Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Oktay Ekşi - Hürriyet Vahap Alma
PKK meşrulaştı
862 Okunma, 15 Yorum

PKK meşrulaştı – 23.10.2009


ERGENEKON davasının dünkü duruşması sırasında, Cumhuriyet Savcısının ve Yargıçların, orada tutuklu meslektaşımız Mustafa Balbay'la göz göze gelip gelmediklerini doğrusu çok merak ediyoruz. Bunu, duruşmaya katılan ve sadece “aydın bir Atatürkçü” olan öteki sanıklar için de sorulmuş sayabilirsiniz.

Acaba içleri cız etmedi mi?


Öyle ya... Onlarda da vicdan var.


Savcı ve Yargıçlar eğer televizyon izledilerse veya gazete okudularsa eminiz, iki yıl önce Dağlıca'daki askeri karakolumuza baskın yapılmasının yıldönümünde yaşananları görüp en azından biraz düşünmüşlerdir.


Anımsayacağınız gibi 250-300 PKK'lı tarafından yapılan o baskında 12 askerimiz şehit olmuş, 16'sı yaralanmış, 8'i de esir düşmüştü.


Habur'dan, üzerlerinde PKK üniforması olduğu halde üstelik zafer işareti yaparak Türkiye'ye giren -belki de Dağlıca baskınına katılmış- PKK'lıların yargı huzuruna çıktıktan 10-15 dakika sonra “Suçunuz yok, serbestsiniz” denerek salıverilmeleri herkes için yeterince ders teşkil etmeli.


Resmen “Biz PKK'lıyız. Pişmanlık filan da ifade etmiyoruz. Önderimiz çağırdı geldik” diyenlere, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı başta olmak üzere,
Şırnak Valisi dahil tüm devlet görevlilerinin “kahraman” muamelesi yapmasına bakınca doğrusu Başbakan Tayyip Erdoğan'ın şimdi neden şikâyet ettiğini anlayamıyoruz.


Cumhurbaşkanı' bile -gerekirse- huzuruna çağırma hak ve yetkisine sahip olan “mahkeme”yi, düne kadar “terörist” dediğiniz insanların ayağına gönderen bugünkü siyasi iktidar değil mi?


Onlara “yalan ifade” verdirip salıvermek için her türlü tertibi yapan bugünkü siyasi iktidar değil mi?


Bu ülkede “yargının bağımsız olmadığını” inkâr edilmez kanıtlarla ortaya koyan bugünkü siyasi iktidar değil mi?


Dağdaki eşkıyaya devlet töreni düzenleyen, ama öte yanda temel niteliği Atatürkçülük olan aydınların sorgusuz sualsiz aylarca tutuklu kalmasının alt yapısını hazırlayan bugünkü siyasi iktidar değil mi?


Yaşananlara bakınca “Biz bu projenin hiçbir yerinde bulunmayız. Çünkü bunun bir ihanet projesi olduğuna inanıyoruz” diyecek kadar sert konuşan Devlet Bahçeli'nin ve ne idüğü belirsiz bu “açılım”a, “Önce dağarcığınızda ne var görelim, sonra konuşalım” ihtiyatıyla yaklaşan Deniz Baykal'ın haksız olduğunu söyleyebilir misiniz?


Şimdi ne oldu?


İkide bir “kırmızı çizgi” ilan edip sonra tam tersini yapmakla şöhret kazanan bugünkü iktidar, bir kere daha vahim bir utanç tablosu içine düştü.

Ceza Yasası'nın 221'nci maddesini uygulama dışında hiçbir seçeneğin söz konusu olmadığını defalarca savunan bu iktidar, PKK'lıların belini kıramayınca, “devletin” belini kırdı.


Onunla da kalmadı, Deniz Baykal'ın dün çok isabetle söylediği gibi PKK'yı meşrulaştırmış oldu.


Dahası, bugüne kadar PKK'ya uzak duran Kürt kökenli insanlarımızı PKK'ya sempati duymaya davet etti.


Anaların gözyaşı böyle mi dinecek?                                                   

 

 

 

     Yorum:

 

     Haklı Sevinç

 

     Türkiye’de 30 yılı aşkın bir süredir devam eden ‘Kürt Sorunu’nun çözümü için yapılan girişimler başlangıç noktasında meyvelerini vermiş gibi görünüyor. Bu süre zarfında insanların kendi çapında çektiği sıkıntılar malum. Ülke bazında ve kişisel anlamda verdiği zararların büyüklüğüne göre yapılan sevinç gösterileri gayet yerinde ve normal bir tepkidir.

 

     Kendi çıkarları için insanların hiç istemedikleri bir savaş ortamı dayatacaklar, insanlara zarar verecekler, kiminin eşi kiminin çocuğu, babası, kardeşi, amcası, dayısı ve kız kardeşi ya şehit olacak ya da dağlarda ölü-diri haberini bile almakta zorlanacaklar ve bu savaşın bitme sinyalleri verildiği anda bunların sevinç çığlıklarını abartı bulacaklar, tahrik edici bulacaklar ve zafer işaretlerine göndermeler yapılacak. Sonuç; Barış açılımında sekte!

 

     Ahmet Türk, Diyarbakır’da yaptığı konuşmada; ‘’Bu bir yenilgi veya zafer değildir. Bu sevinç ve kutlamalar barışı karşılamak için yapılıyor.’’ dedi. Demek ki niyeti samimi ve süreci olumsuz etkilemek istemiyor. Bu bağlamda bu sevinç gösterilerinin sadece Kürt’ler değil tüm Türkiye’de yapılması gerektiğine inanıyorum ve barışa zarar verecek her türlü demeci kınıyorum. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de bize verilen mesaj açık ve nettir.

     Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah'a tevekkül et, çünkü O işitendir, bilendir.(Enfal-61)

 

     Allah, barışın tesisinde çalışmak isteyen herkese yapmak istedikleri hayırlı işlerde başarı nasip etsin.

Vahap Alma

Yorumcu
Yorum
HAWAR
28.10.2009
12:26

Leyla hanım çok açık ve net soruyorum size, bu problem nasıl çözülür sizce? Düz mantık yürütelim şimdi, dağdan inişlerin sürmesi ve Lütfü hocanın dediği gibi kanserin ilerlememesi için vücuttan atılması gerekiyor. Bu da af yada ona benzer uygulamalarla olur bunların dışında bütün uygulamalar denendi ve başarıya ulaşılmadı malesef. Şehit ailelerinin tek ve en büyük istekleri bence bir daha kimse acı çekmesin başka şehit verilmesindir.MHP ve CHP şehit aileriyle birlikte bu açılımı istemiyoruz mitingi yapacaklarmış.Bu kan üzerinden oy toplamak değilmidir? Oy toplayayım derken hem şehit ailelerinin acıları istismar edilecek hemde provakasyona müsait bir ortam hazırlanacak bu da halklar arasında kavgaya sebep olabilir. Sadece kuşkularımızı dile getiriyoruz.Siz yaşadığınız toplumdan ve çevreden eğer böyle bir tehlikeyi göremiyorsanız ben ne yapayım.ALLAH bu süreci kazasız ve belasız provakasyonlardan uzak mutlu sonu görmemizi nasip etsin AMİN....

nujiyan
28.10.2009
13:04

selamlar;

laiklik tartışmalarını hatırlatan bi şekilde devam edilyor yorumlara. herkesin barış, terör, açılım tanımları kendine. bu kendinelik karşı görüşleri anlamayı engeller, çünkü eldeki tanım kişiyi haklı gösterir. arabesk kaçacak biraz ama "herkesin haklı" olduğu bi durum! mu? demek kalıyor.

haklılık eğer "doğru" - "hak" kavramı ile ele alınacaksa bir tane olur. doğruyu yakalayabilmek için çerçeveyi geniş almak ve objektif olmak gerekir.

konu "tabu" bir konu; 90 lı yıllara kadar dilini konuşmanın yasak olduğu kart-kurttan gelen kişilerin merkezde olduğu bir konu öyle karmaşık ki, sebep-sonuç karışıklığı had safhaya ulaşıyor. şöylee ki terör bozuk sistemden mi kaynaklanıyor? yoksa terör sistemi mi bozuyor? terörü yapan yani terörist kimdir? "ÖZ ünde TEMİZ" görünen kahramanlar mı? herkesin kahramanı-teröristi kendine.

bu ülkede yaşanan bir çok olay kazın sudan çıkması ile anlam kazanıyor. kazın ayağının öyle olmadığı geç anlaşılıyor. her teröristin her kahramanın kendi hikayesi olduğu unutuluyor.

ergenekon duuşması devam ederken , ergenokan adında siyasi parti kurma faaliyetleri yapılıyor, eğitim zaaiyati! şehitlerin törenlerinde şavaş çığırtkanlığı yapılıyor, kitle iletişim araçları toplum mühendisliği yapmaya devam ediyor. görevden alınan, yargılanan muvazzaf subahlar detay haber olurken silopiden, nusaybinden, diyarbakırdan canlı yayınlar kesintisisz devam ediyor. il jandarma komutanın 9defa müebbetle yargılandığı davadan kimin haberi var, bilge köyü katliamı ile alakalı kimlerin soruşturmayay dahil edildiği kaç haber programında yayınlandı? faiili meçhullerden sadece olay anın da bahseden, katliamdan sadece olayın vahşetini ve bölge halkıyla alakalı psikolojik değerlendirmeleri yapanlar son gelişmeleri detay olarak görüyor. yani kazın ayağı öle değilmiş diyemiyor.

açılm konusunda da kaz sudan çıkınca aynı ilgi devam edecek mi? gelenlerin teslim mi olduğu , talimatla mı geldiği, pişmanlıkları şimdiki gibi konuşukacak mı?

susurluk kazasında 1 dk aç kapa ışık- aydınlık isteyenler o dönemi unutmadımı, 60-70-80 de darbe muhtıra olaylarını yaşayanlar unutmadı mı? her birnde kazın ayağı sonradan görüldü, kahramanlar-antikahramana, günah keçisine dönüşmedi mi?

açılımın kimleri ekonomik, kimleri siyasi, kimleri sosyal olarak etkilediği bilinmiyor mu?

ellerinde cetvelle dolaşan kafa tasçıların devamı karşıtlarını yaratarak mümkün.

üç bin yıllık askermillet, militer siyasetçi, asker-devlet anlayışı tehdit ve düşman yaratarak mümkün.

açılım ve karşılama mevzuunu bu açıdan görmeye çalışalım. kim terörist,kim kahraman, kim pişman, kim yönlendirilmiş sorularından çok yeter diyebilmek gerekir. kazın ayağı yine perdeli bir biçimde çıkacak karşımıza. her türlü barış girişimine destek vererek toplum mühendislerine, her olayda tehdit-öcü gösterenlere, kan üzerinden siyaset yapanlara toplumu bölüştürenlere hareket alanı bırakmamak gerekir.

saygılar

Lütfi Hocaoğlu
28.10.2009
14:04

Nujiyan kardeşimizin dediği gibi olayların görünen yüzü ile görünmeyen yüzü arasındaki fark hep sonradan çıkar. Ancak önceki olaylar bize sonraki olayların nereye gideceği konusunda bilgi verir.

Bugün Ergenekon adı altında yargılanan örgütün Susurluk davasında örtbas edilmesi hadisesi zihinlerde. O zamanlar hep şu söylendi. Abdullah Çatlı ve ekibi özel bir amaç için ellerine silah verilen bir gruptu. Ancak sonrasında serbest bırakılınca bu kimseler alıştıkları silahlarını bırakmadılar ve hemen içeride örgütlendiler, sonrasını herkes biliyor artık.

Bugün PKK’lılar dağdan inip geliyorlar. Ama bu insanlar dağa neden çıktı? Eğer dağa çıkma nedenini çözemiyorsanız gelecekte bu gelen insanların bir çoğunun ülke içinde mafyavari pozisyonlarda olacağını göreceksiniz.

İkinci bir durum, eğer zeminde adalet oluşumunu sağlayacak sistemleri kuramazsanız, bugün PKK gider yerine başkası kurulur. Bugünkü açılımda tarihin taşlarına palyatif bir çözüm olarak yazılır.

Bütün çözümler sistematik olmalı ve sistem kendi içinde yürür vaziyette olmalıdır. Bir sistem dışarında destekle, itelemelerle ayakta duruyorsa o sistem bozulacak demektir.

Bana göre en temel çözüm adaletin sağlanması için bağımsız hakemlik sisteminin getirilmesi, kısas uygulamasının sistem içinde olmasıdır. Aksi halde atanmış hakimler seçilmiş hakemler gibi bağımsız karar veremeyecekleri için kendilerini atayanlara uyacaklardır. Bu da her dönemde bir grubu mağdur duruma düşürecektir ve bu mağdur olan grup sürekli değişecektir.

Bu nedenle çözümler kişilere, topluluklara özgü olmamalıdır. Çözümler genel olmalı, herkeste adalete güven duygusu oluşmalıdır. Aksi halde geleceğimiz hiç parlak görünmüyor.

Vahap Alma
28.10.2009
14:51

Bizim de aslında anlatmak istediğimiz bu. Başladığımız nokta bu olmalıydı da bizim yaptığımız tartışmalara bakın. Sistematik bir çözüm arayışından çok spesifik dar alanlarda top koşturuyoruz. Bu da Lütfi Bey’in deyimiyle palyatif çözüm olur. Kalıcı çözümün tesisi için de PKK yı taraf olarak görmek şarttır. PKK 10-15 militanla dağlardan şehre inip eşkiyalık yapma peşinde değil, belli bir ideolojiye ve hiç de azımsanmayacak bir taraftar kitlesine sahip bir örgüttür. Dolayısıyla barış için de bir taraftır. Türkiye de, verilen şehitlerin amaçsız olmadığını kanıtlamak isterse bu barışı sağlamak zorunda. Türkiye’nin bu hareketi PKK’yı terörist görenler ve görmeyenler için de aynı neticeyi doğurur.

Lütfi Hocaoğlu
28.10.2009
18:07

Bir devletin bir terör örgütünü taraf olarak görmesi o devletin siyasi olarak bittiğini gösterir. Fiili olarak taraf da olsa taraf olarak görülemez. Bu bir kaidedir ve Türkiye’de bu kaideye uyacaktır.

Burada taraf olma görevi DTP’ye düşerken o ne yaptı, işi çıkmaza soktu. Ben PKK’nın partisiyim demek istedi ve işi karıştırdı.

Siyasi konjonktörler gereği göreceksiniz hiç bir zaman PKK taraf olarak görülmeyecektir. İş çıkmaza girse ve sonuca varmasa da bunu siyaset bilimciler çok iyi bilir ki PKK taraf olarak görülemez.

DTP’nin aklını başına toplayıp PKK’dan bağımsız olarak davranması, en azından böyle göstermesi gereklidir ki (herkes öyle olmadığını bildiği halde) iş yürüsün. Aksi halde tıkanıklık çözülmeyecek görünüyor.

Sayfa: 2 / 2 (15 Yorum)Prev1[2]Next


YorumYap

Sayı: 20 | Tarih: 25.10.2009
Hakan Albayrak
Başbuğ için istifanın tek alternatifi
1454 Okunma
Veysel İpekçi
Oktay Ekşi
PKK meşrulaştı
862 Okunma
15 Yorum
Vahap Alma
Fatma K. Barbarosoğlu
Cumhuriyetin Dindar Kadınları veya
740 Okunma
Fatma Zafer
Mehmet Şevket Eygi
Çarpık ve Azgın Bir Toplum Ne Zaman Batar?
671 Okunma
Emine Hocaoğlu
Nihal Bengisu Karaca
Hangi yöne dönse açılıma tosluyor
644 Okunma
Hakan Kandal
Mahir Kaynak
Siyaset müzesi
621 Okunma
2 Yorum
Süleyman Karagülle
Cengiz Çandar
Çuvala sığmayan 'kâğıt parçası'
614 Okunma
Ekrem Fildişi
Ahmet Taşgetiren
Süreç öncesinde gerçekte ne oldu?
610 Okunma
Zübeyir Erol
Ahmet Hakan
Al sana İsrail karşıtı yazı
607 Okunma
2 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Hayrettin Karaman
İki Batı
599 Okunma
Hilmi Altın
Bekir Berat Özipek
Baran’ın eve dönüşü için yolu açık tutmalı
597 Okunma
2 Yorum
Bünyamin Demir
Ahmet Altan
Bu böyle kalmaz
589 Okunma
Özer Ataç
Yılmaz Özdil
Apo paşa
587 Okunma
1 Yorum
Leyla Okta
Can Ataklı
Sessizliğe inanıp her şey çok güzel sanmayın
564 Okunma
1 Yorum
Mesut Karaaytu
Ali Bulaç
Başbakan'a örtük mektup (1)
563 Okunma
1 Yorum
Ahmet Yasir Erol
Nazlı Ilıcak
Bardağı yere bırakın bugün
558 Okunma
2 Yorum
Fatma Karuç
Rasim Ozan Kütahyalı
Hepimizin katili bu düzendir!!
557 Okunma
Recep Yıldırım
Mehmet Altan
Son dakika...
538 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Zülfü Livaneli
Ezber bozma yazısı
531 Okunma
Ali Bülent Dilek
Mehmet Niyazi
Toplumsal sorumluluk
530 Okunma
Abdurrahman Erol
Fikret Bila
Erdoğan'dan sitem
518 Okunma
2 Yorum
Harun Özdemir
Ruşen Çakır
Sil baştan olur mu? Olursa ne olur?
503 Okunma
4 Yorum
Tayibet Erzen
Fehmi Koru
Renk cümbüşü ama tek sesli
485 Okunma
Ahmet Kirtekin
Reşat Nuri Erol
Bu gripte bir domuzluk var
469 Okunma
Ilker Ardic