Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Mehmet Barlas - Sabah Tayibet Erzen
Toplum yeni bir siyasallaşma sürecinin eşiğinde...
519 Okunma, 1 Yorum

04.04.2013

Doğa gibi toplumların siyasal yapılanması da, tekrarları içeriyor.
Hatırlayın 1970'leri ve 80'leri...
Dünyadaki bütün ülkelerde toplumun her kesiminde yoğun bir siyasallaşma (politizasyon) vardı.
Avrupa ülkelerindeki gençlik ayaklanmaları Amerika'da Vietnam Savaşı'na karşı örgütlü direnişlere dayanmıştı. Güvenlik güçleri üniversitelere giriyordu.
Sonra savaş bitti ve Amerikan gençlerinin artık eğitimlerine ve yarınlarına dönmeye başladıkları gözlemlendi.
Türkiye'deki siyasallaşma, tabandan tepeye yayılan sağ-sol kamplaşmasına ve kentlerin bile paylaşılmasına dayanmadı mı?
1980'in 12 Eylül askeri müdahalesine dayanan günlerde zirveye çıkan bu siyasallaşma süreci, sivil demokrasiye geçildikten sonra Turgut Özal'ın "
4 Eğilimi Birleştirme" projesi ile bir ölçüde sona erdi. Bazıları bu süreci "Futbolcu gençlik mi yetiştiriyoruz" diyerek eleştirmekteydiler.

Gündemde yeni bir madde

1984'teki "
Eruh Baskını"ndan sonra, siyasetin gündemine Kürt realitesi bölücü terör ile birlikte girdi.
Ama bu zemindeki siyasallaşma Türkiye'nin tümünü ve bütün toplum kesimlerini geçmişteki sağ-sol kamplaşmasındaki gibi etkisi altına almıyordu.
Anadolu kentlerinden kalkan şehit cenazelerindeki tepki gösterileri, yaygın siyasal eylemlere dönüşmüyordu.
"
Bölücü terör"le de ifade edilen Kürt sorunu, sanki sadece Güneydoğu Anadolu'nun meselesiydi. Bu sorunu siyasallaşarak Ankara'ya taşımayı amaçlayan Kürt seçmenlere dayalı partileri de Anayasa Mahkemesi hemen kapatıyordu. Şimdi Türk toplumu yeni bir siyasallaşma sürecinin eşiğinde...
Siyasetin sesi yerine silahların sesi duyulurken, nihai değerlendirmede bu bir "
Güvenlik Sorunu"ydu.

Silah değil siyaset

Tamamı için Not supported field expression!

 

Yorum:

Adil Adamlar

Türkiye, tarihinin en büyük sorunlarından biri olarak nitelendirdiği “Kürt Sorunu”nun çözümü için kolları sıvamış, canla, başla çalışıyor. Bunun için ülkenin ileri gelen gazetelerinin köşe yazarlarından tutun da, sinema sanatçılarına, ses sanatçılarına, tiyatro oyuncularına… sizin anlayacağınız gayet renkli bir kadro ile topluma barış getirilmeye çalışılıyor.

İyi de nasıl?

Bu insanlar ellerinde karanfil, ev ev gezip “Hepimiz kardeşiz, bu kavga ne diye…oyyy” türküsünü mü söyleyecekler?

Köşelerinden insanlara savaşın ne kadar kötü bir durum olduğunu, sonuçlarını, ölenleri, esareti, sefaleti mi anlatacaklar?

Filmleriyle savaşta ailesiz kalan çocukların dramını mı sergileyecekler?

Yoksa şarkılarıyla birlik ruhu mu oluşturacaklar?

Bunların hepsi yapıldı ve sadece bir şeye hizmet etti:

Araplar-Müslümanlar = cehalet, eziklik, terörizm

Amerikalılar-Hıristiyanlar = bilim, üstünlük, dünya barışı(!)

Konumuza dönecek olursak: Bu Adamlar tam olarak ne yapacaklar?

Sorun bu kadar büyükse ve çözüm bu kadar zorsa, yorum niye bu kadar alakasız?

Niye bu işi olması gerektiği gibi yani siyasi yoldan çözmüyorlar? Bütün bu şaşalı hazırlıklara ve şova ne gerek var?

Bu bir oyalamadır. Hiçbir yaptırıma sahip olamayacak bu komisyonla acaba ülkede saflar iyice belirginleştirilmeye mi çalışılıyor, yoksa ben mi çok fesadım.

Türkiye’de süregelen adalet sorununun, herkesin selameti için, köklü olarak anayasal yoldan çözüme ulaşması gerekiyor. Dertleri illa bir komisyon kurmaksa, bunu en azından, mesleki kimliğini tamamen bir kenara bırakacak olursak, ilmi ve siyasi yeterliliği olan insanlardan oluşan bir komisyona bırakmaları gerekiyor. Bu komisyon da Akil değil ancak Adil Adamlar’dan oluşturulmalı ve şimdiki gibi göstermelik değil efektif olmalıdır. Hakem statüsündeki bu adamlar, çözüm için masaya oturabilirler ve bu kadar sansasyona yer vermeden çözüm için ortak bir noktada buluşabilirler. Veya, veya…

Tüm bu meşgaleleri bir kenara bırakıp zaten olması gerekeni yapsınlar.

 

 

Tayibet Erzen

Yorumcu 
Yorum 
Reşat Nuri Erol
08.04.2013
07:10

ADİL ADAMLAR...

EVET, AYNEN ÖYLE...

İLİM VE ADALET SAHİBİ ADAMLAR...

AMA...

O ADAMLAR VAR MI?!.

VARSA; NERDELER VE KAÇ KİŞİLER?..



YorumYap

Sayı: 199 | Tarih: 7.4.2013
Mahir Kaynak
Yeni Düzen Ve Bürokrasi
Akil Adamlar Kavramı
635 Okunma
2 Yorum
Süleyman Karagülle
Yusuf Kaplan
Anakıta:'Baba'sız kıta Afrika
Fütuhat ama nasıl?
562 Okunma
1 Yorum
Ali Bülent Dilek
Ahmet Hakan
Hülya Avşar’ı akil insan olarak seçmek
Akıllı insan
559 Okunma
1 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Barlas
Toplum yeni bir siyasallaşma sürecinin eşiğinde...
Adil Adamlar
519 Okunma
1 Yorum
Tayibet Erzen
Mehmet Şevket Eygi
Niçin Kendimizi Sorgulamıyoruz?
Çözümü Duyurmak Zor
505 Okunma
1 Yorum
Emine Hocaoğlu
Hüseyin Gülerce
"Akil İnsanlar" ne yapacak?
Papağanlık...
477 Okunma
1 Yorum
Zafer Kafkas