Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Mehmet Barlas - Sabah Tayibet Erzen
İhtiyacımız akıllı telefonlar değil akıllı insanl
577 Okunma, 0 Yorum

25.08.2012

Hayatımıza "Akıllı telefonlar" öylesine girdiler ki, artık telefon kullanıcılarının fazla akıllı olmaları pek beklenilmiyor.
Başbaşa kalmak için bir masa başına oturan iki âşığın, birbirleri yerine akıllı telefonlarından başkaları ile konuşmaları, insan aklının kıtlığını kanıtlamıyor mu?
Veya pek tanımadığınız bir kişi, sorunlarını anlatmak için sizden randevu istiyor. Yoğun gündeminizde bir yer açıp, ona zaman ayırıyorsunuz.
Gelip karşınıza oturuyor. Onun sorunlarını anlatmasını bekliyorsunuz.
O anda ziyaretçinizin telefonu çalıyor.
Cebinden akıllı telefonunu çıkartıyor.

Akıllı otomobiller
Arayan kimse onunla konuşmaya başlıyor. Konuşmasının bitmesini boşuna bekliyorsunuz.
Bir süre sonra bu ziyaretçinizin telefonu kadar akıllı olmadığını düşünmeye başlıyorsunuz.
Şimdi sırada
"Akıllı otomobiller"in üretilmesi varmış.
Otomobiller akılsızken de sürücülerin akıllı olmalarına zaten pek bakılmazdı. Trafik kazalarına kurban verdiğimiz canların sayısına bakılınca, sürücülerin genel akıl durumları kolayca anlaşılır.
Ayrıca sürücünün akılsızlığı sade kazalardan anlaşılmıyor ki.
Trafik ışıklarına önem vermeyenlere, güvenlik şeridine girip trafiği aşmayı akıllılık zannedenlere ve sağa sola saparken sinyal vermeyenlere, akıllı otomobiller akıl verebilecek mi?

Akıllı insanlar ararken
Aslında gerçek ihtiyacımız ne akıllı telefondur, ne de akıllı otomobildir.
Sade biz Türkiye'de yaşayanlar değil, tüm dünya halkları
"Akıllı insan"ı bekliyor.
Bu akıllı insanın Apple veya Samsung tarafından üretilmesinin mümkün olmadığını da biliyoruz.
Bu konuda yapılabilecek tek şey, akılsızlıklara tepki göstermek ve insanları aklın yoluna davet etmektir.
Akla davet etmeninin bir yolu da
"Mizah"tır.

 

Devamı için http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/barlas/2012/08/25/ihtiyacimiz-akilli-telefonlar-degil-akilli-insanlardir

 

Yorum:

Sanal Nesiller

Memleketin genel problemi akıllı insan kıtlığıyken Sayın Barlas bu yazısıyla yaramıza resmen tuz serpmiş oldu. Kafası çalışanların insanlıktan hiç umudu kalmamış, her işi makinelere yaptırıyorlar, adına da teknoloji diyorlar. Ben abarttınız, diyorum.

İnsanlar arasındaki iletişimin ne durumda olduğunu anlamamız açısından da iyi bir ölçüt olan telefonlar, neredeyse konuşma dışında her şeyde kullanılıyor. İnsaf yani alt tarafı bir alet deyip geçmek daha doğru olmaz mıydı? Ondan o kadar çok şey beklemek doğru mu? Sonuçta bu kadar çok meziyeti olan bir aleti elden düşürmemek gayet normal gelebilir ama sıkıntı da burada başlıyor zaten.

Bu mereti çoğunlukla sosyal paylaşım siteleri için kullanıyoruz. Canlı kanlı karşımızda oturan eş, dost, arkadaş dururken telefonun diğer ucundaki biriyle, her kim ise bazen tanımadığımız biri bile olabilir, iletişim kurmak daha cazip geliyor. Kafede, yolda, okulda, otobüste her yerde aynı manzarayla karşılaşmak mümkün. En komik olanı ise akşam, salonunda birlikte vakit geçirmek için toplanan bir ailenin sergilediği tablodur. Herkes bir köşede elindeki meretle meşgul, bir yandan da televizyon açık. Paylaşım dorukta, ancak sanal âlemde.

Orta yaş ve üstü için telefon kullanımı bu kadar yoğun ve durum bu kadar vahim değilken, yeni nesil için bunu söylemek ne yazık ki mümkün değil. Perşembe hiç de sürpriz olmayacak. Önümüzdeki yıllarda bugünün genç nesli orta kuşak çağına gelince, aile ve toplum yapısı iletişim anlamında zayıf olacak diyebiliriz. Peki o dönemin genç nesli ne âlemde olacak dersiniz? Tahmin etmek güç değil, izole bir yaşamı zirvede yaşayacak bir nesil var önümüzde.

Buna dur demek mümkün mü? Teknolojik ilerleme anlamında bunun olması normalse de oluşturduğu etkiye bakınca bu gelişimin ne kadar yararlı olduğunu söyleyebiliriz? Bilgisayarlar hızlandı, her işimizi onlarla az zaman ve enerji harcayarak yapabiliyoruz. Ulaşım ve iletişim kolaylaştı bundan nasıl şikâyetçi olabiliriz ki?

Peki ya bizden götürdükleri? Ya insanların yitirdikleri ne olacak? Boş vaktimiz olduğunda kaçımız uzun zamandır görmediği bir yakını veya çok özlediği bir arkadaşını ziyaret ediyor? Hangimiz kendine vakit ayırmak için bahaneler icat etme gereği duyuyor? Bu sorulara herkesin vereceği cevaplar vardır ancak görünen o ki gidişat her fırsatı, her boş zamanı sanal alemde sörfe dönüştürmeye niyetlenenlerin kontrolünde.

Bilim ve teknoloji insanlığa hizmet edeceklerse olmalılar, aksi halde robotlaşan insan soyunun hayatının kolaylığı konuşmaya değer bir şey midir?

Tayibet Erzen



YorumYap

Sayı: 167 | Tarih: 26.8.2012
Mahir Kaynak
Bölgenin geleceği
Geleceğin Düzeni, Adil Düzen
1321 Okunma
42 Yorum
Süleyman Karagülle
Ahmet Hakan
Peygamber’e ‘en büyük devrimci’ demenin tarihi
İslamiyet - Sosyalizm
585 Okunma
1 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Barlas
İhtiyacımız akıllı telefonlar değil akıllı insanl
Sanal Nesiller
577 Okunma
Tayibet Erzen
Yusuf Kaplan
Paganlaşma,etnik'barbarlaşma' ve İslamcılık
Abdurrahman Dilipak ve Bahri Zengin(r.ah)nerede?
488 Okunma
3 Yorum
Ali Bülent Dilek
Mehmet Şevket Eygi
Allah'ı Puta Benzeten İslamcı
Görünmeyene İnanamamak
436 Okunma
Emine Hocaoğlu