Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Mahir Kaynak - Star Süleyman Karagülle
Yanılmak Yenilmektir
787 Okunma, 11 Yorum

Otuz yılı aşan bir süredir terör örgütü ile mücadele ediyoruz. Başarısızlığımızın en önemli sebebi olaylara doğru teşhis koyamamamızdır. Bölücü bir terör örgütü ile savaştığımızı söylüyoruz ama bölünmenin nasıl gerçekleşeceği, yeni kurulacak devletin nasıl olacağı yolunda bir öngörümüz yok. Teşhislerimiz birçok yanlışlığı içeriyor. Mesela örgütün finansmanını uyuşturucu ticareti yapanların sağladığını söylüyoruz. Oysa Marksist bir örgüte kaçakçılar yardım etmez. Devlet kaçakçılara ait bir listeyi kamuoyuna açıkladı ve bunların bir kısmı öldürüldü. Bir devletin hukuk dışı işlerle uğraşanları öldürmesi düşünülemez. Acaba bu işler kaçakçı şebekeleri arasındaki bir mücadele miydi? Kürt kaçakçılar tasfiye edilerek başka bir şebekenin önü mü açıldı?

 

-30 senedir mücadele ediyoruz. Terör ne istiyor, biz neyi önlüyoruz. Bilmiyoruz.

-Terörle mücadele etmiyoruz. Sermayenin emrinde terör maçları yapıyoruz.

 

Bölünmek isteyenler sadece dar gelirliler miydi? Bölgede gelir düzeyi yüksek olanlar böyle bir hevesin peşinde değildi hatta korucu olarak devletin yanında yer aldılar.

 

- Yüksek gelirliler de bölünmek istiyorlar mıydı?

- Kimse bölünmek istemiyor. Sermayenin finansı, şartların zorunluluğu 30 yılımızı almıştır.

 

Bir kitle sadece kendilerinden olanların yönetimi altında mı yaşamak isterler? Yani iyi yöneticilik aynı soydan gelenlere karşı mı geçerlidir?

 

- Aynı soydan olmak iyi yöneticilik için yeterli midir?

- Birbirini tanıyacak kadar küçük topluluklarda iyi yönetim soya bağlı olur.

 

Genel olarak halkların kendi devletlerini kurduğu düşünülür. Oysa halkın devleti olmaz devletin halkı olur. Mesela bir Amerikan halkı yoktur. Her soydan, inançtan insanlar bu devletin içinde yaşarlar. Osmanlı halkı da yoktu. Osmanlı devletinin tebaası olanlar bir halk yarattılar.

 

- Halk devleti değil, devlet halkı oluşturur.

- Bir devlet içinde toplanan halklar 100 milyondan az, 30 milyondan çoksa zamanla bir ulus haline gelirler.

 

Mesela Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı topraklarında bir çok devlet kuruldu. Bu devletleri kuran bölgenin halkı değil galip devletlerdi. Suriye halkı bir sabah uyandığında bir devleti olduğunu gördü. Ayrıca bu Suriye halkı için bir başarı değildi. Küçük bir devletin halkı olarak yaşadılar. Eğer Suriye devleti kurulmasaydı oradaki halk Türkiye’nin bir parçası olacak ve daha büyük bir güce dahil olmanın avantajlarını yaşayacaktı. Ayrıca Türkiye’de daha geniş toprağa sahip olmanın gücünü yaşayacaktı. Bağımsız bir Suriye kurulunca Hem oradaki halk hem de Türkiye kaybetti. Yani devlet kurmak her zaman avantajlı değildir. Büyük bir gücün parçası olmak her iki taraf için de avantajlıdır.

 

- Suriye suni olarak ayrı devlet oldu.Hem Türkiye, hem de Suriye halkı kaybetti.

- Türkiye kaybetmedi. Nüfusunu çoğalttı. Bugün ideal bir devlettir.

 

Yani Kürtler devlet kuracaklarına Türkiye ile bütünleşseler herkes kazançlı çıkar. Şimdi Kuzey Irak’ta, Suriye’de birer Kürt devleti oluşacağından söz ediliyor. Oysa bütün bunlar Türkiye’nin etrafında toplansalar büyük bir güç olurlar. Amaç kimseyi topraklarımıza dahil etmek değildir. Bir işbirliği oluşturulmalıdır ve kimse diğerine egemen olma sevdasında olmamalıdır. Böylece dünya üzerinde geleceğe yön veren ülkelerden biri oluruz ve eşitlik içinde yaşarız.

 

-Komşularla birleşirsek büyük bir güç oluruz.

-30 milyondan az nüfuslu küçük devletler birleşmeli, 100 milyondan fazla nüfuslu büyük devletler de bölünmeli. Birlik içinde olmalıyız.

 

Dış politikamız şüphesiz ülkenin menfaatlerini korumak ve güvenliği sağlamak amacına yönelik olacaktır. Ancak bu herkesi feda etmek anlamına gelmemelidir. Türkiye bölgesinde güven uyandıran ve herkesin mutluluğu için uğraşan bir güç olmalıdır. Bazıları kendi çıkarları uğruna herkesi feda etmeyi göze alırlar. Oysa biz sadece kendi çıkarları için değil dünyada güvenlik ve refah sağlayan bir ülke olmalıyız.

 

- Siyasetimizde  çıkar çatışmasının yerini çıkar beraberliği almalıdır.

 

Türkiye’nin konumu bu rolü oynamaya uygundur. Ancak siyasetçilerin hepsinin buna uygun olduğu söylenemez. Geleceğe yönelik teknik bilgiler, devletin örgütlenmesi ve sorunları çözecek konuma gelmesi ihmal ediliyor.

 

- Türkiye bu yöndedir. Siyasetçilerimizde birlik yok.

- Türkiye bağımlı siyaset oyununu oynuyor.

 

NOT: Yazıda yer alan italik ifadeler Süleyman Karagülle'ye aittir.

 

Yorum:

 

Türkiye Ne Yapmalı?

 

Birinci Kuran uygarlığının 500 yıllık son dönemini, yaşlılık dönemini imparatorluğumuz sürdürmüştür. Ömrünü başarı ile tamamlamış, yerine varis olarak Türkiye Cumhuriyetini bırakmıştır.  Bugün batının kuvvet uygarlığı zirvededir, çökmeye başlamıştır. Daha 500 senelik ömrü vardır. Doğunun hak uygarlığı yeniden doğmaya başlamıştır. Bin yıllık ömrünün bebeklik dönemindedir.

Uygarlıklar, bu hususta hazırlık yapmış bir ulusun öncülüğü ile başlar. Yeni uygarlık iki medeniyetin sentezinden oluşur. III. bin yıl uygarlığı Batı uygarlığı ile İslam uygarlığının sentezinden doğacaktır. Türkiye, bu sentezi yapmaya iki asırdan fazladır hazırlık içinde olmuştur.

1950'den sonra gelişmiş olanlar, III. bin yıl uygarlığına doğru atılmış adımların her on yılda bir atılarak buraya gelinmiştir. Önce Mustafa Kemal'in ilkelerini hatırlayalım.

1- Hakimiyeti milliye ilkesi : bağımsızlık ve demokrasi.

2- Kuvvayi milliye : milli ordu ve faizsiz halk ekonomisi, milli ekonomi.

3- Vahdeti kuvva: tek yargı, hakemlik sistemi; tek ordu, milli ordu.

4- Müspet ilim: Muasır medeniyetin fevkine çıkmak için elde tutulması gereken müspet ilim meşalesi ile Kuran'ı klasik usul içinde yeniden yorumlama.

5- Cumhuriyet ve laiklik arasında kurulacak denge.

6- Halkçılıkla devletçilik  arasında kurulacak denge.

7- Milliyetçilikle inkılapçılık arasında kurulacak denge.

8- Yurtta sulh, cihanda sulh: toprak savaşlarına son vermek. Siyasette barışçı olmak. Kimsenin iç işlerine karışmamak, kimseyi de iç işlerimize karıştırmamak.

 

Yurtta sulhun, cihanda sulhun sağlanabilmesi için;

a) Yurt içinde ve yurt dışında hakemlik sistemi kabul edilmelidir. Hakemlerin kararına uymamız gerekiyor.

b) Hakemlik sistemini kabul eden ülkelerle anlaşıp, hakemlik kararlarına uymayan devletlere karşı birlikte savunmaya geçilmelidir.

c) Hakkı üstün tutan hukuk sisteminin mukaddes kitaplarla ve müspet ilmin ışığı içinde insanlığa Adil Düzen Anayasası'nı sunmak.

d) Tüm insanlığı tek blok kabul ederek bloklaşmalarda yer almamak. Bütün bloklara karşı adil ve tarafsız olmak.

 

 Mesut Bayramlar.

 

Süleyman Karagülle

Yorumcu
Yorum
Reşat Nuri Erol
24.08.2012
19:07

Es Selam Bugun haber sitelerine düşen bir haberi sizlerle paylaşmak istedim. Dikkat çekmek istediğim konu haberden ziyade Amerikada ki düşünce kuruluşlarının yaptıkları profosyonel çalışmalardır. Söz konusu haberde 3 farklı düşünce kuruluşunun beraber organize ettikleri bir think-thank çalışması yer alıyor. Söz konusu 3 kuruluş; Brookings , American Enterprise , Savaş Çalışmaları Enstitüleri(Institute for the Study of War) . Haberin altında bu kuruluşlar hakkında internet üzerinden wikipediadan edindiğim kısa bilgileri paylaştım. Kuruluşların kendi sitelerine girip faliyetlerini incelediğimde her bir enstitinün Amerika'da bir bakanlık gibi çalıştığı izlenimini veriyor. Kesinlikle yanlış anlaşılmasın bizde bunlarla aynı formatta çalışmalarımızı yapalım demiyorum.Niyetim dünyada sömürü düzenini temsil eden kuruluşların çalışmalarında ki profosyonelliğe dikkat çekmektir. Bu 3 kuruluşa ek olarak Rand Corporation hakkında bilgiyide ek olarak paylaşıyorum. ESAM(Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi) olarak üzerimize düşen görevin aslında fevkalade önemli olduğunu bu vesileyle tüm mensuplarımıza hatırlatırım. Yer yüzünde ki sömürü ve zulum düzenini; Rahmetli Erbakan Hocamın gösterdiği adil bir düzen çizgisinde, Cenabı Hakkın yardımıyla bitireceğiz. ESAM'ın göstereceği kelebek etkisine tüm insalığın ihtiyacı vardır. Allaha emanet olunuz. http://haber.rotahaber.com/o-bomba-abdde-oynanmis_298608.html O bomba ABD’de oynanmış ABD’nin en önemli 3 düşünce kuruluşu 27 Haziran 2012 tarihinde liberallerin kalesi olarak bilinen Brookings’te bir araya gelerek Suriye kriziyle ilgili savaş oyunu oynadı. ABD, Türkiye ve Suudi Arabistan’ı temsilen üç takım halinde yürütülen ve bir gün süren simülasyonda, Gaziantep ve Kahramanmaraş gibi bölgelerde bombalamalar olması da konuşuldu. Oyunun sonunda Türkiye, Suriye’yi kısmen işgal etti. Esad rejimi düştü. Irak’ta şiddet 2006 seviyesine döndü. Lübnan’da mezhep çatışmaları başladı. TÜRKİYE, ağustos ayının başından beri, önce Şemdinli’de yaşanan çatışmalar, Foça’daki pusu, Tunceli’de kaçırılan milletvekili ve en son Gaziantep’teki bombalamanın ardından Hakkâri’de yapılan mayınlı saldırıyla sarsılırken, ABD’nin en önemli düşünce kuruluşlarının 27 Haziran’da Washington’da çok çarpıcı bir “savaş oyunu” oynadıkları ortaya çıktı. Düşünce kuruluşlarının Suriye’ye ilişkin senaryosu dikkate alındığında, son günlerde Türkiye’de yaşanan gelişmelerin iki ay önceden öngörüldüğü anlaşılıyor. Hürriyet’in edindiği bilgiye göre, simülasyonda, Ağustos 2012’den Nisan 2013’e kadar bölgede yaşanacaklar tartışıldı. 3 büyük kuruluş Washington’daki düşünce kuruluşları tarafından çok sık tekrarlanan simülasyonlardan biri olan çalışma, pek alışılmadık bir biçimde liberallerin kalesi Brookings ve Cumhuriyetçilerin toplandığı American Enterprise ile Savaş Çalışmaları Enstitüleri tarafından ortaklaşa yürütüldü. Brookings Enstitüsü, simülasyonun sonuçlarını önceki hafta 11 sayfalık bir memoya dönüştürüp üyelerine de dağıttı. Ancak kural gereği, bir gün süren savaş oyununa katılanların ismini ve üzerinde konuşulan senaryoyu açıklamadı. Türkler ve Suudlar Hürriyet’e bilgi veren kaynaklar, savaş oyununun üç grup halinde oynandığını anlattılar. Buna göre bir grup ABD, bir grup Türkiye, bir grup da Suudi Arabistan ekibi oldu. Ve aralarında Pentagon, ABD Dışişleri Bakanlığı ve CIA’de çalışmış Ortadoğu uzmanlarının yer aldığı ekipler, senaryo uyarınca temsil ettikleri ülkeler adına kararlar aldı. Ve bir gün süren simülasyonun ardından da ABD ve bölgedeki iki yakın müttefiği Türkiye ile Suudi Arabistan’ın 2013 Nisanı’nda hangi durumda olacakları tahmin edilmeye çalışıldı. Kilit ülke Türkiye Simülasyonun en kilit ülkesi Türkiye’ydi................................. .................. . . .(haberin devamı linkte..) Brookings Institution The Brookings Institution building near Dupont Circle in Washington, D.C. Abbreviation Brookings Motto Quality. Independence. Impact. Formation 1916 Type Public Policy Think Tank Headquarters 1775 Massachusetts Avenue NW Location Washington, D.C. President Strobe Talbott Budget $ 90 million (2010)[1] Website brookings.edu The Brookings Institution is an American nonprofit public policy organization based in Washington, D.C.,[2] in the United States. One of Washington's oldest think tanks, Brookings conducts research and education in the social sciences, primarily in economics, metropolitan policy, governance, foreign policy, and global economy and development.[3][4] Its stated mission is to "provide innovative and practical recommendations that advance three broad goals: strengthen American democracy; foster the economic and social welfare, security and opportunity of all Americans; and secure a more open, safe, prosperous, and cooperative international system".[2] Brookings states that its scholars "represent diverse points of view" and describes itself as non-partisan http://en.wikipedia.org/wiki/Brookings_Institution http://www.brookings.edu/ American Enterprise Institute American Enterprise Institute Abbreviation AEI Motto Competition of ideas is fundamental to a free society. Formation 1938 Type Public policy think tank Headquarters 1150 Seventeenth Street NW Location Washington, D.C. President Arthur C. Brooks Budget $ 25 million (2009)[1] Website aei.org The American Enterprise Institute for Public Policy Research (AEI) is an American non-partisan think tank founded in 1943. Its stated mission is "to defend the principles and improve the institutions of American freedom and democratic capitalism—limited government, private enterprise, individual liberty and responsibility, vigilant and effective defense and foreign policies, political accountability, and open debate".[2] AEI is an independent nonprofit organization supported primarily by grants and contributions from foundations, corporations, and individuals. It is headquartered in Washington, D.C. Some AEI scholars are considered to be some of the leading architects of the second Bush administration's public policy.[3] More than twenty AEI scholars and fellows served either in a Bush administration policy post or on one of the government's many panels and commissions. Among the prominent former government officials now affiliated with AEI are former U.S. ambassador to the U.N. John Bolton, now an AEI senior fellow; former chairman of the National Endowment for the Humanities Lynne Cheney, a longtime AEI senior fellow; former House Speaker Newt Gingrich, now an AEI senior fellow; former Dutch member of parliament Ayaan Hirsi Ali, an AEI visiting fellow; and former deputy secretary of defense Paul Wolfowitz, now an AEI visiting scholar. Other prominent individuals affiliated with AEI include Kevin Hassett, Frederick W. Kagan, Leon Kass, Charles Murray, Michael Novak, Norman J. Ornstein, Richard Perle, Radek Sikorski, Christina Hoff Sommers, and Peter J. Wallison.[4] http://en.wikipedia.org/wiki/American_Enterprise_Institute http://www.aei.org/ http://www.americanenterprise.com/ Institute for the Study of War Institute for the Study of War Abbreviation ISW Motto On the Front Lines of Military Thinking. Formation 2007 Type Public Policy Think Tank Headquarters 1400 16th Street NW Location Washington, D.C. President Kimberly Kagan Website www.understandingwar.org The Institute for the Study of War (ISW) is a think tank founded in 2007 by Kimberly Kagan. ISW describes itself as a non-partisan non-profit think tank which seeks to provide research and analysis specifically regarding issues of defense and foreign affairs. ISW produces reports on the wars in Iraq and Afghanistan; focusing on military operations, enemy threats, and political trends in diverse conflict zones”.[1] ISW is an independent non-profit organization supported primarily by grants and contributions from foundations, corporations, and individuals. It is headquartered in Washington, D.C.[2] http://en.wikipedia.org/wiki/Institute_for_the_Study_of_War http://www.understandingwar.org/ RAND Corporation RAND Corporation Founder(s) Henry H. "Hap" Arnold, Donald Wills Douglas, Sr. Type Global policy think tank Founded 1948 Headquarters Santa Monica, California Arlington, Virginia Pittsburgh, Pennsylvania Origins United States Army Air Forces, Project RAND Key people Michael D. Rich Area served Predominantly United States of America Focus Policy Analysis Revenue $252.87 million (FY11)[1] Employees c. 1,700 Motto "To help improve policy and decisionmaking through research and analysis." Website www.rand.org RAND Corporation (Research ANd Development[2]) is a nonprofit global policy think tank first formed to offer research and analysis to the United States armed forces by Douglas Aircraft Company. It is currently financed by the U.S. government and private endowment,[3] corporations[4] including the healthcare industry, universities[5] and private individuals.[6] The organization has long since expanded to working with other governments, private foundations, international organizations, and commercial organizations on a host of non-defence issues. RAND aims for interdisciplinary and quantitative problem solving via translating theoretical concepts from formal economics and the hard sciences into novel applications in other areas; that is, via applied science and operations research. Michael D. Rich is president and chief executive officer of the RAND Corporation. RAND has approximately 1,700 employees and three principal North American locations: Santa Monica, California (headquarters); Arlington, Virginia; Pittsburgh, Pennsylvania. The RAND Gulf States Policy Institute[7] has offices in New Orleans, Louisiana, and Jackson, Mississippi. RAND Europe[8] is located in Cambridge, United Kingdom, and Brussels, Belgium. The RAND-Qatar Policy Institute[9] is in Doha, Qatar. RAND's newest offices are in Boston, Massachusetts, and Abu Dhabi, The United Arab Emirates. RAND is also home to the Frederick S. Pardee RAND Graduate School, one of the original[clarification needed] graduate programs in public policy and the first[citation needed] to offer a Ph.D. The program aims to have practical value in that students work alongside RAND analysts on real-world problems. The campus is at RAND's Santa Monica research facility. The Pardee RAND School is the world's largest Ph.D.-granting program in policy analysis.[citation needed] RAND publishes The RAND Journal of Economics, a peer-reviewed journal of economics. http://en.wikipedia.org/wiki/RAND_Corporation http://www.rand.org/

Sayfa: 2 / 2 (11 Yorum)Prev1[2]Next


YorumYap

Sayı: 166 | Tarih: 19.8.2012
Mahir Kaynak
Yanılmak Yenilmektir
Türkiye ne yapmalı?
787 Okunma
11 Yorum
Süleyman Karagülle
Ahmet Hakan
Ben Hüseyin’ciyim
CHP ve BDP koalisyonu
478 Okunma
1 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Yusuf Kaplan
İslamcılığın selefleri ve halefleri
Şeker bayramı demek yerine ramazan bayramı demekl
456 Okunma
Ali Bülent Dilek
Mehmet Barlas
Olayın kendisi kadar algılama farkları da önemlid
Şaşılacak şey az
378 Okunma
1 Yorum
Tayibet Erzen
Mehmet Şevket Eygi
Kim Faziletlidir?
Çevreye Bırak
377 Okunma
Emine Hocaoğlu