Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Ruşen Çakır - Vatan Tayibet Erzen
“Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” ve
747 Okunma, 27 Yorum

04.10.2009

AKP’nin siyasi çizgisi, lideri Recep Tayyip Erdoğan tarafından sıklıkla “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” olarak özetlenir. Dünkü AKP Kongresi’nde, bunlara “tek aday” ve “tek liste”yi de eklemek gerektiği ortaya çıktı. Aslında bu yeni bir olgu değil. AKP’liler, parti içi demokrasi konusunda, yollarını ayırdıklarını ilan etmiş oldukları Milli Görüş hareketinin geleneğini koruyorlar. Erdoğan, tıpkı eski lideri Necmettin Erbakan gibi hem tek aday olarak ortaya çıkıyor ve hem de delegelere kendi hazırlamış olduğu listeyi oylatıyor.

Yani dünkü kongrede heyecan hiç ama hiç yoktu, fakat Erdoğan’ın MKYK’dan kimleri çıkarıp yerlerine kimleri alacağına yönelik belli bir merak vardı. Sonuçta 50 kişiden 17’sini değiştirmiş olması AKP yönetiminin bu kongrede epey yenilendiğini gösteriyor. Aslında esas beklenmesi gereken, bu 50 kişi içinden yapılacak Merkez Yürütme Kurulu (MYK) seçimi olacak. Şöyle ki Erdoğan şimdiki MYK üyelerinin hepsini yine listesine aldı, fakat bunların tekrar daha üst görevlere getirileceklerinin garantisi yok. Özellikle yerel seçimlerdeki başarısızlığın faturasının bazı genel başkan yardımcılarına çıkarılması şaşırtıcı olmayacak.

Yeni isimler

Kulislerde konuşulanlara bakılacak olursa, siyasi işlerden sorumlu yardımcılığa, daha önce bu görevi üstlenmiş olan Dengir Fırat ve Abdülkadir Aksu gibi Güneydoğu kökenli bir isim olan eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in getirileceği söyleniyor. Öte yandan Erdoğan’ın teşkilatı, eski İstanbul İl Başkanı Mehmet Müezzinoğlu’na teslim etmesi bekleniyor. Dış ilişkileriyse Suat Kınıklıoğlu’nun yürütecek olması kuvvetle muhtemel.

Diğer ilginç birkaç isme değinmek gerekirse öncelikle Bülent Arınç’a değinmek gerek. TBMM Başkanı olunca parti yönetiminden ayrılmak zorunda kalan Arınç böylece geri dönmüş oldu, fakat başbakan yardımcısı olduğu için daha üst düzey bir pozisyon almayacak.

Benzer bir durum Ahmet Davutoğlu için de geçerli. Davutoğlu Başbakan Başdanışmanlığı döneminde kendisin hep “siyaset dışı” bir figür olarak gösterdi ki haksız da sayılmazdı. Bakan olunca siyasi sorumluluk da üstlenmeye başlayan Davutoğlu, AKP MKYK’sına girerek iyice siyasi bir kimlik edinmiş oldu.

Yeni MKYK’nın dikkat çeken bir başka üniversite kökenli ismi sosyolog Doç. Mazhar Bağlı. Dicle Üniversitesi’nde görev yapan Doç. Bağlı özellikle son dönemde Kürt sorunu üzerine kaleme aldığı yazılar ve katıldığı televizyon programlarıyla dikkati çekiyordu. Onun yönetime girmiş olması, Kürt açılımının iktidar partisinin en öncelikli meselesi olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu.

” diye konuştu. Gerçekten de önümüzdeki haftadan itibaren AKP’yi, hükümeti ve dolayısıyla Türkiye’yi çok çetin günler bekliyor.

 

 Yazının tamamı için tıklayınız.

 

Yorum:

DTP asıl niyetini, başkalarının herhangi bir çaba sarf etmesine gerek bırakmadan, gerek başkan Türk’ün, gerek bazı coşkulu partililerin yaptığı açıklamalarla ortaya koydu. Artık bu saatten sonra da birileri çıkıp DTP’yi parti olarak benimserse, alacakları tek cevap şu ayet olur:

“مَا أَصَابَكُمْ مِنْ مُصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ “

“Musibetten size ne isabet ederse, ellerinizle yaptıklarınız sebebiyledir.” Şura 42/30

İnsan nasıl muamele edilmeyi hak ediyorsa, ona maruz kalıyor. Topluluk kendinde olanı değiştirmedikçe Allah onun durumunu değiştirmez.

AB(Avrupa Birliği)’ye girme uğruna içeriğini okumadan, okusak bile anlamadan, reform paketlerini uygulamaya koyalım, idam cezasını kaldıralım, en az insanların hayvan gibi öldürüldüğü bir yerde sokak köpekleri için mitingler yapan entelektüel hayvan severler kadar komik ve küstah bir tavırla bir savaş suçlusunu Önder! olarak tanımlayan insanlarla muhatap olalım, burnumuzun ucundaki Güneş’i görmeyip Kaf dağına ışık aramaya gidelim (Ha unutmadan, bu arada hep gülümseyelim ve müsterih olalım ne de olsa “Güzel şeyler olacak.”), kendimizi düzeltmeyelim hatta eleştirmeyelim bile, eleştiren olursa da ağzına biber sürelim, kafamızı iyice kuma gömelim, artık asayiş berkemal, sırada ne var, başka ne yapalım? Anavatan güllük gülistanlık olduğuna göre, orta doğuya uzanalım biraz da dünya barışı için çalışalım!

Anladığım kadarıyla hükümet bunları yapabiliyor, çözüm yolunda herhangi bir kaygısı olmadan istediği üslubu takınan DTP’liler çözümün değil, sorunun bir parçası olmayı sürdürürken, onlara hadlerini bildirmek onlara oy vererek meclise sokanlara düşüyor.

 

           

 

Tayibet Erzen

Yorumcu
Yorum
Vahap Alma
16.10.2009
13:27

Ben size ’’açılım’’ için bir an önce-acilen-ivedi-hemen-şimdi bir muhatap bulun diyorum siz parti kursunlar diyorsunuz.. neysss...

Ve çok saygıdeğer Sayın Lütfi Hocaoğlu;

Genel olarak kusursuz çözümün Kuran’da olacağı kesindir. Çözümün sadece kürtlere özgü olarak görünmesinin sebebi de kendi deyimleriyle; dışlanan ve geri kalan ve eğitimsiz kalan ve ayırıma maruz kalan ve bölgelerinde kanla büyüyen ve ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören ve varoluşları reddedilen (ki Allah yarattı) ve çıkar odağı olan ve ve ve... dir.

Parti kurmak ve Kuran kaynaklı bir yönetimin tesisi uzun vadeli işler. Düştüğü yeri yakan ateşin söndürülmesi için, hem de bir an önce söndürülmesi için (Allah’ın rızasını da gözetirsek) bu açılıma (içeriği ve başarısını ilerde göreceğiz) istisnasız destek vermek şart değil mi?

Lütfi Hocaoğlu
16.10.2009
13:36

Burada Hawar kardeşim yazdıklarında son derece haklı ve bu konuda ona aynen katılıyorum. O zulümleri yapanlardan da insan olarak nefret ediyorum.

Vahap ve sen bu konuda beni yanlış anlıyorsunuz. Ben çözüm bulunmasına karşı değilim.

Çözümün kanun çıkarmakla olmadığını söylüyorum, zaten siz de aynı şeyi söylüyorsunuz. Kanunlarda zulüm yapmaya izin veren bir madde zaten olamaz.

Bu anlattığın zulümleri önlemek için Ak parti ne önerdi? DTP ne önerdi? Hiçbir şey.

Zulümleri önlemenin yolu adil hakemlik sistemidir. Ak Parti veya DTP şunu önersin: Hakimlik sistemi yanlıştır, hakemlik sistemi gelmelidir.

Birisine zulüm yapılırsa o kendi seçtiği bir hakeme gider, diğer tarafta bir hakeme gider. İki hakem beraber karar verir. Ortak karar vermezse iki hakem bir baş hakem seçer ve o baş hakem karar verir ve bu 1 hafta içinde sonuçlanır.

Böylece orada öldürülen, parçalanan insanlar için hakeme gidilir. Onları öldürenler hakkında kısas uygulanır ve insanlar bilirler ki ben birine zulmedersem aynısı bana yapılacak. Kulağa kulak, göze göz, dişe diş, yaraya yara, cana can.

Gördüğünüz gibi çözüm çok basit: Hakemlik sistemi ve kısas uygulaması. Bu da uzun vadeli bir iş değildir. Açılım için çıkaracakları kanunlardan çok daha sade ve kısadır.

Bu çözümü siz Ak Parti veya DTP’nin önereceğini düşünebiliyor musunuz?

İnanın öyle bir dertleri yok. DTP ırkçılık politikası yapıyor. Dayandığı yer PKK. Ak Parti de oy derdinde.

Ben Kürtlere yapılan zulümler konusunda önyargılı olma riskini taşıyorum, bunu kabul ediyorum, çünkü orada yaşamıyorum. Ama siz de DTP konusunda ön yargılı olabileceğinizi düşünün. Türkiye’de hangi partinin iki başkanı vardır, DTP dışında. Yani diyorlar ki bizim partinin başkanı biz değiliz, biz iki başkan yardımcısıyız aslında. Başkan başkası diyorlar.

Sizin üzerinize düşen en yakınınızdaki DTP’ye gidin, onlara hakemlik sistemi ve kısas uygulamasının gelmesiyle zulmün kalkacağını anlatın. Açılım da bunu önermelerini söyleyin. Bakın size ne diyecekler. Ben bunu ben çok sıkı müslümanım diyenlere söylüyorum, sadece gülüyorlar, böyle şey olur mu diyorlar. Yani Allah’a inanıyorlar ama Allah’ın en iyiyi söylediğine inanmıyorlar. Refah Partisine (iktidardayken) ve AKP’ye de bu önerildi ve ne dediler biliyor musunuz: “Bunlar şimdi olmaz. Bu Adil Düzendir.” Yani diyorlar ki bizim işimiz Adil Düzeni getirmek değil, günün şartlarında hüküm sürmek.

Allah hepimizden razı olsun.

Tayibet Erzen
16.10.2009
16:53

Denize düşüp yılana sarılan Vahap arkadaşımız ne olduğuna bakmadan açılım paketine(ki ne olduğunu da bilen yok) eyvallah demeyi uygun görüyor da, uzun vadede kalıcı çözümlere burun kıvırıyor. Bence bu tartışmaya arkadaşımız gözlüklerini çıkardıktan sonra devam edelim.

Vahap Alma
16.10.2009
17:15

Tayibet Hanım..

Benim şu anda kişisel olarak maddi ve manevi bir sıkıntım yok ve anlattıklarımdan hiçbiri benim başıma gelmedi. (Allah’a Şükür) Dolayısıyla denize düşüp yılana sarılma tespiti temelsiz bir tepki tabiridir. Sizin keyfiniz yerinde. 10 yıl sürmüş 100 yıl sürmüş umurunuzda değil tabi.. sizin gözünüzün önünde olan bir şey yok. Sadece televizyonda 19.00 haberlerinde iki kareden ibarettir bildikleriniz. Olayların ne derece vahim bir durumda olduğu da sizin için muammadır.

Sizden ricam Lütfi Bey’in yazısını okuyun da kimin gözlüklü olduğunu daha çabuk kavrayın.

Tayibet Erzen
16.10.2009
19:37

19 haberleri haa :)

Ateş düştüğü yeri yakmıyor, Vahap Bey! Öyle olsaydı sıcacık koltuklarımızı rahat hayatlarımızı bırakıp burda olmazdık. Düzenin ne kadar yanlış, ne kadar adaletsiz ve kötü olduğunun farkındayız ve bir şeylerin değişeceğine daha da önemlisi ancak Kur’an’la değişeceğine iman etmişiz ki burada canla başla çalışıyoruz. Ama siz hala çürük temel üzerine bina kurmaya çalışıyorsunuz, ama o enkaz altında kalan siz olmazsınız, ne de olsa. Hani başkalarının canı yanıyor, biraz daha mı yansın?

Vahap Alma
16.10.2009
23:32

Evet 19.00 :)

Bakın Tayibet Hanım;

Tamamen bihabersiniz ve herşeyin düzelmesini istemiyorsunuz demedim zaten. Hele hele Kuran ve Kuran eksenli bir düzen için çalışıyor olmanız gayet yerinde ve takdir edilecek bir durum. Benim anlatmak istediğim; Hani bazı parti ve kurumların ’’acil eylem planı’’ olur ya. Bu işin de acil eylem planından bahsediyorum. Zaten ilelebet kalacak tek sistem Kuran sistemidir. Buna itiraz apsürt olur.

Sizden istediğim ya da beklediğim; konuşmalarınızı bir kumanda merkezinden yönetirken, yönettiklerinizin hassasiyetlerine daha saygılı ve duyarlı olmanızdır. Çünkü istedikleri yeni parti yeni düzen yeni yeni yeni değildir. İstedikleri şimdilik bu savaşın son bulmasıdır. Sizin yiyecek ekmeğiniz yoksa arba almayı düşünmezsiniz. Çünkü araban önce ekmeğe ihtiyacınız vardır. Bizim de öncelikle Kuran’a ihtiyacımız var. Kuran’ı hayatımızın hukuki ve sosyal alanına egemen kılmamız için önce bu savaşın durması şart. Sadece bunu görün yeter.

Allah hayırlısını nasip etsin...

Tayibet Erzen
17.10.2009
00:17

Öncelikle duanıza canı gönülden AMİNN diyorum.

Düşüncelerimi ifade ederken saygısız ya da düşüncesiz bir tavır sergilediysem, bütün samimiyetimle özür dilerim. Çünkü gayem boş eleştiri ya da kırıcı tutumlar sergilemek değildi (kişisel değil, tamamen kitleye yönelik bir ifadeyi kastediyorum)

Madem Ku’ran rehberliğinde hemfikiriz, o zaman O’na kulak verelim, O bizi çözüme götürecektir. Bu anlamda çözüm önerimde bir değişim olmadığını söyleyerek yazıma son veriyorum.

Sayfa: 3 / 3 (27 Yorum)Prev12[3]Next


YorumYap

Sayı: 18 | Tarih: 11.10.2009
Mehmet Niyazi
Rejim ve anayasa
749 Okunma
Abdurrahman Erol
Ruşen Çakır
“Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” ve
747 Okunma
27 Yorum
Tayibet Erzen
Mehmet Şevket Eygi
Kuran'da Nasıl Birleşeceğiz?
632 Okunma
2 Yorum
Emine Hocaoğlu
Oktay Ekşi
Kuran Kursları
627 Okunma
1 Yorum
Vahap Alma
Fikret Bila
Atalay: DTP yan çiziyor
618 Okunma
Harun Özdemir
Reşat Nuri Erol
Saadet anlayışı ve AKP zihniyeti
606 Okunma
Ilker Ardic
Mahir Kaynak
Ekonomi zirvesi
598 Okunma
Süleyman Karagülle
Nazlı Ilıcak
Baykal eleştirilerinde haklı mı, haksız mı?
561 Okunma
3 Yorum
Fatma Karuç
Ahmet Altan
Fantezi
556 Okunma
Özer Ataç
Ahmet Taşgetiren
Gençler, ah gençler
549 Okunma
Zübeyir Erol
Yılmaz Özdil
Baykal nasıl 'milli' oldu?
548 Okunma
Leyla Okta
Fatma K. Barbarosoğlu
Sosyal Problemler konusunda Din ve Diyanet
535 Okunma
Fatma Zafer
Can Ataklı
Ya dinlemeler hedef değiştirirse?
529 Okunma
Mesut Karaaytu
Nihal Bengisu Karaca
Birlik ya da beraberlik
519 Okunma
Hakan Kandal
Ali Bulaç
Liberal fetva arkadan gelir!
510 Okunma
Ahmet Yasir Erol
Mehmet Altan
Kırmızı alarm...
509 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Cengiz Çandar
Erivan'dan Bursa'ya 'tarih'i yeniden yazmak
499 Okunma
Ekrem Fildişi
Hayrettin Karaman
Bu CHP ne zaman değişecek
493 Okunma
Hilmi Altın
Toktamış Ateş
Hukuk devleti
479 Okunma
Osman Eskicioğlu
Fehmi Koru
Zürih'te atılan imzaların anlamı
463 Okunma
1 Yorum
Ahmet Kirtekin
Mümtazer Türköne
Artık Zaman’ı geldi
454 Okunma
1 Yorum
Arif Ersoy
Ahmet Hakan
Biraz uzaktan kongre notları
438 Okunma
6 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Zülfü Livaneli
Hayata dair – 37
415 Okunma
1 Yorum
Ali Bülent Dilek
Bekir Berat Özipek
Siyasette görme bozukluğunun nedenleri
382 Okunma
Bünyamin Demir