Jetskici ulema...
1708 Okunma, 28 Yorum
Yılmaz Özdil - Hürriyet
Leyla Okta

08.07. 2009



Eskiden tarikatçıydı bunlar.

Parayı buldular.

"Tahrik"atçı oldular.

*

Devamlı tahrik oluyorlar.

*

Bakın, jetskici olanı demiş ki:

"Öyle bebekler yapıyorlar ki...

Uzun bacaklı falan.

Saçları taranıyor.

Üstelik çıplak.

Tahrik edecek gibi."

*

Şeytan diyor, koy Barbie fotoğrafını manşete, gözüne de bant at...

Bak bi daha yapıyor mu şıllık!

*

(Şimdi anlıyor musunuz, o garibim kadınlar niye çarşafa giriyor? Normalde, işi sağlama almak için brandaya girmeleri lazım... Hatta bırak kadınları, ben kendi payıma, bunların önünde secdeye bile varmam, ki, n'olur n'olmaz...

Veya, alüminyum don.)

*

Şaka bir yana...

Aklını yitirdi Türkiye.

*

Çağdaş, aydınlık, Atatürkçü bilim insanlarını hoyratça içeri tıkarsan, cüppeli müppeli hocalara "sivil toplum örgütü" diyen "züppeli hoca"ları demokrat profesör zannedersen, dindarım ayaklarına yatan dolandırıcıları baş tacı edersen, iktidar nimetlerinden yolunu bulmak için gelene ağam gidene paşam dersen... Varacağın adres bellidir.

*

Bindik bir jetskiye...

Gidiyoruz kıyamete.

*

Dolayısıyla...

Yerim sizin demokrasinizi!

Hani jetskilere plajlara yaklaşma yasağı filan konuyor ya... Bunlara da insanlara yaklaşma yasağı konsun kardeşim.

 

 

 

 

Yorum :

Ben öncelikle böyle adamlar yüzünden tüm dindar kesimin aynı kefeye konulmasından, müslümanların ve islamiyetin bu şekilde karartılmasından büyük üzüntü duyduğumu söylemek istiyorum. Yani Cübbeli Ahmet Hoca böyle söylüyor diye islamiyet karartılmamalı.

Bu şahıs büyük cemaati olan bir tarikatın şeyhidir. Tarikat; Allah’a en yakın olmayı, islam terbiyesini, nefisle ve şeytanla başa çıkmayı yani nefsi terbiye etmenin yolunu gösterir. Ahmet Hoca ise (onca insana nefsi terbiye etmeyi öğreten hoca) kendi nefsini terbiye edememiş mi ki oyuncak bebekten tahrik olunabileceği aklına gelebiliyor. Bir şeyh nasıl olurda böyle şeylerle uğraşır.

İslam dinini öyle tanıtılıyorlar ki sadece erkeklerin menfatine. Biraz paran varsa istediğin kadar, istediğin kadını alır nikahlarsın. Kadınların fikri, menfati önemli değil zaten. Erkekler barbie bebekten bile tahrik olabilir. (Allah muhafaza ama neden olmasın insanlık) o yüzden çok sakıncalı üretilmemeli. Bu bebekler cansız, masum, ruhsuz, çocuklar oyun oynasın diye üretiliyor önemli değil. Erkek tahrik olup günaha girmesin yeterki. (yani hep erkek üstün, kadın ikinci sınıf vatandaş, bir mal ,eşyaymış gibi.. Oyuncakta olsa) Asılında, insanların islamiyeti kendi çıkarları ve nefisleri doğrultusunda yorumlaması büyük günahtır. Gerçek müslümanlık insanın harama karşı kendi nefsine hakim olmasıdır. Nefsine hakim olmak zor gelince kendi çıkarları doğrultusunda vaaz vermek değil.

Bu tür şeyler insanları islamiyetten uzaklaştırıyor, soğutuyor. İslam dini bu değil. Dinimizin verdiği her emir insanın fıtratına ve ruhuna uygun, insanların huzuruna vesiledir. Ahlak ve nefsi terbiye ön plandadır.

 

Leyla Okta


YorumcuYorum
Lütfi Hocaoğlu
12.07.2009
07:45

Leyla Hanım burada islam dinini yanlış tanıtanların yaptığı hataya kendisi düşüyor. Biraz paran varsa istediğin kadar kadını alır nikahlarsın diyerek bu fikrin islamiyete monte edilmesini reddediyor ama bu sefer de tam tersini kendi savunuyor. Erkeklerin nefsine hakim olması gerektiğini söyleyerek Allah’ın kurduğu dengeyi reddetmiş olmuyor mu?

Yani çok parası olan erkek de olsa çok evlenme yapmamalı fikrini savunarak ifrada gidenlere karşılık kendisi de tefrit yapmıyor mu?

Burada bakması gerken sadece kitap ve sünnet. Kitap ve sünneti günümüz batı modasına göre yorumlayanların düştüğü hataya düşmüş olmamanın yolu kendi hislerimizle değil delillerle hareke etmektir. Hz. Muhammedin hayatının mümin erkekler için örnek teşkil ettiğini unutmamalı, aile hayatındaki en uç örneğin bile müminler için örnek olduğunu gösteren, evlatlığının boşadığı hanımla evlenmesinin mümin erkekler için bir zorluk oluşturmaması için yapıldığı ayeti okumasını öneririm.

Bu yazıdaki uç örneği kullanarak tam tersi uç örneği savunmak, onlarla aynı duruma düşmek değil midir? Lütfen hem ifrattan hem de tefritten kaçınalım.

Leyla Okta
12.07.2009
20:19

Ben buradan Lütfi Bey’in yapmış olduğu yoruma kısa bir cevap vermek istiyorum. Ben Allah’ın kurduğu dengeyi reddetmiyorum aksine insanların Kuran’ı kendi hissi düşünceleriyle yorumlamamalarını Allah’ın Kuran’da kadın haklarını koruyup gözettiğini söylüyorum. Allah çok evliliği kadınların (korunmaya muhtaç (yetim)) korunması, gözetilmesi için helal kılmıştır. Erkeklerin keyfi tercihinden değil. Bunu şu ayetten anlıyoruz.

?????? ???????? ?????? ?????????? ??? ??????????? ??????????? ??? ????? ?????? ???? ?????????? ??????? ????????? ????????? ?????? ???????? ?????? ?????????? ??????????? ???? ??? ???????? ????????????? ?????? ??????? ?????? ?????????

Eğer yetimlerin haklarını gözetemeyeceğinizden korkarsanız sizin için yararlı olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâh edin ve eğer bu surette adalet yapamayacağınızdan korkarsanız o zaman bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. İşte bu zorlanmamanıza en yakındır.(Nisa 4)

Ayetten de anlaşıldığı gibi çok evlilik şarta bağlı olarak helal kılınmıştır. Bir erkeğin birden fazla evlilik yapması haram değil fakat farz hiç değildir. Zaten buda ayetin sonunda belirtilmiştir. Eğer adaletsizlikten korkarsanız (yani eşler arasında gerek mal, gerek davranış olarak adaletsizlik yapmak ki tam olarak adil olmak çok zor) bir eşle yetinilmesi söylenmektedir. Hatta en son olarak (ister istemez adaletli olunamayacağından) zorlanmamaları açısından tek eşlilik en uygundur diyerek mecbur kalınmadıkça tek eşlilik tavsiye edilmiştir. Bunu kendi hislerimle değil ayetle açıklıyorum.

Lütfi Hocaoğlu
13.07.2009
04:11

Nisa 3. ayeti incelersiniz göreceğiniz durum şudur:

Ve in hiftum ella tuksitu fil yetama fenkihu ma tabe lekum min ennisa mesna ve sülasa ve rubaa. Fe in hiftum ella tadilu fevahideten.

Ayetin başında in şart edatı önce geldiği için cevap cümlesindeki emir farz olmuş oluyor. Yani ilk ayetteki yetimler babası ölmüş çocuklardır. Yani bir savaş durumu oldu veya savaş durumuna yakın bir durumda dul ve/veya bekar kadınların sayısı çok artmış iken burada yetim çocuklara adaletli davranılamayacağı için anneleri ile evlenmeyi farz kılıyor. Leyla Hanım da Arapçayı gayet iyi biliyor ki, mesna ve sülasa ve rubaa üleştirme sayılarıdır. Bir, iki ve üç demiyor, ikişer ve üçer ve dörder diyor. Yani erkekler arasında bekar kadınlar burada paylaştırılıyor. Allah bu ayette isnan (iki), selasetün (üç), erbaatün (dört) dememiş de niçin mesna (ikişer), sülase (üçer), rubaa (dörder) demiş, bunu açıklasın.

Sonra arkasından eğer adaletli davranmayacaksa dediği yine kadınlar arasında değil, yetim çocuklar arasındadır. Mef’ulün bih hazf olmuştur, çünkü önceki cümlenin mef’ulünden anlaşılmaktadır.

Bunu Arapçayı bilenler gayet iyi anlarlar. Bugün batı modasına göre bu ayeti çarpıtarak yorumlayan ilahiyatçıların fikirlerini aynen alıp kullanmayalım.

Eğer bu ayet Leyla Hanımın dediği gibi yorumlansa ki gramer kurallarına aykırı bir yorumdur, Kuran’da çelişki var demekti (Haşa). Hatta Hz. Muhammed’in ve sahabenin hayatı Kuran’a ters olurdu ki, bu durumda Kuran’ı eleştiren kimseler için bulunmaz bir kaynak olurdu. Ancak Allah öyle yapmamış, Hz. Muhammet ve sahabenin hayatı Kuran’a uygundur. Sadece bugün Allah’ın dediği gibi değil, modayla ve hislerle hareket edenler hata yapmaktadırlar.

Sizin hislerinize Kuran ve Hz. Muhammet ve sahabenin hayatı ters gelebilir. Ancak islamiyette zorlama yoktur. Kadınları zorla bir erkeğin eşlerinden biri yapmaz ki İslam. Önemli olan bir erkeğin birden fazla eşi varsa, mümin olduğunu düşünen insanların "bu yapılan helaldir" demesidir. Kendilerini böyle bir duruma zorlayan yok ki. Ancak bugün zinayı meşrulaştıranlar bu durumu beğenmiyor. Çünkü işin ucuzu var: zina. Kadını meta yapan batı modasına lütfen uymayalım.

Bugün iki büyük sorun vardır: Faiz ve zina. Birisi ekonomik yaşamı, diğeri aile yaşamını öldürür.

Faizin tedavisi ekonomide faizsiz düzeni getiren işletmeler kurmaktır. Bu mümin erkeklere farzdır.

Zinanın tedavisi sadece ve sadece çok eşliliğin toplulukta normal karşılanmasıdır. Zaten kanuni bir yasak yoktur. Bunun çözümü de mümin kadınların çok eşliliğe karşı cihat yapmaları değil, çok eşliliğin uygulamasını getirmeleridir. Yapacakları başka cihat yoktur. Bana göre bir kadın bugün kendisine mümin diyorsa, toplumda çok eşliliği normal karşılanabilir hale getirmesidir. Bunun dışında yapacağı fazla bir şey yoktur, kimse kusura bakmasın.

Ancak artık benim ne erkeklerin faizsiz bir ekonomi için uğraşacağı ne de kadınların zinasız bir toplum için çaba harcayacağına karşı umutlarım giderek azalmaya başladı. Yani topluluk helak olmaya gidiyor gibi geliyor bana.

Leyla Okta
13.07.2009
05:39

Lütfi Bey Nisa süresinin 3. Ayetini çok güzel açıklamış. Savaş durumunda çok sayıda yetim ve dul kalacağından onlardan evlenebilirsiniz deniyor. Bunu şimdi “Allah bana farz kıldı” diyen erkekler için söylüyorum. Savaş olur veya başka nedenle ortata kalmış dul yetim olursa ancak o zaman kendilerini sorumlu hissedebilirler. üleştirme sayılarına gelince; Cahiliye döneminde erkekler istediği kadar kadınla zaten evlenebiliyorlardı ki bu ayetle hem kadınları korumuş hem de bununla kadınlarla evlenme sayısını dörtle sınırlamıştır.. Üçer dörder denirken bir erkek alırken dördör dörder alsın değil, burada hitap edilen mümin erkekler olduğundan yani çoğula hitap edildiğinden üleştirme kullanılmıştır. Dörder derken her biriniz ayrı ayrı üç, dört eş alabilirsiniz deniyor. Yoksaki almışken üçer üçer, dörder dörden alınsın değil ki buda insanın fıtratına terstir. Lütfi Bey’in dediği gibi yorumlanırsa asıl ozaman kuran da çelişki var demektir. (Haşa) ayetin sonunda tek eşliliğin daha uygun olmasının söylenmesi bunu şartsız şurtsuz farz kılınmasını redddetmektedir. Yoksa ki önce farz kılınıp sonra tek eşlilik daha uygundur denilmesi arasında büyük çelişki oluşur. Peygamberimizin hayatına baktığımız zamanda kendisinden 20 yaş büyük bir dul kadınla evleniyor. Artık hicret başlayıp savaşlar yapılmaya başladıktan sonra çok evlilik yapmıştır. Günümüz erkekleri ise ne gerekli şartı ne de evlendikleri kadınların yetimliğini, muhtaçlığını gözeterek evleniyor.(güzel ve genç olması yeterli şart onlar için)

Lütfi Hocaoğlu
13.07.2009
06:06

Bu ayette farz durumu olması, farz olmadığı zaman haram olduğu anlamına gelmiyor. Bugün erkekler böyle bir şart olmadan da çok eşli olabilirler. Yine ayete bakarsanız ma tabe leküm (hoşunuza giden) diyor. Hz. Muhammed’in ve sahabenin hayatında çok eşli olmaları sadece savaş durumunda diyebilir misiniz? Diyemezsiniz.

Bugün de elbetteki hoşlanacak ve bu nefsine hoş geldiği için çok eşli olacaklardır. Bu şekilde bunu haram etmiş olacaksınız ki, sizin anlayışınıza göre mümin erkekler ancak katolik papazları gibi yaşamış olurlar.

Yani bir erkeğin sadece hoşlandığı için çok eşli olması haram mıdır? Helaldir ve anasının ak sütü gibi helaldir. Kimse bunu haram edemez ve şarta bağlayamaz. Bunu şarta bağlamak Allah’ın helal ettiğini haram etmektir, kimse kusura bakmasın.

Bu ayette ise çok eşliliğin farz olduğu durum anlatılıyor, mübah olduğu durum değil. Bu ayeti mübah olduğu durum haline getirirseniz çarpıtmış olursunuz.

Allah erkekleri poligamik (çok eşli) fıtratta yaratmıştır. Bugün bu gene poligami geni (mormon genleri de denir) denir. Kadınlar ise monogamiktir. Yani diyorsunuz ki Allah erkekleri çok eşli fıtratta yaratırken onlara zulm etmiş oluyor (haşa). Buna göre de toplumun düzeninin kurmuştur.

Lütfen Hz. Muhammed’in hayatını okuyun. 7. çocuğunu doğuran Mary ile nasıl evlendiğine bir bakın. O hoşuna gitmeden mi evlendi. Sadece ona bakmak için mi evlendi. 14 hanımı olmuştur ve onlara bakmak için mi evlenmiştir. Ne Kuran’da ne de sünnette olan şeriatı uyduran batı modasına uyan ilahiyatçılarla aynı duruma düşmemek için Allah’ın dininin fıtrata uygun olduğunu ve insanlara zulmetmediğini düşünün.

Leyla Okta
13.07.2009
09:18

Son olmak üzre bir cevap vereyim. Çok evlilik için hiçbir şarta bağlı olmadan da farzsa neden şart cümlesinin cevabı olarak gelmiş acaba. Neden diğer farzlar gibi mesela mümin kadınlara başörtüsünü emrettiği gibi emredilmemiş acaba. Bu şartın hiçbir hükmü yok öyleyse. Yada diğer emirlerin başında neden böyle bir şart yok. Bunları göre göre, bile bile hala ayetlerin inkar edilmesine şaşıyorum doğrusu. Allah herkese dosdoğruyu göstersin inşallah.

Fatma Karuç
13.07.2009
09:33

Bu konuyu biri kuran talebesi diğeri hocası. sizin tartışmanız beni şaşırttı açıkcası. ben burada bir bayan olarak lütfi beyin yanındayım. Allah erkeklere bunu helal kılmış ve Kur-an da bunu ayetle açıklamış, peygamber efendimizin yaşam tarzıda buna sünnet olarak eklenmiştir. Neden peygamberimizin sağ elle yemek yemesi sünettir deyip renuygalanıyor sol elle yemek yiyen biri sen napıyosun iye büyük tepkiyle karşılanıyorda,en önemlisi evlilik müeessesi sünettir deyip uygulanacağına yok canım o zamanın şartları için gerekliydi deyip onu bir tarafa itiyorlar.bu mevzuyu biz aşamadıysak başkalarına hiç anlatamayız. Allahın helal ettiğini haram etmeyelim.

Lütfi Hocaoğlu
13.07.2009
10:08

Tabi ki başörtüsü gibi farz edilmemiştir, çünkü çok evlilik farz değildir. Bu ayetteki şart gerçekleşirse topluluğa farzdır.

Ancak sizin dediğiniz gibi çok evlilik için gerekli şartlar yoktur. Yok efendim fakir olacakmış, bakıma muhtaç olacakmış vs. vs.

Aynen dediğiniz gibi genç ve güzel olması bir erkek için yeterli bir sebep olur ve bunu haram edemezsiniz.

Kuran çok evliliği farz kılmıyor(bu ayetteki durum hariç, bu ayette farz kılınıyor.), ancak çok evlilik için şartlar uyduranlar çok evliliği haram ediyor.

Dikkat edin burada yaptığınız hata bu. Hangi ayette fakir kızlarla, bakıma muhtaçla çok evlilik yapacaksınız diye bir şart var?

Yine bu ayetin devamına bakarsanız: bir taneyle veya cariyelerle yetinin diyor. Sizin yorumunuza göre burada tek evlenenin cariyesi olması gerekir. Ama cariye fikri de hislerinize ters gelecek ve buna göre de yorumlar yapan bir sürü yazı bulabileceksiniz. Allah nasıl çok evliliği helal etmişse cariyeleri de hem de hiç bir sınırlama olmadan helal etmiştir. İster hoşlanın ister hoşlanmayın. Bu dünyayı Allah yarattı. Kuralları Allah koydu ve Allah böyle istiyor. Kimse Allah’ın kurduğu düzenin kurallarını değiştiremez. Değiştirmeye veya değişik uygulamaya kalkan topluluklar yok olacaktır. Eğer bugün evlenme yaşındaki kadınların % 40’ı bekar ise ve evlenme yaşları giderek ileri gidiyorsa ve evlenmeyen kadın sayısı her geçen gün artıyorsa bunun sebebi batı modası ile getirilen zorunlu tek eşlilik ve bunun sonucu yaygınlaşan zina müesseseleridir. Dediğim gibi Kuran’la haşır neşir olan kimseler bile bu şekilde düşünüyorsa vay halimize. Helak yakındır.

ERKAN
14.07.2009
15:32

İsmamiyette evlilik konusundan önce fkaruc arkadaşımız ((((Neden peygamberimizin sağ elle yemek yemesi sünettir deyip renuygalanıyor sol elle yemek yiyen biri sen napıyosun iye büyük tepkiyle karşılanıyorda))) diye yazmış, şimdi ben solağım doğdum günden beri, bir gün Gaziosmanpaşa’da bir cami hocası olan Halil Dürger’le sohpet ediyorduk, sayın hocamız bana dedi ki benim çocuk sol elle yemek yiyiyor bende sofrada sol elini bağlıyorum.Bende ama Hocam bende sol elle yemek yiyorum neden dediğimde taharetten dolayı dedi yanılıyorsam düzeltin.O gün bu konu dikkat mi Çekti.Acaba hiç merak ettiniz mi Allah biz solakları sadece vucüdumuzun bir bölümümüzümü ters yartmış yoksa tamamımızımı yani demek istiyorum ki sağlakların yaptıkları eylemlerin tamamını ters yapıyoruz.Birazda bilimsel olarak yaklaşırsak insanların sağlak veya solak olmaları beyin ile ilgilidir.Kabaca beynimizi ikiye ayırırsak Beyinin sağ yarım küresinde bedenin sol tarafından gelen duyguları algılama ve yorumlama diğer tarafada tersi görev verilmiştir. Beynimizi bilgisayar olarak düşünürsek ruhun kullandığı açma kapama düğmeleri gibi fonksiyon gören algı öğrenme ve düşünme çeşitli işlemci panelleri yer alır mesela beynin sağ tarafında kanama veya kanser olursa kişinin sol tarafında his kaybı felç olduğu bilinen bir gerçektir.

Hayvanlarda sağlak ve solaklar vardır. Bu oran onlarda %50-50 dir,yani sokakta gördüğümüz her iki kediden biri solak oluyor bu durumda,fakat sağ elini kullanımı insanlarda zirvededir.

Bizim konuşmamız diksiyonumuz yazma,sanatsal hislerimiz,matematikteki başarı oranımız kısaca tüm öğelerdeki başarımız bizim sağlak ve solak olmamıza bağlı.Dahada ilginçi İnsanlık tarihinden beri eski belgelerdeki ok atan insan sayısıyla orantılarsak günümüze kadar bu orantı hiç değişmemiş olduğunu anlıyoruz.

Ben bunca şeyi niye yazdım biraz bilgi biraz da dikkat çekmek için, eğer siz işte peygamber efendimiz dedi ki yeme neden taharetten dolayı derseniz siz belki bismillahi rahmanirahim ne demek öğrenebilir ama anlayamazsınız allahın emirlerini öğrenmek farklı anlamak farklı sadece solaklıkla ilgili değil islamda evlilikle de ilgili kıyametin ne zaman kopacağıyla ilgili burdaki bana göre püf noktası sol eli veya sağ eli kullanmak değil neden insanları ve hayvanları allah değişik yaratıyor ve bu orantı insanlık tarihinden beri neden değişmiyor. Allah neden hen dört evlilik hem cariye hem tek evliklik diyor acaba çelişkimi var, yoksa gerçekten bu işi çözmek için kanımca neden diye sormalı ve düşünmelimiyiz? Allah’ın bize vermiş olduğu özelliklerin tamamını kullanmıyor muyuz yoksa.Biz insanlara göndermiş olduğu yol gösterici Kuran-ı Kerimi sadece dümdüz okuyup geçiyor düşünmüyormuyuz? Yoksa kim bilir belkide o yarattıkları iyi bildiği için Barbi bebeklere kafayı takanlara ayrı bizim gibi kullarına ayrı ayrı mı sesleniyor.

Saygılar,

Erkan TULACI

Lütfi Hocaoğlu
15.07.2009
03:13

Hz. Muhammed Hanımları:

Hatice: Hanımlarından ilki olan Hz. Hatice Ku­reyşli Huveylid’in kızıdır.

Sevde: Kureyşli Zem’a’nın kızıdır.

Aişe: Hz. Ebû Bekir’in kızıdır.

Hafsa: Ömer b. Hattâb’ın kızıdır.

Zeyneb: Kays kabilesinin Hilâl b. Amiroğulları’ndan Huzeyme b. el-Hâris’in kızıdır.

Ümmü Seleme Hind: Kureyşli Mahzûm­oğulla­rı’n­dan Ebû Ümeyye’nin kızıdır.

Zeyneb bt. Cahş: Esedoğulları’ndandır. Bu hanım, halası Ümeyye’nin kızıdır.Önceden kölesi sonradan evlatlığı olan Zeyd bu hanımı boşadıktan sonra Hz. Muhammed ile evlenmiştir.

Cüveyriye: el-Hâris’in kızıdır. Bu hanım Mutsalikoğulları’ndan esir alınanlar arasında idi. Hz. Peygamber’e gelerek ondan kölelikten azât sözleşmesi (mükâtebe) ile yardım istedi. Hz. Muhammed onun adına kölelikten kurtulma parasını ödedi ve onunla evlendi.

Ümmü Habîbe: Kureyş’in Emeviler kolundan Ebû Süfyân’ın kızıdır. Mekke’nin en zengin adamı ve başlangıçta islamiyetin en büyük düşmanlarındandır.

Safiyye: Yahudidir. Nadîroğulları’nın reisi olan Huyey b. Ahtab’ın kızıdır. Hârûn b. İmrân’ın soyundan gelmektedir. Bu hanım, Hz. Peygamber’e Safî’den bir câriye olarak gelmişti. Allah Resûlü onu azât etmiş ve azâdını mehri saymıştı. Böylece bu durum ümmet için sünnet/ gelenek oldu. Buna göre, kişi câriyesini azât eder ve azâdını onun mehri kabul ederdi.

Meymûne: Hilaloğulları’ndan el-Hâris’in kızıdır.

Bunlar dışında cariyeleri vardır. Nefise, Cemile, Mariye …

Hz. Ebubekir hanımları: Kutaylah, Ümmi Rumman, Esma binti Umays, Habibe binti Kariya

Hz. Ömer hanımları: Zeynep binti Mazhun, Ümmü kültüm, Kurayba binti Ebu Ümeyye, Ümmü Hakim, Cemile binti Asım, Atike binti Zeyd, Ümmü kültüm binti Ali, Luhya, Fukayha

Hz. Osman hanımları: Ümmü Amru, Fatma binti Velid, Rekiye binti Muhammed, Ümmü Gülsüm binti Muhammed, Fahite binti Gazvan, Ümmü benin, Remile binti Şeybe, Nanile binti Ferafese

Hz. Ali hanımları: Fatma binti Esed, Hz.Fatma, Ümmü Benin, Leyla binti Mesud, Esma binri Amis, Ümmü Habibe, Ümmü Said, İbneti İmral Kıyas, Emame binti Ebu As, Havla binti Cafer.

Ben burada sadece Hz. Muhammed ve dört halifenin hanımlarını örnek olarak verdim. Sahabeyi vermedim. Onları da siz araştırırsanız farklı bir durum göremezsiniz.

Eğer Nisa suresi 3. Ayet tek eşliliği emrediyorsa:

Hz. Muhammed dahil olmak üzere halifeler ve sahabeler Kuran’ı yanlış anladı veya doğru anladılarsa Kuran’a aykırı hareket ettiler anlamına gelir ki bunun böyle olmadığını herkes bilir.

Evet, çok eşlilik farz değildir. Ama Nisa 3. Ayet çok eşliliğe izin veren değil, özel bir durumda farz eden ayettir. Yoksa zaten Hz. Muhammed ve sahabe de böyle bir konu oluşmamıştır. Onlar bu ayeti gayet iyi anlamışlar ve ona göre hareket etmişlerdir. Yine bu ayette kadınlardan bahsederken Men tabe leküm minenNisa demiyor da Ma tabe leküm minenNisa diyor? Men şuurlu varlıklar için kullanılır, Ma ise şuursuz varlıklar için kullanılır. Kadınlar şuursuz mu? Hayır burada Arapça daki tağlib (galip gelme) durumu vardır. Ma demek burada Ma ve Men demektir. Ma: kadının bedensel varlığını, Men ise kişiliğini ifade eder. Yani bu ayette demek istenen bedeni (ma) ve/veya kişiliği (men) hoşunuza giden kadınlardandır. Kuran’da kullanılan her kelime çok ince nükteler içerir.

Bütün bunlara rağmen, bu kadar açık delillere ve uygulamalara rağmen eğer ki yine de Allah’ın dini hoşunuza gitmiyor ve buna karşı zorlama deliller üretmeye çalışıyorsanız bunun adı gerçeği örtmektir. Bunu insanlar farkında olmadan şeytanın ve hislerinin esiri olarak yapmaktadır. İnsan şunu diyebilir: çok eşlilik helaldir, vardır, ben yapmam. Burada bir sorun yok. Ancak yine aynı insan çok eşlilik yapan birisi için kötü ifadeler kullanıyorsa, yanlış yaptı diyorsa o zaman durum başkadır. Bunun daha kötüsü çok eşlilik İslamda yoktur demektir ki, işte bunu söyleyenin beni ikna etmesine veya başkalarını ikna etmesine gerek yoktur. Hemen Rabbine tövbe etsin, yoksa ahirette durumu hiç de iyi olmaz.

Leyla Okta
15.07.2009
06:34

Daha önceki yazılarımı dikkatli okursanız hiçbir zaman çok evliliğe haramdır demedim. Farz değildir diyorum. Lütfi bey ise farzdır diyerek hatta bunun için cihat edilmesi gerektiğini söylemişti. İsteyen istediği gibi (çok evlilik) evlilik yapabilir. Buna kimse bir şey demez. Ancak bu farzdır, zinayı önlemek için de çok evlililik gereklidir ve bunun için de mümin kadınlar ve mümin erkekler cihat etmelidir sözleri yanlıştır. Zina yapanları önlemek için islamiyette zinanın cezası bellidir onu uygularsınız. Lütfi bey’in de daha önce dediği gibi bir savaş durumu veya buna yakın bir durumda dul ve/veya bekar kadın sayısı çok artmış ise onlar da evlenebilsin diye çok evliliğe kimsenin bir itirazı olamaz. Çünkü Kuran böyle söylüyor. Ama şu an hiç de böyle bir durum yok. Bir de şu an yok efendim çok evlilik kadınların menfatinedir, onlar kocasız kalmasınlar, kadınların yararınadır gibi sözler çok saçmadır. Resmen kılıfına uydurmadır. Evli erkek ikinci eş alacak ilk eşin rızası olmadığında ayrılacak. Ee.. noldu ilk eş kocasız kaldı. Zaten çok evlilik istemediğinden başkasının ikinci eşi de olamaz. Buradaki menfaatin kimin için olduğu ortada. İllaki Peygamber efendimizin sünnetini yerine getirmek isteyenler önce bekarları evlendirmeye çalışsınlar bence. Günümüzde maddi sıkıntıdan, işsizlikten vs.. sebeblerden evlenemeyen okadar çok erkek varki önce onları evlendirmeli.

Lütfi Hocaoğlu
15.07.2009
07:02

Hayır ben bütün insanlar bunun için cihat etsinler demedim. Ben müminim diyen kadınların bunun için cihat etmesi gerektiğini söyledim. Yoksa müminim diyen kadın neyin cihatını yapacak merak ediyorum.

İkincisi, sosyal kanunlar sizin istediğiniz gibi gerçekleşmez. Siz evli olmayan erkekleri evlendirmeye kalkarsanız göreceksiniz ki maddi durumu olanlardan bir çoğunu evlendiremeyeceksiniz, evlenmeyecek, istemeyecek. Maddi durumu olmayan erkeklerden siz kaç tanesini evlendirdiniz veya çevrenizde onlara maddi destek vererek evlendiren kim var?

Bunlar sadece hayal ürünüdür. Toplulukta meydana gelen sosyal olaylar matematik gibidir.

İslamda evlilik sizin sandığınız gibi erkeğin kadının sahibi olması ya da kadının erkeğin sahibi olması değildir. İslamiyette evlilik bir ortaklıktır yani şirkettir. Onun için sözleşmesi vardır. Bu sözleşme yapılırken kadın bir mehir belirler. Mehri istediği kadar yüksek tutabilir. Çok yüksek tutarsa koca bulamayabilir. Ancak yüksek mehirle onunla evlenen kimse ikinci kez evlenirse ilk kadın mehrini alarak ayrılabilir ki eğer bu rakam yüksekse kocası ödeyemeyeceği için evlenmez. Böylece bir kadın daha evlenirken bunun önüne geçebilir. Ancak mehri çok yüksek tutarsa koca bulamayabilir, o da dengenin diğer unsurudur.

Maddi durum nedeniyle evlenemyen erkeklere gelince, lütfen Kuran’a bakın. Allah ne yapacağınızı söylüyor:

Sizden, hür mümin kadınlarla evlenmeye güç yetiremiyen kimse, ellerinizdeki mümin cariyelerinizden alsın. (Nisa 25).

Ancak cariye fikri de size hoş gelmeyebilir. Ama ne yapalım, Allah’ın dini böyle, elden bir şey gelmiyor.

İtiraz ettiğiniz, şu an böyle bir durum yok diyorsunuz. Ancak evlenme çapındaki kadınların % 40’ı bekar. Son 20 yıl içinde bile kadınların ortalama evlenme yaşı 20’lerden 29’a çıktı. Açın TÜİK sitesini, göreceksiniz. Ben bunu ispat etmek için bir simülasyon yazılımı yaptım. Eğer Türkiye’de evlilik oranları düşmeden bugünkü gibi devam ederse ne olur diye. İstediğiniz zaman bu yazılımı gösterebilirim. 100 yıl sonra Türkiye’nin nüfusu 36 milyon oluyor. 20 yıl sonra nüfus düşmeye başlıyor ve topluluk ölüyor. Ben evlenme oranı bugünkü gibi olursa diye hesapladım, gün geçtikçe düşmesi ayrı bir felaket. Bir de çok eşlilik durumunda ne olur diye hesaplattım 100 yıl sonra Türkiye 150 milyonun üzerinde ve dinamik ve kaliteli bir nüfus piramidi meydana geldi. Başbakan niye çırpınıyor 3 çocuk yapın diye. Bunlar hiç bir zaman çözüm değildir. İnsanları doğruya iten mekanizmalar kurulmalıdır. Bu mekanizmalar sizin söylediğiniz gibi telkinlerle olmaz. Bugün insanlar zaten çok eşli. Yusuf İslam müslüman olduuktan sonra 3 hanımı oluyor ve son derece rahatsız olan topluluğa şu cevabı veriyor: Müslüman olmadan önce her gece başka hanımım oluyordu sizi rahatsız etmiyordu, niye rahatsız oldunuz.

Zinanın ve aile yapısının düzelmesinin ve tedavisinin, toplumun ölmemesinin başka hiç bir tedavisi yoktur: toplulukta çok eşliliğin normal karşılanır hale gelmesi. Ancak bunun sağlanması toplulukta kendine mümin diyen kadınlar üzerine düşer bana göre.

Ben çevremde o kadar çok gizli çok eşli (genelde çoğu tek gecelik) insan tanıyorum ki. Bir de işin acı yanı bunu gizli yapanlar hoş görülüyor. Yani bu gizlilik devam etsin, zina devam etsin diyorsanız, böyle kalabilir. Ancak topluluğun helaki kaçınılmazdır. Kapatırsınız gözlerinizi, bana ne topluluktan, beni ilgilendirmez dersiniz. Yine cennete girersiniz, sorun yok. Ancak o zaman müminim demeyin, müslümanım diyin.

Sizin söylediğiniz gibi bireysel faaliyetlerle, insanları tarikatvari yöntemlerle iyi yapmaya çalışmanın hiç bir faydası olmadığı sosyolojik kanunlarla ve geçmişte yaşananlarla gayet iyi bilinmektedir.

Leyla Okta
15.07.2009
09:17

Şu anda çok eşi olan hiçbir erkek eşleriyle sizin bahsettiğiniz gibi bir mehir karşılığıyla evlenmemiştir. Ama ha bire evleniyorlar. Kimsenin bundan ne haberi, nede bunu taktığı var. İkincisi kadın mehrini yüksek tutarsa erkek bunu ödeyemez ve başka biriyle evlenmesini engellemiş olur diyorsunuz. O zaman sizin dedğiniz denge bozulmuş olur. Diğer taraftan mehrini yüksek tutan kadın eş bulamaz bu da dengenin diğer bir bozukluğu. Yani kadın mehrini yüksek tutar ve eş bulamayacağından çok evliliğe bir nevi mecbur bırakılıyor. Buda kadına yapılan adaletsizliğin boyutu. Dolayısıyla mecbur bırakılarak evlenen kadınların ruh ve aile yapısı bozuktur. Böyle bozuk aile yapısında doğan ruh sağlığı çokda normal olmayan çocuklarla nüfuz patlaması yerine sağlıklı nüfus oluşumu önemlidir. Günüzmüz için ben müminim diyen bir kadın islamiyete aykırı olan adaletsizliğin cihatını veremez, vermemeli. Ama varsın isteyen istediği kadar evlensin kimsenin bişey dediği yok. İslamiye yapıştırılmasın yeter.

Lütfi Hocaoğlu
15.07.2009
09:33

Bu cümleler tamamen batılılar ve batılılar gibi yaşamayı seven insanların safsatalarıdır (Siz öyle değilsiniz, ama kullanıyorsunuz aynı cümleleri). Sağlıklı aile yapısı, falan filan. Şu andaki yapı tamamen sağlıksız aile yapısıdır. Ailede erkeğin gizli bir sevgilisi vardır veya bir gecelik kaçamakları vardır. Kadın bunu bilmez, ama şüphelenir. Bazıları bilir ama sistemin bozulmaması için ses çıkarmaz veya çıkaramaz. Erkeğin erkek arkadaşları bilir, aralarında konuşurlar, birbirlerine yöntemler öğretirler.

İnsana nasıl acıkma hissi verilmişse erkeklere de bu his verilmiştir, yaratıcı tarafından. Yaratıcı böyle yaratmış. Sizin şartlarınızı uygulamak bugün çok zor olduğundan erkekler de işin kolayına kaçıyor: kaçamaklar yapıyor (Allah korkusu olanlar da gizli imam nikahları yapıyor, gizli nikah islami olmamasına rağmen, ama adamlara başka çare bırakmıyorlar).

Sağlıklı aile yapıları sadece islamiyetle olur. Çok evliliği islamiyete yapıştırmayalım da nereye yapıştıralım. Tabi ki islamiyete yapıştıracağız.

Sizin dengesizlik sandığınız dengenin tam kendisidir.

Yani sizin hisleriniz bunu istemiyor olabilir. Ama ne yapalım ki Allah’ın düzeni bu.

Siz istemeyin veya isteyin, islamiyetin bu düzeni dışında aile yapısını düzeltecek hiçbir şey yokturrrrr.

Fatma Karuç
15.07.2009
15:53

Leylanın yorumuna cevap yazmak istedim. Bunları okuyunca insan cevap vermeden edemiyo.birincisi şu anda islami düzene uygun evlilik yapan zaten yok. Mihir falan kimsenin taktığı yok dini nikah kisvesi ı adaltında insanların eşleri var ama çoğunun birbirinden haberi yok. Metres hayatı almış başını gidiyo. Erkeklerin çoğunun eşi benim gözüm görmesinde ne yaparsa yapsın deyip başını kuma gömüyo. eşlerini yasak yollara sevkediyo. Maalesef bizim dindar dediğimiz kardeşlerimizde ben dini nikah yaptım deyip gizli saklı evleniyo. bu gizlilik eş almak değil metres tutmaktır.

ikincisi bu tip evliliklerde doğan çocukların ruh sağlıklarının bozuk olduğunu söylüyo. Yok böyle bişey Hz. Muhammedin çocukları yada sahabenin çocuklarının ruh sağlığı bozukmuydu.Yadada şu an arap ülkelerinde çok yaygın olan bu evliliklerden doğan çocukların hepsinin ruh sağlıkları bozuk mu?

üçüncüsüne gelince islamiyete aykırı deyip peygamber efendimizin ve sahabenin islamiyete aykırı mı davrandığını söylemek istiyo.

fuat okta
15.07.2009
18:03

Sayın Lütfü Bey ve Leyla hanım, sizin karşılıklı yorumlarınızı takip ediyorum,karşılıklı eleştiriler yapıyorsunuz.Ne başörtüsü ne de çok eşlilik konusunda net doyurucu bilgi alamadım,tatmin olamadım.Kafama takılan kadınlar, düşünün ki Allah kadını ve erkeği yaratıyor, hiçbir canlıda olmayan aklı,mantığı,zekayı veriyor.Fakat nedense, kadın kapansın,neymiş efendim çünkü erkekler tahrik olup günaha girmesin..Kadınlar tek evlilik(tabi erkekler müsade ederse),erkekler cok evlilik yapabilir.Sanki burda Allah’ın kadınlara garezi var!! Böyle birşeyin Allah’ın emri ya da Peygamber’in Sünneti demek ne kadar doğru olur ?? 21.Yüzyılda bunları tartışmak saçma.Lütfü beyin çok evliliği savunması taaaa bin yıl önce idi.Kadınların yalnızca erkeklerin satın alıp sattığı cariyeden öteye gitmemitir.Öyle görünüyor ki Kuran’ı iyi bilenlerde bu konuları tartışmalardan ortaya net birşey koyamamışlardır.Belkide Kuran’ı Kerim’in doğruluğuda bu olsa gerek.Aklını mantığını kullan kendi doğrunu bul..!!!!!

Fuan OKTA

Lütfi Hocaoğlu
16.07.2009
03:33

Öncelikle buraya fikirlerini yazdığı için ve bu güzel tartışma ortamına katıldığı için Fuat beye teşekkür ederim.

Evet Allah insana akıl vermiştir ve bu akılla hareket etmesini söylemiştir. Ancak insana sadece akıl vermemiştir, hisleri, duyguları ve nefsi vermiştir.

Ama sadece aklınızla hareket edin ve doğruyu bulun hiç dememiştir. Doğruyu bulmaları için peygamberleri göndermiştir ve insanı inandığından sorumlu tutmuştur.

Kuran’ı okursanız Yahudileri Tevratla hareket etmeyip Hz. Muhammedi hakem yaptıklarından dolayı azarlamış, onlara bu nedenle kitap yüklü eşekler demiştir.

Yani Allah insanları inandığı ne ise ondan sorgulamaktadır. Tevrata inananın Tevratla amel etmesi, İncile inananın incille amel etmesini istemektedir.

İşte burada bir durum ortaya çıkıyor. Eğer ki siz Kuran’a inanıyorsanız, Kuran Hz. Muhammed’in bizim ümmetimiz için çok güzel bir örnek olduğunu söylemektedir. Eğer Kuran’a inanmıyorsanız bir sorun yok. İnandığı dinde çok eşlilik yoksa, yapması haramdır. İnancına ters olduğu halde çok eşlilik yaparsa ona Allah ceza verir. Yok eğer inandığı dinde varsa ona helaldir.

Ben burada özellikle Leyla hanım Kuran’la ilgilendiği, vaktinin büyük çoğunluğunu Kuran’la haşır neşir olarak geçirdiğini bildiğim için şaşırıyorum.

Çok evliliği savunma 1000 yıl önce idi demek, Kuran’ın hükmü 1000 yıl önce bitti demektir. Kuran’ı açıp okursunuz ve size bugün hitap eder. Tarihin tozlu sayfaları arasına hapsederseniz o zaman başka bir dini yaşıyorsunuz demektir.

İslam düzeninin aslı budur, neye inanıyorsanız ondan sorumlusunuz.

Eğer aklınızla ve hislerinizle doğruyu bulmaya çalışırsanız ve bunu doğru yol zannederseniz yine Kuran’ı okuyun. Şunu göreceksiniz ki, bütün peygamberlerin önerdiği doğrulara topluluk gülmüş, saçma olduğunu söylemiş, alay etmiştir. Yani o çoğunluğu oluşturan topluluklar insanlara doğru yolu gösteren kitapları ve peygamberleri gönderen Allah’ın istediklerinin hep tersini savunmuşlardır.

Başörtüsüne gelince Kuran’da başörtüsü mümin kadınlara farz edilir. Müslüman kadınlara veya diğer dinden olan veya inanmayan kadınlara farz edilmez. Başörtüsü farklı şeydir, tesettür farklı şeydir. Tesettür insanlara ayıp yerlerini göstermemedir. Bu da topluluğun sağlığı ve ahlakın korunması için gereklidir.

Eğer ben mümin değil, sadece müslümanım derseniz Kuran’ın topluluğa önerdiği ve Peygamberimizin hayatını örnek olarak alıp uygulamak ve savunmak zorunda değilsiniz. Ama eğer ben Kuran ehliyim ve müminim diyorsanız işte o zaman yapmanız gereken gayba inanmak, Kuran doğrudur demek, Hz. Muhammed’in yaşamı ve ailesi bana örnektir ve en doğrusu budur demek zorundasınız, değildir diyorsanız müminim demeyin, müslümanım deyin.

Allah hepimizden razı olsun, doğru yolundan ayırmasın.

Leyla Okta
16.07.2009
04:59

Fkurac hanım mehri kimse takmıyor diyerek benim söylediğimin aynısını kendisi söylemiş. Ortada mehir yok ama çok eşlilik var nedense. Erkeklerin eşlerinden habersiz gizli nikah yapmasına gelince buna doğru diyen zaten yok, bu da kılıfına uydurulmuş zinadır. Siz gizli yapacağına açıktan yapsın diyorsunuz. Şimdi haberi olsa ne olacak, ne değişecek. Neden gizli yapıyorlar acaba. Çünkü hiçbirinin eşi böyle birşeyi istemiyor. Erkeklerin bunu saklamasının nedeni eşleri öğrenirse ya boşanacaktır ve böylece bir aile dağılmış olacak ya da kadının başka bir çıkar nedeni olmadığından buna katlanır ama huzur kalmaz. Her eşini seven kadın normal olarak kocasını kıskanır ve bir başkasıyla kocasının nefsi, şehvet duyguları yüzünden paylaşmak istemez. (Kuranda geçen sebep dışında) Ama kadınlar buna sabretmeli ve cenneti kazanmalı erkeklerin sabrına gelince poligamiktir, öyle yaratılmışlardır. Sırf erkeklerin canı öyle istiyor diye çok evlilik öyle sizin dediğiniz gibi çok normal bir durum olsaydı Allah kadınları bu duygularla yaratmazdı. Yoksa ki Allah haşa taraf mı tutuyor kadınlara mı zulmediyor. İnsanlar eşlerini kıskanır. Yaratılışları böyledir. Ben gerekli bir şart olmadığı sürece Kuran buna farz demiyorken siz deki bu gereklilik ısrarı nedendir anlam veremiyorum.

Peygamberimize gelince İslamiyet öncesinde çok evlilik zaten yaygındı. Müşriklerinde çok fazla eşleri vardı. Yani bu o dönemde zaten çok normaldi. Yaşam tarzlarıydı. Peygamberimiz o dönemde bile tek eşi vardı ve ilk eşi öldükten sonra evlenmiştir. Üstelik o bir dava adamıydı. İslamiyetin yayılması içinde gerekliydi. İslamiyet yeni doğuyordu ve eşlerinin ona yardımı çok fazla olmuştur. İslamiyeti kabul etmemiş kabileden de evlenerek islamiyetin tanıtılıp, yayılmasında etkili olmuşlardır. Diğer taraftan o dönemde peygamberimiz köle de almış, satmış ya da azat etmiştir. Üstelik Kuran’da bir çok ayette de köle azat edilmesi gerektiğini bildirmiştir. Tamam savaş olur esir olur kölelikte olur. Kuran bunun için söylemiştir. Ama şimdi ne savaş var ne de esir. Şimdi Kuran’da köle azat etmemiz gerekiyor, üstelik peygamberimiz de böyle yapmıştır, aynı zamanda sünnettir deyip köle mi edinelim yani.

Kölelik sistemi, çok evlilik sistemi vs… oluşup yayılması ancak bugünün şartlarıda bunu gerektirirse yapılmalıdır. İnsanların nefsi doğrultusunda değil.

Lütfi Hocaoğlu
16.07.2009
05:19

1. Kuranın neresinde çok evlilik şartı var?

2. Peygamberin hayatı müminler için örnek değil midir?

3. Kuranı okursanız Hz. Muhammedin evlatlığının boşadığı hanımı ile evlenme sebebinin mümin erkeklere evlatlıklarının boşadıkları hanımlarla evlenmelerinde bir zorluk olmasın sebebiyle olduğunu görürsünüz. Yani onun aile yaşamının en uç örneği bile mümin erkekler için örnektir. Yoksa bu ayeti yok mu sayalaım, ya da zorlama yorumlarla saptıralım mı?

4. Eğer ki Hz. Muhammed’in ve sadece onun değil çevresinin yaşamı o günün şartları içinse, tıpkı bugünkü batıcıların söylediği durum olur: namaz da o gün için olurdu, hac da o gün için olurdu. Bugünün şartlarında bunlara gerek yok. Benim kalbim temiz, namazı niye kılayım, oruca ne gerek var, hac Araplara para kaptırmak dersiniz.

5. Bütün bunları söylerken Kuran ve sünneti yaşamınızdan çıkarmış olursunuz.

6. Eğer ki ben mümin değil, müslümanım derseniz sorun yok.

7. Eğer müminim derseniz, aynen dediğiniz gibi mehir müessesesinin yerine oturtulması için gayret gösterirsiniz.

8. Yine ısrarla söylüyorum, eğer müminim diyorsanız, değilim diyorsanız sorun yok, çok eşlilik ve Hz. Muhammed ve o dönemdeki sahabenin aile yaşam biçimlerinin en iyi yaşam biçimi olduğunu kabul edip uygulanması için çalışmanız gerekir.

9. Aksi halde Allah’ın bize gönderdiği kitap ve onun ilk uygulaması olan sünnetin uygulanamaz olduğunu söylemiş olursunuz, o zaman Kuran’ı ve sünneti niye öğrenelim.

10. Fuat beyin söylediği gibi aklınızla en iyiyi bulduğunuzu düşünür ve aklınızın oluşturduğu dini yaşarsınız.

Leyla Okta
16.07.2009
06:57

Hem kendiniz diyorsunuz namaz gibi, başörtüsü gibi farz değildir. Sonrada peygamberimizin sünneti diye farzmış gibi cihat edilmeli diyorsunuz. Namazın geçmiş, gelecek ve günümüzde de uygulanamaz bir durumu yoktur olamazda zaten. Çünkü namaz farzdır. Sünnet değil ki bugünün şartlarına uyarmı uymazmı diye sorgulansın. Hatta kazası bile olmaz.

Haccada ancak güç yetirebilenler gidebilir. Tabiki şu şartlarda hacca gidelemez, gidilemiyorda. İsteyen istediği zaman hacca gidemiyor. Paran varsa bile kura ile gidilebiliyor. Öncelikle bu sistemin değişmesi gerekir ki peygamber efendimizin gitmesi gibi gidelim. Dikkat edin bunlar farzdır.

Sizin söylediğiniz gibi peygamberimizin hayatını bugünün şartlarında bire bir uygulanabilir olsaydı bugün kölelerimizin de olması gerekirdi. Ve Kuran’nın söylediği gibi köle azat etmemiz gerekirdi. Demek ki şimdi bunları bire bir uygulamak yanlıştır. Kuranın söylediği herşeyin bir sebebi, hikmeti vardır. Kuran eğer söylüyorsa o gün gelecek olacaktır. Kuran eğer böyle birşeyden bahsediyorsa insanlara yol gösteriyor. Böyle bir durumla karşılaşırsanız şunları şunları yapın diye anlatıyor.

Lütfi Hocaoğlu
16.07.2009
07:26

Dikkat edin, benin söylediklerim şu:

1. Hz. Muhammed’in ve sahabenin aile yaşamı ve şekli en iyisidir ve gayet iyi uygulanır.

2. Allah’ın istediği aile yaşam biçiminin uygulamasını Hz. Muhammed gayet iyi yapmıştır.

3. Kölelik de Allah’ın istediği bir sistemdir ve uygulanması gerekir.

4. Sizin aklınıza batı mantığı köleliği yanlış bir işmiş gibi gösterir ve sizde size lanse edilen fikri aynen alır ve bu moda fikri kabullenirsiniz.

5. Köle ve cariyeler savaş esiridir ve asimile edilirler ve asimile olduktan sonra hür olabilirler. Kölenin sahibi yediğinden yedirir, aynı sofrada oturur, ona bakar, yani efendisi ile aynı şartlarda yaşar. Bugün ise paralı ve istekli köleler vardır. Karın tokluğunu bile sağlamayacak ücretlerle çalışmak için yarış eden gönüllü milyonlarca köleler.

6. Allah’tan iyi kimse bilemez. Size ters gelse de Allah’ın gösterdiği örnek olan Hz. Muhammed’in yaşamındaki çok eşlilik ve kölelik, cariyelik olması gereken en iyi sistemlerdir.

7. Mümin olan kimse Hz. Muhammed’in örnekliğinin en iyi örnek olduğunu kabul eden ve bunun uygulanması için çalışan kimsedir.

8. Kölelik yanlıştır dediğiniz anda mümin olamazsınız.

9. O zaman dersiniz ki ben müslümanım, Kuran’da ve Hz. Muhammed’in hayatındaki uygulamalar hoşuma gitmiyor. Beni ilgilendirmiyor. Yine cennete girersiniz, sorun yok.

10. Eğer ki müminim diyorsanız, gayba inanırsınız. Bilirsiniz ki: Hz. Muhammed’in uyguladığı çok eşlilik ve kölelik sistemi iyidir, insanlar için en faydalısı budur. Bu müesseselerin kurulması için gayret etmeli ve çalışmalıyım dersiniz.

11. Peygamberimizin hayatı bugünkü şartlarla uygulanır. Özellikle aile hayatı ve kölelik sistemi bire bir uygulanır.

12. İşte bu müminin cihatıdır.

13. Yahudi Tevrata göre yaşar.

14. Hıristiyan İncile göre yaşar.

15. Budist budizme göre yaşar.

16. Müslüman barış düzeni içinde yaşayandır.

17. Mümin: Allah’ın kitabı olan Kuran’ı Hz. Muhammedin sünnetini örnek alarak uygulayan, bunun en iyisi olduğunu savunan, hislerinin değil, Allah’ın söylediklerinin doğru olduğunu bilendir. Aksi halde mümin değilsiniz demektir. Müslümanım dersiniz, cennete girersiniz.

Tayibet Erzen
16.07.2009
08:24

Şu an bir bayan için en zor olan konulardan biri belki de en zoru çok eşlilik müessesesidir. Zordur çünkü kadın kıskanç yaratılmıştır, zordur çünkü sevdiğini paylaşmak acıdır, zordur çünkü tek olmak özeldr, zordur çünkü toplum vardır, zordur çünkü başkaları tek eşliyken senin ne eksiğin vardır.Zordur çünkü...Bu çünkülerin sonu yoktur. Ancak hatasız ve EVRENSEL olan en büyük mucize olan Ku’ran vardır ve müminim diyen için referans O’dur. Allah emir ve nehiyleri insanların memnuniyet ve kolaylığı hizmetine sunmamıştır, öyle olsa adı imtihan olmazdı, zor olmazdı, mükafatı büyük olmazdı. Allah oruç tutmayı da emrediyor, ama diyebilirsiniz ki benim nefsime zor geliyor ben tutamam. Bunu demekle oruç emri yoktur veya Hz.Muhammed döneminde gelmiştir ama şimdi geçerli değildir, demek bir değildir. İlki itaatsizlikse veya başka birşeyse, ikincisi ise açık bir küfürdür. Hiçkimse Allah’tan daha merhametli veya adaletli değildir, olmaya da çalışmasın zaten. O kuluna zulmetmez, o yüzden kölelik de, cariyelik de, esirlik de, çok eşlilik de müesseseleri olan kavramlardır(yani bir düzen içinde sistemleştirilmeleri gerekir), müminlere düşen ise bu sistemleri oluşturup insanlığın hizmetine sunmaktır. Tartışılacak konu ise "Yapalım mı?" değil, "Nasıl yapalım?" olmalıdır.

Bünyamin Demir
16.07.2009
09:19

Konu çok eşlilik olunca tartışma uzadıkça uzuyor. Ben bir kaç veri paylaşmak istiyorum 2008 yılında tüik verilerine göre 20-30 yaş arası bekar erkek sayısı yaklaşık dört milyon iken aynı yaş grubundaki bekar bayan sayısı ikibuçuk milyon civarındadır bunlara boşanmış olanları eklediğinizde de oranlar değişmemektedir. Yani bahsedildiği gibi çok eşlilik için bir ihtiyaç yoktur. Tam aksine bayan sayısı yetersizdir. Sahabe dönemi kabile hayatının yaşandığı ve göçebe toplumun hakim olduğu dönemdir. Çölün ağır şarltarı hayatta kalmayı zorlaştırmıştır. Erkek nüfus bu zor şartlar yüzünden kadınlara oranla daha azdır. Çok eşliliğin ve kız çoçuklarının bebekken gömülmesinin temel nedeni budur. Bize tarih kitaplarında anlatıldığı gibi arapların sadisliğinden değildir. Kabile asabiyesi insanları hayatta kalmak için buna zorlamıştır. Allah ta sizin için en hayırlısı tek olandır, adaleti sağlamaktan korkarsanız gibi ifadelerle bize tek eşliliği öğütlemektedir. Günümüzde artık kabile hayatı yaşanmamaktadır ayrıca bayan sayısı erkeklerden hayli azken bu çok eşliliği konuşmak anlamsızdır. Çok eşlilik haramdır demiyorum ancak bu toplum bugün için bu uygulamayı uygun bulmamaktadır, ayrıca nufüs verilerine göre buna ihtiyaç ta yoktur. Tam tersine çok eşlilik serbest olduğunda evlenmek isteyen bekar erkekler evlenecek bekar bayan bulmakta zorlanacaklardır. Allah kuranda bir çok yerde dengeyi kurun demiştir. Bugün dengeyi kurmak tek eşlilikle olur.

Leyla Okta
16.07.2009
10:06

Bu dünya bir imtihan yeridir. Erkek içinde kadın içinde imtihan yeridir. Nereden çıkarıyorsunuz benim nefsime farz edilmiş şu emir zor geliyor yapamam sözlerini. Hangi yazıda nefse zor geldiği için olamaz yazısını gördünüz. Asıl diğer yazılarda sırf nefsi isteklerle çok evlilik yapmak cihattır ve mümin kadınlar bunun cihatını vermeli yazısı nefsidir. Allahın emretmediğini emretti diye göstermek büyük hatadır. Yada nereden çıkardınız kölelik, cariyelik, çok evlilik yoktur, haramdır gibi kavramları. Siz nasıl anlamak istiyorsanız öyle anlamaya çalışmışsınız. Tekrar edeyim kölelik yok değil, şu an ne savaş nede esir var. Peygamberimizin kölesi vardı diye kölemi edinelim dedim. Ama savaş durumunda tabiki kölelik vardır. Allah kullarına karşı çok merhametli ve adaletlidir. Cihat sadece kadınların değil mümin olan herkesin cihatıdır.

Tayibet Erzen
16.07.2009
10:34

O zaman şöyle diyeyim bu şartların olması için savaş veya buna benzer toplumsal felaketlere ihtihaç yoktur. Bugün , yarın, uzay çağında vs. bu durum herhangi bir şarta bağlı olmaksızın gelilşebilir. Bunun için kılıf uydurmaya, özel mazaretler üretmeye gerek yoktur.Bu normal bir durumdur. Bunu Ku’ran söylüyor. Bunu anlayamamak niye?

Köle deyince akla boynunda zincir, ayağında pranga olan insanlar gelmesin akla, emperyalist düzenin kölesi olmuş işçi sınıfı ve onu sömüren patronlar(sahipler) pek tabii kölelik düzenine örnektir.

Şimdi bırakalım da düzen böyle mi gitsin, yoksa işçiyi korumaya yönelik işletmeler kurup, onların haklarını koruyup, onları özgürleştirelim mi? Hiçbirşeyi istediğimiz gibi anlama ve anlatma özgürlüğümüz yok çünkü Ku’ran formal bir dil olan Arapça olarak indirildi.

Lütfi Hocaoğlu
17.07.2009
02:56

Bünyamin TÜİK verilerini incelediği zaman istatistiksel bir hata yapıyor. Tabi ki 20-30 yaş arasındaki bekar kadınların sayısı bekar erkeklerden az olacak. Bütüne bakması gerekir. Çünkü erkekler eşlerinden daha büyüktürler. Önemli olan evlenme durumunda olan kadınların yüzde kaçı bekardır.

Hz. Muhammed dönemi için o günkü şartlar vs. diyor. Yine bu bilgi tamamen yanlıştır. Mekke’den Medine’ye hicret ettikleri zaman muhacirlerden bekar erkekler var, ama Medine’de bekar kadın yok. Bu durumda Medine’de diyorlar ki: Birden fazla eşi olanlar fazla hanımlarını boşasın da bekar erkekler onlarla evlensin. Böylece onlara iyilik yapıyorlar. Bir de o dönemde kız çocukların gömülüp öldürülmesi hadisesini unutmayalım.

Hiç de öyle o günün şartı, bugünün şartı yoktur. Bunlar bugünün bozuk düzenini iyi göstermeye çalışan kimselerin sözleridir.

Bugün Türkiye’nin durumunun gelecekte ne olacağını görmek istiyorsanız söyleyeyim: Batının bozuk aile modeli ve topluluğun ölümü. Önünüzde örnek varken hala niye göremiyorsunuz şaşırıyorum.

Bir de çok eşlilik olursa erkekler evlenecek kız bulmakta zorlanacaktır diyor. Zaten amaç budur ki. Kadın değerli olur. Boşanırsa istediği zaman evlenir. Çalışmak zorunda kalmaz. Bugün erkeklerin evlenmesinde pek fazla zorluk yoktur ki. Bugün kızlar ev-le-ne-mi-yor. Niçin çevrenize bakmıyorsunuz, kör mü oldunuz?

Ama yine söylüyorum, ben bunu insanlar yapsın demiyorum. Çünkü insanların çoğu doğruyu göremez. Bunun iyi uygulamasını müminler yapmalıdır. Yoksa ben mümin değilim dersiniz, sizi hiç bir şey ilgilendirmez.

Süleyman Karagülle
17.07.2009
14:26

İslamiyet’te başörtüsünün manası vardır.

İki türlü nikah vardır. Biri İslam nikahıdır. Bu nikahta bir kadın bir erkeğe evlenme görüşmesi yaparken bir başka erkekle yapamaz. Evlendikten sonra onunla boşanmadan başka erkek arayamaz. Nikahta erkek kadına boşanma tazminatını verir veya taahhüt eder. Ölünce birbirine mirasçı olurlar. Kadın çocuk doğurur ve büyütür.Erkek nafaka temin eder ve savunur.

Erken neredeyse kadın ve çocuklar da oraya yerleşir. Kadın aldığı boşanma tazminatını(mihrini) iade ederek boşanabilir. Böyle nikahı bekleyen kızlar ve böyle nikahla nikahlanmış kadınlar başlarını örterek ben İslam nikahıyla nikahlıyım ve nikahlanmak istiyorum demektedir. En önemli husus bu suretle örtünmüş kadına söz atanlar suç işlemiştir ve hakaret cezası ile cezalandırılırlar.

Muta nikahı ile evlenenlerin en büyük özelliği nikah görüşmelerini bir çok erkekle birden yapabilirler. Sonra evlendikten sonra da başka erkeklerle görüşüp kocasından ayrılıp onunla evlenme pazarlığında bulunabilirler. Günah işlemiş olmazlar ve kocaları da neden başkaları ile pazarlık yapıyorsunuz diyemez. Bunlar mihr alamazlar. Birbirine varis olamazlar. Kadın sabit ücret alır. Kocası ile aynı şartlar içinde yaşması gerekmez. İşte böylece İslam nikahı ile değil de muta nikahı ile evlenen veya bu şekilde bir koca arayan kızlar başı açık olurlar. Bunlar baş açmakla günah işlemezler. Bunlara erkeklerin söz atması suç teşkil etmez, aksine iltifat olur. Boşa kocanı bana gel tekliflere muhatap olması doğaldır.

Bugün baş örtünsün manası nedir.

İslamiyet’te baş örtüsünün bu manası bugün unutulmuş ve tamamen Sömürü sermayesi, Müslümanları yönetimden ve hayattan uzak tutmak için Müslümanlara hassas olan noktalarından saldırmaktadırlar. Baş örtüsü Türk ulusunun iffet anlayışıdır. Baş örtülerini sadece kötüler ve iffetsiz kadınlar açarlardı. Bu sebeple başını açma intihar etmek anlamına gelmekte idi. Benim ölen kız kardeşim vardı. Başı açıkken erkekler görmüşler. Hemen gitti saçlarını dipten kestirdi. Belki o saçlarla yaşamayı zül kabul ediyordu. İşte sömürü sermayesi Müslümanları kamu alanından ve hayattan uzaklaştırarak onlara saldırmışlardır.

Zamanla baş örtüsü bu manasını da kaybettiği için bugün baş örtme Anadolu kadının bu alerjisi kaybolmuş baş örtüsü hürriyet mücadelesi konusu olmuştur. Baş örtüsünü açtırmak isteyenlere karşı, sana ne ben başımı örtmek istiyorum diyorlar. Dindar değil muhafazakar halk kitleleri ile tekelci sermayenin ajanlığını yapan kendilerine laik sıfatını yakıştıran sahtekarlar arasında mücadeledir. Kim kazanacaktır?. Demokrasi kazanacaktır. Yani baş örtülüler iktidar olacaklardır. Ama başlarını açacaktır. Adil Düzen geldiğinde baş örtüsü evlilikteki statüsünün simgesi olacaktır.

ERKAN
18.07.2009
05:21

Sayın Hocan Nasılsınız, diyelim öncelikle bana göre Türkiye’de İki çeşit nikah var, birincisi dini nikah İkincisi Resmi Nikah Mut’a nikâhı ne bilmiyorum Sorularla İslamiyet sitesinden kopyaladım (ücret mukabilinde belli bir süre için kadınla evlenmektir. Câhiliyette mubah olduğu gibi İslâm’ın ilk günlerinde de mubahtı. Sonra nesh edilip yürürlükten kaldırıldı.

Tirmizî şöyle diyor: "Mut’a nikâhı İslâm’ın ilk günlerinde idi. Adam bir şehre gittiğinde kimse ile tanışmadığından orada kalacağı süre kadar bir kadınla evlenebilir. O da eşyasına bakar, muhafaza eder, işini düzene kordu.") diye yazmışlar.

Saygılarımla,

Erkan TULACI





Sayı: 5 | Tarih: 12.7.2009
Yılmaz Özdil
Jetskici ulema...
1708 Okunma
28 Yorum
Leyla Okta
Nazlı Ilıcak
One minute Hu Jintao!
1569 Okunma
4 Yorum
Fatma Karuç
Hayrettin Karaman
Hz. Ali döneminde muhalefet
1202 Okunma
Hilmi Altın
Ahmet Hakan
Eğer bir başı açığa gönül verse idim
889 Okunma
2 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Altan
Irk ırkçısı, din ırkçısı, mezhep ırkçısı
874 Okunma
2 Yorum
Mehmet Hikmetumut
Ahmet Turan Alkan
Işıkçı!
872 Okunma
Emine Hocaoğlu
Mahir Kaynak
Uzaktan Bakınca
823 Okunma
1 Yorum
Süleyman Karagülle
Bekir Berat Özipek
Urumçi’den Sofya’ya milliyetçilik böyledir
821 Okunma
2 Yorum
Bünyamin Demir
Cengiz Çandar
“Bilinmeyen İç Asya” - “Anlaşılmayan Küçük Asya”
794 Okunma
Ekrem Fildişi
Ruşen Çakır
TSK bu savaşı kazanamaz
761 Okunma
8 Yorum
Tayibet Erzen
Nihal Bengisu Karaca
Aşk ve Siyaset
741 Okunma
1 Yorum
Hakan Kandal
Ertuğrul Özkök
Kavgayı bitirmek için plan
735 Okunma
1 Yorum
Süleyman Akdemir
Reşat Nuri Erol
Sorunlar ve Çözümler
729 Okunma
1 Yorum
Zübeyir Erol
Toktamış Ateş
Yargının 'cinsi'
726 Okunma
1 Yorum
Osman Eskicioğlu
Bekir Coşkun
Külaha bir ilmik...
713 Okunma
3 Yorum
Ersoy Kılıç
Fehmi Koru
Halkı unutan "ördek"
686 Okunma
Ahmet Kirtekin
Hakan Albayrak
Iraklı Kürtlerle Birlik
655 Okunma
2 Yorum
Veysel İpekçi