُمْ وَلَا تُخَاطِبْنِي فِي الَّذِينَ ظَلَمُوا إِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ (27) فَإِذَا اسْتَوَيْتَ أَنْتَ وَمَنْ مَعَكَ عَلَى الْفُلْكِ فَقُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي نَجَّانَا مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ (28) وَقُلْ رَبِّ أَنْزِلْنِي مُنْزَلًا مُبَارَكًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْمُنْزِلِينَ (29) إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ وَإِنْ كُنَّا لَمُبْتَلِينَ (30) ثُمَّ أَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قَرْنًا آخَرِينَ (31) فَأَرْسَلْنَا فِيهِمْ رَسُولًا مِنْهُمْ أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ أَفَلَا تَتَّقُونَ (32) وَقَالَ الْمَلَأُ مِنْ قَوْمِهِ الَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِلِقَاءِ الْآخِرَةِ وَأَتْرَفْنَاهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا مَا هَذَا إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ (33) وَلَئِنْ أَطَعْتُمْ بَشَرًا مِثْلَكُمْ إِنَّكُمْ إِذًا لَخَاسِرُونَ (34) أَيَعِدُكُمْ أَنَّكُمْ إِذَا مِتُّمْ وَكُنْتُمْ تُرَابًا وَعِظَامًا أَنَّكُمْ مُخْرَجُونَ (35) هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ (36) إِنْ هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثِينَ (37) إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ افْتَرَى عَلَى اللَّهِ كَذِبًا وَمَا نَحْنُ لَهُ بِمُؤْمِنِينَ (38) قَالَ رَبِّ انْصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ (39) قَالَ عَمَّا قَلِيلٍ لَيُصْبِحُنَّ نَادِمِينَ (40) فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَاءً فَبُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ (41) ثُمَّ أَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قُرُونًا آخَرِينَ (42) مَا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ (43) ثُمَّ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَى كُلَّمَا جَاءَ أُمَّةً رَسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُمْ بَعْضًا وَجَعَلْنَاهُمْ أَحَادِيثَ فَبُعْدًا لِقَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ (44) ثُمَّ أَرْسَلْنَا مُوسَى وَأَخَاهُ هَارُونَ بِآيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُبِينٍ (45) إِلَى فِرْعَوْنَ وَمَلَئِهِ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْمًا عَالِينَ (46) فَقَالُوا أَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ مِثْلِنَا وَقَوْمُهُمَا لَنَا عَابِدُونَ (47) فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُوا مِنَ الْمُهْلَكِينَ (48) وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ (49) وَجَعَلْنَا ابْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُ آيَةً وَآوَيْنَاهُمَا إِلَى رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعِينٍ (50) يَاأَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا إِنِّي بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ (51) وَإِنَّ هَذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاتَّقُونِ (52) فَتَقَطَّعُوا أَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ زُبُرًا كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ (53) فَذَرْهُمْ فِي غَمْرَتِهِمْ حَتَّى حِينٍ (54) أَيَحْسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُمْ بِهِ مِنْ مَالٍ وَبَنِينَ (55) نُسَارِعُ لَهُمْ فِي الْخَيْرَاتِ بَلْ لَا يَشْعُرُونَ (56) إِنَّ الَّذِينَ هُمْ مِنْ خَشْيَةِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَ (57) وَالَّذِينَ هُمْ بِآيَاتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ (58) وَالَّذِينَ هُمْ بِرَبِّهِمْ لَا يُشْرِكُونَ (59) وَالَّذِينَ يُؤْتُونَ مَا آتَوْا وَقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ أَنَّهُمْ إِلَى رَبِّهِمْ رَاجِعُونَ (60) أُولَئِكَ يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَهُمْ لَهَا سَابِقُونَ (61) وَلَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا وَلَدَيْنَا كِتَابٌ يَنْطِقُ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ (62) بَلْ قُلُوبُهُمْ فِي غَمْرَةٍ مِنْ هَذَا وَلَهُمْ أَعْمَالٌ مِنْ دُونِ ذَلِكَ هُمْ لَهَا عَامِلُونَ (63) حَتَّى إِذَا أَخَذْنَا مُتْرَفِيهِمْ بِالْعَذَابِ إِذَا هُمْ يَجْأَرُونَ (64) لَا تَجْأَرُوا الْيَوْمَ إِنَّكُمْ مِنَّا لَا تُنْصَرُونَ (65) قَدْ كَانَتْ آيَاتِي تُتْلَى عَلَيْكُمْ فَكُنْتُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ تَنْكِصُونَ (66) مُسْتَكْبِرِينَ بِهِ سَامِرًا تَهْجُرُونَ (67) أَفَلَمْ يَدَّبَّرُوا الْقَوْلَ أَمْ جَاءَهُمْ مَا لَمْ يَأْتِ آبَاءَهُمُ الْأَوَّلِينَ (68) أَمْ لَمْ يَعْرِفُوا رَسُولَهُمْ فَهُمْ لَهُ مُنْكِرُونَ (69) أَمْ يَقُولُونَ بِهِ جِنَّةٌ بَلْ جَاءَهُمْ بِالْحَقِّ وَأَكْثَرُهُمْ لِلْحَقِّ كَارِهُونَ (70) وَلَوِ اتَّبَعَ الْحَقُّ أَهْوَاءَهُمْ لَفَسَدَتِ السَّمَوَاتُ وَالْأَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ بَلْ أَتَيْنَاهُمْ بِذِكْرِهِمْ فَهُمْ عَنْ ذِكْرِهِمْ مُعْرِضُونَ (71) أَمْ تَسْأَلُهُمْ خَرْجًا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقِينَ (72) وَإِنَّكَ لَتَدْعُوهُمْ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ (73) وَإِنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ عَنِ الصِّرَاطِ لَنَاكِبُونَ (74) وَلَوْ رَحِمْنَاهُمْ وَكَشَفْنَا مَا بِهِمْ مِنْ ضُرٍّ لَلَجُّوا فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ (75) وَلَقَدْ أَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ فَمَا اسْتَكَانُوا لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ (76) حَتَّى إِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَابًا ذَا عَذَابٍ شَدِيدٍ إِذَا هُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ (77) وَهُوَ الَّذِي أَنْشَأَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ وَالْأَفْئِدَةَ قَلِيلًا مَا تَشْكُرُونَ (78) وَهُوَ الَّذِي ذَرَأَكُمْ فِي الْأَرْضِ وَإِلَيْهِ تُحْشَرُونَ (79) وَهُوَ الَّذِي يُحْيِي وَيُمِيتُ وَلَهُ اخْتِلَافُ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ أَفَلَا تَعْقِلُونَ (80) بَلْ قَالُوا مِثْلَ مَا قَالَ الْأَوَّلُونَ (81) قَالُوا أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَئِنَّا لَمَبْعُوثُونَ (82) لَقَدْ وُعِدْنَا نَحْنُ وَآبَاؤُنَا هَذَا مِنْ قَبْلُ إِنْ هَذَا إِلَّا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ (83)

 

***

 

قُلْ لِمَنِ الْأَرْضُ وَمَنْ فِيهَا إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ (84) سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ (85) قُلْ مَنْ رَبُّ السَّمَوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ (86) سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَتَّقُونَ (87) قُلْ مَنْ بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ (88) سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ فَأَنَّى تُسْحَرُونَ (89) بَلْ أَتَيْنَاهُمْ بِالْحَقِّ وَإِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ (90) مَا اتَّخَذَ اللَّهُ مِنْ وَلَدٍ وَمَا كَانَ مَعَهُ مِنْ إِلَهٍ إِذًا لَذَهَبَ كُلُّ إِلَهٍ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ (91) عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ (92)

 

***

 

قُلْ

QuL (uFGuL)

“Kavlet”

وَهُوَ ile başlayan cümlelerle Allah’ı tanıttıktan sonra Kavlet/قُلْ emri verilmiştir. Emir veren âlemlerin rabbi Allah’tır. Kime emretmektedir?

Üçüncü binyılın müminlerine emretmektedir. Müminlerden her biri bu emri yerine getirmekle mükelleftir. Emir vücub içindir.

Bu sure Nuh Peygamber’den başlamış ve uygarlıkları anlatarak Kur’an uygarlığından sonra ikinci Kur’an uygarlığını anlatmaktadır. İkinci Kur’an uygarlığı üçüncü binyıl uygarlığıdır, ortaklık uygarlığıdır. Peygamber’in aralarında olmadığı ilk uygarlıktır. Diğer uygarlıklar gibi değildir. Kur’an’ın tam uygulanabildiği bir uygarlıktır.

Burada لَهُمْ mahzuftur. “Onlara söyle” demektedir.

Onlar kimlerdir?

Bugünün ateist Batı uygarlığıdır, Sermaye uygarlığıdır, işçilik düzeninin sahipleridir.

Bunlar ne yaptılar?

Müsbet ilmi kullanarak Tanrı olmadığını ve öldükten sonra dirilme olmadığını iddia ettiler. Bu iddiaları 1960’lara kadar sürdü. 1960’larda Prof. Dr. Necmettin Erbakan İzmir’de “İlim ve İslam” diye bir konferans verdi ve İslam’ın ilmini anlattı. O tarihte başlayan mücadele nihayet insanlığı tanrısız bir düzeni savunamaz hale getirdi.

Bugün de bize “Kavl et.” diyor.

Kime?

Tüm insanlığa kavl etmemizi emrediyor.

Bunu nasıl başaracağız?

Bin Dil Üniversitesi’ni kurarak bu işi yapacağız. Kur’an Arapçası geliştirilecektir. Bütün terminoloji Kur’an Arapçası ile üretilecektir. Kur’an dünyanın bin diline tercüme edilecek. Tüm kitaplar tercüme edilecek, tüm dünya dillerindeki eserler de Arapçaya tercüme edilecek. Yüz lojmanlı apartmanların her katında bir dil konuşulacak. Akevler denemesinde görülmüştür ki on aile eğer bir arada olursa ana dillerini unutmamaktadırlar.

Apartmanın bodrum katındaki işyerinde ülkemizin malları alınacak ve ülkelerine gönderilecek, onların malları da burada ülkemiz halkına satılacak. Burada araştırma yapacak, geçimlerini öyle sağlayacaklardır. Allah bize bunları emretmektedir.

Buradaki قُلْ ‘un manası budur.

...



YorumYap

Sayı: 534 | Tarih: 8.9.2019
Ergün Diler
İki seçenek
Beklenen 2033
78 Okunma
1 Yorum
Süleyman Karagülle
Ahmet Hakan
İstanbul’a kayyım: Aklından bile geçirme
Merkezi sistem çıkmazı
35 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Barlas
Doğru sözlüler demagoglar kadar cesur olmazlarsa o ülke
Gariplikler bitmiyor
22 Okunma
Tayibet Erzen