Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Ahmet Hakan - Hürriyet Lütfi Hocaoğlu
Her şeyin bir sebebi var
995 Okunma, 1 Yorum

12.10.2012

- BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan’ın Alex’i kabul etmesinin sebebi: Aziz Yıldırım’ı ifrit etmek.

- Seda Sayan’ın “Tecavüzcüler hadım edilsin” yemeğini yeniden pişirip servis etmesinin nedeni: Kıtır atıp gündeme gelmek.

- Hükümetin “Seçilme yaşı 18’e insin” önerisinin sebebi: MHP’yi oyalamak...

- Hükümetin “Askerler de oy kullansın” önerisinin sebebi: CHP’yi oyalamak...

- Fatih Erbakan’ın “AKP’ye katılmam” açıklamasının sebebi: Kendisini önemli biri gibi göstermek...

- Hüseyin Çelik’in Milli Gazete’ye bile ayar vermesinin sebebi: Hiçbir boşluk bırakmamak...

- Bülent Arınç’ın “Ben hep içimden geldiği gibi konuşurum” demesinin sebebi: İçinden geldiği gibi konuşamamak...

Yazının tamamı için http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/21677770.asp

 

Yorum:

On sekiz yaş

Başbakan gündemi istediği zaman değiştiriyor. Hiç zorlanmıyor. En son “On sekiz yaşındakiler seçebildiğine göre seçilebilmeliler” dedi. Bu söylemin değişik amaçları var. En önemli amacı on sekiz yaşındakilere seçilme hakkı vererek, onların genç egolarını okşayarak oylarını almak. Eğer bir parti buna karşı çıkarsa seçim öncesi o partinin on sekiz yaşındakilere değer vermediğini söyleyecek. Kimse karşı çıkmazsa da şimdiye kadar on sekiz yaşına seçilme hakkını vermeyi ilk defa kendilerinin getirdiğini söyleyecek. Her halükarda kârlı olacak.

Ancak burada bir sıkıntı ortaya çıkıyor. AK Parti on sekiz yaşında aday gösterecek mi? Göstermezse bu sözünün altında kalacak. Gösterse kimi gösterecek? Gösterdiği çocukcağıza kim oy verecek?

Eğer Başbakan on sekiz yaşındakilerin yasama faaliyetinde bulunabileceklerine gönülden inanıyorsa bir iki tane on sekiz yaşında müsteşar alsın, işlerini onlara danışsın önce. Sonra partisinin gençlik kollarını kaldırsın. Ne gereği var gençlik kollarının. Nasıl olsa on sekiz yaşındakiler yaşlılarla beraber yasa çıkarabiliyorlarsa, o özelliklere sahiplerse, gençlik kollarına da gerek yok. Doğrudan teşkilatta çalıştırsın. Hatta en azından iki üç tanesini il başkanı yapsın. Bakalım on sekiz yaşındaki çocukcağızın emrine girecek mi il teşkilatındaki koca koca amcaları, dedeleri?

Görecek miyiz mecliste münazara yaptığını zanneden, konunun derinliklerine vakıf olamayan, sadece bir fikri savunmak için savunan yavrucukları? Görecek miyiz Başbakanın vitrin süslerini? Seyredecek miyiz komediyi? Yoksa meclis sıralarında yanlarına oturan amcaları, dedeleri konuşmak için izin isteyen o çocukların kafasını okşayıp “Sen hele otur, konuşma yavrum, büyüyünce konuşursun” diyecekler mi? Yoksa o çocukcağızlar akıllı telefonları ile sanal ortama şakırken mecliste ne konuşulduğundan bihaber “el kaldırıcı” görevini mi yapacaklar?

“El insaf !!!” demek bile yetmiyor bu çok zekice (!) teklife.

 

Lütfi Hocaoğlu

Yorumcu
Yorum
Reşat Nuri Erol
14.10.2012
07:57

RESUL TOSUN, Yeni Şafak

18 yaş, 35. madde ve insan olmak 18 yaşa seçilme hakkı, gençlere değer veren bir ifade olarak kulağa hoş geliyor. Öyle ya seçme hakkı olan 18 yaşındaki genç neden seçilemesin; kimin yöneteceğine karar verebilen bir insan neden kendisi de yönetici olamasın? Beğenilen bir sistemi bir bütün olarak almaz da orasından burasından tırtıklayarak alırsak, ortaya çok da mükemmel bir uygulama çıkmayabilir. Evet demokratik ülkelerin bazılarında seçilme yaşı 18 olarak düzenlenmiş bu doğru. Lakin o ülkelerde çift meclis bulunduğunu ve 18 yaşındaki gencin sadece temsilciler meclisine seçilebildiğinin altını kalın çizgilerle çizmemiz gerekir. Bizde ise çift meclis yoktur. Tek yasama meclisi vardır. Yasama meclisinin tek olduğu ülkemizde seçilme yaşını 18'e düşürürken bunun fayda ve zararlarını iyi düşünmek lazım. Ayrıca seçilme yaşının 18 olduğu ülkelerde adayları genel merkezler belirlemiyor, ön seçime katılan üyeler belirliyor yani 18 yaşında seçilen bir genç kendi liyakat ve ehliyetiyle ve bileğinin gücüyle seçiliyor. Bizde ise bütün adayları genel merkezler belirlediği gibi 18 yaşındaki adayı da yine genel merkez belirleyecek ve değişen pek bir şey olmayacaktır. Seçilme yaşını 25'e indiren anayasa değişikliğinin yapıldığı TBMM 22. dönemde ben de milletvekiliydim ve meclis genel kurulunda yaptığım konuşmada bu noktaya şöyle işaret etmiştim: 'Siyasî Partiler ve Seçim Yasalarını değiştiremez ve milletvekillerinin, doğrudan doğruya halkın tercihiyle seçilmesini sağlayacak bir demokratik yapıyı oluşturamazsak, seçilme yaşını, hangi yaşa indirirsek indirelim, ha 25'e ha 15'e indirmişiz, bunun hiçbir faydası olmayacaktır.' (TBMM Tutanak dergisi, cilt 11, 59. Birleşim, 01 Nisan 2003 Salı) Seçilme yaşının 18'e indirilmesi doğrudur, ancak mevcut seçim yasası değişmediği takdirde 18 yaşında seçilmek isteyen herkesin değil sadece parti genel merkezlerin istediği gençlerin önü açılmış olur. Bu değişikliğin gerçekten demokratik bir şekil alması isteniyorsa, aday belirlemeleri parti üyelerine (delegelere değil) bırakılacak düzenlemenin yapılması şarttır. Önseçimden geçen genci küçümsemek değil takdir etmek gerekir. * * * 35. madde meselesine gelince, darbelerin zihnimizde oluşturduğu olumsuzluk bazen bizi haksızlık etmeye zorlayabilmektedir. 4 Ocak 1961 tarihinde kabul edilen 211 numaralı TSK İç Hizmetler Kanunu'nun 35. maddesi Umumi Vazifeler bölümünün ilk maddesidir ve silahlı kuvvetlerin vazifesini belirler. (Madde 35 - Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.) Askerler, sivil yönetim üzerinde kurduğu vesayetine ve darbe girişimlerine hep bu maddeyi gerekçe olarak gösterdiği için darbe karşıtları bu maddenin kaldırılmasını savunurlar. Ben bu maddenin kaldırılmasını değil tadil edilmesini savunanlardanım. 28.07.2010 tarihinde bu köşede kaleme aldığım yazıda şunları yazmıştım: 'Ben 35. maddenin kaldırılmasından yana değilim. Bu görevi silahlı kuvvetler yapmayacak da kim yapacak? Her ülkenin ordusu o ülkeyi korumakla görevli değil midir? Ben maddenin sadece darbecileri haklı çıkaracak yoruma kapalı hale getirilmesinin yeterli olacağını düşünüyorum. Yani bu maddenin, 'Silahlı Kuvvetlerin vazifesi, Türk Yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini harici saldırılara karşı ve TBMM yahut hükümetin talep etmesi halinde dâhili kalkışmalara karşı korumak ve kollamaktır.' haline getirilmesi yeterlidir.'



YorumYap

Sayı: 174 | Tarih: 14.10.2012
Ahmet Hakan
Her şeyin bir sebebi var
On sekiz yaş
995 Okunma
1 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Yusuf Kaplan
Hocaefendiyle görüşme,sorunlar,sorular?
Sansürcü beyinler ve bid'at ehli
567 Okunma
2 Yorum
Ali Bülent Dilek
Mehmet Şevket Eygi
Müslüman Gençlere
Kuran'ı Öğrenme ve Anlama Ders Olmalı
495 Okunma
Emine Hocaoğlu
Emre Kongar
Türkiye-AB İlişkişi: Bir Romeo Jülyet Öyküsü!
AB ve Ak Parti
491 Okunma
8 Yorum
Süleyman Karagülle
Hüseyin Gülerce
Terör ve ağlamak üzerine
Sorumluluğu Kabullenmek
446 Okunma
Zafer Kafkas
Mehmet Barlas
Anlamlarını bilmeden kelimeleri kullanmayalım
Etimolojinin Hazzı
443 Okunma
Tayibet Erzen