Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Yusuf Kaplan - Yeni Şafak Ali Bülent Dilek
Bütün darbeler İslâm’a karşı yapılmıştır!
284 Okunma, 0 Yorum

Bütün darbeler İslâm’a karşı yapılmıştır!

02 Mart 2018, Cuma

YUSUF KAPLAN

28 Şubat’ın üzerinden 21 yıl geçti; ama bu ülkede yol açtığı yıkım hâlâ sürüyor...

Ülke soyuldu; kaynakları talan edildi. Darbenin kendisi de “laiklik elden gidiyor” diye yapıldı; ülke de her fırsatta “laiklik, Kemalizm” sloganları atan tipler tarafından soyuldu.

Şunu artık herkes dürüstçe itiraf etmeli: Bu ülkede güçlerini korumak ya da güce ulaşmak için insanların tepe tepe kullandıkları aparatlardan biri laiklik, diğeri de Kemalizm olmuştur.

Bu konuyu, ülkemizin birliğe, dirliğe, kenetlenmeye ihtiyaç hissettiğimiz kritik günlerden geçtiğimiz şu günlerde daha fazla uzatmak istemiyorum.

28 ŞUBAT BİTTİ GÜYA; BAŞÖRTÜSÜNÜ KAZANDIK AMA “TESETTÜRÜ” KAYBETTİK!

................................

BÜTÜN DARBELER İSLÂM’A KARŞI YAPILDI!

Darbe tehlikesinin ortadan kalkması, bu ülkede bütün “ipler”in bu ülkenin has çocuklarının eline geçmesiyle mümkün olabilir ancak. Bu konuda ciddî mesafe kat edildi ama henüz bu ülke gerçek anlamda istiklaline kavuşabilmiş değil. O yüzden yaşadığımız şey, Türkiye’nin istiklâl ve istikbal mücadelesidir.

Şunu söyleyebilecek durumdayız artık: Bu ülkede, bütün darbeler, laiklik adına ve İslâm’a karşı, toplumun İslâmî ruh köklerine sahip çıkmasını önlemek aracıyla yapılmıştır.

O yüzden 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi, 28 Şubat’ın uzantısıdır.

İslâm, 28 Şubat’ta “irtica” denilerek hedef tahtasına yatılmıştı; 15 Temmuz’da ise gerçek bir “cemaat”le ilgisi olmayan, hırsızlık, yolsuzluk, montaj, şantaj, kasetlerle mafya vârî bir örgüt öne sürülerek, bütün cemaatler hedef tahtasına yatırıldı; hedef bütün gelenekleri, temelleri yerle bir edilen İslâmî duyarlıkların ve hayatın sigortası olan cemaatlerin şeytanlaştırılması ve böylelikle toplumun İslâm’la ilişkisinin sıfırlanma noktasına ulaştırılmasıdır.

Ne yazık ki, toplumun büyük bir kesimi bu zokayı yutmuştur.

Oysa iki asırdır Müslümanların İslâm’la ilişkilerini sürdürmesini sağlayan devletler değil cemaatlerdir.

Yine sömürgecilere karşı direnenler Afrika’dan Kafkaslar’a, İhvan’dan Cemaat-i İslâmî’ye kadar Müslüman cemaatlerdir. Mesela küresel sistemin lordları, Mısır’la savaşmıyor; İhvan’la savaşıyor...

Cemaatlerin bu zor süreçteki sorunlarını, zaaflarını konuşmaya gerek bile yok; bunları yazıyorum zaten. Ama cemaat olmadan İslâm yaşanamaz! Rahmet Elçisi peygamberimizin emri ve uygulaması bu şekildedir.

Vesselâm.

https://www.yenisafak.com/yazarlar/yusufkaplan/butun-darbeler-islma-karsi-yapilmistir-2044675

YORUM;

Bu ülkenin has çocukları kim?

Yazarımız 28 şubatın üzerinden 21 yıl geçti ama hala etkileri sürüyor,

darbe tehlikesi hala olası ancak bunu önlemenin tek yolu iplerin

tamamen bu ülkenin has çocuklarının eline geçmesiyle mümkündür demiş.

Bende diyorum ki bu ülkenin has çocuklarının kim olduğuna kim karar verecek

ekseriyet mi vatandaşlık mı?Ekseriyet demek malum %51 demek.

Peki geriye kalan %49 üvey çocuk mu veya hain mi?

İşte bölünmenin gerçek sebebi  bu  ekseriyetin ele geçirilmeye çalışılmasıdır.

Halbuki 50 yılını bu konularda ilmi  ve tecrübi çalışmalarla geçiren Akevlerin

bu konudaki çözümü gayet basit "ekseriyet değil hicret demokrasisi ve milli mutabakat hükümeti."

Bunu bir alıntıyla  billurlaştıralım"KUR’AN DÜZENİ”NDE “kanun sistemi” yoktur. Kurallar “içtihatlarla, sözleşmelerle, ortak vekillerle ve hakemlerle” belirlenir. Herkes kendisinin veya vekilinin aldığı kararlara uymakla yükümlüdür. Kimse başkası için karar alamaz. Bunun sağlanması için on ailelik ocaklar ile bin ailelik bucaklar oluşturulur. Herkes kendi ocağında yaşar, kendi bucağında çalışıp üretir. Ocağını ve bucağını beğenmeyen, istediği ocağa ve bucağa göç eder (HİCRET). Göç edenin taşınmazları devlet tarafından cari değerleri ile satın alınır. Yeter sayıda ortak bulursa ocağını ve bucağını kendisi kurar." http://www.akevler.org/AkevlerMakaleler/2785/CokYor/10053/Suleyman-Karagulle/Islam-ve-Laiklik

Demek ki yine bizim temel tezimiz tek  çözümdür." İnsanlar iyidir. Kötü olan düzendir. Kim gelirse gelsin, düzen değişip düzelmedikçe kötülük ortadan kalkmaz. "

Bugün Türk halkı nerdeyse yarı yarıya  ikiye ayrılmış durumdadır eski tabirle muvafıklar muhalifler ;muvafıklar iktidar yanlıları muhaliflerde iktidara karşı olanlar olarak.

Bu durumu dost, düşman ve  dünyada gördüğü için ayrıca  taraflar birbirlerini hainlik ve hatta terör yanlısı gördükleri için maalesef  Türkiye'nin dünyada sözüne itibar kalmamış gibidir sadece halkı müslüman ülkeler Türkiye'yi bir ümit olarak görmekte fakat onlarında

irapta mahalli yok gibidir.

Son söz olarak acil olarak parlamenter sisteme dönülüp, hiç bir gurubun meclise girmesi önlenmeden milli mutabakat hükümeti kurulmadan,  tek başına hükümet

olan bir partiyle ve partili bir cumhurbaşkanıyla ülkenin iç ve dış sorunları

çözülemeyeceği gibi yazarımızın  da arzuladığı İslam medeniyeti atılımı gerçekleşmeyecektir.

Merhum Erbakan hocamızın 30 sene önce müracaat ettiği bu konudaki tek adres bugün de tekliğini korumaktadır AKEVLER.

Yusuf hocam güzel temennileriniz ve tahlillerinize, teşhislerinize tamam ama

tedaviye gelince buyurun Akevler Adil Düzen çalışmalarına katılın ve katılımlar

sağlamaya çalışın henüz vakit varken vesselam...

 

 

Ali Bülent Dilek



YorumYap

Sayı: 455 | Tarih: 4.3.2018
Ergün Diler
Şamarın sesi
Sermaye’nin sonu
336 Okunma
1 Yorum
Süleyman Karagülle
Yusuf Kaplan
Bütün darbeler İslâm’a karşı yapılmıştır!
Bu ülkenin has çocukları kim?
284 Okunma
Ali Bülent Dilek
Ahmet Hakan
Saadet de tıpkı Milli Selamet gibi anahtar parti oldu
Adil Düzen’in üstünü kapatmak
246 Okunma
1 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Uğur Dündar
Bir Yiğit i Kurtarmak
DEVLETE CANLAR FEDA
197 Okunma
Hüseyin Bağdatlı
Mehmet Barlas
Beyazperdede yakın tarihi yeniden yaşamak mümkündür
Sermaye'nin gölgesinde sanat
187 Okunma
Tayibet Erzen